Kategori arşivi: Duyuru

CHP MİLLETVEKİLİ ATİLLA KART : Anayasa ve Adalet Komisyonu’nun çalışma saatleri hakkında

7 Şubat 2014

Basın Duyurusu ;

Anayasa ve Adalet Komisyonu ‘nun “Çalışma Saatleri” Hakkında….

–“Yeni Bir Demokratikleşme Paketi” adı altında TBMM Adalet Komisyonu Başkanlığına sunulan, özünde ise “Yolsuzluk bulgularının üstünü örtmeye, delileri yok etmeye” yönelik olan tasarının Adalet Komisyonu görüşmeleriyle, Anayasa Komisyonundaki “Demokratikleşme Paketi” (!) görüşmelerinin 11 Şubat 2014-Salı günü yapılacak çalışma saatleri örtüşmektedir.

İktidar eliyle, TBMM Komisyonlarının çalışma saatlerinde bile karambol yaratılmaktadır.

TBMM Başkanlığına Tarafımızdan sunulan, konuyla ilgili gelişmeleri ve konuya müdahil olunması talebini içeren dilekçemizin bir örneği ilişikte sunulmuştur.

Kamuoyunun bilgilerine saygıyla duyurulur.

Atilla Kart

Konya Milletvekili

7 Şubat 2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Konu ; Anayasa ve Adalet Komisyonu’nun “çalışma saatleri” hakkında.

(I) Hükümet tarafından “Demokratikleşme Paketi” adı altında TBMM Başkanlığına sunulan 1/869 sayılı düzenlemeyle ilgili Alt Komisyon Raporu 11 Şubat 2014 – Salı günü saat; 15.00’de Anayasa Komisyonda görüşülecektir.

Yine Hükümet tarafından “bir başka demokratikleşme paketi” adı altında TBMM Başkanlığına sunulan, özünde ise “yolsuzlukların üstünü örtmeye yönelik acil önlemler paketi” niteliğinde olan 2/1981 sayılı tasarı (!) ise Adalet Komisyonunda yine 11 Şubat 2014 – Salı günü Saat; 15.30’da görüşülecektir.

(II) Adalet Komisyonunda görüşülecek tasarı, aslında pek çok maddesiyle doğrudan Anayasa’ya aykırılık teşkil etmesi sebebiyle, esas komisyon sıfatıyla Anayasa Komisyonunda görüşülmesi gereken bir tasarıdır. Olayın bu yönüne ilişkin değerlendirmeler bir tarafa; her 2 tasarının birbiriyle olan bağlantısı ve içeriği gözönüne alındığında , Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinin her 2 tasarıyı da bizzat takip etmeleri zorunluluğu vardır. Bu sebeple; Anayasa ve Adalet Komisyonlarının bu tasarılara ilişkin çalışma saatlerinin birbiriyle çakışmaması gerekmektedir.

(III) Anayasa ve Adalet Komisyonu Başkanlıklarının, bu temel konuya gerekli dikkat, özen ve duyarlılığı göstermedikleri anlaşılmaktadır. Yeni çatışmalara yol açılmaması, verimli ve sağlıklı bir çalışma ortamının sağlanabilmesi bakımından ; Komisyonların çalışmalarının denetlenmesi kapsamında, konuya müdahil olunmasını ve re’sen görülecek sair önlemlerin alınmasını saygıyla talep ederim.

Atilla Kart

Bilgi İçin; Konya Milletvekili Anayasa ve Adalet Komisyonu Anayasa Komisyonu Üyesi Başkanlıklarına

7 ubat 2014 Basn Duyurusu TBMM Bakanlna demokratikleme paketleri anayasa ve adalet komisy onu alma saatleri hakknda.doc

7 ubat 2014 TBMM Bakanlna demokratikleme paketleri anayasa ve adalet komisyonu alma lar.doc

Reklamlar

CHP MİLLETVEKİLİ ATİLLA KART : Ankara C.Başsavcısı Randevuyu Neden İptal Etti ?

5 Şubat 2014

Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin)

Ankara C.Başsavcısı Randevuyu Neden İptal Etti?

Değerli Basın Mensupları;

–Tarafıma bir Milletvekili arkadaşım aracılığıyla iletilen mesaj üzerine, 7 Ocak tarihinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcısını aradım. Başsavcı; “….. geçmiş yıllara yönelik olarak takipsizlik kararı verilen dosyaları incelediğini, bu çerçevede avukatlıktan yargıçlığa geçişle ilgili suç duyurusu hakkındaki dosyayı da canlandırmak üzere, suç duyurusu yapan kişi olarak görüşüme başvurmak istediğini….” beyan ederek, Makamında görüşmeye davet etti.

Ben de cevaben, “…..bundan memnun olacağımı , yasal prosedür içinde bu konularda yurttaş ve Milletvekili sorumluluğu içinde yardım etmeye hazır olduğumu; ancak bu arada sümenaltı edilen Kömür Yolsuzluğu, Telekom soruşturması başta olmak üzere takip ettiğim ve kamuoyuna mal olan, ancak takipsizlik kararı verilen diğer dosyalar yönünden de yasal yönden çalışmalar yapılması….” gereğini dile getirdim.

Aradan 10 gün kadar geçtikten sonra, 17 Ocak tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Kalemiyle, Sekreteryam görüşme yaptılar. Başsavcı Makamında olmadığı için, Özel Kalemi kendisiyle görüştükten sonra Sekreteryama dönüş yaptı ve saat 13.30 için randevuda mutabık kalındı. Ancak 20-25 dakika kadar sonra Özel Kalem , Sekreteryamı arayarak, “ Başsavcının öğleden sonra toplantısının olduğunu, bu toplantının uzayabileceğini ifade ederek; Pazartesi günü yeni randevu gününü tespit etmek üzere arayacaklarını” ifade ettiler.

17 Ocak’tan sonra 2 Pazartesi geçti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından arayan kimse olmadı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcısının görüşmek İstediği dosya hangisiydi, içeriği neydi?

6 Mayıs 2012 tarihinde, Avukatlıktan Yargıçlığa geçiş sınavları yapıldı. Sınav sonuçları 30 Mayısta açıklandı. Ancak, sonuçlar açıklanmadan 13 gün evvel internette sınav sonuçları yayınlandı. 13 gün önce yayımlanan bu liste, 30 Mayıs’ta açıklanan listeyle örtüşüyordu.

Ortaya çıkan bulgulara göre; sınavı kazananların ağırlıklı olarak “…aile ilişkileri, karı-koca ilişkileri, AKP İl ve İlçe Yönetimlerinde görev yapan kişiler, Cemaat ilişkileri…” gibi ilişkiler üzerinden kazandıkları ve buna göre tercih edildikleri ortaya çıktı.

–15 Haziran 2012 tarihinde “AKP İktidarlarında Özel Yetkili Mahkemeler Bitmez!!!!!” başlıklı basın toplantısıyla dile getirdiğim suç bulgularını bilahare Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 3 Temmuz 2012 tarih, 2012/85109 soruşturma sayılı dosyasına konu yaptım ve benzeri nitelikteki suç duyurularını yine 3 Temmuz 2012 tarihi itibariyle Adalet Bakanlığı ile ÖSYM Başkanlığına da yaptım.

Ortaya çıkan bulgular o kadar barizdi ki, ÖSYM bu sınavı iptal etmek zorunda kaldı.

Adalet Bakanlığından ise Tarafımıza doğrudan ulaşan bir cevap olmamakla birlikte , ÖSYM’nin işlemi doğrultusunda Bakanlık da sınavları iptal etmek durumunda kaldı.

Bu arada , ÖSYM de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusu yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı her 2 suç duyurusunu birleştirdikten sonra, görünürde ve şekli olarak bir soruşturma yaptı. Suç bulgularının ve olgularının varlığını tespit eden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı , her nasılsa suçluları tespit edemedi. 5 Mart 2013 tarihinde takipsizlik kararı verdi.

Diğer pek çok yolsuzluk olayında olduğu gibi, AKP ile birlikte hukukumuzda yeni bir uygulama yerleşti; suç var, suçun varlığı tespit ediliyor…. Ancak suçlu-lar bir türlü bulunamıyor!!!!

Zira, yolsuzlukları üreten ve himaye eden bir yapı ve yönetim anlayışı, AKP’yle birlikte kurumsal hale gelmiştir. Fotoğrafın özü ve esası budur.

Değerli Basın Mensupları;

Avukatlıktan Yargıçlığa geçiş sınavındaki usulsüzlüklerin benzerleri Komiser Yardımcılığı sınavında da yaşandı. Bu sınavlardaki yolsuzluk ve usulsüzlükler sebebiyle, Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilileri hakkında da 25 Eylül 2012 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusu yaptık. Yargıçlık sınavındaki bulguların büyük bölümü bu sınavlar için de söz konusuydu.

Komiser Yardımcılığı sınavında yapılan yolsuzluk ve usulsüzleri 13 Eylül 2012, 3 Ekim 2012, 21 Mart 2013 tarihli basın toplantılarımızda “……Komiser Yardımcılığı sınavlarında Allah’tan Korkmayan, Kuldan Utanmayanlar Kimler? Bunları Kimler Himaye Ediyor?” başlıklarıyla ve sayfalar dolusu belgelerle dile getirdik.

Yeri gelmişken bir kez daha , mezkur basın toplantılarımıza atıfla ve kısaca ifade ediyoruz; …..emeğimize, alınterimize, göz nurumuza, zor çalışma şartlarımıza rağmen evimizden, eşimizden, çocuklarımızdan esirgediğimiz zamanlarda, geceli-gündüzlü çalışmalarımıza rağmen , bu zalimler yine hakkımıza tecavüz etmişlerdir.

Allahtan korkmayan, kuldan utanmayan, vicdansızlar karşısında elimiz kolumuz bağlı, içimiz kan ağlamaktadır.

Kimdir bu zalimler?

Kimdir bu Allah’tan korkmayan, kuldan utanmayan vicdansızlar?

Bu zalimleri, bu Allah’tan korkmayanları, utanmayanları himaye edenler kimlerdir? Bu iklimi ve mekanizmayı kimler yaratmıştır?

Bu feryatlar ve haykırışlar, sınavlarda mağdur olan Emniyet Mensuplarının sesiydi.

Değerli Basın Mensupları;

2005’le yıllardan bu yana , bu konuyla ilgili basın toplantılarında şunları ifade ettik; Türkiye’yi yönetenler eliyle, vicdansızlık, adaletsizlik, haksızlık ve zülüm yapılmaktadır. AKP iktidarlarında 2006-2007 yıllarından bu yana Kamu Personeli alımında, tayin ve terfi işlemlerinde organize bir şekilde nüfuz suiistimalleri yapılmaktadır. Yurttaşlarımız arasında ayırımcılık yapılmaktadır.

Artık ; ÖSYM, KPSS, TUS, Yargıçlık sınavlarıyla Emniyet odaklı Komiser Yardımcılığı sınavlarında sorular belli gruplara servis edilmektedir. Bu anlamda, Adalet Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, ÖSYM odaklı “çeteleşme” anlayışı Devlet içinde egemen hale gelmiştir. Bu yapı Yargı’yı kontrol ediyor, bu yapı Emniyeti kontrol ediyor, bu yapı Medyayı yönlendiriyor. Bu yapılanma toplumsal barışımızı tehdit ediyor

Gelinen aşamada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına elbette yardımcı olmak isteriz.

Ancak, Biz , birilerinin kişisel ve siyasi stratejilerinin parçası olmayız. Bizim için önemli olan tüm yolsuzluk ve hukuksuzlukların üzerine gitmektir. İlgili tüm dosyaları canlandırmaktır. Maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Fail ve sorumlular arasında ayırım yapmadan, soruşturma mekanizmalarını çalıştırmaktır.

Sadece bu dosyayı değil, Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna mensup 6 Milletvekili’yle (Uğur Bayraktutan-Artvin, Levent Gök-Ankara, Nedret Akova-Balıkesir, Dilek Akagün Yılmaz-Uşak, Ahmet Toptaş-Afyonkarahisar ve Ali İhsan Köktürk-Zonguldak) ilebirlikte Adalet Bakanına, Bakanlık Makamında vermiş olduğumuz 18 Ekim 2011 tarihli dilekçemizdeki suç dosyaları başta olmak üzere, kamuoyu gündeminde olan kritik tüm dosyaların tahkik edilmesi konusunda her türlü bilgi ve bulguyu paylaşmaya hazırız.

18 Ekim 2011 tarihli dilekçemizde şu dosyaları dile getirmişiz ;

(1) Türkiye Kömür İşletmelerinde 2003-2008 yılları arasında vuku bulan 1 Milyar Dolar seviyesindeki yolsuzluk dosyası.

(2) Oda TV iddianamesi.

(3)Telekom Yönetim ve Denetimiyle ilgili dosya; aralarında dönemin Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, Sivil Havacılık Genel Müdürü Ali Arıduru, Muhammed Hariri ve Abdullah Tivnikli’nin de bulunduğu kişilerle ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına Nisan 2011 tarihinde intikal eden dosya…

10 Milyar Dolarlar seviyesinde…

(4) Silivri soruşturmaları Savcısı Zekeriya Öz ile ilgili dosya….

Adı geçen Savcının , TCK’nun 279. maddesine aykırılık teşkil eden suç ilişkileri hakkında Bakanlık ve HSYK’yı göreve davet etmişiz.

(5) Ortadan kaldırılan Milletvekili fezlekeleri….

(6) Zamanaşımı gerekçesiyle Milletvekili hakkındaki dosyayı ortadan kaldıran Beyoğlu Savcısı hakkındaki suç duyurusu…

(7) Adalet Bakanlığı bürokrasisinin, resmi yazışmalarda yalan bilgiye dayalı yazışma yapmasına yönelik kaygılarımızı ayrıca dile getirmişiz…

Değerli Basın Mensupları ;

Yukarıda anlatımı yapılan başvuruyu yaparken, şu değerlendirme notunu düşmüşüz; Adalet Bakanlığının, Hükümet bağlantılı suç ilişkileri ya da nüfuz suiistimalleri konuşunda , hem ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına ve hem de HSYK’na “Kanunsuz Emir ve Talimat” yoluyla müdahalelerde bulunduğunu; bunun kabul edilemez bir durum olduğunu ifade etmişiz.

Ana Muhalefet Partisine mensup bir Milletvekili olarak;

Yolsuzluk ve hukuksuzluklarla mücadele konusunda ilkeli tavrımızı bundan böyle de sürdüreceğiz. İktidar dahil olmak üzere, hiçbir grupla organik bir ilişki içine girmeden; yedimizde mevcut olan ya da kamuoyuna mal olan tüm dosyalar yönünden; maddi gerçeğe ulaşılması, fail ve sorumluların ortaya çıkarılması için başvurularımızı bundan böyle de kararlılıkla sürdüreceğiz.

Ankara Cumhuriyet Başsavcısının, TİB Başkanı olarak, 2005-2006’lı yıllardan itibaren “yasa dışı dinlemeler, temel hak ve özgürlüklerin tehdit altına alınması” süreçlerinde, Hükümet’in “kanunsuz emir ve talimatlarını” uyguladığına dair ciddi bulgular söz konusudur. TİB, bugün Türkiye’de ortam dinlemeleri, yasa dışı dinlemeler, soruşturmanın gizliliğinin ihlali gibi toplumsal barışımızı ve demokrasimizi tehdit eden pekçok uygulamanın sorumlusu ve müsebbibi konumundadır.

Bu sebeple, Ankara Cumhuriyet Başsavcısına ; Siyasi İktidarların gelip-geçici olduğunu ; esas olanın demokrasi, temel hak ve özgürlükler, insan hakları, adalet , hak , hukuk ve toplumsal barış olduğunu hatırlatıyor, Görevini Cumhuriyetin ve demokrasinin kazanımları doğrultusunda, kanunsuz emir ve talimatlara tabi olmadan ; yurttaşlarımız arasında ayırımcılık yapmadan; Cumhuriyetin Savcısı olarak ve Cumhur arasında ayırımcılık yapmadan yerine getirmesi gereğini ifade ediyor, uyarıda bulunuyor ve göreve davet ediyoruz.

5 ubat 2014 basn toplants metni.pdf

5 ubat 2014 basn toplants metni.doc

CHP MİLLETVEKİLİ ATİLLA KART : İş takipçiliği ve ihale tevzii yapan bir Başbakan

4 Şubat 2014

TBMM Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sn.R.Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını Anayasa’nın 98 ve İçtüzüğün 96. maddeleri gereğince saygıyla talep ederim.

Atilla Kart

CHP Konya Milletvekili

J

17 Aralık Yolsuzluk soruşturmasının ortaya çıkardığı en vahim olaylardan birisi de “Sabah-ATV” nin satışı sürecindeki havuz ilişkisidir. Başbakan’ın bizzat müdahil olduğu yolsuzluk ilişkisini, yasama denetimi sorumluluğu içinde dile getiren İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın mezkur önergesine getirilmek istenilen internet sansürü , olayı ve iddiayı daha da kritik bir hale getirmiştir.

Asgari demokrasi kültürü ve duyarlılığı olan bir toplumda, Hükümet’in istifasını gerektiren bu olayla ilgili iddia ve gelişmeleri , kararlılıkla gündemde tutmak ve sorgulamak zorunluluğu vardır. Öyle ki, bu konuları dolaylı olarak dile getirmek isteyen basın mensupları Başbakan tarafından azarlanmakta ve rencide edilmektedir. Soru soran gazeteciler ve gazete yönetimleri, Başbakan tarafından doğrudan hedef gösterilmektedir. Başbakan’ın ayırımcı üslubu nefret diline dönmüş, Devlet gücüyle basın organları tehdit edilir hale gelmiştir.

Esasen Sabah-ATV grubuyla ilgili havuz olayının aktörleri, 2005’li yıllardan bu yana Hükümet ve Başbakan’ın özel himayesindedir. Bu gruplar arasında Cengiz Grubu, Yasin El Kadı’lar, Tivnikli’ler, Çalık’lar, Topbaş’lar, Ağaoğulları öne çıkmaktadır.

Seydişehir Eti Alüminyum özelleştirmesindeki çıkar ilişkilerinin baş aktörlerinden olan Cengiz Grubu, 2013’lü yıllarda da yine aynı şekilde Başbakan’la “özel ve yakın ilişkiler” içindedir. Basına yansıyan bulgulara göre; ….Başbakan’ın oğluyla Cengiz Grubu doğrudan çıkar ilişkileri içinde olup, Devlet’ten ihale alan ve kamuoyunda bilinen sermaye gruplarına 100’er Milyon Dolar “salma” yoluyla havuz oluşturulduğu, Başbakan’ın “iş takipçiliği ve ihale tevzii”yaptığını gösteren bulgular söz konusudur. Esasen, Sabah-ATV’nin Çalık grubuna satış süreci gözönüne alındığında , bu ilişkinin organize bir nitelik kazandığı ve Başbakan’ın bu basın grubunu adeta “özel müktesebatı” olarak gördüğünü dehşetle gözlemliyoruz.

Başbakan’ın “ahlaki erezyona” dönüşen ve anayasal anlamda suç teşkil eden bu ilişkileri, demokratik zemin içinde elbette sorgulanacaktır. Başbakan, suç ilişkilerinin ve delillerin ortaya çıkmasının yarattığı panikle, toplumun her kesimini nüfuz suiistimali yoluyla tehdit eder hale gelmiştir.

Şimdiki hal ve ivedi kaydıyla soruyoruz;

(1) Çalık Grubunun ödeme şartlarını ihlal ettiği açıklık kazandığı halde, tazmin ve iadeye ilişkin hükümler neden uygulanmamaktadır? Halkbank ve Vakıfbank’ıtan alınan toplam 750 Milyon Dolar kredinin üzerine ayrıca 170 Milyon Dolar daha kredi alındığı yönündeki iddia ve bilgiler doğru mudur?

(2) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına iş takipçiliği ve ihale tevzii yapmak yakışır mı?

4 ubat 2014 soru nergesi Sn Babakan a.doc

4 ubat 2014 soru nergesi Sn Babakan a.pdf

CHP MİLLETVEKİLİ ATİLLA KART : Mobil dinleme araçları kimin zimmetinde ?

28 Ocak 2014

TBMM Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sn.R.Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını Anayasa’nın 98 ve İçtüzüğün 96. maddeleri gereğince saygıyla talep ederim.

Atilla Kart

CHP Konya Milletvekili

İlgi ; Başbakan’a yöneltilen ve TBMM Başkanlığınca Tarafımıza iade edilen 15 Ocak 2013 tarihli yazılı soru önergemiz.

İlgi önergemiz ve daha önce sunulan onlarca önergemizde; Türkiye’de 2006-2007 yıllarından itibaren gerçekleştirilen ortam dinlenmesine ilişkin gelişmeler dile getirilmiş; dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in bu tür dinlemelerin varlığını kabul ettiğini, dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın ise bu yöndeki iddiaları reddettiği ;

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın 14 Ocak 2013 tarihinde basına yansıyan açıklamalarına göre ise ; aradan geçen 6-7 yılın sonunda , bu araçların varlığının resmi olarak kabul edildiğinin açıklık kazandığını, GES (Genel Kurmay Elektronik Sistemler Komutanlığı) ile Jandarma Komutanlığı tarafından kullanılan 5 minübüsün kayıt altına alındığı ve bu araçların yasal teçhizatıyla MİT’e geçtiğinin ifade edildiği; bu açıklamalar karşısında, kayıt dışı minübüslerin ilk kez 2007 yılında Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına (TİB’e) devredildiğinin açıklık kazandığı dile getirilmiştir.

Gelinen aşamada, bu konuda yaratılan bilgi kirliliği ve karartmanın ısrarla sürdürülmek istenildiği görülmektedir.

Mevcut olan gerçek şudur; ortam dinlemesi yapan araç sayısının asgari 11 olduğu bilinmektedir. Bu konu , 2008 yılında İnsan Hakları İnceleme Komisyonunda tartışılmış, ayrıca Tarafımızdan ve başka Milletvekillerince de takip edilmiştir.. İstihbarat Daire Başkanı ve TİB Başkanı ortam dinleme araçlarının kendilerinde bulunmadığını resmi ortamlarda açıklamışlardır. Bu açıklamalar karşısında , mobil araçların “kayıt ve yasa dışı bir şekilde” ve “Başbakanlık tarafından” uzun süre ve fiilen kullanıldığı anlaşılmaktadır. 5-6 yıl dışı kamu gücünü kullananlar tarafından fiili ve yasa dışı dinlemenin yapıldığını inkar eden ya da duymazdan gelen Hükümet, son 1 ay içinde şikayet etmeye ve sızlanmaya başlamıştır. Sürecin faili ve sorumlusu olan Hükümet ve Başbakan, “herkesi dinliyorlar” diyerek kendince mağduru oynamaya başlamıştır.

Son 1-2 ay içinde Hükümet ile Cemaat arasında ortaya çıkan gelişmeler , ses kayıtları ve görüntüler karşısında; bu konunun bir kez daha önerge yoluyla dile getirilmesi ve bu suretle kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini talep etmek gereği doğmuştur;

(1) 11 Mobil Aracın varlığı tartışmasız olmakla, benzeri yöntemlerle çalışan mobil araç sayısı nedir? Bu araçlar, hangi tarihlerde kimlere ve hangi Kurum’lara zimmetlenmiştir?

Yoksa böyle bir görevlendirme yapılmayıp, fiilen ve kayıt dışı mı kullanılmıştır?

(2) Türkiye’de fiili ve yasa dışı dinlemeler bir vakıa olmakla; bu dinlemelerin toplumda yarattığı korku, baskı, ihbar, infaz ve adaletsiz ortamın yanında; bu sürecin siyaseten ve anayasal olarak sorumlusu durumunda olan bir Hükümetin başı olarak; yasa dışı dinlemeler ile ilgili gerçekleri araştırma ve kamuoyuyla paylaşma özgüveni ve sorumluluğunu gösterebilecek misiniz?

27 ocak 2014 Sn Babakan a soru nergesi mobil dinleme aralar kimin zimmetinde.pdf

/// DUYURU /// Muazzez İlmiye Çığ : Namusumuzu koruyalım, Oyumuza sahip çıkalım /// www.oyve otesi.org ///

Bazen icim sikilsa, kalbim daralsa hatta bu karanliklar hic bitmeyecekmis gibi gelse de, ulkemin icinden birileri cikip simsiki kapali tutulan perdeleri azicikta olsa araliyor ve disaridaki parlak isik ruhumuzu aydinlatiyor.

Bugun Cuneyt Ulsever kosesinde bu perdeyi aralayanlardan birini yazmis. Sercan Celebi, Yale mezunu genc bir arkadasimiz, kendi gibi dusunen arkadaslari ile kurduklari www.oyveotesi.org sitesi ve organizasyonu ile secimlerde sandiklara sahip cikmayi amaclamislar. Yani AKP-RTE’nin her turlu oyunu cok rahat yaptigi suyun basi olarakta kabul edebilecegimiz yerde, demokrasinin namusunu korumaya calisacaklar. Sadece Istanbulda 33,000 sandik var ve su ana kadar 3.000 gonullu sandik gorevlisi olusturabilmisler yani 70 gune kadar bulmalari gereken 30.000 gonulluye ihtiyaclari var.

Gecen gun bir arastirma elime gecti, 2011 secimlerinde oy kullanmayan 7.538.000 yani yedi bucuk milyon secmen var, bu oy kullanmayan secmenlerin arasinda yapilan arastirmada %84 u "AKP ye oy vermem, CHP ve MHP yi yeterli bulmuyorum veya siyasete guvenim kalmamisti" gibi nedenlerden dolayi oy kullanmaya gitmedigi tespit edilmis. Ancak bu %84 un %92 si yani yaklasik 6Milyon secmen bu secimde mutlaka oy kullanacagini bildirmis. 2011 secimlerinde bu 6milyon secmen oy kullanmis olsaydi AKP nin aldigi oy orani %49.9 degil %36.4 olacagi hesaplaniyor.Yani kaba bir hesapla sandiga gitmeyen her oy AKP ye 2 oy olarak yanisiyor.

Bir kac yilda bir sadece bir pazar gunu dogup buyudugunuz , hayatinizi kazanip, cocuklarinizi buyuttugunuz bu ulke icin feda etmeye degmez mi? Hem oyunuzu kullanin, hem de sandik gorevlisi olun. Olun ki hem demokrasinin, hem ulkenizin, hem de sizin ve cocuklarinizin geleceginin namusunu kurtarin…

__._,_.___

/// DUYURU /// ÖZEL HASTANEDE MUAYENE OLAMAYAN TÜM SOSYAL GÜVENCESİ OLANLARIN, EMEKLİLERİN DİK KATİNE ///

Sn. Prof. Dr. Firdevs GÜRER’den FACE BOOK aracılığıyla aldığımız iletiyi sizlerle paylaşma ihtiyacı duyduk.

***

SOSYAL GÜVENCESİ OLANLAR, EMEKLİLER…

ÇOK ÖNEMLİ… DİKKAT!..

HERHANGİ BİR ÖZEL HASTANEYE GİTTİĞİNİZDE MUHTEMELEN SİZDEN FAZLA PARA ALACAKLAR. OYSA SGK İLE ( Ssk, Bagkur, Emekli Sandığı gibi) ANLAŞMASI OLAN ÖZEL HASTANELERİN ALMASI GEREKEN PARA BELLİ VE ÇOK AZ BİR MİKTAR.

AYNI ZAMANDA TEŞHİS AŞAMASINDA İSTENEN TAHLİL, FİLM GİBİ İŞLEMLER İÇİN İSE 1 KURUŞ BİLE TALEP EDEMEZLER. BUTUN BUNLARA RAGMEN EGER SİZDEN GEREK MUAYENE GEREKSE TAHLİL VEYA FİLMLER İÇİN PARA İSTENİRSE ÖDEMENİZİ KREDİ KARTI İLE YAPIN, AYRINTILI FATURA İSTEDİĞİNİZİ BELİRTİN VE MUTLAKA FATURANIZI ALIN.

MUAYENE VEYA TEDAVINIZI OLUN. İŞİNİZ BİTİNCE ELİNİZDEKİ BELGELERLE HER HASTANE İÇİNDE BULUNAN HASTA HAKLARI VEYA MUSTERİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜNE GİDEREK SİZDEN FAZLA TAHSİL EDİLMİŞ OLAN PARAYI TALEP EDİN. EVELEYİP GEVELEYEBİLİRLER. KONUDAN GERCEKTEN HABERİNİZ VAR MI YOK MU ONU ANLAMAYA ÇALIŞABİLİRLER.

SAKIN GERİ ADIM ATMAYIN VE EGER PARANIZI GERİ VERMEZLERSE SGK ‘ YA ŞİKAYET EDECEGİNİZİ SÖYLEYİN. ŞİKAYET DURUMUNDA HER İŞLEM BAŞINA 5 BİN TL CEZA ÖDEMEK ZORUNDALAR VE ONLAR BU CEZAYI ÖDEMEK YERİNE EMİN OLUN SİZE PARANIZI SEVE SEVE GERİ VERECEKLER.

VE SAKIN BİRDAHA AYNI HASTANEYE GİTMEKTEN DE CEKİNMEYİN.. MADEM Kİ SGK İLE ANLAŞMIŞLAR KURALLARA UYMALARI GEREKTİĞİNİ BİLİYORLAR, İŞLERİNE GELMİYORSA ANLAŞMAYI FESH ETSİNLER.

BUNU DA ONLARA SÖYLEYİN. BEN BU HABERİ İLK DUYDUGUMDA TEREDDÜT ETMİŞTİM ANCAK 950 TL LİK İŞLEMİN 900 TL SİNİ GERİ ALINCA INANMANIN ÖTESİNDE ÇOK DA SEVİNDİM. VE YAKLAŞIK 4 AYDIR AYNI HASTANEDE İŞLERİMİ YAPTIRIYORUM, HEPSİ DE BENİ TANIYOR ARTIK. VEZNE BAŞINA GİDİNCE İŞLEMLERİ ONA GÖRE YAPIYORLAR. SESSİZ VE SAKIN. BAŞKALARI DUYMASIN DİYE.

AMA BEN SİZE BUNU DUYURAYIM. ZULME SESSİZ KALMAK DA ZALIMLİKTİR

Okuduysanız başkaları da okusun diye paylaşır mısınız lütfen?

/// DUYURU /// Siteniz saldırıya uğradıysa yada hacklendiyse Emniyet Müdürlüğü Siber Suçla r Şubesi’ne başvurun ///

C

Değerli Üyeler;

Eğer web sitenize DDOS SALDIRISI yapıldıysa yada siteniz hacklendiyse Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlar Şubesine ek’te bulunan formları doldurduktan sonra şahsen başvurmanız gerekmektedir.

E-posta yada fax ile yapılan başvurular kabul edilmemektedir.

Bilginize sunarız.

ÖZEL BÜRO

ddos matbu ifade.pdf

web sitem hacklendi.pdf

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: