Etiket arşivi: ERGENEKON DAVASI

ERGENEKON DAVASI /// ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ : ‘Ergenekon’dan çıkış yok’

Balyoz ve Ergenekon sanıkları tutukluluğu 5 yıla indiren düzenlemeden yararlanamayacak.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ “Tutuklamanın başladığı tarih ile mahkûmiyet kararı verilene kadar süre tutukluluktur. Karardan sonra temyizde geçen süre buna dahil değildir, hakkında hüküm bulunanları kapsamamaktadır” dedi.

ADALET Bakanı Bekir Bozdağ, tutukluluk süresini 5 yıla indiren düzenlemeden Balyoz ve Ergenekon sanıklarının yararlanamayacağını söyledi. Bozdağ, “Tutuklamanın başladığı tarih ile mahkumiyet kararı verilene kadar süre tutukluluktur. Karardan sonra temyizde geçen süre buna dahil değildir. Yani hakkında hüküm bulunanları kapsamamaktadır. İlk derece mahkemelerinin karar verdiği süre hesap edilecek. Karar tarihinde karar verilmişse dışında. Beş yılın üzerinde tutuklu bulunan kişi sayısı 130” açıklamasını yaptı. Bozdağ, dün televizyon temsilcileriyle yaptığı toplantıda pakete ilişkin soruları şöyle yanıtladı:

“Özel yetkili mahkemelerde 5 bin 600 dava var. Bunlar ağır ceza mahkemelerine devredilecek. Hakimlerin atamalarını HSYK yapacak. Hangi dosyanın hangi mahkemeye verileceği otomatik olarak UYAP’tan yapılacak. Önümüzdeki hafta komisyondan çıkacak, bir hafta sonra da yasalaşacak. Türkiye’de 133 ağır ceza mahkemesi var. Mahkemeler terörle mücadelenin aracı değil, adaletin tahakkuk ettiği yerlerdir.

HATIRLATMAK GÖREVİM

Başsavcıya ben anayasayı, hukuku anlattım. Soruşturmanın gizliliği insanların haysiyetini, hukukunu korumak içindir. Adalet Bakanı olarak canlı yayında soruşturma izleyip, başsavcıyı arayıp yasaları hatırlatmak benim görevimdir. Soruşturmaya müdahale etmek değildi yaptığım. Kimsenin buna mani olma gücü yetkisi yoktur. Benim söylediğim bu eğer bu suçsa başım gözüm üstüne. Bugüne kadar bir tane Adalet Bakanı gösterin ki cumhuriyet savcısını aramamış olsun.

Başsavcı, benim konuşmamı benim rızam dışında tutanak tutuyor, onu ifşa ediyor, arkasından daha da kötüsü 32 tane klasörü buna ekleyip gönderiyor. Bana da gönderdi, iade ettim. Sonra aynısını Meclis’e gönderiyor. Savcıya kimse sormuyor, siz bu 32 klasörü Adalet Bakanıyla ilgili olmadığı halde fezlekelerin arkasına niye koyuyorsunuz? Benim hukuk içinde yaptığım bir iştir, hukuk dışında bir iş yapmadım. Kılıçdaroğlu, Bülent Tezcan tutanakları aldı okudu, kim verdi tutanakları bunlara? Kılıçdaroğlu, ‘fezlekeler elimizde satır satır okuduk’ diyor. Hukuk devletiyiz biz, fezlekeler nasıl ana muhalefet partisinin elinde olur? Evrakları kim getirip de dosyanın içerisinden veriyor. Bunlar zaman içinde ortaya çıkacaktır.

ONU DA İADE ETTİM

Adana’dan da benim hakkımda fezleke geldi. Onu da iade ettim. Onu da aramıştım. Bir ihbar gelebilir, TIR’ın olduğu yere gittiniz, o zamana kadar MİT’le ilgili olduğunu bilmiyorsunuz diyelim. MİT ile ilgili olduğunu öğrenince yapacağınız iş belli. Tutanak tutulur, savcı devam etmek istiyorsa soruşturma için izin ister. Açık kuralı birileri çiğnerse başsavcının denetim ve gözetim yetkisi var. Kesinlikle Adana’da savcı, hukuku ayaklarının altına alıp çiğnemiştir. MİT, bir yerden bir yere TIR götüremeyen aciz duruma düşürüldü.”

ERGENEKON DAVASI /// Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç : İlker Başbuğ asla af istemiyor

Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Ergenekon Davası sanıklarından İlker Başbuğ’u ziyaretinden sonra yaptığı açıklamada İlker Başbuğ’un asla af istemediğini söyledi.

Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Silivri Cezaevi’nde Ergenekon Davası sanıklarınından İlker Başbuğ’u ziyaret etti ve İlker Başbuğ’un af istemediğini söyledi.Türenç, Başbuğ’un asla af kabul etmediğini belirterek, “’Neden etmiyorsunuz’ diye sorduğumuzda ’Bu kadar insan varken biz yeniden yargılanmayı istiyoruz. Ve bu yeniden yargılanma bize mutlaka zaten beraat getirecektir” dediğini aktardı.

Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç ve Yüksek Kurul üyeleri Hüsamettin Cindoruk, Tufan Türenç, Turgut Kazan ve Mehmet Emin Güzbey Ergenekon Davası sanıkları Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ ile Tuncay Özkan, Doğu Perinçek, Deniz Yıldırım ve Fatih Hilmioğlu’nu ziyaret etti. Saat 10.00 sıralarında Silivri Cezaevi’ne giren heyetin görüşmeleri 16.00 sıralarında sona erdi. Sanıklarla tutukluluk sürelerinin 5 yıla indirilmesiyle ilgili yapılan çalışmalar hakkında görüşmeler yaptıklarını ifade eden Türenç, "Ancak bu sabah gelen 5+1 yıl kararı onları çok üzmüş. Onu fark ettik. Koşullar çok ağır. Artık güneşi görmeyen havasız yerde kalmaktan sağlıklarının giderek bozulduğunu saptadık" diye konuştu.

"BAŞBUĞ AF İSTEMİYOR"

Başbuğ ile yaptıkları görüşmeyi anlatan Türenç, Başbuğ’un af teklifini kabul etmediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Başbuğ Paşa asla af kabul etmiyor. Onu yineledi, ’Neden etmiyorsunuz’ diye sorduğumuzda ’Bu kadar insan varken biz yeniden yargılanmayı istiyoruz. Ve bu yeniden yargılanma bize mutlaka zaten beraat getirecektir. Taraflı hukukun olduğu, hukuksuzluğun olduğu mahkemelerden çıkan bu kararların kabul edilmesi mümkün değildir’ diye cevapladı."

Basın Konseyi olarak davaların yeniden ele alınması ve 65 yaş üstü sanıkların salıverilerek yargılanması teklifini sunduklarını söyleyen Türenç, Başbuğ’un bu teklifi de kabul etmediğini belirtti. Türenç, "Başbuğ Paşa bunu da kabul etmiyor. Ben bugün 65 yaşındayım ama 50 yaşındaki subaylar var. ‘300 subayın yüzüne bakamam’ diyor. ‘Yaştan ötürü beni salıverirlerse ben bunu kabul edemem. Ben içerdiği kalmaya razıyım’ dedi. Af kabul etmiyor ama bağımsız mahkemelerde yeniden yargılanmayı istiyorlar. Diğer tutuklular af istiyorlar" diye konuştu.

PERİNÇEK FEYZİOĞLU PLANINI DESTEKLİYOR, ÖZKAN AF İSTİYOR

Perinçek ve Özkan ile yaptıkları görüşmelere de değinen Türenç, "Perinçek, Metin Feyzioğlu’nun önerisinin hayata geçmesini istiyor, Özkan ise af istiyor. Bunların artık tahammülü kalmadı. 6. yıla giriyorlar. Bir an önce bu tutuklu gazetecilerin, akademisyenlerin bir an önce yeniden yargılanması ve tarafsız mahkemelerce yeniden yargılanması bizim bütün isteğimiz bu. Umarım en yakın zamanda olur” dedi.

Fatih Hilmioğlu’nun İstanbul Tıp Fakültesi’nde tahlil yaptırdığı için yeni geldiğini belirten Türenç, "Kısa bir görüşme yapabildik. Bugün Çapa’ya gitmişti Yeniden kan ve idrar tahlili ile genel check up’tan geçirilmiş. Psikiyatri kliniğinde incelemeye alınmış kendisi. Bakalım rapor ne olacak. Onun ivedi şekilde dışarı çıkarılması gerekiyor. Sağlığı ve ruhsal durumu iyi değil" şeklinde konuştu.

http://www.Cafesiyaset.com/turenc-basbug-asla-af-istemiyor_400554.html#ixzz2sav9qDdr

ERGENEKON DAVASI : Hasan Iğsız’ın Oğluna “Ergenekon Duruşmasında Kamera Kaydı” Cezası

ERGENEKON Davası’nda babası emekli Orgeneral Hasan Iğsız’ın savunmasını anahtarlık şeklindeki kamerayla duruşma salonunda kaydettiği iddia edilen Hakan Iğsız’ın yargılandığı dava karara bağlandı. Hakan Iğsız 1 ay hapis cezasına çarptırıldı, hükmün açıklanması geri bırakıldı

1 AY HAPİS CEZASI

“Ses veya görüntülerin kayda alınması" suçundan Hakan Iğsız’ı önce 1 ay hapis cezasına çarptıran mahkeme, sanığın yargılama aşamasındaki davranışları ve sabıkasız olmasını da göz önünde bulundurarak 25 gün hapis cezasına indirdi. Ancak mahkeme sanığın sosyal ve ekonomik durumunu da dikkate alarak cezayı 500 TL adli para cezasına çevirdi.

Sanığın yeniden suç işlemeyeceğini göz önünde bulundurarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren mahkeme, sanığın 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına hükmetti.

"BERAATİME KARAR VERİLSİN. TAKDİR MAHKEMENİNDİR"

Silivri 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Hakan Iğsız hazır bulundu. Mazeret dilekçesi göndererek duruşmaya katılmayan Iğsız’ın avukatı Ece Unutmaz da 3 sayfadan ibaret esas hakkındaki beyanlarını içeren dilekçe gönderdi. “Müvekkilimin babası Hasan Iğsız, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen bir davada sanık sıfatıyla son savunmasını mahkemeye arz ederken, müvekkilim tamamen insani duygularla, ağırlaştırılmış müebbet ile yargılanan babasının savunmasını, kişisel amaçla arşiv altına almak istemiştir. Müvekkilim her şeyden önce, söz konusu görüntüyü yaymak veya paylaşmak amacı ile çekmemiştir. Söz konusu görüntü sanığın babasının görüntüleridir" denilen dilekçenin sonunda Iğsız’ın beraati talep edildi. Son sözü sorulan Hakan Iğsız, “Beraatime karar verilsin. Takdir mahkemenindir" dedi.

BİR AY HAPİS CEZASINA ÇARTIRILDI

Davayı karara bağlayan mahkeme, Sanık Hakan Iğsız’ın üzerine atılı ses veya görüntülerin kayda alınması suçunu işlediği sabit olduğunu belirterek, 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi. Sanığın yargılama aşamasındaki davranışları ve sabıkasız olmasını göz önünde bulunduran mahkeme, Iğsız’ın 1 ay hapis cezasını 25 gün hapis cezasına indirdi. Ancak mahkeme sanığın sosyal ve ekonomik durumunu da dikkate alarak cezayı 500 TL adli para cezasına çevirdi. Sanığın yeniden suç işlemeyeceğini göz önünde bulundurarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren mahkeme, sanığın 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına hükmetti. Sanık Iğsız 5 yıl içinde suç işlemezse hakkındaki dava düşecek.

“SUÇ OLDUĞUNU BİLMİYORDUM"

İlk duruşmada eski ifadelerini tekrar ettiğini söyleyen Iğsız savcılıktaki ifadesinde şu ifadeleri kullanmıştı: "İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan davada babam ağırlaştırılmış müebbetle yargılanmaktadır. Babamın son savunması benim için kişisel bir önem taşımaktadır. Bu nedenle insani duygularla kayıt işlemini gerçekleştirdim. Bunu dışarı sızdırmak gibi bir kastım yoktu. Suç olduğunu da bilmiyordum. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum."

6 AY HAPSİ İSTENİYORDU

Ergenekon Davası’nın görüldüğü 30 Mayıs 2013 tarihinde tutuklu sanık emekli Orgeneral Hasan Iğsız’ın savunma yaptığı sırada, Hakan Iğsız’ın anahtarlık şeklindeki kamerayla salonda görüntü kaydettiğini belirleyen mahkeme Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. Suç duyurusu üzerine soruşturma başlatan Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı hazırladığı iddianamede Hakan Iğsız’ın TCK’nın 286/1 maddesince “Ses veya görüntülerin kayda alınması" suçundan 6’aya kadar hapsini talep etmişti.

ERGENEKON DAVASI : Dursun Çiçek’ten suç duyurusu /// @irem_cicek @KutlukIrem @Tuntuncuk @hdy nsis @celalulgen @ecemila

Yargı ve emniyette yuvalanan F tipi örgütle ilgili, hem Balyoz hem de Ergenekon’da hedef alınan Emekli Albay Dursun Çiçek suç duyurusu yaptı. Albay Çiçek, tertiplerin kurgulanmasında rol alan 6 polis ve polis şefinden şikayetçi oldu. Dursun Çiçek dilekçesinde, polis şefleri Yurt Atayün, Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek’in kurulan suç örgütünün polisteki elemanları olduğunu belirtti.

Emekli Albay Dursun Çiçek, Ergenekon soruşturmasında rol alan F-tipi örgüt mensubu 6 polis hakkında suç duyurusu yaptı. Şikayetçi olunanların 3’ü polis şefi, 3’ü ise polis memuru.

Çiçek’i şikayetçi olduğu isimler arasında Eski İstanbul TEM Şube Müdürü Yurt Atayün ile İstihbaratçı polis şefleri Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek bulunuyor.

Diğer 3 kişi ise, Çiçek’le ilgili kararları ve raporları çarpıtarak hazırlayan ve basına sızdıran polis memurları Hakan Kaymak, Savaş Uğurlu ve Ahmet Mesut Mudu oldu. Suç duyurusunda, polislerin F Tipi örgütlenmeye hizmet ettikleri belirtildi.

Çiçek’in sunduğu dilekçede Atayün ve 6 polis, "Suç işlemek maksadıyla kurulan örgüt" üyesi olmakla suçlandı.

Dilekçede, Başbakan, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı ve Başbakanın Danışmanlarının açıklamaları ile Genelkurmay Başkanlığı’nın suç duyurusuna dikkat çekildi. Şüphelilerin bu suç örgütünün polis biriminde örgütsel amaçlara hizmet ettiği vurgulandı.

Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer ve Yurt Atayün, Ergekon ve Balyoz davalarının hazırlanmasında en kritik görevleri üstlenmiş, davanın başından bu yana bütün hukuksuz uygulamaların altına imza atmıştı.

ulusalkanal.com.tr

ERGENEKON DAVASI : ‘Okumadığı iddianame yüzünden Okkır öldü!’

Avukatlar HSYK’ya şikayet edecek!

Ergenekon Davası’nın eski hakimi Köksal Şengün’ün, “15 günde 2.500 sayfa okunur mu! İddianameyi tam okumadan kabul ettik” sözlerine sanık avukatlarından tepki geldi…

‘Bu sözler yeni delil’

Devrim Taş (Kuddusi Okkır’ın Avukatı): “Bu açıklamalar malumun ilanıdır. Türkiye’de TMK kapsamında olan birçok dosya mahkemelerde incelenmeden kabul edilmek zorunda kalıyor. Hakimin önüne binlerce sayfalık dosyaları koyup 15 günde okuması isteniyor. Şengün gibi hakimler dosyaları incelemeden savcı talebi üzerine karar veriyorlar. Bu açıklamaları davalarımıza tekrar delil olarak koyacağız.”

Eski Ergenekon hakiminden şok itiraf!

‘Üzücü ama önemli’

İlkay Sezer (Başbuğ, Tolon ve Kılınç’ın Avukatı): “Şengün’ün açıklamalarını hukuk adına üzücü ancak çok önemli görüyorum. Mahkeme Başkanı olmuş biri delil niteliğinde açıklamada bulunmuştur.”

‘Nasıl telafi edecekler?’

İrem Çiçek (Dursun Çiçek’in Avukatı): “Şengün’ün itirafı Özel Yetkili Mahkemeler’in nasıl yargılama yaptığını gözler önüne serdi. Hayatını kaybeden, sağlığı bozulanların yaşadıkları nasıl telafi edilecek? HSYK’ya şikayette bulunacağız.”

ERGENEKON DAVASI : Erol Mütercimler kumpasın kitabını yazdı

Ergenekon Davası’ndan yargılanan yazar Erol Mütercimler’in "Büyük Kumpas Ergenekon" adlı kitabı yayınladı.

Ergenekon Davası’ndan yargılanan ve mahkeme tarafından 8 yıl ceza verilen yazar Erol Mütercimler Ergenekon Davası sürecini yeni yazdığı kitabı "Büyük Kumpas Ergenekon" adlı kitabında anlattı. Mütercimler yazdığı kitabında şu ifadelere yer verdi:"Asrın davası mı? Yüzyılın iftirası mı? Bu bir hukuk davası değil siyasi bir davadır.Kulak tanığı olduğum Ergenekon bu değil."

"Topluma olan borcumu bu kitapla ödemeye karar verdim" diyen yazar Mütercimler, "CIA ve Pentagon, Türk ordusuna karşı büyük bir komplo kurdu. Bu büyük tertibi başlatması için emir verilen kişi sözde gazeteci Tuncay Güney 2001’de düğmeye bastı. Aynı kişi bu çirkin tertibi 2013 yılında, TRT 2’de yaptığı programla ve daha sonra Hürriyet gazetesine verdiği röportajla bitirdi.1991 yılından itibaren ABD, Türk ordusunu değiştirmeye, dönüştürmeye karar verdi. Türk Genelkurmay’ı bunu hiç farketmedi! Sonunda, 275 sanıklı Ergenekon tertibi üretildi." şeklinde kitabında anlattı.

Erol Mütercimler, Başbakan Erdoğan’ın "İçeride günahsız yatan çok kişi var" sözünü kitabının kapağına taşıdı.

Odatv.com

ERGENEKON DAVASI : Ergenekon sanıkları hapiste kalmaya devam edecek

Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin yasa tasarısı Meclis Başkanlığı’na sunuldu. "Demokratikleşme Paketi"yle birleşecek olan kanun teklifi 22 maddeden oluşuyor.

AKP’nin hazırladığı teklife göre; ÖYM’ler kaldırılacak süren davalara Ağır Ceza Mahkemeleri bakacak. Yasanın yürülüğe girmesiyle bütün dinleme kararları yenilenecek.

Mal varlığına el konulması için somut delil aranacak. BDDK, SPK ve MASAK’tan gelirin suçla elde edildiğine dair rapor şartı aranacak.

Tutukluluk süresinde üst sınır 5 yıla inecek, Ceza Mahkemeleri’nin görev alanına giren davalarda 1 yıl daha uzatılabilecek.

5271 sayılı kanunun 94. maddesinde yapılacak değişiklikle hakim kararıyla yakalanacak kişiler en geç 24 saat içinde mahkeme önüne çıkarılacak.

Dinlemeler 3 ay- 2 ay- 1 ay olmak üzere toplamda 6 ayla sınırlanacak.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ 22 maddelik yasa tasarısıyla ilgili olarak gazetecilere verdiği bilgide "Ergenekon Davası sanıkları bundan faydalanamıyor, çünkü Yargıtay ve AİHM içtahatlarına göre temyiz süresi tutukluktan sayılmıyor" dedi.

AKP’li 150 milletvekilinin imzasıyla Meclis Başkanlığı’na sunulan teklifle, Terörle Mücadele Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve çeşitli kanunlarda değişiklik öngörülüyor. Teklifle; Özel Yetkili Mahkemeler kaldırılıyor. Tutukluluk süreleri 10 yıldan 5 yıla indiriliyor. Dinlemelere sınırlama ve ceza geliyor.

Meclis Başkanlığı’na sunulan 22 maddelik teklifin, Anayasa Komisyonu gündeminde bulunan, “Demokratikleşme Paketine” eklenecek.

KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI

Kişisel verilerin korunması ile ilgili düzenlemede teklifte yer aldı. Düzenleme ile kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan ve veya ele geçirenlere de verilecek ceza artırılıyor. Bu cezalar 1 yıldan 2 yıla çıkarılıyor. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişiklikle; suç unsurlarının ortadan kaldırılması da yeniden düzenleniyor. Buna göre; suç unsurlarının ortadan kaldırılması ya da yok edilmesi durumunda verilen ceza iki kata çıkarılıyor. Buna göre bir yıl olan ceza iki yıla çıkarılıyor.

ÖZEL YETKİLİ MAHKEMELER KALDIRILIYOR

Terörle Mücadele Kanunu’nda 10. Maddesinde yapılan değişiklikle; özel yetkili mahkemeler kaldırılıyor. Bu mahkemelerde devam eden davalar ağır ceza mahkemelerine gönderilecek. Düzenleme ile; Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın yargılayacağı kişiler ve askeri mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler ise saklı kalacak. ÖYM’lerde görevlendirilen ve cumhuriyet savcıları tarafından yürütülen soruşturma dosyaları, kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte yetkili cumhuriyet başsavcılarına devredilecek.
Düzenleme ile Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve 10 yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlendiriliyor.

TUTUKLAMA SÜRESİ İNİYOR

Tutuklanma süresi 10 yıldan 5 yıla indiriliyor. Ayrıca; tutuklanma ile ilgili “kesin somut” deliller aranacak. Suçu meslek haline getirenlerin tekrar suç işlemelerinin de önüne geçiliyor. Düzenleme ile; bu kişilerin suç işlediği hususunda kuvvetli şüphenin varlığı durumunda tutuklanma nedeni sayılacak. Arama kararlarında da yeni düzenlemeye gidiliyor. Hakkında arama çıkarılan kişilerle ilgili de somut deliller aranacak. Bu konuda arama kararı veren hakim ve cumhuriyet savcısı bu hususta arama gerekçesi göstermek zorunda kalacak.

GÖZALTINA ALINMA ZORLAŞIYOR

CMK’da yapılan değişiklikle; şüpheyle gözaltı kararına kısıtlama geliyor. Gözaltına alınmak için somut deliller aranacak. Gözaltı kararından önce; suçun işlendiğine dair somut deliller aranacak. Böylelikle; Cumhuriyet savcısı, soruşturma için zorunlu olması halinde, sadece, “kişinin bir suçu işlediğini düşündürebilecek emarelerin” varlığına dayanarak gözaltı kararı veremeyecek. Gözaltı kararı verebilmek için, “bir suçun işlendiğini gösteren somut delillere” dayanmak zorunda kalacak.

YAKALAMA EMRİ VE YOL TUTUKLANMASI

CMK’da yapılan bir değişiklik ile; hakkında yakalama emri çıkarılan kişilerin, sorgulamaları ya da ifadeleri bulundukları en yakın adli mercilerde yapılacak. Buna göre; yakalanan kişi en geç 24 saat içerisinde yetkili hakim ve mahkeme önüne çıkarılmaması halinde; aynı süre içerisinde yakalandığı yer adliyesinde, mevcut değil ise en yakın adliye kurulu sesli ve görüntülü iletişim sisteminin kullanılması suretiyle, yetkili hakim veya mahkeme tarafından sorgulanma yapılacak. Ya da ifadesine başvurulacak. Böylelikle; kişinin yetkili hakim önüne çıkarılmaması nedeniyle tutuklu kalmasının önüne de geçilmiş olacak. Aynı zamanda; kişinin bulunduğu yerden başka bir yere tayin edilmesinin de önüne geçiliyor. “Yol tutuklanması” olarak bilinen uygulanmaya da son veriliyor.

TEKLİF SALI GÜNÜ GÖRÜŞÜLECEK

TMK,TCK,CMK ve çeşitli kanunlarda değişiklik öngören yasa teklifinin, Anayasa Komisyonu gündeminde bulunan, "Demokratikleşme Paketine" eklenmesinden vazgeçildi. Çok sayıda AKP hukukçu milletvekilinin uyarısı üzerine Hükümet ve AKP yönetimi teklifi Anayasa Komisyonu yerine Adalet Komisyonu’nda görüşmeye karar verdi.

Gerekçe olarak ise teklifteki ağırlık ceza kanunları gösterildi. AKP hukukçular tarafından, teklifin Adalet Komisyonu’nda görüşülmesinin daha doğru olacağı kaydedildi. Muhalefet partili milletvekillerinin bu konuda yoğun tepkisi olacağını dikkate alan AKP, HSYK teklifinde olduğu gibi yeni bir kriz yaşamamak için, teklif Anayasa Komisyonu yerine Adalet Komisyonu’na havale edildi. Adalet Komisyonu teklifi görüşmek üzere Salı günü toplanacak.

O YASANIN TAM METNİ EK’TEDİR !

AK PART DEMOKRATKLEME PAKED (06.02.2014).pdf

ERGENEKON DAVASI /// İrem Çiçek : ‘İktidar delil üretildiğini biliyordu’ /// @irem_cicek @Kutluk Irem @Tuntuncuk @hdynsis @celalulgen @ecemila

Ergenekon davası hükümlüsü Albay Dursun Çiçek, yargılanmasına neden olan delilleri üretenler hakkında suç duyurusunda bulundu. soL’a konuşan Avukat İrem Çiçek, “İktidarla Cemaat ortaktı. İktidarın, delillerin üretildiği bu komployu bilmemesi mümkün değil” dedi.

Ergenekon davasında hüküm alan ancak hakkındaki karar henüz kesinleşmeyen Albay Dursun Çiçek, hakkında delil üretenler ve komplo davaları yürütenler hakkında suç duyurusunda bulundu. Çiçek, bu kez Erdoğan’ın “paralel devlet” ifadeleri ve AKP’lilerin “milli orduya kumpas kuruldu” şeklindeki açıklamalarını gerekçe gösterdi.

Dursun Çiçek’in kızı İrem Çiçek tarafından verilen suç duyurusu dilekçesinde, İstanbul Terörle Mücadele Şubesi’nde bulunan kimi isimlerin iftiralarla ve yargısız infazlarla mağdur ettikleri, bu isimlerin yaptığı faaliyetin “suç işlemek amacıyla kurulan suç örgütü” faaliyeti olduğu ifade edildi. Dilekçede, “Başbakan tarafından açıklanan suç örgütünün polis biriminde örgütsel amaçlara hizmet edecek şekilde kasıtlı olarak suç işlediği ortaya çıkmıştır” denildi.

Akyürek, Yılmazer soruşturulsun

Bu nedenle Çiçek, 9 Mart 2009’da hakkında hiçbir soruşturma olmadığı halde telefonlarının dinlenmesini talep eden, 21 Şubat 2010’da şahsına ait olmayan bir CD’yle adil yargılamayı etkileyen, 30 Nisan 2011’de delillere aykırı tespit tutanağı hazırlayan İstanbul TEM Şube Müdürü Yurt Atayün ile Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek’in soruşturulmasını istedi. Ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Laboratuarı Daire Başkanlığı’nın uzmanlık raporlarını hazırlayıp medyaya servis eden Hakan Kaymak, Savaş Uğurlu ve Ahmet Mesut Mudu hakkında da suç duyurusunda bulundu.

"AKP’liler komploları itiraf etti"

soL’a konuşan Dursun Çiçek’in avukatı İrem Çiçek, Ergenekon operasyonlarında sahte delil ürettiği iddia edilen kritik isimler hakkında defalarca suç duyurusunda bulunduklarını ancak AKP’lilerin “orduya kumpas kuruldu” yönündeki açıklamalarının yeni bir delil olduğunu belirterek bir kez daha suç duyurusunda bulunduklarını kaydetti. Çiçek, “İktidarla cemaatin bir dönem ortaklıkları biliniyor ancak Hakan Fidan soruşturmasından sonra bu ortaklık bitti. İktidarın, delillerin üretildiği bu komploları bilmemesi mümkün değil. Başbakan’ın “paralel yapılanma” açıklamaları itiraf niteliğindedir, üstüne gidilmelidir. Ancak suç örgütünün adı hâlâ konulmuş değil, soyut beyanlarla olmaz. Dursun Çiçek’i hedef alanların soruşturulmasını istiyoruz” diye konuştu.

ERGENEKON DAVASI : İşte cezaevindeki TSK

Balyoz, Casusluk ve Ergenekon davalarından cezaevinde bulunan muvazzaf ve emekli askerlerin son bilançosunu Cumhuriyet açıklıyor.

TSK’ye yönelik yargılamalar kapsamında 143’ü muvazzaf 119’u emekli toplam 262 subay ve astsubay halen cezaevinde yatıyor. 220 asker kökenli kişi ise cezaevine girip çıktı. Cezaevindeki muvazzaf 13 general ve amiralin en yüksek rütbelisi korgeneral/koramiral seviyesinde bulunuyor. Rütbelilerin en çok tercih ettiği cezaevi Ankara’daki Mamak Askeri Cezaevi. Askerlerin yargılandığı davalarla ilgili merak edilen sorular ve yanıtları şöyle:

– Kaç cezaevinde toplam kaç kişi hangi davalardan yatıyor?

TSK’ye yönelik yargılamalar kapsamında, Türkiye genelindeki 7 hapishanede, 143’ü muvazzaf, 119’u emekli toplam 262 subay ve astsubay cezaevinde yatıyor. Hasdal, Hadımköy, Maltepe, Mamak ve Şirinyer askeri cezaevleri ile Silivri, Sincan, Buca ve Malatya cezaevlerindekiler, Balyoz, Ergenekon ve Casusluk davaları nedeniyle hapiste bulunuyor.

– Cezaevindeki en yüksek rütbeli muvazzaf subaylar kimler?

Cezaevinde muvazzaf toplam 13 general ve amiral kaldı. Bunların en kıdemlileri Hadımköy’de yatan Koramiral Deniz Cora ile Mamak’ta yatan Hava Korgeneral Turgut Atman. Cezaevindeki diğer general ve amiraller ise şöyle:

Tümamiral Erdem Caner Bener, Tümamiral Ahmet Sinan Ertuğrul, Hava Tümgeneral Ayhan Gümüş, Tümgeneral Gürbüz Kaya, Hava Tümgeneral Bülent Kocababuç, Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu, Tuğamiral Ali Sadi Ünsal, Tuğamiral Fahri Can Yıldırım, Tuğamiral Şafak Yürekli, Hava Tuğgeneral Mehmet Eldem ve Hava Tuğgeneral Kubilay Baloğlu.

– Cezaevinde tek başına yatan kuvvet komutanı kim?

Balyoz Davası’nda yargılanarak 20 yıl hapis cezasına çarptırılan bu gelişme öncesinde ise kendisine ait olduğu öne sürülen “Darbe Günlükleri” ile kamuoyunun gündeminden düşmeyen eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek, Silivri’deki 4 No’lu L Tipi Cezaevi’nin B – 7 koğuşunda yatıyor. Örnek’in koğuşta tek başına kaldığı belirtildi.

– Sessiz sedasız Ankara Sincan Cezaevi’ne gelen komutan kim?

10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e komşu olduğu Gölbaşı’ndaki villasında gözaltına alınarak Balyoz Davası’ndan yargılanan ve yine 20 yıl hapis cezasına çarptırılan eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına, sessiz sedasız Ankara’ya transfer oldu. Fırtına, evine daha yakın olan Sincan Cezaevi’nde kalıyor.

– Başbuğ’un koğuş arkadaşları kimler?

Cezaevinde iki yılını dolduran 26. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, koğuşunu devre arkadaşı Orgeneral Hurşit Tolon ve eski MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç ile paylaşıyor. İlk defa 2008 yılında eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur ile birlikte cezaevine giren Tolon cezaevi tecrübesi en eski isim olurken, Ergenekon Davası’nda tutuksuz yargılanan Tuncer Kılınç mahkûmiyet kararlarının ardından cezaevine giren son isim oldu.

– En kalabalık askeri cezaevi hangisi?

Muvazzaf subayların kaldığı en kalabalık askeri cezaevi Ankara’daki Mamak Cezaevi. Burada, 5’i general ve amiral toplam 51 muvazzaf isim tutuklu. 48 kişi Balyoz Davası’ndan, 3 kişi ise Casusluk Davası’ndan hapis yatıyor. Mamak’ın ardından en kalabalık askeri cezaevi Hasdal’da, 2’si tuğamiral toplam 47 kişi kalıyor. Ondan sonra sırasıyla 24 kişi ile Hadımköy, 16 kişi ile Şirinyer ve 5 kişi ile Maltepe Askeri Cezaevi geliyor.

– ‘Silivri Komutanlığı’nda kaç kişi var?

Silivri’de 5’i orgeneral, 1’i oramiral olmak üzere TSK kökenli toplam 93 tutuklu bulunuyor. Emeklilerden oluşan bu isimlerin 13’ü korgeneral/koramiral, 23’ü tümgeneral/tümamiral ve 20’si tuğgeneral/tuğamiral rütbesinde. General/amiral seviyesindeki bu 56 isimden geriye kalanların çoğunun rütbesi emekli albay seviyesinde bulunuyor.

– Hapse girmeden önce zeybek oynayan komutanın tercihi hangi cezaevi oldu?

Balyoz Davası’nda tutuksuz yargılanan ancak kararın açıklanmasını ardından cezaevine giren emekli Tümamiral Atilla Özler, İzmir Buca Cezaevi’nde kalıyor. 30 Ağustos 2012’deki Zafer Bayramı kutlamaları sırasında NATO Hava Unsur Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevinde bulunan Tümgeneral Özler’in zeybek oynaması gazetelerin sayfalarını süslemişti. Özler, cezaevi tercihini de Ege’den yana yaptı. Malatya E Tipi Cezaevi’nde kalan tek isim ise emekli Kurmay Albay Ahmet Küçükşahin.

– Evinde adli kontrol uygulamasından yararlanan isim kim?

Ergenekon Davası’ndan yargılanan emekli Deniz Kurmay Albay Hüseyin Vural, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun adli kontrolü düzenleyen 109. maddesi doğrultusunda, cezasını konutunda çeken tek asker isim olarak ön plana çıkıyor. Balyoz Davası’ndan hüküm giyen emekli Orgeneral Ergin Saygun’un infazı ise sağlık gerekçesiyle ertelendi.

– Kaç kişi, ne zaman, hangi davadan tahliye oldu?

28 Şubat Davası’nda 14 Haziran, 2 Eylül, 5 Eylül, 1 Ekim, 7 Kasım ve 19 Aralık 2013 tarihlerinde toplam 75 kişi fasılalar halinde tahliye edildi. İzmir’deki Casusluk Davası’nda yargılanan 42 kişi ise 27 Eylül 2013, 24 Ocak, 27 Ocak ve 28 Ocak 2014 tarihlerinde salıverildi. Poyrazköy Davası’nda 5 kişi 27 Ocak 2014 tarihinde bırakıldı. Yargıtay Balyoz Davası’ndaki 88 kişiyi 9 Ekim’de tahliye etti. Ergenekon Davası’ndan ise 13 kişi 5 Ağustos’ta özgürlüğüne kavuştu.

ERGENEKON DAVASI /// GİZLİ TANIK YILDIZ : EMİNE HANIMIN KASETİ VAR

Ca­mus “Ve­ba­” ese­rin­de; ye­nil­gi al­tın­da ezil­di­ği için dü­şün­me ye­ti­si­ni ve si­ya­si ze­ka­sı­nı kay­be­den ay­dın­la­rı an­la­tır.

Ca­mus san­ki “bi­zim ma­hal­le­”nin es­ki sol­cu­la­rı­nı yaz­mış­tı.

Bun­lar­dan bi­ri Oya Bay­dar!..

Son ma­ka­le­sin­de şöy­le di­yor:

“Bu­gün var­dı­ğı­mız nok­ta­da, suç­tan eli­ni yı­ka­mak için bu da­va­la­rın Ce­ma­at’­in or­du­ya kur­du­ğu kum­pas ol­du­ğu­nu ye­ni keş­fe­dip (!) ilan eden AK­P’­nin ve ka­lem­şör­le­ri­nin kat­kı­la­rıy­la; dar­be plan­la­yan­la­rı, de­mok­ra­si­ye mü­da­ha­le te­şeb­bü­sün­de bu­lu­nan­la­rı, da­ha da öte­si bu amaç­la ci­na­yet­le­re va­ran pro­vo­kas­yon­la­ra baş­vu­ran­la­rı, ger­çek Er­ge­ne­kon­cu-ulu­sal­cı odak­la­rın da el bir­li­ği ile ne­re­dey­se ak­la­ma yo­lun­da­yız. Ya­rın kar­şı­mı­za mağ­dur kah­ra­man­lar ola­rak çı­kar­lar­sa şaş­ma­mak ge­rek.” (5.2.2014, T24)

Ya­zı­yı oku­yun­ca ak­lı­ma şu so­ru gel­di:

“Ne­re­den bi­li­yor­sun?”

Evet Oya Bay­dar; dar­be plan­la­rı­nı ve bu amaç­la ci­na­yet­le­re va­ran pro­vo­kas­yon­la­rı ne­re­den bi­li­yor­sun?

İd­di­ana­me­le­ri mi oku­dun?

Du­ruş­ma­la­rı mı ta­kip et­tin?

Mah­ke­me tu­ta­nak­la­rı­nı mı oku­dun?

Ce­za­evin­de ya­zı­lan ki­tap­la­rı mı oku­dun?

Hiç­bi­ri­ni yap­ma­dın.

O hal­de, “dar­be gi­ri­şim­le­ri­ni ve si­ya­si ci­na­yet­le­ri­” ne­re­den bi­li­yor­sun?

Bir tek kay­na­ğın var; bir dö­nem ça­lış­tı­ğın Ta­raf ga­ze­te­si!

İyi de, on­lar şim­di ken­di ara­la­rın­da tar­tı­şı­yor.

Bir­bir­le­ri­ne “Kul­la­nış­lı ap­ta­l” di­yor.

Ye­ni ve es­ki Ta­raf­çı­lar; bir dö­nem at­tık­la­rı man­şet­le­rin ve ha­ber­le­rin ya­lan çık­ma­sı üze­ri­ne bu­gün, “sen kul­la­nıl­dın, ha­yır sen kul­la­nıl­dı­n” di­ye su­çu bir­bi­ri­nin üze­ri­ne atar­ken, Oya

Bay­dar ha­la na­sıl bu ka­dar emin ola­bi­li­yor?

Er­ge­ne­kon da­va­sı­nın es­ki baş­ka­nı ha­kim Kök­sal Şen­gün “Er­ge­ne­kon di­ye ör­güt yo­k” di­yor. Oya Bay­dar “ha­yır va­r” di­yor!

De­mek bir bil­di­ği var. Ne bi­li­yor­sa açık­la­ma­lı­dır.

Hat­ta ta­nık­lık yap­ma­lı­dır. Çün­kü ih­ti­yaç var. Na­sıl mı?..

“E­mi­ne Ha­nı­m’­ın ka­seti va­r”

Er­ge­ne­kon da­va­sın­da 60 giz­li ta­nık var­dı. Mah­ke­me 44 giz­li ta­nı­ğın din­len­me­si­ne ka­rar ver­di. 31 giz­li ta­nık din­len­di ve son­ra mah­ke­me di­ğer­le­ri­ni din­le­me­me ka­ra­rı ver­di.

Çün­kü ta­nık­lar, “Er­ge­ne­ko­n” ad­lı bir ör­güt­ten Oya Bay­dar ka­dar emin de­ğil­di:

Giz­li ta­nık Hu­zur: “Er­ge­ne­ko­n’­u ba­sın­dan duy­dum.” (cel­se no:257)

Giz­li ta­nık 17: “Er­ge­ne­ko­n’­u ben ilk de­fa ga­ze­te­den oku­dum; bir de Me­tal Fır­tı­na ki­ta­bın­dan. Er­ge­ne­ko­n’­u bi­li­yo­rum de­sem ya­lan olur.” (c no: 207)

Giz­li ta­nık Ak­de­niz: “Bu­nun adı Er­ge­ne­ko­n’­dur, bu­nun adı baş­ka bir şey­dir bil­mi­yo­rum, ben Er­ge­ne­ko­n’­u bil­mi­yo­rum.” (c no: 181)

Giz­li ta­nık Ya­vuz: “Er­ge­ne­kon şu­dur ben an­la­mam öy­le şey­ler­den.” (c no: 179)

Giz­li ta­nık Efe: “Er­ge­ne­kon mer­ge­ne­kon ne­dir bil­mi­yo­rum. O si­zin tak­di­ri­niz efen­dim.” (c no:18)

Giz­li ta­nık Kıs­kaç: “Ben Er­ge­ne­kon di­ye bir ör­güt duy­ma­dım, po­lis söy­le­di.” (c no: 215)

Giz­li ta­nık Sel­çuk: “Her­han­gi bir bel­ge­si bil­gi­si­ne sa­hip de­ği­lim efen­dim. Le­vent Er­sö­z’­ün, Tur­gut Öza­l’­ı ka­rı­sı Sem­ra Öza­l’­a ze­hir­let­ti­ği­ni duy­dum.” (c no: 248)

Giz­li ta­nık Yıl­dız: “Em­ni­yet ça­ğır­ma­sa ta­nık ol­maz­dım. Ben duy­du­ğu­mu yaz­dır­dım, po­lis sa­de­ce isim­le­ri söy­le­di. Pa­pa Tür­ki­ye­’ye gel­di­ğin­de Bü­lent Arınç, Emi­ne Er­do­ğan ile Er­gün Poy­ra­z’­ı bu­luş­tur­muş. Emi­ne Ha­nım, ‘ni­çin biz­le uğ­ra­şı­yor­sun, biz sa­na ne yap­tık de­miş.’ Par­don Bü­lent Arınç bu­luş­tur­ma­mış, Bü­lent Arın­ç’­ta ka­set var­mış. Bü­lent Arın­ç’­ın bil­di­ği in­san­lar çek­miş­ler, bu be­nim man­tı­ğım. Tay­yi­p’­i bu ka­set­le yı­ka­cak.” (c no: 210)

Giz­li ta­nık Mart: “Er­tuğ­rul Öz­kök yön­len­di­ri­yor.” (c no:253)

Uzat­ma­ya­yım, der­dim baş­ka… (Ga­ze­te­ci­ler Hik­met Çi­çe­k’­in “Er­ge­ne­kon Ter­ti­bin­de Giz­li Ta­nık­la­r” ve İl­han Taş­cı­’nın “Giz­li Ta­nı­dı­k” ki­tap­la­rı­nı oku­ma­nı­zı öne­ri­rim, bol kah­ka­ha ata­cak­sı­nız. Bi­ri­ni ya­za­yım: Giz­li ta­nık Mun­zu­r’­a avu­kat so­rar, “Siz hır­sız­lık­tan ce­za­evi­ne gir­di­niz mi?” Ya­nı­tı şu olur: “O be­nim özel ha­ya­tım!”)

Hu­ra­fe­ci Dö­nek

Gö­rü­nen şu:

Giz­li ta­nık­la­rın bil­me­di­ği Er­ge­ne­ko­n’­u Oya Bay­dar bi­li­yor.

Er­ge­ne­kon mah­ke­me­si 13’ün­cü Ağır Ce­za, 6 ay­dır ge­rek­çe­li ka­ra­rı ya­za­mı­yor.

Özel du­ruş­ma ya­pıp Oya Bay­da­r’­ı ça­ğı­rıp din­le­sin­ler; bak­sa­nı­za ne ka­dar emin!

Tra­ji­ko­mik şa­ka bir ya­na…

Oya Bay­dar­lar ne ya­zık ki bu acı­lı sü­reç­te hiç iyi sı­nav ver­me­di. Bü­yük komp­lo­nun par­ça­sı ol­du­lar.

Tez­ga­hı gör­me­me­le­ri­nin se­be­bi var, si­ya­si-teo­rik kör­lük!

Obs­kü­ran­tizm kav­ra­mı­nı bi­lir mi­si­niz:

Ka­ran­lık­çı­lık, de­mek­tir.

İn­san­lı­ğın bü­yük yı­kım­la­rın­dan son­ra; bil­gi-ger­çek­lik öne­mi­ni kay­be­der; “i­nan­ma­” ih­ti­ya­cı dı­şa vu­rur. Ve hu­ra­fe­ye ina­nır.

Bu dö­nem­de dog­ma­tizm, akıl dı­şı­lık her ala­na si­ra­yet eder; ira­de­si za­yıf olan­lar ya­şar­ken çü­rür, si­ya­se­ten ölür.

Böy­le dö­nem­ler­de sa­de­ce in­sa­nın ru­hun­da­ki soy­lu­lu­ğu onun düş­me­si­ni ön­ler.

Bir gün…

Si­liv­ri Ce­za­evi­’n­de avu­kat gö­rüş­me­sin­den dö­ner­ken ko­ri­dor­da Do­ğu Pe­rin­çe­k’­e rast gel­dim. “A­ğa­be­y” de­dim, “Be­ni en çok Ha­lil Berk­ta­y’­ın ca­hil­li­ği şa­şır­tı­yor. Oy­sa dün bil­gi­siy­le he­pi­mi­zin hay­ran­lı­ğı­nı ka­zan­mış­tı. Ne ol­du da bu­gün böy­le­si­ne yü­zey­sel, çiğ söz­ler sarf edi­yor?”

Do­ğu Pe­rin­çek gü­lüm­se­di, “dö­nek dön­dü­ğü an tüm bil­dik­le­ri­ni re­set­ler, ya­ni bil­gi­si­ni sı­fır­lar.”

Ha­lil Berk­tay bu ne­den­le dü­şün­sel ka­li­te­si­ni kay­be­dip va­sat­laş­mış­tı.

Tıp­kı Oya Bay­dar gi­bi…

Not: Ço­ğu ki­şi ne­den Oya Bay­da­r’­ı önem­se­yip ya­nıt ver­di­ği­mi ya­zıp-söy­le­ye­cek­tir. Lars Von Tri­er’­in “Dog­vil­le­” fil­min­de şöy­le bir ko­nuş­ma var­dı:

“A­sıl ki­bir­li­lik; in­sa­nın

ken­di­ne gö­re da­ha bil­gi­siz say­dı­ğı ki­şi­le­rin yan­lış­la­rı­na hoş­gö­rüy­le bak­ma­sı, bun­la­rı dü­zelt­me­den an­la­yış­la kar­şı­la­ma­sı­dır.”

Odatv.com

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: