Etiket arşivi: savcı

TIR OPERASYONU : İşte TIR soruşturmasını yürütecek savcı

Adana’da durdurulan TIR’lar ve çeşitli zamanlarda yapılan ihbarlarla ilgili başlatılan soruşturmaya Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 10. Maddesiyle görevli Başsavcıvekili Ali Doğan bakacak.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma dosyası, geçtiğimiz günlerde TMK’nın 10. Maddesiyle görevli Başsavcıvekilliğine atanan Ali Doğan’a verildi.

Doğan’ın, "Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbaratı Kanunu" kapsamına giren konulara ilişkin yapılan ihbarlarda izlenen yolu ve casusluk faaliyeti olup olmadığı konusunda araştırma yapacağı öğrenildi.

Geçen hafta Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, "İhbarlarda izlenen yol, yapılış şekli ile yazılı ve görsel medyada ihbarların yapılış amacıyla ilgili yoğun şekilde gündeme getirilen devletin istihbarat hizmetlerinin zafiyete uğratıldığı ve karşı casusluk faaliyetinin yapıldığı iddialarına ilişkin olarak olayın tüm yönleriyle araştırılıp açıklığa kavuşturulabilmesi için 2937 sayılı yasanın hükümleri ve TCK 330 kapsamında konunun soruşturulmasına karar verilmiş olup, basına ve kamuoyuna saygıyla duyurulur" denilmişti.

FETULLLAH GÜLEN DOSYASI : Savcı ananasın şifresinin peşinde

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 Aralık operasyonunun ardından Fethullah Gülen’e ait olduğu iddia edilen ses kasetlerinin internette yayınlanmasının ardından harekete geçti.

Gülen’e ait olduğu öne sürülen 1 Kasım 2013 tarihli konuşmanın içindeki, "Bu dostlarımıza Uganda’dan ananas falan gelmiş" ifadesinin ardından Başsavcılık re’sen harekete geçti.

Başsavcılık Memur Suçları Bürosu Savcısı Şaban Yavuz’un tarafından "görevi kötüye kullanmak" iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında ifadeler de alındı.

Uganda İstanbul Fahri Konsolosu ve TUSKON Genel Sekreteri Mustafa Günay ve Türkiye’nin Kampala Büyükelçiliği’nden bir Türk yetkili Ankara Adliyesi’ne gelerek ifade verdiği belirlendi.

Oya Armutçu’ya bilgi veren bir savcılık kaynağı, yürütülen soruşturma konusunun "ananas" ya da "ananas ticareti" olmadığını şifrelenmiş olabileceği düşünülen iddiaların çok yönlü olarak araştırıldığı bilgisini verdi.

/// FETULLAHÇI MEDYANIN YENİ HEDEFİ SÜLEYMAN SOYLU /// Savcıya: müsvedde; eski savcıya: göreceksin / //

Eski başbakanlardan Tansu Çiller Doğru Yol Partisi’nin (DYP) Genel Başkanı iken, Süleyman Soylu da partinin İstanbul İl Başkanlığı görevini ifa ediyordu.

Siyasi hayatının bugüne kadarki bölümünde bir ara Demokrat Parti’nin (DP) Genel Başkanlığı’nı da yaptı. O sıralar yoğun eleştiriler yönelttiği AK Parti’nin Genel Başkan Yardımcılığı koltuğunda oturuyor şimdi. Politika bu, yadırgamamak gerekir. Ancak son günlerdeki söylemleri iyi bilinen çizgisiyle çelişiyor. Bir önceki Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında hazırlanan fezlekede ismini geçiren Savcı Mehmet Yüzgeç’e, ‘savcı müsveddesi’ diyebiliyor örneğin. Gerçi ‘müsvedde’ sözcüğü pek fonksiyonel bugünlerde. Genel Başkanı ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın cümlelerini de süslemişti: ‘İçi boş âlim müsveddesi.’ Olayı hakaret boyutunda da bırakmıyor Soylu, adeta tehdide vardırıyor: “Bu işle ilgili kim bu davada bugünden sonra sulh yoluyla vazgeçerse bile ömrüm boyunca bu savcının bütün pençelerim boğazında ve kursağında olacak.” Bugün Gazetesi’nin savcı kökenli yazarı Gültekin Avcı’yla da “Göreceksin. Bana bulaşmayacaktın.” polemiğine girdi.

YOLSUZLUK DOSYASI /// HİKMET ÇİÇEK : Savcı Akkaş’ın bilinmeyen marifeti

Hikmet Çiçek

Ergenekon’un özel yetkili savcısı Zekeriya Öz’ün başlattığı bir soruşturma var. 2008/1756 No.lu soruşturma dosyası bir hayli kabarık, iş dünyasına yönelik. Bu dosya bir sonuca bağlanmamış, kovuşturma aşamasına ulaşmamış,

Öz’den sonra bu soruşturma ile bir başka savcı ilgileniyor.

Ergenekon davasının görüldüğü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne 20 Şubat 2013 tarihinde, yani karardan birkaç ay önce çok ilginç bir resmi yazı gönderiliyor. Yazının altındaki imzayı duyunca şaşıracaksınız!

Yazının başındaki "ilgi" notundan, konunun yalnızca Ergenekon davasını değil, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu’nu ve İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nü de ilgilendirdiğini anlıyoruz.

Koç’u katma çabası

Yazıda özetle şöyle deniliyor:

"Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan 2010/857 sayılı soruşturma kapsamında; Koç Holding A.Ş.’nin bağlı ortaklığı Beko Ticaret A.Ş. tarafından Kanaltürk televizyon kanalına henüz 2004 yılında test yayınına başlamadan önce para aktarılmaya başlandığı ve söz konusu para transferlerinin 2008 yılına kadar devam ettiği tespitlerinde bulunulduğu, söz konusu para transferleri ile ilgili diğer hususların incelenmesi için ilgi (a) sayılı yazımızla Başbakanlık Sermaye Piyasası Kuruluna yazı yazılmıştır. Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun ilgi (b) sayılı yazısı ekinde Başsavcılığımıza gönderilen belgelerin incelenerek rapor hazırlanması için ilgi (c) sayılı yazımızla İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne talimat yazılmıştır" deniliyor.

Yazının altına, Koç Holding’e bağlı Beko Ticaret’in "Kanaltürk Televizyonuna 2004- 2008 yılları arasında yaptığı para transferleri" konulu rapor ve eklerinin yer aldığı belgeler"in ekte gönderildiği notu düşülmüş.

Üçü de görevden alındı

Yazının altında İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş’ın imzası bulunuyor! Hani şu ünlü "17 Aralık operasyonu"nun mimarı olan ve şimdi Tekirdağ’a "düz savcı" olarak atanan Akkaş.

Beko ile Kanaltürk arasındaki "para transferi" konulu raporu hazırlayan İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Nazmi Ardıç! 17 Aralık’tan sonra görevden alınan polis şeflerinden biri Ardıç.

Öz’ün özel yetkileri ise daha önce alınmıştı.

Bu görevden alınan savcılar ile bir polis şefi ne arıyor?

"Ergenekon’un finans ayağını!"

Yanlış, bir şey araştırdıkları yok!

"Ergenekon" adını verdikleri sanal örgüte, "finans kaynağı" imal etmeye çalışıyorlar. Kuddusi Okkır’a "Ergenekon’un para kasası" dedikleri gibi.

Sonucu söyleyelim. Ne Organize Şube ve ne de SPK Denetleme Dairesi uzmanları Kanaltürk’e karşılıksız olarak ödeme yapıldığına ilişkin herhangi bir tespite ulaşabiliyor.

Ama iş bununla bitmiyor. Mahkemeye gönderilen yazı ekleriyle birlikte tam 338 sayfa tutuyor.

13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen belgeler arasında çok ilginç bir telefon kaydı da bulunuyor. Kanaltürk hakkında hangi işadamı neler diyor, yarın devam edelim.

Hikmet Çiçek
ulusalkanal.com.tr

YARGI DOSYASI : Savcı Öz’ün odası boşaltıldı

‘Döneceğim’ dediği odası boşaltıldı.

Lüks Dubai gezisi ve yurtdışına yaptığı yüksek maliyetli seyahatleriyle gündeme gelince İstanbul Başsavcı Vekilliği görevinden alınarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği’ne atanan Zekeriya Öz’ün, geri döneceği umuduyla boşaltmak istemediği İstanbul Adliyesi’ndeki odası başsavcılıkça boşaltıldı.

Zekeriya Öz’ün adliyenin 4. katında bulunan odasındaki bilgisayar Başsavcı Hadi Salihoğlu’nun talimatı ile söküldü. Bilgisayar, Adliye Bilgi İşlem Merkezi’ne götürüldü. Öz, İstanbul Adliyesi’nden ayrılırken gazetecilere, "Odamı boşaltmıyorum. İtiraz ettim, geri döneceğim" demişti. Öz gibi HSYK 1. Dairesi tarafından il dışına düz savcı olarak atanan Fikret Seçen, Cihan Kansız ve Ercan Şafak’ın da odaları boşaltıldı ve bilgisayarları kaldırıldı. HSYK tarafından 16 Ocak günü gerçekleştirilen toplantıda İstanbul dışına atanan bu savcılar kurulun kararına itiraz etmişler itiraz sonuçlanana kadar da doktor raporu almışlardı. Raporlu olmalarına rağmen günün büyük bölümünü İstanbul Adliyesi’ndeki odalarında geçiren bu savcılar yeni görev yerlerine halen başlamadılar. HSYK 1. Dairesi Fikret Seçen’i Gebze’ye, Cihan Kansız’ı Sakarya’ya, Ercan Şafak’ı ise Kocaeli’ne düz savcı olarak atamıştı.

ERGENEKON DAVASI : Savcılar ‘yasak kalksın’ dedi, mahkeme reddetti: Haberal İtalya’ya gidemeyecek

Ergenekon Davası’na bakan mahkeme, tutuksuz sanık CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın yurtdışına çıkış yasağının kaldırılması talebini reddetti.

İSTANBUL – Ergenekon Davası’ndan 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasının ardından tahliyesine karar verilen Mehmet Haberal avukatları aracılığıyla İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak yurtdışına çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti. Talebe ilişkin Cumhuriyet Savcıları Mehmet Ali Pekgüzel, Nihat Taşkın ve Murat Dalkuş mütalaalarında şu ifadelere yer verdi: Talebin kabulü ile adli kontrol kararının, Anayasa Mahkemesi’nin kararı içeriğine göre kaldırılması mütalaa olunur."

TALEP OYBİRLİĞİYLE REDDEDİLDİ

Ergenekon Davası’na bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi talebi karara bağladı. Bir sayfalık kararda şu ifadelere yer verildi: “Davanın kovuşturma aşamasının 5 Ağustos 2013 tarihinde sona erdiği, bu tarihte verilen kararlara itiraz süresinin ise 12 Ağustos 2013 tarihinde dolduğu, bu aşamadan sonra kovuşturma aşamasının tamamlanmış olduğu sanığın daha önceki aynı konudaki taleplerinin ve itirazının reddedilmiş olması da dikkate alınarak yeniden karar verilmesine mahal olmadığına oy birliğiyle karar verildi."

DİLEKÇEDEN

Dilekçede, “Müvekkilimiz Mehmet Haberal son olarak Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün 28-31 Ocak 2014 tarihleri arasında İtalya’ya yapacağı resmi ziyarette yer alacak heyette, CHP ‘yi temsilen görevlendirilmiştir. İlişikte TBMM CHP Grup Başkanlığı’nca müvekkilimiz Prof. Dr. Mehmet Haberal’a hitaben düzenlenen 9 Ocak 2014 tarihli resmi görevlendirme yazısını takdim ediyoruz. Haberal 2014 Ocak-Mart-Nisan aylarında uluslararası kongre ve toplantılara başkan , onur konuğu ya da konuşmacı olarak davet edildi. Müvekkilimiz Mehmet Haberal’ın yurtdışına çıkış yasağının süreli ya da süresiz olarak kaldırılmasını arz ve talep ederiz."

"ANILAN ZİYARETTE CHP GRUBUNU TEMSİLEN KATILMANIZ UYGUN BULUNMUŞTUR"

CHP Grup Başkanlığı’nca düzenlenen ve altında CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ın imzasının bulunduğu görevlendirme yazısında ise şu ifadelere yer verildi: “Sayın Mehmet Haberal, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 28-31 Ocak 2014 tarihlerinde İtalya’ya yapacağı ziyaret için CHP Grubunu temsilen iki üyenin katılımı talep edilmiştir. Anılan ziyarette CHP grubunu temsilen katılmanız uygun bulunmuştur."

HRANT DİNK DAVASI : ‘Savcı Akkaş üç yıl uyuttu’

Hrant Dink, öldürülüşünün 7’nci yıldönümünde, Agos’un önünde ailesinin de katıldığı törenle anıldı.

İstanbul Şişli’de 19 Ocak 2007’de uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink dün İstanbul’da anıldı. Dink için ilk olarak Zeytinburnu Balıklı Ermeni Mezarlığı’nda gerçekleştirilen anmaya eşi Rakel, oğlu Arat, kardeşi Orhan Dink ve sevenleri katıldı. Rakel Dink ve sevenleri Dink’in mezarına çiçekler bıraktı. Dini törenin ardından Dink için dua etti. Dink’in arkadaşı Malik Yalçın şiir okudu. Taksim Talimhane Caddesi girişinde toplanan binlerce kişi ise Dink’in vurulduğu Agos gazetesi önüne yürüdü. Yürüyüşe Rakel Dink Halaskargazi Caddesi’nde katıldı.

"Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz" sloganları atan grup, Ergenekon Caddesi’ne geldiğinde ilginç bir eyleme imza attı. "Ergenekon Caddesi" yazılı tabelanın üzerine yanlarında getirdikleri "Hrant Dink Caddesi" yazılı tabelayı yerleştirerek caddenin ismini değiştirdiler. "Adalet Talebimiz Var" inisiyatifi adına Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu okuduğu basın açıklamasında cinayete ilişkin ikinci bir soruşturma yürüten savcı Muammer Akkaş’ın 3 yıldır soruşturmayı tamamlamaması eleştirip 25 Aralık operasyonundaki tavrını hatırlattı: "Açılmasını beklediğimiz davayı açmayan savcının, gözaltına almak istediği zaman nasıl cevval olduğunu gözlemledik." BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş yayımladığı mesajında adalet yerini buluncaya kadar Dink cinayetinin unutulmayacağını söyledi. HDP Genel Başkanı Sebahat Tuncel ise "O her gün her haksızlıkta, her demokrasi ve özgürlük çabasında yanı başımıza konan barış güvercini olmayı sürdürecek" dedi. Belçika Demokrat Ermeniler Derneği’de Brüksel’de anma etkinliği düzenledi.

ERGENEKON DAVASI /// Hüseyin Oğuz : Başbakan, geçmişte ‘savcısıyım’ diyordu

Saadet Partisi Karaman İl Başkanı Hüseyin Uğuz, Balyoz ve Ergenekon davalarının yeniden görülmesine dair tartışmaları değerlendirirken, "Şimdilerde ise Sayın Başbakan, ‘Milli ordumuza tuzak kuruldu, adamlar içeride boşuna yatıyor, aynı…

Saadet Partisi Karaman İl Başkanı Hüseyin Uğuz, Balyoz ve Ergenekon davalarının yeniden görülmesine dair tartışmaları değerlendirirken, "Şimdilerde ise Sayın Başbakan, ‘Milli ordumuza tuzak kuruldu, adamlar içeride boşuna yatıyor, aynı davaları tekrar görelim de adamları çıkartalım.’ diyor. Bu davanın avukatlığını yapıyor. Geçmişte ‘savcısıyım’ diyordu." dedi.

Uğuz yaptığı yazılı açıklamada, "Hepimizin malumudur. Geçmişte dış güçlerin aleyhine ve memleket lehine gelişmeler olduğu zaman; dış güçler devreye girer, Ordu içerisinde cuntacı yapılanma oluşturarak değişik versiyonda darbeler yaptırırlardı. AK Partili arkadaşlar; ‘Bakın, derin devleti çözüyoruz. Erbakan Hoca’nın intikamını alıyoruz. Hiç bu zamana kadar askerlerin içeri alındığını, paşaların hesap verdiklerini gördünüz mü?’ diyerekten, büyük edayla anlatırlardı. Şimdilerde ise Sayın Başbakan, ‘Milli ordumuza tuzak kuruldu, adamlar içeride boşuna yatıyor, aynı davaları tekrar görelim de adamları çıkartalım.’ diyor.

Bu davanın avukatlığını yapıyor. Geçmişte ‘savcısıyım’ diyordu. Milli Ordumuza; AKP’nin kendi ifadesine göre ‘kumpas’ kuruldu. Darbe niyetiyle içerde yatmaktadırlar. 28 Şubat’ta fiili darbe yapan Paşaların hepsi tahliye edildi. Yani, niyet edenler içerde, fiili yapanlar dışarıda. AK Partili arkadaşlara soruyoruz; hani siz Erbakan Hoca’nın intikamını alıyordunuz? Hani siz derin devleti çözüyordunuz? Derin Devlet Sayın Başbakanın ifade ettiği paralel devletle şekil değiştirerek mi çözülür? Birileri bahane ediliyor. Bahane edilenlerle bir zamanlar beraber hareket ediyorlardı. AKP, bahane ettiklerini ne kadar suçlarsa kendisi de o kadar suçludur. Kısaca dememiz o dur ki rüşvet, yolsuzlukları örtbas etme ve kötü gidişattan dolayı Milli Görüşçüymüş gibi konuşmalar kifayet etmez. Çözüm; Milli Görüşün tek temsilcisi Saadet Partisi’dir." ifadelerini kullandı.

HRANT DİNK DAVASI : ‘Hayalet savcı’ gitti Dink’e savcı aranıyor

Gazeteci Dink’in katledilişinin 7. yılında ilginç gelişme: ‘25 Aralık operasyonu’nunda ‘hayalet soruşturma’ yaptığı ortaya çıkan savcı Akkaş, Dink davasına da bakıyordu…

AGOS gazetesinin Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in 19 Ocak 2007’de gazete binası önünde öldürülmesinin üzerinden 7 yıl geçti. Cinayet zanlısı Ogün Samast ile azmettirici Yasin Hayal ve cinayete yardım ettiği belirlenen 2 sanık ‘örgütsüz suç’tan hüküm giydi. Ancak Yargıtay, ‘örgüt suçu var’ diyerek kararı bozunca, yeniden yargılama başladı.

‘Paralel savcı’ olmasın

Bu süreçte dosyayı ilginç bir isim devraldı; Savcı Muammer Akkaş. Ergenekon soruşturmasında da görev alan Akkaş, 14 Şubat 2013’te bir gizli tanık ile Ogün Samast ve Erhan Tuncel’in ifadelerini aldı. ‘Kükümete darbe girişimi’ olarak nitelenen 25 Aralık 2013’teki ‘hayalet soruşturma’yı da yürüten Akkaş, ‘soruşturmayı UYAP’tan ve başsavcıdan gizlediği, dosyayı basına sızdırdığı, bildiri dağıttığı’ gerekçesiyle bizzat Başsavcı tarafından dosyadan alınmıştı. Hakkında HSYK tarafından inceleme başlatılan Akkaş, son kararname ile Tekirdağ Savcılığı’na atandı. Dink dosyası şimdi yeni bir savcıya verilecek. Dink ailesinin avukatı Fethiye Çetin de, ‘devlette paralel yapılanma’ tartışmaları dikkate alınarak dosyanın yeniden ele alınmasını istedi. Dink cinayeti soruşturmasını başlatan dönemin Başsavcıvekili Fikret Seçen de son HSYK kararıyla Gebze’ye savcı olarak atanmıştı.

Yargılama temel olarak ‘Ergenekon bağlantılı’ olarak sürdürüldü. Savcılar, sanıkların ‘Ergenekon’un Trabzon hücresi’?oldukları iddiası üzerinden ‘örgüt suçu’ suçlaması yaptı.

Jandarma komutanına ulaştı

Bu nedenle dönemin Trabzon Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Öz’e kadar ulaştı. Trabzon’da açılan davada Albay Öz ile Yüzbaşı Metin Yıldız ve 4 asker, ‘Dink’e suikast hazırlığı istihbaratı almasına rağmen işlem yapmamak’tan 4-6 ay arasında ceza aldı. Bu dava da Yargıtay’da bozuldu ve halen, İstanbul’daki davayla paralel olarak sürüyor. Dink davasını yürüten İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, iki davanın birleştirilmesine gerek görmemişti.

Polis müdürüne ulaşamadı

Dink davasında en çok tartışılan, sanıklardan Erhan Tuncel’i ‘polis muhbiri’ yapan dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek’in soruşturmaya dahil edilmemesi oldu. Suikast istihbaratını polise verdiği öne sürülen, ancak davada “Mc Donald’s’ın bombalanması” eyleminden ceza alan Tuncel, Akyürek tarafından bu eylemden sonra polis muhbiri yapıldı. Akyürek, cinayetten hemen önce Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’na getirildi. Ancak Dink ailesinin avukatlarının “Suikast istihbaratını İstanbul’a bildirmedi” demesine rağmen soruşturmaya dahil edilmedi.

Tuncel: Akyürek sorumludur

Dink davası yeniden görülmeye başlanınca STAR’a itiraflarda bulunan ve daha sonra yeniden tutuklanan Tuncel, 13 Aralık 2013’teki son duruşmada, “Cinayetle ilgili ihbarı emniyete bildirerek görevimi yaptım. Ancak Akyürek beni davanın bir numaralı sanığı haline getirerek kendisini ve çetesini gizledi” dedi. Tuncel, Akyürek’in, Başbakanlık müfettişlerinin araştırmalarını da engellediğini öne sürdü.

Gözler şimdi 12 Şubat’taki duruşmaya çevrildi. Yeni savcının atanmasıyla Akyürek’in de soruşturmaya dahil edilebileceği belirtiliyor. Şubat 2012’de İstihbarat’tan başmüfettişliğe alınan Akyürek geçen haftaki değişiklikle bu görevinden de alınmıştı. Davada, eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanlaından Sabri Uzun’un da tanık olarak dinleneceği belirtiliyor.

Davanın kritik aşamaları

-Dink cinayeti soruşturması başından beri dönemin İstanbul Başsavcıvekili Fikret Seçen ile dönemin özel yetkili savcısı Selim Berna Altay tarafından yürütüldü, daha sonra savcı Hikmet Usta da görevlendirildi.

-Yargılama sürecinde, mahkeme başkanı Erkan Canak 4 Aralık 2010’da HSYK kararıyla geçici görevle Sakarya’ya gönderildi, yerine mahkeme üyesi Rüstem Eryılmaz getirildi.

-Yargılama, ‘Ergenekon soruşturması’ ile paralel yürütüldü. Savcı Usta, esas hakkındaki görüşünde, “Dink cinayetinin, Erhan Tuncel ve Yasin Hayal yönetiminde, ‘Ergenekon’ terör örgütünün Trabzon’daki hücresi tarafından işlendiğini” öne sürdü.

-25 Temmuz 2011’de cinayet tarihinde 17 yaşından küçük olan Samast, İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nce 22 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Karar, Yargıtay’da onandı.

-17 Ocak 2012’de İstanbul 14. Ağır Ceza ana davayı karara bağladı. Yasin Hayal ‘azmettirici’ olarak müebbet hapis cezasına çarptırıldı; Erhan Tuncel ‘bombalama’ suçundan 10 yıl 6 ay, Ersin Yolcu ve Ahmet İskender de ‘cinayete yardım’ suçlarından 12 yıl 6’şar ay hapisle cezalandırıldı.

-Mahkemenin ‘örgüt suçu’ bulmamasına Savcı Hikmet Usta itiraz etti ve “Tuncel ile Hayal, Ergenekon sanıklarıyla amaç birliği içindedir. Ergenekon ile Trabzon’daki hücresel yapı aynı DNA özelliklerine sahiptir” dedi. Mahkeme başkanı Eryılmaz ise “Karar ‘örgüt yoktur’ anlamına gelmez. Sadece tatmin edici bulmadık” diye savunma yaptı.

-15 Mayıs 2013’te Yargıtay 9. Ceza Dairesi, sanıkların ‘örgüt’ üyesi olmaktan yargılanmaları gerektiğini belirterek, kararı bozdu.

-17 Eylül 2013’te dava yeniden İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.

-24 Ekim 2013’te Tuncel yeniden tutuklandı, tanık korumaya alındı.

-7 Ocak 2014’te sanıklar Osman Hayal ve Zeynel Abidin Yavuz’un yeniden ifadeleri alındı.

-Davanın bir sonraki duruşması, 12 Şubat’ta yapılacak.

Dink dosyasını hatırladı!

Tekirdağ Savcılığı’na atanan Muammer Akkaş, giderayak 7 yıldır süren Dink cinayeti davasını hatırladı. Adliye önünde korsan bildiri okuyan Akkaş, Dink davası için “Operasyon aşamasına gelmiştik, dosya elimden çıktı” dedi.

/// 2 KAZA, 2 SAVCI VE 2 BABA /// BU YAZIDAN DERS ÇIKARILMALI // /

18 Ekim 1998
Tayyip’in oğlu

Emin ÇÖLAŞAN

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip’in oğlu, geçtiğimiz mayıs ayında bir trafik kazası yaptı ve ses sanatçısı Sevim Tanürek’e çarpıp ölümüne neden oldu.

Allah kimsenin başına vermesin. İki aile için de üzücü bir olaydır.

Kazadan sonra düzenlenen raporda Burak Erdoğan dalgın araç kullanmaktan, Sevim Tanürek ise duran araçların arasından yola çıkmaktan hatalı bulundular.

Ölümlü bir trafik kazasından sonra, sürücü genelde tutuklanır.

Tayyip’in oğlu tutuklanmadı.

Savcı ifadesini aldı, salıverildi. Tanürek koma halinde hastaneye kaldırılmıştı. Birkaç gün sonra vefat etti, sanık yine tutuklanmadı!

İlk duruşma İstanbul’da önceki gün yapıldı.

Tayyip’in oğlu duruşmaya gelmedi.

Avukatı mahkemede açıkladı:

‘‘Kendisi İngiltere’de, yabancı dil eğitimi görüyor. Bundan sonraki duruşmaya gelecek”.

Duruşmadan tutuklama kararı da çıkmadı.

***

Bizim bildiğimiz Tayyip, son derece ‘‘Müslüman” adamdır!.. ‘‘Allah” der, başka bir şey demez! Bu yüzden siyasette yükselmiş, partisinin genel başkanlığına oynar duruma gelmiştir.

Sonra başına iş gelince, hayalleri yıkılmıştır. Şimdi gelelim konunun esasına:

Böylesine ‘‘Müslüman” bir insanın oğlu trafik kazası yapacak ve bir ölüme neden olacak.

Diyelim ki yasalar uygun ve tutuklanmayacak!

İyi de kardeşim, insan oğlunu hiç değilse ilk duruşmaya getirmez mi?

Ortada bir ölüm var.

Hatalı olan sürücüdür, veya yayadır. Bunun hesabı yargı önünde verilmez mi?

Allah korusun, o kazada Tayyip’in oğlu ölüme neden olan değil de, ölen olsaydı ve karşı taraf duruşmaya gelmeye tenezzül etmeseydi, Allah sözünü dilinden ve siyasetinden düşürmeyen Tayyip, acaba ne hissederdi?

Bu yaptığı Müslümanlık’la, insanlıkla, vicdanla bağdaşır mı?

* * *

Bazı olaylar Türkiye’de sıradan Müslümanlar’la, din ticareti yapanlar arasındaki farklılığın hangi boyutlara vardığını ne güzel gösteriyor!

Sıradan Müslüman böyle bir kaza yapsaydı, şimdi içeride yatıyor, mahkeme önünde hesap veriyor olacaktı.

Sıradan Müslüman, kaza yapıp insan öldüren çocuğunu İngiltere’ye gönderemezdi… Gücü ve parası yetmezdi.

Ama Tayyip’in çocuğu olunca, iş değişiyor! Duruşmaya da getirilmiyor.

Oğlan İngiltere’ye gönderilmiş! Dil eğitimi görüyormuş!

***

Din tüccarlarının çocukları yurtdışı okullarda, kolejlerde okurlar. Altlarında 40 milyarlık arabalarla dolaşırlar, babaları gibi Versace giysiler giyerler.

Fakir fukara Müslümanlar’ın çocukları ise imam hatip okullarına sevk edilir. Onların gencecik kızları türbantakmaya zorlanıp sokaklara salınır. Sırtlarından siyaset oyunu tezgâhlanır.

Ayın sonunu getiremeyen milyonlarca Müslüman aile inim inim inlerken, din tüccarlarının çocukları her çeşitdokunulmazlık zırhı ile kuşatılmıştır.

Başlarına bir iş geldiğinde, etkili ve yetkili babaları ve yakınları hemen devreye girerler. Yasalar, onlar için geçerli değildir.

Sömürü çarkı böyle çalışır.

Türkiye’de birkaç bin varlıklı, etkili ve yetkili din tüccarı, milyonlarca fakir fukara Müslüman’ı bu yöntemlerle söğüşler.

Onları, kendi kişisel ve siyasal çıkarları için güzelce kullanır…

Çünkü din tüccarları eğitimlidir, zengindir, uyanıktır. Ağızları laf yapar!

‘‘Yüce Allah… Peygamberimiz efendimiz… Türbanımıza dokunmayın… İnsan hakları… Camiler kışlamız, minareler süngümüz, müminler askerimiz”…

Amaçları, kandırabildikleri müminleri kendi emir erleri olarak kullanmaktır.

İkinci kesim, yani fakir fukara Müslümanlar ise hem eğitimsiz, hem de parasızdır. Uyanık kesim bu durumdan yararlanır ve onları din iman nutuklarıyla sömürür.

Birinci kesim son derece paralıdır. Holdingleri vardır. İyi ticaret yaparlar. Firmalarına genelde dini isimlerkoyarlar.

Sünnetlerini, nişan ve düğünlerini beş yıldızlı otellerde yaparlar.

Onlar tarafından sömürülen fakir fukara Müslümanlar ise ekmeklerini, daha ucuz olsun diye halk ekmekfabrikasından alırlar. Daha gün doğarken ekmek kuyruğuna girerler.

Vicdan sahibi şeriatçılardan Mehmet Şevket Eygi, fukara Müslümanlar’ı iliğine kadar sömüren bu uyanıklardan ‘‘Din baronları” diye söz eder.

Kimi tarikat şeyhidir, kimi gazeteci, kimi belediye başkanı, kimi milletvekili!..

***

Tayyip’in oğlu trafik kazası yapmış, bir insan öldürmüş. Tutuklanmamış, üstelik İngiltere’ye gönderilmiş. Duruşmaya bile gelme zahmetine katlanmamış.

Bu haberi dün gazetelerde okuyunca, hiç şaşırmadım.

Trafik kazasından içeride yatan ‘‘sahipsiz Müslümanlar” düşünsün!

Din baronları tarafından sömürülen ‘‘fakir fukara Müslümanlar” düşünsün!

Hesabını bu dünyada vermekten korkan din ve iman işportacıları düşünsün!

Ama bilsinler ki, bu dünyada verilmeyen hesaplar bir gün Allah’ın huzurunda verilecektir.

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: