Etiket arşivi: Yolsuzluk operasyonu

CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça : “Yolsuzluk Operasyonunu Ordu ile İlişkilendirmek Ahlaks ızlık”

Hükümetin, Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk operasyonunu ordu ile ilişkilendirmesini kınayan CHP Balıkesir Milletvekili Havutça, şimdilerde "kumpas" olarak nitelendirilen davaların mağduru subayların yeniden yargılanmasını istedi.

CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, Ergenekon, Balyoz ve askeri casusluk gibi davalarda mağdur olan subayların ailelerinin, bağımsız yargı sistemi oluşturularak, sahte olmayan delillerle yeniden yargılamanın yapılmasını istediğini belirterek, "Hükümetin, Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk operasyonunu ordu ile ilişkilendirmesi ahlaksızlıktır" dedi.

CHP’nin internet sitesinde yapılan açıklamaya göre Havutça, Türkiye Emekli Subaylar Derneği Başkanı Emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş ve dernek üyeleri ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin en yetkili ağzından dile getirilen "orduya kumpas kurdular" iddiasının Türkiye’nin gündemine bomba gibi düştüğünü söyledi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a Çukurambar’da suikast iddiası ile ülkenin ayağa kaldırıldığını ve böylece kozmik odalara girildiğini belirten Havutça, "darbe hazırlığı varmış" gibi bir hava yaratıldığını kaydetti. Havutça, Balyoz Davası’nın sahte dijital delillerle başladığını, AKP karşıtı askerleri tasfiye ettiğini iddia ederek, Ergenekon ve Balyoz gibi davaları ilk başta destekleyen AB’nin bile daha sonra davalarda verilen kararları eleştirdiğini ifade etti.

"Hükümetin, Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk operasyonunu ordu ile ilişkilendirmesi ahlaksızlıktır" diyen Havutça, sahte ve hiç bir somut bilgiye dayanmayan uyduruk delillerle şerefli ve namuslu subaylar hakkında haksız yere mahkumiyet kararı verildiğini ileri sürdü. Havutça, bu davalarda mağdur olan bu subayların ailelerinin, bağımsız yargı sistemi oluşturularak, sahte olmayan delillerle yeniden yargılamanın yapılmasını istediğini belirtti.

Türkiye Emekli Subaylar Derneği Başkanı Karakuş da bu davaların, Büyük Ortadoğu Projesi’nin siyasi davaları olduğunu, bu davalarla, Türk Silahlı Kuvvetleri zayıflatılarak Türkiye üzerinde istenen oyunların oynanmasının hedeflendiğini ifade etti.

Karakuş, bu davaların hedefinde TSK’nın, deniz kuvvetlerinin genç subay ve astsubaylarının olduğunu savunarak, silah arkadaşlarının serbest bırakılmasını, tekrar yargılanarak zedelenen itibarlarının geri verilmesini istedi.

Askeri casusluk ve fuhuş davasından yargılanan tutuklu teğmen Emrah Küçakakça’nın babası Ömer Küçükakça da oğlunun evinin Emrah Karacan adına çıkarılan arama kararı ile arandığını ve hakkında yargılamanın böyle başlatıldığını belirtti.

YOLSUZLUK DOSYASI : Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı ‘yolsuzluk operasyonu ile ilgili dehşet verici’ o belge

AK PARTİ DOSYASI : 17 Aralık yolsuzluk operasyonu kılıfında darbedir !

AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, TBMM’DE basın toplantısı düzenledi.

Fırat KESKİNKILIÇ / ANKARA (DHA) – Metiner, 17 Aralık operasyonunun yolsuzluk kılıfına büründürülmüş darbe girişimi olduğunu söyledi.

Metiner, "Dün Ergenekon silahları gömüldükleri yerlerden çıkartıldığında ’emniyet içindeki F tipine mensup polisler o silahları toprağa kendileri gömdüler ve şimdi kendileri çıkartıyorlar’ diyenler bugün ayakkabı kutularına ve polisin getirip koyduğu para sayma makinelerine dört elle sarılır hale geldiler. Sevsinler sizin muhalefetinizi. Dün o söylediklerinizin tümü yalan mıydı?" dedi.

Metiner, "Aynı idealleri paylaşan iki kardeş topluluğuz. Biz paralel yapıyı tasfiye etmeye çalışıyoruz. Cemaat, Başbakanın, ‘Haşhaşiler’ gibi çalıştıklarını söylediği yapıya mensup olan adamların kendi adamları olmadığını söylüyorlar. Cemaatin kendi adamları olarak görmediği bu sinsi yapıya yönelik operasyonu cemaatin kendi üstüne almasını anlamakta güçlük çekiyoruz. Bizim hedefimizde cemaat yoktur, bu kavga cemaatle hükümet arasındaki bir kavga değildir. Paralel yapının kendisini cemaat aidiyeti üzerinden yaşatmaya çalıştığı da bilinen bir olgudur. Biz istiyoruz ki cemaat, kendisini de sıkıntıya sokan bu paralel yapı ile arasına mesafe koysun. Haşhaşiler’den kastımız cemaat değildir, bu paralel yapıdır" diye konuştu.

/// YABANCI BASINDA YOLSUZLUK OPERASYONU VE TAYYİP ERDOĞAN /// ADAMLAR İŞİ BİLİYOR :)) ///

DÜNYA MEDYASI "Rüşvet ve Hırsızlık" olayını işte böyle görüyor...

ŞAİR EŞREF’TEN YOLSUZLUK OPERASYONUNA CUK DİYE OTURAN DİZELER :))

/// AKP YOLSUZLUK OPERASYONUNDA AYAĞINA DOLANAN EMNİYET İSTİHBARATI DAĞITTI /// Emniyet İstihbarat tep eden tırnağa yenilendi ///

Yolsuzluk ve Rüşvet operasyonu sonrası İstanbul Emniyeti İstihbarat Şube’de görevli 200 polisin görev yerleri değişti.

Operasyon sonrası İstanbul Emniyeti’nde aralarında Hüseyin Çapkın’ın da bulunduğu yaklaşık 100 müdür görevden alınırken, değişikliklerden İstihbarat Daire Başkanlığı da etkilenmiş; PKK, teknik takip masaları ve sol örgütlerden sorumlu birimlerde görev alan 12 şube müdürü ile müdür yardımcısı görevden alınmıştı.

İSTİHBARATTAN 200 POLİS GÖREVDEN ALINDI

Yeni Şafak’ın haberine göre; Daire Başkanlığı nezdindeki değişikliklerden sonra, İstihbarat Şube’de görevli 200 polisin de görev yeri değiştirildi. Yapılan bu değişiklikle İstihbarat Şube, adeta tepeden tırnağa yenilenmiş oldu.

3 İLDE DAHA ŞUBE MÜDÜRÜ GÖREVDEN ALINDI

Kilis, Sakarya ve Bolu’da KOM Şube Müdürleri görevden alındı. Bursa’da da Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi’nde görevli 11’i rütbeli 30 personel görevden alındı.

/// YOLSUZLUK OPERASYONUNU YAPANLAR BU HABERİ İYİ OKUSUNLAR /// Cemaat’e bavul dolusu doları kimler taşıdı ?? ///

Önce iyi haber. Gazi Üsteğmen Serdar Öztürk artık GATA’da.

Yazılmasını, haber olmasını istemedi, ama yazıyorum, çünkü söyleyeceklerim var.

Öztürk’ün gerekçesi şu:

“Dışarıda olumsuz propaganda malzemesi olmaması için yazmazsan sevinirim…”

Kaygısının sebebi çok açık; Fetullah Gülen 2009’da GATA’ya yatırılan veya burada tedavi gören tutuklu askerler için Baksanıza sürekli Silivri Cezaeviyle GATA arasında yatay geçiş, yani yatış geçişi var. Bizim Erzurumlular bunu şöyle yorumluyor; Bu işin içinde bir GATA’kulli var demişti.

Bu da benim cevabım:

Kim, hangi hakla vücudunun yarısını Güneydoğu’da bırakmış, Silivri şartlarında ölümcül uyku apnesine yakalanmış bir Gazimiz için GATA-kulli yapıyor diyebilir? Milletimiz kimlerin, ne türlü gata-kulliler çevirdiğini görmüyor mu?

İkincisi; Serdar Öztürk GATA’nın raporuyla hastaneye yatırılmış değil. Elinde kapı gibi Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nin verdiği rapor var. Yani kimsenin, Rapor hileli gibi bir iddiada bulunma imkân ve ihtimali yok.

Üçüncüsü; Şimdilik sadece testler için GATA’ya yatırılırdı. Nihai karar bu testler bittikten sonra verilecek.

Dördüncüsü; Ben de bilmiyordum, yeni öğrendim. Meğer Serdar Öztürk Güneydoğu’da yaralandığında şarapnel parçası burnunun üstünü de delmiş ve bu delik kapatılamamış. Tabir-i caizse burnunun üstünden hava kaçırıyor. O yüzden testler çok zor yapılıyor. Doktorlar öncelikle 20 yıl önce açılan bu deliğe çare bulmaya çalışıyor. Belki yeni bir ameliyat geçirmesi gerekecek.

Gerçekler böyle. O yüzden kimsenin olumsuz propaganda yapamayacağını, yapmaya hakkı olmadığını düşündüğümden Serdar Öztürk’ün bu isteğini yerine getirmedim.

Kirli propagandanın tahribatına bakar mısınız; İnsanlar hastaneye yatmaktan, tedavi görmekten, yaşam hakkını savunmaktan böylesine korkar hale getirilmiş!..

ELLERİ KİRLİ OLANLAR TEMİZLİK YAPAMAZ

GATA’ya yatırıldığını öğrenince Cumartesi sabahı hemen ziyaretine gittim. Ancak görüşme imkânım olmadı. Bunun üzerine kısa bir not gönderip, durumunu, ülkedeki gelişmeler hakkındaki düşüncelerini sordum. Bir de eğer yanında varsa, AKP ve Gülen’i Kurtarma Planıkitabını imzalayıp, göndermesini istedim. İmzalı kitabı Mamak Askeri Cezaevi’nde yatan Deniz Yarbay Kürşad Güven istemişti, ona götürecektim.

Cevabı mektubu yarım saat sonra geldi. Belki bu ilk kez el yazısıyla yazılmış mektubuydu. Çünkü halen vücudunda duran şarapnel parçaları yüzünden kalem tutmakta da zorlanıyor.

En başından beri “çete”nin izlerini takip eden Serdar Öztürk, kısa mektubunda ülkede yaşananlara dair ilginç tespit ve iddialarını şöyle anlatıyor:

Son dönemde yapılan işler AKP ve hükümetten ziyade doğrudan Türkiye’yi hedef alan bir operasyon. Öyle olmasaydı zamanında cemaatçi genel müdürlere bavulla taşınan dolarlar için de operasyon yaparlardı. Aynı şekilde cemaate yakın eski bir bakanın oğluna da benzer gerekçelerle operasyon yapılabilirdi. Ama bunların hiçbirisi yapılmadı. Dolayısıyla cemaat hiç öyle rüşvet ve yolsuzlukların üzeriye gidiyoruz diye ahkâm kesmesin. Elleri kirli olanların rüşvet ve yolsuzlukla mücadele ediyoruz demeleri sadece gülünçtür.

Kimleri, hangi olayları kastediyor, sorma şansım olmadı tabii. Gelecek görüşmede öğrenebilirsem ve belgesi de varsa mutlaka paylaşacağım.

Silivri, Hasdal, Hadımköy, Maltepe, Sincan, Mamak ve Şirinyer’e kucak dolusu sevgiler

Müyesser Yıldız

Odatv.com

/// YANDAŞ MEDYA’DAN YOLSUZLUK OPERASYONU ANALİZİ /// İsrail, Ce maat ve operasyon ///

israil-gulen-cemaat-akp.jpg

İsrail, Cemaat ve operasyon

Uzun yıllar boyu, yanımda Gülen Cemaati’ni İsrail’le ilişkilendiren herkesle âdeta kavga edercesine tartıştım.

Hocaefendi, Mavi Marmara katliamının ardından ruhumuzu inciten sözler sarf ettiyse de, uluslararası sularda bile İsrail’i ‘otorite’ gösterdiyse de bunun 140 ülkede okulu olan bir cemaatin gözetmesi gereken bir ‘maslahat’ olduğu noktasında hüsnü zannımı hep muhafaza ettim. Buna cemaatin bazı üst düzey gazetecileri de şahitlik edecektir. Ancak 17 Aralık operasyonuyla beraber bu husustaki hüsnü zannımın kolu kanadı kırıldı.

Cemaat medyası, 7 Şubat’ta Hakan Fidan’ı ‘vatan haini’, İHH’yı terörist ve en son Erdoğan ile Ak Parti hükümetini ‘El Kaideci’ göstermek noktasında başı çekti, çekiyor. (Dershane tartışması sırasında bile, ne alakası olduğunu çözemediğimiz -‘tır’ dolusu dezenformasyondan sonra anladığımız- şekilde Mavi Marmara’yı ve İHH’yı sorgulayıp hedefe koyan cemaatten gazeteciler olduğunu hatırlatırım.)

Bu kişi ve kurumların, İsrail açısından rahatsızlık vesilesi olduğu sır değil. Fidan’ı alenen hedef gösterdikleri, İHH’yı ilk başta ‘terörist’likle suçladıkları ama BM raporu ve benzeri neticeler karşısında avuçlarını yalayıp özür diledikleri malum. ‘One minute’ten beri Başbakan Erdoğan’ın ‘tahmin edilemez, kontrol edilemez bir baş belası’ olarak görüldüğü de aşikâr.

Cemaatin İsrail istihbaratıyla bağları var mıdır, nasıldır, bilemem. Ancak son operasyon dalgasından anlaşılan, 7 Şubat’ta olduğu gibi, İsrail’in ve muhiplerinin ellerini ovuşturarak takip ettiği bir süreçten geçiyoruz.

Ben değil, Tel Aviv Üniversitesi’nden Hay Eytan Cohen Yanarocak söylüyor. Ben söylersem adı ‘komplo teorisi’ olur ama İsrail’den bir akademisyen söyleyince daha ‘muteber’ bulacaklar için BBC Türkçe’nin yaptığı röportajdan paylaşıyorum (Tam metin şurada: http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/12/131220_israil_iddiasi_yorum.shtml):

‘Yanarocak’a göre, eğer İsrail böyle bir destekte bulunmuşsa böylece kendisi açısından ‘bir taşla iki kuş vurmuş olabilir’.

Yanarocak, burada hem İsrail’in İran’ın iddia edilen yasadışı ekonomik faaliyetlerine hem de sıkıntı yaşadığı AKP hükümetine zarar vermeyi düşünmüş olabileceğini söylüyor.

Yanarocak şu yorumları yapıyor:

’21 Nisan 2013 tarihinde Amerika’da Halk Bankası’na karşı 47 tane senatörün yaptırım uygulama talebi var, aynı gün Halk Bankası bu ithamları reddediyor. Neydi bu ithamlar? İran Türkiye’ye doğalgaz satıyor bunun karşılığında Türk lirası olan bu paralar altına çevriliyor ve altın Dubai üzerinden İran’da millileştiriliyor.’

‘Dolayısıyla Halk Bankası burada İran için yaptırımları delen bir paravan örgüt gibi bir şey oluyor. Bunun üzerine 47 Senatör yaptırım istedikten sonra Zafer Çağlayan altın ihracatının hiçbir ülke farkı gözetmeksizin devam edeceğini söylüyor. Zafer Çağlayan’ın oğlunun içeride olmasının sebebinin Çağlayan’ın İran konusundaki ısrarı olabileceği akıllara gelmiyor değil.’

‘Yine baktığınız zaman belki de yabancı istihbarat örgütleri, Halk Bankası’nın başındaki Süleyman Arslan’ı İran’a altın transferleri konusundaki işlemlerden ötürü belki takibe almış ve bu takip sırasında Arslan’ın herhangi bir şekilde yolsuzluk yaptığını tespit ettikten sonra Erdoğan hükümetine karşı Gülen Cemaati’nin elini güçlendirmek için kullanmış olabilirler. Veya Erdoğan’a karşı bir başka güçlü cephe yaratmayı da amaçlamış olabilirler.’

‘Burada İsrail için iki önemli ayak var, birincisi Halk Bank ve ikincisi Rıza Sarraf.’

Yanarocak, İsrail ve Gülen Cemaati arasındaki olası bir işbirliği konusundaysa şu yorumu yapıyor:

‘Mavi Marmara, Davos, Anadolu Kartalı’nın iptali, TRT’deki Ayrılık dizisi vb. üzerinden sürtüşmeler yaşanırken ‘Mavi Marmara’nın gitmesi yanlıştı, keşke otoriteden izin alınsaydı’ tarzı açıklama yapan birine kanınız kaynar, doğru mu? Hele ki bu harekete bağlı olan yazarların çoğu sıklıkla, Today’s Zaman gazetesinde veya Zaman gazetesinde İsrail’le ilişkilerin onarılması gerektiğinin altını çizerse doğal olarak siz gerek ABD gerek İsrail olarak bu oluşuma göz kırparsınız, bu çok normal bir şey.’

Yok başka sözüm hâkim bey.

EMNİYET DOSYASI : 200 İstihbaratçı Polisin Yeri Değişti /// AKP YOLSUZLUK OPERASYONUNDAN SONRA HALLA Ç PAMUĞU GİBİ ATTI ///

Operasyon sonrası İstanbul Emniyeti’nde aralarında Hüseyin Çapkın’ın da bulunduğu yaklaşık 100 müdür görevden alınırken, değişikliklerden İstihbarat Daire Başkanlığı da etkilenmişti. Aralarında PKK, Teknik Takip masaları ve çeşitli sol örgütlerden sorumlu birimlerde görev alan 12 şube müdürü ile müdür yardımcısı görevden alınmıştı.

Operasyon sonrası İstanbul Emniyeti’nde aralarında Hüseyin Çapkın’ın da bulunduğu yaklaşık 100 müdür görevden alınırken, değişikliklerden İstihbarat Daire Başkanlığı da etkilenmişti. Aralarında PKK, Teknik Takip masaları ve çeşitli sol örgütlerden sorumlu birimlerde görev alan 12 şube müdürü ile müdür yardımcısı görevden alınmıştı.

Son olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube’de görevli 200 polisin görev yeri değiştirildi.

İl Emniyet Müdürü Selami Altınok da 16 yardımcısının görev yerini değiştirdi. Operasyonun ardından görev yerleri değiştirilen bazı müdürler, son değişiklikte müdüriyet emrine alındı.

Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı iken Silivri’de görevlendirilen Hamza Tosun ile Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı iken önce Sancaktepe’den daha sonra da Deniz Limanları Şubesi’nden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı yapılan Mahir Çakallı müdüriyet emrine alındı.

Çakallı’dan boşalan Deniz Limanları Şubesi’ne Sezgin Öndem getirildi. Trafik Şube’den sorumlu yardımcı Murat Şengün ile ilçe sorumlu müdür yardımcıları Ramazan Emekli ve Hacı Mehmet Aslancan da müdüriyet emrine alındı..

Son değişikliklerden, bazı ilçelerden sorumlu emniyet müdür yardımcıları da etkilendi.

Servet Yılmaz; Şişli, Beşiktaş ve Sarıyer’den,
Hüseyin Putur; Beylikdüzü, Büyükçekmece, Çatalca ve Silivri’den,
Mehmet Hasbal; Küçükçekmece, Avcılar, Esenyurt ve Başakşehir’den,
Ömer Duman; Tuzla ve Pendik’ten,
Ender Sevim; Beyoğlu ve Kağıthane’den,
Celal Yılmaz; Esenler, Bayrampaşa ve Özel Güvenlik Şubesi’nden sorumlu emniyet müdür yardımcısı oldu.

Genel Denetleme, Boğaziçi Köprüleri Koruma, Bakım Onarım, Strateji Geliştirme ve Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü’nden sorumlu müdür yardımcılığa Mustafa Yıldırım getirilirken, Bölge Trafik, Trafik Tescil ve Trafik Denetleme de ise Bülent Köksal görev yapacak.

http://www.haberyurdum.com/200-istihbaratci-polisin-yeri-degisti-308660h.html#ixzz2pZNlke44

/// YANDAŞ STAR GAZETESİ YOLSUZLUK OPERASYONUNU AKLAMA PEŞİNDE /// BUYRUN HABERE ///

Neden hedef alındığı anlaşıldı

Halkbank’ın 17 Aralık’ta neden hedef alındığı, yeni ortaya çıkan bir bulguyla daha belirgin bir hal aldı.

17 Aralık’ta hedef tahtasına oturtulan Halkbank ile ilgili önemli bir detay ortaya çıktı. Banka, operasyondan 20 gün önce Türkiye ile Kuzey Irak arasında imzalanan petrol anlaşmasında yer almış. Hatta hesapların toplanacağı şubeler bile belirlenmiş.

Türkiye ile Kuzey Irak arasında gerçekleşen dev petrol anlaşmasının önemli bir parçası olması beklenen Halk Bankası ile ilgili önemli bir detay ortaya çıktı. 17 Aralık torba operasyonunun doğrudan hedefi olan banka, Neçirvan Barzani’nin 27 Kasım’daki Türkiye ziyaretinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Kuzey Irak arasında mutabık kalınan anlaşma metinlerinde yer aldı. Kuzey Irak, hesapların Halkbank’ta toplanmasını kabul etti. Anlaşmanın uygulamaya konulacağı şubeler bile konuşuldu.

IRAK "ABD" DEDİ

Halkbank’a yönelik 17 Aralık operasyonu ve hükümeti yıpratma girişimi ise süreci belirsizleştirdi. Bağdat ABD’li bankalara işaret ederken, Kuzey Irak’ın da Bağdat’a yeşil ışık yaktığı bilgisi geldi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ise "Bizim yol haritamız net" mesajı verdi. Anlaşma gerçekleşirse Türkiye Halkbank üzerinden ABD ve İngiltere’den sonra dünyanın 3’üncü büyük enerji finans merkezi olacak.

TARİHİ İŞBİRLİĞİ

Dünyanın en zengin petrol yataklarını Batı’yla buluşturmak isteyen Türkiye, Kuzey Irak’la tarihinin en büyük ticari işbirliğine imza attı. Bu kapsamda hem Türkiye’nin kurduğu Turkish Petroleum Company’nin (TEC) Kuzey Irak’ta petrol ve doğalgaz üretmesi hem de Kuzey Irak’ın petrol ve gaz rezervlerinin Türkiye üzerinden dünyaya pazarlanması konusunda Bölgesel Kürt Yönetimi ile el sıkışıldı. Yeni inşa edilen boru hatları ihracatta başlayarak Ceyhan’da depolar dolmaya başladı. Anlaşmaya göre Kuzey Irak petrol gelirlerinin transferinde Halkbank merkez olacaktı. Kuzey Irak’ın kabul ettiği teklifin ardından son iki ayda paranın ABD bankalarında tutulması yönünde girişimler yapıldığına dair haberler yayıldı.

CARİ AÇIĞI KESİYOR

Türkiye petrol ihtiyacının yarısına yakınını İran’dan karşılıyor. Halkbank üzerinden gerçekleşen ticarette ise bu petrolün parası İran’a TL cinsinden ödeniyor. Yıllık 60-70 milyar dolar cari açık veren Türkiye’nin Halkbank üzerinden yaptığı bu ticaret, cari açığın büyümesini engelliyordu.

CİRO 100 MİLYAR DOLARI BULACAKTI

2019’a kadar Kuzey Irak’ın Ceyhan üzerinden günlük 2 milyon varil petrol ve yıllık 20-30 milyar metreküp doğalgaz ihracına başlaması planlanıyor. Bu da yıllık 100 milyar dolara yakın ciro gerçekleşeceği anlamına geliyor.

2019’a kadar Kuzey Irak’ın Ceyhan üzerinden günlük 2 milyon varil petrol ve yıllık 20-30 milyar metreküp doğalgaz ihracına başlaması planlanıyor. Bu da yıllık 100 milyar dolara yakın ciro gerçekleşeceği anlamına geliyor.

(Star)

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: