Etiket arşivi: Ergün Diler

KOMPLO TEORİLERİ /// ERGÜN DİLER : Kim saldırıyor ??

1390431946415.jpg

Kim saldırıyor

Başımızdaki derdin ne olduğunu anlamadan reçete yazmak kolay değil.

Çok uzun yıllar perdenin arkasındaki gizli gücü bilemedik! CHP’li olduk, MHP’li olduk, Adalet Partili olduk, Refahlı olduk, Faziletli olduk ama bir türlü BİZ KİMİZ ve KİM TARAFINDAN YÖNETİLİYORUZ sorusunu sormayı akıl edemedik!

Sorsak da alacağımız bir cevap yoktu!
Yoktu; çünkü millet parça parçaydı!

Kimse kimseyi dinlemiyor, herkes bedenine göre biçilmiş İDEOLOJİK gömlekle konuşuyordu! Oysa bize AKORD verenler SİYASETİ dizayn ediyordu!

Siyasi tarihimiz kime hizmet ettiğini bilmeyen partilerle doluydu! Bir kesimin hoşuna gidecek ideolojik elbiseyle yürüyorduk! Hangi kanalda olursak olalım LONDRA’ya çalışıyorduk ama göremiyorduk! Kabul edelim ki karşımızdaki AKILLI bir rakipti! Çökerttiği Osmanlı’dan bu yapıyı elde etmeyi başarmıştı!

Her mahallenin hedefi farklı olan bir ülkeye dönüşmüştük!
Ve içinde maneviyat ile milli hedef neredeyse hiç yoktu! Devleti, partileri, kurum ve kuruluşları, orduyu, MİT’i emanet ettiğimiz isimler de bu mahallelerden çıkıyordu!

Bir sorunu meydana getiren şartların dışına çıkıp bakamazsak, sorunun kaynağını göremezdik!

MAHALLELERİMİZDEKİ siyasete esir düştüğümüz için de gören çıkmıyordu! En büyük güç olan millet de bu nedenle uyanamıyor, akıl tutulmasıyla yürüyordu!

Biz uyurken onlar birbirine hiç ama hiç benzemeyen OKULLARI el altından birleştiriyordu! Gençlerimizin bedenlerinde yükselerek DEVLETİ ele geçirmeye hazırlanıyorlardı! Bunun için de çok uzun zamandır hazırlık yapılıyordu!

İçimizdeki gizli gücü ve faaliyetlerini bir türlü anlamıyorduk! Kadehten başını kaldırmayan istihbaratçılar, orduevlerinden çıkmayan askerler, söyledikleri sözlerin içini dolduramayan siyasiler nedeniyle DEVLET ÇÜRÜYORDU!

Cumhuriyet de tıpkı OSMANLI gibi çökecek ve yeni bir yapı oluşacaktı!
Hedef buydu! Cumhuriyet’i kuran, İKİNCİ ADIMI atmıştı!
Markaları çok da olsa kaynakları yetersiz olan AVRUPA inmemek üzerine dünya sahnesine çıkmak istiyordu! İki hedefleri vardı!

Önce Rusya’yı alacaklar, sonra da Türkiye’yi yerle bir edeceklerdi! Hem enerji yolları hem kaynakları böylece onların olacaktı!
Karşımızda gördüğümüz TABELA, SOROS’tu!

Daha 1980’de dönüşüm başladı! Biz göremedik tabii! 12 Eylül’ün neden yapıldığını hala çok kişi bilmez! Soros, SOSYALİZMİ yıkmak için Doğu Avrupa’da kesenin ağzını açtı. Kendisine kim iş yapıyorsa para yağdırdı! Arkadaki ROTHSCHİLD ailesi "yürü" dedikçe o koşuyordu! Macaristan’a girdi ve bütün EĞİTİM KURUMLARINI aldı.

Sonra Polonya ve Balkanlar’ı keşfetti! Çin’e giderek altyapıyı hazırladı! Sovyetler’in etrafını ördükten sonra düğmeye bastı!
Gittiği yerlerde birlikte hareket ettiği kişileri şöyle anlatıyordu: Ya liderlerle ya da kendini gizleyenlerle çalışırım!

Etraf çevrildikten sonra Sovyetler, SEÇİLMİŞ isim olan Gorbaçov’un çabalarıyla yıkıldı! Soros ilk olarak bütün RUS ÇOCUKLARINA bedava kitap dağıttı. Gençlerin beynini yıkayıp finans sistemini ele geçirdi. Yargıya el attı!

FORD, HERITAGE vakıfları, Harvard, Duke ve Columbia üniversiteleri arkasındaydı! EN arkada görünmeyen güç ise Rothschild ve Kraliçe’ydi! CIA de yanındaydı! Para ile her kapıyı açıyordu!

Tam 55 bin RUS bilim adamına para yağdırdı! Hem bilimsel sırları aldı, hem de kontrolü ele geçirdi! Üniversitelere harcadığı paranın haddi hesabı yoktu!

Soros Vakfı, adı altında burs ve hibeler için yıllık ayırdığı rakam yaklaşık 900 milyon dolardı. Tabii bilineni bu!

Eğitim, gençlik, medya, sağlık, hukuk konularında burs veriyordu. 10 öğrenciden 9’u iş garantisi ile okuyordu. 5 kıta-95 ülkede faaliyet gösteriyor, 10 yılda eğitim bursu verdiği genç sayısı 22 bine yükseliyordu. Tabii bu, onların açıkladığı RESMİ rakamlardı!
Bizim gibi ülkelerde ise işi başka türlü yapıyorlardı!

Muhafazakar ya da LAİKÇİ okulları el altından alıp aynı istikamete yönlendiriyorlardı!

Ana-babalar bilmeden hiç de onaylamadıkları bir ideolojinin pençesine çocuklarını bırakıyorlardı! Ama dediğim gibi devlet de veliler de bilmiyordu!

Soros’un ağı çok genişti! MASONİK yapılanmalar ile smokinli ve takkeli birleşiyordu!

Para ile liselilerden gazetecilere, üniversite profesörlerinden akademisyenlere, kültür, ekonomi, bilim, adalet çarklarından, edebiyat çevrelerine kadar birçok ADAM devşirildi!
Türkiye’de bu operasyon farklı şekilde gerçekleştirildi! Çalınan sınav soruları, hak edenlere yapılan büyük haksızlık bu KÜRESEL ÇETENİN işiydi!

İstediklerine yolu açtılar, bu memleketin çocuklarını ise durdurdular! Ankara günlük düşündüğü için bunu göremedi!
1980’den sonra içimizde BÜYÜYENİN ne olduğunu anlamadı!

Devleti koruduğunu söyleyenler başka başka yüzlerle bir bir kandırıldı! Annesi, kardeşi ya da eşi başörtülü olanların üzeri çizilirken, bunlar aradan sıyrıldı! Devlete sahip çıktıklarını her fırsatta söyleyenler de bu tuzağa düştü! Aynı evin iki çocuğundan biri "başı kapalı" diye üniversiteye giremezken, diğeri erkek olduğu için elini kolunu sallayıp okuluna devam edebiliyordu!

Ortada böylesine garip bir durum vardı! Ama devleti teslim ettiklerimiz bunu göremeyecek kadar engelliydi!

Ortadoğu ve Yakın Asya’da iki büyük devlet vardı!
Rusya ve Türkiye… İkisi de enerji ve geçiş yollarının tam ortasındaydı! YAHUDİ SERMAYESİNİN ve İngiltere’nin yaşaması için buraların alınması ve elden çıkmaması gerekiyordu! Amaç, içeride yetiştirilen çocukların kontrolü ele geçirip günü geldiğinde TESLİMİ yapmasıydı!

Biz Kürtler’le, Araplar’la arayı açarken adamlar içeride cirit atıyordu!
Plan böyle yapılırdı!

Ayrı ayrı mahallelerde yetişen ve birbirine benzemeyen ÇOCUKLARIMIZ aslında bunlara çalışıyordu!
Tıpkı partilerimiz ve kurumlarımız gibi…

Şimdi saldıranları sakın bir GRUBUN üyesi olmakla suçlamayın!
Yoksa arkadaki AKLI hiçe saymış oluruz! Çok koldan, tek akıldan geliyorlar!

Amaçları Sovyetler’i kaybettikten sonra Türkiye’yi elden kaçırmamak!
Ukrayna’yı alarak Putin’i çevrelemek istiyorlar! Türkiye onlar için FİNAL maçının oynanacağı yer!
Yahudi BARONLAR ve KRALİÇE, Türkiye olmadan yaşayamayacağını biliyor!

Bu nedenle içerideki adamları ve dışarıdakiler el ele! İstiklal Harbi’nde karşımızdakinin üniforması süngüsü, gemisi vardı!
Ve kiminle çarpıştığımız biliyorduk!
Ama şimdi karşımızdaki daha çok yanımızda!
Sorun bu!

Maça, konsere, okula, tiyatroya, camiye, mevlide birlikte gittiklerimiz saldırıyor!

Amaç ülkeyi hasar görmeden KRALİÇE’ye teslim etmek ve Londra’ya başkaldıran devleti bitirmek!
Devletle hesabı görmek için de işe
Erdoğan’dan başlamak istiyorlar!

NOT: 16 YILDIZ, 17 OLMAYACAK! Aksine gelenlerin yıldızı sönecek!
Türk devleti yaşayacak!

KOMPLO TEORİLERİ /// ERGÜN DİLER : Kod Adı Sezar

Esad’ın yaptığı işkence ve insanlık suçu, belgelenince ne yapacağımı düşünmeye başladım. Ortada 11 bin ceset ve 55 bin fotoğraf vardı! Bir de KOD ADI SEZAR olan fotoğrafçı! Askeri polis olduğu söylenen ve nerede olduğu konusunda bilgi olmayan SEZAR kimdi! Aklıma ilk gelen bu oldu!

Bulmak kolay değildi! Hele şu aşamada! Ama yine de “iz bulabilir miyim?” diye düşündüm.

Gün boyu tüm çabalarıma rağmen bir sonuç elde edemedim.

Umutsuzluk klavyeme hakim olmuşken kaç zamandır görmediğim dostumdan “pat” diye mesaj geldi: “Senin neyi merak ettiğini biliyorum! Belki yardımım olur.”

Sonuna koyduğu GÜLÜCÜKLE şifreyi kırmıştım! Heyecanlandım! Her yerde bulunacak biri değildi!

Hemen numarayı çevirdim.

Açmadı! “Ben seni arayacağım” diye ikinci bir mesaj geldi. Tam okuyacakken başka bir telefondan beni istediğini öğrendim. Şaşırdım. Koşarak gittim.

Gazetenin başka bir köşesindeydim! “Not defterimi açtım. Ben sordum o cevapladı!

Bence ortaya keyifli bir sohbet çıktı!

Her yerde bulunamayacak bir DOST, her yerde bulunamayacak şeyler söyledi! PUZZLE’ın parçalarını birleştirdi!

Bakalım keyif alacak mısınız!

Yaklaşık iki ay önce Kasım’ın ortalarında bana ne söylediğinizi hatırlıyor musunuz?

O nedenle mesaj yolladım!

Hatırlamasam rahatsız etmezdim!

Bugünü anlatıyor yani?

Elbette! “Suriye konusunda önümüzdeki 2 aylık dönem çok önemli. Bu süreçte Maliki, Türkiye’ye gelecek. Erdoğan da Moskova’yı ziyaret edecek. Esad’ın neden gitmesi gerektiğini bir kez daha anlatacak. Eli bu kez çok daha güçlü. Eğer bu 3 görüşme sonrasında Esad gitmezse, maalesef o zaman hiç istemediğimiz halde devreye biz gireceğiz” demiştim!

Evet!

Esad için ilk ciddi uyarı Şam’da havaya uçan Ulusal Güvenlik Merkezi’ydi! Bunu anlamadı! Üstesinden geleceğini sandı! Arkasındaki güçler onu buna inandırdı!

Ben de sana iki ay önce “Belki en sadık adamı ‘Bu ülkeye çok zarar verdiniz!’ diyerek onu infaz edecek.

Bekle biraz!” demiştim!

Çok net hatırlıyorum!

Tamam! İşte o gün geldi ve gereği yapıldı!

Ben havaya uçacak sonucu çıkarmıştım inanın!

Yok, dünya değişti! KARAKTER suikastları moda! Nasıl Bizim Başbakanımıza saldırıyorlarsa, biz de aynısını yapıyoruz! Esad ölse kahraman olur! Türkiye de suçlu! Biz daha ŞIK olanını yaptık! Yanında taşıdığı ve sonuna kadar güvendiği 6 isimden BİRİNİ yanımıza aldık! Hep onlar yanımızdakileri alacak değil ya!

Kim bu Sezar!

Aslında görevi başka! Fotoğrafçı değil! Ama bütün belgeleri masasına getirecek kadar etkili biri! Bu şahıs Türkiye’ye ve bize çok güvendi!

Düğmeye basıldı!

Ne zaman? Önceki gün mü?

Hayır, çok oldu!

Ne zaman peki?

Aralık ayının başında, Erdoğan yanına aldığı bir heyetle KATAR’a günübirlik bir ziyaret yaptı! Hatırladın mı?

Tabii Yanında MİT Müsteşarı Hakan Fidan da vardı! Kim bilir, belki o gün masaya bu da gelmiştir!

Bunlar da konuşulmuştur!

İlgiyi kuramadım!

O ziyaretten bir gün sonra KATAR‘ın tuttuğu ÖZEL HEYET bu ALBÜM için çalışmaya başladı!

Yani belki Erdoğan döndükten hemen sonra düğmeye basılmış olabilir!

Neden çıkıp bunu açıklamıyorsunuz?

Neden ortada biz olalım! İçeriden ve dışarıdan bizi TERÖRİST ülke olarak göstermeye çalışanlar varken neden ateşe elimizi sokalım…

Neden Katar ve İngiltere peki?

Suriye’de herkes var ama son söz İNGİLTERE‘nin! Esad doğrudan oraya bağlı. Nasıl içerideki birbirine benzemeyen İTTİFAK emri Londra’dan alıyorsa, Esad da aynı merkeze bağlı!

İngilizler’i “Hayır!” diyemeyeceği bir silahla etkisiz kılmak şarttı! Maalesef 11 bin masum insanın işkence çekerek cansız düşmüş bedenleri KANIT oldu! Şimdi isterlerse “DİKTATÖR!” diye Erdoğan’a seslenmeye devam etsinler!

İşin merkezindeyiz yani?

Kuşkun olmasın! Bak orada 1500′e yakın örgüt var! Hepsiyle konuşan tek ülke Türkiye ve MİT! Her yerdeyiz!

Bunu bildikleri için bizi kışkırtıp hataya zorladılar! Biz ise sakin ve akılla giderek onları İLETİŞİMLE, yani reddedilmeyecek fotoğraflarla vurduk!

Şimdi göz doktoru Esad ve Kraliçe düşünsün!

Dosyayı hangi büro hazırladı?

Fotoğraflar, Yugoslavya ve Sierra Leone’de bu alanlarda görev yapmış Sir Desmond de Silva, Sir Geoffrey Nice ve Profesör David Crane adlı 3 eski savcı tarafından incelendi.

Özellikle SIR SILVA Kraliçe’nin yakın adamıydı! Hukuk konusunda büyük hizmetleri oldu! NICE de öyle!

Zaten Carter-Ruck and Co. şirketi bu nedenle seçildi! Kraliçe adamlarıyla sarsılacaktı! Öyle de oldu!

CHP için ne dersiniz?

Londra’dan emir aldıkları artık SIR değil! Esad’a destek olmaktan başka seçenekleri yoktu! Kemal Bey de üstüne düşeni yaptı! Katliama imza atan birine destek olup, Türkmenler’i korumaya alan Ankara’ya karşı durdu!

Tablo bu! CHP’nin kime çalıştığı şimdi bir kez daha düşünülsün!

BARONLARA hoş görünmek adına devletten ve milletten uzaklaştılar!

Yanıldılar!

Peki son günlerdeki Erdoğan’ı merkeze alan saldırılar için ne dersiniz?

O konu mu!

Evet!

Daha devlet inan bir şey yapmadı!

Onlar her şeyi bildiklerini ve arşivlediklerini sanıyorlar! Bir tek kroşede yıkılıp giderler! Bunun altını çiz lütfen! Tek kroşe!

Nasıl yani? Şimdi söylemem doğru değil! Bir iki gün içinde bir şeyler çıkacak bekle!

Devletle savaş öyle olmaz! Madem meydana çıktın, başına ne gelirse eyvallah diyeceksin!

Çok merak ettim!

Bekle! Çok az! Bak! Devlette üç kişi vardır! Birine görev verilir! Diğeri görev verileni izler! Üçüncü isim ise ikisini izleyip rapor eder!

Denklem budur! Bunlar zincirin kendilerinde, yani ikinci kişilerde bittiğini sandılar!

Yanılgı bu! Burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti! Ve burada her şey NOT edilir! Zamanı geldiğinde gereği yapılır!

Duruma hakimsiniz?

Elbette! Mesela Esad göz doktoruydu ama burnunun dibini göremedi! Görebilseydi yanı başındaki TÜRKLERLE tanışacaktı!

Ergün Diler/Takvim

KOMPLO TEORİLERİ /// ERGÜN DİLER : Kör şeytan

1536616_656010647780009_160126847_n.jpg

Kör şeytan!

Esad’ın yaptığı işkence ve insanlık suçu, belgelenince ne yapacağımı düşünmeye başladım. Ortada 11 bin ceset ve 55 bin fotoğraf vardı! Bir de KOD ADI SEZAR olan fotoğrafçı! Askeri polis olduğu söylenen ve nerede olduğu konusunda bilgi olmayan SEZAR kimdi! Aklıma ilk gelen bu oldu!

Bulmak kolay değildi! Hele şu aşamada! Ama yine de "iz bulabilir miyim?" diye düşündüm.

Gün boyu tüm çabalarıma rağmen bir sonuç elde edemedim.
Umutsuzluk klavyeme hakim olmuşken kaç zamandır görmediğim dostumdan "pat" diye mesaj geldi: "Senin neyi merak ettiğini biliyorum! Belki yardımım olur."

Sonuna koyduğu GÜLÜCÜKLE şifreyi kırmıştım! Heyecanlandım! Her yerde bulunacak biri değildi!
Hemen numarayı çevirdim.

Açmadı! "Ben seni arayacağım" diye ikinci bir mesaj geldi. Tam okuyacakken başka bir telefondan beni istediğini öğrendim. Şaşırdım. Koşarak gittim.

Gazetenin başka bir köşesindeydim! "Not defterimi açtım. Ben sordum o cevapladı!
Bence ortaya keyifli bir sohbet çıktı!

Her yerde bulunamayacak bir DOST, her yerde bulunamayacak şeyler söyledi! PUZZLE’ın parçalarını birleştirdi!
Bakalım keyif alacak mısınız!
Yaklaşık iki ay önce Kasım’ın ortalarında bana ne söylediğinizi hatırlıyor musunuz?

O nedenle mesaj yolladım!
Hatırlamasam rahatsız etmezdim!
Bugünü anlatıyor yani?

Elbette! "Suriye konusunda önümüzdeki 2 aylık dönem çok önemli. Bu süreçte Maliki, Türkiye’ye gelecek. Erdoğan da Moskova’yı ziyaret edecek. Esad’ın neden gitmesi gerektiğini bir kez daha anlatacak. Eli bu kez çok daha güçlü. Eğer bu 3 görüşme sonrasında Esad gitmezse, maalesef o zaman hiç istemediğimiz halde devreye biz gireceğiz" demiştim!

Evet!

Esad için ilk ciddi uyarı Şam’da havaya uçan Ulusal Güvenlik Merkezi’ydi! Bunu anlamadı! Üstesinden geleceğini sandı! Arkasındaki güçler onu buna inandırdı!

Ben de sana iki ay önce "Belki en sadık adamı ‘Bu ülkeye çok zarar verdiniz!’ diyerek onu infaz edecek.
Bekle biraz!" demiştim!
Çok net hatırlıyorum!
Tamam! İşte o gün geldi ve gereği yapıldı!

Ben havaya uçacak sonucu çıkarmıştım inanın!

Yok, dünya değişti! KARAKTER suikastları moda! Nasıl Bizim Başbakanımıza saldırıyorlarsa, biz de aynısını yapıyoruz! Esad ölse kahraman olur! Türkiye de suçlu! Biz daha ŞIK olanını yaptık! Yanında taşıdığı ve sonuna kadar güvendiği 6 isimden BİRİNİ yanımıza aldık! Hep onlar yanımızdakileri alacak değil ya!

Kim bu Sezar!

Aslında görevi başka! Fotoğrafçı değil! Ama bütün belgeleri masasına getirecek kadar etkili biri! Bu şahıs Türkiye’ye ve bize çok güvendi!
Düğmeye basıldı!
Ne zaman? Önceki gün mü?
Hayır, çok oldu!

Ne zaman peki?

Aralık ayının başında, Erdoğan yanına aldığı bir heyetle KATAR’a günübirlik bir ziyaret yaptı! Hatırladın mı?
Tabii Yanında MİT Müsteşarı Hakan Fidan da vardı! Kim bilir, belki o gün masaya bu da gelmiştir!
Bunlar da konuşulmuştur!

İlgiyi kuramadım!

O ziyaretten bir gün sonra KATAR’ın tuttuğu ÖZEL HEYET bu ALBÜM için çalışmaya başladı!
Yani belki Erdoğan döndükten hemen sonra düğmeye basılmış olabilir!

Neden çıkıp bunu açıklamıyorsunuz?

Neden ortada biz olalım! İçeriden ve dışarıdan bizi TERÖRİST ülke olarak göstermeye çalışanlar varken neden ateşe elimizi sokalım…
Neden Katar ve İngiltere peki?

Suriye’de herkes var ama son söz İNGİLTERE’nin! Esad doğrudan oraya bağlı. Nasıl içerideki birbirine benzemeyen İTTİFAK emri Londra’dan alıyorsa, Esad da aynı merkeze bağlı! İngilizler’i "Hayır!" diyemeyeceği bir silahla etkisiz kılmak şarttı!

Maalesef 11 bin masum insanın işkence çekerek cansız düşmüş bedenleri KANIT oldu! Şimdi isterlerse "DİKTATÖR!" diye Erdoğan’a seslenmeye devam etsinler!

İşin merkezindeyiz yani?

Kuşkun olmasın! Bak orada 1500’e yakın örgüt var! Hepsiyle konuşan tek ülke Türkiye ve MİT! Her yerdeyiz!

Bunu bildikleri için bizi kışkırtıp hataya zorladılar! Biz ise sakin ve akılla giderek onları İLETİŞİMLE, yani reddedilmeyecek fotoğraflarla vurduk!
Şimdi göz doktoru Esad ve Kraliçe düşünsün!

Dosyayı hangi büro hazırladı?

Fotoğraflar, Yugoslavya ve Sierra Leone’de bu alanlarda görev yapmış Sir Desmond de Silva, Sir Geoffrey Nice ve Profesör David Crane adlı 3 eski savcı tarafından incelendi.

Özellikle SIR SILVA Kraliçe’nin yakın adamıydı! Hukuk konusunda büyük hizmetleri oldu! NICE de öyle!

Zaten Carter-Ruck and Co. şirketi bu nedenle seçildi! Kraliçe adamlarıyla sarsılacaktı! Öyle de oldu!

CHP için ne dersiniz?

Londra’dan emir aldıkları artık SIR değil! Esad’a destek olmaktan başka seçenekleri yoktu! Kemal Bey de üstüne düşeni yaptı! Katliama imza atan birine destek olup, Türkmenler’i korumaya alan Ankara’ya karşı durdu!

Tablo bu! CHP’nin kime çalıştığı şimdi bir kez daha düşünülsün!
BARONLARA hoş görünmek adına devletten ve milletten uzaklaştılar!
Yanıldılar!

Peki son günlerdeki Erdoğan’ı merkeze alan saldırılar için ne dersiniz?
O konu mu!

Evet!

Daha devlet inan bir şey yapmadı!

Onlar her şeyi bildiklerini ve arşivlediklerini sanıyorlar! Bir tek kroşede yıkılıp giderler! Bunun altını çiz lütfen! Tek kroşe!

Nasıl yani? Şimdi söylemem doğru değil! Bir iki gün içinde bir şeyler çıkacak bekle!

Devletle savaş öyle olmaz! Madem meydana çıktın, başına ne gelirse eyvallah diyeceksin!

Çok merak ettim!

Bekle! Çok az! Bak! Devlette üç kişi vardır! Birine görev verilir! Diğeri görev verileni izler! Üçüncü isim ise ikisini izleyip rapor eder!

Denklem budur! Bunlar zincirin kendilerinde, yani ikinci kişilerde bittiğini sandılar!

Yanılgı bu! Burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti! Ve burada her şey NOT edilir! Zamanı geldiğinde gereği yapılır!

Duruma hakimsiniz?

Elbette! Mesela Esad göz doktoruydu ama burnunun dibini göremedi! Görebilseydi yanı başındaki TÜRKLERLE tanışacaktı!

Ergün Diler

KOMPLO TEORİLERİ /// ERGÜN DİLER : İkinci raund !

fed+reserve.jpg

İkinci raund!

Erdoğan’a karşı iz bırakmadan bir araya gelen patronları ve gizli planlarını anlamak için bugün de PARADAN gidelim… Türkiye’nin başına geçirilmek istenen çuvalı görmeden ayakkabı kutusuna takılırsak olduğumuz yere yığılır kalırız!

Tek yapmamız gereken bütün dikkatimizle PARANIN arkasına saklanıp koalisyon yapanları takip etmek ve amaçlarına ulaşmasını engellemek!
İnanın şu an İSTANBUL’da çok patron dışarısı ile el sıkışmış durumda!
Sadece Ankara’nın bunu bilmediğini düşünüyorlar! Başkenti eski alışkanlıklarından dolayı kör ve sağır sanıyorlar!
Yanılıyorlar!
Nereden mi biliyorum?
Anlatayım…

Önce dün yazdıklarımızı kısaca hatırlayalım… Dünyanın her hangi bir yerinde yaprak kımıldasa bunun arkasında kesinlikle ve kesinlikle şu 6 aile ve şirket vardır:

Bank of America: Rockefeller ailesi
JP Morgan: Morgan ve Rockefeller ailesi
Citigroup: Rothschild ailesi
Wells Fargo: Fargo ve Rothschild ailesi
Goldman Sachs: Rockefeller ailesi
Morgan Stanley: Morgan, Rockefeller ve Rothschild ailesi…

Bu aileleri birbirine bağlayan BIG FOUR yani BÜYÜK DÖRTLÜ denilen yapıda ise State Street Corporation, Vanguard Group, BlackRock ve FMR (Fidelity) isimli DEV yapılar var! İsmini bile bilmediğimizi bu YAPININ sahibi olduğu şirketler ise evlerimize kadar girmiştir:

Alcoa Inc., Altria Group Inc., American International Group Inc., AT&T Inc., Boeing Co., Caterpillar Inc., Coca-Cola Co., DuPont & Co., Exxon Mobil Corp., General Electric Co., General Motors Corporation, Hewlett-Packard Co., Home Depot Inc., Honeywell International Inc., Intel Corp., International Business Machines Corp., Johnson & Johnson, JP Morgan Chase & Co., McDonald’s Corp., Merck & Co.
Inc., Microsoft Corp., Pfizer Inc., Procter & Gamble Co., United Technologies Corp., Verizon Communications Inc., Wal-Mart Stores Inc., Time Warner, Walt Disney, Viacom, Rupert Murdoch’s News Corporation.,, CBS Corporation, NBC Universal gibi…

Bütün bu şirketlerin ve 6 ailenin görünen servetlerinin dışında bir de merkezi İsviçre’nin BASEL kentinde olan The Bank of International Settlements (BIS) yani Uluslararası Varlıklar Bankası var!

Bu banka hiç ortalarda görünmeyen ROTHSCHILD ailesinin en büyük silahıdır!
Hemen hemen dünyadaki bütün MERKEZ BANKALARI arasındaki PARA uyumunu sağlamakla görevlidir! 1930’da kuruldu ve o günden bu yana işlevini eksiksiz yerine getirmektedir! Türkiye’de çok etkili olduğu dönemler oldu! Yönetiminde Rockefeller ailesinden 2 kişi olmakla birlikte asıl patron Rothschiller’dir!

Göstermelik olarak Morgan ve Fargo ailelerine de hisse verilmiştir!
Bu banka Deutsche Bundesbank başta olmak üzere Bank of England, Bank of Italy, Banque de France gibi 50’ye yakın Merkez Bankası’nı da yönetmektedir.

Ve bu ailelerin üyelerinden oluşan 8 ÇOK ÖNEMLİ KİŞİ Basel’deki ALP Dağları’nda bilinmeyen bir yerdeki GİZLİ SIĞINAKTA toplanır! Yolun, marketin, telefonun, televizyonun, elektriğin, otomobilin, radyonun, CD çaların, iPad’in olmadığı bir yerde dünyayı değiştiren, kaderini belirleyen kararlar alınır! ÖZEL ATEŞLE yapılan bu toplantılara çok nadiren KISSENGER gibi hizmetini ve sadakatini ispatlamış insanlar alınır!

Zaten Kissenger diğer ülkelerdeki gibi bizdeki BARONU da kontrol ve dizayn eden kişidir!

Sınırlı sayıda kişinin katıldığı bu toplantıdan sonra CFR ve Bilderberg gibi gizli toplantılarıyla tanınan kuruluşlar, orada belirlenen gündemle bir araya gelir! Bu toplantılar aslında EMİRLERİNDEKİ insanların fikrini almaktır!

Neyse bu Bank of International Settlements aynı zamanda Amerikan Merkez Bankası’nın da patronudur! Ünlü P2 Mason Locası’nın bulunduğu bölgeye yakın olan toplantıdan çıkan kararlar Dünya Siyonist Teşkilatı’na bildirilir!
Ve bizim İstanbul’u kontrol eden BARONLARDAN birkaçı da buraya koşarak gider ve farklı kanallardan bu bilgilere kavuşurlar!
Hatta biri giderken "Dünya Basel’den yönetiliyor!
Sen ne sanıyorsun!" diye bir dostuna takılmıştı!

Türkiye’yi ve bölgeyi etkileyen kararlar da buralarda alındı! Her istediklerini yapacaklarını sandılar!

Ama bazen olmadı! İsteklerine kavuşamadılar! Mesela Rusya’da PUTİN’e feci şekilde yenildiler!

PARALARI geçmedi! Koltuğa gelir gelmez tavrını ortaya koyan PUTİN, Rothschildler’in adına ülkesini İŞGAL eden ne kadar OLİGARK varsa topladı ve uyardı! Ciddiye alanlar malını mülkünü bırakıp kaçtı! "Bize bir şey olmaz!" diyenler ise kendini beş parasız içeride buldu! Medya imparatoru Vladimir Gusinsky, Lebedev, Hodorkovski, Boris Berezovski ve Bilalov kardeşler gibi isimler yok olup gitti!

Rothschildler’in piyonu SOROS’la gelenler Putin’e mağlup oldu! Açık Rusya Vakfı’nı kuran Jacob Jothschild ve Kissenger yıkılıp gitti! Ne dolarları, ne bankaları kurtarabildi onları! Türkiye’de de yenilmemek için Bank of International Settlements 20 milyon dolar rüşvet vererek Merkez Bankası’ndaki toplam parayı öğrenmek istedi! Öğrenemedi!

Operasyonla adamları alındı! Bu aslında onlara görülmeyen ve bilinmeyen en büyük uyarıydı! Bunu gururlarına yediremediler! Kendi elleriyle kurdukları CUMHURİYET darbeyi indiriyordu! Kabul edemediler!

İçerideki adamlarının gücü ve sayısı çok olmasına rağmen Erdoğan onları dinlemiyordu! Üzerlerine üzerlerine gidiyordu! Çatışmanın, kavganın, kasetlerin, koalisyonların asıl nedeni buydu! Türkiye’nin enerjide oyun kurması ve paraya gitmesi tansiyonu fırlattı! Adamlar alışık olmadıkları bir problem yaşıyordu!

Engeli aşmak için yetiştirdikleri ve uzun zamandır UYKUYA bıraktıkları hücreleri uyandırdılar! Bu UYANDIRMA harekatından önce İSTANBUL SERMAYESİ denilen yapıya el altından BRİFİNG verildi!
Herkese gerekli NOT gitmişti!

Tarafsız görünmekle birlikte saldıranların Erdoğan’ı devirmesine yardım ediyorlardı! Ankara’nın bunu ıskaladığını düşündüler! Oysa kimin nereye hangi uçuşla gittiği, kabinde neler konuştuğuna kadar birçok bilgi ortadaydı!

Gizli sandıkları görüşmelerin TAPELERİ ise daha ortaya çıkmamıştı! Son günlerde ortaya çıkan ve hiçbir suç içermeyen kayıtların amacı ise çok açık ortadaydı!

Obama ve Putin’in desteğiyle tıpkı MOSKOVA’da olduğu gibi LONDRA’ya bağlı sermaye temizlenecekti! İsmi geçen işadamlarının arka bahçesi LONDRA’ydı! İlişkiler orada dizayn ediliyordu! Kasedi sızdıranlar "Türkiye artık bu yükle devam edemez!

Sermayede temizlik şart! Herkes yerini kesin olarak bildirmeli! Ya buraya ya Londra’ya bağlı kalacaklar" mesajı veriyordu!

Bakın bu güçlerin arkasında olan İNGİLİZ İSTİHBARATININ logosu PİRAMİTTİR!
En tepede Kraliçe ile birkaç aileyi barındırır! Aynı zamanda Britanya Finans İmparatorluğu’nun simgesidir!

Sözkonusu piramit olunca diğerlerini bilemem ama TÜRK MİLLETİNE ve kardeşlerine ayrılan yer sadece alt kattadır! Bunun anlamı EZİLMEKTİR!
Türkiye bu savaşı içeridekileri temizleyerek vermek zorundadır! İkinci raund kesinlikle sermaye ile Ankara arasında olacaktır!

Hazır o vakit gelmeden yerlerini belirleseler iyi olur!

Yok! Musevi baronların dediklerine inanıp arkadan yumruk atmaya devam edeceklerse kendileri bilir!
Kaçış yok!
Hesap görülecek!

Ergün Diler – 17.01.2014

KOMPLO TEORİLERİ /// ERGÜN DİLER : Final maçı

Illuminatipicwithallseeingeye.jpg

Final maçı

Banka, finans, tefeci, borç, vade, geri ödeme, banker, banknot kavramları çıktığından beri dünya üzerindeki birkaç aile yükseldi!
Devletleri geride bırakacak duruma geldi! Zamanla ülkelerin HAZİNELERİ onlara emanet edildi!

Bunlara en iyi örnek İngiliz Merkez Bankası’nı yöneten ROTHSCHILDLER’di!
Altın bunların işiydi! Rasyonel hiçbir karşılığı olmayan ALTIN neden iner ve çıkardı? Altına yatırım yapanlar neden kazanır ve kaybederdi! Kimse bunu
bilmezdi!

Koca koca EKONOMİ profesörleri ahkam keser, ancak hiçbir dedikleri gerçekleşmezdi! Matematiğin YETMEDİĞi bir alan haline gelmişti EKONOMİ!
Her şey rakamlarla ilgili olsa da ortada bilinmeyen ve görülmeyen bir denklem vardı! Bu da birkaç ailenin Londra üzerinden kurduğu FİNANS İMPARATORLUĞUNUN gizli kodlarıydı!

PARA ile her işin arkasında ve içinde olmaktı bu!

OSMANLI’nın yıkılışını hazırlayan bu YAPI daha sonra engellenemez bir şekilde büyüdü! ORTADOĞU ile buluşmaları, HİTLER’e sponsor olmaları, İsrail’i varetmeleri, bölgeyi cetvelle çizmeleri, ırkları ve mezhepleri düşman etmeleri, Anadolu’yu hiç bitmeyen dert yumağına sarmaları imparatorlukları için olmazsa olmazdı!

Afyon Savaşları nedeniyle Çin’i vuranlar, ardından HSBC’yi kuranlar, Amerika’ya uzanıp yerlilere işkence yapanlar, altın, elmas, gümüş, demir, petrol, çinko, gibi ne kadar değerli maden varsa peşlerinden gidenler bunlardı!

Türkler’in pasifize olmasından sonra BÖLGE tamamen bunların eline geçti!
Türk ve Kürt’ün kardeş olduğunu unutan yerli akılsızlar yüzünden de bu SÖMÜRÜ çok uzun sürdü!

İki dünya savaşından sonra bizlerin bilmediği BÜYÜK DENGE Amerika ile Almanya arasında kurulmak istendi!

her türlü belgesi, bilgisi olsa da Başkan Kennedy bu işe gönül verdi!

Amerika’daki PARAYI elinde tutan EŞKENAZİ YAHUDİLER’i bu dengeyi destekliyordu! "Geldiğimiz yer ile yaşadığımız yer dünyayı taşıyabilir!" diye düşünüyorlardı! Berlin’e giden Kennedy "Ben bir Berlinliyim!" dedikten sonra bardak taştı ve sonu geldi! Kim olduğu belli olmayan biri ya da birileri tarafından vuruldu! Sistemin değişmemesi sağlandı!

II. Dünya Savaşı’ndan sonra bütün ülkeler, özellikle Avrupa, bıçakla ortadan ikiye bölünmüştü! Amerika bir tarafın, Sovyetler diğer tarafın hakimiydi!
Şimdi TAVAN yapan ULUS DEVLETLER ile sermayenin kavgası ta o zamanlardan başladı! Ancak devletler uzun süre bu oluşumun dünyayı ele geçirdiğini göremedi!

Londra merkezli yaşayan birkaç aile bütün noktalarda vardı! Avrupa zaten anayurtlarıydı! Osmanlı’yı yıkıp Ortadoğu’ya inmişlerdi! Amerika ise uzak ve sahipsizdi! Ancak çaresini bulmakta zorlanmadılar! Rothschild ailesi aslında YAHUDİ olmayan ROCKEFELLER ailesini yarattı!

Birinci Dünya Savaşı’ndan büyük zararla çıkan ALMANYA bu ailenin Amerika’daki finans şirketleri üzerinden fonlandı! DAWES ve YOUNG PLANI ile para yağdırdılar!

Siemens, AEG ve Bosch gibi şirketleri yaşattılar! Oyun kurdukları her yere PARALARI ile gittiler! Önlerindeki Osmanlı engeli kalkınca Ortadoğu’ya BP ve SHELL ile girdiler!

Zenginliklerini tam olarak bilen yoktu ama HSBC, Royal Bank of Scotland, Banco Santander, J.P. Morgan-Chase, De Beers, Rio Tinto, ING Group ve AVIVA gibi dünya devleri bunlara aitti!
Her yerde vardılar!

Rockefeller’ı tutup kaldırmışlar ve ortaya Citigroup, Standart Oil, Exxon-Mobil, Chevron gibi şirketleri çıkarmışlardı!

Rockefeller ve onların da destek verdiği 7-8 aile Amerika’yı kontrol ediyordu!
Yasalar, başkanlar, Kongre, Senato ellerindeydi! Merkez bankaları zaten onlarındı! Son sözü onlar söylüyordu! Altın, elmas, bakır, demir, uranyum, alüminyum hatta ŞARAP tekeli bu aileler tarafından kurulmuştu! Dünya süpermarkete dönüştürülmüş, her ülke, yani her REYON, kendi aralarında paylaştırılmıştı!

Bize de şimdiki BARON düşmüştü!
Yani onların CEO’su!

Bu aileler Kennedy’nin ölümünden sonra vitesi artırdılar! 1970’lerden sonra devlet başkanlarının, başbakanların, vekillerin, senatörlerin bir anlamı kalmadı!
MEDYA bunların TETİKÇİSİYDİ!
İstemedikleri gidiyordu!

İstihbarat kurumları, gizli polis ve askerler, devlet içinde devletçikler, sivil oluşumlar, sol yapılar, inanç hareketleri hep bunlar tarafından desteklenip örgütleniyordu!

Büyümeleri ve gelişmeleri kendi adamları tarafından yapılıyordu! Yol haritaları çizilip ellerine veriliyordu!

Amerika’nın Afganistan ve Irak işgaliyle bunlarla SAVAŞ tavan yaptı!
1970’lerde başlayan MÜCADELE artık ortadaydı!

Ortadoğu’yu ele geçirdikleri için çok büyüyen GÜÇ şimdi Ortadoğu’yu kaybetmemek ve yok olmamak adına geliyordu!
İşin sırrı ANADOLU’ydu!
Türk ve Kürt’tü!
BARIŞTI!

1970’lerde Türkiye bunlar için sosyal laboratuar oldu! İstedikleri yapıların büyümesi ve serpilmesi için uygun hale getirildi!
Oyunu kuranlar önce doğum yaptırdı, sonra da ayağa kaldırıp "saldırın emri!" verdi!

Ama bizler ANADOLU insanının saflığı penceresinden bakarak herkese "KARDEŞİM!" diyorduk!

Aynı ülkede yaşamamız, aynı ilkeler için yaşadığımız anlamına gelmiyordu!
Dava da amaç da farklıydı!

Türkiye onların EKİM TARLASI olduğu için her türlü mahsulü nasıl alacaklarını biliyorlardı! SOL, SAĞ, ORTA, YAN fark etmez gereğini yaparlardı!
Başımıza gelen ve gelmesi çok muhtemel sorunların TEMELİ 1970’lerde atıldı!
Sadece ANKARA göremedi!

Devletin kurumları kendi insanlarını fişlerken ÖZEL YETİŞTİRİLENLERİ ıskaladı!
İki gözümüz olmasına rağmen sadece PKK’ya bakabildik! Başka tehlike aramadık! Aramayınca da görmedik!
Sonuç ortada!

Yılların hesabı görülecek! Ülkenin canı acıyacak!
Zaman kaybedilecek ve ortalık kirlenecek!
Üstelik daha sahaya sürmedikleri oyuncuları kenarda!
TARİHİ MAÇ diyorum ya!

Boşuna değil!
Anlarsınız!
Bekleyin…

Ergün Diler

KOMPLO TEORİLERİ /// ERGÜN DİLER : İlluminati oyunları

jhgjkhg.jpg

Dünyada ki GÖKDELENLERİN tamamına yakınının sahibi olan Museviler büyük şirketlerin de sahibidirler! Her alanda faaliyet gösterirler! Mesela 2013’te dünyada 650 milyar dolarlık silah satışı yapıldı! EN büyük şirketler AMERİKAN’dı! Silah ticaretini elinde tutan 100 şirketin 60’ı Amerikalı’ydı! Bu şirketlerin 57’si ise YAHUDİ’ydi!

Dünyaya baktığınızda ise 100 büyük silah şirketinin 89’u Yahudi! Haliyle her 100 dolarlık satışın 90’ı onlara gidiyor!
Bu nedenle SAVAŞ ticarettir onlar için! Bakın YAZ-BOZ’da bir konuğumuz "Üzeyir Garih Türk-Kürt savaşına karşı çıktığı için, barış istediği için öldürüldü!" dedi!

Oslo, 7 Şubat, Gezi ve 17 Aralık operasyonları da "bu savaş bitmesin" diye yapıldı!

Erdoğan baştan beri KÜRTLER’i "KARDEŞ" olarak gördüğü için hedef seçildi! "Aynı ezana, aynı peygambere, aynı dine inananlar savaşmaz" dediği için üstüne gidildi!

Çünkü KIRIM HARBİ’nden beri İngilizler, Türkler’i Kürtler’den ayırıp Ortadoğu’dan çıkarmak istedi!
Yaptılar da!

Kardeşler savaşırken bölge onlara aktı! Hem para kazandılar, hem enerjiye oturdular, hem de Türkler’i tehlike olmaktan çıkardılar! Tek taşla tek kuş vurmamak gibi özellikleri vardı! Hem Kürtler’in, hem Araplar’ın, hem de ne yazık ki TÜRKLER’in içinde çok adamları vardı!

Onların gözetiminde büyüyenler onların emirleri dışına çıkamıyordu! Irklara, mezheplere, şirketlere, dinlere, bölgelere ayrılıyorduk!
Eğer önlerine çıkanlar yaşadığı ülkeye bağlı bir YAHUDİ de olsa ortadan kaldırılıyordu!

Bana gelen bilgilere göre Musevi Cemaati cinayetlerin karanlıkta kalmasından hiç hoşnut değil! Bu insanların bu ülkede güvende olması ve yaşaması için gerekenin yapılması şart!

Çünkü bu ülke Türk’üyle, Kürt’üyle, Yahudi’siyle, Ermeni’siyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Arnavut’uyla, Pomak’ıyla, Boşnak’ıyla büyür!

Yıllarca yazılan SENARYOLARI hemen kabul ettik! Hiç sorgulamadık! "Üzeyir Garih Eyüp Mezarlığı’nda ne arıyordu?" diye sormak aklımıza gelmedi!
Hangi gazete mezarlığı ilk gün ortaya attı bakmadık!
Uydurulan hikayeyi hemen satın aldık!

Oysa ortada 3 yılda bülbül gibi TÜRKÇE öğrenen MERAL isminde biri vardı! Kimdi bu? Bilen yoktu! Şişli’de hızlandırılmış bir teknikle TÜRKÇE öğretilen ve sonradan ortadan kaybolan kadın kimdi?

Ve daha önemlisi bu kadın kimin ASİSTANI olarak nerede çalışmıştı?
Bakın bu olay İngilizler’in konserve alırken kutudaki bütün uyarıları okuması, bizim ise bakmadan sepete atmamız gibi bir şeydi!
KIRIM’dan beri başımız bu nedenle dertte!

Erdoğan, Kırım Harbi’yle başlayan GERİ GİDİŞİ durdurmak için ortada!
Ortada suistimaller olduğu gerçek!

Ama bu ülkemizden vazgeçmemiz anlamına gelmemeli! İstenilen ise bu!
Birkaç kişinin omzuna binip koca ülkeyi indirmek ve Ortadoğu’dan dönmemek üzere kovmak istiyorlar!

DENT PALMER AND COMPANY isimli şirketin yaptığını HALKBANK bozduğu için de paradan giriyorlar! Kurdukları düzenin bozulmasını istemiyorlar.
Olaylara sadece TÜRK bildiğiniz gazete ve televizyonların manşetleriyle bakmayın!

Geniş düşünün!

Erdoğan giderse sadece kendisi gitmeyecek! DEVLET, bir daha kendi içinden bu savaşı verecek birini çıkaramayacak!
Yani devlet gidecek!
Söylenmez ama dikkatle bir bakın!

Şimdiye kadar AK Parti dahil olmak üzere hükümetlerde ne kadar İNGİLİZ SEVDALISI yer aldı!

Almak zorundaydı! Gizli kuraldı çünkü! İlk adımda onlara karşı bir şey yapamazdınız! Zaman şarttı! İşte Türkiye o zamanı Erdoğan’la yakaladığı için çullanıyorlar!

Hem parayı, hem devleti almak için geliyorlar!

Erdoğan’ın ailesini YAKIN BİLİNENLERLE hedef alıp DİRLİĞİ bozmak istiyorlar!
Asla "bir ve bütün olamazsınız!" mesajı veriyorlar!

Kaybetmek istemiyorsak Türk, Kürt, Yahudi, Ermeni elele verip savunmalıyız!
Ya ülkesini sevenler ya parayı ülkesine tercih edenler kazanacak!
Şimdiye kadar PARA kazandı!
Bundan sonra mı?

Karar sizin!

Ergün Diler

KOMPLO TEORİLERİ /// Ergün Diler : Diktatör

the-dictator-movie-poster-2012-e1345656328847.jpg

Diktatör..!

Oslo görüşmelerinin sızması, Hakan Fidan isminin ortaya atılması, 7 Şubat operasyonunun yapılması, DEVLETTE ilk büyük krizin MİT’çiler üzerinden yaşanması, masum bir taleple başlayan GEZİ EYLEMLERİNİN kitlesel hale getirilmesi, dünya medyasının Taksim’i karargah olarak tutması, 17 Aralık için
düğmeye basılması, ANKARA’da kaos yaratmayı amaçlayan planın devreye sokulması…

Aslında tek tek saymakla bitiremeyeceğimiz bütün eylem planlarının arkasında ERDOĞAN’dan kurtulmak vardı! Bizim BASIN bunu NET olarak yazamadı!
Hissettirdi ama yazamadı!

ASIL SAHİPLERİN yaşadığı LONDRA ise bu konuda hiç geri durmadı! Türkiye’de ne yaşanacağını aylardır onlar yazıyorlar! Bazen manşetlerde, bazen de köşelerde nasıl saldıracaklarını anlatıyorlar!
Gelenler kimdi?
Ne istiyorlardı?
Neden Erdoğan hedefti?
Amaçları neydi?

Bu ve benzeri pek çok soruyu ortaya atabiliriz!
Cevap için gideceğimiz tek yer MAL SAHİPLERİDİR!

Aylardır İNGİLİZ MEDYASI, yani The Economist, Financial Times, The Times, Sunday Times, Daily Telegraph, Erdoğan’sız bir gün bile geçirmiyor!
Öyle vuruyorlar ki sanırsınız Erdoğan Türkiye’nin değil de İngiltere’nin BAŞBAKANI!

Dünyada bu kadar ülke varken, İNGİLİZLER’in Erdoğan nefretini nasıl anlamalıyız! Neden her gelişmenin arkasına ERDOĞAN nefretini koyuyorlar!
Ne istiyorlar? Neden kin duyuyorlar?

Dünyanın genelinde olduğu gibi İngiliz basını da YAHUDİLER’in kontrolünde!
Londra üzerinden dünya finans imparatorluğunu yöneten AKIL, basını da oradan KALİBRE ediyor! The Economist, Rothschild ve FİAT’ın sahibi Angelli ailesine ait…

Financial Times’ın yüzde 50’si de Rothschild ve FİAT’ın sahibi Angelli ailesinin…
The Economist, Financial Times yönetim kurulunda FİAT’ın patronu John Elkann ve Lynn Forester de Rothschild’in adları var.

Daily Telegraph’ın sahibi David ve Frederick Barclay kardeşler…
The Times, Sunday Times’in sahibi Murdoch… İngiliz medyası Erdoğan için DİKTATÖR algısını yaratan merkezdir!
YARGIYLA gideceğini ilk yazan odaktır! "Siyasi ömrünü tamamladı!" diye ahkam kesen oluşumdur!

Museviler’le iyi ilişkiler kurmak hem devlette hem özel sektörde bir AYRICALIKTI! Ankara’da yükselmek için TEL AVİV önemli bir merkezdi! Museviler için İSRAİL yurt olsa da asıl vatanları burasıydı!

Biz bilmesek de onlar Buckhingham Sarayı adına ülkeyi kontrol ederlerdi! Asker-sivil bürokratlarımız da bunu bildiğinden, onlara HOŞ görünmek için çırpınırdı! "Ülkemizi neden biz yönetmiyoruz?" sorusunu sormak yerine ısrarla İsrail’e uçulurdu!

Alınacak ONAYLA tüm kapılar açılırdı! Şimdiye kadar öyle oldu çünkü! Kimse ülkeyi geri almak için canla başla uğraşmadı! Bunu kendine dert edinmedi! "Yapabiliriz!" diye aklından geçirmedi!
İşte saldırı üstüne saldırı yiyen Erdoğan, Türkiye’yi bunlardan geri almak için canla başla uğraştı!

Kendini ortaya koydu! Ülkeyi bunların yönetmesine itiraz etti!
Kurdukları FİNANS sistemiyle bankaların, piyasanın, borsanın, ordunun, sermayenin bunların elinde olmasını kabullenmedi!

Çözüm için yollar aradı! İran hamlesi bunlardan en önemlisiydi! Medyasıyla Erdoğan’a saldıran İngiltere, İran’a da vuruyordu! Ama BANKALARIYLA gidip Tahran’ı yanına alıyordu!
Ambargo falan da dinlemiyordu!

Erdoğan bu oyunu bozmaya kalkınca PARA üzerinden gelindi!
HALKBANK ve aradaki PARA trafiği hedef alındı!

DİKTATÖR’ün ülkesi bir savcı tarafından karıştırılabiliyordu! 40 önemli işadamı hakkında "ALINSIN!" kararı verebiliyordu! Londra ile aynı çizgide olan basın da bunu çarşaf çarşaf yayınlıyordu!

DİKTATÖRLERİN ülkesinde olmayacaklar oluyor, hem diktatöre hem ailesine hem kabinesine gidilmek isteniyordu!
Demokrasilerde gördüğümüz gelişmeler, bizim gibi ilkel DİKTATÖRLÜKLERDE de olabiliyordu(!) Ülkeni savununca adın DİKTATÖR oluyordu! Söz dinlememenin cezası buydu!

Erdoğan onlar için ÇANAKKALE’de geçişlerine izin vermeyen Yavuz Sultan Selim, Barbaros Hayrettin, Turgut Reis, Mesudiye, Hamidiye, Mecidiye idi…

Queen Elizabeth, Lord Nelson, Agamemnon, Swiftsure, Triumph, Queen, Prince of Wales, Cornvallis, Exmouth, Irresistible, Implacable, London, Canopus, Albion Goliath, Ocean, Vengeance ve Majestic’le gelenler İÇERİ zor girdiklerini hiç unutmadılar!

Bunu unutmadıkları için de görünmeyen silah PARA ile girdiler! Merrill Lynch & Co Inc, Wellington Management Co LLP, Deutsche Bank AG, Franklin Resources Inc, Credit Suisse Group, JP Morgan Chase & Co, General Group plc, Vanguard Group Inc, Morgan Stanley, Mitsubishi UFJ Financial Group Inc, Northern Trust Corporation ve Societe Generale ile kapıları araladılar!

Gemilere doldurdukları askerlerle İstanbul’u alamayanlar PARAlı askerleri YAHUDİLER’i öne sürüp hem Osmanlı’yı çökerttiler hem de ülkeyi ele geçirdiler!

O günden beri ne Osmanlı adı duymak ne de onların izinden giden birilerini görmek istediler!
Bu nedenle dünyada BATI’ya anlamsız ve içi boş şekilde yürüyen tek MİLLET biz olduk!

Ne yaptığımızı, nereye gittiğimizi bilemeyecek hale getirildik!
Şaşkına çevrildik!

Bir millet ya kılıç ile ya para ile yola getirilirdi!
Birinci şıkta çok şansları yoktu!

Bu nedenle "B ŞIKKINI" hayata geçirip PARA ile ANADOLU’yu aldılar!
PARAyı konuşturup içerisini her defasında hallettiler!

İmPARAtorluklarının devamı için Türkiye’nin uyanmaması gerekiyordu!
Erdoğan’a baktıkça onlara VATAN ve TOPRAK vermeyen ABDÜLHAMİT HANI görüyorlardı!
DİKTATÖRden kasıtları buydu!

Bu ALGI’ya yatırım yapan bizzat KRALİÇE’dir! Çünkü dünyadaki belli başlı MEDYA onlardan ve onların adamlarından emir alır!
Hatırlayın!

Prense Charles ve eşine YUMURTA atıldı!
Rothschild ailesinin kurduğu REUTERS bunu haber yaptı!
Demokrasinin beşiği İngiltere çok ilginç bir olaya sahne oldu!

O haber, o gazetecinin son işiydi!
Hala nerede olduğunu bilen yok!
Diktatörlük işte böyle bir şeydi!
Dün BOĞAZLAR’dan geldiler!
Şimdi her yerdeler!

Savaşın alanı bütün ANADOLU!
Sakın ülkeyi bize bırakıp gittiklerini düşünmeyin!
Buradalar!
Gelecekler…
Kenetlenin!

Ergün Diler

KOMPLO TEORİLERİ /// Ergün Diler : Karakter suikastı

truth-about-television1.jpg

Karakter suikastı

Dünyada hangi ülkeye bakarsanız bakın; Türkiye gibi karışıklıklar ile, kaos ile, yargı ile, rüşvet ile, yolsuzluk ile, fatura ile, tehdit ile, hapishane ile, sahte belge ile, muhalefet ile, küfür ile, meydan okuma ile uğraşan ve zamanını bu işlere ayırmak zorunda kalan ikinci bir ülke bulamazsınız!
Akıl tamamen devredışı kaldı!
Güçler, yani dünyayı paylaşmak adına meydana çıkanlar, bilek güreşini
Türkiye’de yapıyor!

Yoksa Tayland, Ukrayna, Mısır, Türkiye gibi ülkeler, içeride SORUN üreten yapıya sahip değil!

İçerideki ve bölgedeki bütün kapışmaların arkasındaki asıl kavga başka! Dünya yeniden kuruluyor ve maalesef Türkiye’ye "Tarafını seç!" uyarısı yapılıyor! Erdoğan yerini belirlese de içeride o tarafa yanaşmayacak çok insan var!

Bu nedenle TERCİH konusunda anlaşma olmadığı için büyük fotoğrafta kapışan iki gücün içerideki temsilcileri de yaka paça birbirine girmiş durumda!
Ne oluyor peki?
Adım adım gidelim…

Deniz Baykal kasetle gidince, MHP’li 10 milletvekili aynı yöntemle diz çöktürülünce, Türkiye’de bu işin tutacağı KARAKTER SUİKASTLERİNİN kesinlikle sonuç vereceği anlaşıldı!

Mesela IMF eski Başkanı Dominique Strauss-Kahn, NewYork’ta kaldığı 3 bin 500 dolarlık süit odasında bir temizlikçiye tecavüz ettiği iddiasıyla gözaltına alındı.

Dünya televizyonları siyahi bir kadını manşet yaptı! Gecede 3 bin 500 dolar verip Amerika’nın en güzel otellerinden birinde kalan IMF BAŞKANI, temizlik görevlisi bir kadını zorla odasına alıyor ve tecavüze kalkışıyordu!

Kadın kaçmayı başarınca da koridorda tutup olayı noktalıyordu! Resmen bir DELİ ve SAPIKLA karşı karşıyaydık! Normal birinin bu senaryoyu kabul etmesi mümkün değildi! Bir avuç dolusu para verip oda alan biri, neden 100 dolar yerine binlerce dolar KEFALET ödemeye razı olsun ki!

Ama yayınlar ve ALGI BAŞKANI koltuğundan etti!
Kefaletle serbest kaldı! Kaçıp ülkesine kapağı zor attı!

KADIN figürü, Fransa’nın devlet lideri olacak birini ortadan kaldırmıştı! Kahn’ın yerine gelmesi düşünülen Derviş de "Bir kadın söylentisiyle" taleplerinden vazgeçmişti!

KARAKTERLERE SALDIRANLAR bu yolla sonuç almıştı!

Artık suikastlerle insanlar ortadan kaldırılmıyor, bir kenara atılıyordu!
Operasyonu AKIL edenler, sonucu almadan gitmezler! Oyun buna göre kurulur! 17 ARALIK operasyonunda HEDEF ERDOĞAN’dı!

Erdoğan’ın yola çıktığı ve ilerlediği partinin AK kısmıydı!

Operasyonu kurgulayanlar Erdoğan’ın KASETLE gitmeyeceğini bilecek kadar akıllıydı! "Kasetle gitmezse güven kaybıyla gider!" mottosundan yola çıktılar!

Para ile para sayma makinası ile çelik kasalar ile saldırdılar! Baykal’a KASETLE gelenler ile Erdoğan’a PARA ile gelenler aynı kesimdi!

Saldıranların derdi TEMİZ TOPLUM falan değildi! Olamazdı da! Amaç, Ankara’nın TARAFINI değiştirmekti!

Sadece kime nasıl saldıracakları konusunda farklı yöntem izliyorlardı!
Erdoğan da KARAKTER SUİKASTIYLA başbaşaydı!

İddialar ortaya atılıyor, ondan da kendini temize çıkarması bekleniyordu!
Oyunu kuranlar buna imkan vermemek adına herkesi içeri alıp Başbakan’ın etrafını boşaltmak istiyordu! Türkiye gibi bir ülkede MASUM da olsanız, içeri alınıp üç-beş gün yattığınızda, derdinizi MARKO PAŞA’ya bile anlatamazdınız! Erdoğan’ın etrafındaki birinin KELEPÇELİ görüntüsü, asla silinemeyecek izlere yol açardı!

OYUN BUYDU!

2014’te daha doğrusu çağımızda kararlar ALGILARA göre belirlenirdi! İşinde gücünde olan ve hayatın zorluklarıyla mücadele eden insanlar, gerçeği bulacak kadar zaman biriktiremezdi!

Bu nedenle onların fikirleri, ALGILARLA beslenirdi! Yahudiler’in elindeki dünya medyası, bunun için en güçlü enstrümandı! Bu yüzden vardılar zaten!

Yolsuzluk ve rüşvet olduğu konusunda genel bir kabulün oluşmasında PARA SAYMA makinaları çok önemli İŞLEV gördü!

Daha sonra polisin taşıdığı söylense de bu arada kaynayıp gitti! Giderdi de! Çünkü hayat çok hızlı akıyor, kimsenin bunları biriktirecek kadar zamanı olamıyordu!

Bir HATA, bir SUÇ, bir YOLSUZLUK iletişim diliyle KOCAMAN bir sorun haline getiriliyordu!

Devlet krizine dönüştürülüyordu!

Ama bu adamlar bu yolu ilk kez denemiyorlardı!
BAKIN!

2008: OKS kopya skandalı (5 il)
2009: KPSS kopya skandalı
2010: KPSS kopya skandalı
2010: YGS kopya skandalı
2010: Ehliyet sınavı skandalı (17 il)
2011: Açıköğretim kopya skandalı
2011: YGS kopya skandalı
2011: KPSS kopya skandalı
2012: KPSS kopya skandalı Hayatımıza doğrudan müdahale etti!

Soruları CEMAAT çaldı ve sızdırdı demiyorum! "DIŞ OPERASYONLARI yürütenler içeride de adamlarını böyle koruyup kolladılar" diyorum!

Denklem buydu! Devlet yıllarca kendi vatandaşını izlerken, fişlerken, gözaltına alırken delik deşik oluyordu.
Ancak bir türlü haberi olamıyordu!
NEDEN? Çünkü ANKARA’da YABANCILAR hakimdi!

Bu ülkenin çocuklarına sıra gelmezdi!
Adım adım devleti ele geçirmek için çalıştılar!
Devlet şimdi uyandı!

Geç olduğunu sanmıyorum ama uyandı!

Şimdi zaten olması zorunlu olan KAVGA bütün hızıyla meydanda!
Bunlar daha iyi günlerimiz!

İçimizdekilerle çok daha şiddetle kapışacağız! Çünkü dünyanın merkezi TÜRKİYE…

Dışında kalma şansımız yok!

Tarafımızı belirlediğimiz anda içeriden ve dışarıdan geldiler! Geri dönme, vazgeçme, "Ben yokum!" deme şansımız hiç ama hiç yok!
Bu kavga verilecek!

Kimse durduramaz ve önleyemez!

Önemli olan savaşı KAZANANIN MİLLİ taraf olması!

Gülen tarafın bu ülkenin çocukları olması! İKİNCİ KURTULUŞ SAVAŞI şarttı ve başladı çoktan!

Bunu kazanmadan CUMHURİYET’i ele geçirmemiz ve temizlememiz mümkün değil!

Olan biten budur!

Gerisi magazin!

Ergün Diler

KOMPLO TEORİLERİ /// ERGÜN DİLER : İşte faiz lobisi

the-corporation-dvd-label.jpg

İşte faiz lobisi

Türkiye’yi ve dünyayı anlamak için bilmek lazım! Gölge boksu yaparak kimin, kimle, neden dövüştüğünü bilmeden yol almaya kalkarsanız, iki adım gidemeden budanırsınız!

Türkiye düne kadar bu haldeydi!

Ayağa kalkıp birilerine yumruk atmak istiyor, ancak karşısında rakip bulamıyordu! Ringde boş boş gezinirken ARKADAN gelenler çullanıp yere seriyordu! Ne ordu, ne siyaset, ne MİT, ne banka, ne Milli Eğitim, ne Dışişleri, ne borsa, ne döviz, ne altın kalıyordu!

Saldıranlar İÇERİDE uzun zamandır adam büyüttüğü için de her operasyonları sonuca gidiyordu!

Sadece Türkiye’de değil her ülkede aynı şekilde çalışıyorlardı!

Kitlelerin anlamadığı buydu işte!

Saldıranların gerçekte kim oldukları bilinmiyor ve görülmüyordu!

Ama gerçekte vardılar! Ve onları görenler de seslerini çıkarmıyordu! Çünkü PARANIN efendisi onlardı! Onlara yakın olmak SERVET, karşı olmak ise KEDER demekti!

Kimdi bunlar? Nasıl bir yapıydı? Nasıl çalışıyor ve sonuç alıyorlardı?

Anlatalım!

Ki başımızdaki belayı anlayabilelim!

Fizik, tıp, kimya, biyoloji, matematik gibi pozitif bilimlerin aksine EKONOMİ için yazılanlar nedense gerçeği yansıtmıyordu! Paraya hükmedenler gerçeği kimseyle paylaşmıyordu!

İdeolojiler ve kişisel bakış açıları, GİZLİ GERÇEĞE ulaşmakta sorun oluyordu!

Kirletilen doktrinlerle konuyu anlama şansımız yoktu! Çünkü MERKEZDE duran gücü bilmiyor ve onu tanımadan REÇETE yazmaya kalkıyorduk!

Bütün EKONOMİK krizlerde ilk sesi çıkan, BÜYÜK BRİTANYA SERVİS BAŞKANLARIDIR! Dünyanın çeşitli yerlerinde olmalarına rağmen bir AĞ’ın içindedirler! Bu nedenle aynı tepkiyi verirler! Ve bunlar GİZLİ oyunculardır!

Önemlerini krizlerde görürüz!

Dünyada aklını bu işe verip "Bizi kim yönetiyor?" sorusunu soran insan yok değil! Böyle çalışmalar giderek artmakta!

Ve bunların hepsi de BİLİMSEL tabana yayılmakta! Yani gizlenen gerçeği KEŞFETMEK için çalışılmakta!

Türkiye’den de bu projeye destek veren isimler var!

Yapılan araştırmalarda, 13 MİLYON MÜLKİYET sahibi tespit edildi! 13 milyon kişi üzerine bir bilgi bankası oluşturuldu! Bunların kendi aralarındaki ilişkiler kodlandı! İkinci adım olarak da ULUSLARARASI şirketler mercek altına alındı! Birden fazla ülkede faaliyet gösteren şirket sayısı, 43 bin olarak TESPİT edildi!

Sıkılmayın dikkatle okuyun!

43 bin şirketin uluslararası AĞ’lardaki rollerini ve ortaklarını katınca ortaya 600 BİN kişilik bir KOCAMAN AİLE çıktı!

Ailenin yapısı bir ŞEHİR gibiydi! MERKEZ ve ÇEPER’den oluşuyordu!

Çeper dediğimiz şey VAROŞ, merkez dediğimiz şey ise finans bölgesi, yani MASLAK’tı! Bir de bunların dışında merkezdeki en yüksek bina, yani ÇEKİRDEK vardı!

MASLAK dünyaya yayılan ve sözü geçen ŞİRKETLERİN yüzde 75’ine emir verebiliyordu!

Buraya dikkat!

Dünyaya yayılan ve tüm gelirlerin yüzde 95’ini oluşturan ULUSLARARASI şirketlerin bağlı olduğu ve bulunduğu yer ÇEKİRDEK’ti!

Maslak, yani merkez ise gelirlerin yüzde 36’sını elde ediyordu! Çekirdek, yani YÜKSEK BİNA hem merkezi hem VAROŞ’u, yani dünyayı yönetiyordu!

Bitmedi, devam!

Dünyadaki gelirlerin yüzde 95’ini elde eden şirketlerin arkasında ise tam 737 kişi, yani 737 BARON vardı!

Dünyaya söz geçiren ve etkileyen şirketlerin yüzde 80’i bu insanların elindeydi!

600 bin kişilik aile ve 13 milyon mülkiyet sahibi bilerek ya da bilmeden 737 kişiye bağlıydı! 600 binden 737’ye, yani % 0.1’den daha az sayıda BARON, dünyanın gelirini elde ediyordu!

Haliyle PARA bunlarda olunca kanun da, darbe de, silah da, kriz de bunların tekelinde oluyordu!

Dünyadaki kavganın nedeni buydu!

Bu % 0.1’le ULUS DEVLETLER çarpışıyordu!

Bu aileler, ki başında ROTHSCHILD’ler geliyor, kontrolü devletlere bırakmak istemiyordu!

Karşılarına çıkanları süpürüp gidiyorlardı!

Hedefteki lideri götüremeseler de KRİZLE boğuyorlardı! Para onlardaydı çünkü!

Ve bu AZINLIĞIN planları kesinlikle LONDRA’da yapılırdı!

Kraliçe onaylardı!

Amerikalılar bilerek ya da bilmeden katılırdı!

AKIL bunlardaydı!

Bu % 0.1’e baktığınız zaman KARŞIMIZA Amerika’daki ve diğer noktalardaki BRİTANYA FİNANS DEVLERİ çıkıyordu!

Barclays plc, Capital Group Companies Inc, FMR Corporation, AXA, State Street Corporation, JP Morgan Chase & Co, Legal & General Group plc, Vanguard Group Inc, UBS AG, Merrill Lynch & Co Inc, Wellington Management Co LLP, Deutsche Bank AG, Franklin Resources Inc, Credit Suisse Group, Walton Enterprises LLC, Bank of New York Mellon Corp, Natixis, Goldman Sachs Group Inc, T Rowe Price Group Inc, Legg Mason Inc, Morgan Stanley, Mitsubishi UFJ Financial Group Inc, Northern Trust Corporation, Société Generale, Bank of America Corporation… gibi onlarca şirket! Finans devi!

İşte aralarında TÜRKİYE’nin de bulunduğu CEPHE bunlarla savaşıyor!

Önde kullandıkları enstrümanlar, ortada muhafızlar, arkada ise KRALİÇE var!

Tabii belki saldıranlar da kimin tarafından yönetildiklerini bilmiyorlar!

Ama onlara söylenen "Siz bir ülkenin değil dünyanın sahibisiniz!" yalanı!

Müslümanlar’ın bölünmesi ve ayrışması yönetimleri için şart!

Türkler’i ve Sünniler’i böldün mü gerisi kolay!

Oyun bu!

Ne yazık ki birileri bunu görmüyor!

Görmeden bilmeden saldırıyor!

Amaç Türkiye’yi gelirlerinin büyük kısmının geldiği ORTADOĞU’dan uzaklaştırmak!

Buralarda söz söyleyemeyecek duruma getirmek! Devletin elini kolunu budamak!

Savaşın Türkiye’de olmasının nedeni bu!

Erdoğan karşı geldiği için bunların ADAMLARIYLA savaşıyor!

Göremediğimiz ve atladığımız büyük gerçek böyle!

İlk saldıran ve içeriyi KARIŞTIRAN da ÇEPER’deki yani Türkiye’deki BARON!

Yaşaması için saldırması lazım! Bunu biliyor ve ne kadar güç varsa etrafına topluyor!

Türk devleti onun kişiliğinde DEV FİNANS ŞİRKETLERİ ve KRALİÇE ile savaşıyor!

Birilerinin arayıp da bulamadığı FAİZ LOBİSİ işte bu!

Matrix’teki AJAN SMITH gibi vurdukça çoğalıyorlardı!

Üstelik bizim AJANLAR birbirine hiç benzemiyordu! Smith aynı elbise ve aynı gözlükle gelirken bunlar değişik MODACILARI kullanıyordu!

Temizlik bu nedenle uzadı!

Ergün diler

KOMPLO TEORİLERİ /// ERGÜN DİLER : Kriz falan yok

1526769_647514288629645_872219336_n.jpg

Kriz falan yok!

Türkiye’nin içinden geçtiği türbülansı çok kişinin anlamadığı ortada! Çoğunluk DUYGULARIYLA hareket ettiği için AKLI devreye sokmuyor! Ülkenin kaderini etkileyecek gelişmeler karşısında sessiz kalmak en çok tercih edilen yöntem. "Düşmanımın düşmanı dostumdur!" düsturu bazılarının diline pelesenk olmuş durumda! Ama bu OLACAKLARI önlemeye yetmez!

Unutmayın içerideki mücadelenin nedeni DIŞARISI! Ülkedeki kapışmanın mimarı burada yaşamıyor!

Biraz hafızamızı yoklayalım… Bugünü anlamak için dünü iyi bilmek şart! Neler oldu neler! Hatırlayalım…

Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Balyoz, Ergenekon, 27 Nisan, 367 kararı, kapatma davası, Mavi Marmara, Uludere saldırısı, 7 Şubat Hakan Fidan operasyonu, Erdoğan’ın ameliyatı ve dedikodular, Wikileaks’in Türkiye dosyası, Şike davası, Çözüm süreci, İmralı’nın devreye girmesi, Gezi eylemleri, Mısır darbesi, ODTÜ karışıklıkları, MGK’da alındığı iddia edilen Gülen’i bitirme kararları ve 17 ARALIK OPERASYONU!

Ülke operasyondan başını kaldıramaz hale gelmişken son olan biteni nasıl açıklayacaktık!

Şimdi SALDIRANLARLA SALDIRIYA uğrayanlar daha önce yan yanayken ne oldu da karşı karşıya geldiler!
Arkada kim vardı?

Kim, nasıl bunu gerçekleştirdi? Amaç neydi? Varılacak nokta neresiydi? Türkiye için ne düşünülüyordu? En önemlisi kurguyu yapanlar neredeydi?
Bugünü anlayabilmek için bütün bu soruların cevabını vermek şart! Yoksa AKIL itiraz eder! Hiç unutmayın oyunu anlamadığımız vakit nerede duracağımız ve kime destek olacağımızı da bilemeyiz!

Defalarca yazdığım gibi BAŞ KADIN OYUNCU Kraliçe Elizabeth’dir!

Bu sarsılmaz bir gerçek olarak önümüzde duruyor! Önemli olan Kraliçe’nin buradaki ve dışarıda adamlarının kim olduğunu bilmek ve amaçlarını kestirmektir!
Dönelim geriye!

Bazı Türkler’in bulunmaktan büyük onur duyduğu CHATHAM HOUSE’lar Ortadoğu’nun eski yöntemlerle elde tutulamayacağını çok önceden gördü!

Cumhuriyet’le birlikte İSLAM’a sırtını dönen bir Türkiye’den DİNE YAKLAŞAN ve SICAK BAKAN bir Türkiye çıkartmaya karar verdiler! Gaz ve petrolün ana merkezi olan bölge 100 yıl sonra yine İSLAM’la kontrol edilecekti!

Osmanlı’da olduğu gibi bu mekanizmanın anayurdu yine ANADOLU olacaktı! Çünkü bu topraklar Ortadoğu’ya adalet dağıtmıştı…

Ekonomik krizden sonra iktidara gelen AK Parti içindeki kadroların büyük bir bölümü, en azından koltuk sahibi olanlar Kraliçe’nin yönettiği sermayenin dümen suyundaydı!

Bilmeden onların politikalarına hizmet ediyorlardı! Erdoğan ise bu ekipten farklı bir bakış açısına sahipti! Ülkenin kaderini farklı bir yerde arıyordu!
Ufkunda MUSEVİ BARONLARIN son sözü söylediği bir yapı yoktu! Hemen hemen aynı dönemde iktidara gelen Putin ve Obama da, Erdoğan gibi düşünüyordu!

BARONLARA savaş açan güç, yani ULUSAL SERMAYE ve AKIL, baronların üzerine gidiyordu! Baronlar var oldukça uluslara yaşam hakkı yoktu! Üç devlet elele verip yola çıktı! 2007’den itibaren Türkiye’yi sallayan ERGENEKON operasyonlarının amacı Tel Aviv, Londra ve New York üçgenindeki güçlerin bir kısmının sökülüp atılmasıydı!

Bu yapılırken şimdi SALDIRI POZİSYONU alanlar da Erdoğan’la birlikteydi! Ortada ÇELİŞKİ gibi dursa da büyük fotoğrafta bir yanlışlık yoktu!
Sadece kadrajı genişletip bakmak yeterliydi!

Ama bizler nedense parçalarla ilgilenir, bütünü kaybederdik!
Ergenekon’da bir ORTAKLIK oluştu!

Amaç İSLAM’ın sıcaklığına karşı çıkan Avrupalı güçleri bertaraf etmekti! Daha çok ORDU merkezli operasyonla bu gerçekleştirildi! Ancak Erdoğan’ın yanında bulunan PARTNER kurunun yanına yaşı da atmayı ihmal etmiyordu! Her zaman son sözü söyleyen ORDU gidiyor, YARGI tamamen öne çıkıyordu! İlk başlarda sorun yoktu!

Türkiye’nin bölgeyle kucaklaşmasına karşı çıkanlar tasfiye oluyordu! Ancak dalga dalga gelen operasyonlarda KİRLİLİK geri durmuyordu!

Masum askerler de aynı sepetin içine atılıyordu! Erdoğan’ın ilk başta gözden kaçırdığı buydu! Partnerine güvenip hataya düşüyordu! Çünkü yanındaki ORTAĞIN asıl hedefi FİNALDE Erdoğan-ORDU yani MİLLET-ASKER buluşmasını, ittifakını önlemekti! Bunu o zamanlar çok kişi görmedi! Ama PARTNERE görev verenlerin aklı SON KAREDEYDİ!

Oyun YARGI’nın öne çıktığı ve DİK DURAN bir BAŞBAKAN figürüyle yürüdü!
Cumhuriyet’i LAİKLİK çerçevesinden yıllarca korumaya çalışan ORDU, YARGI ile yola getirildi! Bu oyunun ilk aşamasıydı! Daha doğrusu ilk önemli adımdı!

Bu büyük bir başarıyla gerçekleştikten sonra OSLO buluşması ve sızması ile MİT’e sıra geldi! Tam da Erdoğan’ın hasta yatağında yattığı sırada başka kimliklerle gelenler ORTAKLIKLARINI gizleyip saldırdılar!

Amaç ORDU’dan sonra MİT’i tamamen ele geçirmek, arkasından da ERDOĞAN’ı bitirmekti! Bu nedenle en zayıf zamanda hücum ettiler!

Aslında 2002’den beri Erdoğan’a yakın duranlar perde arkasında BARONUN etrafıyla sıkı fıkıydı! Sadece gözlerden uzak buluştukları için çok kişi görmüyordu! Ama YEŞİLKÖY’den kalkan özel uçaklar LONDRA’daki özel toplantılara adam taşıyordu! Ankara MASONLARDAN kurtulduğunu sanırken, daha büyük bir dertle karşılaşıyordu! Ama başlarda inanmak istemiyordu!

Oysa yol arkadaşlığı yapan iki grubun amaçları birbirinden TAMAMEN farklıydı!

Erdoğan Kürtler’i de içine alacak bir yapı ile ülkeyi büyütecek, ENERJİ yollarını da kontrol edecekti! Bu model hayata geçtiğinde de OBAMA-ERDOĞAN-PUTİN İmparatorluğu kurulmuş olacaktı! Türkiye ile iş yapan BÜYÜK olacaktı! Bölge de Ankara’ya kalacak, tarihimize şanlı bir dönüş yapacaktık!

Ama sorun PARTNERDEYDİ!

Yakın gibi dursa da, "sizdenim!" dese de amacı farklıydı! Ordudan sonra MİT’i ve BAŞBAKANLIK’ı istiyorlardı! Amaç OBAMA-PUTİN arasındaki dengeyi bozmaktı! Bunun için de Türkiye’nin onların eliyle BARONLARA teslim edilmesi gerekiyordu! Operasyonun adı KARDEŞTİ! Öyle de oldu!
Uzun süre Ankara yakınına bakamadı!

OSLO ve 7 Şubat uyandırma servisi görevi gördü! GEZİ’de ittifak ortaya çıkınca saflar netleşti! Artık kimin kim olduğu açık seçik belliydi!

MİT’i ele geçiremeseler de ERDOĞAN gidince TEŞKİLAT çantada keklikti! Gezi ilk ciddi denemeydi! 17 ve 25 ARALIK operasyonları kararlılığın TAVAN yaptığı eylemlerdi!

YARGI’nın içine çok uzun zamandır hazırlanıp yerleştirilen grup büyük bir itaatle BARONLARA çalışıyordu! Muhtemelen farkında değillerdi! Belki de darbe yapan askerler gibi onlar da ülkeyi kurtardıklarını sanıyordu! Kim bilir?

MİT’te baltayı taşa vurunca hedef doğrudan ERDOĞAN oldu! Daha önce de KAPATMA DAVASI ile gelmişler, sonuç alamamışlardı! Uluslararası MEDYA kampanyası ile geldiler! Erdoğan giderse ülkenin bütün kalelerine, tersanelerine , bankalarına girilecekti! Amaç ülkenin ismini DEĞİŞTİRMEDEN ele geçirmek ve teslim almaktı!

Partner 10 yıl öyle çalıştı ki, hem güven sağladı hem de finalde ERDOĞAN’dan başka rakip bırakmadı!
Ama Erdoğan sıkı, hem de çok sıkı rakipti!
Devleti onlara bırakmaya niyeti yoktu!

Hoşgörüyü bir kenara bırakıp DEVLETE sahip çıktı! Yapılması gereken yapılmaya başlandı! Devlet ya onların üzerinden tekrar KRALİÇE’ye bağlanacak ya da ilk kez biz geri alacaktık!
KAVGANIN ADI buydu!

Partnerin Londra’da yaşamaması sizi aldatmasın! UNITED KINGDOM’a hangi toprak parçalarının girdiğine iyi bakın!
Dedim ya İngilizler asla önde görülmezler!
Piyonlar başta, muhafızlar arkada, güvende olan KRALİÇE ise en sonda olurdu!

Saldıranların arasında İNGİLİZ görmeyebilirsiniz! Ancak PARANIN izini takip ettiğinizde onları bulursunuz!

Ankara’yı isteyenlerin PARA KARARGAHINI kim kurduysa, o yönetiyordu! Ama Kraliçe görülmüyordu! Ta ki GEZİ’ye kadar!
Şimdi ellerinde tuttukları bütün sermaye ile geliyorlar! Bizim BARON bayrağı kimseye bırakmıyor! Düne kadar laikliğin ve Cumhuriyet’in koruyucusu olarak bilinenler şimdi kendilerine hiç benzemeyenlerle elele!
ORDUYU düne kadar kışkırtan BARON şimdi orduya pek mesafeli!

Oyunu gören asker de MAHKEMELERİN yenilenmesi için başvuru yaptı bile!
Ergenekon’la ayrıştırılmak istenen iki MİLLİ yapı, yani HÜKÜMET ile ORDU yan yana! Kurulan kirli oyun geç de olsa bozuldu!
Bu nedenle açıktan geliyorlar!

EN güvendikleri KALE yargı! Bu da milli koalisyonla hal yoluna sokulacak!
Yenilgi onlar için kaçınılmaz!
DOLARDAKİ artış mı?

KRİZ değil destek! Amerika doları toplayıp BARONLARI zora sokacak! Para Obama’da, dolayısıyla Erdoğan’da da olacak!
Oyun biterken ellerindeki de alınacak!
Bunun adı da karşı oyun!
GAME OVER yani!

NOT: Bir dostum "Şimdi saldıranlar en büyük hamleyi seçimlerden bir hafta önceki üniversite sınavlarında yapacaklar. Soruları sızdırıp kaos yaratacaklar!" dedi… Kayıt düşmek için söylemek istedim!

Ergün Diler

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: