Etiket arşivi: YERLİ BASIN

YERLİ BASIN : Fethullah Gülen ve Hizmet

b_5494.jpg?itok=ja_oMdeV

Sabah: Mehmet Barlas: Gülen Türkiye’de yaşasaydı herhalde ülkesine kıyamazdı

Yeni Türkiye ile eskisi arasındaki önemli farklardan birinin, son dost modern darbenin içeriğine yansıdığını görebiliriz. Eski Türkiye’de yaşadığımız türlü çeşitli darbelerde ekonomisi çökmüş, döviz krizleri sarmalında yaşayan ve toplumsal barışın ya sağ-sol, ya laik-şeriatçı ya da Türk-Kürt çatışmalarının tehdidi altındaki ülkenin yönetimine el koyulup, ekonomide IMF’nin, siyasette de Washington’un rehberliklerinde bir restorasyon dönemine girilmesi amaçlanırdı. Devamı…

Star: Elif Çakır: Peki, Fethullah Gülen Hizmet’in nesi olur?

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı (GYV), son günlerde seriye bağladığı basın toplantılarından birini daha yaptı. Mustafa Yeşil, vakfın gelmiş geçmiş en popüler başkanlarından birisi. Kendisini neredeyse görmediğimiz gün yok. Ya bir televizyon kanalında tatlı tatlı “…Kozanlı Ömer’in emniyet imamı olmakla alakası bulunmamaktadır. Bu şahsın, emniyetin sigorta işlerini yapan birisi olarak emniyete sık girip çıkmasında ne tuhaflık var?” konuşmaları yapıyor… Ya da kameralar önünde “Son günlerde yaşanan gelişmelere yönelik…” Devamı…

Zaman: Hüseyin Gülerce: Hizmet, parti mi kursun?

Başlıktaki soruyu cevaplamadan önce üç hususun altını çizmek gerekiyor. Birincisi, “paralel yapı” teranesi bir yargısız infaz sloganı olarak işletiliyor. Bir algı operasyonu malzemesi yapılıyor. Net olarak söyleniyor: Hükümetin elinde ne belge, bilgi varsa bunları yargıya havale etmelidir. Kim suçlu ise buna yargı karar vermelidir. Suçun şahsiliği prensibi var. Koskoca bir camia zan altında bırakılmamalı, tedirgin edilmemelidir. Tekrarlanan iddialar, hakaretlerle beslenen ötekileştirmeler, birbirini kardeş kabul eden insanları, gerçekten telafisi zor bir kutuplaşmaya sürüklüyor. Devamı…

YeniŞafak: Markar Esayan: Hizmet Hareketi ve telafi

Türkiye’nin 17 Aralık’tan sonra başka bir yer olduğunu pazartesi günkü yazıda ifade etmiştim. Bu neyi ifade ediyor? En geniş anlamıyla, artık kimse kararlarını 16 Aralık gecesindeki Türkiye’de yaşıyormuş gibi alamaz. Daha doğrusu almamalı. Bu ‘kimse’lerin başında da Hizmet Hareketi geliyor. Şüphesiz Hükümet ile diğer siyasi ve toplumsal parçalar da aynı kurala tabi. İster kurumsal, ister kişisel olsun, alınan kararlar ve hareketler sonuçlar doğurur. Belki farkında olunmaz ama, en ehemmiyetsiz kararlar bile, o karar alınmadan önceki dünyayı fiilen sonlandırır; başka bir dünyaya geçiş olur. Devamı…

Aydınlık: Mustafa Mutlu: Cemaat CHP’yi gösterip MHP’yi destekleyecek!

Cemaat ile AKP arasında gittikçe tırmanan kavgadan sonra herkes aynı soruları soruyor: Fethullah Gülen Cemaati, AKP’den desteğini çektiğine göre hangi partiyi destekleyecek? Eğer; bugüne kadar kuşkulanıldığı gibi seçim sonuçlarına parmak atmak gibi bir alışkanlığı varsa, bu seçimlerde bu parmağı hangi parti lehine atacak? Genelde Fethullah Gülen Cemaati’nin yeni gözdesinin CHP olacağı söyleniyor. Bu, İstanbul için doğru olabilir. Çünkü Cemaat’e yakınlığıyla bilinen Mustafa Sarıgül’e destek verilmesi son derece doğal görülebilir. Devamı…

(Süreç Analiz, 5 Şubat 2014)

YERLİ BASIN : Türkiye’de Muhalefet

muhalefet_akpyi_topa_tuttu_h9176.jpg?itok=TJHdzqL6

Sabah: Engin Ardıç: Ağaç diyordun Abbas

Kadir Topbaş, yeni Taksim projesini açıklamış. (Bu konuda Sarıgül ne diyor? "Allah size beni göndermiş, daha ne istiyorsunuz?" diyor. Seçimi kaybettiği gün de "Allah çarptı" diyecek herhalde.) Yeni Taksim’de topçu kışlası falan yok tabii. Ağaç isteyenleri memnun etmek için daha fazla ağaç var. Bedrettin Dalan’ın yokettiği, Tarlabaşı girişindeki eski bina blokunun "mevkiine" ikinci bir park daha yapılıyor. İnönü Gezisi kadar büyük değil ama gene de ağaçlı bir yeşil alan. Gençlere not: Devamı…

Star: Fehmi Koru: Yazık etti Kemal Bey, kendisine de, siyasi hayatımıza da…

Salı günü ülkemiz siyasi hayatında yeni bir sayfa açıldı; kötü bir sayfa… CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, bir bakanla bazı işadamları arasında geçtiği iddialı telefon görüşmeleri tapelerini okudu. Tapelerini okuduğu görüşmelerin orijinal ses kayıtlarını da yakında dinletecekmiş CHP lideri… Yine Meclis çatısı altındaki kürsüden… Böylece, siyasi hayatımızda ‘yasadışı’ dinlemelere parti olarak sahip çıkılan yeni bir dönem açılmış oldu. Devamı…

Bugün: Doğu Ergil: Toplum sarı kart gösteriyor

17 Aralık, ülkemiz siyasal tarihinin kilometre taşlarından biri olmaya aday. O günden sonra pek çok şey tartışmaya açıldı, sorgulandı. Bunların başında da rejimin niteliği ve iktidarın ülkeyi toplumun arzusu olan gelişmiş, demokratik bir hukuk devleti olmak hedefine ne oranda yaklaştırdığı geliyor. Toplumda genel bir çekişme ve karamsarlık havası hakim olsa da bu tartışmanın bizi daha iyi bir yere taşıyacağına inanmalıyız. Kimse bugüne dek elde edilmiş kazanımların kaybedilmesini kabul etmeyecektir. Devamı…

YeniŞafak: Markar Esayan: Diktatör de olmasa Erdoğan’dan ‘kurtulmak’ lazım

Ülke adeta bir açık ameliyat geçiriyor. Ülkenin, tarihinde herhalde hiçbir dönemde bu kadar ‘şeffaflaştığı’ olmamıştı. Yargı, istihbarat kurumları, emniyet, cemaatsel yapılar, dış siyaset gibi konular kamuoyu önünde tartışılıyor. Krizin yarattığı olağanüstü ‘şeffaflık’ ve ‘açık sözlülükle’ birçok iddia ve sızdırma bilgiler önümüze seriliyor. İlginç, ilginç olduğu kadar tehlikeli, tehlikeli olduğu kadar da verimli olabilecek bir açık ameliyat geçiriyoruz. Tabii, bu durum çok uzun süremez. Devamı…

Radikal: Murat Yetkin: İşte, çalışıyor ya muhalefet

30 Mart yaklaştıkça CHP’nin de MHP’nin de ‘Ne yapalım, muhalefet yok ki’ söylemini haksız çıkaracak şekilde siyasete sarıldığı görülebiliyor. Meslektaşımız İsmail Küçükkaya geçen sabah Fox TV’de yaptığı sabah haber programı, ‘Çalar Saat’in sonuna doğru ilginç bir soru sordu. Sorunun muhatabı HDP Milletvekili ve İstanbul Belediye Başkan Adayı Sırrı Süreyya Önder idi. “Anlamadığım bir şey var” diyordu İsmail, “Önder bir muhalefet partisinin adayı ama hep diğer muhalefet partilerini eleştiriyor. Devamı…

Aydınlık: Mustafa Mutlu: Cemaat CHP’yi gösterip MHP’yi destekleyecek!

Cemaat ile AKP arasında gittikçe tırmanan kavgadan sonra herkes aynı soruları soruyor: Fethullah Gülen Cemaati, AKP’den desteğini çektiğine göre hangi partiyi destekleyecek? Eğer; bugüne kadar kuşkulanıldığı gibi seçim sonuçlarına parmak atmak gibi bir alışkanlığı varsa, bu seçimlerde bu parmağı hangi parti lehine atacak? Genelde Fethullah Gülen Cemaati’nin yeni gözdesinin CHP olacağı söyleniyor. Bu, İstanbul için doğru olabilir. Çünkü Cemaat’e yakınlığıyla bilinen Mustafa Sarıgül’e destek verilmesi son derece doğal görülebilir. Devamı…

(Süreç Analiz, 6 Şubat 2014)

YERLİ BASIN : Ekonomide Kriz Çıkar mı ?

ekonomik-kriz-tehlikesi.jpg?itok=epPfkmmU

Radikal: Ümit İzmen: Faiz artışı ve KOBİ’ler için zor dönem

Faiz kararını yorumlarken, her tür tamirat için tek bir aletin yeterli olmayacağını akılda tutulmalı. İnşaat lobisinin karşı kampanyasına rağmen, TL’nin baş aşağı gitmesinin yarattığı risk karşısında Merkez Bankası geçen hafta faiz oranlarında çok sert bir artışa gitti. Merkez’in kararının arkasından TL önce 2,16’ya kadar değer kazandı, ardından yine 2.26’ya kadar geriledi. Bu gerileme, faiz artışının etkili olmadığı, TL’nin dikiş tutmadığı yorumlarına yol açtı. Bu abartılı yorumlara katılmıyorum. Devamı…

Star: Mustafa Karaalioğlu: 40 yıllık sermaye 40 günde neden eridi?

2000’li yılların başından bugüne yaşadığımız şeyler, temelde bu ülkenin hak ettiği değişimin uzatmalı öyküsünden ibarettir. Uzatmalı çünkü iktidar üzerinden hak edilmemiş güç kullanımı kullanan veya bunu arzulayan kurumların hiçbirisi demokratik duygu taşımamaktadır. Demokrasi onlar için çoğu kez birer görüntüden ibarettir ve bu yüzden de demokrasinin yıpranıp yıpranmaması umurlarında değildir. Devamı…

Sabah: Süleyman Yaşar: Türkiye ekonomisinde niye kriz çıkmaz?

Bazıları Türkiye ekonomisinde kriz çıkarmaya çalışıyorlar. Bu ülkeyi kırılgan beşli içinde gösterip beklentileri olumsuza çeviriyorlar. Halbuki bu ülkede ekonomik krizin makro ekonomik koşulları yok. O halde gelelim niye kriz çıkamayacağına… Çünkü kırılgan beşli içinde gösterilen ülkelerin ortak özelliği cari açıklarının yüksek olması. Fakat bu kırılgan beşli içinde sayılan beş ülkeden Türkiye hariç Brezilya, Hindistan, Endonezya ve Güney Afrika’nın cari açıklarıyla birlikte bütçe açıkları da yüksek düzeyde seyrediyor. Devamı…

Cumhuriyet: Ergin Yıldızoğlu: Piyasalarda Ocak Sıkıntısı…

Gelişmiş ülkelerin borsalarında, 2010’dan bu yana en sıkıntılı ay bitti. Gelişmekte olan ülkelerin ekonomik sorunları da ağırlaşıyor. Capital Economics’in Gelişen Piyasalar (GP) uzmanı, Neil Shearing’e göre “GP’de merkez bankalarının sert faiz artırımlarına karşın, dövizlerin, piyasaların düşmeye devam etmesi, yeni potansiyel olarak daha kaygı verici bir aşamaya işaret ediyor” (RFE/L, 30/01/2014). 2009’dan bu yana en kötü ay ABD, İngiltere, Japonya, Avrupa borsaları geçen haftayı düşüşlerle kapadılar. Devamı…

Milliyet: Yman Törüner: Döviz kredisi ile nasıl başa çıkacağız?

Döviz fiyatları artıyor. Demek ki, döviz talebinde artış; döviz arzında düşüş var. Döviz talebindeki artış, ya döviz fiyatının daha da yükseleceği beklentisi ya da ithal malların ucuz olması veya gelecekte daha pahalı olacağının düşünülmesi nedeni ile gerçekleşiyor. Döviz fiyatının daha da yükseleceği beklentisi ile yaratılan döviz talebine, bu aşamada bir şey yapmak gerekmiyor. İthal mala olan talebin azalması için ise, döviz fiyatının artması lazım. Döviz fiyatının artacağı yere kadar artıp daha fazla artamayacağı noktada, döviz fiyatı düşmeye başlar ve dengeye oturur. Devamı…

(Süreç Analiz, 3 Şubat 2014)

YERLİ BASIN : Cemaat, Kürt Meselesi ve Demokratikleşme

306516.jpg?itok=mvhQ-va6

Sabah: Mahmut Övür: Cemaat, Kürt meselesi ve demokratikleşme

17 Aralık operasyonu Türkiye’ye ve sivil siyasete çok zarar verdi ama önemli sonuçlara da yol açtı. Onların başında, hukuk sistemi oturmuş, demokratik, hesap verebilir ve kurumsallaşmış bir devlet ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu göstermesi geliyordu. Artık, "milliyetçiler karşı çıkar, ulusalcılar öfkelenir, cemaat rahatsız olur" gerekçeleriyle atılması gereken demokratik adımları erteleme dönemi geride kaldı. 17 Aralık’ın ikinci önemli sonucu Kürt meselesinde niyetle- rin ve etekteki taşların dökülmesiydi. Bu durum, çözüm süreci açısından da temkinli yaklaşımların yerini hızlı ve somut adımların alması gerektiğini gösterdi. Devamı…

YeniŞafak: Mehmet Metiner: Öcalan’a övgü, KCK ve paralel devlet meselesi

‘Rusya’nın Sesi’ radyosuna geçenlerde bir mülakat verdim. O mülakattaki bazı sözlerim bağlamından kopartılarak malum müttefik güçler tarafından servis edildi hemen. O müttefik güçlerin kim olduğunu söylememe gerek var mı? Ergenekoncu-ulusalcı güçler olarak kabaca tanımlanan derin devletçilerle son zamanlarda onlara eklemlenen badem bıyıklı Neoconlardan oluşan paralel devletçiler… Paralel devletçiler televizyonlarında sansasyonel başlıklarla verdiler sözlerimi gün boyu. Devamı…

Aydınlık: Mehmet Faraç: Hizbullah-PKK çatışması nasıl bitti, niçin başladı?..

17 Ocak 2000’de, İstanbul Beykoz’da yapılan operasyonda yalnızca Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu öldürülmedi; "Hizbulkontra"adı verilen cinayet zincirinin önemli halkaları da koparıldı… O tarihe kadar kimi kaynaklara göre 700 kişi, PKK-Hizbullah çatışmalarında öldürülmüştü… Kurbanların yeraltı sığınaklarında işkenceyle sorgulandığı bu süreç, Mersin, İstanbul, Diyarbakır ve Konya’da "mezar ev" rezaletini de gözler önüne sermişti… Devamı…

Zaman: İhsan Dağı: Otoriterleşen bir Türkiye’de Kürtler özgür olabilir mi?

Gezi Parkı olaylarından bu yana Kürt siyasal hareketinin iktidara verdiği destek dikkat çekiyor. AKP ile PKK-BDP arasında ilginç bir ‘paralel söylem’ gelişmiş durumda. En son BDP milletvekili Sırrı Sakık, ‘Bütün yolsuzlukların üzerine gidilsin ama çok da umurumuzda değil’ deyiverdi. Öcalan da Bayık da hükümetin dilini konuşuyorlar. KCK’dan Bese Hozat ‘Ermeni ve Rum lobileri de paralel devlet’ diyerek devlete destek telaşını absürdüte seviyesine çıkardı. PKK ve BDP, son dönemde bazı kritik konularda AKP’ye neden destek veriyor? Devamı…

T24: Hasan Cemal: Erdoğan’la Öcalan’ın dansı!

Cemaat ile ittifak bozulunca Başbakan Erdoğan’ın Öcalan’ı daha bir el üstünde tutmaya başladığı, İmralı’yla Kandil’in de 17 Aralık’la doğan yeni vaziyete pek öyle ses etmedikleri görülüyor. Erdoğan’ın "darbe" diyerek demokrasi ve hukuku tepeleyen adımlarını da es geçtikleri dikkati çekiyor. Bu nedenle de hükümete angaje görüntüsü belirginleşiyor. Bu konunun altı çizilince “Hayır öyle değiliz!” sesleri kulaklara çalınıyor. Olabilir. Siyasetin gerçekleri söz konusu. Devamı…

(Süreç Analiz, 3 Şubat 2014)

YERLİ BASIN : Ekonomi ve Merkez Bankası

2011-09288-kriz.jpg?itok=OlhTZGHP

Radikal: Nobel ödüllü ekonomist Krugman: Türkiye’nin başı dertte

Krugman, ‘Başı dertteki Türkiye ’yi konuşalım’ başlıklı makalesinde " Evet Türkiye’nin başı cidden dertte. Ve çok daha büyük bir oyuncu olan Çin de çalkantılı görünüyor. Ancak bu sorunları daha da korkutucu hale getiren şey, Batı’daki ekonomilerin temelinde yatan ve gerçekten kötü politikalarla daha da artan zayıflık" dedi. Diken.com.tr’nin haberine göre, Krugman’ın yazısından ilgili bölümler şöyle: Ekonomide yaşanan diğer gelişmeler düşünüldüğünde, şu an son ihtiyacımız olan şey, zaten siyasi çalkantılarla sarsılan bir ülkede yeni bir ekonomik krizin patlak vermesiydi. Devamı…

Star: Cemil Ertem:Amaç belli oldu: IMF reçetesi gibi program… Tüm stratejik yatırımlar hedefte…

Artık her şey o kadar açık ki… Merkez Bankası’nın faiz kararından önce, olası bir faiz artışı kararının- oran ne denli yüksek olursa olsun- çok işe yaramayacağını biliyorduk; bunu söyledik de… Ancak faiz artışı diye Merkez Bankası’nı köşeye sıkıştıranların amacı, yalnız faizlerin arttırılması değildi; bundan emin olun. Amaçlanan, ortodoks bir IMF reçetesini aynen uygulamaktır. Nedir ortodoks IMF reçetesi; çok basit olarak şunu söyleyelim; ekonomik ve siyasi rejiminiz ne olursa olsun-diktatörlük ya da demokrasi- asıl amaç her şeyi bir yana koyup dış borçları ödemenizdir. Devamı…

Sabah: Hasan Celal Güzel:Merkez Bankası’nın politikası doğrudur

Evvelâ şu hususu altını çizerek belirteyim ki, ‘faiz’ konusunda İslâm’ın koyduğu kaidelere imanım tamdır. Faiz kötü bir hastalıktır ve ekonomik değişim sonucunda bütün dünyanın bu gerçeğe ulaşacağına inanıyorum. Lâkin, piyasa ekonomisinin ve kapitalist sistemin mevcut şartları çerçevesinde ne yazık ki faizi bir ekonomik enstrüman olarak kullanma mecburiyeti vardır. Küreselleşmiş bir dünya ekonomisinden tecrit edilmiş bir ekonomi uygulayamazsınız. Merhum Prof. Dr. Sabahattin Zaim Hocamız, İslâm ekonomisini çok güzel izah ederdi. Devamı…

Zaman: Turhan Bozkurt:Merkez, yangını kontrol altına aldı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 28 Ocak akşamı olağanüstü toplanmasının en önemli sebebi kurlardaki oynaklığı minimize etmekti. Gün içinde 7–8 kuruşa varan med cezir piyasadaki paniği tetikliyor. Amerikan Merkez Bankası (FED) para musluğunu kısarken bu oynaklığa rağmen TL’den çıkıp döviz alan yatırımcının hissiyatı Türkiye’nin tehlikeli bir kavşakta olduğunu gösteriyor. Sıcak paraya bağımlı hale gelmiş ekonomiyi ayakta tutmanız paranın sahiplerini kalmaya ikna etmenize bağlı. Devamı…

Cumhuriyet: Öztin Akgüç:Ekonomi Bilimdir

Bilimde neden-sonuç ilişkisi, illiyet bağı vardır. Bu ilişki nedeniyle sağlıklı tahminler yapmak, geleceği olabildiğince net görmek olanaklıdır. Ekonomide de sonuçlar ekonomik olaylarla, ekonomik nedenlerle açıklanır. Ekonomik nedenlere, gerekçelere dayanan kestirimler de genellikle gerçekleşir. Ekonomik sonuçları, bazı politik, toplumsal olaylara bağlamaya kalkışırsanız ekonomi bir bilim, hatta bir disiplin olmaktan çıkar. Neden-sonuç ilişkisi kuramayan, yaşanan olaylara düzenli bir açıklama getiremeyen, yol gösterici olamayan bir bilimden söz edilebilir mi? Devamı…

(Süreç Analiz, 31 Ocak 2014)

YERLİ BASIN : Erdoğan’ın İmtihanı

erdogan-butun-beklentileri-yine-bosa-cikardi-4284.jpg?itok=Cropi2qm

Star: Hakan Albayrak: Erdoğan’ın imtihanı

Haber 7’den Ömer Süt, “Usta’nın İmtihanı” kitabının müellifi A. Muhsin Meriç’le nefis bir mülâkat yaptı. Konu: Başbakan Erdoğan’ın İslam dünyası için mânâ ve ehemmiyeti. AK Parti için yeni bir ‘ideolocya örgüsü’ne nüve teşkil edebilecek olan önemli bir metin. Okumayanlar için -biraz kısaltarak- sunuyorum: – Esas mesele ne? – İmtihanın esası, temeli ve özü Türkiye’nin ve İslam Dünyası’nın yeniden inşâsı. – Neye göre? – Kadîm medeniyet değerlerine göre. Devamı…

Sabah: Emre Aköz: Erdoğan’a niye diş biliyorlar?

Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek şöyle demiş: "İstanbul’a 3’üncü havalimanı, İstanbul Kanalı, Boğaz’a 3’üncü köprü ve 2 nükleer santral ile Türkiye 60 katrilyon kazanç elde edecek. Yabancıların aklı başından gitti, Türkiye’yi karıştırmaya karar verdiler." İşte bu yüzden Başbakan Erdoğan’ın gitmesini istiyorlarmış. Ben de Erdoğan’ın hedefe konduğunu… Batı merkezli küresel aktörlerin ondan kurtulmak istediğini düşünüyorum. Ancak… Batı’nın "Erdoğan’dan kurtulma çabasının" Gökçek’in saydıklarıyla hiçbir alakası bulunmuyor. Devamı…

Cumhuriyet: Ali Sirmen: Erdoğan’ın Gücü ve Aczi

Sağlık durumu bozuk tutuklunun, rapor peşinde koşan avukatı yakınıyordu: – Rapora imza atmaktan bile kaçınıyorlar koca koca profesör doktorlar. Sonra ekliyordu: – Bir korku imparatorluğu kurulmuş, herkes Başbakan’ın ağzına bakıyor, o söylemeden herhangi bir şey yapmaktan korkuyorlar. Bu durumda Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın 28 Ocak gece yarısında faizleri böylesine çarpıcı oranda yükseltmesinden dolayı yılın en yürekli adamı seçilmesi gerekir diye düşünülürdü, eğer işin içyüzü bilinmeseydi. Devamı…

Bugün: Ali Atıf Bir:Hala şansımız var çözüm liderlik tarzında!

Türkiye’de bulunan yabancı sigorta şirketlerinden birinin CEO’su ilginç bir olay anlattı. Şu anda Türkiye söz konusu sigorta şirketinin büyümede önemli pazar olarak gördüğü beş ülkeden biriymiş. Sözünü ettiğim CEO’yu sigorta şirketinin dünya başkanı aramış ve şöyle demiş: "…Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ı Davos’ta dinledim. Çok beğendim. Çok makul şeyler söylüyor. Hâlâ Türkiye önem verdiğimiz ilk beş pazar arasında bulunuyor. Her türlü faaliyete devam…" Devamı…

Sözcü: Mehmet Türker: Tayyip paraşütsüz düşüşe geçti!..

Anketler böyle diyor… Halk, iktidarın büyük bir yolsuzluk ve rüşvet çamuru içinde olduğuna artık inanıyor!.. Tayyip Bey de siyasetçi olarak halkın gözünden süratle düşmeye başladı!.. Tabii onun “yürüyüşüne bile hasta” olanlar hâlâ bulunabilir!.. Ama iktidar olarak güvenilirliğini kaybetti!.. İnandırıcı olamıyor!.. Çünkü artık her şey ortada!.. Halkın büyük bir kısmı 17 Aralık operasyonlarıyla ortaya çıkan tarihin en büyük yolsuzluk ve rüşvet olayının da üstünün örtüleceği kanaatinde!.. İktidarın elinde oyuncak edilen yargıya da güven dibe vurdu!.. Devamı…

(Süreç Analiz, 1 Şubat 2014)

YERLİ BASIN : Türkiye’nin Ekonomik Politiği

erdembasci.jpg?itok=IshDyv0q

Radikal: Cengiz Çandar: Don Kişot’un ‘umutsuz’ savaşı

Gelinen noktada Merkez Bankası’nın ‘ekonomik-mali’, ülkenin başındaki kişinin ‘siyasi’ sorumluluğu bulunuyor. Merkez Bankası Para Kurulu, o çok beklenen toplantısının ardından olağanüstü toplantı kararı alarak, sonucu “gece yarısı” açıklayacağını bildirince “faiz artışı” geleceği besbelliydi. Tayyip Erdoğan’ın İran’a gitmek üzere “Merkez Bankası’na karışma yetkisi olmadığını ama faiz artışına karşı olduğunu” söylemesi bile, bu kanaati değiştirecek cinsten değildi. Devamı…

YeniŞafak: Ali Saydam: Merkez Bankası herkesi sevindirdi (mi?)

İlk yorumlar şöyleydi: ‘Vay canına! Amma cesaret, Merkez Bankası’ndan şok müdahale. Dolar tepetaklak. Bu Merkez Bankası, yoksa başka bir ülkenin Merkez Bankası mı?’ Finans çevreleri zil takıp oynarken bunların dışındaki bazı iş çevreleri de memnuniyetlerini gizlemediler. Özellikle Dolar borcu olanlar. Piyasa ekonomisinin bileğini bükmek kolay değildir, diyenler oldu. İlk reaksiyonlar böyleydi. Devamı…

Sabah: Süleyman Yaşar: Merkez "üretme, ithal et, enflasyon düşer" diyor

Merkez Bankası faizleri artırdı. Aynı filmi biz 2006’da görmüştük. Yine Amerikan Merkez Bankası faiz artırımına gitti. Ve gelişmekte olan ülkelerden para çıkışı başladı. Ülke para birimleri hızla değer kaybetti. Tabii kategorik olarak Türkiye de etkilendi. Bunun üzerine Merkez faizleri yüksek oranda artırdı o dönemde. Ve neredeyse dünyanın en yüksek politika faizi uygulayan merkez bankası oldu bizim merkez. Şimdi aynı durum söz konusu. Çünkü Brezilya Merkez Bankası politika faizi yüzde 10.5, bizimki yüzde 10 oldu. Devamı…

Bugün: Yaşar Erdinç: Merkez Bankası kararları sonrasındapiyasalar

Merkez Bankası kararları dün gece saat 24:00’te açıklandığında, çok radikal ve cesur kararlar olduğunu gördük. Sabah piyasalar açıldığında ise ilk anda ciddi olumlu etkisi oldu. Dolar/TL kuru 2.26 seviyesinden 2.16 seviyelerine kadar düştü, borsa yükselişteydi ve yaklaşık bin puanlık bir artış yaptıktan sonra ibre 180 derece terse döndü. Özellikle saat 14:00’ten sonra piyasadaki stres yeniden artmaya başladı ve borsada düşüş yüzde 4’e yaklaşırken, dolar/TL kuru 2.32 seviyelerine kadar yükseldi. Devamı…

Sözcü: Ege Cansen: Faizci Fisher göreve geldi

Dün gece bizim Merkez Bankası “faizi aslanlar gibi artırdı”. Hem de Başbakan’a rağmen. Başkan Başçı ve saz arkadaşlarının suyu ısınmıştır. Ne tesadüf, iki hafta önce de enflasyonla mücadelede “yüksek faiz” uygulamasıyla ünlü IMF’in eski Baş İktisatçısı Stanley Fisher, FED’in Başkan Yardımcısı olmuştu. Fisher’i nasıl bilirsiniz? Hayat hikâyelerinden anlıyoruz ki; önceki FED Başkanı Bernanke de, şimdiki başkan Yellen da süper zeki insanlar. Fisher de böyledir. Devamı…

Taraf: Mustafa Paçal: Türkiye’nin ekonomik politiği…

17 Aralık operasyonu, zihnî, siyasi ve ekonomik hayatımızda tarihî bir sarsıntıya neden oldu. Öyle ki gelişmeler, bölgesel ve küresel ölçekte Türkiye’nin durumu hakkında, demokrasiden ve hukuk devletinden uzaklaşıldığı değerlendirmelerini yeniden gündeme getirdi. Kuşkusuz bu değerlendirmelerin kritik yanını Başbakan’ın tutum ve davranışları oluşturuyor. Devamı…

(Süreç Analiz, 30 Ocak 2014)

YERLİ BASIN : Suriye, Cenevre ve TIR’lar

esad_2.jpg?itok=J2K4X-DU

Taraf: Emre Uslu: TIR’ları MİT’in Aydınlıkçı ekibi mi yakalatıyor

MİT’in arkası arkasına yakalanan TIR’ları tartışma konusu olmaya devam ediyor. TIR’larla ilgili üç tartışma konusu var. Bir dördüncüsünü ben eklemek istiyorum. Silahlar El Kaide’ye mi gidiyor? Kanaatime göre bu sorunun cevabı en yalın şekilde Evet. Zira Suriye’de Özgür Suriye Ordusu diye bir ordu kalmadı. Esad’a karşı savaşan tek güç kaldı o da El Kaide. İkinci tartışma konusu, kim ihbar ediyor? Paralel devlet mi yapıyor? Tartışmanın çoğunlukla odaklandığı nokta bu, ama en saçma kısmı da bu. Zira herkes ihbar edebilir. O TIR’ları yükleyen vinç operatörü de, o silahları getiren gemi kaptanı da, TIR’ları gören herhangi bir vatandaş da ihbar edebilir. Çünkü kimse suça ortak olmak istemez…Devamı…

Star: Mustafa Akyol: Suriye’nin vahşeti, Türkiye’nin TIRları

Anadolu Ajansı’nın CNN ile eş zamanlı yayınladığı fotoğraflar, Suriye’deki Baas rejiminin vahşetini bir kez daha belgeledi. Biz bunları, canını kurtarmak için Türkiye’ye kaçan mültecilerin ve muhalefetin anlattıklarından biliyorduk elbette. Ancak şimdi durum daha da netleşti. Korkunç acıların ve işkencelerin ispatı olan görüntüler, inşallah, Baas rejiminin katillerini uluslararası mahkemelerde yargılatacak ve mahkum edecektir. Dilerim er ya da geç olacaktır bu. Adaletin nihai adresi ise kuşkusuz, Mahkeme-i Kübra’dır. Cehennem, zalimler için vardır…Devamı…

Özgür Gündem: M. Ali Çelebi: Cenevre ve denge

İsviçre’nin Montreux ve Cenevre kentlerinde yapılacak Suriye konulu konferans için aylardır hazırlık yapılıyordu. BM özel Temsilcisi İbrahimi’nin ABD ve Rusya ile birlikte organize etmeye çalıştığı Cenevre-2 olarak adlandırılan konferansa oldukça anlam biçilmişti. Ancak ABD, Rusya ve İngiltere’nin yanlış siyaseti Cenevre-2 konferansının içini boşalttı. Katılımcılar meselesini bile yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Suriye içinden dengeli bir davet yapılamadı. Kürtler, Suriye içindeki muhalefet bileşenleri Herşey SMDK gibi parçalı oluşum üzerinden kotarılmaya çalışıldı. İç çekişmeleri ve istifalar nedeniyle SMDK bile 18 Ocak’a kadar katılım kararı veremedi…Devamı…

Cumhuriyet: Hikmet Çetinkaya: İçinden TIR’lar Geçen Şarkı!..

Kendi yokluğumuzu yaşıyoruz gülüm, farkında mısın yaşananlarda? Demokratik hukuk devleti tıkır tıkır işliyor, özgürlükler genişliyor, vurguncular, soyguncular, dalkavuklar, haramiler kasaları dolduruyor… Bu ülkede darbeci çeteler, derin güçler hep vardı, sırası geldiğinde yüzünü gösterirdi… Bir ömür böyle geçti gülüm, böyle! Hocaefendi, Wall Street’e konuştu, AKP’yle ipleri kopardığının sinyalini verdi, CHP’ye göz kırptı…Devamı…

Zaman: Joost Lagendijk: Suriye’de ateşkes

Uzun zamandır beklenen Suriye için barış konferansı, nam-ı diğer Cenevre-2, bugün İsviçre’de başlıyor. Bu toplantılardan iyi bir şeyin çıkabileceği konusunda aşırı olumsuz ya da aşırı karamsar olmamak zor. İbrenin konferansın aleyhine olmasının pek çok sebebi var…Devamı…

(Süreç Analiz, 22 Ocak 2014

YERLİ BASIN : Suriye Dersleri

33045.jpg?itok=oCaJ-oHY

Star: Eser Karakaş: Suriye, Mısır ve demokrasi

Komşumuz Suriye’de korkunç şeyler olmuş ve olmaya devam ediyor. Mısır’da olanlar da, seçimle gelmiş ve darbeyle devrilmiş bir Cumhurbaşkanının serbest bırakılmasını isteyen insanların üzerine hedef gözetmeden ateş açılması gibi olaylar da çok korkunç idi. Bu iki ülkenin diktatörlerine, Mübarek ve Esad’a karşı halk hareketleri başladığından beri bendenizin aklını kurcalayan ve bu iki ülkeye mahsus olmak üzere kurguladığım bir kriteri bugün okurlarla paylaşmak istiyorum. Devamı…

YeniŞafak: İbrahim Karagül: Suriye meselesinde TSK neden yok?

Suriye’den gelen işkence ve kıyım fotoğraflarını gördünüz. Böylesini Ebu Gureyb’de bile görmemiştik. Orada köpeklerle, işkence uzmanlarıyla, bir ideolojik perspektifle, bir Haçlı zihniyetiyle Müslüman olanı ve İslami değerleri aşağılamaya odaklı bir işkence vardı. Görüntülerin ortaya çıkmasıyla ABD’nin moral üstünlüğü sıfıra indi. Zaten yoktu ama görüntüler bölgede ve dünyada büyük bir infiale neden oldu. Aslında o an savaşı kaybetmişti ve bir daha bu bölgede kitlelerin öfkesini yenemeyecekti. Peki Suriye’de o görüntülerin arkasında nasıl bir psikoloji var? Devamı…

Zaman: İhsan Dağı: Suriye dersleri

Anlaşılan, iktidarı bir ‘varlık-yokluk’ meselesi olarak düşünenlerin yapamayacakları şey yok. Esed’in Suriye’si bunu gösteriyor bize. Bir rejim, bir adam ne kadar zalim olabiliyormuş! Ölmeyi, öldürmeyi, her türlü işkenceyi nasıl bir ‘hikmet-i hükümet’ mantığıyla haklılaştırabiliyor, bakamadığımız o fotoğraflara, işlenen insanlık suçlarına bir kılıf bulunabiliyormuş. İnsan insana, Müslüman Müslüman’a bunu yapabiliyormuş… Savaş böyle bir şey. Devamı…

Sabah: Hasan Celal Güzel: Esad’ı destekleyenler şimdi hiç utanmıyorlar mı?

Üç gündür gazetelere ve televizyon ekranlarına bakamıyorum. Anadolu Ajansı’nın çok başarılı bir gazetecilik örneği vererek ele geçirdiği fotoğrafları görünce içim sızlıyor; insanlığımdan utanıyorum. Fotoğrafların Esad’ın işkencecilerinden elde edildiği anlaşılıyor. Eli kanlı katil diktatörün Dışişleri Bakanı ne kadar inkâr ederse etsin, uzmanlar fotoğrafların tamamının da tahrif edilmemiş gerçek çekimler olduğunu tespit etmiş bulunuyorlar. Devamı…

Milliyet: Nihat Ali Özcan: Suriye ve Türkiye’nin güvenlik riskleri

Tarihsel tecrübelerimiz ve sahadaki durum Suriye’de hızlı ve kalıcı bir barışın gerçekleşmesinin mümkün olmadığını gösteriyor. Buna rağmen Cenevre 2 görüşmelerinden olumlu bazı kararların çıkmasını umuyoruz. Ancak, masa etrafında yer alan tarafların birbirlerine bağırmalarından yalın bir gerçeğin de farkına vardık. Savaş, çoktan tek başına Suriye’nin sorunu olmaktan çıkmış. Savaşın etkilerini önce komşular, şimdilerde de diğer ülkeler hissetmeye başladılar. Ekonomik, sosyal, psikolojik boyut her geçen gün hissediliyor. Öyle ki bir süre sonra savaşı kimin, ne amaçla başlattığını bile unutacağız. Devamı…

(Süreç Analiz, 24 Ocak 2013)

YERLİ BASIN : Brüksel ve Cenevre Sonrası

basbakan-erdogan-ab-komisyon-baskani-barroso-ile-5570852_9445_o.jpg?itok=uW5KOZMs

Star: Mensur Akgün: Cenevre’den sonuç çıkar mı?

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Cenevre müzakerelerinin sonuçları konusunda genel bir karamsarlık var. Montreux’de başlayıp Cenevre’de devam eden görüşmelerin sonuçsuz kalacağından, Suriye’deki insanlık trajedisinin süreceğinden, bölgeye yansıyan istikrarsızlığın derinleşeceğinden endişe ediliyor. Endişelenenlerin haksız olduğunu söylemek zor. 130 binden fazla insanın öldüğü, 9.5 milyon insanın yerinden edildiği, vahşetin her alanda hüküm sürdüğü çok taraflı, çok boyutlu bir çatışmaya neredeyse bütün dünya seyirci kaldı. İnsani yardım konusunda bile çekimser davranıldı. Devamı…

Sabah: Tulu Gümüştekin: AB-Türkiye zirvesi sonrası çaresiz kalanlar

Başbakan Erdoğan’ın Brüksel ziyareti ve bunun olumlu yansımaları, hükümete muhalif kesimde derin bir hayal kırıklığı yarattı. Israrla, aslında bu zirvenin Başbakan Erdoğan açısından çok olumsuz geçtiği hissi verilmeye çalışılıyor. Bu yaklaşım sergilenirken, kantarın topu bazen öylesine kaçıyor ki, zirveye katılan medya mensuplarının yabancı dil bilmedikleri bile iddia edilebiliyor. Gerçekten Başbakan Erdoğan’ın Brüksel ziyaretinde ne oldu? Avrupa ülkelerinin önde gelen medya organları, zirve öncesinde gayet ciddi biçimde alarm veren bir üslup kullanmışlardı. Devamı…

Taraf: Murat Belge: Brüksel sonrası

Başbakan durumu Avrupalılar’a da anlattı, Brüksel’de, anlatıp döndü. Tahmin ediyorum, onlar da “müstefid” olmuşlardır. Hortlak hikâyesi falan gibi dinlemişlerdir. “Ecnebiler” bizim “devlet” konusunda epey şaşkın olmalılar. Yıllarca bunun “derin” olanını anlattık. “Şimdi, şu gördüğünüz devlet var ya,” dedik, “görünüşe aldanmayın. Asıl onun derininde bir devlet daha var. Kararları veren, işleri yapan odur.” Tabii “ecnebiler” böyle “yeraltı devleti” denecek şeyler hakkında fazla fikir sahibi değildirler, şaşarak dinlerlerdi (Amerikalılar pek şaşmazdı, çünkü o “alt kattaki”nin oluşumuna onların da emeği geçmişti). Devamı…

Aydınlık: Türker Ertürk: Cenevre’den ne çıkar?

Uzun süredir ötelenen 2. Cenevre görüşmeleri geçtiğimiz Çarşamba (22 Ocak 2014 ) önce Montrö’de geniş katılımlı olarak başladı; iki gün sonra Cenevre’ye alındı ve halen devam etmektedir. Dünya kamuoyunun beklentisi, Suriye’de akan kanın durdurulması, bölgeye barış ve istikrar gelmesi. Suriye’de akan kanın durması ve barışın gelmesi için ABD’nin halen sürdürdüğü pozisyonunu değiştirmesi, bölgeyi istikrarsızlaştırma ve Suriye’de rejim değişikliği hedefinden vazgeçmesi gerekmektedir. Devamı…

Hürriyet: Yılmaz Özdil: AB’ye paralel

Brüksel’e giden Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği’ne “paralel devleti” anlatmış, Avrupa Birliği de dinleyip, ikna olmuş. Ne anlatmıştır acaba derseniz? “Almanya’da mesela” demiştir… Hani, alt tarafı 700 euroluk tatil masrafını arkadaşına ödettiği ortaya çıkan Almanya Cumhurbaşkanı utanıp istifa etti ya… Biz öyle yapmadık, ayakkabı kutuları ortaya çıktı, para sayma makineleri ortaya çıktı, dört bakanım hakkında rüşvetten fezleke var, beşinci bakanımın bacanağını yakaladılar, bu satırlar kaleme alınırken adalet bakanım hakkında da fezleke ortaya çıktı, hiç istifimi bozmadım, üstüme bile alınmadım, koçlar gibi oturuyorum koltuğumda demiştir. Devamı…

(Süreç Analiz, 25 Ocak 2014)

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: