Etiket arşivi: TEKNİK TAKİP

TEKNİK TAKİP : Yasa dışı dinlemeler MİT’i işaret ediyor

Montajlanarak internet ortamında yayılan ses kayıtları, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin yurtdışı konuşmalarının yasa dışı dinlendiğini gözler önüne serdi.

Dinlemenin kim tarafından yapıldığı tartışılırken, Türkiye’de yurtdışı dinlemeleri yapabilecek tek kurumun Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) olduğu ifade ediliyor.

Bu kapsamda akıllara ilk olarak Ocak 2014 tarihli Hakan Fidan imzalı MİT personelinin çalışma alanına dair yazılan talimat geliyor. Söz konusu talimatta ‘paralel devlet yapılanması’ olarak adlandırılan bütün dini grupların takip edileceği belirtiliyor. MİT üzerinde kuşkuları artıran bir diğer gelişme de Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı GES (Genelkurmay Elektronik Sistemler) Komutanlığı’nın, MİT’e devri. 28 Şubat döneminde yasa dışı dinlemelerin yapıldığı GES, Türkiye’nin en kapasiteli istihbarat ve dinleme üssü olarak biliniyordu. GES’in o dönem Türkiye’nin 13 farklı yerinde konuşlanmış dinleme istasyonları bulunuyordu. GES bütün elemanlarını ve teknik teçhizatını 2012’de MİT’e devretti. 24 Aralık 2013 tarihinde de Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na (TİB), MİT’te görevli Ahmet Cemalettin Çelik atandı. Türkiye’de yasal olarak yapılan dinlemelerin tamamını elinde tutan tek kurum TİB.

Bugün Gazetesi yazarı Adem Yavuz Arslan, 15 Ocak’ta kaleme aldığı ‘Gülen’i kim dinledi ya da kumpasın ipuçları’ başlıklı yazısında, bu konuda dinleme yapabilecek tek kurumun MİT olduğunu yazmıştı: “Hocaefendi’nin Amerika’da, arayan kişinin de Türkiye’de olduğu düşünülürse ‘kayıt yapan kurum’ hakkında ipuçları yakalamak mümkün. Çünkü Türkiye’de bu tür dinleme yapabilecek tek kurum devletin istihbarat kuruluşu. Yani söz konusu altyapı sadece MİT’te var. Öte yandan, TİB’in başına MİT’ten bir yönetici atandıktan hemen sonra çıkan bazı haberler ‘Acaba servis mi var?’ sorusunu akla getirdi…”

Taraf Gazetesi yazarı Mehmet Baransu da 20 Ocak’ta çıkan yazısında MİT’in dinlemeler konusunda Türkiye’de tek merci olduğunu kaydetmişti: “Bütün güç ve yetki MİT’te toplanıyor. Emniyet istihbaratın tüm raporları artık ânında MİT tarafından bağlanan paralel hatla görülüyor. MİT’e, THY’den Milli Eğitim’e, tapudan banka hesaplarına kadar tüm kişisel verilere izin şartı olmaksızın online erişim imkânı getirildi. Bununla da yetinilmedi, bireysel hak ve özgürlükler için denetlemesi gereken TİB, fiilen MİT’e bağlandı.”

TEKNİK TAKİP /// PROF. DR. ERSAN ŞEN : Teknik takip nedir – Fiziki takip nedir ?

Ceza yargılamasında çok kullanılan “teknik takip” ve “fiziki takip” kavramları birbirine karıştırılabilmektedir. Oysa teknik takip, CMK m.135 ila 140 arasında düzenlenen deyim yerinde ise yeni nesil şüpheli veya sanığa ya da delillere ulaşma yönteminin genel adı olarak kullanılmaktadır. Bunlar; telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi, gizli soruşturmacı kullanılması ve teknik araçlarla izlemedir. Kişi hak ve hürriyetlerine aşırı müdahale içerdiğinden, teknik takibin ikincil delil etme yöntemi olarak düzenlendiği ve şartlarının zorlaştırıldığı görülmektedir. Teknik takibin ortak genel şartları; suçun işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebebinin varlığı, başka şekilde delil elde edilememesi, suçun katalogda yer alması ve hakim kararı alınması zorunluluğu olarak sıralanabilir.

Takip ve tarassut adı ile bilinen fiziki takip ise, klasik delil elde etme yöntemi olup, şüpheli veya sanığın herhangi bir ses veya görüntüsünün kayıt altına alınmaksızın, sadece takip edilmesi suretiyle suçun işleniş şeklinin ve delillerinin ortaya çıkarılması veya asıl delillere ulaşılmasına yardımcı yöntem olarak tanımlanabilir. Fiziki takip, adli kolluk tarafından şüpheli veya sanığın ya da üçüncü kişilerin kamuya açık alanlarda fiziki olarak takip edilerek, nereye girip çıktığının, kiminle görüştüğünün ve ne yaptığının belirlenmesi amacına hizmet eder. Bu yolla savcı ve kolluk, soruşturmaya konu suçun fail ve delillerini ortaya çıkarmaya çalışır. Fiziki takip için bir yargı kararına ihtiyaç bulunmamaktadır. Savcı ve kolluk, soruşturma sırasında fiziki takibe konu olan kişiyi rahatsız etmedikçe, kişinin özel hayatını, konuşma ve görüntülerini izleyip kayıt altına almadıkça hukuka aykırı hareket etmiş olmaz. Bu noktada, klasik delil etme yöntemini düzenleyen CMK m.160 ve 161’in uygulanacağını ifade etmek isteriz.

Örneğin; telefon dinleme, kişinin görüntü ve ortam konuşmalarını kayda alma “teknik takip”, şüpheli veya üçüncü kişinin sokak ve caddede yaya olarak ya da araçla evine, işyerine veya gideceği yere kadar izlenmesi ise “fiziki takip” kapsamına girer.

Kanaatimizce fiziki takip, soruşturmaya konu eylemin özelliğine göre cumhuriyet savcısı ve kolluğun başvurması gereken ilk delil elde etme yöntemleri arasında kabul edilir. Fiziki takip yorucu gibi gözükse de, basit şüphe ile başlayan bir ceza soruşturmasında başkalarının hak ve hürriyetlerine müdahale içermeden uygulanabilecek, basit şüpheyi yeterli ve hatta kuvvetli şüpheye dönüştürebilecek ya da şüpheyi tümü ile bertaraf edecek bir delil etme yöntemidir. Kolluk fiziki takip yaparken ve en geç takip yeteneğini kaybettiğinde veya takip sona erdiğinde, mutlaka fiziki takip tutanağı düzenlemeli, tutanağa tespit ettiği hususları, bulmayı ümit edip de elde edemediği veya tesadüfen karşılaştığı konuları da kaydetmeli ve tutanağı soruşturma dosyasına sunmalıdır. Bu tutanak, belki de soruşturmada teknik takibe geçilmesinin dayanağı olabilecektir.

Fiziki takip, kişinin evine, işyerine veya başkalarına kapalı olan yere girmeye neden olmadıkça, bir hâkim kararını ve hatta cumhuriyet savcısı ya da kolluk amirinin yazılı emrini gerekli kılmaz. Kolluk, kişilerin huzur ve sükûnunu bozmaya yönelik hareket yapmadıkça fiziki takibe devam edebilir. Kaldı ki, bir soruşturmanın aydınlatılması amacıyla yapılan fiziki takibin hukuka aykırı bir davranış olarak nitelendirilmesi de mümkün değildir. TCK m.123 sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması veya aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulmasını suç saymıştır. Fiziki takipte; eve, bahçesine, işyerine ve eklentilerine girmeyen kolluğun sokakta, caddede veya evin ya da işyerinin karşı tarafında beklemesi bir hukuka aykırılık sayılmaz. Kolluğun süreklilik arz eden bekleyişi, izlendiğini düşünen bireyi ve o bireyin birlikte yaşadığı insanları rahatsız edebilir. Bu rahatsızlık, bireylerin huzur ve sükununu bozmaya yönelik hukuka aykırılığa dönüşmedikçe, kolluğun fiziki takibi sürdürerek, soruşturmaya konu şüphelilere ve delillere ulaşmaya çalışması hukuka uygun sayılmalıdır. Kamu görevlisi yetkisini kötüye kullanamaz. Ancak amacı, fiziki takip yapmak suretiyle delillere ulaşmak olan kolluğun bu tür faaliyetini yetkinin kötüye kullanılması saymak da doğru değildir. Elbette fiziki takip gizli olmalıdır. Ancak takip edilen, bazı durumlarda bunu hissedip tespit edebileceği gibi, kolluk da bazı durumda varlığının fark edilmesini isteyebilir.

Özetle; Anayasa ile güvence altına alınan bireyin hak ve hürriyetlerine müdahale edilmedikçe, kamuya açık alanlarda gerçekleştirilen fiziki takipler ve bu yolla elde edilen deliller hukuka uygun sayılmalıdır. Ancak “fiziki takip” adlı delil elde etme yönteminin yasal çerçevede düzenlenmesi, şart ve sürelerinin belirlenmesi, bu yolla insanların sürekli izlenip gözetlenmesinin önüne geçilmesi, bu yolla da yetkinin kötüye kullanılmasının engellenmesi gerektiği ileri sürülebilir. Gerçekten de bir hak veya yetkinin kötüye kullanılmasını hukuk himaye etmez.

Teknik takip ise, her durumda Anayasa ile güvence altına alınan kişi hak ve hürriyetlerine müdahale içereceğinden, CMK m.135 ila 140’da düzenlenen hüküm ve şartların eksiksiz uygulanması zorunludur.

TEKNİK TAKİP : 17 Aralık operasyonunu soruşturan polislere dinleme ve teknik takip yapan polisler hakkında ‘Örgüt’ soruşturması

Yolsuzluk soruşturmasını yürüten polislere ‘Örgüt’ soruşturması Hem 17 Aralık hem de 25 Aralık operasyonlarıyla ilgili ilk soruşturmaları yürüten, dinleme ve teknik takip yapan polisler hakkında ‘Örgüt’ soruşturması açıldı.

17 Aralık’ta patlak veren yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde daha sonra İstanbul Adalet Sarayı’nda yapılan tayin ve değişikliklerden sonra şimdi de hem 17 Aralık hem de 25 Aralık operasyonlarıyla ilgili ilk soruşturmaları yürüten, dinleme ve teknik takip yapan polisler hakkında ‘Örgüt’ soruşturması açıldı.

Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasına sonradan dahil edilen TMK 10’la yetkili Cumhuriyet Savcısı İsmail Uçar’ın 17 bin sayfalık telefon dinleme kayıtlarını da incelettiği, teknik takip ve dinlemelerde görev alan personel hakkındaki delil karartma ve delil uydurma iddialarını da araştırdığı belirtildi. Ancak, TMK 10’la yetkili Başsavcıvekili “Şu an öyle bir şey yok” dedi.

“PARALEL DEVLET İDDİALARI GÜNDEME GELMİŞTİ”

Bazı siyasilerin ve iş adamlarının da isimlerinin geçtiği yolsuzluk soruşturmalarının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Paralel devlet” iddiaları gündeme getirilmişti.

Kamuoyunda ikinci yolsuzluk soruşturması olarak bilinen 25 Aralık operasyonun yapılması talimatını veren savcı Muammer Akkaş’ın soruşturmadan alınmasının ardından bu soruşturmada görevlendirilen TMK 10’la yetkili Cumhuriyet Savcısı İsmail Uçar’ın yolsuzluk soruşturmalarında görev yapan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ve Mali Suçlarla Mücadele Şubesi görevlileri hakkında soruşturma başlattı.

Büyük bir çoğunluğu 17 Aralık operasyonundan sonra görevden alınıp başka yere atanan polislerle ilgili araştırmanın sürdüğü kaydedildi. Operasyon sonrasında fiziki ve teknik takip bilgilerinin yer aldığı Mali Suçlarla Mücadele ve Organize Suçlarla Mücadele Şubelerine ait bilgisayarların özel bir yazılımla formatlandığının saptandığı, bazı dosyaların tamamen silindiği, bilgisayarlarının log kayıtları incelenerek hangi bilgisayara kim tarafından girildiğinin tespit edildiği iddia edildi. Savcılığın, Soruşturma kapsamında 17 Aralık sonrası Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Nazmi Ardıç, Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Yakub Saygılı ile arama el koyma gözaltı ve teknik takiplerde görevli emniyet görevlilerinin ifadesinin alınacağı bildirildi.

Haberin Tamamı İçin: http://www.medya365.com/turkiye/17-aralik-operasyonunu-sorusturan-polislere-dinleme-ve-teknik-takip-yapan-polisler-hakkinda-orgut-sorusturmasi-h75622.html

TEKNİK TAKİP : Başbakan’ın Odasındaki Dinleme Cihazı Raporu Savcılıkta

Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun dinleme cihazı raporu savcılığa sunuldu. …

Başbakanlık Teftiş Kurulu, Başbakan Erdoğan‘ın, Başbakanlık Resmi Konutu ve Keçiören’deki evinde priz içerisine yerleştirilen dinleme cihazlarıyla ilgili soruşturmasında son aşamaya gelmiş, detaylı ve kapsamlı bir çalışma yürüten Teftiş Kurulu, konuya ilişkin bir de rapor hazırlamıştı.

DOSYA TMK SAVCILIĞINDA

Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun hazırladığı rapor, Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. Maddesiyle görevli başsavcı vekilliğine gönderildi. Memur suçları bölümünde yürütülen soruşturma da “Casusluk şüphesiyle” görevsizlik kararı vererek dosyayı TMK savcılığına gönderdi.

ÜÇ SAVCI GÖREVLENDİRİLDİ

Hükümet, özel yetkili mahkemeleri ve TMK’yı kaldırma hazırlığı yaparken Başbakan’ın çalışma ofisinde bulunan böcek ile ilgili soruşturma ve rapor ise TMK Başsavcı vekilliğine ulaştı. Şubat 2012’de dinleme olayının ortaya çıkmasıyla başlatılan soruşturmayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosu yürütüyordu. Ancak bu soruşturmanın da memur suçlarından alınarak, TMK savcılığına gönderildiği bildirildi.

Soruşturmanın, “Devletin güvenliğine karşı işlenen suç” kapsamında olduğu ve casusluk şüphesiyle geçen hafta TMK Başsavcı vekilliğine iletildiği bildirildi. TMK Başsavcıvekilliği de soruşturma için 3 savcıyı görevlendirdi. Teftiş Kurulu’nun raporu 3 klasörden oluşurken, savcılığın elinde şu ana kadar böcekle ilgili toplam 8 klasör bulunduğu öğrenildi.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, Teftiş Kurulu’nun hazırladığı raporun içeriğine dair bazı bilgileri önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşacağı belirtiliyor.

TEKNİK TAKİP : ‘Mağdurum’ diyen Erdoğan rakiplerinin kayıtlarını kullanmıştı

Erdoğan, şimdi “mağdur” olduğunu söylediği yasadışı dinleme ve izlemeleri siyasi rakiplerine karşı kullanmıştı: BDP’lilerin tapelerini mitingde okudu, Ergenekon dinlemelerine ‘teknik takip’ dedi. Baykal ve MHP’lilere: ‘Yanlarındaki eşleri değil ki’, ‘Bu özel değil genel’

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, “Cumhurbaşkanı’ndan Meclis Başkanı’na, benim, ailelerimize, çocuklarımıza varıncaya kadar herkesi dinlemişler” diyerek yeni bir mağduriyetten söz ettiği ve buna karşı yasal düzenleme yapacaklarını açıkladığı yasadışı dinleme ve izlemeleri, yakın dönemde siyasi rakiplerine ve büyük davaların sanıklarına karşı kullanması dikkat çekiyor. BDP’lilerin yasadışı telefon tapelerini miting meydanlarında okuyan, Ergenekon dinlemeleri için “teknik takip” diyen Erdoğan, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve MHP’lilerin kasetleri çıktığında da, “Yanlarındaki eşleri değil ki”, “Bunlar özel değil genel” ifadelerini kullanmıştı.

Erdoğan’ın yasadışı dinleme ve izlemeler konusundaki tavrı, 17 Aralık öncesi ve 17 Aralık sonrası denilebilecek, yüzde yüz farklılık gösterecek nitelikler taşıyor. Erdoğan özellikle AKP iktidarının 2007’den sonraki döneminde başta Ergenekon, KCK ve Balyoz dava süreçlerinde ortaya çıkan yasadışı dinleme ve izlemeleri savunan açıklamalar yaptı. Erdoğan’ın, çok sanıklı davalarla gündeme gelen dinleme ve izleme olaylarıyla ilgili tavrını gösteren açıklamaları şöyle:

BDP tapelerini mitingde okudu: Erdoğan, 2011 seçimlerine Oslo görüşmelerinin olumsuz sonuçlanması nedeniyle BDP ile çatışarak girdi. O sırada BDP Elazığ il yöneticisi ile BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak’ın yasadışı kaydedilen telefon konuşması internette yayımlandı. Erdoğan Elazığ mitinginde bu ses kayıtlarını gündeme getirerek “BDP’nin Elazığ il başkanıyla, BDP Eşbaşkanı arasındaki telefon konuşması internete düştü mü? Düştü. BDP’nin Elazığ İl Başkanı ‘AK Parti Elazığ’da bir kez daha 5-0 yapmasın’ diyor. ‘Eğer CHP 1 milletvekili çıkaracaksa, oyumuzu CHP’ye verelim, MHP çıkaracaksa, oyumuzu MHP’ye verelim’ diyor. Bu nasıl bir işbirliği? Bu nasıl bir muhabbet Sayın Bahçeli? Bu nasıl bir tezgâh?” diye konuştu.

Teknik takip: Erdoğan, İran dönüşü açıklamasında telefon tapelerinde dinlemeye takılanların kayıtlarından yakınarak “Direkt dinlemesi şart değil zaten. Mesela kalkıyor Deniz’i dinliyor, ben de telefonla Deniz’le konuşuyorum. Oradan takılıyor veya Okan ile görüşüyorsa oradan giriyor. Yolu çok” dedi. Oysa Erdoğan, Ergenekon ve Balyoz’da gündemi sarsan yasadışı dinleme tapelerine “teknik takip” nitelemesini yaparak “Ortaya bakın bir sürü şeyler çıktı. Biliyorsunuz teknik takibe takılmalar vs. birtakım gazetelerde yayımlandı, internet sitelerinde yayımlandı. Bunlar bizi rahatsız eden konular. Ve kimlerle ne bağlantısı kuruyor bakın bunlar ortaya çıkıyor. Bunlar ortaya çıktıkça kim bilir geçmişte neler oldu neler?” diye savunmuştu.

Çeteler ortaya çıkıyor: Erdoğan yine aynı dönemde internete düşen kayıtlar için değişik konuşmalarında, “Neler neler ortaya çıkıyor görüyorsunuz, her şey ortaya saçılıyor, pislikler ortaya çıkıyor. Daha neler ortaya çıkacak göreceksiniz. Çeteler, mafyalar, karanlık güçlerin faaliyetleri bir bir ortaya saçılıyor” ifadesini kullanmıştı.

Baykal eline, diline, beline hâkim olsun: Erdoğan, 17 Aralık sonrası süreçte Deniz Baykal kasedini de “Paralel yapının komplosu” sözleriyle gündeme getirerek “Bu komplonun Türkiye’nin hayrına değil şerrine olduğunu lütfen görün. Bu komplonun benzerleri Baykal’a, Demirel’e, Erbakan’a da yapıldı. En sert cevabı vermezsek bu komploların benzerleri yapılmaya devam edilecektir” dedi. Erdoğan, kasedin yayımlanıp genel başkanlıktan ayrılması sürecinde ise Baykal’ı “aile değerlerine zarar vermek” ve “ahlaki olmayan davranışlarda” bulunmakla suçlamıştı. Erdoğan, Baykal kasedi için, “Bak Hacı Bektaşı Veli diyor ki; eline, beline, diline, hâkim ol diyor. Hanım kardeşlerimden özür diliyorum, ama bundan önceki beline hâkim olmadı, gitti. Bu özel değil, genel” demişti. Erdoğan Baykal için ayrıca “Bir kasetle duman oldun gittin. Söylemeyecektim, konuşmayacaktım, en sonunda konuşturttu” ifadesini kullanmıştı.

Kasetteki eşiniz değil: Erdoğan, Baykal ve MHP’lilerin kasetleri için ise yine seçim meydanlarında konuşmuş ve “Yanlarındaki eşleri değil ki bu özel hayat olsun… Başkası olunca bu ne oluyor, genel oluyor… Bu nasıl milliyetçilik…” demişti.

Yanlışınız yoksa dinlenmekten korkmayın: Eski Ulaştırma Bakanı ve AKP İzmir Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Binali Yıldırım ise yasadışı dinleme ve izlemelerle ilgili yoğun eleştirilere, “Yanlış işiniz, yasal olmayan işiniz yoksa, dinlenmekten korkmayın, istediğiniz kadar konuşun. Teknolojinin önüne geçme imkânı yoktur. Kim ne yaparsa yapsın, yasal olmayan yollardan yaparsa, delil, şantaj olarak kullanamaz, bunun yaptırımı var” karşılığını vermişti.

TEKNİK TAKİP : NSA, Snowden’dan belgeleri geri istedi

ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, eski Amerikan istihbarat çalışanı Edward Snowden’a elindeki belgeleri geri gönderme çağrısında bulundu.

ABD’li istihbarat yetkililerinin Ulusal Güvenlik Kurumu (NSA)’nın izleme faaliyetlerini ifşa eden Edward Snowden’a tepkisi sürüyor.

Son olarak Senato İstihbarat Komitesi’ndeki küresel güvenlik tehditleri üzerine yıllık bilgilendirme toplantısında konuşan Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, Snowden’ı ABD ulusal güvenliğini riske atmakla suçladı. Snowden’ın kendisini savaşın galibi gördüğünü ve görevini sona erdirdiği düşüncesinde olduğunu dile getiren Clapper, “Eğer öyleyse ona ve suç ortaklarına çaldıkları ifşa edilmemiş dökümanları ABD güvenliğini daha fazla riske atmadan geri göndermeleri çağrısında bulunuyorum” dedi.

ABD yönetimi Snowden’ı ulusal güvenlik adına ‘büyük tehdit’ olarak görüyor. Üst düzey istihbarat yetkilileri Snowden’ın elinde yaklaşık 1,7 milyon belgenin olduğunu tahmin ediyor. Snowden’ın ifşa ettiği belgelerde ABD’nin aralarında Almanya ve Brezilya’nın da olduğu 35 ülke liderini dinlediği ortaya çıkmıştı. Büyük tepkilere yol açan dinleme skandalları sonrası ABD Başkanı Barack Obama, NSA’in dinleme faaliyetlerine yönelik uygulamaların değiştirileceği sözünü vermişti.

TEKNİK TAKİP : BAŞBAKAN SÖZKONUSU OLUNCA ORTALIK AYAĞA KALKIYOR /// MK ULTRA MAĞDURLARI SAHİPSİZ ///

Erdoğan’ın odasına izinsiz giren yanacak

Başbakan Erdoğan’ın evi ve çalışma ofisinde dinleme cihazları bulunmasının ardından, bu makam odalarında “sensör” önlemi alındığı ortaya çıktı.

Erdoğan’ın yüzü, yürüyüşü ve hareketlerinin tanımlandığı sensörler, odalara farklı biri yalnız girdiği anda alarm veriyor.

Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Ankara Keçiören’deki evi ve Başbakanlık Resmi Konutu’ndaki makam odasında bulunan dinleme cihazlarıyla ilgili raporunda son rötuşlar yapılırken diğer yandan da benzeri olayları önlemek üzere önlem alındı.

DİNLEMEYE KARŞI ‘SENSÖR’ ÖNLEMİ

Öncelikle dinleme cihazının nasıl yerleştirildiği belirlendi. Odalarda kamera olmadığı için böceği koyan kişiye, koridorda bulunan kamera kayıtlarından ulaşılmaya çalışıldı. Böceklerin yerleştirildiği 2011 yılı Kasım ayı ve böceğin bulunduğu Aralık ayını kapsayan 2 aylık süreye ilişkin tüm görüntüler tek tek incelendi. Bu sürede makam odası ve evdeki ofise giren çıkan Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığı’ndaki tüm personelin ifadeleri alındı. İfadelerin ardından ve deliller ışığında böceği koyan kişi tespit edildi. Edinilen bilgiye göre; dinleme cihazlarını prizlere yerleştiren kişinin kolaylıkla bulunamamasında makam odasında kamera bulunmaması etkili oldu. Bu aşamada "sensör" önlemi gündeme geldi.

ERDOĞAN’A TANIMLANDI

Öncelikle Başbakanlık merkez binası ile Başbakanlık Resmi Konutu’ndaki makam odaları Erdoğan’a tanımlandı. Odalara Erdoğan’ın yüzünü, yürüyüş ve hareketlerini ezberleyen sensörler yerleştirildi. Başbakan Erdoğan’a tanımlanan odada ve arkasındaki dinlenme bölümünde, Erdoğan olmadan başka birinin dolaşması halinde sistem anında alarm veriyor. Sistemi kontrol eden birimden izinsiz, Başbakan haricinde koruma ya da bir başkasının girmesi halinde elektronik sistem odasındaki bilgisayara uyarı geliyor.

TEKNİK TAKİP : Evdeki ‘böceğin’ izini silmişler

Başbakan Erdoğan’ın Keçiören’deki evindeki ofisinde bulunduğu belirtilen dinleme cihazının İngiliz yapımı olduğu tespit edildi. Kimden ve nereden alındığının ortaya çıkmaması için ise dinleme cihazın seri numarasının silindiği belirlendi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yasadışı dinlendiği iddiaları üzerine açılan soruşturmalar sürerken Erdoğan’ın Keçiören’deki konutunda bulunan dinleme cihazının İngiliz yapımı olduğu ve seri numarasının silinmiş olarak bulunduğu ortaya çıktı.

Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca yürütülen soruşturmada sona yaklaşıldı. Bu arada kulislere yeni bilgiler yansıdı. Milliyet’in ulaştığı bilgiye göre, Başbakan Erdoğan’ın Keçiören’deki evinin özel çalışma ofisinde bulunduğu ifade edilen ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) uzmanlarınca incelenen dinleme cihazının İngiliz yapımı olduğu tespit edildi.

Uzmanların “son derece profesyonel” diye tanımladığı, dinleme cihazının üzerindeki seri numarası ve üretim kodunun silinmiş olduğu anlaşıldı. Böylelikle, Erdoğan’ın gizlice dinlenmesi amacıyla yerleştirilen cihazla ilgili “iz sürülmesi”nin önlenmesinin amaçlandığı ifade edildi. Seri numaralarının silinmesinin cihazın kimden, hangi partide alındığının ortaya çıkarılmasını engellemeye yönelik olduğu değerlendirildi.

Komisere ulaşıldı

Bu arada, MİT’in teknik destek verdiği araştırmalarda, halen adı gizli tutulan bir komisere ulaşıldığı iddia edildi. Daha önce Başbakanlık’ta görev yaptığı ifade edilen komiserin, emniyet teşkilatından ayrılarak iş hayatına atıldığı anlaşıldı. Müfettişlerin, geniş kapsamlı araştırma çerçevesinde dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanı Ömer Altıparmak’ın da bilgisine başvurduğu öğrenildi. Altıparmak’ın müfettişlerin sorularına verdiği yanıtlarda, Emniyet İstihbaratı’nın yürüttüğü bazı faaliyetlerle ilgili bilgilendirme yaptığı kaydedildi.

Yansıtıcı bulunmadı

Anadolu Ajansı’nın haberine göre, Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı, Erdoğan’ın makam odasından çıktığı iddia edilen dinleme cihazının sinyallerini yansıtan bir aparatın, Yargıtay binasının çatısında bulunduğu iddialarına ilişkin, Yargıtay bina ya da binalarında herhangi bir tespit bulunmadığını bildirdi. Teftiş Kurulu, Yargıtay Başkanlığı’nın bu konuyla ilgili Başbakanlık Müsteşarlığı’na gönderdiği yazıda bu yanıta yer verdi.

TEKNİK TAKİP : Mobil uygulamalara dikkat

Mobil uygulamalara kullanılarak bilgi hırsızlığı mı yapılıyor?

Guardian gazetesi, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı eski sistem analisti Edward Snowden’ın sızdırdığı belgelere dayanarak, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ile İngiliz dijital istihbarat kurumu GCHQ’nun, akıllı telefonlara yüklenebilen harita, oyun ve sosyal paylaşım gibi uygulamalar sayesinde, kişisel bilgilerle ilgili veritabanı oluşturduğunu iddia etti. Uygulamalar arasında popüler ”Angry Birds” oyunun ve Google’ın harita uygulamasının da yer aldığı, elde edilen kişisel bilgiler arasında yaş, cinsiyet ve bulunulan mekan gibi çeşitli bilgilerin olduğu belirtildi.

TEKNİK TAKİP /// TEKNO KÜP – MİT gözlüğü takmış TİB ve internet

İletişimi kolaylaştırdığı kadar özgürleştiren, kullanıcı kitlesi her geçen gün genişleyen, bir sözü olanın rahatça söyleyebildiği internet ortamı, bazılarını endişelendirmeye devam ediyor ve edecek de.

Şiddete yönlendirmeyen bir fikir veya hakaret etmeden, iftira atmadan ifade edilen bir eleştiri hakkı, yürürlükteki kanunlar çerçevesinde kullanılıyorsa niçin rahatsız oluyoruz ki? İnternete, Türkiye’ye geldiği 1993’ten beri çeşitli bariyerler konulmak isteniyor. İlk zamanlarda içeriği zapturapt altına almak için barındırma hizmetinin yurtiçinde verilmesi isteniyordu. Ardından 2000 yılının arefesinde “Ulusal Bilgi Güvenliği Teşkilatı” kurulması çalışmaları yapıldı. Bu çalışmanın haklı tarafları vardı ama özgürlükleri kısıtlamak isteyen tarafları da vardı. Aksiyon olarak konuyu ‘Bilgiye Kelepçe’ başlığı ile kapaktan duyurmuştuk. Hatta Türkiye Bilişim Vakfı da haberimizi ödüle layık görmüştü. İtirazlar yükselince vazgeçilmişti. Geriye dönüp baktığımızda 20 yılı aşkın bir süredir interneti bir kanuna, nizama sokmaya çalıştığımız görülüyor. Bu yalnızca Türkiye’nin derdi değil, her ülke kendi çapında farklı düşüncelerle ‘internet kanunu’ yapıyor.

İnternet yeni ve her an yenilenen bir dünya. Mevcut yasalara uymayan taraflar üzerinde konuşulup, özgürlükleri de kısıtlamayacak şekilde çalışma yapılabilir. Türkiye’de yıllardır yapılmak istenen kanuna, bilgi, iletişim ve hukuk alanındaki STK’lar da katkıda bulunmaya gayret gösteriyor. Yakın geçmişte Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) bir dizi çalışmalar yapmış, 4 farklı filtre ile internet kullanıcılarını korumak istediğini açıklamıştı. Aylar süren büyük tartışmalar sonrası bu çalışma Aile ve Çocuk olmak üzere iki fitreye indirildi. İnternet servis sağlayıcıları üzerinden şimdilerde isteyenler ‘filtreli internet’ kullanıyor. Bu bir zorunluluk değil, isteyenin tercih edebileceği alternatif uygulama. Şimdilerde torba yasa ile yapılmak istenenler ise filtreden öte uygulamalar içeriyor. Yöneticileri MİT’ten atanan TİB, MİT gözlüğünü takınca bizleri nasıl görecek, doğrusu merak ediyorum.

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: