Etiket arşivi: TEKNİK TAKİP

TEKNİK TAKİP : Çankaya Köşk’ünde ‘böcek’ ve ‘internet’ zirvesi

CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, Çankaya’daki görüşmenin ardından, ‘Bu yasaya Cumhurbaşkanı’nın veto koymasını gerektiği inanıyorum’ dedi

CHP İzmir Milletvekili ve bilişim uzmanı Erdal Aksünger, Çankaya Köşk’ünün davetlisi olarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e bir saat boyunca yasa dışı dinlemeler, uluslararası boyutu, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı NSA’nın Türkiye’de faaliyetleri ve İnternet Yasası’nı anlattı. Aksünger, “MİT, TİB, Jandarma İstihbarat, Emniyet İstihbarat Müdürlüğü, TÜRKTRUST, Türk Telekom ve GSM Operatörleri hem de ülkemizde resmi ya da gayri resmi faaliyet yürüten ODS, NSA gibi kuruluşlar daha yakından incelenmelidir” önerisinde bulundu.

‘Yargı yerine kendini koyan TİB oluşturuluyor’

Gül, Aksünger’in, Emniyet istihbaratının 2011 yılından bu yana envanter tutmadığına ilişkin sözlerini hayretle karşıladı. Cumhurbaşkanı, Türk sertifika sağlayıcısı Türktrust’ındana sonra hata olduğu söylenen EGO’ya internet kullanıcılarının tüm bilgilerine ulaşmasını sağlayan ara sertifika vermesine ilişkin bilgiye de şaşırdı. Aksünger, Cumhurbaşkanı Gül’e yeni internet düzenlemesi için “ Yargı yerine kendi koyan bir TİB oluşturuluyor. BTK ve TİB, MİT’leştiriliyor” dedi.

CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, görüşmenin ardından TBMM’de bir basın toplantısı düzenledi ve görüşmeye ilişkin bilgi verdi. “Bu yasaya Cumhurbaşkanı’nın veto koymasını gerektiği inanıyorum” dedi. Bir saatlik görüşmede CHP’li Aksünger’in, Cumhurbaşkanına sunumunun ana başlıkları şöyle:

Türkiye’de adli dinleme ve izleme yasalara göre yapılmıyor

Bu gün ülke gündemimizde de yer aldığı üzere “adli olarak dinleme ve izleme yapmaya yetkili kuruluşların yaptıkları dinlemeleri ilgili yasa hükmüne göre” yapmamaktadırlar. Kişisel verilerin ve özel hayatın gizliliğinin ihlal edilerek özellikle dijital dokümanlara dışarıdan müdahale edildiği, imha edilmesi gereken dokümanların bir yerlerde depolanıp daha sonra kullanıldığı veya başka kişi ve kuruluşlara servis edildiği, iddiaları tüm kamuoyumuz tarafından yakından takip edilmektedir.

Bu durum, milletvekillerinin, gazetecilerin, hukukçuların, Türk silahlı kuvvetlerinde görevli subay, astsubay hatta kuvvet komutanlarının hem mağdur edilmesine hem de cezaevlerinde tutuklu kalmasına yol açmıştır.

MİT, Emniyet, TİB, Jandarma istihbarat yakından incelenmeli

TBMM’de kurulan Haberleşme Özgürlüğüne ve Özel Hayatın Gizliliğine Yönelik İhlallerin Tespiti ve Önlenmesine İlişkin Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu çalışmalarında bu kuruluşların faaliyetleri ve uygulamaları hakkında yapılan tüm girişimler ya “Devlet Sırrı” gerekçesiyle cevaplandırılmamış, ya da yetersiz ve amaçsız cevaplar verilerek geçiştirilmeye çalışılmıştır.

Türkiye’de dinleme, izleme ve kişisel verileri elde edebilen, bunları saklayabilen, teknik altyapı ve personele sahip hem MİT, TİB, Jandarma İstihbarat, Emniyet İstihbarat Müdürlüğü, TÜRKTRUST, Türk Telekom ve GSM Operatörleri hem de ülkemizde resmi yada gayri resmi faaliyet yürüten ODS, NSA gibi kuruluşlar daha yakından incelenmelidir. Çünkü bu kuruluşların yaptıkları faaliyetler, Kişisel Verilerin Güvenliği ile doğrudan ilgilidir.

ODS ve NSA’in Türkiye’deki faaliyetleri araştırılmalı

Türkiye’de faaliyet gösterdikleri herkes tarafından bilinen Uluslararası İstihbarat Kuruluşları ile ilgili hem Komisyon çalışmalarında sorulan sorulara hem de İlgili Bakanlıklara verilen soru önergelerine gerekli cevaplar alınamamıştır. Bu nedenle, Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı istihbarat kuruluşları ve bu kuruluşların resmi veya gayri resmi çalışma ofisleri incelenmeli, özellikle ODS ve NSA’nın Türkiye’deki faaliyetlerinin araştırılması gereklidir.

CIA-Pentagon heyetinin nerede kaldıkları bilinmiyor

Ülkemize 2008’de gelen 35 CIA – Pentagon karma heyetinin, Emniyet Genel Müdürlüğü istihbaratının Ankara Yıldız bürosunda üslendiği, her türlü operasyonları bu merkez vasıtasıyla emniyet istihbaratı üzerinden yürüttüğünün kamuoyunda bilinmesine rağmen, 3 aylığına gelen bu kişilerin Türkiye’de ne kadar kaldıkları bilinmiyor.

Hangi operasyonları yönettiler, çalışmaları sırasında ülkeye hangi cihazları getirdiler bu cihazların envanterleri var mıdır? Türkiye’de resmi görevi Türk-Amerikan savunma işbirliği olan ODC (OFFİCE OF DEFENCE COOPERATİON)’ nin çalışma alanlarının ve yönetim şekli nasıldır?

‘EGO, banka, Facebook ve Twitter gibi kişisel verileri 6 ay boyunca kullandı mı?’

Aksünger, internetin noteri konumunda olan ve güvenlik sertifikalarını veren TÜRKTRUST’un iki yıl önce büyük bir hata yaparak Kuzey Kıbrıs Merkez Bankası ile Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı EGO’ya sertifika verdiğini söyledi. Kuzey Kıbrıs Merkez Bankası’nın sertifikayı hemen, EGO’nun altı ay sonra iade ettiğini söyleyen Aksünger, "Facebook, twitter ve banka hesaplarına ait bilgilere de ulaşılabilen yetkideki SSL sertifikasının Ankara Büyükşehir Belediyesi EGO genel Müdürlüğü tarafından hangi amaçlarla nerelerde kullanıldığı tespit edilmelidir" dedi.

EGO’nun 6 ay bu sertifikayı kullanarak ne yaptığının mutlaka araştırılması gerektiğine dikkat çeken Aksünger, "Bu ne demektir? Bu dönem içinde, her türlü internetin içinde ilişkilendirilmiş bütünlükte olan her yerde güvenlik duvarını aşabilecek bir sertifikadır bu. Bu da kişisel verilerinizin hepsinin alınabilme ihtimalidir. İstediği gibi banka verilerini de elde edebilecek pozisyonda. Bu öyle bir sertifika çünkü. Bugün Türkiye’de mail kullanıp, herhangi bir internet sitesine şifre giren herkesin, şifrelerini de alabilecek ihtimalde olan bir yetkilendirmeyi verdiğini TÜRKTRUST’un kendisi itiraf etti."

CHP’li Aksünger, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de dikkatine sunduğu TÜRTRUST’la iligli iddaları anlattı:

“Ülkemizde son dönemde yaşanan ve Uluslararası alanda sorun yaşamamıza neden olan ve Google’ın TÜRKTRUST’ı korsanlıkla suçladığı “TÜRKTRUST tarafından 2011 ‘de üretilen 2 adet hatalı SSL sertifikasının kullanıldığı yerlerin tespit edilmesi son derece önemlidir.

Bu sertifikalardan bir tanesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Merkez Bankasına, diğeri ise Ankara Büyükşehir Belediyesi EGO Genel Müdürlüğü’ne verilmiş, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Merkez Bankası sertifikayı hemen iade etmesine rağmen , Ankara Büyükşehir Belediyesi EGO Genel Müdürlüğü ise Google’ın sisteminde yetkisiz bir sertifikayla işlem yapıldığının tespit edip, sertifikanın kullanımının iptal etmesine kadar bu sertifikayı kullanmaya devam etmiştir.

Sadece kendi kurumlarında kullanılma yetkisi olması gerekirken, kullanıcılara fark ettirmeden internet üzerinden yapılan güvenli erişimini dinleyebilen, ya da kullanıcıları sahte bir siteye yönlendirebilen ve tüm internet sitelerinin SSL güvenliğini safdışı bırakmak üzere kullanılabilen mail.google.com için güvenlik sertifikası üretip, mail.google.com trafiğini özel cihazlara yönlendirip, tarayıcı üzerinden tüm e-posta trafiğini görüntüleyebilen, şifreyi öğrenebilen, arşivleri karıştırabilen aynı yöntemle facebook, twitter ve banka hesaplarına ait bilgilere de ulaşılabilen yetkideki SSL sertifikasının Ankara Büyükşehir Belediyesi EGO genel Müdürlüğü tarafından hangi amaçlarla nerelerde kullanıldığı tespit edilmelidir.”

TEKNİK TAKİP /// Adalet Bakanı Bekir Bozdağ : Dinlemeleri yeni ölçülere bağlıyoruz

Adalet Bakanı Bozdağ, "Dinlemeleri, daha sağlıklı bir şekilde olması için yeni ölçülere bağlıyoruz. Sadece kuvvetli şüphe ile dayanarak savcılığa dinleme talebinde bulunulamayacak" dedi.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, AK Parti Yozgat İl Başkanlığı tarafından Bozok Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen belediye başkan adayları tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, yerel seçimlerin tüm ülkeye huzur getirmesini temenni ederek, Yozgat Belediye Başkan adayı Kazım Arslan ile ilçe ve belde belediye başkan adaylarına başarılar diledi.

"Yolsuzluk yapan evladım dahi olsa evlatlıktan reddederim" diyen bir başbakanın arkasından yürüdüklerini belirten Bozdağ, iftiralarla çamurlarla bir takım kirli hesaplarla bu kadroyu lekelemeyi kimsenin başaramadığını bildirdi.

Bakan Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugüne kadar bundan sonra da başaramayacaktır. Belediye seçimlerinden başlamak suretiyle Türkiye’yi karıştırmaya, milletin zihnini bulandırmaya, milletin gönlünü değiştirmeye dönük, içeriden, dışarıdan iş birliği içerisinde yapılan büyük bir oyunla, büyük bir senaryo ile büyük bir tuzakla Türkiye karşı karşıyadır. O yüzden bu milletin tuzak bozucu özelliğini bilmeyenlere biz bir kez daha hatırlatıyoruz. Her defasında Türkiye’nin üzerinde oynanan oyunları millet bozdu, bunların hesabı Allah rızası, bozanın hesabı Türk milletinin rızası değildir. O nedenle de 30 Mart’ta bu hesapları yapanlara bu tuzakları kuranlara yargı içerisindeki bazı çürük elmaları kullanmak suretiyle, Türkiye’nin bahtını karartmak isteyenlere, bu millet 30 Mart’ta sandıkta çok ama çok büyük bir cevabı verecek, oyunun tuzağını boşa çıkaracaktır."

"Yargının içerisinde çoklu yapıyı ortadan kaldırıyoruz"

Bozdağ, gelecek hafta demokratikleşme paketinin mecliste görüşüleceğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Onunla beraber yeni adımları da atıyoruz. Terörle Mücadele Kanunu’na göre görevli özel mahkemeleri kaldırıyoruz. Ceza Muhakemesi Kanunu 250’nci maddesine göre görevli, şu anda geçici madde ile görev yapan mahkemeleri kapatıyoruz. Artık Türkiye’de bir Ağır Ceza Mahkemesi olacak. Artık, Türkiye’de bir soruşturma, bir yargılama usulü olacak. Özel yargılama usulü, soruşturma usulü, hakim, savcı, özel mahkeme uygulamasına son veriyoruz. Yargının içerisinde çoklu yapıyı ortadan kaldırıyoruz. Şimdi avukatların dosyayı incelemesi, şüphelilerin dosyayı incelemesi önündeki engelleri kaldırıyoruz. Dosyanın şüpheli ve evraklarına karşı saklanması uygulamasına son veriyoruz. Herkes dosyasını öğrenecek ne ile suçlandığını bilecek ve savunmasını da hakkını da hukukunu da ona göre savunacak. Bu da son derece önemli, son derece tarihi bir adımdır. Hayırlı olsun."

"Türkiye’de herkesin dinlendiğine dair kanaatlar var"

Bakan Bozdağ, insanların dinlendiklerini düşündüğünü, Cumhurbaşkanı, Başbakan dahil Türkiye’de herkesin dinlendiğine dair kanaatlerin olduğunu belirterek, herkesin telefonunu yanında taşımaktan çekinen bir noktada olduğunu ifade etti.

Böylesi bir noktaya Türkiye’nin gelmesini hiç ama hiç arzu etmediklerini anlatan Bozdağ, sözlerini şöyle tamamladı:

"Ama maalesef Türkiye’de böyle bir noktaya gelmiş durumdayız. O nedenle yeni bir adım atıyoruz. Dinlemeleri, daha sağlıklı bir şekilde olması, hukuka uygun olması tehdidin olmaması için yeni ölçülere bağlıyoruz. Bundan sonra sadece kuvvetli şüphe ile dayanarak başka tür delil elde edemiyorum diyerek savcılığa dinleme talebinde bulunamayacaklar. Ne yapacaklar? Kuvvetsiz şüpheyi tehdit eden somut bazı delileri de dosyaya koyacaklar. Benim, kuvvetsiz şüphemi doğrudan sebepler var, deliller var, işte onlar, bunlar diye mahkemeye sunacak, mahkeme onu görünce ona göre değerlendirme yapacak. Eskiden örgüt dışındaki suçlarda üç ay bir dinleme vardı. Arkasından üç ay daha olur. Altı ay dinlenirdi vatandaş. Şimdi iki ay dinleme olacak. Bir ayda ihtiyaç halinde uzatma imkanı olacak. 3 aydan fazla vatandaş dinlenmeyecek. Mahkeme kararı ile de olsa, eğer suç, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmişse eski düzenlemede birer aylık uzatma alarak sonsuza dek dinlenebiliyordu. Bir süre sınırı yoktu. Şimdi örgüt faaliyetleri kapsamında olsa dahi dinleme 3 ay daha yapılabilecek. Altı ay dinleme nihayetine erecek."

Bozdağ, konuşmasının ardından belediye başkan adayları tanıttı.

TEKNİK TAKİP : Parelel yapı Abdullah Gül’ü de dinlemiş

Abdülkadir Selvi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İran dönüşü uçakta yaptığı açıklamalarından bir detayı paylaştı.

Gazeteci-yazar Abdülkadir Selvi, katıldığı bir televizyon kanalında parelel yapıya ilişkin çarpıcı detaylar verdi. Selvi, Başbakan Erdoğan’ın gazetecilere yaptığı açıklamada ‘Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de parelel yapı tarafından dinlendiği’ bilgisini verdiğini söyledi.

Selvi, Başbakan Erdoğan’la İran dönüşü uçakta sohbet ettiklerini ve Erdoğan’ın "Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de parelel devlet tarafından dinlenmiş" dediğini aktardı. Selvi ayrıca, bu olayın uçaktaki gazeteciler tarafından gündeme getirileceğini söyledi.

Programdakilerin ısrarı üzerine sözünü ettiği olayı canlı yayında paylaşan Selvi, "Meslektaşlarıma haksızlık olmasın, yarın okuyacağız" diyerek konu hakkında daha fazla bilgi vermek istemediğini söyledi.

"ÇOCUKLARIMIZA KADAR HERKESİ DİNLEMİŞLER"

Başbakan Erdoğan’ın İran dönüşü yaptığı açıklamanın başba bir ayrıntısı da açıklandı.

Erdoğan dinmeleyle ilgili şunları söyledi:

"Cumhurbaşkanı’na, Meclis Başkanı’na, bana, ailelerimize, çocuklarımıza varıncaya kadar herkesi dinlemişler. Direkt dinlemesi şart değil zaten; mesela birini dinliyor, ben de telefonla onunla konuşuyorum; oradan takılıyor. ‘Böcek’ itirafları gelmeye başladı: Arkadaşlarım ‘böcek’le ilgili çalışıyorlar, (dava açma konusunu) da çalışıyorlar. Kendilerine yeni yeni şeyler geliyor. Bazı şeyler yeni dökülmeye başladı. Herkes ürküyor, korkuyordu. Baktılar ki şey yapmaya başladı. Artık bilgiler gelmeye başladı. Kimler neler çekmiş neler, itiraflar gelmeye başladı"

TEKNİK TAKİP : Yasa dışı dinlemeler MİT’i işaret ediyor

Montajlanarak internet ortamında yayılan ses kayıtları, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin yurtdışı konuşmalarının yasa dışı dinlendiğini gözler önüne serdi.

Dinlemenin kim tarafından yapıldığı tartışılırken, Türkiye’de yurtdışı dinlemeleri yapabilecek tek kurumun Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) olduğu ifade ediliyor.

Bu kapsamda akıllara ilk olarak Ocak 2014 tarihli Hakan Fidan imzalı MİT personelinin çalışma alanına dair yazılan talimat geliyor. Söz konusu talimatta ‘paralel devlet yapılanması’ olarak adlandırılan bütün dini grupların takip edileceği belirtiliyor. MİT üzerinde kuşkuları artıran bir diğer gelişme de Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı GES (Genelkurmay Elektronik Sistemler) Komutanlığı’nın, MİT’e devri. 28 Şubat döneminde yasa dışı dinlemelerin yapıldığı GES, Türkiye’nin en kapasiteli istihbarat ve dinleme üssü olarak biliniyordu. GES’in o dönem Türkiye’nin 13 farklı yerinde konuşlanmış dinleme istasyonları bulunuyordu. GES bütün elemanlarını ve teknik teçhizatını 2012’de MİT’e devretti. 24 Aralık 2013 tarihinde de Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na (TİB), MİT’te görevli Ahmet Cemalettin Çelik atandı. Türkiye’de yasal olarak yapılan dinlemelerin tamamını elinde tutan tek kurum TİB.

Bugün Gazetesi yazarı Adem Yavuz Arslan, 15 Ocak’ta kaleme aldığı ‘Gülen’i kim dinledi ya da kumpasın ipuçları’ başlıklı yazısında, bu konuda dinleme yapabilecek tek kurumun MİT olduğunu yazmıştı: “Hocaefendi’nin Amerika’da, arayan kişinin de Türkiye’de olduğu düşünülürse ‘kayıt yapan kurum’ hakkında ipuçları yakalamak mümkün. Çünkü Türkiye’de bu tür dinleme yapabilecek tek kurum devletin istihbarat kuruluşu. Yani söz konusu altyapı sadece MİT’te var. Öte yandan, TİB’in başına MİT’ten bir yönetici atandıktan hemen sonra çıkan bazı haberler ‘Acaba servis mi var?’ sorusunu akla getirdi…”

Taraf Gazetesi yazarı Mehmet Baransu da 20 Ocak’ta çıkan yazısında MİT’in dinlemeler konusunda Türkiye’de tek merci olduğunu kaydetmişti: “Bütün güç ve yetki MİT’te toplanıyor. Emniyet istihbaratın tüm raporları artık ânında MİT tarafından bağlanan paralel hatla görülüyor. MİT’e, THY’den Milli Eğitim’e, tapudan banka hesaplarına kadar tüm kişisel verilere izin şartı olmaksızın online erişim imkânı getirildi. Bununla da yetinilmedi, bireysel hak ve özgürlükler için denetlemesi gereken TİB, fiilen MİT’e bağlandı.”

TEKNİK TAKİP /// PROF. DR. ERSAN ŞEN : Teknik takip nedir – Fiziki takip nedir ?

Ceza yargılamasında çok kullanılan “teknik takip” ve “fiziki takip” kavramları birbirine karıştırılabilmektedir. Oysa teknik takip, CMK m.135 ila 140 arasında düzenlenen deyim yerinde ise yeni nesil şüpheli veya sanığa ya da delillere ulaşma yönteminin genel adı olarak kullanılmaktadır. Bunlar; telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi, gizli soruşturmacı kullanılması ve teknik araçlarla izlemedir. Kişi hak ve hürriyetlerine aşırı müdahale içerdiğinden, teknik takibin ikincil delil etme yöntemi olarak düzenlendiği ve şartlarının zorlaştırıldığı görülmektedir. Teknik takibin ortak genel şartları; suçun işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebebinin varlığı, başka şekilde delil elde edilememesi, suçun katalogda yer alması ve hakim kararı alınması zorunluluğu olarak sıralanabilir.

Takip ve tarassut adı ile bilinen fiziki takip ise, klasik delil elde etme yöntemi olup, şüpheli veya sanığın herhangi bir ses veya görüntüsünün kayıt altına alınmaksızın, sadece takip edilmesi suretiyle suçun işleniş şeklinin ve delillerinin ortaya çıkarılması veya asıl delillere ulaşılmasına yardımcı yöntem olarak tanımlanabilir. Fiziki takip, adli kolluk tarafından şüpheli veya sanığın ya da üçüncü kişilerin kamuya açık alanlarda fiziki olarak takip edilerek, nereye girip çıktığının, kiminle görüştüğünün ve ne yaptığının belirlenmesi amacına hizmet eder. Bu yolla savcı ve kolluk, soruşturmaya konu suçun fail ve delillerini ortaya çıkarmaya çalışır. Fiziki takip için bir yargı kararına ihtiyaç bulunmamaktadır. Savcı ve kolluk, soruşturma sırasında fiziki takibe konu olan kişiyi rahatsız etmedikçe, kişinin özel hayatını, konuşma ve görüntülerini izleyip kayıt altına almadıkça hukuka aykırı hareket etmiş olmaz. Bu noktada, klasik delil etme yöntemini düzenleyen CMK m.160 ve 161’in uygulanacağını ifade etmek isteriz.

Örneğin; telefon dinleme, kişinin görüntü ve ortam konuşmalarını kayda alma “teknik takip”, şüpheli veya üçüncü kişinin sokak ve caddede yaya olarak ya da araçla evine, işyerine veya gideceği yere kadar izlenmesi ise “fiziki takip” kapsamına girer.

Kanaatimizce fiziki takip, soruşturmaya konu eylemin özelliğine göre cumhuriyet savcısı ve kolluğun başvurması gereken ilk delil elde etme yöntemleri arasında kabul edilir. Fiziki takip yorucu gibi gözükse de, basit şüphe ile başlayan bir ceza soruşturmasında başkalarının hak ve hürriyetlerine müdahale içermeden uygulanabilecek, basit şüpheyi yeterli ve hatta kuvvetli şüpheye dönüştürebilecek ya da şüpheyi tümü ile bertaraf edecek bir delil etme yöntemidir. Kolluk fiziki takip yaparken ve en geç takip yeteneğini kaybettiğinde veya takip sona erdiğinde, mutlaka fiziki takip tutanağı düzenlemeli, tutanağa tespit ettiği hususları, bulmayı ümit edip de elde edemediği veya tesadüfen karşılaştığı konuları da kaydetmeli ve tutanağı soruşturma dosyasına sunmalıdır. Bu tutanak, belki de soruşturmada teknik takibe geçilmesinin dayanağı olabilecektir.

Fiziki takip, kişinin evine, işyerine veya başkalarına kapalı olan yere girmeye neden olmadıkça, bir hâkim kararını ve hatta cumhuriyet savcısı ya da kolluk amirinin yazılı emrini gerekli kılmaz. Kolluk, kişilerin huzur ve sükûnunu bozmaya yönelik hareket yapmadıkça fiziki takibe devam edebilir. Kaldı ki, bir soruşturmanın aydınlatılması amacıyla yapılan fiziki takibin hukuka aykırı bir davranış olarak nitelendirilmesi de mümkün değildir. TCK m.123 sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması veya aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulmasını suç saymıştır. Fiziki takipte; eve, bahçesine, işyerine ve eklentilerine girmeyen kolluğun sokakta, caddede veya evin ya da işyerinin karşı tarafında beklemesi bir hukuka aykırılık sayılmaz. Kolluğun süreklilik arz eden bekleyişi, izlendiğini düşünen bireyi ve o bireyin birlikte yaşadığı insanları rahatsız edebilir. Bu rahatsızlık, bireylerin huzur ve sükununu bozmaya yönelik hukuka aykırılığa dönüşmedikçe, kolluğun fiziki takibi sürdürerek, soruşturmaya konu şüphelilere ve delillere ulaşmaya çalışması hukuka uygun sayılmalıdır. Kamu görevlisi yetkisini kötüye kullanamaz. Ancak amacı, fiziki takip yapmak suretiyle delillere ulaşmak olan kolluğun bu tür faaliyetini yetkinin kötüye kullanılması saymak da doğru değildir. Elbette fiziki takip gizli olmalıdır. Ancak takip edilen, bazı durumlarda bunu hissedip tespit edebileceği gibi, kolluk da bazı durumda varlığının fark edilmesini isteyebilir.

Özetle; Anayasa ile güvence altına alınan bireyin hak ve hürriyetlerine müdahale edilmedikçe, kamuya açık alanlarda gerçekleştirilen fiziki takipler ve bu yolla elde edilen deliller hukuka uygun sayılmalıdır. Ancak “fiziki takip” adlı delil elde etme yönteminin yasal çerçevede düzenlenmesi, şart ve sürelerinin belirlenmesi, bu yolla insanların sürekli izlenip gözetlenmesinin önüne geçilmesi, bu yolla da yetkinin kötüye kullanılmasının engellenmesi gerektiği ileri sürülebilir. Gerçekten de bir hak veya yetkinin kötüye kullanılmasını hukuk himaye etmez.

Teknik takip ise, her durumda Anayasa ile güvence altına alınan kişi hak ve hürriyetlerine müdahale içereceğinden, CMK m.135 ila 140’da düzenlenen hüküm ve şartların eksiksiz uygulanması zorunludur.

TEKNİK TAKİP : 17 Aralık operasyonunu soruşturan polislere dinleme ve teknik takip yapan polisler hakkında ‘Örgüt’ soruşturması

Yolsuzluk soruşturmasını yürüten polislere ‘Örgüt’ soruşturması Hem 17 Aralık hem de 25 Aralık operasyonlarıyla ilgili ilk soruşturmaları yürüten, dinleme ve teknik takip yapan polisler hakkında ‘Örgüt’ soruşturması açıldı.

17 Aralık’ta patlak veren yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde daha sonra İstanbul Adalet Sarayı’nda yapılan tayin ve değişikliklerden sonra şimdi de hem 17 Aralık hem de 25 Aralık operasyonlarıyla ilgili ilk soruşturmaları yürüten, dinleme ve teknik takip yapan polisler hakkında ‘Örgüt’ soruşturması açıldı.

Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasına sonradan dahil edilen TMK 10’la yetkili Cumhuriyet Savcısı İsmail Uçar’ın 17 bin sayfalık telefon dinleme kayıtlarını da incelettiği, teknik takip ve dinlemelerde görev alan personel hakkındaki delil karartma ve delil uydurma iddialarını da araştırdığı belirtildi. Ancak, TMK 10’la yetkili Başsavcıvekili “Şu an öyle bir şey yok” dedi.

“PARALEL DEVLET İDDİALARI GÜNDEME GELMİŞTİ”

Bazı siyasilerin ve iş adamlarının da isimlerinin geçtiği yolsuzluk soruşturmalarının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Paralel devlet” iddiaları gündeme getirilmişti.

Kamuoyunda ikinci yolsuzluk soruşturması olarak bilinen 25 Aralık operasyonun yapılması talimatını veren savcı Muammer Akkaş’ın soruşturmadan alınmasının ardından bu soruşturmada görevlendirilen TMK 10’la yetkili Cumhuriyet Savcısı İsmail Uçar’ın yolsuzluk soruşturmalarında görev yapan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ve Mali Suçlarla Mücadele Şubesi görevlileri hakkında soruşturma başlattı.

Büyük bir çoğunluğu 17 Aralık operasyonundan sonra görevden alınıp başka yere atanan polislerle ilgili araştırmanın sürdüğü kaydedildi. Operasyon sonrasında fiziki ve teknik takip bilgilerinin yer aldığı Mali Suçlarla Mücadele ve Organize Suçlarla Mücadele Şubelerine ait bilgisayarların özel bir yazılımla formatlandığının saptandığı, bazı dosyaların tamamen silindiği, bilgisayarlarının log kayıtları incelenerek hangi bilgisayara kim tarafından girildiğinin tespit edildiği iddia edildi. Savcılığın, Soruşturma kapsamında 17 Aralık sonrası Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Nazmi Ardıç, Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Yakub Saygılı ile arama el koyma gözaltı ve teknik takiplerde görevli emniyet görevlilerinin ifadesinin alınacağı bildirildi.

Haberin Tamamı İçin: http://www.medya365.com/turkiye/17-aralik-operasyonunu-sorusturan-polislere-dinleme-ve-teknik-takip-yapan-polisler-hakkinda-orgut-sorusturmasi-h75622.html

TEKNİK TAKİP : Başbakan’ın Odasındaki Dinleme Cihazı Raporu Savcılıkta

Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun dinleme cihazı raporu savcılığa sunuldu. …

Başbakanlık Teftiş Kurulu, Başbakan Erdoğan‘ın, Başbakanlık Resmi Konutu ve Keçiören’deki evinde priz içerisine yerleştirilen dinleme cihazlarıyla ilgili soruşturmasında son aşamaya gelmiş, detaylı ve kapsamlı bir çalışma yürüten Teftiş Kurulu, konuya ilişkin bir de rapor hazırlamıştı.

DOSYA TMK SAVCILIĞINDA

Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun hazırladığı rapor, Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. Maddesiyle görevli başsavcı vekilliğine gönderildi. Memur suçları bölümünde yürütülen soruşturma da “Casusluk şüphesiyle” görevsizlik kararı vererek dosyayı TMK savcılığına gönderdi.

ÜÇ SAVCI GÖREVLENDİRİLDİ

Hükümet, özel yetkili mahkemeleri ve TMK’yı kaldırma hazırlığı yaparken Başbakan’ın çalışma ofisinde bulunan böcek ile ilgili soruşturma ve rapor ise TMK Başsavcı vekilliğine ulaştı. Şubat 2012’de dinleme olayının ortaya çıkmasıyla başlatılan soruşturmayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosu yürütüyordu. Ancak bu soruşturmanın da memur suçlarından alınarak, TMK savcılığına gönderildiği bildirildi.

Soruşturmanın, “Devletin güvenliğine karşı işlenen suç” kapsamında olduğu ve casusluk şüphesiyle geçen hafta TMK Başsavcı vekilliğine iletildiği bildirildi. TMK Başsavcıvekilliği de soruşturma için 3 savcıyı görevlendirdi. Teftiş Kurulu’nun raporu 3 klasörden oluşurken, savcılığın elinde şu ana kadar böcekle ilgili toplam 8 klasör bulunduğu öğrenildi.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, Teftiş Kurulu’nun hazırladığı raporun içeriğine dair bazı bilgileri önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşacağı belirtiliyor.

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: