Etiket arşivi: Taraf

MEDYA DOSYASI : Taraf’tan ‘kullanışlı aptallar’

Taraf gazetesi bugünkü sürmanşetinde çok ses getirecek bir yazı yayımladı.

Taraf bugüne kadar Balyoz Davası, Ergenekon gibi davalara destek veren bir gazeteydi. Hükümet- cemaat tartışmasında hükümeti seçti ve Erdoğan’ın yanında durdu. Gazete bugünkü sürmanşetinde ‘biz kullanışlı aptallardık’ başlığıyla bir haber yayınladı. Haberde Fehmi Koru’ya ve eski Taraf yazarı Yıldıray Oğur’a ağır eleştirilerde bulundu.

İşte o yazı…

Bu ağır hakaret sözlerini söyleyen biz değiliz. Bizzat kendileri, bu tanımlamayı kendilerine yakıştırdılar.

“Biz kullanışlı aptallardık” diye yazdılar.

Siyasi iktidar, yolsuzluk işlerinin tam ortasında kuş gibi yakalanınca, hukuktan kurtulabilmek için kendine bir sığınak aradı. O sığınağı da, askerin kışlasında buldu.

Şimdi darbeci askerlerle kader ortaklığı sesleri çıkarıyorlar. “Milli orduya ve kendilerine aynı güç tarafından kumpas” kurulduğunu söylüyorlar.

Çünkü “hırsızlık suçlamasından kurtulmaları için, askerlerin de darbecilik suçlarından” kurtulması gerekiyor.

Oysa bir zamanlar, ordunun “vesayetinden” şikayet ediyor, sayfa sayfa darbe planlarını yazıyorlardı. Şimdi ise hükümete yaranabilmek için, “Biz o zaman aldatıldık, kafeslendik. Biz kullanışlı aptallar olduk” diyorlar.

Zekaları, yıllarca kandırılmaya müsait olacak kadar kıt… Karakterleri de, her isteyenin kullanacağı kadar zayıf olunca… “Kullanışlı aptal” olmak, onlar için kaçınılmaz bir alın yazısı oluyor tabii.

Yıldıray Oğur, beş yıl boyunca Taraf’ta, askeri vesayeti, darbelerive internet andıçı haberlerini yazdı. Şimdi, “Beni kafeslediler” diyor. Beş yıl boyunca kafeslenmiş çocuk… Kafeslenmeye ne kadar yatkın bir yapısı varmış.

Suratına çarpılacak onlarca, yüzlerce yazı yazmış biri, eğer bugün hükümetin gözüne girebilmek için “kafeslendiğini ve kullanışlı bir aptal” olduğunu söylemekten çekinmiyorsa, şu soruyu da cevaplamak ona düşüyor:

Sen, belki de bugün kafesleniyorsun. Kullanışlı bir aptal olarak bugün kullanılıyorsun! Olayları kavrayacak bir zekaya sahip olmadığın anlaşıldığına göre, bugün kandırılmadığını sen nasıl anlayabileceksin ki?

Başbakanın başdanışmanı Yalçın Akdoğan’ın, “Milli orduya kumpas kurdular” yazısını bir işaret fişeği kabul ederek, “kullanışlı aptallar” sınıfına girmeye koşan sadece Yıldıray Oğur değil tabii.

Tek aptalla bahar gelmediği için, daha tecrübeli olanları da göreve çağırdılar. Fehmi Koru da koşarak saflara katıldı. Şimdi “Taraf, Balyoz konusunda ne düşünüyor?” diye soru yöneltiyor bize.

Onun yazılarını okuyan da, garibanın Balyoz’u ilk defa duyduğunu ve duyduklarına çok şaştığını düşünecek…

Başbakanın başdanışmanı Yalçın Akdoğan’ın, “Milli orduya kumpas kurdular” yazısını bir işaret fişeği kabul ederek, “kullanışlı aptallar” sınıfına girmeye koşan sadece Yıldıray Oğur değil tabii.

Tek aptalla bahar gelmediği için, daha tecrübeli olanları da göreve çağırdılar. Fehmi Koru da koşarak saflara katıldı. Şimdi “Taraf, Balyoz konusunda ne düşünüyor?” diye soru yöneltiyor bize.

Onun yazılarını okuyan da, garibanın Balyoz’u ilk defa duyduğunu ve duyduklarına çok şaştığını düşünecek.

O dönemde Genelkurmay açıklaması hakkında, “Yalnız bir dakika! Açıklamada, ‘dış tehdide ilişkin bir plan’ denildiği halde, yayımlanan senaryo ve hemen ardından seminere katılan subayların yaptığı değerlendirmelerin deşifresinde ‘iç düşman’ kavramı sıkça geçiyor. Hazırlığı yaptıran komutan da, ekranda kendisini savunurken, yapılan çalışmanın ‘iç düşman’ algılamasıyla ilgili olduğunu söylemişti” diye yazan da aynı Fehmi Koru… Bugün Balyoz’a çok şaşan “kullanışlı” da aynı Fehmi Koru.

Hatta, “İç veya dış düşmana karşı yapılan askeri hazırlıklar, ne zamandan beri bir bakanlar kurulu listesi ve hükümet programı da içeriyor?” sorusunu soran da aynı adam.

Hükümet yolsuzluk yaparken yakalanıp askere sığınmadan önce, Koru doğru soruları sorabiliyormuş. Anlaşılan, durum değişince sorular da değişiyor.

Kullanışlı olmak böyle bir şey işte.

Hep rüzgara göre döner bunlar… O yana da döner, bu yana da döner… Bir zamanlar, “Askeri vesayet var, darbeciler var, faili meçhuller var” diye yazılar yazarken, başbakanın danışmanından işareti alınca, “yokmuş öyle darbe falan” der şimdi bunlar.

Kalıptan kalıba böyle rahatça giren bir cıvıklık karşısında, insanın içi kalkıyor.

Şimdi bütün kullanışlı aptallar dinlesin.

Balyoz darbe planı, çok ciddi ve çok rezil bir darbe planıydı.

Kullanışlı aptallar, generallerin yaptığı konuşmalara bir daha baksınlar. Binlerce “gerçek” insanın niye “fişlendiğini” bir daha düşünsünler. Stadyumları hapishane yapma hazırlıklarının ne olduğunu bir daha kavramaya çalışsınlar.

O zamanki Genelkurmay Başkanı’nın, Balyoz komutanına “Darbe mi hazırlıyorsun?” diye niye sorduğunu bir daha değerlendirsinler.

Taraf’ın yayınladığı planların aynısının, Donanma İstihbarat Komutanlığı’ndan çıktığını unutmasınlar.

Eğer bu planların “bazı bölümleri sahteyse… O “sahte” kısımları hazırlayanları, ordunun yıllardır niye ortaya çıkarmadığını gidip hükümetin sevgili paşalarına sorsunlar.

Tartışılan CD’ler sahte mi, değil mi bunun hesabını verecek olan, o CD’leri kendi istihbaratının “zulasında” saklayan ordudur.

CD’lerin tartışılmayan kısımları ise, bir darbe hazırlığı yapıldığını zaten açıkça gösteriyor.

Kullanışlı aptallar şunu bilsinler. Biz o dönemde de askeri vesayete karşıydık, bugün de karşıyız. Biz o zaman da darbelere karşıydık, bugün de karşıyız.

Durduğumuz yerden milim kımıldamadık biz.

Kim demokrasiye kast ediyorsa, asker ve sivil ayrımı yapmadan karşısında oluruz biz.

Hiçbir çıkar, hiç bir hesap… Hiçbir maaş çeki, hiçbir banka kredisi, demokrasiyi, özgürlükleri ve hukuku savunmaktan vazgeçiremez bizi.

Kullanışlı olan zavallılardan bizim farkımız da budur zaten.

BALYOZ DAVASI : Fehmi Koru’dan Taraf’a : Sizi kimler aldattı, açıklayın !

Star yazarı Fehmi Koru, Taraf gazetesine seslendiği yazısında Balyoz davasındaki iddiaları sordu.

Balyoz Davası‘nda delil üretildiği ve sahte delillerle kararlar verildiği yönündeki iddiaların yaygın bir kanaate dönüştüğünü vurgulayan Star yazarı Fehmi Koru, sözkonusu dellilleri ortaya çıkartan Taraf‘ın sorumluluğunu tartışmaya açtı.

TARAF’IN YAYINLADIĞI "DELİLLER" BALYOZ’UN TEMELİ OLMUŞTU

AKP Cemaat savaşının ortaya çıkardığı sonuçlardan biri olan Balyoz, KCK, Odatv ve Ergenekon gibi davalara dönük şüpheler gözleri Taraf Gazetesi’ne çevirdi. 4 davaya da açıktan destek veren Taraf, özellikle Balyoz’daki kanıtları yayınlayarak davanın başlamasına neden olmuştu. Ancak yayınlanan delillerin sahte ve üretilmiş olduğu yönündeki hakim kanaat Taraf’ı da tartışma konusu yapmış oldu.

TARAF’I KİMLER ALDATTI?

Taraf sayesiden başlayan Balyoz davasının artık çökmüş olduğunu ama Taraf’tan bu duruma hiç bir tepki gelmediğini kaydeden Fehmi Koru "Taraf’ı çıkartanlar, kendilerini kimin aldattığını, bütün süreci başından sonuna açıklayarak, kamuoyunu aydınlatsalar iyi olacak…" dedi.

İşte Koru’nun yazısındaki ilgili bölüm:

TARAF NEDEN SUSUYOR?

Ancak ‘’Balyoz davası çöktü’’ çığlıkları atılırken, konuyu ilk gündeme taşıyan, günler ve haftalar boyu manşetinden indirmeyerek ülkeyi ayaklandıran, yargıya intikal ettikten sonra da yayınlarıyla desteklemekten geri durmayan ‘Taraf’ gazetesini anlamakta hayli zorlanıyorum.

Tepki vermiyor Taraf gazetesi bu gelişmeye… Hatta ‘hiç tepki vermiyor’ bile denilebilecek bir sessizlik hâkim manşet ve sütunlarına…

Neden acaba?

TARAF GÖLCÜK’TEKİ "ZULA"DAN KENDİNE PAY ÇIKARMIŞTI

‘’Balyoz davası çöktü’’ iddiasıyla kamuoyu önüne çıkanlar, yargılama sırasında gündeme gelen belgelerin, CD ve DVD’lerin, harddisklerin ‘düzmece’ olduğunu davanın başından itibaren ileri sürüyorlardı. Şimdilerde de, ‘’Gördünüz, biz dememiş miydik?’’ sorusu eşliğinde, bunların bir ‘odak’ tarafından üretildiğini açıkça ifade etmeye başladılar. Hatta daha ileri gidip Emniyet istihbaratı ile irtibatlı, kolları ordu içerisine de uzanan bir ‘odak’ olduğunu söylüyorlar…

‘’Anlarsınız ya’’ demeyi de ihmal etmeden…

Kast ettiklerinin hangi ‘odak’ olduğunu anlamakta elbette zorlanmıyoruz. Zorlandığımız, bavul içerisinde kendilerine belge getirildiğini göğüslerini gererek anlatan, Gölcük’te zula keşfedilince bundan kendilerine pay çıkartan ‘Taraf’ gazetesinin tavrıdır…

AKP’Yİ ZOR DURUMDA BIRAKMAK İSTİYOR DEMEK YETMEZ

‘Balyoz’ davasının çökmesinin şimdilerde karşısında cepheleştikleri siyasi iktidarı zayıflatacağı hesabıyla böyle bir tavra büründüklerini düşünmek zevahiri kurtarmıyor… Kurtarmıyor, çünkü ‘odak’ ile suçlanan hükümet değil…

TARAF SUSARAK CEMAAT İLE BÜTÜNLEŞİYOR

Susmakla kendilerini o ‘odak’ ile bütünleştiriyorlar da…

İyi de, ‘odak’ ile bütünleşmek, özellikle belge üretme, ‘çakma’ belgelerden dava oluşturma, 300’ün üzerinde insanın yıllarca cezaevlerine tıkılmasına yol açma, tabii bu arada yargıyı kullanma —veya yanıltma— anlamına da geliyor…

BİR MEDYA ORGANI İÇİN VAHİM İDDİALAR

Vahim iddialar bunlar… Özellikle de bir medya organı için…

Onların yayınladıkları belgeleri, böylesine bir sahtekârlık yapılabileceğini akıl edemedikleri için, gerçek kabul ederek tekrarlayan gazeteler ve televizyonlar ile o belgeler üzerinden yorumlarla kamuoyu karşısına çıkanların aldatılmışlığı da hesaba katılmalı…

TARAF’A DÜŞEN GÖREV…

Şahsen hâlâ inanmakta zorlandığım bir durum bu. Allah saklasın, eğer gerçekten ‘belge üretme’ söz konusuysa, yıllar önce tanık olunan ‘Hitler’in anıları’ sahteciliğinden daha yüz kızartıcı bir durum olduğu için…

Ortalığı saran bu sis bulutunu dağıtmak Taraf’a düşen bir görev… Gazetecilik güvene dayalı bir meslektir ve kaynaklarının kendilerini yanıltmasına izin vermez onurlu gazeteciler…

TARAF’I KİMLER ALDATTI AÇIKLAMALILAR

‘Sahtecilik’ gerçekten söz konusuysa, Taraf’ı çıkartanlar, kendilerini kimin aldattığını, bütün süreci başından sonuna açıklayarak, kamuoyunu aydınlatsalar iyi olacak..

Devamı Star’da…

BALYOZ DAVASI : Taraf’ın “bomba” haberinin dördüncü yıldönümü

Ellerine tutuşturulan dijital belgelerin gerçekliğini hiç araştırmadılar. Ağır suçlamalarda bulundukları kişilerin görüşlerini almak ihtiyacı hissetmediler. Gazeteciliğin en temel etik ilkelerini ihlal etmekle kalmayıp, ellerindeki sahte belgeleri dahi yanlış aksettirerek, imzasız dijital belgeleri ‘imzalı belgeler’ olarak lanse ettiler. Belgelerin sahteliğine dair olgular ortaya çıktıkça yaptıkları haberi sorgulayıp düzelteceklerine, sahtecilikleri örtbas etmek için didindiler.

uckafadarartialtan

Taraf, 20 Ocak 2010, sayfa 10

Taraf’ın 20 Ocak 2010 tarihli haberini aşağıya taşıyoruz.

Habere konu olan Balyoz belgelerinin, kimin hazırladığı belli olmayan bir CD’den çıktığını, darbe planlarının tümünün dijital olduğunu, hiçbir imza taşımadığını, son kaydı 2003’de yapılmış gibi görünen bu dijital belgelerden Microsoft 2007 fontları ve içinden 2009’a kadar uzanan bilgiler çıktığını, cami bombalama krokilerinin ise ilk defa Microsoft Office 2007 ile piyasaya sürülen XML şemaları ile oluşturulduğunu, ve de bu haberi hazırlayan ve yayımlayan insanlara Türkiye’de kimilerinin hala “gazeteci” dediğini hatırlatalım.

FATIH CAMII BOMBALANACAKTI_Taraf_20_Ocak_2010

Taraf, 20 Ocak 2010

FATIH CAMII BOMBALANACAKTI_sayfa10_20_Ocak_2010

PARİS KATLİAMI DOSYASI : Taraf’ın o iddiası asılsız çıktı !

Mehmet Eymür: ‘Bu gerçek bir operasyonel faaliyet olsa idi ismi olur, konu kısmına ‘Sara Kod Sakine Cansız’ yerine operasyonun ismi yazılırdı. Yani operasyonun hedefi belli edilmezdi.’

MİT tarafından yazıldığı iddia edilen belge ile ilgili SON TV muhabiri Ömer Adıyaman’a konuşan Milli İstihbarat Teşkilatı Kontrterör Dairesi Eski Başkanı Mehmet Eymür, belgenin MİT çalışma prensiplerine aykırı olduğunu ifade etti.

"SAHTE BELGE PROFESYONELCE HAZIRLANMIŞ"

Belgenin ise sahte bir şekilde profesyonelce hazırlandığını kaydeden Eymür konu ile ilgili şu açıklamalarda bulundu:

"Ömer Güney ile ilgili Milli İstihbarat Teşkilatı’na ait "Arz Notu" ortaya çıkınca biraz inceledim. Bu bilgi notunda okudukça hatalar olduğunu gördüm.

1. Yazı dış makamlara yollanan ve çoğaltıldığında küçük kare lekeler (filigram) bırakan kağıda yazılmıştı. İç yazışmalarda bu tip kağıtlar kullanılmıyordu. (Dikkatle bakılırsa Küçük kare lekeler gözüküyor.)

2. Bu gerçek bir operasyonel faaliyet olsa idi ismi olur, konu kısmına "Sara Kod Sakine Cansız" yerine operasyonun ismi yazılırdı. Yani operasyonun hedefi belli edilmezdi.

3. "Lejyoner" adı verdikleri elemanın e-posta ile bilgi yolladığı belirtilmiş. Bu da teşkilatın çalışma metotlarına uymuyor.

4. Yine hiçbir operasyonel faaliyette açıkça saldırı, sabotaj, suikast kelimeleri kullanıldığını hatırlamıyorum. Genelde "pasifize etme", "enterne etme" gibi terimler kullanılır.

5. Ayrıca PKK ile en şiddetli çatıştığımız zamanlarda dahi tek bir kadını bile hedef aldığımızı hatırlamıyorum. Zaten teşkilatın genel prensibi insanları yok etmek değil, kazanmaktır.

6. Bu arz notunu ilk imza ona ait olduğuna göre Şube Müdürü O. YÜRET yazmıştır. Böyle bir kişi var mıdır bilmiyorum. Esasında Şube Müdürü’nün altında bir operasyon sorumlusu personel olması gerekir.

7. Yazıda Daire Başkanı’nın parafı ve görüşü yoktur. Ayrıca el yazılı notta, Başkan Yardımcısının elemana (Lejyoner) talimat verilmesine gerek yoktur dediği şerhi yer almış. Bu da anlaşılmaz ve tuhaf bir emir. Yani elemana ya şunu-bunu yap, denilir, ya da bu işlerden uzak dursun, istihbari faaliyet göstersin denilir.

8. MİT Merkezi bir teşkilattır. Hiçbir Başkan Yardımcısı planlı bir faaliyeti kesemez. Ancak görüşünü belirtir. Kararları Müsteşar verir.

Bu bakımdan, bu yazının orijinal bir yazı olmadığını düşünüyor ve başarısız bir sahte belge olarak niteliyorum."

MİT’TEN DE KONUYA İLİŞKİN YALANLAMA GELMİŞTİ!

Milli İstihbarat Teşkilatından yapılan açıklamada, Paris cinayetleriyle teşkilatın ilgisinin olmadığı, söz konusu yayınların, çözüm sürecinde aktif rol alan teşkilatı yıpratmaya ve bu süreçte görev alan personeli deşifre ederek görevlerini yapamaz hale getirmeye yönelik operasyon olduğu belirtildi.

İşte MİT’ten yapılan o açıklama;

"Son günlerde basın yayın organları ve sosyal medyada yer alan bazı ses kayıtları ve belgeler aracılığı ile Teşkilatımızın Paris’te öldürülen PKK’lılar konusu ile ilişkilendirilmeye çalışıldığı görülmektedir. Söz konusu yayınların, Çözüm Süreci’nde aktif rol üstlenen Teşkilatımızı yıpratmaya ve bu süreçte görev alan personeli deşifre ederek görevlerini yapamaz hâle getirmeye yönelik bir operasyon olduğu değerlendirilmektedir. Sakine CANSIZ, Leyla ŞAYLEMEZ ve Fidan DOĞAN cinayetleriyle Teşkilatımızın kesinlikle bir ilgisi bulunmamaktadır. Bununla birlikte söz konusu iddialar ile ilgili iç bünyemizde gerekli idari soruşturma başlatılmıştır. Teşkilatımız 2937 sayılı yasa ile kendisine verilen görevi kanunlar çerçevesinde yerine getirmekte olup, bundan sonra da görevini bu çerçevede sürdürmeye kararlılıkla devam edecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Takvim’de yer alan haberin devamını okumak için tıklayınız…

MEDYA DOSYASI : Taraf’a gizli soruşturma

MGK ve MİT’in fişleme belgeleri nedeniyle Taraf’a başlatılan soruşturma için gizlilik kararı verildi.

AYSUN YAZICI – TARAF – Taraf’a gizli soruşturma MGK ve MİT’in fişleme belgeleri nedeniyle Taraf’a başlatılan soruşturma için gizlilik kararı verildi

Gülen cemaatini bitirme amaçlı kararların alındığı 2004 tarihli MGK toplantısına ilişkin belgeleri yayımlayan Taraf gazetesi hakkında, Başbakanlık, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Milli Güvenlik Kurulu’nun yaptığı suç duyurusunun akıbeti netleşti. Yetkisizlik kararıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İstanbul’a gönderdiği dosya, TMK 10 Madde’yle Yetkili savcı Abdullah Mirza Coşkun’a devredildi.

İNCELENMESİNDE SAKINCA VAR

Savcı Coşkun, dosyayı almasının ardından, soruşturma dosyasına "gizlilik kararı" konmasını talep etti. Savcılık talep yazısında, "Dosyada bulunan evrakların şüpheliler ve vekilleri tarafından incelenmesinde sakınca bulunması gerekçesiyle soruşturma dosyasında bulunan evrakın, müdafi ve suçtan zarar gören vekili tarafından incelenmesi ve suret alınması hakkının kısıtlanmasına karar verilmesi talep edilir" dendi.

TMK 3 No’lu hâkimlik, bu talebe olumlu yanıt verdi ve dosyaya gizlilik kararı koydu. Mahkemenin kararında şu ifadeler yer aldı: "Şüpheliler hakkında devam eden soruşturma kapsamında, soruşturmanın özelliği, örnek alınması halinde, soruşturmanın amacının tehlikeye düşebileceği kanaati oluştuğundan, soruşturma dosyasında bulunan ve yukarıda belirtilen evrakın soruşturma süresince müdafii, suçtan zarar görev vekili, şüpheliler tarafından incelenmesini ve suret alınması hakkının kısıtlanmasına karar verildi."

Savunma hakkına darbe

TARAF Gazetesi Avukatı Veysel Ok gizlilik kararıyla ilgili şu noktaları belirtti: Taraf gazetesi yazarları ve sorumlu yazı işleri müdürüne karşı açılan bu soruşturmada verilen kısıtlılık kararı hem Anayasa’ya hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırıdır. Gazetecilerin yaptıkları haberlerden yargılanması ifade özgürlüğüne büyük bir darbeyken soruşturmanın gizli yürütülmesi ise adil yargılanma hakkına ve savunma hakkına darbedir. Bu soruşturma bu sebeple birçok hakkı ihlal etmektedir. Anayasa’nın 36. Maddesi’nde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" denilmek suretiyle savunma hakkının Anayasal bir hak olduğu belirtilmektedir. Ancak bu dosyada verilen kısıtlılık kararı bu hakkın kullanılmasına engel olmaktadır…

Konuya bu açıdan bakıldığında kısıtlılık kararı ile kişi hak ve özgürlüklerinin kısıtlandığı, kişinin en doğal hakkının "ne ile suçlandığını bilmesi” olmasına rağmen kısıtlama kararı ile Savcılığın buna engel olduğu ortaya çıkmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılama hakkını düzenleyen 6. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendi hükmü "sanık müdafaasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklarına sahip olmak” hakkına sahiptir. Silahların eşitliği ilkesi olarak adlandırılan bu kuralın nasıl uygulanacağı gerek Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’nun ve gerekse de daha sonra oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatları ile ortaya konmuştur. Kendisini ve haberini savunmak isteyen bir gazeteciye soruşturma dosyasına erişiminin engellendiği ve dosyada bulunan evrakın birer nüshasının yargılanan gazeteci alınmasına izin verilmediği haller md. 6/3 ile birlikte okunduğunda silahların eşitliği ilkesinin ihlali anlamını taşır. Bu kısıtlılık kararı ile müvekkillerimin savunma hakkı ve adil yargılanma hakkı engellenmiştir.

CEMAAT & AK PARTİ SAVAŞLARI : “Operasyon önce Taraf’ta başlayacaktı”

24 TV’de yayınlanan Nihal Bengisu Karaca, Ahmet Kekeç ve Elif Çakır’ın katıldığı ‘Politik Eksen’ programında söz alan Star gazetesi yazarı Elif Çakır, ‘Erdoğan’ı yüce divana getireceğiz’ sözlerinin de Taraf gazetesi yazı işleri masasında konuşulduğunu aktardı.

"Bu operasyona Taraf gazetesi üzerinden startı verilecekti." diyen Çakır şöyle devam etti:

"Ergenekon, Türkiye’nin demokrasi rayına oturabilmesi için vesayetçi yapıyla hesaplaşabilmek için meşruiyet kazanmış, toplumda inanılmaz derecede güvenilirlik kazanmış bir gazete olan Taraf gazetesi Ergenekon, Balyoz belgelerini yayınladı. Taraf gazetesi bu kez Mayıs ve Haziran gibi bu tarzda bugün ortaya çıkan savcıların direk tutuklama operasyon talimatı verdikleri belgeleri Taraf gazetesi yayınlayacaktı. Toplumsal olaylar baş gösterecekti, AK Parti hükümetini köşeye sıkıştıracaktı, ve köşeye sıkıştığı bir anda da bunun üzerine savcılık harekete geçecekti. Önce Taraf gazetesi yolsuzluk belgelerini yayınlayacaktı. Dolayısıyla; belgeleri Taraf yayınlayacaktı, savcılık o belgelere göre harekete geçecekti, ondan sonra yargı süreci başlayacaktı."

Taraf gazetesi yazı işlerinden bu bilgileri aldığını söyleyen Elif Çakır, ‘Erdoğan’ı yüce divana götüreceğiz’ sözlerinin Taraf’ın yazı işlerinde konuşulduğunu iddia etti.

Odatv.com

İSTİHBARAT : Taraf’a gelen sızıntı bakın nerdenmiş !

Taraf Gazetesi’nin son günlerde yayınladığı MİT’e ait olduğu öne sürülen fişleme belgeleriyle ilgili çok önemli bir ayrıntıya ulaşıldı.

Taraf Gazetesi’nde günlerdir fişleme haberleri yapan Mehmet Baransu’nun kardeşinin fişlenmediğini ve Dışişleri Bakanlığı’nda memur olarak çalışmaya başladığını ortaya çıkaran SON.TV, sahte fişleme belgeleriyle ilgili önemli bir ayrıntıya ulaştı.

Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) ait olduğu ileri sürülen ve Taraf Gazetesi’nde son günlerde yayınlanan fişleme belgeleriyle ilgili çok önemli ayrıntı şu: Gazeteye gönderilen içeriği değiştirilmiş, tahrif edilmiş sahte MİT belgeleri ham bilgi deposundan sızdırılmış.

SON.TV muhabirinin elde ettiği bilgiye göre Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) gibi hassas kurumlar önemli pozisyonlara atama yapmak için kanun gereği güvenlik tahkikatı yapmak zorunda. Bu kurumlar eleman alacağı zaman ilk aşama olarak güvenlik tahkikatı talebi için Milli İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nden yardım istiyor. Bu kapsamda her yıl 450 bin kişinin güvenlik tahkikatı yapılıyor. Yani MİT, durup dururken kimse ile ilgili bir güvenlik tahkikatı çalışması yapmıyor.

MİT GÜVENLİK TAHKİKATI İÇİN BİLGİ TOPLAR

İkinci aşamada ise kurumların alacağı personel listesi MİT’e bildiriliyor. MİT ise adli sicil kaydı, ihbar arşivi, saha araştırması ve arşiv kontrolü yapıyor. Üçüncü aşama olarak MİT ve Emniyet’in derlediği veriler doğruluğuna bakılmaksızın ham bilgi havuzu denilen havuzda toplanıyor. İşte Taraf Gazetesi’nin yayınladığı tahrif edilmiş belgelerin sızdırıldığı havuz da burası.

Dördüncü aşama olarak ‘Ham Bilgi Deposu’ndaki bilgilerin doğruluğu araştırılıyor ve denetleniyor. Sadece doğruluğu kesinleşmiş bilgiler değerlendirmeye alınıyor. Dördüncü aşamada yapılan değerlendirmeden sonra beşinci aşama olan analiz aşamasına geçiliyor. Bu yapılırken değerlendirme sonucunda doğruluğu kesinleşmiş bilgilere bakılıyor.

RAPORLAMA AŞAMASI

Beşinci aşamadaki analizden sonra altınca aşamada sadece somut bilgilerin yer almadığı analiz, istihbarat notuna dönüştürülüyor. Altıncı aşama, yani raporlama aşamasından sonra yedinci aşama olarak talep edilen güvenlik tahkikatı sonuçlandırılıyor ve rapor, talep eden kuruma yani Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri gibi hassas kurumlara iletiliyor.

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: