Etiket arşivi: talimat

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Hakan Şükür’den işadamlarına talimat

Cemaatin vekili Hakan Şükür, ABD’de Fethullah Gülen’i ziyaret ettikten sonra soluğu hizmetin sadık patronlarının yanında aldı.

İstinye Park’a giden Hakan Şükür’ün, artık telefonlara çıkmayan hocasının mesajlarını Gülen’e bağlılığını bildiren Turgay Ciner’e ilettiği iddia edildi…

17 Aralık Operasyonu’ndan sadece bir gün önce AK Parti milletvekili Hakan Şükür, cemaat ve hükümet arasında bir tercih yapma gereği hissederek Pensilvanya’dan gelen komut üzerine partiden ayrılmıştı. Şükür’ün bu ayrılığı sıcaklığını korurken, ertesi gün 17 Aralık darbe girişimi yaşandı. Sonraki süreçte ise 9 Ocak’ta ABD’ye giden Şükür, Pensilvanya’yı da ziyaret ederek hocası Fethullah Gülen’e gidip temaslarda bulundu. Bu dönemde ise Fethullah Gülen’in birçok iş adamıyla çıkar ilişkilerinin olduğu telefon kayıtları ortaya çıktı. Kayıtlarda ananas gönderilen isimlerden biri olduğu anlaşılan Turgay Ciner’in hoca hakkındaki sözleri dikkat çekiciydi. Ciner, kendisini gazetesinden çıkacak olumsuz bir Gülen yazısı konusunda uyarmak üzere ziyaret eden cemaat üyelerine, "Bu gazetede (Habertürk) aleyhinize hiçbir şey çıkamaz. Bunların hepsi Hizmet Müessesesi. Büyüğümüzün (Gülen) aleyhine de ben bir şey çıkartmam" diyordu.

CİNER HOCASINA SADIK

Bu kayıtların ardından güvenlik tedbirlerini artıran Gülen ne telefonlara çıktı ne de her gelenle görüştü. Ama iş adamları ile temas da kesilmedi. Bunun için cemaate bağlı isimler hoca ve iş adamları arasında doğrudan iletişime geçti. Türkiye’ye dönen Hakan Şükür’un önceki gün İstinyePark’taki ziyareti de cemaat-patronlar arasındaki çıkar ilişkisi açısından dikkat çekiciydi. İstinyePark otoparkından bir golf aracıyla alınan Hakan Şükür, alışveriş merkezinin içine ofis yapan, AVM’nin iki büyük ortağı Zafer Yıldırım ve Zafer Kurşun’un ofisine çıktı. Ciner de bu ofise sık sık geliyordu.

Zira Yıldırım, Ciner’in takımı olan Kasımpaşa’nın başkanlığını yaparken Kurşun da takımın yönetimindeydi. Üstelik hocanın sadık adamı Ciner her hafta tavla partisi yapılan ofisin en sıkı müdavimlerinden ve Yıldırım ile Kurşun en önemli iş ortaklarından biriydi. Hakan Şükür ise ofiste yaklaşık 1 saat kaldı. O sırada Ciner’in de ofiste bulunduğu ve Şükür’ün, Pensilvanya’dan Ciner’e yeni mesajlar getirdiği iddiası ortaya atıldı.

ERGENEKON DAVASI : BEKİR BOZDAĞ’A TALİMAT

Erdoğan ile TBB’nin yeniden yargılama formülünü görüşen Feyzioğlu, "Başbakan talimat verdi. Pazartesi Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile çalışmalara başlıyoruz" açıklaması yaptı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ergenekon ve Balyoz davalarıyla ilgili yeniden yargılama yapılması konusunda formül arayışı konusunda Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a, Türkiye Barolar Birliği (TBB) ile birlikte çalışma yapmaları talimatını verdi. TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, "Sayın Başbakan, Sayın Adalet Bakanı’na TBB ile birlikte çalışılması istediğini ifade etti. Sayın Başbakan, Japonya’dan döndüğünde çok somut bir önerimiz ortaya çıkacaktır.

Bakanlıkla ortak çalışmaya pazartesiden itibaren başlayacağız" dedi. Yeniden yargılama konusunda önceki gün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşen Feyzioğlu, dün de Dolmabahçe’deki Başbakanlık Çalışma Ofisi’nde Erdoğan ile bir araya geldi. Bozdağ’ın da katıldığı görüşme yaklaşık 1.5 saat sürdü. Görüşmenin ardından açıklama yapan Feyzioğlu, 5 Temmuz 2012’de özel görevli mahkemelerin kanunla kaldırıldığını, aynı kanuna eklenen geçici 2. maddeye dayanılarak ellerindeki işler bitip kesinleşene kadar yargılamaya devam etmeleri hükmü getirildiğini hatırlattı. Geçici 2. maddenin kaldırılması önerisini sunduklarını belirten Feyzioğlu, "Bu konuda Başbakan’ın olumlu yaklaştığı kanaatini edindim" dedi.

ORTAK ÇALIŞMA

Sundukları formülde af veya denetimli serbestlik talebi olmadığını söyleyen Feyzioğlu, şöyle dedi: "Bu sıkıntı yaratır. Çünkü biz suçsuzuz diye haykıran insanlar var. Önerimiz geçici 2. maddeyle sebebiyet verilmiş bu hukuk dramının yine yasama kartıyla çözümünün önünün açılması ve son dönemde ifade edilen güvensizlik ve suçlamalarla yıpranmış olan yargıya güvenin yine doğrudan doğruya yargı eliyle tesis edilmesi. Yasama organı yargının önünü açacak. Yargı da genel mahkemelerde kendine duyulan aşırı güvensizliği toparlayacak. Sayın Başbakan’ın yaklaşımı sıcak ve olumlu oldu." Feyzioğlu, KCK davalarının durumuyla ilgili bir soru üzerine, herkesin adil yargılanma hakkını savunmak zorunda olduklarını belirterek "Geçici 2. Madde kaldırıldığında, şu anda özel görevli mahkemelerin elinde hangi dava varsa bunlar ilgili mahkemelerine dağıtılacaktır. Öcalan’ın yargılanması başka konu. Burada milat 5 Temmuz 2012’dir" dedi.

TBB’nin önerisinin, Terörle Mücadele Mahkemeleri’nin de kaldırılması da olduğunu kaydeden Feyzioğlu, "Çünkü bu ülkede iki başlı, yani bir genel ve özel olmak üzere ceza yargısı sisteminden kurtulmak zorundayız. Biz TMK mahkemelerinin de kaldırılması durumunda işin her yurttaşın eşit şekilde yargılandığı mahkemelerce görülmesini istiyoruz" diye konuştu. Feyzioğlu, 17 Aralık operasyonun gündeme gelmediğini kaydederek "Şu anda elimizde cayır cayır yanan mesele özel yetkili mahkemelerin sebep olduğu ağır hasarı gidermektir" dedi. Başbakan Erdoğan, bu görüşmenin ardından İran Dışişleri Bakanı Zarifi’yi kabul etti.

BAŞBUĞ MESAJI

Başbakan Erdoğan, kendisine TBB Başkanı Metin Feyzioğlu ile görüşmesinde Balyoz davası sanığı İlker Başbuğ’un adını da anarak şu mesajı verdi: "Türk ordularının Genelkurmay Başkanının terör örgütünün yöneticisi olarak mahkum edilmesini kabul edemiyorum ve hukuk mantığı olarak da anlayamıyorum." Başbakan görüşmede, sorunun mutlaka çözülmesi gerektiğini, yeniden yargılama yolunun açılmasını ve derhal çalışmalara başlanmasını istedi.

YOLSUZLUK DOSYASI : Erdoğan’ın talimatıyla gönderildiği iddia ed ilen bu para yolsuzluktaki kaynaktan mı ?

erdoganhamas1

Türkiye’den Gazze’deki Filistin Hükümeti’nin bel kemiğini oluşturan Hamas’a 2012 yılından bugüne gayri resmi yollardan 250 milyon dolar para gönderildiği iddia edildi. Edindiğimiz bilgilere göre, 250 milyon dolarlık para transferi Erdoğan ve yakın çevresinin koordinasyonunda “kişisel düzeydeki operasyonlar” sonucu Hamas’a ulaştırılmış. Söz konusu rakam, Büyük Yolsuzluk ve Rüşvet soruşturmasına kaynaklık eden altın ticareti ve kara para aklama eylemleri sonucu oluşan devasa kaynaktan sağlanmış. İşte detaylar:

Hamas’ın daha önce İran tarafından finanse edildiği biliniyordu. Suriye sorunu ile İran ve Suriye arasında görüş ayrılıkları ortaya çıktı. JÖNTÜRK’e bilgi veren istihbarat kaynaklarına göre, bu görüş ayrılığından yararlanan Türkiye, Hamas’ın birincil finansörü olarak devreye giriyor. İlk başta birlikte hareket edilmesi düşünülen Katar, özellikle Mısır’daki gelişmeler nedeniyle geri çekilince Türkiye bu alanda tek başına kalıyor.

…Ve Türkiye’den özellikle kişisel düzeydeki operasyonlarla Hamas’a para transferleri yapılmaya başlanıyor. İstihbarat kaynakları, bir yıl içinde Hamas’a gönderilen paranın 250 milyon dolar civarında olduğunu belirtiyorlar. Aynı kaynaklar, para transferlerinin Erdoğan ve çok yakın çevresinin bilgisi ve kontrolü dahilinde yapıldığını iddia ediyorlar.

Peki bu paranın kaynağı ne?

Kimilerine göre bu yardımın kaynağı örtülü ödenek…

Kimilerine göre ise “ikinci bir örtülü ödenek” olarak ortaya çıkan ve de Türkiye’yi sarsan Büyük Yolsuzluk ve Rüşvet soruşturmasına temel teşkil eden altın ticaretinden ve para aklamadan sağlanan devasa kaynak, Hamas’a yapılan yardımın kaynağı.

Öyle veya böyle Hamas’a yapılan bu yardım, istihbarat örgütlerinin raporlarında detaylarıyla yer alıyor.

Türkiye’deki yolsuzluk skandalının ortaya çıkmasıyla da kuvvetle dillendiriliyor.

ÖZEL BÜRO’ya bilgi veren istihbarat kaynaklarına göre, Hamas’a yapılan yardımın kaynağının örtülü ödenek olması zayıf bir olasılık. Aynı kaynaklar, diğer olasılığı güçlendirecek bazı deliller bulunduğunu belirterek, Reza Zarrab’ın ilişkilerinin tam olarak çözülmesi durumunda çok daha kuvvetli delillerin ortaya çıkacağını ileri sürüyorlar.

Ha unutmadan, Türkiye halen, Hamas’ın silahlı kanadı olarak bilinen İzzeddin El-Kassam Tugayları’nın kurucusu Salah Al-Arouri’ye ev sahipliği yapıyor. Hamas’ın Batı Şeria’daki askeri kanadı sadece bu yıl içerisinde, askerleri ve sivilleri kaçırmaya teşebbüs etmiş ve bir açık hava AVM’ye bomba koymayı planlamıştı.Türkiye, bu konuyla ilgili olarak uluslararası alanda ABD başta olmak üzere birçok ülke tarafından eleştiriliyordu.

NOT: Haberin fotoğrafında Erdoğan ile Hamas liderlerinden ve Gazze’deki Filistin Hükümetinin Başbakanlığı görevini yürüten İsmail Haniye el ele görülüyor…

İSTİHBARAT : Netanyahu’dan istihbarata Tahran ile ilgili talimat

Basında yer alan haberlere göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, istihbaratı Tahran’ın Cenevre’de 24 Kasım’da imzalanmış İran nükleer programı ile ilgili anlaşmayı ihlal ettiğini kanıtlayan bilgileri bulmakla görevlendirdi. Peki, bu, yakında sansasyonel haberler ile açıklamaların yapılacağı anlamına mı geliyor? Siyasi analist Vladimir Sajin’in konu ile ilgili yorumu şudur:

The Sunday Times gazetesinin verilerine göre İsrail’in dış ve iç istihbarat birimleri olan Mossad ve Aman balistik füzeler ile ilgili İran araştırmaları, nükleer patlayıcılara dair belgeler ve UAEK’in haberinin olmadığı gizli uranyum zenginleştirme tesisleri gibi üç yönde çalışmalarını yürütecek.

İsrail, imzalanmış anlaşmayı kabul etmediği gizlemiyor. İsraillilere göre anlaşma İran’da nükleer silah üretim tehdidini tamamen ortadan kaldırabilecek tüm sorunları çözmedi.

İsrail, UAEK’in İran nükleer faaliyetleri üzerindeki kontrol sisteminden de memnun değil. Bu arada İsrail UAEK müffetişlerinin etkili olmasına pek inanmıyor, İsraillilere göre onlar gerek Kuzey Kore gerekse Libya’daki nükleer faaliyetleri zamanında önleyememiş, Pakistan’dan nükleer teknolojilerin kaçakçılığına göz yummuşlar. Bu yüzden İsrail istihbaratı UAEK’in kontrol görevini üstlenmeye karar verdi.

Ama İsrailliler bunu başarabilirler mi acaba? İsrail, ABD, diğer Nato üye ülkelerinin İran Cumhuriyeti’nin gösterdiği casusluğa karşı çok aktif faaliyetleri koşullarında bile gerekli bilgilere ulaşmayı bilen gelişmiş izleme keşif sistemlerine sahip olduğu malümdur. 10 yıldan fazladır dünya diplomasi ve istihbarat birimlerinin önde gelen uzmanlarının inceledikleri ‘İran nükler dosyası’nın temelinde bulunan 2002-2003 yıllarında İran’ın yasadışı nükleer faaliyetlerine dair istihbarat bilgileri de bunun en iyi kanıtıdır.

2009 yılında Amerikan istihbaratının İran nükleer programının detaylarının bulunduğu iddia edilen diziüstü bilgisayarıyla İran’lı nükleer fizikçi Şahram Amiri’yi kaçırdığını da unutmayalım.

Batılı istihbaratların Fordo’da gizli yer altı uranyum zenginleştirme tesisinin faaliyetlerini ortaya çıkarması 2010 yılının Haziran ayında BM Güvenlik Konseyi’nin sert bir kararı kabul etmesine neden olmuştu. Bugün itibariyle İran’ın nükleer faaliyetlerine dair birçok bilgi dünya istihbaratlarının çalışmaları sayesinde elde edilmiştir. Ve gerçekten İsrail istihbaratı bu alanda en aktif şekilde faaliyet gösteriyordur.

Şüphesiz ki şimdi İsrail istihbarat çalışanları Başbakan Netanyahu’nun verdiği vazifeyi yerine getirerek İran’ı karalayabilecek bilgileri bulmaya çalışacaklar.

Askeri siyaset bilimci Yuriy Bondar durumu şöyle değerlendiriyor:

‘Netanyahu – Cenevre’de imzalanmış anlaşmayı kabul etmeyen veya ona şüphecilikle bakan az sayıdaki politikacılardan biridir. Bu nedenle onun açıklamaları ve İsrail istihbaratına verdiği vazifeler İsrail yönetiminin Tahran politikasını karalamak için izlediği stratejinin bir sonraki adımı olarak değerlendirilebilir. Ve Mossad’ın başbakanın talimatına uyarak İran’ın her hangi bir ihlallerini ortaya çıkaracağı tahmin edilebilir.

Ama Yuriy Bondar’a göre olası ihlallerin ciddi olacağı ihtimali düşük. İran anlaşma taahhütlerini ihlal etmeye hiç ilgi duymıyor, hem de bu taahhütler İran’a fazla yük olmaz ve aslında onları kolayca yerine getirebilir.

Tabii ki İranlılar küçük hatalar yapabilirler. Ama İsrail Başbakanı’nın aslında skandal yaratabilecek çarpıcı bilgileri ortaya çıkarma ihtiyacı var. The Sunday Times gazetesi’nin atıfta bulunduğu İsrail istihbarat temsilcisi, ‘İran’ın ihlaller yaptığına dair sağlam delillerin sunulması halinde Cenevre’de sağlanan mutabakat bir an içinde bozulmuş olacak’ ifadesine yer verdi.

Ama bu deliller sunulacak mı? İranlılar bunun üzerine mutlaka casusluğa karşı faaliyetlerini daha aktif hale getireceklerdir. Ama İsrail istihbaratının başarıya ulaşabileceği bir alan var. Söz konusu alan İngiliz gazetesinin haberinde adı geçen İran’ın füze üretimindeki çalışmalarıdır. Bu alanda İranlılar önümüzdeki yıllarda kendini büyük bir ihtimalle sınırlamayacaklar, çünkü Cenevre’de sağlanmış mutabakat bu alana değinmiyor. Demek ki İran füzelerinin testlerine devam edilecektir. İsraillilerin ta bu alanda İran’ı karalayabilecek bilgileri bulmaya çalışacaklarını tahmin etmek mümkün. Ama bunun Cenevre anlaşmasının bozulması için yetip yetmeyeceğini önceden tahmin etmek imkansızdır.

TAYYİP’TEN 3 ÇOCUK TALİMATINA MUHALEFET NE DEDİ :)))))))))))

https://fbcdn-sphotos-b-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash3/p480x480/576696_523582311011844_1394259684_n.jpg

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: