Etiket arşivi: savaş

CEMAAT & AKP SAVAŞLARI /// Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay : Elimizde ayrıntılı bilgiler var

Başbakan Yardımcısı Atalay, Adana’da durdurulan tırlarla ilgili, ellerinde örgütlü bir şekilde yürütüldüğü yönünde ayrıntılı bilgilerin olduğunu söyledi.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Adana’da durdurulan tırlarla ilgili, "Bu olayda Başbakanımızın ileri ifadeler kullanmasının altında yatan epeyce kapsamlı bilgi var. Bunun o şekilde bu yapı tarafından örgütlü bir şekilde yürütüldüğü yönünde elde çok ileri, ayrıntılı bilgiler var" dedi.

Atalay, Kanal 24’te katıldığı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Adana’da durdurulan tırlarla ilgili ortaya çıkan fotoğrafların sorulması üzerine Atalay, kendisinin söz konusu görüntüleri daha önce de gördüğünü söyledi.

Atalay, Adana’daki tırlarla ilgili gelişmeyi ve müdahaleyi baştan sona bildiğini belirterek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında bütün tarafların bir araya geldiği bir değerlendirmenin yapıldığını kaydetti.

Olayla ilgili Ankara’dan Adana’ya telefon zincirleri ve geniş kapsamlı bir çalışma yapıldığını bildiren, çalışmaların bunun nasıl bir kurgu olduğunun hiç öyle görüldüğü gibi masum bir şey olmadığının altını çizen Atalay, şunları söyledi:

"Yani oradaki jandarmanın tesadüfen farkında olup da arama yapmadığını orada görüyorsunuz. Daha çok önceden planlanmış, ankesörlü telefonla yürütülmüş ilk başlangıcı. Orada savcıyla bir görevlinin gece vakti görüşmeleri vesaire var. İşin çok kurgulandığını ve o şekilde yürütüldüğünü biz, orada zaten gördük. Birçok ayrıntı kamuoyuna bazen açıklanmıyor. Kurumlarımızı gözetiyorsunuz, insanları gözetiyorsunuz ama bu olayda Başbakanımızın ileri ifadeler kullanmasının altında yatan epeyce kapsamlı bilgi var. Bunun o şekilde bu yapı tarafından örgütlü bir şekilde yürütüldüğü yönünde elde çok ileri, ayrıntılı bilgiler var."

-"İşbirliği yapan ekipler var"-

Bunun bir devlet krizi tarifi olup olmadığının sorulması üzerine Atalay, "Tabii doğrudur. Şu günler geçtikçe bu konularda daha çok şey ortaya çıkıyor. Kurumların hepsini kapsamıyla dahil etmemek lazım ama kurumlar içinde organize olmuş unsurların birbiriyle irtibatı söz konusu. Yani başından beri ‘paralel yapı’ denilirken ifade edilmek istenen de bu. Devlet kurumları içinde, kurumun hedefleri ve faaliyetleri dışında yahut da kurumun ilkeleri ve prensipleri dışında değil kendilerinin hedefleri doğrultusunda işbirliği yapan ekipler var. Bu da onların örneklerinden birisi. Tamamında haklısınız. Bu bir güvenlik meselesi, devletin içindeki bütünlük meselesi. Bu manada isimlendirilebilir. "

-"Bu defa da dostları kullandılar"-

Diğer siyasi partilerin bu konuları eleştiri meselesi haline neden getirmediklerinin sorulması üzerine Atalay, konulara çok boyutlu bakmak gerektiğini dile getirdi.

Atalay, genelde insanların konjonktürü, günlük gelişmeleri ön plana aldığını, en son gelişen olaylar üzerinde durarak analizler yaptıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Baştan beri biz biraz geniş kapsam içinde bakıyoruz bu konunun değişik boyutlarına. Burada büyük bir koalisyon var. Uluslararası boyutu olan Türkiye’de değişik koalisyonun tarafları var. Özellikle Cumhuriyet Halk Partisinin ben, bu koalisyonun tabii bir parçası olarak şu anda görüyorum. Bunlarla ilgili bir sürü gelişmeleri birbiriyle irtibatlayarak normal göz bile bunları çıkarabilir. Burada sadece bir paralel yapı, bir cemaat gibi değerlendirmenin ötesinde üzücü tabii. Ama genelde AK Parti’ye karşı oluşmuş, bir anlamda Türkiye’ye karşı oluşmuş ama daha çok Türkiye’deki bu iktidarı artık miadını doldurmak anlamında büyük bir koalisyon var. Bu koalisyonlar tabii değişik enstrümanları kullanırlar. Biz de Türkiye’de daha önceleri terörü çok kullandılar bu manada.

Bu defa da dostları kullandılar bana göre. Bunun içinde Cumhuriyet Halk Partisi, son zamanlarda belediye başkan adaylıkları İstanbul, Ankara baktığınızda bunun başka boyutları olduğunu görüyorsunuz. Diyelim ki Ankara’da CHP başkan adayı kolay kolay oradan aday olacak birisi değildir, benim çok yakından bildiğim birisi ama gitti oradan aday oldu. Bunların kendiliğinden normal akış içinde gelişen şeyler olmadığını tahmin etmek zor değil. Ama yani kısmen bilgiler de var bizde. Dolayısıyla bu şeye biraz büyük bakmak gerekiyor, o manada bakmak gerekiyor. Sizin stratejinizi de bu analizler çerçevesinde oluşturmanız gerekiyor."

-"Bir vakıf çıkıyor hükümete, partiye meydan okuyor"-

"17 Aralık’tan bugüne baktığınız zaman şaşırdığınız veya hayal kırıklığına uğradığınızı düşünüyor mu" sorusunu Atalay, "Bu çapta hiç kimse bir şey beklemiyordu. İşin doğrusu bizler için Başbakanımız için de hepimiz için de konuşmanın da zor olduğu alandır. Konuşmalara bakıyorum Türkiye’de hiç kimse kalmamış bu hükümete ve bu partiye karşı savaş ilan ediyorsun. Bir vakıf çıkıyor hükümete, partiye meydan okuyor, bu koalisyonun sözcülüğünü yapıyor. Vakfın görevi midir bu? Cumhurbaşkanını göreve çağırıyor" diye yanıtladı.

Atalay, bütün bu gelişmeler içinde kullanılan üslupların, herkesi hayretler içinde bıraktığını belirtti.

-"Senin vicdanın kapkara"-

AK Partili bir milletvekilinin istifa ettiğini ve bunun meclisle ilgili boyutu olduğuna işaret eden Atalay, şunları kaydetti:

"Çok yakın tanıdığımız bir milletvekili, arkadaşım değildi. ‘AK Parti kapkara oldu’ diyor. Kendisi çıkınca hepimiz kapkara olduk. Buraya oy veren 22 milyon, bu kadar teşkilat Türkiye’nin her yerinde AK Parti’nin teşkilatı vardır. Biz Türkiye’nin partisiyiz. Hiçbir partinin giremediği yerlerde varız. İlk defa bu kadar büyük kesimleri birleştiren bir partiyiz, adeta Türkiye’nin çimentosuyuz biz, Olmazları bir araya getirdik. Çıkıyor böyle diyor, daha yeni içindesiniz ayrılıyorsunuz kapkara oldu diyorsunuz. Bunları normal insan hali, normal psikoloji olarak düşünmemek lazım. Ben de ona diyorum ki ‘senin vicdanın kapkara’ diyorum. Bizler kara değiliz. Sen bu partinin milletvekili oyunu almışsın, seçilmiş ondan sonra bu tavrı koyuyorsun ortaya. Kapkara olan senin ahlak anlayışın şu anda. Demek ki bu arkadaşlar Türkiye’de, bu partinin ilkelerine hedeflerine bağlı değil. Sadakati bunlara değil sadakati başka yerlere. Başka yerler ‘ayrıl’ diyor, şu beyanatları da ‘ver’ diyor veriyor."

-"Etik olan şu anda susmaktır"-

AK Parti milletvekili Muhammed Çetin hakkında da disiplin soruşturulması olduğu hatırlatılarak bununla ilgili gelişmelerin sorulduğu Atalay, "Dosyanın içeriği parti mekanizmalarında yürüyen bir şey. Kendisi tabii oradaki bazı çalışmalarında dolayı zaten ihraç istemiyle disiplin kuruluna verilmişti. Ama o, disiplin kurulunun kararını beklemeden kendisi istifa etti. İstifa ederken de o açıklamaları yaptı. Bunu ben diğer istifalar için de söylüyorum: 2 dönemdir partimizde milletvekilliği yapmış, çok da değer görmüş, bakanlık yapmış arkadaşlarımız… Etik olan şu anda en azından susmaktır. Ama çok uzun birlikteliğin, dostlukların olmuş, ‘ben artık sizin kardeşinizim’ dediğiniz ifadeleriniz var. Böyle bir siyaset tarzı olamaz" yanıtını verdi.

"Bütün bir meşruiyetini dinden, dini kavramlardan alan bir cemaat, niye Türkiye’de 200 yıllık özlemlerin sonucu olarak iktidara gelen bir partiyi zayıflatmak için harekete geçsin" sorusunu Atalay, "Gerekçesini, sebebini çok etkili, isabetli açıklayamayabiliriz ama bir dini hareketin ötesine giden, siyasetin içinde olan, siyaset hedefleyen bir yapı burada. İslami gelenekte Hz. Peygamber’in yönteminden başlayarak İslami çalışmalarda usul ve esas çok önemlidir yani birbiriyle irtibatı. Hatta Mecelle usulü, esastan öne alır bilirsiniz. Yani usul de İslami olmak durumunda. İslami çalışmalarda, başkaları yapıyor diye siz iftira atamazsınız, yalan söyleyemezsiniz, taki yapamazsınız, İslami olmayan yöntemler kullanamazsınız" diye yanıtladı.

"Bu toplumun bir bireyi olarak İslami anlamda değerlendirildiğinde, AK Parti dönemi bütün önceki dönemlere göre Müslümanların, her dini yaşayacak insanların, her cemaatin, her grubun, kesimin rahat ettiği bir dönem" diyen Atalay, 2013 yılının, acısı çekilen pek çok sorunun çözüldüğü bir yıl olduğunu belirtti.

Atalay, yaşananlara pek çok yorum getirilebileceğini ifade ederek "Nedir bunun sebebi dediğinizde orada çok şey konuşulabilir. Bu bir güç mücadelesi denilebilir. Uluslararası alanla irtibatlanabilir, pek çok yorumlar tabii getirebilirsiniz" dedi.

-"Yerel seçimde düşüş beklemiyoruz"-

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, "Yerel seçimde düşüş beklemiyoruz, aksine daha da yükseliş olabilir. 50 bandını kastediyorum, bir iki puan aşağı da yukarı da olabilir. Ben 45’in altında bir şeyi yerel seçimde de beklemiyorum. Elimizdeki veriler onu gösteriyor" dedi.

Atalay, Kanal 24’te canlı yayında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "İrancı, Caferi ve Şia" olduğu yönündeki iddialara yönelik Atalay, "Bu tür şeyler çok ürettiler. Tetikçi gazeteciler var bu konularda biliyorsunuz onlar aleyhimde çok şeyler… Hiçbirini ne tekzip ettim ne cevap verdim. O tetikçi gazetecilerin yabancı istihbaratla da bağlantıları olabilir diye parantez içinde ifade ediyorum bir kısmının" diye konuştu.

Hükümet olarak İran ile ilgili politikalarının çok açık olduğunu dile getiren Atalay, "O zaman da tesadüfen baktım. Gitmiş miyim, kaç defa gittim? Ben şu 12 yıllık dönemde hiç gitmemişim. Hiç gitmediğim ülkelerden biri İran. Mesela Irak’a gitmişim 5-6 defa ama İran’a hiç gitmemişim. Böyle baktığınızda tabii tuhaf şeyler. İran ile ilgili bizim bakışımız hükümet olarak belli" değerlendirmesini yaptı.

Hiçbir cemaate mensup olmadığını, özgür bir insan olduğunu anlatan Atalay, "Şia ile ilgili hele, herkes, benim yakın çevrem benim bir katı Hanefi olduğumu bilir" ifadesini kullandı.

Atalay, "Ben edep ederim çıkıp da falanca ırktanım, falanca ırktan değilim demeye bile çünkü ben ömür boyu bu konuda ilkeli yaşadım. Irkçılığın her türlüsüne karşı oldum, zerre kadar ırkçılığı yanıma yaklaştırmadım. Ama o tetikçiler bu tür şeyler çıkardılar. Ne olacak bunları çıkarınca anlamıyorum. Kürt olsan, Türk olsan ne yazar yani insan kalitesi, insan, değerleri önemli. Bütün bunlar niye oluyor ben bilmiyorum" diye konuştu.

-"Ailemin içine kadar dinlendi"-

Söz konusu iddiaların çocuklarına yansıdığını da bildiren Atalay, "Çocuklarım başka yerlerden başka şeyler duydular bana getirdiler falan. O dinlemeyle ilgili şeyler… Doğrusu ailemin içine kadar dinlendi. Böyle şeyler oldu. Benim aile hayatımla ilgili olduğunu öğrendim sonunda bir şekilde. CD’si bir yerlere ulaştı" bilgisini verdi.

Atalay, CD’nin şantaj amacıyla kullanılmadığını ancak konuşmadaki ilgili kişiye verildiğini söyledi.

Yasa dışı dinlemelerin artık Türkiye’de adeta günlük hayatın içinde bir endişe konusu olduğuna işaret eden Atalay, şunları kaydetti:

"Yargı kararını bile çok zorlaştıran bir dinleme prosedürü getiriyoruz çok özel şartlarda, çok somut delillere dayalı. Yani güçlü, somut deliler olacak şüphe değil. Mevcut yasada şüphe diyor, biz onlara delil diyoruz ancak mevcut durumda çok kuvvetli suç işlediğine dair deliller varsa somut ve başka şekilde tespit edemiyorsanız, takip edemiyorsanız çok zorunlu hallerde ancak başvurulabilir bir şey olarak."

-"45’in altında beklemiyorum"-

Atalay, "yerel seçimlerde bekledikleri oy oranının" sorulması üzerine, genel olarak partilerine desteğin devam ettiğini belirterek "Yerel seçimde düşüş beklemiyoruz, aksine daha da yükseliş olabilir. 50 bandını kastediyorum, bir iki puan aşağı da yukarı da olabilir. Ben 45’in altında bir şeyi yerel seçimde de beklemiyorum. Elimizdeki veriler onu gösteriyor" yanıtını verdi.

"Karşınızdaki bir büyük koalisyon, İstanbul ve Ankara’da yükleniyor. Bu iki ilde sıkıntınız olur mu" sorusunu yanıtlayan Atalay, büyük sıkıntılar görmediğini ifade etti.

Atalay, "HSYK Kanunu’na" ilişkin soru üzerine, Adalet Akademisiyle ilgili kısmı mutlaka yakın zamanda yasalaştırmak istediklerini söyledi. Atalay, "HSYK ile ilgili diğer maddelerden de onlar tam seçilmedi ama o zaman da açıklanmıştı orada da belki 4, 5 madde Meclis’te yasalaştırılacak. Diğer maddeler belki geri çekilecek" diye konuştu.

"30 Eylül’de açıklanan demokratikleşme paketine yapılacak yeni eklerin" sorulması üzerine de Atalay, gözaltı, tutuklamanın zorlaştırılması, tutukluluk süresinin düşürülmesi, dinlemeyle ilgili düzenlemelerin yeni pakette yer aldığını anlattı.

Pakette yer alan "tutukluluk süresinin 10 yıldan 5 yıla indirilmesine" ilişkin soruyu yanıtlayan Atalay, ciddi bir yargı sisteminde, adaletin işlediği bir yerde mümkün olduğunca davaların çabuk yürümesi ve çabuk karar verilmesi gerektiğini belirtti.

Tedbir mahiyetindeki tutukluluğun ilanihaye sürmemesi gerektiğini vurgulayan Atalay, "Eksik adalet, geç adalet, bunun hepsi zulümdür. İnsanları bundan kurtarmak lazım" dedi. Atalay, "Dışarıya, 5 yıla indirildiğinde şu çıkarmış, bu çıkarmış, kişilere göre bu tür kararlar alamazsınız, adalet herkes için olmalı. Dolayısıyla böyle bir kararı verdik. Bu Türkiye’de çok ileri bir adımdır" ifadesini kullandı.

Gözaltı ve tutuklamada ise daha güçlü, somut deliller aranacağını dile getiren Atalay, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına da değindi.

-Adli kollukla ilgili düzenleme-

"Adli kollukla ilgili düzenlemeye ilişkin kafanızda bir taslak oluştu mu" sorusunu Atalay, "Aşağı yukarı oluştu" diye yanıtladı. Atalay, şöyle devam etti:

"Bazı ülkelerde sadece adli kolluk için kurulmuş birimler var. Bu Adalet Bakanlığına bağlı olabilir, yine İçişleri Bakanlığına bağlı olabilir güvenlik orada olduğu için. Ama uzmanlık alanı sadece adli kol. Başka işe bakmaz o. Bu konudaki iyi hassasiyetleri, insani boyutları vs. iyi eğitimini alırlar ve adli kolluk da daha iyi ve başarılı olur. Böyle bir şeyi kurmak, yeni bir birim kurma kararını verdik aslında. Başbakanımız Almanya’ya giderken açıkladı: yepyeni personel alınacak, eğitilecek ve sıfırdan adli kolluk birimi kurulacak. Bu Adalet Bakanlığında mı olur İçişleri Bakanlığında mı onun yeriyle ilgili bir karar verilmedi ama bu çalışma hızla yürütülecek."

-"Siyaset girdiği yeri sanki kirletir"-

Başka bir soru üzerine Atalay, anamuhalefet partisinin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’un "yargının yakasında parti rozeti olmasın" dediğini hatırlattı.

Atalay, şunları söyledi:

"Biz parti rozeti falan takalım demiyoruz. Parlamentoya bu görevi verdiğinizde bunu belirlemenin en az 15 alternatif yolunu bulursunuz. ‘Siyaset kötü, siyaset oraya girmesin, buraya girmesin’, siyaset girdiği yeri sanki kirletir. Hayır, öyle değil kardeşim. Siyasettir bütün bu kararları verecek, milletin iradesiyle gelmiş, milletin rehberliğinde yürüyen siyasettir. İnsanların tamam yakasında parti rozeti olmaz ama kafasında daha fazlası olur. Yani insanların kendi görüşlerin belli olması belki bir anlamda şeydir de daha tedbirli olur o zaman."

Atalay, "yeniden yargılamaya" ilişkin soru üzerine, tutukluluğun süresinin sınırlanması, özel yetkili mahkemelerdeki dava dosyalarının ağır ceza mahkemelerine gitmesi gibi düzenlemelerin bu konuda rahatlama getireceğini bildirdi. Atalay, "Direkt yeniden yargılamayla ilgili alınacak kararlar şu ortamda belki çok rahat olmayabilir, biraz zaman isteyebilir ama Adalet Bakanlığının başka alternatif çalışmaları da var, o konu da bir kenara bırakılmış değil" dedi.

Soru üzerine, oluşturdukları komisyonun son 12 yılda saydamlığın artırılması ve yolsuzlukla mücadele konusunda yürüttüğü birçok çalışma olduğunu ifade eden Atalay, şunları belirtti:

"Son 2 yıldır görevlendirdiğimiz bürokratlarımız vardı, bir çalışma yürütüyorlardı. Uzun bir çalışma yaptılar, kasımda bitirdiler. Mevcut yasalarda, saydamlığı artıran, yolsuzlukla mücadele anlamında daha fazla neler yapılabilir? Biz komisyon olarak toplandık, bu çalışmayı gözden geçirdik, iki toplantı yaptık ve orada tamamen onayladık. Şimdi bunu kendi aramızda çalışıyoruz. Başbakanımızla bunu bir defa daha gözden geçireceğiz. Bunu da paket olarak Meclise göndermeyi düşünüyoruz. Bu hem bürokratlar hem siyasi etik, siyasetin finansmanı gibi çok da gündemde olan konular, bunların hepsini toparlayacağız. Mal beyanı, memurların ayrıldığı kurumlarla ilgili daha sonra yapamayacağı işler. Biraz daha açıklık, şeffaflığı artıran, denetimi artıran bir şeyi getirmek istiyoruz. Yolsuzlukla mücadele ve demokratikleşme hususunda saydamlığın artırılması en önemli yollardan birisi."

CEMAAT & AKP SAVAŞI : Paralel yapının ihanet tatbikatı !

Adana’daki TIR komplosunun altından ilginç ayrıntılar çıkmaya devam ediyor. 19 Ocak’taki operasyondan bir gün önce olay mahallinde tatbikat yaptırılan Jandarma personeline, baskın yapılacak MİT TIR’ları için ‘El Kaide militanlarına operasyon yapacağız’ yalanının söylendiği belirlendi.

Devlet içine sızan paralel yapının hükümeti hedef alan eylemlerinden biri olan TIR komplosunda yeni ayrıntılar ortaya çıkmaya devam ediyor. Adana Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatıyla yapılan TIR baskınlarıyla ilgili yürütülen ‘askeri casusluk’ soruşturmasında yer alan detaylar operasyon için günler öncesinden hazırlık yapıldığını ortaya koyuyor. Elde edilen bilgilere göre 19 Ocak’taki operasyondan önce izinleri iptal edilen Adana Jandarma personeline 18 Ocak günü aynı bölgede keşif çalışması ve tatbikat yaptırıldı. Baskına katılacak erlere ise ‘operasyonun El-Kaide örgütüne yönelik yapılacağı’ söylendi. Kendilerine ‘El Kaide militanlarına operasyon yapacağız’ denilen düşük rütbel personel ile erler MİT TIR’larına baskın yolundayken, El-Kaide militanlarını yakalamaya gittiklerini zannetti.

MİT’Çİ YÜZBAŞIYA KELEPÇE

Jandarma ekipleri 19 Ocak’taki operasyona hazırlıklı olarak gitti. TIR’ların yükünü indirmek için vinç ve demir makasları da hazır bulunduruldu. Jandarma, yanında ‘seyyar nezarethane’ de getirdi. Olay eşzamanlı olarak basına servis edildi. Kelepçelenip darp edilen MİT mensuplarından biri de yüzbaşı rütbesinde bir askerdi. Operasyona katılan daha alt rütbeli askerlere MİT mensubu yüzbaşı kelepçelettirildi.

TOPLANTIYLA AYNI ANDA

Jandarma’nın TIR operasyonu Adana’daki Büyükelçiler Toplantısı’nın yapıldığı güne denk getirildi. Emniyet birimleri alarm durumunda toplantı güvenliği konusunda çalışırken Jandarma bu operasyonu gerçekleştirdi. Bu yöntemle Adana Valisi Hüseyin Avni Coş da pasifize edilmek istendi. Olay sırasında bakanlarla toplantı halinde olan Coş, müsaade alarak operasyon bölgesine gitti. Duruma müdahale ederek MİT mensuplarının tutuklanmasını önledi.

Bütün bunların yanında, operasyon sürerken savcının talimatıyla getirilen sinyal kesici ‘jammer’ cihazları da ‘TV kanalları için’ kapatıldı. Bu yolla haber ajanslarının baskın anında canlı yayın yapabilmelerinin önü açıldı. Türkiye’yi ‘teröre yardım eden ülke’ olarak göstermek ve Cenevre-2 Konferansı’nda Türkiye’nin elini zayıflatmak için sergilenen uluslararası bağlantılı komplo, mülki idarenin gayretleriyle sona erdirilebildi.

Güzergah artık polisin

MİT TIR’larına, paralel yapılanmanın Jandarma’daki uzantıları tarafından yapılan operasyonun ardından Suriye sınırındaki bölgede devlet kritik bir hamle yaptı. Adana’da Jandarma’nın görev sahası daraltılarak polisin sahası genişletildi. Jandarma’nın operasyon yaptığı Sirkeli gişeler mevkii, D-400 otobanı ile Karataş yolundaki sorumluluk Jandarma’dan alınarak Emniyet teşkilatına verildi. (YENİ ŞAFAK)

CEMAAT & AKP SAVAŞI : Cemaat artık dünyada da tehdit olarak görülüyor

Yeni Şafak gazetesi genel yayın yönetmeni İbrahim Karagül çarpıcı bir yazıyla Gülen örgütünün artık dünyada da bir “tehdit” olarak algılandığını yazdı. Karagül bir de yakında Almanya, Hollanda ve bazı Asya ülkelerinde Gülen örgütüne yönelik operasyonların başlayacağı haberini verdi.

İşte yazısından bölümler:

CEMAAT DÜNYA İÇİN DE TEHDİT OLUYOR

Uzunca bir süredir, Türkiye içindeki darbeci yapının sadece Türkiye’de değil dünyada da tehdit olarak algılanabileceğine dair işaretlere dikkat ediyorum. Cemaat’in ya da ‘paralel yapı’nın Türkiye içindeki darbeci çevrelerle kurduğu ittifakın ortaya çıkardığı resim, bir çok ülke açısından hiç de kabul edilebilir değil.

İktidarı devirip devleti ele geçirme adına kuralsız, sınırsız, kim varsa ittifak kurmaya ayarlı çabanın, iktidar değişiminin ötesinde rejim değişikliği girişiminin bir süre sonra dünyada rahatsız edici, endişe verici bir koalisyon olarak algılanıp ‘ulusal tehdit’ kategorisine alınabileceği ihtimalini yabana atmamak lazım.

MEŞRUİYETİNİ KAYBETTİ

Özellikle kendi ülkesinde devlet iktidarının verdiği imkanları siyasi iktidara, ülkeye ve devletin kendisine karşı kullanabilen bir yapının meşruiyetini kaybetmesi, siyasi ve idari açıdan darbeci bir ‘örgüt’ olarak tanımlanması, hukuki açıdan suç örgütü olarak tanımlamasına yönelik çalışmalar yürütülmesi dışarıdan nasıl görülecek?

Kendi ülkesinde bunları yapan bir yapıya, faaliyetlerde bulunduğu ülkede bundan sonra nasıl davranılacak? Doğrudan destek vermeyen her ülke, bu yapıyı tehdit kategorisine sokacaktır. Doğrudan destek veren ülkelerin pozisyonundan rahatsız olan ülkeler ise sadece bu açıdan bile bir tehdit tanımlaması yapabilecektir.

BAŞKA ÜLKELER DE GÖRDÜ

Kendi ülkesinde demokratik siyasi iktidara savaş açan yapının, bunu yolsuzluk gibi kamuoyunun oldukça hassas olduğu bir kamuflajla sunsa da, gerçek niyetinin ne olduğunu anlama konusunda Türkiye’de oluşan kanaat sınırları aşıp bir çok ülkede de etkisini göstermeye başladı. Söz konusu yapının Türkiye’ye özgü, Türkiye ile sınırlı olmadığını, küresel ölçekte ilişkiler ağına sahip olduğunu, finansal ve siyasi hesapları bulunduğunu, bazı ülkelerle organik ilişkiler içine girdiğini gören bir çok ülkenin başka türlü de düşünmesi söz konusu olmayacaktır.

AVRUPA CEMAATİ TASFİYEYE BAŞLIYOR

Alman basınında son günlerde yayınlanan değerlendirmelere, Avrupa’nın olaya yaklaşımındaki eğilime bakılırsa; içeride ve dışarıda güç merkezlerine yakın durarak Türkiye ile kavgaya tutuşan yapının kısa süre sonra bu ülkelerle de kavgaya tutuşacağı, daha doğrusu özellikle Avrupa ülkelerinin bu yapıya karşı bir tür tasfiye ve kontrol stratejisi uygulamaya başlayacağı düşünülebilir.

Bu ülkelerde yaygın çalışması olan Cemaat üzerindeki tartışma biçimi Türkiye meselesi olmaktan çıkıp bir ‘iç meseleye’ dönüşüyor. Cemaat boyutu değil finansal ve istihbarat boyutu daha derinlemesine sorgulanıyor.

CEMAAT DIŞARISI İÇİN DE TEHDİT HALİNE GELDİ

29 Ocak’ta, ‘Cemaat dış güç haline geliyor’ diye yazmıştım. Bugün de anlatmak istediğim konu Cemaat, dışarısı için de tehdit haline geliyor. Bu iki boyutu çok iyi analiz etmek, sorgulamak lazım. Gözleri kör eden dezenformasyon, yalan ağından kurtulup Türkiye içi iktidar çatışmasını ve bunun dış bağlantılarını, dışarıdan Türkiye’ye yönelttikleri savaşı, mevzi olarak kullandıkları ülkelerin kendilerini bir iç tehdit gibi algılama eğilimlerini birlikte ele almak lazım.

BİRKAÇ HAFTA SONRA ALMANYA’DA, HOLLANDA’DAİ ASYA’DA BAZI ÜLKELER CEMAATE OPERASYONA BAŞLAYACAK

Birkaç hafta sonra Almanya’da, Hollanda’da Asya’da bazı ülkeler cemaatin hareket alanını kısıtlar hatta tasfiye operasyonlarına başlarsa kimse şaşırmasın. Sandığınız gibi bu ‘dini bir cemaat’in hareket alanını kısıtlamak ya da İslam’a karşı önyargıdan beslenmeyecek. İstihbarat ve finansal operasyon boyutu üzerine gidilecek.

ABD İLE KRİZ YAŞAYAN HER ÜLKE RAHATSIZ

Angela Merkel’i bile dinleyen NSA skandallarından sonra, NSA’nın Türkiye ayağı gibi hareket eden bir yapıdan, NSA dinlemelerinden rahatsız olan, bu yüzden ABD ile kriz yaşayan her ülke rahatsız olacaktır. Bu rahatsızlığını da açıkça ortaya koyacaklar. Daha şimdiden Türkiye’deki paralel istihbarat operasyonlarının ABD kaynaklı küresel dinleme/istihbarat operasyonlarıyla bağlantılandıran düşüncenin güç kazanması dikkat çekici

/// YENİ AKİT GAZETESİ FETULLAH CEMAATİ SAVAŞI /// Gülen Türkiye’yi paspas yaptı ! ///

Her fırsatta Türkiye sevdasından dem vuran Fethullah Gülen, BBC’ye röportaj verirken, üzerinde Türkiye haritası bulunan halıyı, BBC muhabirlerinin ayağına paspas yapmış.

Fethullah Gülen’in villasında Türkiye haritasının paspas gibi yere serildiği ortaya çıktı. İngiliz BBC ekibinin Gülen’le yaptığı röportaja ait ve sosyal medyada paylaşım rekoruna koşan fotoğraflarda, yerdeki Türkiye haritası açıkça görülüyor. BBC kanalı muhabir ile fotoğrafçı ve kameramanları yerdeki Türkiye haritasının üzerinde geziyor.

Aynı karede, dolapların üzerinde yüksek bir yerde dünya haritası bulunuyor. Gülen’in Pensilvanya’daki villasında Türkiye haritasının paspas gibi yere serilmiş olması özellikle sosyal medyada büyük tepki topladı.

Fetullah Gülen geçtiğimiz günlerde Amerika’daki villasında İngiliz kanalı BBC’ye konuşmuştu. BBC ekibi röportaj sırasında, Gülen’in hayatını geçirdiği villayı da gezmişti. Ekip, Hocaefendi’nin çalışma ofisini görüntülemişti. Görüntülerle ilgili özellikle de yerdeki Türkiye haritasına ilişkin Cemaat’ten şuana kadar herhangi bir yalanlama gelmedi.

"ERDOĞAN YERDE BIRAKMAMIŞTI"

Gülen’in Pensilvanya’daki villasında bunlar yaşanırken, Başbakan Erdoğan Türk Bayrağı’nı yer bırakmamasıyla takdir topluyor. Erdoğan G20 gibi uluslar arası toplantılarda, fotoğraf çektirmek üzere toplanan liderlerin yerlerini belirtmek için yere konan bayraklar arasında Türk bayrağını kaldırıp cebine koymasıyla biliniyor. Başbakan bu hareketiyle Türk milleti tarafından büyük takdir görüyor.

"MAHSUS YAPILMIŞTIR"

Batı Trakya Türk Toplumu’nun yenen hakları için yıllarca mücadele eden önemli gazetecilerden Süleyman Sefer Cihan konu hakkında Akit’e yaptığı açıklamada, bayrakların ve haritaların Türk toplumu için çok kutsal ve ulvi bir yer teşkil ettiğini söyledi. Gülen’in evindeki Türkiye haritalı halının yere serilmesi ve üstünden geçilmesini hakaret kabul eden Cihan, "Bizim bildiğimiz bu tür kutsal değerler duvara ve yükseğe asılır. Parada bile bizim için önemli değerler olduğu için yere atılmazken bir halıya işlenmiş Türkiye haritasını yere sermeyi saygısızlık olarak görüyorum. Mahsus yapılmış bir şey olarak kabul ediyorum" diye konuştu.

Hassasiyet farkı…

Fethullah Gülen, Türkiye haritasını yere paspas yaparken, Başbakan Erdoğan G-20 zirvesinde liderler ile fotoğrafı çekildiği sırada yere konan bayraklar arasındaki Türk bayrağını itina ile yerden alıp, güzelce katlayarak cebine koymuştu…

(YENİ AKİT)

İRAN DOSYASI : MALİKİ IRAK HALKINA AÇTIĞI SAVAŞTA İRAN’DAN SİLAH DESTEĞİ ALACAK

İRAN ANALİZ / İran rejiminin tıpkı Esed diktasına olduğu gibi Nuri el-Maliki yönetimine de Irak halkına ve özellikle Sünnilere karşı açtığı savaşta kullanmak üzere ciddi miktarda silah ve askeri malzeme desteği vereceği bildirildi. İran’ın Tesnim Haber Ajansı, gelişmeyi Maliki’nin Tahran’dan silah satın alacağı şeklinde servis ederken, uzmanlar Esed rejimine olduğu gibi İran’ın bu noktada elindeki tüm imkanları seferber edeceğini vurguladı.

Ajans, Maliki’nin Irak milli servetini kullanarak İran’dan yeni askeri malzemeler ve silahlar satın alma niyetinde olduğunu yazdı. Bu silahları Enbar’daki Sünnilere karşı kullanacak Maliki’nin Tahran’daki büyükelçisi Muhammed Mecid eş-Şeyh’in bu noktada silah ve mühimmat alınması için bir emir aldığını doğruladı. Maliki’nin satın alacağı askeri silahların çeşidi ve niteliğinin dahi belirtildiği iddia edildi.

Öte yandan uzmanlar İran Devrim Muhafızları, Kudüs Güçlerinin 2003 işgalinden bu yana fiilen Irak’ı yönettiklerine dikkat çekerek Nuri Maliki ve diğer siyasi sürece katılan Şii grupların birçoğunun İran’dan talimat ile hareket ettiklerini vurguluyor.

/// CEMAAT MEDYASI İLE AKP MEDYASI SAVAŞI TAM GAZ SÜRÜYOR /// Anket tezgâhı ///

Sabah Gazetesi yazarı Emre Aköz yazdı

Başbakan Erdoğan, Zaman gazetesinde çıkan ve AK Parti’nin oyunu yüzde 36.4 olarak gösteren anket hakkında ne düşündüğü sorulunca…

Cevabına bir karşı soruyla başladı: "Sen bu ankete inanıyor musun?"

Sonra da kendi elindeki anket sonuçlarını okudu:

"AK Parti: Yüzde 47.27,
CHP: Yüzde 28.5,
MHP: Yüzde 14.4,
BDP: Yüzde 5.9…"

Erdoğan’ın asıl vurucu cümleleri ise bence şunlardı:

"Bu anketin adı paralel yapı firmasının anketidir. Bunlar duymaz uydururlar, dert başka. Bunlar kendilerine göre bu ülkede bir irade oluşturabileceklerini zannediyorlar.

Bunu oluşturamayacaklar."

Evet. Son zamanlarda böyle bir durum baş gösterdi: Parti oylarıyla ilgili bir anket olduğu söylendiğinde… İlk öğrenmek istediğimiz şey; veriler değil, anketi hangi şirketin yaptığı oluyor.
Önce şunun altını çizeyim: Bir anket bilimsel titizlikle yapıldığı takdirde nispeten ufak bir yanılma payı ile gerçeği yansıtır.

Ama bizde böyle değil. Şu anda rahmetli olmuş bir "araştırmacı"… Bir zamanlar parti parti dolaşır, "Şu kadar milyon dolar verin, sizi birinci göstereyim" derdi… Yüz bulamayınca da, 50-100 bin dolarlara kadar "indirim" yapardı.

Bu kara piyasa, gerçekten bilimsel yöntemlere bağlı kalarak çalışan anketçilerin değerli emeğinin çöpe gitmesine yol açıyor.

Bir siyasi parti liderinin seçim anketleri konusunda nasıl davranması gerektiğini bence yüzyıllar önce Cengiz Han söylemiş: "İyi haber getireni öldürün."

Öyle ya… İyi haberi ne yapalım? Kötü haber tez gelsin ki tedbir alabilelim.

Bütün bunları bildiği için işini şansa bırakmıyor Başbakan, birkaç şirketle birden çalışıyor. Seçimden sonra da hesap soruyor. Doğrusu da bu zaten…

İRAN DOSYASI : HİZBULLAH TERÖRİSTLERİ FELLUCE’DE IRAKLILARA KARŞI SAVAŞIYOR

Kuveyt el-Vatan Gazetesi, Irak içinden güvenilir kaynaklara dayandırdığını söylediği haberinde Lübnanlı radikal Şii Hizbullah örgütü militanlarının Felluce şehrine yönelik saldırı yürüten Maliki güçlerine destek verdiğini, bizzat burada sivil halka yönelik çatışmalara katıldığını belirtti.

Gazete haberinde Felluce şehrindeki aşiretlere bağlı silahlı devrimcilerin, Maliki’ye bağlı özel kuvvetlerle birlikte savaşan 3 Hizbullah militanını esir aldığını iddia etti. Bunu Felluce’deki aşiret devrimcilerinin kurduğu askeri meclise dayandıran gazete, esir alınan Hizbullah militanlarının gizli bir yere nakledildiğini kaydetti.

İstihbarat bilgilerine dayanarak harekete geçen Felluce’deki devrimcilerin Bağdat Havalimanı aracılığıyla Irak’a gelen Hizbullah teröristlerinin Felluce ve Enbardaki saldırılara destek verdiği ifade edildi.

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: