Etiket arşivi: pkk

/// PKK’LILAR MEMNUN DEĞİL /// BDP’li Binici : AKP yolsuzluğun üstünü örtmek için Ergenekon ve KCK’y a sarıldı ///

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Milletvekili İbrahim Binici, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) yolsuzluğun üstünü örtmek için Ergenekon, Balyoz ve KCK davalarının yeniden yargılama aşamasına sarıldığını söyledi.

BDP Milletvekili İbrahim Binici, Cihan muhabirine yaptığı açıklamada Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarında yığınla silah ele geçirildiğini hatırlatıp, "Ayrıca devleti tehdit eden bir örgüt ortaya çıkarıldı. Ama ne zaman ki AKP’de yolsuzluk patlak verdi işte o zaman Başbakan’ın aklına Balyoz, Ergenekon, KCK davalarını yeniden yargılamak geldi.” dedi.

BDP Milletvekili Binici, Başbakan Erdoğan‘ın daha düne kadar, ‘Benim hâkimim, benim savcım, benim polisim, benim yargım’ diye sahiplendiği kurumları, bugün ne oldu da ‘yargı taraf tutuyor, taraflıdır’ demeye başladığını hatırlatarak, "Bugüne kadar size dokunmadı değil mi? Size dokunduğu an demek yargı taraflı oldu. Olamaz böyle bir şey, demokrasi herkese lazım.” şeklinde konuştu.

1923 Cumhuriyet tarihinden bu yana çeşitli iktidarlarda hep yolsuzluk ve hırsızlıkların olduğunu ve bunların bilindiğini ifade eden Binici, ancak mevcut 12 Eylül Anayasası’nın bazı açıklarını yakalayan bir takım kesimlerin bazı maddelerin arkasına sığınarak yolsuzluk ve hırsızlıklarını hep örtbas ederek gizlediklerini söyledi.

KCK davalarında bir hukuksuzluk var olduğunu sözlerine ekleyen Binici, "Çünkü KCK davalarında hiçbir arkadaşımızın üzerinde suç aleti sayılabilecek bir çakı bile bulunmuyordu. Dolayısıyla Ergenekon, Balyoz ve KCK davalarını aynı kefeye koyup yargılamak, yeniden yargılamak insanı düşündürüyor. Bu KCK davasını darbeye teşebbüs örgüt davaları ile kesinlikle bir tutmamak lazım.” diye uyardı.

Özellikle bu tür yolsuzluk vakıalarının önüne geçmek için bir an önce 12 Eylül Anayasasının değişmesi gerektiğini vurgulayan Binici, ”Yoksa bu tür sancıları 12 Eylül Anayasasını dayanak göstererek daha çok sancısını çekeriz.” dedi.

‘BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN’DAN ZİYADE ÖZERK KÜRDİSTAN İSTİYORUZ’

4 parçaya bölünen Kürdistan coğrafyası için 22 Ocak’ta İsviçre’nin Cenevre kentinde yapılacak Cenevre-2 Konferansı’nın çok önemli bir konferans olduğunu belirten BDP‘li Binici, ”Irak, İran, Suriye ve Türkiye çok iyi biliyor ki bu topraklarda yaşayan Kürtler geçmişte hep inkar edilmişti. Bu konferansta bu hukuksuzluğun önüne geçmiş olacağız. Biz bağımsız bir Kürdistan’dan ziyade herkesin eşit olduğu demokratik özerk 4 parçalı özgürlükçü bir özerk Kürdistan istiyoruz.” dedi.

Devletin çözüm sürecinde çok cimri davrandığını da dile getiren Binici, ”Bugüne kadar hep tek taraflı adımlar atılıyor. Bu barış çok zor yürüyor. Endişem o dur ki bu çözüm sürecinde hep tek taraflı adımlar atıldığı için bu süreç bozguna uğrar. Elbet hükümete adım at çözümü geliştir diyecek iddialarımız olacaktır, olmalı.” şeklinde konuştu.

/// PKK’LI MERAL BEŞTAŞ DURUMDAN MEMNUN DEĞİL /// BDP : Ergenekon ve Balyoz’a ‘kumpas’ diyenler, Roboski’y e ne diyecek ? ///

Şırnak’ın Uludere ilçesinde iki yıl önce meydana gelen ve 34 kişinin ölümüyle sonuçlanan hava bombardımanına ilişkin askeri savcılığın takipsizlik kararı vermesine Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) tepki gösterdi.

Şırnak’ın Uludere ilçesinde iki yıl önce meydana gelen ve 34 kişinin ölümüyle sonuçlanan hava bombardımanına ilişkin askeri savcılığın takipsizlik kararı vermesine Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) tepki gösterdi. BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, kararın ardından ailelerin yeniden aynı acıyı yaşadıklarını söyledi. Verilen kararın arka planında yapılacak yeni hukuki düzenlemelere zemin hazırlığı olduğuna değinen Beştaş, “Burada Genelkurmay’a, Balyoz ve Ergenekon’a kumpas kurulduğunu iddia edenler Roboski karşısında ne diyecekler? Bir haftadır suni gündem oluşturuldu. Ergenekon ve Balyoz davalarında yeniden yargılama yapılmaya çalışılıyor. Acaba Roboski’ye verilen takipsizlik kararıyla yargılanmanın yenilenmesi arasında nasıl bir bağ var? Burada bir ittifak var mı?” sorularını yöneltti.

Şırnak’ın Uludere ilçesinde TSK’nın 28 Aralık 2011 gecesi yaptığı sınır ötesi bombardımanında ölen 34 Roboski köylüsüyle ilgili askeri mahkeme kararını açıkladı. Soruşturmayı yürüten Genelkurmay Askeri Savcılığı askerlerin bir kusurunun olmadığı sonucuna vararak soruşturma dosyası ile ilgili takipsizlik kararı verdi. Soruşturmada şüpheli askerler İlhan Bölük, Yıldırım Güvenç, Aygün Eker, Halil Erkek ve Ali Rıza Kuğu hakkında kovuşturmaya yer olmadığı belirtildi.

Kararın arından BDP Hukuk ve İnsan Haklarından Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Av. Meral Danış Beştaş, Parti Genel Merkezi’nde açıklama yaptı. Verilen kararla birlikte o günü tekrar yaşadıklarını ifade eden Beştaş, kararın bir darbe niteliği taşıdığını söyledi. “Roboski dosyasında iki yıldır uygun zaman ve zemin yoklanmıştır. Failleri, katilleri, emir verenleri ve emri uygulayanları aklamak için iki yıl beklenmiştir. Bu bekleme sürecine soruşturma adı verilmiştir. Böyle soruşturma yapılmaz. Bir buçuk yıl failler tespit edilmek istenmedi.” diyen Beştaş, Roboski kararını Genelkurmay Askeri Savcısının vermediğini ifade etti. Beştaş, “Bu karar Türkiye’deki ittifakların sonucunda verilmiş bir karardır. Tek bir savcının tek başına vermesi mümkün değildir. Burada hiçbir siyasetçinin isminin geçmemesi tesadüf olamaz. Neden bir siyasetçinin ismi yoktur. Neden şüpheliler 5 kişiyle sınırlanmıştır. Neden emri verenler hakkında bir dava açılmamıştır?” sorularını yöneltti.

"NASIL BİR YAPTIRIM UYGULANDIĞINI ÖĞRENMEK İSTİYORUZ"

Takipsizlik kararı karşısında kararın sorumlularına nasıl bir yaptırım uygulandığını parti olarak öğrenmek istediklerine değinen Beştaş, şunları söyledi: “Burada Genelkurmay’a, Balyoz ve Ergenekon’a kumpas kurulduğunu iddia edenler Roboski karşısında ne diyecekler? Kürtler nasıl bir kumpasın içindeler? Bir ülkede Genelkurmay Başkanı’nın, kuvvet komutanlarının ve yüzlerce askerin kumpasla tutuklandığı iddia edildiği bir ortamda kimin ne garantisi olabilir. Vatandaşa ne yapılabilir? En büyük kumpas, haksızlık, adaletsizlik ölümdür. Bugün neden suskunlar. Bu takipsizlik kararının verileceğini biliyorlar mıydı? Neden böyle bir zaman beklendi. Bu zamanlamaya özellikle dikkat çekilmeli. Bir haftadır suni gündem oluşturuldu. Ergenekon ve Balyoz davalarının yeniden yargılanma yapılmaya çalışıyor. Acaba Roboski’ye verilen takipsizlik kararıyla yargılanmanın yenilenmesi arasında nasıl bir bağ var? Burada bir ittifak var mı?”

Karara itiraz için ilgili yerlere başvurularını yapacaklarını da belirten Beştaş, iç hukuk kanallarında bir sonuç alınmadığı takdirde Avrupa İnsan Hakları Mahkemeleri’ne başvuracaklarını söyledi. Beştaş şöyle devam etti: “İç hukuk gereği Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi’ne bir itiraz yapacağız. 15 gün içindeki başvurumuzdan bir sonuç almayacağız. Bu planlanmış bir süreçti. Özel yetkili savcılardan Askeri Mahkeme’ye nasıl geldiyse itirazda da nasıl bir sonuç çıkacak bellidir. Anayasa Mahkemesi’ne bir başvuru yapacağız. Orada neticelenmezse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gideceğiz.”

Beştaş, kararın ardından ailelerle görüştüklerini ve ailelerin ilk gün yaşadıkları acıyı yeniden yaşadıklarını söylediklerini iletti. CİHAN

/// PKK’LILAR MİLLETVEKİLİ YAPILARAK TAHLİYE EDİLİYOR /// PKK İLE MÜCADELE EDEN ENGİN ALAN HALA İÇERDE ///

Bunlar milletvekili diye tahliye edildi, bunlara karşı vatanı koruyan Engin Alan hala içeride ! Yazıklar olsun !

Bunlar milletvekili diye tahliye edildi, bunlara karşı vatanı koruyan Engin Alan Paşa hala içeride !

Yazıklar olsun !

/// KÜRDİSTAN FİİLİ OLARAK KURULDU /// PKK’LI İTBAŞINDAN TERÖRİSTLERE MÜJDE ///

… Çözüm süreci savaşımız ve Kürdistan için tam bir güç kaynağı oldu. Biz 20 yıl savaşabilecek kadar askeri ve ekonomik güce ulaştık. Bu süreçle… Artık herkesle görüşebiliyoruz. Yolsuzluk kavgasını iyi değerlendireceğiz. Akıllı olmalıyız. Başbakan bizim için Kürdistan demektir. Bunu açıkça söylemiyoruz. Böyle dersek ülke ayaklanır…"

TERÖR /// PKK PİÇİ CEMİL BAYIK : ‘Paris katliamında paralel devletin esas rol oynaması en bü yük olasılık’

KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, “Hareketimizi tasfiye etme politika ve planlamaları içine Fetullahçıların merkezinde yer aldığı paralel devlet fazlasıyla girmiştir. Dolayısıyla Paris katliamında da bunların esas rol oynaması en büyük olasılıktır” dedi.

KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, “Hareketimizi tasfiye etme politika ve planlamaları içine Fetullahçıların merkezinde yer aldığı paralel devlet fazlasıyla girmiştir. Dolayısıyla Paris katliamında da bunların esas rol oynaması en büyük olasılıktır” dedi. Bayık, katil zanlısı Ömer Güney’in bağlantılarına da dikkat çekerek “Bu katliamı yapan kişinin izleri Fetullahçılarla ilişkili olabileceğini gösteriyor” diye konuştu.

ANF’ye 2013 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bayık, 2011-2012’de devlet ve PKK arasında tarihinin en büyük çatışmalarının yaşandığını ifade ederek, Abdullah Öcalan’ın Hükümet’in zorlanmasını görerek büyük bir siyasal hamleyle 2013 yılına giriş yaptığına dikkat çekti. Bayık, “2013 yılında bu siyasal hamlenin eğer doğru sahiplenilirse, doğru yol ve yöntemlerle yürütülürse Türk devletini ve AKP’yi çözüme mecbur edeceği düşünülmüştür” dedi.

Cemil Bayık istenilen hedeflerin tümüne ulaşılmasa da, “görüşmelerde Öcalan ve PKK muhatap alınması” ve Türkiye’de Kürt sorununun çözümünün gerçekleşmesi yönündeki eğilimin yükselmesi açısından da önemli sonuçlar yarattığını savundu.

“Bundan sonra geri çekilme olur mu” sorusuna Bayık, “Niye olmasın. Ama artık eskisi gibi olmaz. Ancak çözüm iradesi ortaya konulursa, bu konuda ciddi adımlar atılırsa o zaman gündeme gelebilir. Çünkü biz denedik, Apo test etti; çözüm konusunda niyeti var mı, yok mu? Ama çözüm niyetinin, zihniyetinin olmadığı ortaya çıktı. Bu açıdan çözüm zihniyeti ve politikası olduğu ve atacağı adımlar netleşmeden artık kimse gerilladan geri çekilme beklememelidir” yanıtını verdi.

“HAREKETİMİZİ TASFİYE ETME POLİTİKA VE PLANLAMALARI İÇİNE PARALEL DEVLET FAZLASIYLA GİRMİŞTİR”

Bayık, sürecin başında gerçekleşen Paris’te yaşanan suikastı ve “paralel devlet” tartışmalarını da değerlendirdi. Bayık, şunları kaydetti:

“PKK yönetim kadrosunun tasfiye edilmesi hükümetin kararı olsa da, bu konudaki planlamadan haberi bulunsa da süreç başladıktan sonra böyle bir katliamın olması dikkat çekicidir. Bu konuda hükümetin ya da istihbarat örgütlerinin bilgisi olabilir. Ama Apo’nun başlattığı süreçten sonra bu olayın gerçekleşmesi bir gerçeği ortaya koymuştur; AKP hükümeti hareketimizi tasfiye etmede Fetullahçıları ve onların polis ve yargı içindeki güçlerini kullanmaktadır. Hareketimizi tasfiye etme politika ve planlamaları içine Fetullahçıların merkezinde yer aldığı paralel devlet fazlasıyla girmiştir. Dolayısıyla bu katliamda da bunların esas rol oynaması en büyük olasılıktır. Fetullahçılar polis içinde güçlüdürler. Emniyet istihbaratı içinde etkili oldukları gibi, kendi bağımsız istihbarat birimleri de bulunmaktadır.

Kürt şehirlerinde MİT vardır, Emniyet istihbaratı vardır, bir de bizzat Fetullahçıların örgütlediği bir istihbarat çalışması vardır. MİT örgütlenmeleri içinde de önemli bir yer tuttukları görülmektedir. Hareketimizin yönetiminin daha önce belirttiği gibi Fetullahçıların Kürt şehirlerinde ayrı bir istihbarat örgütlenmesi ve psikolojik savaş merkezinin bulunduğu konusunda belgeler vardır. Bir görünürde devlet olduğu, bir de görünür devletin yapamayacağı bazı şeyleri örgütleyen bir paralel yapının olduğu hareketimiz tarafından çok önceleri tespit edilmiştir. Merkezinde Fetullahçıların olduğu paralel devlet Kürt şehirlerinde etkili olduğu gibi, başta büyük şehirler olmak üzere Türkiye’de de etkilidirler. Zaten Apo bir paralel devletin olduğunu sık sık vurgulamıştır. Bazı çevreler paralel devlet yoktur diyor, fakat bu bir gerçekliktir. Ama bu paralel devlet eski devletin yıkılması üzerinden devlet içinde örgütlenmeye başlamış, giderek paralel devlet olmaktan öteye çıkıp, devleti ele geçirip devletin derin devleti, hatta esası olmak istemektedir. Böyle değerlendirilirse durum daha iyi anlaşılabilir.”

“BU KATLİAMI YAPAN KİŞİNİN İZLERİ FETULLAHÇILARLA İLİŞKİLİ OLABİLECEĞİNİ GÖSTERİYOR”

“Katliamda paralel devletin esas rol oynaması en büyük olasılık” diyen Bayık, katil zanlısı Ömer Güney’in bağlantılarına dikkat çekerek şöyle dedi:

“Bu katliamı yapan kişinin izleri Fetullahçılarla ilişkili olabileceğini gösteriyor. Büyük Birlik Partisiyle organik ilişki içinde olduğu yönünde önemli belirtiler, hatta deliller vardır. Dikkat edilirse BBP ile Fetullahçıların ilişkisi farklılaşmıştır. Aralarında derin bir ilişki vardır. 1980 öncesi devlet MHP’yi kullanırken, 12 Eylül’den sonra devlet içine yerleşip kendisini hegemonya yapmak isteyen paralel devlet de BBP’yi kullanmaya başlamıştır. Devlet içindeki polis ve yargıda Fetullahçıların gücü vardır. Bunlar BBP’yle derin ilişki içindedirler. BBP’nin son yıllardaki kirli cinayetlerin arkasında olma gerçeği de bunu göstermektedir. Rahip Sandro’dan tutalım, Hrant Dink’e, Malatya’ya kadar birçok olayda Alperen ocaklarının parmağı olduğu düşünülmektedir. Paris katliamını yapan kişinin de bu çevreden olduğu yönünde güçlü belirtiler vardır, bilgiler vardır” dedi.

Bayık ayrıca “Bu katliam bütün PKK’yi tasfiye etmeye yönelik yapılmıştır. Bir nevi PKK’nin kuruluşundan intikam alınmıştır. PKK’nin kurucularından başlayarak PKK’yı bitirme planının bir parçası olarak gerçekleşmiştir” ifadelerini de kullandı

TERÖR : PKK TERÖRİSTİ Sebahat Tuncel’e şok ! /// NİHAYET YAPTIKLARININ HESABINI VERECEK ///

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, HDP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel’e PKK üyeliğinden verilen 8 yıl 9 aylık hapis cezasını oy birliği ile onadı.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan HDP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, "Terör örgütü üyeliği" suçundan 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan davada tutuklu yargılanırken, 2007 yılında milletvekili seçilmiş ve tahliye edilmişti.

YARGITAY CEZASINI ONADI

Sebahat Tuncel hakkında mahkeme tarafından verilen 8 yıl 9 ay hapis cezası Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından onandı.

MİLLETVEKİLLİĞİ TEHLİKEDE

Kararın TBMM’ye gönderilerek Genel Kurul’da okunması durumunda Tuncel’in milletvekilliği düşecek. Tuncel’in cezaevine girmesi de gündeme gelecek.

Sebahat Tuncel 1 yıldan fazla ceza aldığı için milletvekili de olamayacak.

TERÖR : PKK’dan hain Yüksekova talimatı

Hak­kâ­ri Yük­se­ko­va­’da 2 ki­şi­nin öl­dü­ğü olay­lar son­ra­sı in­ti­kam ha­zır­lı­ğı ya­pan PKK’­lı te­rö­rist­ler is­tih­ba­rat bi­rim­le­ri­ne ya­ka­lan­dı. 2 ki­şi­ye kar­şı­lık 3 po­li­se Şem­din­li ve­ya Yük­se­ko­va­’da ey­lem ya­pıl­ma­sı ta­li­ma­tı ve­ril­di.

Fer­ho ile Nir­va­na kod ad­lı te­rö­rist­ler ara­sın­da 7-11 Ara­lık ta­rih­le­rin ara­sın­da ge­çen tel­siz gö­rüş­me­le­ri sa­ni­ye sa­ni­ye kay­da alın­dı. Cu­mar­te­si gü­nü sa­bah sa­at 09.00’da ya­pı­lan ilk gö­rüş­me­de Nir­va­na kod ad­lı te­rö­rist Fer­ho­’ya bir ki­şi­den söz edi­yor. Nir­va­na­’nın, “Ya ye­şil göz­lü olan var­dı. Ben onu si­zin ya­nı­nı­za gel­di­ği­niz­de gör­müş­tüm. O de­ğil mi­” so­ru­su­na Fer­ho, “E­vet odur” ce­va­bı­nı ve­ri­yor.

TEL­SİZ KAY­NA­ĞI ŞEM­DİN­Lİ­’DE

Cu­mar­te­si öğ­le­den son­ra sa­at 14.00’te­ki ikin­ci gö­rüş­me­de Nir­va­na “An­la­ma­dıy­san şif­re­den ve­re­yi­m” der­ken Fer­ho “Ge­rek yok­tu­r” di­yor. Fer­ho ve Nir­va­na kod ad­lı te­rö­rist­le­rin be­lir­ti­len şa­hıs­la il­gi­li gö­rüş­me­le­ri haf­ta bo­yun­ca sü­rü­yor.

11 Ara­lık Çar­şam­ba gü­nü yi­ne şif­re­li gö­rüş­me de­vam edi­yor. Öğ­le sa­at­le­rin­de Fet­hi Şar­la­tan tel­siz gö­rüş­me­le­ri­ne ka­tı­lı­yor. Bir kıs­mı şif­re­li ge­çen gö­rüş­me­de “So­nun­da bu iş or­ga­ni­ze ol­sun, ace­le ol­sun. 3 po­li­se ey­lem ya­pın, mi­sil­le­me ya­pı­n” ifa­de­le­ri tes­pit edi­li­yor.

Nir­va­na kod ad­lı te­rö­ris­tin cu­mar­te­si gü­nü tel­siz gö­rüş­me­si­ni Ira­k’­ın ku­ze­yin­de­ki Ava­şin böl­ge­sin­de, Fer­ho­’nun da en son tel­siz gö­rüş­me­si­ni Şem­din­li­’de yap­tı­ğı be­lir­ti­li­yor.

PKK DOSYASI /// EMEKLİ ALBAY ERDAL SARIZEYBEK : PKK’NIN ELEBAŞLARI YARGILANIYOR MU ??

Bu soruyu sormak hakkımızdır elbet!

PKK terör örgütünün önde görülen ismi Cemil Bayık, her gün ekranlarda demeçleri yayınlanıyor.

Ardından, Murat Karayılan geliyor, ekranların gözdesi oldu.

Bunları Duran Kalkan, Fehman Hüseyin gibi isimler izliyor…

Soruyoruz; örgütün bu elebaşları yargılanıyor mu?

Haklarında açılmış bir dava var mı?

Bunları arayan var mı?

Öyle ya bunlar, 9.671 şehidimizin katilleri, 7.500 vatandaşımızın katlinden sorumlu şüpheliler…

Bunlar, Türkiye’nin 500 milyar dolarlık ekonomik kaynağını tüketen zararlılar!

Elbet aldıkları canların, verdikleri zararın bir hesabı olmalı…

Peki ya Osman Öcalan?

1992’de, Barzani bölgesi Hakurk alan sorumlusuydu.

Kod adı; Ferhat…

1992’de, Şemdinli’deki Alan, Aktütün ve Derecik karakollarına saldırdı, çıkan çatışmalarda onca terörist etkisiz hale getirilirken, 74 asker şehit düştü.

74 şehidimizin katili işte bu Osman Öcalan!

Hakkında açılmış dava var mı, yargılanıyor mu?

Elinde Türk Bayrağı taşıyanları yargılamaya kalkan hukuk, aracına ATATÜRK posteri astığı için ceza veren hukuk bu katilleri yargılıyor mu, bilmek istiyoruz.

Sadece bilmek istiyoruz, bu katiller için şimdiye kadar ne gibi adli işlemler yapılmış…

Bu soruları sormak ve bir cevap istemek hakkımızdır elbet!

Erdal Sarızeybek

/// ÖNEMLİ /// PKK’NIN DEVLETİ ELE GEÇİRMESİNİ ÖNLEMEK İÇİN TÜRK VATANDAŞININ YA PMASI GEREKENLER

MUTLAKA İZLEYİN VE İZLETİN !!!

***

VİDEO LİNK :

TERÖR : Türk Ordusu PKK’ya Karşı Operasyonları Durdurabilir mi ?

Diyorlar ki “AKP hükümeti Valilere talimat vermiş, askeri birliklerin PKK’ya karşı operasyonlarını durdurun” demiş!

AKP bu, yapar ya da yapmıştır, gerçeği bilmiyoruz. Ama bildiğimiz şu ki hükümet de olsanız, varsa eğer böylesi bir emir veremezsiniz, anayasal suçtur bu. Diyelim ki verdiler, bu durumda Garnizon Komutanları il valilerine “PKK varlığı ve buna karşı operasyon” taleplerini yapar, vali isterse izin vermesin, suçlu duruma düşer ve gün gelir yargılanır.

O halde çağrımızdır; tüm Garnizon Komutanlıkları bölgesindeki valililere resmi yazı ile operasyon gereklerini bildirmeli, izin verilmiyorsa eğer, bu belgeler kamuoyuna açıklanmalıdır. Görelim bakalım hangi Vali böylesi bir işe cüret edebilecektir!

Sadece bu değil!

Valilerle askeri birliklerin kullanılması arasındaki ilişkiyi düzenleyen 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu’dur. Buna göre Valiler askeri birliklerden yardım istemeyebilir, kendi yetkisindedir bu. Ancak bu kanunda geçen askeri birlik Kara Kuvvetleri birlikleridir jandarma değil. Yani Valiler jandarmaya “PKK’lı teröristleri yakalamayın” diye emir veremez!

2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu’nun 13ncü madde hükmü gereğince jandarma “Suçüstü hâlinde veya gecikmesinde sakınca bulunan diğer hâllerde suç işlendiğine veya suça teşebbüs edildiğine dair haklarında kuvvetli iz, eser, emare veya delil bulunan şüphelileri, YAKALAR”. Jandarmanın kanundan doğan bu vazifesini yapmayı ne Vali ne Savcı engelleyebilir yani İç Güvenlik Jandarmasının gazetelerde sıkça gördüğümüz eli silahlı PKK’lıları yakalamak için kimseden izin almasına gerek yoktur.

O halde çağrımızdır; iç güvenlik jandarma komutanları Vali ve savcılardan bağımsız olarak dağda kırda dolaşan bu eli silahlı PKK terör örgütü militanları yakalamak için topyekün bir operasyonu başlatmalıdır. Görelim bakalım hangi Vali hangi Savcı jandarmayı durdurabilecektir, kanundan üstün kim vardır ki bu ülkede!

Jandarma Genel Komutanlığı bu operasyonlara destek vermek istiyorsa eğer, komando birliklerini İç Güvenlik Jandarması emrine vermeli ve bu şekilde operasyonu askeri değil iç güvenlik şekline dönüştürmelidir.

Genelkurmay Başkanlığı da bu operasyonlara ayrıca destek vermek istiyorsa eğer, o da Genelkurmay Özel Harekat Birliklerini İç Güvenlik Jandarması emrine vererek bu operasyonların 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu çerçevesinde Vali yönetiminde değil, 2559 Sayılı PVSK çerçevesinde bağımsız olarak yapılmasını sağlamalıdır.

AKP hükümeti ne kadar PKK ile ittifak kurarsa kursun, ne kadar askeri operasyonları durdurmaya çalışırsa çalışsın, bu ülkede Türkiye Cumhuriyeti Jandarması vardır ve jandarmanın kanundan aldığı vazifelerini yapmasının önüne kimse geçemez! Yeter ki makam, mevki ve yetki sahibi insanlarımız vazifelerini yapmamak için AKP’nin gölgesine sığınmasın, vazifeyi ihmale sürükleyen bir gerekçe kendine bulmasın!

Bu vatanı sevmek kolay değildir, feda ister, cefa ister, zorluklarla mücadele azim ve kararlılığı ister, unutulmasın ki “Vatanını en çok seven, vazifesini en iyi yapandır!”

Dolayısıyla vazifeyi ihmalin hiçbir gerekçesi olamaz ve hiçbir kimse yetkili ve görevli bir makamı asli vazifesini görmezden gelmeye sürükleyemez! Bu ülkede anayasa vardır, kanunlar vardır ve kimse kanundan üstün değildir!

Kaldı ki bu ülkede hiçbir makam suçlularının yakalanmaması için emir veremez, bu emri veren için de suçtur, yapan için de suçtur!

AKP hükümeti demek bu ülkede her şey demek değildir, anayasamızın güç verdiği demokratik savunma mekanizması her hal ve şartta çalışır, işler, döner ve hükümet de olsa, devlet ve milletimizin varlığı ve bekası için ortaya konulmuş olan bu mekanizmayı durdurmaya kimsenin gücü yetmez!

Erdal Sarızeybek

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: