Etiket arşivi: Gizli tanık

ERGENEKON DAVASI /// GİZLİ TANIK YILDIZ : EMİNE HANIMIN KASETİ VAR

Ca­mus “Ve­ba­” ese­rin­de; ye­nil­gi al­tın­da ezil­di­ği için dü­şün­me ye­ti­si­ni ve si­ya­si ze­ka­sı­nı kay­be­den ay­dın­la­rı an­la­tır.

Ca­mus san­ki “bi­zim ma­hal­le­”nin es­ki sol­cu­la­rı­nı yaz­mış­tı.

Bun­lar­dan bi­ri Oya Bay­dar!..

Son ma­ka­le­sin­de şöy­le di­yor:

“Bu­gün var­dı­ğı­mız nok­ta­da, suç­tan eli­ni yı­ka­mak için bu da­va­la­rın Ce­ma­at’­in or­du­ya kur­du­ğu kum­pas ol­du­ğu­nu ye­ni keş­fe­dip (!) ilan eden AK­P’­nin ve ka­lem­şör­le­ri­nin kat­kı­la­rıy­la; dar­be plan­la­yan­la­rı, de­mok­ra­si­ye mü­da­ha­le te­şeb­bü­sün­de bu­lu­nan­la­rı, da­ha da öte­si bu amaç­la ci­na­yet­le­re va­ran pro­vo­kas­yon­la­ra baş­vu­ran­la­rı, ger­çek Er­ge­ne­kon­cu-ulu­sal­cı odak­la­rın da el bir­li­ği ile ne­re­dey­se ak­la­ma yo­lun­da­yız. Ya­rın kar­şı­mı­za mağ­dur kah­ra­man­lar ola­rak çı­kar­lar­sa şaş­ma­mak ge­rek.” (5.2.2014, T24)

Ya­zı­yı oku­yun­ca ak­lı­ma şu so­ru gel­di:

“Ne­re­den bi­li­yor­sun?”

Evet Oya Bay­dar; dar­be plan­la­rı­nı ve bu amaç­la ci­na­yet­le­re va­ran pro­vo­kas­yon­la­rı ne­re­den bi­li­yor­sun?

İd­di­ana­me­le­ri mi oku­dun?

Du­ruş­ma­la­rı mı ta­kip et­tin?

Mah­ke­me tu­ta­nak­la­rı­nı mı oku­dun?

Ce­za­evin­de ya­zı­lan ki­tap­la­rı mı oku­dun?

Hiç­bi­ri­ni yap­ma­dın.

O hal­de, “dar­be gi­ri­şim­le­ri­ni ve si­ya­si ci­na­yet­le­ri­” ne­re­den bi­li­yor­sun?

Bir tek kay­na­ğın var; bir dö­nem ça­lış­tı­ğın Ta­raf ga­ze­te­si!

İyi de, on­lar şim­di ken­di ara­la­rın­da tar­tı­şı­yor.

Bir­bir­le­ri­ne “Kul­la­nış­lı ap­ta­l” di­yor.

Ye­ni ve es­ki Ta­raf­çı­lar; bir dö­nem at­tık­la­rı man­şet­le­rin ve ha­ber­le­rin ya­lan çık­ma­sı üze­ri­ne bu­gün, “sen kul­la­nıl­dın, ha­yır sen kul­la­nıl­dı­n” di­ye su­çu bir­bi­ri­nin üze­ri­ne atar­ken, Oya

Bay­dar ha­la na­sıl bu ka­dar emin ola­bi­li­yor?

Er­ge­ne­kon da­va­sı­nın es­ki baş­ka­nı ha­kim Kök­sal Şen­gün “Er­ge­ne­kon di­ye ör­güt yo­k” di­yor. Oya Bay­dar “ha­yır va­r” di­yor!

De­mek bir bil­di­ği var. Ne bi­li­yor­sa açık­la­ma­lı­dır.

Hat­ta ta­nık­lık yap­ma­lı­dır. Çün­kü ih­ti­yaç var. Na­sıl mı?..

“E­mi­ne Ha­nı­m’­ın ka­seti va­r”

Er­ge­ne­kon da­va­sın­da 60 giz­li ta­nık var­dı. Mah­ke­me 44 giz­li ta­nı­ğın din­len­me­si­ne ka­rar ver­di. 31 giz­li ta­nık din­len­di ve son­ra mah­ke­me di­ğer­le­ri­ni din­le­me­me ka­ra­rı ver­di.

Çün­kü ta­nık­lar, “Er­ge­ne­ko­n” ad­lı bir ör­güt­ten Oya Bay­dar ka­dar emin de­ğil­di:

Giz­li ta­nık Hu­zur: “Er­ge­ne­ko­n’­u ba­sın­dan duy­dum.” (cel­se no:257)

Giz­li ta­nık 17: “Er­ge­ne­ko­n’­u ben ilk de­fa ga­ze­te­den oku­dum; bir de Me­tal Fır­tı­na ki­ta­bın­dan. Er­ge­ne­ko­n’­u bi­li­yo­rum de­sem ya­lan olur.” (c no: 207)

Giz­li ta­nık Ak­de­niz: “Bu­nun adı Er­ge­ne­ko­n’­dur, bu­nun adı baş­ka bir şey­dir bil­mi­yo­rum, ben Er­ge­ne­ko­n’­u bil­mi­yo­rum.” (c no: 181)

Giz­li ta­nık Ya­vuz: “Er­ge­ne­kon şu­dur ben an­la­mam öy­le şey­ler­den.” (c no: 179)

Giz­li ta­nık Efe: “Er­ge­ne­kon mer­ge­ne­kon ne­dir bil­mi­yo­rum. O si­zin tak­di­ri­niz efen­dim.” (c no:18)

Giz­li ta­nık Kıs­kaç: “Ben Er­ge­ne­kon di­ye bir ör­güt duy­ma­dım, po­lis söy­le­di.” (c no: 215)

Giz­li ta­nık Sel­çuk: “Her­han­gi bir bel­ge­si bil­gi­si­ne sa­hip de­ği­lim efen­dim. Le­vent Er­sö­z’­ün, Tur­gut Öza­l’­ı ka­rı­sı Sem­ra Öza­l’­a ze­hir­let­ti­ği­ni duy­dum.” (c no: 248)

Giz­li ta­nık Yıl­dız: “Em­ni­yet ça­ğır­ma­sa ta­nık ol­maz­dım. Ben duy­du­ğu­mu yaz­dır­dım, po­lis sa­de­ce isim­le­ri söy­le­di. Pa­pa Tür­ki­ye­’ye gel­di­ğin­de Bü­lent Arınç, Emi­ne Er­do­ğan ile Er­gün Poy­ra­z’­ı bu­luş­tur­muş. Emi­ne Ha­nım, ‘ni­çin biz­le uğ­ra­şı­yor­sun, biz sa­na ne yap­tık de­miş.’ Par­don Bü­lent Arınç bu­luş­tur­ma­mış, Bü­lent Arın­ç’­ta ka­set var­mış. Bü­lent Arın­ç’­ın bil­di­ği in­san­lar çek­miş­ler, bu be­nim man­tı­ğım. Tay­yi­p’­i bu ka­set­le yı­ka­cak.” (c no: 210)

Giz­li ta­nık Mart: “Er­tuğ­rul Öz­kök yön­len­di­ri­yor.” (c no:253)

Uzat­ma­ya­yım, der­dim baş­ka… (Ga­ze­te­ci­ler Hik­met Çi­çe­k’­in “Er­ge­ne­kon Ter­ti­bin­de Giz­li Ta­nık­la­r” ve İl­han Taş­cı­’nın “Giz­li Ta­nı­dı­k” ki­tap­la­rı­nı oku­ma­nı­zı öne­ri­rim, bol kah­ka­ha ata­cak­sı­nız. Bi­ri­ni ya­za­yım: Giz­li ta­nık Mun­zu­r’­a avu­kat so­rar, “Siz hır­sız­lık­tan ce­za­evi­ne gir­di­niz mi?” Ya­nı­tı şu olur: “O be­nim özel ha­ya­tım!”)

Hu­ra­fe­ci Dö­nek

Gö­rü­nen şu:

Giz­li ta­nık­la­rın bil­me­di­ği Er­ge­ne­ko­n’­u Oya Bay­dar bi­li­yor.

Er­ge­ne­kon mah­ke­me­si 13’ün­cü Ağır Ce­za, 6 ay­dır ge­rek­çe­li ka­ra­rı ya­za­mı­yor.

Özel du­ruş­ma ya­pıp Oya Bay­da­r’­ı ça­ğı­rıp din­le­sin­ler; bak­sa­nı­za ne ka­dar emin!

Tra­ji­ko­mik şa­ka bir ya­na…

Oya Bay­dar­lar ne ya­zık ki bu acı­lı sü­reç­te hiç iyi sı­nav ver­me­di. Bü­yük komp­lo­nun par­ça­sı ol­du­lar.

Tez­ga­hı gör­me­me­le­ri­nin se­be­bi var, si­ya­si-teo­rik kör­lük!

Obs­kü­ran­tizm kav­ra­mı­nı bi­lir mi­si­niz:

Ka­ran­lık­çı­lık, de­mek­tir.

İn­san­lı­ğın bü­yük yı­kım­la­rın­dan son­ra; bil­gi-ger­çek­lik öne­mi­ni kay­be­der; “i­nan­ma­” ih­ti­ya­cı dı­şa vu­rur. Ve hu­ra­fe­ye ina­nır.

Bu dö­nem­de dog­ma­tizm, akıl dı­şı­lık her ala­na si­ra­yet eder; ira­de­si za­yıf olan­lar ya­şar­ken çü­rür, si­ya­se­ten ölür.

Böy­le dö­nem­ler­de sa­de­ce in­sa­nın ru­hun­da­ki soy­lu­lu­ğu onun düş­me­si­ni ön­ler.

Bir gün…

Si­liv­ri Ce­za­evi­’n­de avu­kat gö­rüş­me­sin­den dö­ner­ken ko­ri­dor­da Do­ğu Pe­rin­çe­k’­e rast gel­dim. “A­ğa­be­y” de­dim, “Be­ni en çok Ha­lil Berk­ta­y’­ın ca­hil­li­ği şa­şır­tı­yor. Oy­sa dün bil­gi­siy­le he­pi­mi­zin hay­ran­lı­ğı­nı ka­zan­mış­tı. Ne ol­du da bu­gün böy­le­si­ne yü­zey­sel, çiğ söz­ler sarf edi­yor?”

Do­ğu Pe­rin­çek gü­lüm­se­di, “dö­nek dön­dü­ğü an tüm bil­dik­le­ri­ni re­set­ler, ya­ni bil­gi­si­ni sı­fır­lar.”

Ha­lil Berk­tay bu ne­den­le dü­şün­sel ka­li­te­si­ni kay­be­dip va­sat­laş­mış­tı.

Tıp­kı Oya Bay­dar gi­bi…

Not: Ço­ğu ki­şi ne­den Oya Bay­da­r’­ı önem­se­yip ya­nıt ver­di­ği­mi ya­zıp-söy­le­ye­cek­tir. Lars Von Tri­er’­in “Dog­vil­le­” fil­min­de şöy­le bir ko­nuş­ma var­dı:

“A­sıl ki­bir­li­lik; in­sa­nın

ken­di­ne gö­re da­ha bil­gi­siz say­dı­ğı ki­şi­le­rin yan­lış­la­rı­na hoş­gö­rüy­le bak­ma­sı, bun­la­rı dü­zelt­me­den an­la­yış­la kar­şı­la­ma­sı­dır.”

Odatv.com

ERGENEKON DAVASI : Gizli tanık “Dilovası”nın kimliğinin açıklamasıyla ilgili dava

İSTANBUL (AA) – Ergenekon davasının gizli tanığı "Dilovası"nın kimliğini açıklaması sebebiyle açılan davanın görülmesine başlandı.

Silivri 3. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, Ergenekon davasından tutuklu sanıklar emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile Perinçek’in avukatı Mehmet Nuri Aytekin katıldı.

Kimlik tespitinin yapılması ve iddianamenin okunmasının ardından savunmasını yapan sanık Doğu Perinçek, suçlamayı kabul etmediğini söyledi.

Ergenekon davasının gizli tanığı "Dilovası"nın gerçek adını yazılı basından öğrendiğini ifade eden Perinçek, sol bir terör örgütüne mensup olan tanığın, Türkiye aleyhine çeşitli eylemlerde bulunduğunu iddia etti.

Tanığın isminin, Ergenekon davasında zikredildiğini kaydeden Perinçek, duruşma tutanaklarını ve görüntülerin mahkemeye gönderilmesini talep etti.

Perinçek, "Savunma yaptığım tarih olan 27 Ocak 2009’dan yaklaşık 3,5 sene sonra kasıtlı olarak hakkımızda suç duyurusunda bulunulmuştur. Bir suç söz konusuysa, beklenmeksizin derhal yerine getirilmesi gerekirdi. Suç duyurusunun iyiniyetten yoksun olduğunu düşünüyorum" dedi.

Perinçek’in avukatı Mehmet Nuri Aytekin, gizli tanığın kimliğine ilgililer dışında ulaşılamayacağını ifade ederek, "Ortada işlenemez bir suç vardır. Doğu Perinçek’in yargılandığı dava dosyasının 43. celseden önceki celselerde de gizli tanığın ismi zikredilmiştir. Dolayısıyla bir suç varsa bu celsede de işlenmiştir. Müvekkilimin savunmasının alındığı 43. celseden geriye doğru 42 celsenin duruşma tutanaklarının incelenmesini istiyoruz" diye konuştu.

Aytekin, gizli tanığın kimliğinin açıklanmasının bir kere suç oluşturabileceğini, daha sonradan gizli tanığın isminin zikredilmesinin suç oluşturmayacağını söyledi.

Sanık Veli Küçük ise davadan dün haberini olduğunu belirterek, savunma hazırlamak için süre istedi.

Ergenekon dava dosyasının görüntülü duruşma kayıtlarının gönderilmesini isteyen mahkeme, savunması için sanık Veli Küçük’e de süre vererek, duruşmayı erteledi.

ERGENEKON DAVASI /// Hanefi Avcı : Cezaevine polis sokup, gizli tanık olmayı teklif ediyorlar

İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Odatv duruşmasına, Ergenekon davasının tutuklu sanığı Hanefi Avcı’nın sözleri damga vurdu.

Ahmet Şık, Nedim Şener, Soner Yalçın gibi gazetecilerin gözaltına alınıp tutuklanmasıyla kamuoyunda büyük yankı uyandıran, Prof. Dr. Yalçın Küçük ve eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın halen tutuklu olduğu ‘Odatv Davası’nın görülmesine bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülüyor.

İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davayı, CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Ümit Gürtuna, Gazeteciler Federasyonu (EFJ) temsilcisi Barry White, Avrupa Parlamentosu Milletvekili Patrick Le Hyaric, Fransız Komünist Partisi yöneticileri Danièlle LeBail ile Sylvie Jan ve Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) ile Fransız Gazeteciler Sendikası yöneticisi Patrick Kamenka da takip ediyor.

Duruşmanın başlamasından hemen sonra söz alan eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, sözlerine, “Bu davada benim yargılanmamın tek sebebi yazdığım kitaptır. Bu davanın sahte delillerle yürütüldüğünü arz edeceğim” diyerek başladı.

"Bu ülkede kimseye kitap yazdığı için örgüt mensubu suçlaması yapılmadı. Örgüt mensupları ve liderleri dahi kitap yazdı ancak buna suçlama getirilmedi” diyen Avcı, “Wikileaks ve Stratfor belgeleriyle, 7 Şubat darbesi denilen durumun” yazdıklarını doğruladığını öne sürdü.

Avcı, bilgisayarlara yapılan korsan saldırının bir sosyal mühendislik saldırısı olduğunu ve Emniyet’ten bazı isimlerin de bu sürece katıldığını öne sürerek, “Yazdığım kitapta adı geçen bir savcı benden şikayetçi olunca 8 yıllık HTS incelemesi yapmak istiyor. Mahkeme reddediyor. 8 yıllık yapamazsın deniyor. Ama buna rağmen savcı kendi yazı yazıp inceleme yaptırıp dosyaya koyuyor. Kimse de hesabını sormuyor" dedi.

Hanefi Avcı’nın en ilginç iddiası ise, bazı polislerin yasal olmayan şekilde cezaevine girdiğini ve sanıklara itirafçı olmayı teklif ettiğini öne sürmesi oldu:

“Davaya bakıyorsunuz polisler yasadışı şekilde cezaevine gidiyor ve sanığa gizli tanık olmayı teklif ediyor.

2009 yılında bir Ergenekon sanığına, daha Odatv davası yokken benim adımı soruyorlar. Peki bu hazırlık neden? Ben bu kitabı neden yazdım? Cemaat cemaat olsun sorun yok. Cemaat kendi mecrasında durmalı; bu yapılanlar ülkeyi felakete götürür.

Ama devleti yönlendirmek istiyorsa, dış politikayı yönlendirmek istiyorsa, polisi ve askeri yönlendirmek istiyorsa bu felakete götürür. Ülke felakete gider. Cemaat cemaatliğini bilmeli ve yerinde olmalı. Ama devletin içerisine girerse halkın devlete güveni kalmaz. Çok şikayetçi görünüyor olabilirim. Ama içim rahat. Ne mutlu ki iftira atanlardan olmadım iftiraya uğrayan oldum. Bir gün bu iftiraları atanlar, bu sahte delilleri yaratanlar da konuşacak, emin olun onlar da itiraf edecekler. Artık biri çıkıp Emniyet’i cemaate teslim ettik öbürü kaç valisi var diyor.”

YALÇIN KÜÇÜK: BU İDDİANAMEYİ ÇIRAKLAR YAZDI

Hanefi Avcı’nın savunmasının ardından söz alan Yalçın Küçük, “Ben sizin bir meselenizim, beni yargılayacaksınız. Başka işiniz varsa o devletle işiniz, beni yargılayacaksınız” diyerek savunmasına başladı.

Küçük, savunmasının ilk cümlelerini İngilizce tekrar tekrar etti ve ardından diğer sanıklardan Coşkun Musluk’a sorular sordu. Hapishanede koğuşta Işık Koşaner’in istifasını bir gün önceden bildiğini, bunu elindeki deftere kayıt ettiğini söyleyen Yalçın Küçük, bu konuda Coşkun Musluk’tan teyit aldı.

Avukatına, “Ergenekon davasının savcısı Zekeriya Öz’ün görevden alınacağını önceden bildiğini” de doğrulatan Küçük, eski Mahkeme Başkanı Resul Çakır’ın Yargıtay’a gideceğini önceden bildiğini de söyledi.

Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Ekinci, “Sıra bize geldi galiba" dedi ve salonda gülüşmeler yaşandı. Yalçın Küçük ise "Sizin için başka bir maruzatım var" diyerek sözlerine şöyle devam etti:

"Bu iddianameyi savcılar yazmadı. Savcı Cihan Kansız’la ilgili soruşturma istiyoruz. Bir gün Kansız televizyona çıkıp yazmaya başlayacağız dedi, iddianame aynı gün çıktı. Bu iddianamenin çırak polisler tarafından yazıldığından kuşku yoktur.

Benim henüz polisin eline geçmeyen notlarım da var. Odatv davası bitti, Yalçın Küçük davası başladı. Ceza davaları mantık davalarıdır. Hangi ülkede bu kadar büyük bir yazar hala yargılanırken bir başkası tarafından yönetilir. Heyetinizin mantığı bunu kabul edebilir mi? Ben bu adamı (Soner Yalçın) yönetebilir miyim? Benim daha bugün Odatv’de yazım çıktı. Biz bu ülkenin 2 ünlü yazarıyız.”

SAVCI: TUTUKLULUKLARININ DEVAMINA

Odatv davasında verilen öğle arasının ardından sanık avukatları söz aldı. Avukatların tahliye taleplerinin alınmasının ardından ise mahkeme heyeti ara karar hakkındaki görüşünü almak için duruşma savcısına söz verdi. Duruşma savcısı ise tutuklu bulunan Hanefi Avcı ve Yalçın Küçük’ün tutukluluk hallerinin devamını, tahliye taleplerinin reddini istedi. Bunun üzerine mahkeme heyeti talepleri değerlendirmek üzere Odatv davasına ara verdi. Verilen aranın ardından mahkemenin tahliye taleplerine ilişkin ara kararını açıklaması bekleniyor.

Aranın ardından Hanefi Avcı ve Yalçın Küçük tahliye edildiler ancak başka suçtan tutuklulukları devam ettiğinden dolayı serbest bırakılmadılar.

ERZİNCAN ERGENEKONU DAVASI /// Binbaşı : Gizli Tanıklara Dokunan Yanıyor”

Sanık savunmalarının ardından söz alan pastahaneci Erdoğan kardeşlerin avukatı Mehmet Uysal, gizli tanık ‘Munzur’ ve ‘Ergan’ ile müvekkillerinin babaları arasında geçmişe dayalı arazi anlaşmazlığı olduğunu, bu nedenle iftira atıldığını ileri sürdü.

Sanık savunmalarının ardından söz alan pastahaneci Erdoğan kardeşlerin avukatı Mehmet Uysal, gizli tanık ‘Munzur‘ ve ‘Ergan’ ile müvekkillerinin babaları arasında geçmişe dayalı arazi anlaşmazlığı olduğunu, bu nedenle iftira atıldığını ileri sürdü. Taraf Gazetesi‘nde geçtiğimiz günlerde yayınlanan MGK kararının mahkemeye getirilmesini talep eden Avukat Mehmet Uysal, şunları söyledi:

"Dursun Çiçek’in dosyamızla irtibatının olduğu, Andıç ve İrtica ile mücadele eylem planı niteliğinde ayrı ayrı açılan ve Ergenekon davası ile birleşen bu dosyalarda ismi geçen Çiçek’in Erzincan‘da eylem planını faaliyete geçirdiği iddia edilmektedir. Geçtiğimiz günlerde gazetelerde 2004 yılına ait MGK kararı yayınlandı. Bu karar, irtica ile mücadele eylem planının yasal dayanağını oluşturmaktadır. MGK‘nın aldığı karar da suç belgesi kabul edilmelidir. Bu nedenle belgenin getirilmesini, ayrıca MGK kararının uygulanması talimatını içeren Başbakanlık talimatının da getirilmesini talep ederiz."

Mahkeme heyeti, avukat Mehmet Uysal‘ın talep ettiği MGK kararı ve uygulanması için Başbakanlıkça verilen talimatın istenmesi hususunun sanık savunmalarının tamamlandıktan sonra değerlendirilmesine karar verdi. Duruşma diğer 3 sanığın savunmasının alınması ve eksik hususların giderilmesi için 13 Ocak’a ertelendi.

‘AYMELEK ABLA, ERGENEKON’UN NAMUSU’

Mahkeme bitiminden sonra adliye sarayından çıkan 60 yaşındaki Aymelek Karabacak sanıklar ve yakınları tarafından ‘Aymelek abla Ergenekon’un namusu’ sloganı ile karşılandı. Aymelek Karabacak alkışlayanları alkışlayarak adliyeden ayrıldı. Adliye çıkışında açıklama yapan avukat Mehmet Uysal, "Bu dava, gizli tanık komplosunun açık bir örneğidir. Bu davada gizli tanıkların bildikleri, gördükleri, duydukları yani tanıklıkları değil suç örgütü torbasına bir figür olarak kullanmışlardır. Bir yargı mensubu olarak bir savunmacı olarak böyle davaların delilsiz, belgesiz açılıyor olması son derece düşündürücü ve üzücü" dedi.

TURGUT ÖZAL DAVASI : Gizli tanığın karışık numarası

ERGENEKON, Zirve Yayınevi cinayetleri soruşturmalarında, ‘gizli tanık’ sıfatıyla sansasyonel ifadeler veren, ‘Deniz Uygar’ kod adlı İlker Çınar’ın, gerçek nüfus ve ikamet bilgilerine ulaşılması amacıyla yapılan yazışmalar ortalığı karıştırdı.

9’uncu Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın öldürülmesi davasına bakan Ankara 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, “267…82” TC kimlik numaralı İlker Çınar’ın adresinin tespitini istedi. Emniyet, “Bu TC no’su, İlker Çınar’a değil İlker Tuncay’a aittir” yanıtını verdi. TC numarasının sahibi olan eski bakanlardan İlker Tuncay ise olayın ortaya çıkması üzerine yaklaşık 8 ay önce kimliğini kaybetmiş olduğunu söyledi. Karışıklığın teknik bir hatadan kaynaklandığı iddia edilse de konunun Özal davasının 9 Aralık Pazartesi günü yapılacak duruşmasında açıklığa kavuşması bekleniyor.

BEYANIYLA DAVA AÇILDI

İlker Çınar, Malatya Cumhuriyet Savcılığı’nda 4 Şubat 2012’de verdiği ifadede Levent Ersöz ve ekibinin Turgut Özal’ı zehirleterek öldürdüklerini iddia etmişti. Özal soruşturmasını yürüten savcı, bu beyana da yer veren bir iddianame hazırladı ve Levent Ersöz hakkında ‘ağırlaştırılmış ömür boyu hapis’ cezası istemiyle dava açıldı. Ankara 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, bu süreçte deşifre olan gizli tanık Çınar’ın, mahkemede ifade vermesi için işlem başlattı. Çınar’ın adres beyanı dikkate alınarak Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi’ne talimat yazıldı. Ancak Tarsus Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi, verilen adreste bu isimde bir şahsın yaşamadığını belirterek, talimat yazısını iade etti.

Bunun üzerine Ankara 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, İlker Çınar’ın adresinin tespiti için Tarsus Emniyet Müdürlüğü’ne 18 Eylül 2013 tarihinde bir talimat yazısı gönderdi. Tarsus Emniyet Müdürlüğü’nden gelen 4 Ekim 2013 tarihli cevap yazısında, “Bahse konu T.C. Numarası ve kimlik bilgileri bildirilen İlker Çınar isimli kişinin yapılan T.C. Kimlik No ile POL-NET kimlik paylaşım adres sorgu sisteminde yapılan sorgulamasında kişinin İlker Tuncay olduğu, bu kişinin U…sok. No. Ankara’ adresinde ikamet ettiği tespit edilmiştir” denildi. Emniyet’in yazısında, “Talimat evrakında adı geçen İlker Çınar ismi ile ilgili polis sorumluluk alanımızda yapılan araştırmalar neticesinde adı geçen şahsa ait herhangi bir açık adrese ulaşılamamıştır” bilgisi de yer aldı. 25 Mayıs 2012’de Malatya’da ifade veren Çınar’ın, TC kimlik numarasını “485…..78” olarak verirken, adresini de “Ergenekon Mah. …. sokak.. no… Tarsus” olarak beyan ettiği öğrenildi. Ankara’daki adrese gittiğimizde, burada ANAP döneminin bakanlarından İlker Tuncay’ın oturduğunu belirledik. Antalya’da tatilde olan Tuncay’a telefonla ulaştık. Tuncay, nüfus cüzdanını 7-8 ay önce kaybettiğini, gizli tanık olduğu belirtilen kişiyi tanımadığını, olaylarla bir ilgisi olmadığını söyledi. Levent Ersöz’ün avukatı Hulusi Coşkun, “Gizli tanık sahte tanık mıdır? Başkasına ait kimlikle mi ifade vermiştir” diyerek, konunun aydınlığa kavuşması için mahkeme kalemine gitti.

DELİL KABUL EDİLMEMELİ

Coşkun, görevlilerden, “Yazışmalarda teknik bir yanlışlık yapılmış olabilir” yanıtını aldı. Coşkun, Hürriyet’e, “Müvekkilim, ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanıyor. Gizli tanık ciddiye alınarak dava açıldıysa öncelikle mahkemenin bu şahsın gerçek kimliği konusunda kesin bilgiye sahip olması gerekir. Mahkeme kalemi, teknik bir hata yapıldığını söylüyor. Bunun açıklığa çıkması için 9 Aralık’ta mahkemede talepte bulunacağım. Bu kadar ciddi, cumhurbaşkanı eşinin iffetsizlik iddiasına yol açan, bir generalin onurunu konu eden davalar daha ciddi görülmelidir. Gizli tanık, bu olayda olduğu gibi kimliklerle, adaleti saptırmaktan başka iş görmüyorlar. Düzgün yargılama için gizli tanık beyanlarının delil kabul edilmesinden vazgeçilmelidir” dedi.

SANSASYONEL İFADELER

İlker Çınar, ifadelerinde Türkiye Ulusal Strateji ve Harekat Dairesi’nin (TUSHAD), Ergenekon örgütünün silahlı kanadı olduğunu, suikaste kurban giden savcı Doğan Öz cinayeti ile Zirve Yayınevi, Rahip Santoro ve Hrant Dink cinayetlerinin bu yapı tarafından gerçekleştirildiğini, Turgut Özal’ın da Levent Ersöz ve ekibi tarafından zehirlenerek öldürüldüğünü öne sürmüştü.

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: