Etiket arşivi: ERGENEKON FATİHİ

ERGENEKON FATİHİ (!) Şamil Tayyar’dan müthiş Mustafa Sarıgül iddiası

Şamil Tayyar, "Gazetecilere ‘kendinize dikkat edin, bundan sonra Erdoğan yok ben varım’ demiş Sarıgül." dedi ve şok iddialarda bulundu.

İNTERNET HABER – ÖZEL İÇERİK Ak Parti Gaziantep milletvekili Şamil Tayyar, Habertürk’te katıldığı programda hem gündeme dair soruları yorumladı hem de CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Sarıgül ile ilgili müthiş iddialarda bulundu.

"Global Ergenekon, Başbakan Erdoğansız bir Türkiye istiyor… NeoCon’lar Cemaati de kullanarak hükümete savaş açtı… Milletvekillerine istifa et baskısı yapılıyor" diyen Şamil Tayyar, "birileri Sarıgül’ün kulağına fısıldamış… Gazetecilere ‘kendinize dikkat edin, bundan sonra Erdoğan yok ben varım’ demiş Sarıgül." dedi.

İşte Şamil Tayyar’ın Habertürk’te anlattıkları:

GLOBAL ERGENEKON TÜRKİYE’YE MÜDAHALE EDİYOR

Dışarıda ve içeride büyümemizi istemeyenler Erdoğan’ı istemiyor. Global Ergenekon’un Türkiye ile problemleri devam ediyor. Başbakan Cumhurbaşkanlığı düşüncesinden vazgeçene kadar bu durum devam eder. AK Parti içinde de bazı arkadaşlarımızın kafasını bulandırıyorlar. Gerginlikten kurtulmanın yolu tekrar eski sisteme dönmek, anayasayı değiştirip, cumhurbaşkanını parlamento seçsin diyorlar… Allah korusun parlamentoda bir milletvekili borsası kurulur, 28 Şubat’tan daha ağır bir süreci yaşarız.

BANA DA GELDİLER, BAŞKA ARKADAŞLARA DA…

Ocak ayında yeni bir hükümet kurulması için baskı yapılıyordu. Bana da baskı yapılıyor. Herkese farklı şeyler söyleniyor. Bu hükümet gidecek, kavganın içinde olmayın, savaşın dışında kalırsanız sizin için iyi olur diyorlar. Bana allah var, kaset video filan gibi bir şeylerle gelmediler. Ama ekonomik krizde olanlara borçlarını ödemek önerisiyle ya da telefon konuşmalarıyla filan gidiliyor.

İSİM VERMEYEYİM AMA GELENLER CEMAATTEN Dİ

İsim vermeme doğru olmaz ama Hizmet hareketine yakın bazı isimler geldi teklif ve tehditler. Ben paralel yapı ile cemaatin kastedilmediğini düşünüyorum. NeoCon çetesi demiştim bu yüzden. Cemaat ile ilişkilendirme nedeni NeoCon çetesinin cemaatin de içine sızmış olmasına bağlıyorum. Türkiye ve dünyada bağlantılı olduğu isimler var. NeoCon çetesi de cemaatin üzerinden saldırıyor hükümete. Cemaat çete ile arasına mesafe koyamadığı için saldırının bir parçası haline geldi. Ben cemaat adına söz söyleyenlere yanlış bilgi verildiğini sanıyorum. Eğer Türkiye ve dünyayı doğru düzgün okuyabilirlerse araya mesafe koyarlar.

16 YIL ABD’DE YAŞAMANIN BİR BEDELİ VARDIR

Hocaefendi 16 yıldır ABD’de yaşıyor. Herkes bilir ki bu kadar süre orada kalıyorsanız, bir bedeli vardır. ABD ve İsrail’in esiri olduğunu söyleyenler de var kamuoyunda. Ben de en iyi yanıtın Türkiye’ye gelmesi olduğunu düşünüyorum. Başbakanımız da öyle düşünüyor bence.

17 ARALIK HÜKÜMETİ DE CEMAATİ DE TASFİYE ETMEK İÇİNDİ

Ben başından beri şunu söyledim. 17 aralık bir darbe girişimi ama cemaati de tasfiye etmek istiyorlar. Bunu yaparken de hizmet ile ak parti arasında bir çatışma yaratmak, Hizmet Hareketini tasfiye etmek, Ak Parti’yi de etkisizleştirmek… Bu kavga NeoCon çetesi üzerinden yürüdüğü için cemaat de tuzağa düştü. Bence İpler koptu, 30 mart’a kadar da bir barış, çözüm ortamı olmaz.

OCAK SONU, OLMADI ŞUBAT, O DA OLMADI MART

Kitlesel ölümlerin olduğu bir takım eylemler olabilir derken ben 2013 Mayıs ayıydı. 5. darbe koymuştum ismini. Arkasından Gezi Olayları patladı. Elimdeki bilgilerden ziyade Türkiye’yi okuduk. Zaman da bizi haklı çıkardı. Erdoğansız Türkiye projesini hayata geçirmek için her türlü enstrümanı kullanabilirler. 28 aralık’ta hükümetin istifası bekleniyordu. Şubat sonuna kadar benzer bir beklenti var. Seçimler öncesi Mart ayında sokaklar hareketlenecek. Olmazsa nisan ayında… Devleti de uyarıyorum. Çok önemli şahıslara yönelik suikastler yapılabilir. Malatya misyonerler cinayeti Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi yapılmıştı. Siyasetçi, sanatçı, devlet adamı olabilir. toplumda kaos oluşturacak her isim risk altında olabilir. Reyhanlı gibi sınır illerimizde bombalı eylemler planlanabilir. Herkesin dikkati olması gerekir. Geçmişte denendi. Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar kaotik ortam yaratmak isteyenler devam edecek. Temel hedef sayın başbakanı Cumhurbaşkanlığı seçimlerine girmemesi ve mümkünse siyaseti bırakması.

SARIGÜL GAZETECİLERE DEMİŞ Kİ

Onun yerine kimin geleceğini anlatan pek çok senaryo var. Değişik bir takım senaryolardan söz ediliyor ama bunları konuşmak erken. 30 marttan sonra iki önemli isim üzerinden neler yapılmak istendiğini göreceğiz. İsim söylemeyeyim. Ama Erdoğansız türkiye için sahaya sayın Cumhurbaşkanımızın ismi sahaya sürülmek isteniyor. Ama o bu operasyonun parçasıdır demek istemiyorum. Sen olabilirsin Türkiye’nin geleceğinde diyorlar. Siyasetçi olarak iki önemli aktör, Kılıçdaroğlu ve Sarıgül. Gazeteci arkadaşlarımıza "kendinize dikkat edin, bundan sonra Erdoğan yok ben varım" demiş Sarıgül. 2003 Ocak ayında 6 ay sonra biz geliyoruz demişti Bahçeli. 3 Kasımdan 2 ay sonra Baykal seçim geliyor demişti. Sonra darbe planları ortaya çıktı. Sarıgül ve Kılıçdaroğlu’nun kulağına birileri sanırım bir şey fısıldamış.

BAYRAKTAR’IN İSTİFASI DA ÖZRÜ DE…

Erdoğan Bayraktar, tez canlı bir isim. Milletvekilliği adaylığı zamanında da enteresan çıkışlar yapmıştı. CHP lideri kahraman demişti istifa edince. Ben karadenizli olarak heyecanlı davrandığını düşünüyorum.

ERGENEKON FATİHİ (!) Şamil Tayyar : Küçük ve Tolon’un tahliyesi vicdanları kanatır

AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, Ergenekon ve Balyoz gibi darbe davaları konusunda hükümetin üzerinde çalıştığı yeniden yargılama ve tutukluluk sürelerini indirme düzenlemesiyle ilgili endişelerini dile getirdi.

Ergenekon davasında yargılanan emekli generaller Veli Küçük ve Hurşit Tolon gibi isimlerin tahliyesine yol açacak düzenlemenin vicdanları kanatacağını belirten Tayyar, derin devletin yöneticilerine beraat yolunu açacak bir düzenlemenin ülkeye haksızlık olacağını söyledi.

Hükümet tarafından gündeme getirilen yeniden yargılama ve uzun tutukluluk süreleriyle ilgili düzenleme AK Parti’de rahatsızlığa yol açtı. AK Partili Tayyar, Habertürk TV’de katıldığı programda, bu çalışmaları değerlendirdi. Ergenekon ve Balyoz davalarında mağduriyet söz konusu ise siyaset kurumun sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti.

Tayyar, Balyoz davasında mağdur olduğunu düşünen isimlerle ilgili yeni deliller ortaya çıkması durumunda yeniden yargılama yapılabileceğini belirtti. Tayyar, yeni delil çıkması durumda yargılama yapılması için mevzuatın son derece uygun olduğuna işaret etti. “Ama bizim yapacağımız yasal düzenleme mağduriyetleri gidermek yerine herkesi herkes serbest bırakacak, beraat ettirecek anlayışla yapılırsa doğru bulmam. Bugün Ergenekon’da gözaltına alınan bizatihi derin devletin, kirli yapının yöneticisi olan, üyesi olan çok sayıda isim var. Bunlara beraat yolunu açacak bir düzenleme ülkeye haksızlık olur.”dedi.

Yeniden yargılamayla ilgili ne gibi düzenlemeye yapılacağını şu anda bilmediklerini aktaran

Tayyar, Evrensel hukuk bakımından bakıldığın uzun tutukluğu kimsenin savunmasının mümkün olmadığını vurguladı. Tayyar, “Bunu yaparken bazı katillerin salınmasına yol açacak düzenleme yaparsak bu da doğru değil. Açıkçası ben Veli Küçük, Hursit Tolon gibi bazı isimlerin tahliyesine yol açacak bir düzenlemenin de vicdanları kanatacağını düşünüyorum.” diye konuştu.

ERGENEKON FATİHİ (!) Şamil Tayyar’dan Son Söz’e özel çok önemli açıklamalar

Şamil Tayyar ‘Son Söz’ programında çok çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Her Salı saat 23.00’da Beyaz TV ekranlarında yayınlanan Erkan Tan’ın moderatörlüğünü yaptığı’Son Söz’ isimli programda AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar çok önemli açıklamalarda bulundu.

‘Sistem milletvekillerine askerdeki gibi ot yolduruyor’
Mevcut milletvekili ile ilgili değerlendirme yapan Tayyar, “Bazen hükümetler tasarı olarak değil kanun teklifi olarak getirilmesini yararlı olarak bulurlar. O nedenle bir milletvekili hazırlanmış bir metine imza atar. Arkasından diğerleri de bu metni imzalar. Aslında o da bir kanun tasarısıdır. HSYK da bir kanun tasarısıdır. 4+4 ile ilgili metinde bir kanun tasarısıdır. Her ne kadar teorik olarak baktığınızda kanun teklifi gibi gözükse de. Şimdi herkes elini vicdanına koysun. Hangi iktidar partisinin kaç tane kanun teklifi var? Yok. Ben 2 tane kanun teklifi verdim işe yaramadığını gördüm. Bir daha niye vereyim? Çünkü bir anlamı yok. Bazen grup yönetiminden hazırlarlar metinleri milletvekilleri imzalar ve verir. Sistem milletvekilini itibarsızlaştırmış milletvekilinin bir anlamı yok. Milletvekillerine sistem meşgul olsun diye askerdeki gibi ot yolduruyor.” dedi.

‘Memleketi siyasiler değil bürokratlar yönetiyor’
Türkiye’de hala bürokratik vesayet var. Çok ciddi bir şekilde bunu söylüyorum. Siyasetçiler ülkeyi yönettiklerini sanıyorlar ama ülkeyi bürokratlar yönetiyor çok açık…

‘Başbakan diktatör heveslisi olsaydı şu anki sistemi savunurdu’
Yetki bakımından Sayın Başbakan, Obama’dan çok daha güçlüdür. Eğer Sayın Başbakan diktatör heveslisi olsa sana yemin ederek söylüyorum başkanlık sistemini değil şimdiki sistemi savunur…

‘Birileri yanlış şeyler yaparsa buna evet diyemeyiz’
Fethullah Gülen’in önemli bir din adamı olduğunu belirten Tayyar, “Hizmetlerine rağmen birileri kalkıp bir siyasi operasyona kalkışıyorsa buna biz evet diyemeyiz.” dedi.

‘Neocon Çetesi Cemaat’i zehirliyor’
Ergenekon’la mücadele sürecinde istihbarat birimlerini etkin bir şekilde kullanırken yabancı istihbarat örgütleriyle tanıştılar. İstihbarat kirli bir iştir. Kim uğraşırsa uğraşsın kirletir. Kirli suda yüzmek gibidir. Bu tanışıklık bazılarının genetiğini bozdu. Farklı bir yapılanmaya gidildi. Ben Neocon Çetesi diye tarif ediyorum. Bu Neocon Çetesi Cemaat’i zehirliyor. Hizmete ait bütün kurumların savaşın parçası haline gelmesi bunun açık kanıtıdır. Samanyolu, Zaman Gazetesi, Bugün Gazetesi, Hoca Efendi’nin açıklamalarına baktığımızda Neocon Çetesi’nin burada kısmen başarılı olduğunu görüyoruz.

‘Ergenekoncuların bir kısmı AK Parti’ye, diğeri Cemaat’e yatırım yapıyor’
Ergenekon’un bir kısmı bize bir kısmı da Cemaat’e yatırım yapıyor. Yatırım yapmaya çalışıyor. Biz bu kavgayı derinleştirirsek bu çatışma ortamında biz kendi menfaatlerimize uygun çok önemli kazanımlar elde edebiliriz diyor. Nitekim de olmaya başladı. Bakın ne oluyor? Hard disk arızalı çıktı. Ne oldu peki? Sonra rapora imza atan birine bakıyorsunuz aynı adam daha önce “hiç bir problem yok” demiş. Şimdi diyor ki “Bunda hackleme var”. Peki, arada ne değişti?

‘AK Parti ve Cemaat’i bitirmek istiyorlar’
Bir dönem Ergenekon’un finansman ayağı olarak bilinen ya da kamuoyundaki genel algıya göre öyle zannedilen bazı sermaye çevreleri bir anda hizmetin savunucusu haline geldi. Ne oldu peki? Çünkü siz orada siyasi yapının etkisizleşmesi ve gücünü kaybetmesi adına onunla birlikte olmayı siyasiden doğru buluyorsunuz. Bu taraftan da belli bir kesimde AK Parti’nin içine sızmaya çalışarak buradan karşı tarafa bir saldırıya geçmeye başladılar. Sonuçta, çifte tavsiye operasyonu hızla ilerliyor. Ama şu anda ne olursa olsun iktidar partisi daha avantajlı. Hedef 28 Aralık’ta hükümetin istifası Ocak ayında yeni bir hükümetin kurulması.

‘CHP ile Cemaat arasında bir oy arayışı durumu mevcut’
Erkan Tan’ın “Cemaat CHP’ye mi oy verecek sizce?” sorusu üzerine Tayyar, “Cemaat adına söz sahibi olanların bir kısmı böyle bir arayış içerisinde. CHP ile Cemaat arasında bir seçim koalisyonu kurdurma gayreti içerisinde.

‘Cemaat Tabanının önemli bir kısmı AK Parti’ye oy verecektir’
Her ne kadar hesap ve niyet bu olsa da ben tabanın buna çok fazla itibar etmeyeceğini bir kısmının CHP’ye ve MHP’ye kayabileceğini ama önemli bir kısmının AK Parti’ye oy vereceğini düşünüyorum. Çünkü bizde sahadayız gidiyoruz, geliyoruz, konuşuyoruz. Yani AK Parti’ye oy vereceklerini düşünüyorum.

‘Ergenekon’dan korunmak için silah almak istiyorum ama alamıyorum’
Ergenekon’dan korunmak için silah almak istiyorum. Ama Ergenekoncuların bana açtığı davalardan dolayı silah alamıyorum. Bu kanunu biz çıkarmışız. İçişleri bakanlığına başvuru yaptım bununla alakalı bir kanuni düzenleme yapılacağını söylediler.

‘Geçmişte doğru işler yapanlar yanlış yola saptılarsa bunlara dur denir’
Bugün Ergenekon ve Balyoz’dan yargılanan subayların çoğu defalarca söyledim Doğu ve Güneydoğu’da bir dönem kahramandılar. Kahramanca mücadele ettiler belki yanlarında arkadaşları şehit oldu, gazi oldu. Mücadele verdiler. Peki, o kahramanlar bir gün bir çete mensubu haline gelmişlerse, kirli işlere bulaşmışsa “Siz kahramanlık yaptınız. Adam da öldürseniz, cinayette işleseniz yanınızdayız dememiz mi gerekiyor?

‘Zekeriya Öz kahramandı, benim kahramanım Dubai’de tatil yapmazdı’
Zekeriya Öz için geçmişte ben kahramanca işler yaptılar dedim. Doğrusu buydu. Ama şimdi kardeşim, benim kahramanım bir müteahhit firmanın parasıyla Dubai’de tatil yapmıyordu. Şimdi benim bunu sahiplenmem mi gerekiyor?

94’ten beri Melih Gökçek’e oy verdim
Ankara’da yaşıyorum. Ankara’yı çok iyi bilen birisiyim ve Melih Gökçek ilk defa 1994 yılında Büyükşehir’e aday oldu Refah Partisi’nden. Ben ilk defa o zaman oy verdim Refah Partisi’ne Melih Gökçek aday olduğu zaman ama ilçelerde vermedim. 1994’ten bu yana her seçimde de oy verdim. 94’te Melih Gökçek’in kazanacağı konusunda da bir gazeteci arkadaşımla iddiaya girdim.

‘Melih Gökçek Ankara’yı bir metropole dönüştürdü’
1982 Yılında üniversiteyi kazandığım yıl Ankara’ya geldim. O zamandan beri de Ankara’daki her değişimi iyi kötü yaşayan bir adamım. Geldiğimde Ankara’da sadece bir tane köprü vardı. O köprü Numune Hastanesi’nin altındaki Opera Köprüsü’dür. O da 1973 yılında Ekrem Barlas döneminde yapılmıştır. Bugün Ankara’da karşılaştığınız her köprü her kavşak ne kadar kavşak görüyorsanız hepsi Melih Gökçek dönemine aittir. Saten başka türlü siz üst üste 4 defa Büyükşehir seçimini kazanamazsınız.

‘Herkes MHP oylarının Mansur Yavaş’a gideceğini düşünüyor ama yanılıyor’
Rakamlar üzerinden bakalım. Yüzde 32 civarında CHP oy almış, yüzde 27’den MHP oy almış. Şimdi hesap şu deniyor ki, “MHP oylarıyla CHP oylarını üst üste koyduğunuz zaman yüzde 59 filan yapıyor. Koyuyorsunuz bir anda Mansur Yavaş seçimi açık farkla kazanıyor.” Şimdi CHP’nin ve MHP’nin ittifak yaptığını düşünün. MHP’nin tamamının CHP’ye oy verdiğini düşünün. O olağanüstü şartların maksimum oyu yüzde 59’dur. Yüzde 27 MHP’nin oyu değil. Bunun içerisinde merkez Sağ’dan hatta AK Parti tabanından bazı oylar vardır. Bugün MHP’nin yüzde 15 civarında ortalama oyu olduğunu kabul ederseniz. Yüzde 12 içerisinde AK Parti’nin ciddi bir oyu var. Melih Gökçek yüzde 39’la kazandı. AK Parti’den çözülen oylar buraya gitti. Herkes o yüzde 12’lik kısım doğrudan Mansur Yavaş üzerinden CHP’ye gider diye düşünüyor.

‘Başbakan Gökçek’e güvenini hemen aday yaparak göstermiştir’
17 Aralık Operasyonundan sonra AK Parti tabanında inanılmaz bir kenetlenme oldu. Melih Gökçek ilk açıklanan adaylardan birisidir. Sayın Başbakan kendisine güvenini bu şekilde tescilledi. Ben bu seçimde geçen seçimden farklı olarak Mansur Yavaş üzerinden MHP’ye giden AKP oylarının yeniden AKP’ye döneceğini düşünüyorum. Melih Gökçek Ankara’da seçim stratejisini sağlam temellere oturtursa eğer, ciddi hatalar yapmazlarsa açık farkla bu seçimi kazanır.

ERGENEKON FATİHİ (!) ŞAMİL TAYYAR : ERGENEKONCULARDAN KORUNMAK İÇİN SİLAH ALAMIYORUM

VİDEOYU BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.

ERGENEKON FATİHİ (!) ŞAMİL TAYYAR : Cemaatin İçinde Çete Var

AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, son zamanlarda yaşanan olayları değerlendirdi. Tayyar, "Cemaatin içine sızmış bir çete var" dedi.

AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, "Cemaatin içine sızmış bir çete var, ağırlıklı olarak emniyetçilerden, hukukçulardan ve medya mensuplarından oluşmuş. Bunlara finansman desteği sağlayan birileri var. Bize düşen görev, bunları deşifre etmek, cemaate düşen görev ise kendi omuzlarından ateş edilmesini önlemek" diye konuştu.
Tayyar, partisinin Antalya Kadın Kolları Başkanlığı tarafından Erdem Bayazıt Kültür Merkezi’nde düzenlenen gündeme ilişkin değerlendirme toplantısında yaptığı konuşmada, 30 Mart’ta yapılacak yerel seçimleri hatırlatarak, tüm partililerin özveriyle çalışmasını istedi.

ERGENEKON’DAN BOŞALAN YERE NEOCAN ÇETESİ OTURDU

Türkiye’nin Ergenekon ile mücadele ederken Ergenekon’dan boşalan yerlere ne olduğu ile ilgili bir çalışma yapılmadığını ifade eden Tayyar, Ergenekon’dan boşalan yerlere "Neocon çetesinin" oturduğunu öne sürdü.

Neocon çetesini cemaatin içine sızmış, uluslararası istihbarat örgütleriyle bağlantılı olduğunu belirten Tayyar, şunları söyledi:

"Cemaat ile Neocon çetesini aynı teraziye, kefeye koyarak tartmak doğru bir yaklaşım değildir. Belki içimizde de var. Kendi özgür iradesiyle hayır yapanlarla ya da cemaatin tabanıyla bizim hiçbir sorunumuz yok ancak o Neocon çetesi, meşruiyet kazanmak ve sürdürdüğü siyasi operasyonu etkili kılmak için cemaatin omzundan iktidar partisine, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne yaylım ateşi yapıyor.

CEMAATE DÜŞEN ÇOK ÖNEMLİ BİR GÖREV VAR

O zaman burada cemaate düşen çok önemli görev var. Omzunu oradan çekecek, Neocon çetesiyle arasına mesafe koyacak, onları sahiplenmeyecek ve siyasi operasyon karşısında meşruiyetini milletten alan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yanında yer alacak. Eğer bunu yapmaz ise o zaman Neocon çetesinin arkasında cemaatin olduğu ve siyasi operasyonu, bu darbe girişimini cemaatin yaptığını iddia edenlerin değirmenine su taşımış olursunuz.

CEMAATİN İÇİNE SIZMIŞ BİR ÇETE VAR

Buna da izin vermemek gerekir. Cemaat adına söz söyleyenlerin dikkat etmesi gereken şey bu. Cemaatin içine sızmış bir çete var, ağırlıklı olarak emniyetçilerden, hukukçulardan ve medya mensuplarından oluşmuş. Bunlara finansman desteği sağlayan birileri var. Bize düşen görev, bunları deşifre etmek, cemaate düşen görev ise kendi omuzlarından ateş edilmesini önlemek."

VİDEO /// ERGENEKON FATİHİ (!) Şamil Tayyar /// Zekariya Öz’e soruyorum : İddianamede Mustafa Sa rıgül neden yok ?

VİDEOYU BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.

/// AYDINLIK DERGİSİ, ERGENEKON FATİHİ (!) SAVCI ZEKERİYA ÖZ’ÜN MASKESİNİ DÜ ŞÜRDÜ /// BUYRUN HABERE ///

İşte Zekeriya Öz’ün bilinmeyen yılları..

Aydınlık Dergisi, bu haftaki yeni sayısında Ergenekon Savcısı aynı zamanda 17 Aralık operasyonunun başındayken görevden alınan Zekeriya Öz’ün bilinmeyen 4 yılını sayfalarına taşıdı.

Aydınlık, Zekeriya Öz’le ilgili yaptığı dosyada çok çarpıcı iddiaları gündeme getiriyor. Buna göre; Öz’ün ilk görev yeri bilinenin aksine Bitlis’in Mutki ilçesi değil. Dergi, Ergenekon Savcısı Öz’ün Aydın’ın Çine ilçesinden Mutki’ye sürgün edildiğini, söylüyor. Ve bunu da Resmi Gazete ile belgeliyor.

İşte Aydınlık’ta yayınlanan ve çok tartışılacak iddialar içeren o haber:

““İLK GÖREV YERİM MUTKİ” DİYOR, YALAN!

Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ün gizlenen 4 yılı!

Mutki’ye tayin olmadı, Çine’den sürgün gitti! Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz, Çine’deki meslektaşlarını çileden çıkardı, Çinelileri canından bezdirdi. Sonunda bir işadamı silahı çekip ensesine namluyu dayadı! Savcı Zekeriya Öz, kendisini iki buçuk saat rehin tutan işadamı Mehmet Ocak hakkında neden şikayetçi olmadı dersiniz…

Yıl 1994, Aydın ilimizin Çine ilçesi.

Savcı Zekeriya Öz, eşi ve çocuğuyla birlikte ilk görev yeri olan Çine’ye taşındı.

Yeni Savcı, önce, eşinin kara çarşafıyla Çinelilerinin dikkatini çekti. Savcı Öz’ün evine gelen misafirler ise haremlik ve selamlık olarak ayrılan odalarda konuk ediliyordu. Kadınlar haremlikte, erkekler selamlıkta… Savcı Zekeriya Öz halktan gelen tepkiler üzerine kara çarşafı çıkarttırıp eşine türban ve pardösü giydirdi.

Eşi kara çarşafı çıkardı ama Savcı Öz’ün adı Çine’de hiç gündemden düşmedi. Zira Savcı’nın adının karıştığı skandalın biri bitmeden diğeri başlıyordu.

KIDEMLİ SAVCIYA ÇİRKİN TEKLİF

Yıl 1995, Çine Adliyesi, Bütün adliyelerde olduğu gibi, faks ve adli sicil kaydı yaptıran yurttaşların ödediği paralar Çine Adliyesi’nde de Adaleti Güçlendirme Vakfı’na aktarılıyordu.

Zekeriya Öz, bir gün dönemin kıdemli savcısı Ayhan Uğurdan’ın kapısını çaldı.

Savcı Öz, Vakfa aktarılan paranın bir bölümünü “paylaşma” teklifinde bulunuyordu!

Kıdemli Savcı, çirkin teklife büyük tepki gösterdi. Kıdemli Savcı Ayhan Uğurdan, Zekeriya Öz’ü Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na şikayet etmeyi de ihmal etmedi. Sonunda hem Zekeriya Öz hem de Kıdemli Savcı Ayhan Uğurdan soruşturma geçirdi.

Zekeriya Öz, Çine’den Bitlis Mutki’ye sürüldü. Ayhan Uğurdan ise uğradığı haksızlığa dayanamayıp görevinden istifa etti.

Zekeriya Öz’ün vukuatları bununla bitmiyor. Hakkındaki soruşturma tamamlanıp sürgün cezası yiyene kadar Savcı Öz, yeni skandallarla Çine’yi sarsmaya devam etti…

SAVCI ÖZ, REHİN ALINIYOR

Yıl 1998, Çine girişlindeki Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Odası kıraathanesinin önü.

Savcı Öz, oğlu ve babasıyla birlikte oradan geçiyordu.

Mehmet Ocak adlı bir İşadamı, silahını çekip Savcı Öz’ün ensesine dayadı! İşadamı Ocak, Savcı Öz’ü kolundan tutup sürükleyerek kıraathaneye soktu. İşadamı Mehmet Ocak, kıraathanede bulunan Çinelileri dışarı çıkarırken, Savcı Öz’ün rehin aldığını bildirdi.

Çineliler eylemi hayretler içinde izliyorlardı. Zira, Mehmet Ocak, aynı yıl Çine vergi rekortmeni olmuş, Çinelilerin yakından tanıdığı bir işadamıydı!

Yirmi kadar polis kıraathanenin etrafını çevirdi, Ocak’a Savcıyı bırakmasını söylediler, bırakmadı…Daha sonra dönemin kaymakamı, savcısı ve komiseri araya girdiler İşadamı Mehmet Ocak yatıştırıldı…

Mehmet Ocak, tam iki buçuk saat Zekeriya Öz’ü rehin tutmuştu…

Olaya tanık olan Çineliler, ertesi gün gazetelerde bu haberi bulamadılar. Ne işadamı Ocak hakkında, ne de savcı Zekeriya Öz hakkında soruşturma açılmıştı. Bu durum Çinelilerin merakını daha da arttırdı.

Neden sonra öğrendiler ki savcı Zekeriya Öz, işadamı Mehmet Ocak’ı haraç vermeye zorluyordu. Savcı Öz, arabasının benzinini de yine Ocak’ın benzin istasyonundan bedava doldurtuyordu… Savcı Zekeriya Öz’ün kendisini iki buçuk saat rehin tutan işadamı Mehmet Ocak hakkında neden şikayetçi olmadığı da böyle anlaşılıyordu!

Ergenekon Savcısı’nın Çine skandallarını Aydınlık’a anlatan emniyet yetkilileri, işadamları, politikacılar ve yurttaşlar, “İşadamı Mehmet Ocak, haklı olarak isyan etti.” Diyorlar….

RESMİ GAZETEDE DE YAZILI

Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ün savcılıkta ilk dört yılı böyle geçti.

Fethullahçı medya tarafından titizlikle sürdürülen “İlk görev yerim Mutki” yalanıyla örtülmek istenen gerçekleri, böylece açığa çıkarmış oluyoruz.

Zekeriya Öz, Mutkiye’ye tayin olmadı, Çine’den sürgün gitti!

Mutki’nin Zekeriya Öz’ün ilk görev yeri olmadığı, Mutki’ye Çine’den gittiği, 2 Temmuz 1998 tarihli ve 23390 sayılı Resmi Gazete ‘de de yazılı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan atama kararlarının beşinci sayfasında şöyle yazıyor: “Mutki Cumhuriyet Savcısı 35837 Zekeriya Öz”.

ADALET BAKANLIĞI’NIN AYDINLIK’A YANITI

Aydınlık, 28 Temmuz’da Adalet Bakanlığı’na savcı Zekeriya Öz’ün “hangi tarihte, nerede göreve başladığını ve nerelerde görev yaptığını” sordu. Adalet Bakanlığı da “kamusal gizlilik ve kişisel gizlilik ve kişisel gizlilik sorularımızı yanıtsız bıraktı.

ÇİNELİLER: PARAYA ZAAFI VAR

Zekeriya Öz, adan 10 yıl geçmesine rağmen Çine’de adliye, polis ve işadamları çevreleri tarafından çok iyi tanınıyor.

Çineliler bu olayları Aydınlık’a anlatırken, Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz hakkında şu sıfatları kullanıyorlar:

-“Doğru adam değildir.”

-“Paraya zaafı vardır.”

-“Para Zekeriya Öz’ün her şeyidir!”

Çinelilerin anlattığına göre, Zekeriya Öz Çine savcısıyken kanuna aykırı olduğu halde ticaretle uğraştı. Merkezi Çine’de bulunan “İstanbullular Nakliyat” isimli bir firma ile araba alım satım işlerine girdi…

ATATÜRK’TEN “BETON KEMAL” DİYE SÖZ EDERDİ”

Öz, 1951’de Bulgaristan’dan Bursa’ya göç eden 8 çocuklu mutaassıp bir ailenin tek erkek çocuğu. 1968 doğumlu.

Teyze oğlu Seyfullah Vatansever, Zekeriya Öz’ün İmam Hatip (İHL)’te okuduğu yıllarda Fethullah tarikatı tarafından “devşirildiğini” anlatıyor. Zekeriya Öz, o yıllarda Fethullah Gülen’in finanse ettiği Yeşilırmak Dershanesinde eğitim gördü. Kurban Bayramı’ında vatandaşlardan kurban derileri toplar, Fethullahçıların vakfına verirdi.

Öz’ün çocukluğu ve gençliği, Bursa- Yalova-İstanbul hattında geçti.

Zekeriya Öz, 1997’de Hakimlik ve Savcılık Sınavı’nı kazandıktan sonra, Aktüel dergisine verdiği bilgiye göre, Bursa Barosu’ndaki kaydını sildirip 35837 sicil numarasıyla savcı oldu. Mutki’de 2 yıl görev yaptıktan sonra, Balıkesir Bigadiç’e atanıyor. 2004’ten sonra da İstanbul Ümraniye’ye ve sonra da Beşiktaş’ta eski adıyla Devlet Güvenlik Mahkemeleri, yeni adıyla özel yetkilendirilmiş Ağır Ceza Mahkemeleri’ne “özel olarak” tayin ediliyor.

Teyzesinin oğlu Seyfullah Vatansever, Zekeriya Öz için “Atatürk adını ağzına almaz, “beton Kemal” ifadesini kullanırdı…Savcı olduğunu duyunca çok şaşırdım. Hala da şaşkınım.”

ZEKERİYA ÖZ, BURSA BAROSU’NDAN ATILDI MI?

Zekeriya Öz, okulu bitirince Bursa Barosu’na kaydolur. Avukatlık stajını da Avukat Mustafa Noyan’ın yanında yapar. Bursa barosuna giriş tarihi 18 Şubat 1993. 18 Aralık 1997 tarihinde Baro’daki kaydı silinir. Ancak basının yazdığının aksine kendi isteğiyle değil, dönemin Bursa Baro’su başkanı eski milletvekili Av. Yahya Şimşek’in verdiği bilgiye göre “aidatlarını ödemediği gerekçesiyle.”

Zekeriya Öz’ün savcılık görevine başlama tarihi 1994, Bursa Barosu’ndaki kaydı ise 18.12.1997 tarihinde siliniyor. Buna göre Öz, üç yıl boyunca hem savcı hem de avukat. Yasalarımıza göre bir Cumhuriyet Savcısı’nın iki kimliği olamaz.

Ergenekon Savcısı, attığı her adımda bir skandal yaratmış!

BİGADİÇ’TE DE SORUŞTURMA GEÇİRDİ

Zekeriya Öz’ün, 2003 yılında görev yaptığı Bigadiç’te Balıkesir Barosu avukatlarından avukat Dilek Özkayıhan tarafından Adalet Bakanlığı’na şikayet edildiği de ortaya çıktı. Şikayet üzerine bakanlık müfettişleri olayı soruşturuyor ve Öz’ün cezalandırılması için rapor hazırlayıp dosyayı üst kurula gönderiyor. Ancak Zekeriya Öz, o dönemde çıkan disiplin affı ile ceza almaktan kurtuluyor.

Zekeriya Öz, 4 CIA ajanını Saka ile görüştürdü

Savcı Öz’ün Ergenekon’dan önce baktığı en önemli soruşturma, El Kaide’nin Avrupa, Türkiye, İran, Suriye, Pakistan sorumlusu “Louai Saka “davasıydı. Zekeriya Öz, İsrail gemisine saldırı hazırlığı yaparken yakalanan El Kaide’ci Saka hakkında hazırladığı iddianameyle dikkatleri üzerine çekti. Savcı Öz, HSBC Bank, İstanbul’daki İngiliz Başkonsolosluğu ve sinagogları bombalayan eylemciler Azad Ekinci ve Abdülkadir Karakuş’un Suriye’ye Sakka’nın yanına gittiğini belirledi. Öz, Sakka’ya müebbet hapis talep etti. Zekeriya Öz, eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri süikastiyle Sakka’nın bağlantısını araştıran Birleşmiş Milletler Soruşturma Komisyonu’na da bilgi verdi. Louai Sakka, ABD’deki ünlü ikiz kulelere yönelik büyük eylemi gerçekleştiren militanları Yalova’daki terörist kamplarında eğittiğini de daha sonra açıklamıştı.

Tarih:15 Kasım 2005. Yer: İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı. CIA uçağı Türkiye’ye Louai Sakka için geldi. Bu uçağın geliş nedeni sonradan ortaya çıktı.

Sakka’nın avukatı Osman Karahan’ın verdiği bilgiye göre, “4 CIA ajanı Kandıra F Tipi Cezaevi’nde Sakka ile görüştü.”CIA akanlarının cezaevine girişleri için izni veren de Savcı Zekeriya Öz.

Ayrıntıları Avukat Karahan’dan dinleyelim: “Uçak olayından önce 2 defa müvekkilimle görüşen yabancılar, Sakka’ya Suriye aleyhinde ifade vermesi halinde o dönemde havalimanında bekleyen uçakla dünyanın istediği yerine götürme vaadinde bulundular. İlk görüşmeden kısa bir süre sonra 2 si Türk 4 kişinin Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’nde görevli Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’den aldıkları yazılı bir belge ile cezaevine geldiler. Sakka ile 4 saat süren bir görüşme olmuş. Gelenlerden Türkçe konuşan 2’si kendilerini emniyet görevlisi olarak tanıtmış. Benzer önerileri sıralamışlar. Sakka, hiç konuşmayan diğer 2 kişiden şüphelenerek, “Bunlar Türk değil mi?” diye sormuş. Diğerleri “Onlar da Türk” diye cevaplamışlar. Ancak, bu kişilerin konuşmaları diğerlerinin kulağına aktardığını görünce sinirlenmiş “Bunlar CIA ajanı” diye bağırmış. Gerginlik yaşanması üzerine bu kişiler “ Seninle nasıl burada görüşüyorsak, gücümüzü biliyorsun. Ay’a da gitsen seni infaz ederiz’ diye tehdit etmişler.”

Aydınlık, 9 Aralık 2007’de “4 CIA Ajanı El Sakka’yla F Tipinde” görüştü başlığıyla çıkmıştı. Sakka’nın avukatı olayın tüm ayrıntılarını Aydınlık’a açıklamıştı.”

Kuşkusuz Aydınlık dergisinin, büyük iddialar içeren bu haberine Ergenekon savcısı Zekeriya Öz yanıt verecektir. Odatv.com, tarafsız habercilik anlayışı gereği bu açıklamalara da yer verecektir. Eğer iddialar doğru değilse olay mahkemeye intikal edecektir.

/// ERGENEKON FATİHİ (!) ŞAMİL TAYYAR KONUŞTU /// Şamil Tayyar : Ergenekon AKP’ye Sızm aya Çalışıyor ///

AKP Milletvekili Şamil Tayyar’ın, AKP’yi Ergenekon konusunda bir yıl önce uyardığı ortaya çıktı. Tayyar, Şubat 2013’te "Ergenekon AKP’ye sızmaya çalışıyor" demiş.

AKP Milletvekili Yalçın Akdoğan’ın "Orduya kumpas kurdular" sözü sonrası Ergenekon ve Balyoz gibi davaların yeniden yargılanması gündeme gelmişti.

Akdoğan’ın bu açıklaması sonrası Başbakan Erdoğan da Ergenekon ve Balyoz gibi davaların yeniden yargılanmasına sıcak baktığı ifade edilmiş ve hatta yeni Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a bu konuda talimat verdiği ortaya çıkmıştı.

Ergenekon ve Balyoz gibi darbe davalarının yeniden görülmesi tartışılırken, Ergenekon sürecinde yazılarıyla derin yapının deşifre edilmesinde önemli yazılar yazan AKP Milletvekili Şamil Tayyar’ın AKP’yi "Ergenekon AK Parti’ye sızmaya çalışıyor" diye bir yıl önce uyardığı ortaya çıktı.

Şamil Tayyar, Şubat 2013’teki açıklamasında, Ergenekon’un "AK Parti’yi kendine kalkan yaparak ya da AK Parti’nin içinde yer alarak varlığını koruma ve güçlendiği zaman siyasi idareyi alt etme mücadelesi içerisindedir.” demişti.

İşte Şamil Tayyar’ın bir yıl önce derin yapı ve Ergenekon’la ilgili açıklamaları;

“Yıllardır mücadele ettiğimiz o derin ve merkezi yapı, her ne kadar dizlerinin üzerine çökmüş gibi görünse de tümden yok edilmiş değildir. Eğer biz 12 Eylül Referandumuyla birlikte bu derin devletin tasfiye edildiğini düşünüp rehavete kapılırsak, yarın güç kaybettiğimiz anda bunlar bizim sırtımızda tepinirler. AK Parti’ye hayat hakkı tanımazlar.

Bu yeni süreci okuma konusunda genelde bir problem var. Sebebi ise şu; bu derin yapı 12 Eylül 2010 referandumuna kadar iktidar partisiyle, siyasi otoriteyle çatışarak ayakta kalacağını ve rakibini yok edeceğini zannediyordu. Referandumla beraber bunun mümkün olmadığını gördü. Şimdi yeni bir arayış içerisinde ve mücadele konseptini değiştirmektedir. Zannediyorum ki bizim arkadaşlarımızın bir kısmı derin devletin bu yeni konseptini yorumlamakta zorlanıyor. Bu yapı, yeni dönemde uzlaşarak ayakta kalmanın yolunu arıyor. Fakat bu teknik olarak çok da mümkün gözükmüyor. O zaman AK Parti’yi kendine kalkan yaparak ya da AK Parti’nin içinde yer alarak varlığını koruma ve güçlendiği zaman siyasi idareyi alt etme mücadelesi içerisindedir.

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: