Etiket arşivi: Deşifre

FETULLAH GÜLEN DOSYASI /// YENİ ŞAFAK’TAN MÜTHİŞ İDDİA : Türk Solu dergisinin paralel yapı bağlantısı deşifre oldu !

Türk Solu dergisi ile paralel yapılanmaya bağlı polislerin bağlantısı deşifre oldu. 17 Aralık komplosunun ardından görevden alınan polisler ile dergi yöneticileri Skype üzerinden temas kuruyor. Görüşmelerde paralel yapılanmanın Türk Solu’na talimatla yazı yazdırdığı belirlendi

Ergenekon soruşturması sırasında Ankara’da ‘Ordu Göreve’ pankartı açarak kamuoyu algısı oluşturan Türk Solu Dergisi ekibinin paralel yapıyla ilişkisi deşifre oldu. İstihbarat birimleri paralel yapıya mensup polisler ile Türk Solu yöneticilerinin ’22 kezden fazla olmak üzere’ Skype üzerinden defalarca iletişime geçtiği belirlendi. Bu temaslara paralel olarak Türk Solu yayın politikasında değişikliğe gitti. Dergi, hükümet darbesini hedef alan yolsuzluk kılıflı operasyonlarda paralel yapıya destek vermeye başladı.

ÇULHAOĞLU’NA SAVCI DESTEĞİ

Aydınlık grubundan ayrılarak ulusalcı solda yeni bir akım oluşturmaya çabalayan Gökçe Fırat Çulhaoğlu yaptığı sansasyonel, hakaret içerikli ve ırkçı yayınlara rağmen şu ana kadar herhangi bir hukuki yaptırıma maruz kalmadı. Ergenekon soruşturması sürecinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a silah hedefi doğrultulmuş bir kapak yayınlayan dergi özellikle Türkiye’de yaşayan Kürtlere de ırkçı propogandalara imza atmıştı. Son olarak 2013 Ekim’inde Başbakan’a ‘PKK Eşbaşkanı’ diyen ve Erdoğan’ı PKK yönetici olarak resmeden Türk Solu hakkında Başbakan’ın avukatları tarafından suç duyurusunda bulunulmuştu. Ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yayını düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirerek soruşturmaya takipsizlik verdiği öğrenildi.

YENİDEN YARGILAMAYA DA KARŞI

‘Ulusalcı-Sosyalist-Kemalist br çizgide’ olduğunu iddia eden dergi son günlerde Eegenekon ve Balyoz yargılamaları ile ilgili gündeme gelen yeniden yargılama konusunda açık bir karşı duruş sergilemeye başladı. Tayyip Erdoğan’ın Doğu Perinçek’e görev verdiğini iddia eden dergi, Perinçek’in dışarı çıkarılıp CHP’yi bölmek için görevlendirildiğini öne sürdü.

Talimatlar Skype’tan

Paralel devlet bağlantılı polis şeflerine yönelik yürütülen soruşturmada polisler ile Çulhaoğlu’nun irtibatları deşifre oldu. Güvenli olduğu gerekçesiyle Skype üzerinden yapışan çok sayıda görüşmede paralel yapılanmanın Türk Solu’na talimatla yazı yazdırdığı belirlendi.

İşçi Partisi içinde siyasi çalışmalar yapan Çulhaoğlu, MİT ajanı olduğu gerekçesiyle partiden kovulmuştu. İP macerasının ardından Türksolu isimli dergiyi çıkarmaya başlayan Çulhaoğlu, CHP’den de ‘teklif’ aldı. Çulhaoğlu bir dönem CHP içinde de bulunmuştu.

Cemaate destek istedi

Derginin sahibi Gökçe Fırat Çulhaoğlu son yaşananlarla ilgili ilginç bir yazı yazarak okuyucularına açıkça cemaatten yana tavır almalarını istedi. ‘AKP ile Cemaat’in savaşı, bu savaşın dışındaki güçleri taraf tutmak zorunda bırakıyor’ diyen, Çulhaoğlu şu ifadeleri kullandı: ‘Aslında tablo çok net. Türkiye’de iktidar devrilecek. Tayyip Erdoğan ne kadar dirense de, ne kadar hukuku ortadan kaldırsa da, baskı yapsa da, hile yapsa da yıkılacak! Çünkü ABD artık Tayyip’i istemiyor. Ergenekon tertibinde Türk Ordusu tek bir kurşun atmadan teslim oldu! Ama Cemaat gördünüz Tayyip’e savaşacak cesareti gösterdi. Ve neyi gösterdi bize? Demek ki bir savcı bile pek çok şeyi başarabilirmiş.’Alışverişimi Türk’ten yapıyorum param PKK’ya gitmiyor’ adında bir kampanya başlatan Çulhaoğlu’nun sahibi olduğu derginin eski Genel Yayın Müdürü Erkin Yurdakul 2003 yılında evinin penceresinden atlayarak intihar etmişti.

Cihat Arpacık / Yeni Şafak

YANDAŞ KALEM ALPER TAN : GENERALLER ÜST YAPI’YI DEŞİFRE EDERLERSE

Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan, Ergenekon Örgütü ve Paralel Yapı’nın arkasındaki gizli "Üst Yapı"yı analiz etti. Hapiste bulunan generallere önemli bir çağrıda bulundu. İşte Tan’ın o analizi:

17 Aralık başarısız darbe girişiminin deşifre olması ve devamında ortaya çıkan gelişmeler, toplumda göz açıcı bir etki oluşturdu. Daha önce halkın pek tahmin edemeyeceği çapraz ve çarpık ittifaklar görülür hale geldi. On yıllardır dini cemaatlere saldıran, her türlü hakareti yağdıran CHP, halkın seçtiği meşru hükümete darbe planlayan bir cemaat içine gizlenmiş uluslararası bağlantıları olan örgüte olağanüstü destek ve arka çıkmaya başladı. Anamuhalefet CHP, meşru seçimlerle yenemediği Ak Parti hükümetlerini daha önceleri asker ve Anayasa Mahkemesi eliyle devirip ara dönem iktidarı olmayı, yıkılmak üzere olan Kemalist vesayet düzenini bu şekilde idame ettirmeyi deniyordu. Ancak o dönemler artık mazide kaldı. CHP de bundan umudunu kesti. CHP gibi gizli ABD ve NATO özlemcilerinin, vesayetin devamı için sarıldıkları son çare Yeni Türkiye düşmanı CIA ve Neoconlar’ın güdümüne girmiş Paralel Yapı oldu.

Başbakan Erdoğan’ı yıllardır Ergenekon davasının savcısı şeklinde itham eden CHP yönetimi, Ergenekon savcılarının en büyük hamisi durumuna geldi. CHP, şimdilerde hem Ergenekon’a hem de Ergenekon davasının savcılarına ve hakimlerine sahip çıkmakla meşgul. Ama CHP’de değişmeyen tek bir şey var. Yeni Türkiye ve Ak Parti düşmanlığı.. Yasakçı vesayet düzenlerini sevme ve savunma refleksi de değişmedi. Beşşar Esad, Abdülfettah Sisi aşkı da bu sevdadan kaynaklanıyor. Çünkü CHP’nin Türkiye’de yapamadıklarını Esad Suriye’de, Sisi Mısır’da yapabiliyor.

Ergenekon savcılarını savunmaya başlayan CHP, Balyoz ve Ergenekon tutuklularını da cezadan kurtarmak istiyor. Bunun için doğru-yanlış bir sürü gerekçeye sığınıyor. Ancak CHP üst yönetimi ve uzantıları, inandırıcılıklarını o derece kaybetmiş durumdalar ki bazen doğru talepleri bile toplumun büyük kesiminden itibar görmüyor. Parti yönetimlerinin geleneksel hale gelen günübirlik manevraları, toplumdan kopuk, menfaatçi refleksleri kendi içinde çelişkili ve ikircikli politikaları partiye de ülkeye de zarar veriyor.

CHP bugünlerde Balyozcuları ve Ergenekoncuları kurtarmak için “Yeniden yargılama” düzenlemesine umut bağladı. Bu konuda artık toplumun daha net görmeye başladığı Paralel Yapı’nın sahte belge üretme işlemlerini öne sürüyor. Ne felaket bir tezat ki CHP aynı zamanda Paralel Yapı’nın da avukatlığını yapıyor. Darbeci Balyozcuları ve Ergenekoncuları demokrasi ve özgürlük kılıfıyla savunduğu gibi darbeci Paralel Yapı’yı da özgürlük ve demokrasi adına savunuyor. Buradan anlıyoruz ki CHP’nin derdi Balyozcuları, Ergenekoncuları ve Paralel Yapı’yı kurtarmak değil. CHP’nin esas amacı Türkiye’deki yasakçı vesayet düzenini sistematik olarak değiştirmekte olan Ak Parti hükümetini özellikle de onun liderini tasfiye etmek. Bu amaca ulaşmak için şeytanla bile ittifak yapmayı göze alan bir siyasi zihniyet var.

Balyozcular ve Ergenekoncular ne zaman kurtulabilir. Demokrasilerde elbette çareler vardır. Bunların kurtulmaları da mümkün olabilir. Ancak Balyoz ve Ergenekon hükümlüleri ve tutukluları, bugüne kadar esas hadisenin özüne hiç girmediler. Gerçeklerin etrafından dolaştılar. Yıllardır yazıyor ve söylüyoruz. Balyozcular da Ergenekoncular da karar verici değil, birer piyondular. Sadece uygulayıcı olarak görev yaptılar-yapmaya teşebbüs ettiler. Başaramadıkları için de kodese girdiler.

Balyoz ve Ergenekon’dan yargılananlar bu güne kadar kendilerine bu görevleri veren gizli “ÜST YAPI”dan hiç söz etmediler. O gizli yapının gün gelip bir şekilde kendilerini kurtaracağını umdular. Bu umudu hiç kaybetmediler. Koskoca generaller birbirlerini sattılar ama ABD-NATO’ya bağlı olarak Türkiye’yi vesayet altında tutan gizli “ÜST YAPI” bize bu görevi vermişti diye itiraf etmediler. Paralel yargının mensupları da bu realiteyi hiç gündeme taşımadılar. Aksine onlar da elbirliği ile bu gerçeğin üstünü itinayla örttüler.

Türkiye halkı, bu davaları bir “Derin Devlet Davası” zannetti. Ne yazık ki bu davalarla, esas Derin Devlet’in yani o gizli ÜST YAPI’nın sadece piyonları yargılandı. Olayların beyni olan ÜST YAPI kurtarıldı. İşin özü sistematik bir yöntemle halktan kaçırıldı. Gidişat öyle çığırından çıkarıldı ki Derin Devleti yargıladığı zannedilen yargı, Derin Devleti tasfiye etmek için çalışanları yargılama sürecine dönüştürülmek istendi.

Halkın Derin Devlet olarak bildiği gizemli ÜST YAPI ortaya çıkarsa, son olarak toplumun ve siyasetin gündemine oturan Paralel Yapı’yı da daha iyi anlarız. Çünkü Balyoz’un da Ergenekon’un da Paralel Yapı’nın da kontrol merkezi aynı yer. O karanlık merkezi deşifre etmeden Balyoz’a Ergenekon’a Paralel Yapı’ya ayrı ayrı şeylermiş mantığı ile bakarsak çok yanılırız.

Yeniden yargılanma konusunda içerdeki üst düzey generallerin yapmaları gereken en önemli iş, ikide bir oraya buraya dilekçe veya mülakat vermek yerine kendilerinin hapse girmelerine neden olan yasa dışı görevleri kimin, hangi odağın verdiğini itiraf etmek ve gizli ÜST YAPI’yı deşifre etmektir. Bunu yapmadıkları müddetçe cezaevinden çıksalar bile halkın vicdanında aklanamazlar, gönüllerde beraat edemezler.

Özellikle üst düzey generaller ABD-NATO güdümlü ÜST YAPI’yı deşifre ve itiraf ederek hem yeniden yargılanma konusunda kapıları açabilirler, hem de bugüne kadar bu ülkeye ihanet edenleri göstererek tarihe geçerler. Eğer onlar açıklamazlarsa bile bu gerçekler, yine ortaya çıkacak ve ihanet edenler listesine kendileri de yazılacak.

Balyoz ve Ergenekon nedeniyle cezaevinde olanlar için başka yollara umut bağlamak sadece zaman kaybı olabilir.

Alper TAN

06.02.2014

AKP MEDYASINDA SURİYE DOSYASI : Lawrence Sedat” deşifre oldu

473694.jpg

Lawrence Sedat” deşifre oldu!

Medya Gündem’den Erdem Yavuz, kendisine özel görev verilerek Türkiye’ye yollanan Lawrence Sedat’ın kirli ilişkilerini ve amacını deşifre etti.

İşte Erdem Yavuz’un kirli ilişkileri ve amacı deşifre ettiği o yazı

James Bond’dan sonra Dünya’da en meşhur İngiliz İstihbarat görevlisi Thomas Edward Lawrence’dır. İngiliz İstihbaratı, Lawrence 1916 yılında Arap yarım adasındaki milliyetçi hareketleri tespit etmesi ve raporlaması amacıyla Mekke’ye gönderdi ancak Lawrence, kıvrak zekasıyla Arapları, Osmanlı İmparatorluğuna karşı ayaklanmaları için organize ettiği gibi daha sonra reklamını yapmak amacıyla faaliyetlerini çeşitli gazetecilerle paylaşıp, İngiliz basınında abartısıyla büyük bir kahraman olarak ortaya çıktı.

Bizim Lawrence Sedat da böyle bir şey işte…

İngiliz İstihbarat Servisi desteğiyle çifte vatandaş olan ve Londra’da yaşayan Lawrence Sedat, Arapça’yı çok iyi konuşması, Coşkun Aral’ın kardeşi olması, Türkiye’de basın çevreleri tarafından tanın bir gazeteci olması sebebiyle, kendisine özel görev verilerek Türkiye’ye gönderildi.

Sedat’ın görevi, CHP içindeki derin yapının desteğiyle, Suriye’de savaşan radikal unsurlara, Türkiye’nin destek verdiğini delillendirmek, yani sahte delil yaratmak, sonucunda da Uluslararası ceza mahkemesinde Türkiye’nin ve Başbakan’ın yargılanmasını sağlamaktı.

Türkiye’ye yönelik yürütülen bu savaşta kim nerede aslında bir bakıp Sedat’ın görevinin önemini daha iyi anlayabiliriz;

Enerji alanındaki Rusya bağımlılığından çıkış arayan Türkiye’nin, Suriye ile yakınlaşması bir anda gergin bir ortama dönüştü, Rusya, Suriye’de ortamı kilitledi, BM’de Suriye devleti aleyhine hiç bir karar alınmamasını sağladı, Rusya Suriye’deki varlığını garantiye alıp Türkiye ve ABD’yi sıkıştırmak için Suriye konusunu İran’a bıraktı.

İran, Suriye’de belirleyici güç haline geldi, Hizbullah ve Devrim Muhafızların’dan binlerce silahlı askeri Suriye’ye göndererek Şam’ın düşmesini önledi ve El Kaide’ye karşı Dünya’yı savunan kahraman durumuna geldi.

Türk Hükümeti ise durumu fark edip farklı bir manevra yaptı, Kuzey Irak’tan alacağı petrol ile enerji bağımlılığını azaltmak için arasının açık olduğu Irak hükümeti ile masaya oturmak için uygun zemin aradığı bir anda Suriye’nin Türkiye’yi terörist güçlere destek vermesi şüphesiyle BM’ye şikayet ettiği ortaya çıktı.

Sedat’ı Lahey Adalet divanına somut deliler bulmasını sağlamak adına Türkiye’ye gönderip Suriye istihbaratı ile ilişkili CHP’lilerin desteğiyle çeşitli deliller yaratmasını istedi.

Diğer taraftan Kemal Kılıçdaroğlu’nun henüz varlığından haberdar olmadığı muhtemelen de hiç olmayacağı, CHP’nin idaresini elinde tutanlar, özel görevli Lawrence Sedat’a sıkıca sarılıp ellerinden gelen destekle Suriye Sınır hatlarında bir ufuk turu yaptırıp Suriye İstihbaratı’nın verdiği dokümanları, Türkiye karşıtı delil olarak sunmasını sağladılar.

Başbakan Lahey’de yargılansın diye Lawrence Sedat’ı görevlendiren İngilizler, Suriye istihbaratının desteğiyle belge temin etmeye çalışan CHP’liler, ülke karışsın diye gizli belgeleri ortaya saçanlar, casusluktan yargılanmasın da kim yargılansın.

Büyük resme bakmak gerekli, ince ince Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için çaba gösteren çıkar grupları ve bunlara destek veren hainler; Türkiye eski Türkiye değil artık ! Herşeyin farkında olan kişiler tarafından yönetiliyor. Bu ülkede artık kimse elini kolunu sallaya sallaya operasyon yapamaz.

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : HOLLANDA NOS 1 kanalı Gülen’in evlerini deşifre etti

Cemaatin Hollanda’da 100 evi bulunduğunu açıklayan NOS 1 kanalı Türkler’in itiraflarını yayımladı. "Cemaat illegal yurtlarda öğrenci yetiştiriyor" denildi.

Hollanda Devlet Televizyonu NOS 1’deki "Een vandaag" isimli haber programı 8 dakikalık Fethullah Gülen dosyası hazırladı. Programda, cemaatin Amsterdam’daki evleri deşifre edildi. Bu evlerde kalan Türk genci Denizhan Murat Üresin’in anlattıkları Hollanda’da günün konusu oldu. Gizli kamera kullanan program, cemaat üyelerinin anlattıklarını ve Gülen’in bu evlerin sorumlularıyla buluşmalarını izleyicilere aktardı. Haberin anonsunda ise "Gülen cemaati Hollanda’da illegal öğrenci yurtları çalıştırıyor. Bütün Hollanda’da bulunan illegal yurtlarda öğrenciler aşırı dini bilgilerle yetiştiriliyor" dendi.

BARIŞ VE DAYAK

Amsterdam Domiscus Koleji öğrencilerinden Üresin, söyleşide "Okuduğum okulda Türk öğretmenler vardı. Beni yakın takibe almışlardı. Öğretmen bir gün ders sırasında tahtaya cemaat ile ilgili bir şeyler yazdı. Bu yöntemlerle öğrencileri kendilerine çekmeye çalışıyorlardı. Bazen dersin ortasında sınıfa cemaat üyelerinden abi ve ablalar gelerek öğrencileri alıp evlere götürüyorlardı. O evlere gittim. İlk gittiğinizde Fethullah Gülen anlatılıyor. Onunla ilgili kitaplar dağıtılıyor. O evde kaldığınızda beş vakit namaz kılmanız mecburi. Kılmadığınız takdirde dayak yiyebiliyorsunuz. Dış dünyaya barıştan bahsediyorlar. Örnek insan modeli çiziyorlar. Ancak içlerine girdiğinizde bunun tersiyle karşılaşıyorsunuz" dedi. Cemaatin Amsterdam’daki öğretmenlerinden Alper Alasağ, Üresin’in anlattıklarını yalanladı.

HOLLANDA’DA 100 YURT

Daha sonra Mehmet Ali isimli bir Türk vatandaşı telefonla Gülen Cemaati’nin Amsterdam’daki abilerinden birini telefonla arayıp 16 yaşındaki oğlunu eve yerleştirmek istediğini söyledi. Bu buluşma gizli kameralar tarafından kaydedildi. Konuşmada Mehmet Ali "Oğlum 16 yaşında. Bu işler nasıl oluyor" diye sordu. Cemaatin ağabeyi, "Oğlunuz biraz küçük. İki gün uygulamalı anlatacağız. Yaşı büyük olanlar Said-i Nursi ve Fethullah Gülen kitapları okuyorlar. Amsterdam’da 50’nin üzerinde öğrencimiz var" cevabı verdi. Daha sonra muhabir, gizli kamera görüntülerini Alasağ’a izlettirdi. "Üresin’in anlattıklarını yalanladınız ama bu görüntülerdeki kişiler sizin üyeleriniz" dedi. Alasağ da "Herkes istediği kişiden bahsedebilir. Konuşmakta özgürler ama bu kişileri tanımıyorum" karşılığını verdi. Program sunucusu da "Gülen hareketi yetkilisi her şeyi inkar etse de Hollanda’daki illegal yurtlarıyla ilgili araştırmamızı yaptık. Amsterdam ve Den Haag’da 21’er tane, Roterdam’da da 23 tane yurt evleri bulunuyor. Bütün Hollanda’da ise yaklaşık 100 yurt var" dedi.

MECLİS’E GELİYOR

Programda Sosyalist Parti (SP) Türk milletvekili Saadet Karabulut’a söz verildi. Karabulut, bu konuyu parlamentoda konuşacaklarını söyledi. Hollanda eğitim müfettişlerinin Gülen’in yurtlarından haberinin olmadığı ortaya çıktı. Hollandalı Türk Kültürü ve Dil Uzmanı Erik Jan, cemaat için "Gülen cemaatini aslında bir tarikat olarak tanımlayabiliriz. İçinde sosyal baskıların uygulandığı bir tarikattır. Bir defa içine girdiğinizde çıkmanız son derece zordur" dedi.

PARALEL DEVLET DOSYASI : Paralel yapının darbe tarihi deşifre ol du !

paralel_yapinin_darbe_tarihi_desifre_oldu13912485770_h1122906.jpg

Paralel yapının darbe tarihi deşifre oldu!

Paralel yapıyla ilgili şok iddialara önceki gün internete düşen yeni bir ses kaydı daha eklendi. Nisan’da darbe planları yapan paralel yapının Türkiye’de tam bir kaos ortamı eylemler deşifre oldu.

Youtube adlı video paylaşım sitesine düşen 5 ayrı ses kaydı paralel yapının darbe yoluyla hükümeti ele geçirme planlarını ayrıntılarıyla ortaya koydu.

Kirli plan telefon kayıtlarında

Star gazetesinin bugün sürmanşetten verdiği haberde; Youtube’ye konulan kasetlerdeki yazılarda Cemaat’in iş çevreleri ve İsrail lobisi ile ilişkilerini yürüten isim olarak adlandırılan Süleyman Hamit Müftigil adlı bir işadamının Sözcü Gazetesi muhabiri Veli Toprak ile 17 Aralık operasyonunun yapıldığı gün gerçekleşen konuşmada hükümete tarih verilerek ömür biçilmesi dikkat çekiyor.

Yeni kurulacak parti yüzde 34 oy alacak

Süleyman Hamit Müftügil adlı işadamının 20 Ekim 2013 tarihli olduğu öne sürülen ses kaydında, ‘Mason Ahmet’ lakaplı olduğu yazılan Ahmet Sürücü ile konuşmasına yer veriliyor. Yeni parti kurulacağı imasının yer aldığı konuşmalarda şifre olarak ‘tren, vagon’ ifadesi kullanılıyor. Müftüfil, yeni kurulacak partinin % 32-34 oy alacağını söylüyor.

Nisan ayı içerisinde hükümet yıkılacak

Mütfügil’in 17 Aralık 2013’teki Sözcü Gazetesi muhabiri Veli Toprak’la yaptığı konuşmasında ise Nisan ayında AK Parti hükümetinin yıkılacağından söz ediyor. Konuşmada "Nisan’dan sonra bakanları, milletvekillerini biz koyacağız. Bu iş Ergenekon gibi uzuyor. Seçimlere kadar uzayacak. Ve bütün hükümeti kabineyi yıkacak" diyor. 10 Ekim 2013 tarihli konuşma ise, AK Parti’nin içini boşaltma harekatından söz eden Müftigil, "Genç Parti’yi aldılar. İçini düzenlediler. Bayramdan sonra 25-26’sında resmi müracaatı yapılacak. Bununla beraber 78 tane milletvekili AK Parti’den ayrılıp, buraya girmeye şu anda hazır. Taşı koysam, tuzluğu koysam seçtirim" diyor.

Sözcü’nün CD’leri Pensilvanya’dan

Süleyman Hamit Müftigil’in 21 Ekim 2013’te Sözcü Gazetesi muhabiri olduğu iddia edilen kişiyle yaptığı görüşme kaydında da CD’lerden bahsedildikten sonra, CD’lerin Sözcü Gazetesi muhabirine de geleceği konuşuluyor. Muhabir de CD’nin geldiğini söyleyerek ilk kasedin geldiği kaynağı da Gülen ile bağlantılı hemşehrisinin verdiğini anlatıyor.

İmralı ve Barzani bertaraf edilecek

26 Ekim 2013 tarihli konuşmasında Sözcü Muhabiri’ne Washington’daki BDP toplantısından söz eden Müftigil İsrail’den ‘benim sevdiğim ülke’ diye sözederek "ABD ve bizim kürt kardeşlerimiz birlikte bir organizasyon, dayanışmayı organize edecekler. Bu da bir şekilde İmralı’nın bertarafı anlamına geliyor. İmralı’nın hükmü bitti. Barzani de bertaraf edilecek ve bölgede silahlı çatışma dönemi yeniden başlayacak" diyor.

Muhabirimiz haber amaçlı görüştü

Ses kayıtlarındaki kişinin Ankara muhabiri Veli Toprak olduğunu açıklayan Sözcü Gazetesi, "Tamamen haber amaçlı görüşmelerdir. O görüşmeler sonrası yapılan haberler de yayınlanmıştır" açıklaması yaptı.

Gülen’in avukatı: Kara propaganda

Fethullah Gülen’in avukatı Nurullah Albayrak yaptığı açıklamada, "Ülkemizde en az 6 aydır sistemli bir şekilde illegal dinleme yapılmakta ve bu dinlemelerle elde edilen veriler montajlanarak ve çarpıtılarak servis edilmek suretiyle kara propagandanın aracı olarak kullanılmaktadır" dedi. Gülen’e ait kayıtların siyasi bir mühendislik ve yolsuzlukları unutturmaya yönelik bir propaganda amaçlı ve iftira olduğunu savunan Albayrak, "İllegal dinlemelerin sorumluları ve Süleyman isimli şahıs hakkında gerekli yasal başvurular tarafımızdan gecikmeksizin yapılacaktır" dedi.

STAR

FETULLAH GÜLEN DOSYASI /// ASLAN DEĞİRMENCİ : Küresel Ergenekon deşifre oldu

Fethullah Gülen ile Papa II. John Paul ile Vatikan’da buluşturan isim ABD Ankara eski Büyükelçisi Morton Abromowitz‘dir.

CIA’cı Morton Abromowitz görüşmenin ardından cemaatin desteklenmesi için ABD’ye raporlar sunmuştur. Destek gerekçesini ‘ılımlı İslam projesi” olarak açıklamıştır.

Abromowitz’in Gülen’in ABD’ye yerleşmesinde etkin rol aldığı da biliniyor…

Büyük Ortadoğu Projesi’nin etkin savunucularından eski ABD’nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman var birde… Başbakan Erdoğan’ın kendisine randevu vermemesiyle hatırlanan Edelman’ın Türkiye’de görev yaptığı yıllarda cemaat’in önde gelenleri ile görüştüğü biliniyor. Kendisi de bunu inkâr etmiyor. Her iki eski Büyükelçi de Neo-Concu.

İlginç olan şu Kemal Kılıçdaroğlu, gezisinin son gününde ABD’ de Morton Abramowitz ve Eric Edelman ile görüşme yaptı. Tabi görüşmeyi “cemaat organize etti” dediğimizde kimse inanmadı! Her iki isimle yapılan görüşmede hedefin Başbakan Erdoğan olduğunu ve cemaatin alternatif lider arayışı içerisine girdiğini de belirtmiştik.

Ziyaret ile cemaat eliyle Kılıçdaroğlu, Neo-Conculara pazarlanmaya çalışılıyordu. Ve hepimiz bunu izliyorduk. O günlerde Dershaneler üzerinden toplum mühendisliği yapıldığından sesimizi duyan çıkmıyordu. Örtülü darbe işletiliyor, adım adım hükümet itibarsızlaştırılmaya çalışılıyordu. 28 Şubat post-modern darbesinde olduğu gibi işareti yine Neo-Concular veriyor, küresel Ergenekoncular sahada hayata geçiriyordu.

Ve haklılığımız onaylanıyor…

Nihayet Morton Abramowitz ve Eric Edelman ABD’nin Başbakan Erdoğan ve Türkiye’ye müdahale etmesi gerektiğini yazdılar. Washington Post’ta yayımlanan "ABD Türkiye’ye rotasını değiştirmesini anlatmalı" başlıklı yazı ile açıkça milli iradeye karşı darbe isteyen iki isim, küresel operasyonun deşifre olmasını sağladı. Ve içerideki ihanetin boyutunu göstermemize istemeyerek yardım ettiler. Önce Çevik Bir’i kurtardılar, şimdi de küresel Ergenekoncuları kurtarmaya çalışıyorlar. Bir yandan da yerel seçim öncesi baronlardan aldıkları destekle İstanbul ve Ankara üzerinden AK Parti’yi yıpratma planını işletiyorlar.

Kısacası Dünyanın tek bir merkezden kontrol edilmesine karşı çıkan Anadolu çocuklarının önünü kesmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Yerli bir dönüşümün gerçekleşmemesi adına cepheyi genişletiyor, düşman kardeşleri dirilişi engellemek için koalisyona ikna ediyorlar. Küresel emperyalizmin kanlı pençesinde can çekişen halkların umudu haline gelen ‘Yeni Türkiye’yi el birliği ile diz çöktürmeyi hedefliyorlar. Bağımsızlık için güçlerini birleştiren Anadolu cephesini dağıtıp, küresel Ergenekoncular ile yollarına devam etmeyi düşlüyorlar.

Ama işleri kolay değil. Anadolu çocukları değil, emperyalizm yıkılacak bu kez. Altında da küresel Ergenekoncular kalacak. Emperyalistlerin kurguladığı “Yeni Dünya Düzeni” değil “Yeni Türkiye” anlayışı kazanacak. Bu kazanç ile emperyalizme karşı halkların birikmiş öfkesi birleşecek, diktatörler ve işbirlikçileri kaçacak yer arayacak. Sahte tapınaklar çökecek, emperyal planların hayata geçirildiği karargâhlara girilerek ihanet şebekesi tarihe gömülecek.

http://www.twitter.com/aslandegirmenci

degirmenciaslan

/// KÜRT SORUNU DOSYASI /// Çözüme darbe deşifre oldu ///

"Çözüm Süreci" için ‘kesintiye uğradı’ eleştirilerinin arttığı dönemde MİT, Brüksel ve Kandil’de örgütün üst yöneticileri ile kritik görüşmelere imza attı.

Türkiye, 17 Aralık sürecinin arkasındaki gerçekleri bir bir öğrenirken, yaşananların çözüm sürecini engellemeye dönük önemli zamanlamalar içerdiği de somut ayrıntılarla gün yüzüne çıkıyor. Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan (MİT) üç kişilik heyetin, Kasım ayının sonunda önce Brüksel’de sonra Kandil’de PKK yöneticileriyle yaptığı görüşmelerin, çözüm istemeyen odakları harekete geçirdiği ortaya çıktı. Gazetemizin ulaştığı bilgilere göre MİT’ten yetkililer önce Belçika’nın Başkenti Brüksel’de PKK yöneticileri Zübeyir Aydar ve Remzi Kartal ile biraraya geldi. Görüşmede, çözüm sürecinin ikinci aşamasında tutuklu vekillerin serbest kalması için yapılabilecek girişimler ele alındı. Nitekim görüşme sonrası süreçte de tutuklu vekillerden CHP’li Mustafa Balbay serbest kaldı. Ancak BDP’li milletvekillerinin talepleri mahkemelerce uzun süre reddedildi.

İKİNCİ DURAK KANDİL

MİT heyeti, kısa süre sonra Kuzey Irak’taki Kandil Dağı’nda yine bazı PKK’lı yöneticilerle masaya oturdu. Bu temaslarda Avrupa’daki PKK’lıların Türkiye’ye dönüşlerine kapı aralama yöntemi konuşuldu. Ama asıl önemli konu, örgüt yöneticileri ile Abdullah Öcalan’ın İmralı’da biraraya gelmeleri konusundaki talepti. Bununla ilgili de çalışma başlatılması söz konusu oldu.

Çözüm sürecinde kritik adımlar atılırken Türkiye bir anda 17 Aralık girdabına saplandı. Operasyonlar ve ekonomide yaşanan çalkantı devam ederken, çözüm süreci adımları da kısa süre sekteye uğradı. BDP’li vekiller önlerindeki Balbay örneğine rağmen uzun süre serbest kalamadı. Ancak süreç onlara özgürlük kapısını bir süre sonra yine açtı.
Hükümetin çözüm sürecine ara vermeden devam etmek için hasta tutuklulara dönük bir düzenleme de yapabileceği konuşuluyor. Sayıları 100’ü bulan ağır hasta mahkumların tahliye edilmesi için formül aranıyor. Kamuoyu kanser hastası eski rektör Fatih Hilmioğlu’nun durumu nedeniyle bu konuyla yakından ilgileniyor.

Oslo’yu da kaydedip sızdırdılar

Çözüm sürecine yönelik benzer sabotajların ilki, MİT ve PKK arasında Oslo’da yapılan görüşmelerinin gizlice kaydedilip 2011’de bu kayıtların sızdırılması olmuştu. MİT Müsteşarı Hakan Fidan Başbakanlık Müsteşar Yardımcısıyken, Afet Güneş ile birlikte PKK yöneticileri Mustafa Karasu ve Sabri Ok’la yaptığı görüşmenin kayıtları yayınlanınca Başbakan görüşmeleri kamuoyuna açıklamıştı. Son olarak da geçen hafta, Paris’te üç kadın PKK’lının öldürülmesine ilişkin iddiaların yer aldığı ses kaydı ve sahte belge yayınlanmıştı.

Ercan GÜRSES/TÜRKİYE GAZETESİ

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: