Etiket arşivi: belge

YALAKA GAZETECİ FATİH ALTAYLI’NIN YALAKALIĞI RESMİ OLARAK BELGELENDİ /// BUYRUN TAPE’YE ///

Aşağıdaki tape (Emniyetin dinleme kaydı çözümü) YOLSUZLUK OPERASYONU DOSYASI’ndan alındı.

YALAKA TV KANALI HABERTÜRK’ün YALAKA GENEL YAYIN MÜDÜRÜ FATİH ALTAYLI’nın nasıl manipülasyon yaptığını YORUMSUZ olarak aktarıyoruz.

TEKNİK TAKİP : NSA, Snowden’dan belgeleri geri istedi

ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, eski Amerikan istihbarat çalışanı Edward Snowden’a elindeki belgeleri geri gönderme çağrısında bulundu.

ABD’li istihbarat yetkililerinin Ulusal Güvenlik Kurumu (NSA)’nın izleme faaliyetlerini ifşa eden Edward Snowden’a tepkisi sürüyor.

Son olarak Senato İstihbarat Komitesi’ndeki küresel güvenlik tehditleri üzerine yıllık bilgilendirme toplantısında konuşan Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, Snowden’ı ABD ulusal güvenliğini riske atmakla suçladı. Snowden’ın kendisini savaşın galibi gördüğünü ve görevini sona erdirdiği düşüncesinde olduğunu dile getiren Clapper, “Eğer öyleyse ona ve suç ortaklarına çaldıkları ifşa edilmemiş dökümanları ABD güvenliğini daha fazla riske atmadan geri göndermeleri çağrısında bulunuyorum” dedi.

ABD yönetimi Snowden’ı ulusal güvenlik adına ‘büyük tehdit’ olarak görüyor. Üst düzey istihbarat yetkilileri Snowden’ın elinde yaklaşık 1,7 milyon belgenin olduğunu tahmin ediyor. Snowden’ın ifşa ettiği belgelerde ABD’nin aralarında Almanya ve Brezilya’nın da olduğu 35 ülke liderini dinlediği ortaya çıkmıştı. Büyük tepkilere yol açan dinleme skandalları sonrası ABD Başkanı Barack Obama, NSA’in dinleme faaliyetlerine yönelik uygulamaların değiştirileceği sözünü vermişti.

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Cemaat’i karıştıracak belge !

Fethullah Gülen Cemaati’nin mensuplarından topladığı bağışlarla kurduğu okullardaki çalışanlarına yüzbinlerce dolar ödediği ortaya çıktı.

BURDA ASGARİ ÜCRET ABD’DE SERVET

Takvim’in haberine göre ABD’de kurduğu okullardaki çalışanlarına yüksek meblağlar ödemesi Gülen Hareketi’nin içindeki adaletsizliği gözler önüne serdi. Türkiye’de kendi şirketlerinde çalıştırdıkları mesuplarını düşük ücretlerle çalıştırarak servetine servet katan Cemaat yurt dışında kurdukları derneklere servet harcıyor.

Afrika’da açtıkları okullarda 300-400 dolara öğretmen çalıştıran Gülen Cemaati ABD’deki şirket ve okullarında çalışan yandaşlarına yıllık yüzbinlerce dolar veriyor.

İşte Cemaat’in yüzbinlerce dolar verdiği Amerika’daki yandaşlarının listesi:

GARİBANDAN AL LOBİLERE VER

Gülen Cemaati’nin skandalları okullarla da sınırlı değil. Hizmet hareketi masum vatandaşlarımızdan topladıkları himmet paralarını Amerika’daki lobilere bağışlıyor. Yaptıkları yüklü bağışlar sayesinde Amerika’daki önemli lobilerin içinde kendi yandaşlarının yer almasını sağlayan Cemaat’in bu tür çıkar gruplarıyla ne tür bir ilişki içerisinde olduğu gizliliğini koruyor.

Cemaat’in bağış yaptığı Brooking Enstitüsü’nde çalışanların aldığı ücretler (İçinde Cemaatçiler de var) :

ÇARPITMA ZAMANI

Takvim’in bu haberi Cemaat medyasını çıldırttı. Ne kadar çırpınsalar da haberi yalanlayamadılar. Brooking’te çalışan yandaşlarını deşifre eden Cemaat medyası farkında olmadan kendi ipliğini de pazara çıkardı.

İşte Brooking’te çalışan o Cemaat yandaşları:

SURİYE DOSYASI : Cinayetin belgesi 55 bin fotoğraf

114776.jpg

Cinayetin belgesi 55 bin fotoğraf

Suriyeli 11 lise öğrencisi bir gece sessizce evlerinden çıkıp Deraa sokaklarında duvara “halk rejimi devirmek istiyor” diye yazdıklarında tarih 6 Mart 2011’di.

Amaçları Mısır’da Tahrir meydanını dolduran milyonlara bir selam göndermekti.

Ertesi gün hepsinin kapısı çalındı. Gelen rejimin polisiydi.

O lise talebelerinin hepsi tutuklandı. Hiçbiri siyasi bir faaliyetin içinde değildi. Hepsi önde gelen ve rejime destek veren aşiretlerin çocuklarıydı.

Aile reisleri toplanıp polise gittiler; valinin huzuruna çıktılar: “Bir cahillik yapmışlar, çocuklarımızı verin” dediler.

Aldıkları cevap “çocuklarınızı unutun” oldu.

Aileler unutmak yerine çocuklarının gece slogan yazdığı Deraa sokaklarına gündüz çıktılar. Beşar’a “evlatlarımızı geri ver..!” diye seslendiler.

Halkın patlayan bu öfkesi karşısında Rejim “tamam” dedi “çocuklarınızı size vereceğiz.”

Rejim sözünü tuttu çocukları ailelerine teslim etti. Ama üçü dışında hepsi ölmüştü. Çocukların tırnakları çekilmiş, her biri ağır işkence görmüştü. Gençlerin cesetleri paramparçaydı.

O gün 11 öğrencinin ailelerine kulak verilseydi bugün dünya işkencede öldürülen 11 bin insanın 55 bin fotoğrafını görmeyecek; utanmayacaktı.

İşkence görmüş çocukların cesetleri ailelerine teslim edildiği gün Türkiye oradaydı.

Esad’a adeta yalvardı. “Kıyma gençlere” dedi.

“Kendi halkını öldürme, zulmetme” diye araya girdi. Dünyaya “gelin şu işi durduralım” çağrısı yaptı.

Sözünü dinletemeyince Suriye’den, işkenceden, ölümden kaçanlara kapısını açtı.

Köyünden, evinden, yurdundan edilen insanların yanında yer aldı.

İnsanlığı savundu.

Zalim Esad’a karşı direnen, savaşan halka destek verdi.

Deraa’da işkence edilerek öldürülen lise talebelerini görmeyenler, Türkiye’nin önüne “kellesi kesilen adamların” fotoğraflarını koydular.

“Bak” dediler, “senin desteklediğin insanlar acımasızca kelle kesiyorlar.”

“Onu yapan Rejimin ta kendisi, o iş Esed’in marifeti” diyen Ankara’yı hedef aldılar.

Suriye’de halkını öldüren diktatörü görmeyenler “Türkiye terörü destekliyor” diye ortalığı velveleye verdiler.

“Peşaver sınırımıza geldi” diye yazdılar.

“Bir üniversite öğretim üyesinin gençlik hezeyanları” kampanyası ile Ahmet Davutoğlu’nu hedef tahtasına koydular.

Lime lime etmeye kalktılar.

“Esed terörü Türkiye’ye taşımak” istiyor diyenleri duymadılar. Reyhanlı saldırısının hesabını Şam yerine Ankara’dan sormaya kalktılar.

Şimdi ne yapacaklar?

Önlerinde işkencede öldürülmüş 11 bin Suriye vatandaşı var.

Nasıl öldürüldüklerini gösteren 55 bin fotoğraf da onları ikna edemeyecek mi acaba?

Hala TIR çevirip illa arayacağız diye feveran mı edecekler?

Türkiye nefreti bu kadar mı gözlerini kör etti?

Nedir bu Esed sevgisi?

Daha düne kadar terör üzerinden Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya çalışıyordunuz.

Cenevre 2 Konferansı öncesi Kırıkhan’da, Adana’da aramaya kalktığınız TIR’larda silahı bulamadınız.

Kilis’te bastığınız İHH binasından El Kaide’yi bulup çıkartamadınız.

Bak çok sevdiğiniz Londra merkezinden geldi 55 bin fotoğrafın gerçek olduğuna dair rapor.

11 bin kişiye sistematik işkence yapıldığını söylüyor Londra’daki uzmanlar.

Deraa’da 11 lise talebesini işkence ettiği zaman Esed’e karşı çıksaydınız bugün 11 bin kişinin 55 bin fotoğrafına bakmak zorunda kalmayacaktı hiç birimiz.

Yazık oldu.

YOLSUZLUK DOSYASI : Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı ‘yolsuzluk operasyonu ile ilgili dehşet verici’ o belge

PARİS SUİKASTLERİ DOSYASI : 3 PKK’lının öldürülmesiyle ilgili olduğu öne sürülen bel ge yayınlandı

Taraf Gazetesi, Paris’te 3 kadın PKK’lının öldürülmesiyle ilgili çok dikkat çekici bir iddiayı bugün sürmanşetine taşıdı.

Terör Örgütü PKK üyesi 3 kişinin Paris ‘te öldürülmesiyle ilgili olduğu öne sürülen yeni bir belge ortaya çıktı. Döküman, Taraf Gazetesi’nde yayımlandı. Belgedeki iddiaya göre, MİT , "Lejyoner" kod adı verilen bir ‘suikastçi’ye, Sakine Cansız ‘a yönelik cinayet için talimat vermiş. Milli İstihbarat Teşkilatı, söz konusu iddialar üzerine yazılı bir açıklama yaptı. Paris cinayetleriyle bir ilgilerinin bulunmadığını ifade etti.

Taraf Gazetesi, sürmanşetten çok dikkat çekici bir iddiayı yayımladı.Haberin başlığı, "Dudak Uçuklatan İddia". İddia, Paris’te 3 PKK’lının öldürülmesiyle ilgili…

Paris cinayetlerinin izi bu belgede mi?

VİDEO İÇİN TIKLAYIN

Haberde yer verilen ve "Milli İstihbarat Teşkilatı’na ait olduğu öne sürülen belgeye göre, Lejyoner kod adı verilen suikastçı, Sakine Cansız’a yönelik suikastte kullanılmış".

18 Kasım 2012 tarihli ve MİT belgesi olduğu iddia edilen dökümanda; "terör örgütü nün Avrupa’daki kadrosuna suikast, saldırı veya sabotaj tarzı eylemler düzenlenmesine yönelik olarak MİT tarafından Lejyoner’e talimat verildiği, kendileriyle yapacağı haberleşmeye dikkat etmesinin söylendiği, harcamaları ve ekipman temini için 6 bin euro verildiği"ne yönelik ifadeler yer alıyor. Dökümanın bir bölümünde şöyle deniyor:

"Sara kod Sakine Cansız’ın önümüzdeki dönemde, Avrupa genelindeki faaliyetlerinden, irtibat kanallarından, yazışma ve ikamet adreslerinden de haberdar olma imkan/kabiliyetine erişen kaynak, söz konusu örgüt mensubunun etkisiz hale getirilmesine yönelik operasyonel bir tasarlama kapsamında da değerlendirilebilecektir."

Gazete, bu belgede geçen, Lejyoner kod adlı suikastçının, "3 PKK’lının öldürülmesinden sonra Fransa’da tutuklanan Ömer Güney mi?" sorusunu yöneltti. Milli İstihbarat Teşkilatı iddiayla ilgili bir açıklama yaptı. İddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

MİT:

"Söz konusu yayınların, çözüm sürecinde aktif rol üstlenen teşkilatımızı yıpratmaya ve bu süreçte görev alan personeli deşifre ederek görevlerini yapamaz hâle getirmeye yönelik bir operasyon olduğu değerlendirilmektedir. Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan cinayetleriyle teşkilatımızın kesinlikle bir ilgisi bulunmamaktadır. Bununla birlikte söz konusu iddialar ile ilgili iç bünyemizde gerekli idari soruşturma başlatılmıştır."

GÜNEY’İN SES KAYDI İDDİASI

Paris’te PKK’lı üç kadına suikasttan tutuklanan Ömer Güney’e ait olduğu iddia edilen ses kaydı internete düştü.

YOLSUZLUK DOSYASI : Belgelere dokunmadan gözaltı kararı

Savcı Akkaş’ın, aralarında işadamlarının da olduğu 41 kişiyi gözaltına aldırmak için başlattığı operasyonda skandal çıktı. Akkaş’ın dosyaya ilişkin 25 çuval belgeyi incelemeden yakalama kararı çıkarttığı öğrenildi.

İstanbul merkezli 17 Aralık operasyonunun ardından 25 Aralık’ta yapılmak istenen ikinci dalga girişiminin savcısı Muammer Akkaş’ın bir hukuk skandalına imza attığı ortaya çıktı. Akkaş’ın soruşturmayla çoğunluğu tape olan belgelerin bulunduğu 25 çuvalı hiç açmadan aralarında önemli işadamı ve bürokratların bulunduğu 41 kişi hakkında yakalama ve gözaltı emri çıkarttığı tespit edildi. SABAH Özel İstihbarat Bölümü’nün edindiği bilgilere göre Akkaş’ın skandallar zinciri şöyle gelişti: Akkaş, Emniyet’in iki yıldır teknik ve fiziki takip yaptığı soruşturmaya ilişkin polisin getirdiği raporları imzalarken belgelere hiç bakmadı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı, Akkaş’ın kendisinden gizli olarak yürüttüğü soruşturmayı İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yeni atanan polislerden öğrenince harekete geçti. Çolakkadı 24 Aralık’ta Başsavcı Vekili Oktay Erdoğan ve Savcı Muammer Akkaş’ı odasına çağırdı. Çolakkadı Akkaş’a "Soruşturmayı Başsavcı Vekili Oktay Erdoğan ile koordineli olarak yürütün" talimatı verdi. Ancak bu talimatın ardından Akkaş ortadan kayboldu. Hatta kendisine ulaşmaya çalışan Erdoğan’ın telefonlarına dahi çıkmadı. Akkaş’ın operasyondan bir gün önce her zaman kullandığı personel servisine binmediği belirlendi. Akkaş, 25 Aralık sabahı ise operasyon için düğmeye bastı.

SADECE POLİS RAPORLARI VAR

Soruşturmayla ilgili gelişmeler amirlerden gizlenirken ertesi gün basına sızdırıldı. Çolakkadı bunun üzerine Erdoğan’a bir yazı gönderdi. Yazıda, Akkaş’ın 1 Ekim 2012’de yürürlüğe giren savcıların çalışma usullerini düzenleyen Çalışma Talimatnamesi’ne ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 90. ve 91. Maddeleri’ne de aykırı davrandığı belirtildi. Akkaş görevden alınırken soruşturma dosyası Erdoğan ile savcılar İdris Kurt, İrfan Fidan, Fuzuli Aydoğdu ve İsmail Uçar’a verildi. Beş savcı dosyayı incelemeye aldı. Ancak klasörlerde Emniyet ile yapılan yazışmalar hariç belge yoktu. Gelişmeler üzerine 5 savcı Emniyet’ten gelen çoğunluğu tape dökümlerinden oluşan belgelerin bulunduğu odaya gitti. Skandal işte burada ortaya çıktı. Emniyet’ten gelen kırmızı kurşun mühürlü 25 çuval hiç açılmamıştı. Yani Akkaş belgeleri incelemeden yakalama kararı çıkartmıştı. Savcılar 25 çuvalın hiç açılmadığına dair tutanak hazırladı. Ardından kameralar eşliğinde çuvallar açılıp belgeler incelenmeye başlandı. Beş savcı 15 günde henüz belgelerin yarısını inceleyebildi. Akkaş’ın UYAP’taki dosyayı da usulüne aykırı biçimde doldurduğu da belirlendi. Dosyada şüpheli kısmının karşısına faili meçhul yazmak da bu usulsüzlüklerden yalnızca biri.

HSYK SORUŞTURMA BAŞLATTI

Çuvallardaki belgeleri incelemeden usule aykırı soruşturma yürütüp, yakalama ve gözaltı kararı çıkartan Akkaş hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ve Adalet Bakanlığı müfettişlerince soruşturma başlatıldı. Öte yandan beş savcının, haklarında yakalama kararı verilen 41 kişinin ifadesine davet usulüyle başvuracağı öğrenildi.

TEDBİR KARARI ALAN HAKİME SORUŞTURMA

Muammer Akkaş’ın yakalama kararı çıkarttığı işadamlarının malvarlığına el koyma kararını 2 numaralı Özgürlük Hâkimi Süleyman Karaçöl verdi. İkinci dalga normalde 18 Aralık’ta yapılmak istendi. Ancak Karaçöl’ün 18 Aralık’ta nöbetçi olmak talebini diğer hâkimler kabul etmedi. HSYK ve Adalet Bakanlığı müfettişlerinin Karaçöl hakkında da soruşturma başlattığı belirtildi.

‘KENDİNİ MAHKEME YERİNE KOYDU’

SABAH’ın görüştüğü kaynaklar 25 Aralık operasyon girişimindeki iki büyük usulsüzlüğü şöyle sıraladı:

Savcı, mahkemeden alması gereken yakalama kararını kendi başına verdi. Böylelikle kendini mahkeme, hâkim yerine koydu.

Savcı, yakalama kararından sonra gözaltı kararını da kendi başına aldı. Emniyet, iki uzatma ile en fazla dört güne kadar uzayan gözaltı kararını uygulamadı.

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: