Etiket arşivi: BEKİR HAZAR

KOMPLO TEORİLERİ /// BEKİR HAZAR : Baronlar İmparadorluğu

1271314.jpg

Baronlar imparadorluğu

Ortadoğu’da bir ülke.
O ülkenin Başbakanı davet veriyor.
Bir Türk gazeteci de davetliler arasında.

Sohbetler başlıyor, söz Türkiye’ye geliyor. Türk gazeteci "Bizim Başbakanımız" diye söze giriyor. Ortadoğu ülkesinin Başbakanı lafını kesiyor. "Yanlış bir ifadede bulundunuz" diyor.

Ve ekliyor;

"Siz Erdoğan’ı sadece sizin lideriniz mi zannediyorsunuz?" İşte Türkiye üzerine oynanan oyunların tamamının arkasında bu soru var.

Dünyayı soyan Para İmparatorlarının bankaları, medyası, düşünce kuruluşları hep bundan saldırıyor.

Tüm tezgahlar bu nedenle kuruluyor.

CFR’nin yönettiği Brookings Enstitü’sünü yazmıştım dün. O enstitü Ortadoğu ülkelerine gidiyor birkaç sene önce.
Mesela Mısır’da bir araştırma yapıyor.
Erdoğan sevgisini yerinde görüyor.

Anket sonucu ortaya konan rapor şu; "Erdoğan burada adaylığını koysa Başbakan olur."

Dünyayı sömürenlerin gitmediği ülke kalmadı. Portekiz bile yıllarca sömürge ülkelere sahipti. TÜRK SEVGİSİ Belçika’nın bile Afrika’da kolonileri vardı.
Dünya PETROL, ELMAS ve PARA Baronlarının güdümünde her yere girdiler.

Avrupa’da sömürgeleri olmayan ülke yoktu.

Gittiler, kan gölleri oluşturarak oralara BAYRAKLARINI diktiler.

Türkiye ise Osmanlı’dan kalan bir mirasa sahipti. Balkanlar’dan Ortadoğu’ya, Kafkaslara, Asya’daki Türk Cumhuriyetlerine ve Afrika’nın en ücra köşelerine kadar yaşanan SEVGİYDİ bu.

Onlar milyonlarca insanı katlederek BAYRAKLARINI DİKİYORLARDI.
Bizim ise gitmediğimiz ülkelerde insanlar TÜRK BAYRAĞINI SALLIYORDU.

Evet bayrağımız sallansa bile biz oralara gidemiyorduk tam 100 yıldır.

Çünkü Osmanlı’yı borçla, faizle, işbirlikçi masonlarla paramparça edenler bizi dar alanda kuma gömmüşlerdi.

Bizi alıyorlar, kamplara bölüyor, birbirimize düşürüyorlardı. İçeride "TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR" sloganı ile Türk’ü Türk’e kırdırıyorlardı.Kırılma sona erdiğinde Türk-
Kürt kavgası başlatıyorlardı.

Dışarıya bakacak gözümüz yoktu.

Çünkü devamlı birbirimize yumruk attırdıkları için morarmaktan kapanıyordu gözlerimiz.

İlk defa bir Başbakan çıktı, son kavga "Türk-
Kürt" kapışmasını bitirmek için kolları sıvadı. "Barış yapalım, Osmanlı’nın gittiği, Türk bayraklarının sallandığı ülkelere, kardeşlerimize gidelim, 100 yıllık hasreti sonlandırıp kucaklaşalım. Türk Bayrağını sallayan ellerinden tutalım, BÜYÜK TÜRKİYE’yi kuralım" dedi.

İşte bundan saldırıyorlar.

Sırf bu yüzden Baronların, KANDAN BESLENEN PARADORLARIN yönettiği ABD’deki düşünce kuruluşlarına Kürtleri çağırıyorlar.

"APO’yu boşverin, onu dinlemeyin, Kandil’e çıkıp savaşı sürdürün" diye çağrı yapıyorlar.

Dünyayı yöneten Musevi HANEDANLARI ve onların Kraliçesi, Osmanlı’yı yıktıkları gibi, yerine kurdukları bu ülkenin olduğu yerde kalmasını istiyor.

Birbirini kırıp, gömmesini istiyor. 767 Uluslararası şirket ve onların tepesindeki 10 aile ile bu sistemi dizayn için her yolu deniyorlar.

BARONLAR imPARAdorluğu, yeni bir Türk İmparatorluğunu istemiyor.
Onları yeni kitabımda anlattım uzun uzun.

Evet "BARONLAR İMPARADORLUĞU" adlı kitabım nihayet matbaadan çıktı.

Yeni doğan bir bebeğim var elimde.

Yeniden doğmak isteyen Türkiye’ye KÜRTAJ yapmak isteyenlerin maskesini düşürüyor.

Ne yaparlarsa yapsınlar bu çocuk doğacak.

Çünkü devirmek istedikleri Türkiye lideri sadece bu ülkenin lideri değil.

Balkon konuşmasında boşuna milyonlara söylemedi. "Bu seçimi Ramallah kazandı, Beyrut kazandı, Saraybosna kazandı, Üsküp kazandı" diye.

Ona kazandıran Türk Milleti’ydi.
Ve bu ülke artık uyandı.

NOT; Yeni kitabımı ve sevgili Ergün Diler’in "Kraliçe’nin Adamları" kitabını divanyolu.com.tr veya 0212 528 91 92 nolu telefondan temin edebilirsiniz.

BEKİR HAZAR

KOMPLO TEORİLERİ /// Bekir Hazar : Yan oda

1558458_662924410421966_1193078158_n.jpg

Yan oda

Odandan çıkmazsan, yan odayı göremezsin.
Başbakan Almanya giderken, bir gün önce birileri oralarda cami yakmaya kalkıyor.

Bu işler hep böyledir.

ABD , İsrail’e "Yeter artık" diyor.
İsrailli bir bakandan sonra ikincisi de ABD dışişleri bakanına hakaretler yağdırıyor.

Danimarka’da bir banka İsrail bankasını kara listeye alıyor.
Danimarka basını tek kare haber yapmıyor.
Putin dün "Rusya’nın tek rakibi Rusya’dır" diyor.
İçerideki ülke düşmanlarına dikkat çekiyor.
Bu bana hiç yabancı gelmiyor.
Dünyada bir şeyler oluyor.

Tüm yaşananları planlayan yan odadaki PARA’dır.

CFR’yi biliyorsunuz. "TEK DÜNYA DÜZENİ" sloganı atan Musevi Para İmparadorları’nın kurduğu o meşhur kurum.
Hanedanların para pompaladığı, İsrail’in üzerine titrediği o meşhur oluşum.

Evet Baronlar CFR’yi fonluyor, CFR de bazı düşünce kuruluşlarını.
Hedefe ulaşmak için milyar dolarlar akıtıyorlar.
İşte o CFR’nin fonladığı bir kurum var ABD’de.
Bir dönem akademisyenleri bünyesine aldı.
Eğitim projelerine daldı.

Ancak CFR’nin kontrolündeki bu kurum son yıllarda politikalarını değiştirdi.

Devrim niteliğindeki bu politikaların mimarı kuruma transfer olan Richard Haass’tı.

Richard "Ben eğitimi ikinci plana aldım" dedi.
Yeni politikayı ilan etti.

Artık ABD’de SİYASETİ DİZAYN etme işine soktu transfer olduğu kurumu.

ABD kongresinde çalışanları bünyesine aldı.
Kongreyi takip eden gazetecilere maaş bağladı.
İnanılmaz bir güç kurdu.

Birisi başkan oluyor, alt kadrosunu Richard Haass’ın kurumu ayarlıyordu artık.

BARONLARIN CFR’sinden fonlanan kurumun adı BROOKİNGS ENSTİTÜSÜ’ydü.

Ve çok ilginç Brookings Enstitüsü’ne geçen ve politikalarını değiştiren, Richard Haass CFR’nin başkanıydı.

CFR Başkanlığından Brookings Enstitüsü’ne geçerek "SİYASETİ DİZAYN DEVRİMİ"ni yapan PARALEL sistemi kurdu.

Ve dün amiral gemisi gazetemizin manşetinde bir adam vardı.
Onun adı Kemal Derviş’ti.

2009’dan itibaren Brookings Enstitüsü’nün başkan yardımcılığını yapıyor Kemal Bey…

Hürriyet gazetesinde diyor ki; "Maalesef ekonomi kırılgan olunca faiz yükseliyor.

Kırılganlık varsa, ancak yüksek faizle borçlanabilir duruma düşerse o zaman bir takım insanlara çok kolay para kazandırır veya kaybettirebilir de."

Faizleri, ekonomideki kırılganlık yükseltiyormuş.

Kemal Derviş Bey New York’ta mı yoksa Ankara’da mı yaşıyor şu an bilemiyorum.

Ancak bu ülkeye operasyon üzerine operasyon yapılıyor.

CFR’nin patronları tarafından pompalanan Musevi medyası da ABD ve İngiltere’den "Faizleri artırın" diye tam bir yıldır saldırıyor.
Operasyonlar kaos amaçlı geliyor.

Kaoslardan beslenen BARONLAR Türkiye’de dolar satın alma operasyonu başlatıyor.

Merkez Bankası saldırıyı durdurmak için piyasaya dolar sürüyor.
İngiltere’den üç banka bana mısın demiyor.
Karşı saldırıya geçiyor.

Tek amaç Erdoğan’ı devirmek, faizleri yükseltmek.

Ve Brookings Enstitüsü başkanı Kemal Derviş Bey bu saldırıları görmüyor. "Bu ülkeye saldırı var" diyemiyor.

Dünyaya ekonomimizin kırılgan olduğunu ilan ediyor.

Amiral gazetesine "Türkiye’de güven yok" diye manşet çektiriyor.

Neden Baronların saldırısını göremiyor?
Neden CFR’lerin planlarına Fransız kalıyor.

CFR’den transfer Richard Haass’a sorsa da öğreniverse.
Fazla uzakta değil.

Brookings Enstitü’nde o da başkan yardımcısı…
Ve hemen yan odada Richard.

Bekir Hazar

KOMPLO TEORİLERİ /// BEKİR HAZAR : Her şey ortada

b2c14967e1eb02f9cf6ee234cf1dd07c.jpg

Her şey ortada

ABD’li profesör John L. Esposito diyor ki;
"Türkiye’nin ekonomik gücü AB’yi endişelendiriyor.
Çünkü Türkiye artık büyük ve güçlü bir ülke.
Küçük ve fakir ülkeleri bile içine alırken, Büyük Türkiye’yi sindiremiyorlar."
Evet endişeleniyorlar.

3. köprüler, 3. havaalanları gelirse Londra ve Frankfurt ağıtlar yakacak.

Onun için Almanya’nın Merkel’i istemez.

2012 sonunda saray kasasında 32 milyon STERLİN olup 2013 sonunda 1 milyon sterline düşen İngiltere kraliçesi istemez.

Hele hele yıllardır önce parçaladıkları sonra yönettikleri Ortadoğu’ya girdiğimizi görürlerse asla istemezler.

Nisan 2012’de Bard Collage Profesörlerinden Walter Russel Mead, bir röportaj veriyor.
Dünyada güç dengelerinin değiştiğini söylüyor.

Düşüşe geçen ABD’ye "Türkiye, Hindistan gibi ülkelerle ilişkilerini geliştir" çağrısı yapıyor.

AB’nin çökmek üzere olduğunu belirtiyor.
Russel Mead’a göre evet ABD hala önemli bir aktör.
Ancak artık yedi kutuplu bir dünya var.

Russel, "Dünyada söz sahibi olanlar artrık bu 7’ler" diyor.

Bunlardan birinin Türkiye olduğunu açıklıyor. "Türkiye giderek dünya siyasetinde muazzam bir güç kazandı" diye ekliyor.
Böyle bir Türkiye’yi kimler ister, kimler istemez?
Bir hafta önce Dünya Bankası Türkiye Direktörü Martin Raiser konuşuyor.

Kriz sonrası dönemde Türkiye’nin işgücü piyasası performansına övgüler yağdırıyor.. "Son 10-15 yılda Türkiye’de işgücü verimliliğindeki artış yüzde 4’e yakın.

Bu, yükselen tüm diğer piyasalardan daha yüksek bir oran" diyor.
Raiser, AB’nin istihdamda 2 milyonluk düşüş yaşadığını Türkiye’nin 3.5 milyona iş sahası açtığını söylüyor.
Ve dahası Türkiye’de refahın arttığını belirtiyor.

Yani dünya geriye giderken Türkiye kıskanılacak bir şekilde büyüyor.
Böyle bir Türkiye’yi kim ister?
Tabii ki bu ülkeyi yıllardır yönetenler, soyup soğana çevirenler asla istemez.

Büyüyen, kabuğunu yırtan, Ortadoğu’ya akan, enerji hatlarına inen, DÜNYA 7’LERİ arasında gösterilen bir ülkeyi nasıl soyacaklar?
Onun için ABD’de Neo-Conlar ayağa kalkıyor.
Musevi BARONLARIN gazetelerinden bize hakaret yağdırıyor.
Sonra da muhalefet üyelerimizi ağırlıyor?

Neden? Gayet basit.

Bu ülkeyi BÜYÜTEN ADAMI istemiyorlar.
Davos’tan beri istemiyorlar.
Mavi Marmara’dan beri istemiyorlar.

Çünkü hepsi "İSRAİL" diye bas bas bağırıyor. Artık görüyorlar ki Türkiye MOSSAD’ın emrinde çalışmıyor.
Deliriyorlar.

Yoshiaka SASAKİ bir Japon Profesörü.

Bu ülkeye geldi, araştırmalar yaptı, Türkiye ile ilgili bir kitap hazırladı. "Türkiye DÜNYA LİDERİ olma yolunda hızla ilerliyor" diyor.

20 Haziran 2012’de ABD’de Dünya Para İmparatorlarının fonladığı Washington İnstute adlı LOBİ merkezinde bir konferans düzenleniyor. Toplantıda sözü İsrail Başbakan yardımcısı Mofaz alıyor.
Ve diyor ki; "Türkiye ile ilişkiler çok önemli.

Özellikle İsrail’de olmak üzere hepimiz, Türkiye’nin bölgesinde bir SÜPER GÜÇ haline geldiğini anlamalıyız.

Türkiye’yi bölgemizde bir süper güç olarak görüyorum, Bunda hiçbir ŞÜPHE yok."

Bunu ne zaman söylüyor?

Tam birbuçuk yıl önce 20 Haziran 2012’de.

Yani Türkiye’ye ard arda operasyonların başladığı tarihlere yakın bir süreçte.

Kimler bizden yana dertli?

Kimler BÜYÜYEN TÜRKİYE’yi istemiyor?

Kimler içimizden aynı konumdalar?

Kimler kimlerle yanyana gelip ittifaklar yapıyor?

Alt alta koyun…

Bu memlekette neler oluyor diye anlamakta kendinizi zorlamayın!

Bekir Hazar

KOMPLO TEORİLERİ /// Bekir Hazar : Neden içeriden geliyorlar ??

taksim-gezi-parkindan-yeni-haber-taksimde-son-durum-_649365_720_400.jpg

Neden içeriden geliyorlar

İçeride birbirimizi boğazladığımız için dünyayı anlayamıyoruz.
Çünkü kendimizle didişmekten dışarıya ayıracak zaman bulamıyoruz.
Ne zaman dünyaya açılsak bir EL devreye giriyor.
Saat gibi bizi tekrar horoz dövüşüne kuruyor.

Halbuki dünyada çıkarlar savaşı var.
Komünist ÇİN fena geliyor.

MAO’nun çocukları kapitalist dünyayı PARA ile esir almaya hazırlanıyor.
Çin parası YUAN’ın değeri çok düşük.
Mallarının ihracatını artırıyor bu değer.

Dünya YUAN’ın değerini yükseltmek için ÇİN’le savaşıyor.
Ve dünün aç-sefil ÇİN’i sadece ABD’den 1 trilyon dolarlık şirket hissesi alıyor.

1 trilyon doları bir çekse ABD çökecek.

Rakamlar ve ekonomik savaş ABD’li PARA baronlarını da dehşete düşürüyor.

Onların uykularını kaçıran bir ülke de Türkiye.

Türkiye ve Çin’i 6 yıl sonra dünyanın SÜPER GÜCÜ olarak görüyorlar. İşte bu düşünce ile hamle üzerine hamle yapıyorlar.

Türkiye’ye yapılan saldırıların tamamında bu gerçek var. İsrail devletine çalışan Prof.David Passig’i önceki gün yazmıştım.

2050 adlı kitabın yazarı Prof. Passig "Türkiye süper güç" diyordu.
Bugün size George Freidman’dan bahsedeceğim.
O bir ABD’li NEOCON ahalisinden…
Macaristan doğumlu bir Yahudi.

Ekonomi, siyaset, ordular konusunda akademik geçmişi olan bir uzman.

Harp okullarındada, Milli Savunma Üniversitelerinde dersler veriyor.
Staretejik tahminler yapan, CIA’ya bilgi yağdıran STRATFOR’un da kurucusu.

Freidman ABD başkanlarına da danışmanlık yapıyor.
Ve diyor ki; "Rusya çökecek, Çin büyük bir kriz yaşayacak, Almanya-Fransa ortaklığı dağılacak."

Ekliyor Freidman; "Türkiye SÜPER GÜÇ olacak.

Hem Türk Cumhuriyetlerini hem de Arap dünyasını etrafını toplayarak BİRLİK kuracak.

Türkler tarih sahnesine İMPARATORLUK olarak dönecek"
Ve tarih de veriyor Freidman.

2040 yılında bu ülkenin bölgesinde ve dünyada SÜPER BİR GÜÇ olacağı konusunda bas bas bağırıyor.

Türkiye’nin İslam coğrafyasındaki gücü belli.

Balkanlarda Arnavutluk, hatta Sırbistan’la bile ilişkileri gelişiyor.
Kafkaslarda Gürcistan ve Azerbaycan ile ittifak kurdu.
Türkiye doğası gereği lider bir ülke.

Bu sözlerin tamamı CIA’ya çalışan uzman Freidman’a ait.
Bölgede benzerimizin olmadığını söylüyor.

Şimdiden "BÜYÜK TÜRKİYE İMPARATORLUĞU" öngörüsünün temellerinin atıldığını belirtiyor.
Canlı bir ekonomi, güçlü bir ordu.
Stratejik konum mükemmel.
SÜPER GÜÇ olmak için her şey var.

Gelecekte Osmanlı’da olduğu gibi biraz farklı yapıda da olsa bir çok bölgelere valiler atayabilir. Araplar’ın Türkiye’ye bakışı bir tür aşk nefret ilişkisi.

BATI’yı değil Türkiye’yi tercih ederler.
Orduları çok zayıf.
Arapların en büyük sorunu onları yönlendirecek dış gücün kim olacağı.

Türkiye bu coğrafyada tercih sıralamasında daima birinci GÜÇ.
İşte bunları söylüyor Freidman.

Ama bir sıkıntıya dikkat çekiyor. Diyor ki, "Türkiye’nin önündeki engel dışsal tehditler değildir.

En büyük engelleri İÇSEL TEHDİTLERDİR".
BİNGO…

Ne zaman söylüyor bunları Freidman…
Tam dört yıl önce 2010 senesinde.

İşte Çin’le boğuşan BARONLAR ve Türkiye’nin Süper GÜÇ olmasından korkan PARADORLAR, Faizci tefeci Bankerler, PETRODORLAR Freidman’ın öngördüğü İÇ TEHDİDE sarıldı son yıllarda.
İÇERİDEN geliyorlar…
Ve hep İÇERİDEN gelecekler.

Çünkü BÜYÜK TÜRKİYE’yi durdurmanın tek yolu İHANET.

Osmanlı’yı da böyle içeriden yıkmadılar mı?

Bekir Hazar

KOMPLO TEORİLERİ : Bekir Hazar : Jeff’in düdükleri

1661775_659383587442715_2083237207_n.jpg

Jeff’in düdükleri

Morton Isaac Abramowitz ve Eric Edelman…
BARONLARIN para yüklemesi yaptığı Bipartisian Policy Center üyesi.
İşleri güçleri bu aralar Türkiye’ye sallamak.
Geçtiğimiz ay BPC adına bir rapor hazırlayıp, Türk hükümetine ağır hakaretlerde bulunmuşlardı.
Onların yazmıştım bu sütunlarda.

Siyonizmin "Tek Dünya Düzeni" sloganı için yırtanan CFR üyesi olduklarından girmiş, İsrail aşklarına kadar örnekler vermiştim.
İkisi de Musevi’ydi.

Edelman Türkiye’de elçilik yapmıştı.

Abramowitz "ABD yönetimi Tel Aviv’i Ankara’ya tercih ederiz demeli" çağrısı yapmıştı.
Ömürlerinin sonbaharında kendilerini "Erdoğan’ı itibarsızlaştırma" projesine adadılar.
Kendi açılarından haklılar.

Çünkü maaşları dolaylı olarak Musevi Rotschild Hanedanı ve BARON Rockfeller’den geliyor.
Önceki gün yine görevlerini yaptılar.

Washington Post’ta oturup birlikte makale yazdılar.
Obama’yı Türkiye’ye karşı sessiz kalmakla suçladılar.
Erdoğan’a 17 Aralık operasyonu nezdinde müdahaleye çağırdılar.
Bu da gayet normal bir çağrı.
Çünkü adamlar darbeci.

Gittikleri hemen her ülkede darbeler yaptırmışlar, paramparça etmişler.
Musevi BARONLARIN genlerine zerk ettiği virüsle darbe klonlaması yaşıyorlar.
Daha ne olsun?

Bizim mümtaz basın hala bu adamların kim olduğunu bilmiyor.
Aslında biliyor da işin o tarafına bakmadan DARBECİLERİN makalesine bodoslama atlıyor. "ABD’den uyarı" diye yazıyorlar.
Eskiden olsa Türk halkı etkilenirdi.
Tek tip BARONLAR medyası vardı o zamanlar.
Yedirdikleri kadar yediriyorlardı.

Ama artık adamların ipliği pazara çıkıyor.
Halk bu Türkiye düşmanlarını ve arkasındaki GÜÇLERİ biliyor.
Medyamızın tatlı su sazanlığını görüyor.

Ama balık balıktır… Balıktan AT doğmaz.
Türkiye’ye müdahale çağrısına sayfalarını açan Washington Post’a gelince…
Sahibi Jeff Bozes…

Annesi Jackliyn hanımefendi onu doğurduğunda 18 yaşından küçüktü.
Jeff doğduğu gün babası evden kaçtı.
Annesinin ikinci eşi PETROL mühendisi Miguel Bezos’un soyadını aldı Jeff.

23 yaşındayken Fitel adlı şirkette işe girdi.
Ve orada en büyük müşterileri ile ilişkileri yönetmeye başladı.
O en büyük müşteri Musevi Levy’in kurduğu banka Salomon Brothers’dı.

Salomon Brothers ile tanışmadan sonra bizim Jeff, "Yürü ya JEFF"e dönüştü.

Yatırım bankası olan Bankers Trust Company’e transfer oldu.
10 ayda, 26 yaşında Banker Trust tarihinin en genç başkan yardımcısı oldu.

Ve derken Forbes’a göre 19 milyar dolarlık servetle dünyanın en zengin 17. adamı haline geldi.
Yani sizin anlayacağınız Washington Post İsrail çıkarlarına hizmet eden bir PARA impratoruna ait. "Para" Edelman ve Abramowitz gibi adamlara düdük çaldırır.

Türkiye’ye operasyon yapanların arkasında hep PARADORLAR olduğunu boşuna söylemiyoruz.

Saldıranlar veya saldırtanlar hep banker çıkıyor. "Türkiye’de faizler artmalı" diye tellallar bağırtıyorlar.
PARA’ya bakacaksın fotoğrafı çekeceksin.

PARA, Erdoğan’ı devirerek yüksek faiz düzeninin kurdurulacağı Türkiye’de soygun yapmak istiyor.

PARA PARA’yı çeker boşuna dememiş BARONLAR.
Kılıçdaroğlu ABD’ye gittiğinde Sarıgül’ün adaylığını açıklamıştı.
Sonrasında da Obama’yı Erdoğan’a müdahaleye çağıran Edelman-Abramowitz düdükleri ile yemekte buluşturulmuştu.
Neden onu buluşturdular acaba?
Kemal Bey bilmiyordur bence…

Bekir Hazar

KOMPLO TEORİLERİ /// Bekir Hazar : İş adamı

freemason.jpg

İş adamı

Başbakan Erdoğan’ı izledim dün.
Hükümeti eleştiren TÜSİAD’a öfkeliydi.
Haksız buldum bu öfkeyi hatta yakıştıramadım.
Zira ortada bir gerçek vardı.

TÜSİAD bir BARONLAR kulübüydü.
Ondan beklenen görevini yapıyordu.

Son TÜSİAD toplantısında kürsüye İshak Alaton çıktı. "Hepinizden utanıyorum" dedi. "TÜSİAD 12 Eylül
darbesini destekledi mi desteklemedi mi?" diye sordu.

1997 yılında hazırlanan TÜSİAD raporunu gündeme getirdi.

Ve o günkü TÜSİAD yönetimine diktiği gömleği şu ifadelerle haykırdı;

"Bizim demokrasi arayışı ile ilgimiz yok dediler.
Bizim işimiz para kazanmak demeye getirdiler."

Evet darbelerde TÜSİAD var mıdır yok mudur?

Gelin 28 Şubat’a uzanalım biraz.

TÜSİAD hükümeti düşürmek için 1997’de bir tezgah hazırladı.
Bilim adamlarına maksatlarına uygun rapor hazırlattı.
En zengin ve seçkinler kuruluşudur TÜSİAD.
Siyasi faaliyetleri Türkiye ile sınırlı değildir.

Bünyesindeki bazı özel kişiler vasıtasıyla ABD’nin en etkin askeri, ekonomik ve politik kuruluşu olan CFR’ye kadar uzanır.

Bünyedeki bu özel kişiler, hem TÜSİAD’ın hem de ABD’nin en etkili ve politik GÜCE sahip şirketler topluluğu olan "Business Raund Table"ın üyesidirler.

Business Raund Table sadece Amerika’nın değil, dünya siyasetinin tek yetkili kuruluşu olan CFR ile beraber çalışır.

CFR, Yahudilerin dünya politikasını kendi kontrolleri altında tutabilmek için Yahudi Walter Lipmann tarafından kurulan bir teşkilattır.

Rivayet odur ki;

TÜSİAD’ın meşhur Ocak 1997 raporu, "Business Raund Table" vasıtasıyla ABD’deki CFR’ye iletildi.
CFR’de Pentagon’a havale etti.
Pentagon’dan JİNSA’ya ulaştı.

Jinsa da Çevik Bir’e iletti ve Pentagon’dan gerekli talimat verildi;

"Hükümeti bertaraf etmek için Meclis dağıtılmayacak.
Müdahaleyi askerler, uygulamayı siviller yapacak.

Çok önceden Makovsky tarafından anahtarları tespit edilen 18 maddelik talep listesi de hükümete uygulattırılacak." İşte kim, neyi nasıl yaptırıyor, herşey ortada.
O dönemi zamanın Adalet Bakanı Şevket Kazan aynen böyle aktarıyor.

CFR ABD’yi yıllardır yöneten, başkanlardan genelkurmay başkanlarına kadar seçen kurumdur.
Yahudi işadamları üyesidir.

Busienss Round Table ise TEK DÜNYA DÜZENİ teorisini geliştirdi.

Bu teoriye göre şekillendirilecek organlar, üstlendikleri görevlere göre kendi aralarında bir irtibat ağı kuracak, bilgi alış verişinde bulunacak ve dünya ülkelerini yönlendirecek politikalar geliştireceklerdi.

Yuvarlak Masa organlarının elemanları kendi ülkelerinde etkili kişiler olacaklardı.

Yuvarlak Masa teorisi ilk olarak 1877’de Musevi işadamları John D. Rockefeller, Cecil Rhodes, John P. Morgan, Andrew Carnegie ve Mayer A.Rothschild’ den oluşan beşli tarafından ortaya atılmıştır.
En tepede dünyayı soyup soğana çeviren İngiltere kraliçesinin akrabası Rotschild hanedanı vardır.

Nerede bir savaş, kaos veya kan varsa oradan beslenirler.

Hanedanın Fransa’ya gönderdiği Salmon Jacob Rotschild, birkaç nesil önce Mayer Amschel Rothschild’in ortaya attığı yatırım stratejisiyle övünüyordu:

O stratejinin sloganı da şöyleydi; "Paris’in caddelerinde kan gövdeyi götürürken ben satın alırım."

Evet Merkez Bankası dolar ve euroya müdahale ediyor.

Ancak yurtdışından 3 banka buna rağmen dolar ve euroya saldırıyor.
Durmaksızın satın alıyor.

Birileri operasyonlar yapıyor, ülkeyi kaosa sokmak istiyor.

TÜSİAD da safını belli edip kendinden bekleneni yapıyor, hükümete saldırıyor.

Yani işini yapıyor.

Başbakan niye kızıyor ki?

Adı üzerinde ; Adamlar İŞ ADAMI!!!

Bir işverenler topluluğu olarak TÜSİAD’ın, yine “ekonomi” çerçevesinde bir “merak” içinde olması ve bu merak doğrultusunda birtakım politikalar geliştirmesi beklenir.

Bakıyoruz ve görüyoruz ki, TÜSİAD, merakı hep başka alanlarla, üzerine vazife olmayan konularla sınırlı olmuş…

Reflekstir:

Eğitimde reform mu yapılacak?

Hemen TÜSİAD’dan bildiri gelir…

Katsayı mı düzenlenecek?

Hemen TÜSİAD’dan bildiri gelir…

İmam Hatip Okulu mu açılacak?

Hemen TÜSİAD’dan bildiri gelir…

Köprü mü yapılacak? Havaalanı mı açılacak? Nükleer enerjiye mi geçilecek?

Hemen TÜSİAD’dan bildiri gelir…

Mavi Marmara gemisi Gazze’ye yardım mı götürecek?

Hemen TÜSİAD’dan bildiri gelir…

Kısmi anayasa değişikliği mi yapılacak?

Hemen TÜSİAD’dan bildiri gelir…

Darbelere cevaz verdiği öne sürülen malum maddeyle ilgili düzenleme mi yapılacak?

Hemen TÜSİAD’dan bildiri gelir…

Parlamento Cumhurbaşkanı mı seçecek? (1987’yi hatırlayalım!)

Hemen TÜSİAD’dan bildiri gelir…

Bu bildiriler, üstelik, çoğu zaman MGK bildirileriyle senkron oluşturacak biçimde tasarlanır.

Bir refikimiz, TÜSİAD’ın yayınladığı son bildiri üzerine, “İnşallah Erdoğan TÜSİAD’ı da darbeci, komplocu ilan etmez” diye yazmış; sanki TÜSİAD bu süreçlerin dışındaymış gibi…

Erdoğan’ın bunu ilan etmesine gerek yok ki… Malumu ilam olur…

TÜSİAD zaten darbelerin içindedir… Darbecidir…

Refikimiz, 28 Şubat sürecinde, TÜSİAD’ın (TÜSİAD’a üye değerli işverenlerin) hangi rolü üstlendiğine baksın… İshak Alaton’un dediklerine kulak versin.

Bir de şunu araştırsın:

Bugüne kadar hiçbir darbeyi kaçırmamış ve hepsini usulünce desteklemiş, 28 Şubat sürecinde de “Üst düzey bir general beni aradı, dedi ki…” şeklinde “korkutucu”

yazılar yazan duayen gazeteci kimdi?

Bekir Hazar

KOMPLO TEORİLERİ /// BEKİR HAZAR : Bir Türk’ü öldür, rahat et

4303c412d8adbfe645c278d591154bbd_1378259429.jpg

Londra’da yayınlanan Middle East Review adlı dergi yıllar önce şöyle bir haber yayınladı. "İsrail Başbakanı Menahem Begin bir Türk’ü öldür rahat et diyor." İsrail konsolosu hemen bir açıklama yaptı; "Başbakanımız böyle bir söz söylemedi" diye.

Ve arkasından ekledi; "Bir Türk’ü öldür, rahat et sözü bir özdeyiştir.
Bir İsrail atasözüdür."

Rus ordusunda bir Yahudi asker Türkler’le savaşa gidiyor.
Annesi "Bir Türk öldür dinlen…
Sonra bir Türk daha öldür ve dinlen" diyor.

Yahudi asker, "Peki Türkler beni öldürürse anne" diye soruyor. "Yavrum seni neden öldürsünler, sen onlara hiçbir şey yapmadın ki" cevabı geliyor.

Lübnan Kasabı ünvanıyla geçtiğimiz günlerde ölen Ariel Şaron da, İsrail Savunma Bakanı’yken İtalyan gazetesine işgal planlarını anlatıyordu. "Türkiye İsrail’in ilgi alanı içinde" diyordu Şaron. Irak’ın kuzeyini, Kandil Dağı’nı yıllarca kullandılar bize karşı.
Teröriste silah yağdırdılar.

Bir diğer komşumuz İran’da bölücülere üsler açtılar.
Suriye, Hatay bölgesini istiyordu.

Yunanistan, yıllarca hemen dibimizde düşman edildi bize.
Her yerden ablukaya aldılar.

Tek amaç vardı; bu ülkeyi paramparça etmek ve dağıtmak.
Çünkü İsrail’i kuran dünya baronları böyle istiyordu.
Ortadoğu, enerji hatları, petrol yatakları aşkı vardı ortada.

Paradorların tek hedefi daha fazla kazanmaktı.
Osmanlı’yı yıktıktan sonra 1975’te Bilderberg’in İzmir Çeşme toplantısı ile bu ülkeye kök saldılar iyice.

Yeni Asır Gazetesi o günlerde "Tek kelime ile DÜNYA EKONOMİSİNİ ALLAK BULLAK EDEBİLECEK KADAR VARLIKLI BANKERLER İzmir’de buluştu" diye haber yapıyordu.

Toplantı sonrası Amerikan Manhattan Bankası Yönetim Kurulu Başkanı ve ABD Başkan Yardımcısı’nın kardeşi Yahudi banker Rockfeller soluğu Ankara’da aldı.

Başbakan Ecevit ve kurmayları ile toplantı yaptı. Toplantı bittiğinde Ecevit kimseye SIR vermedi.

Hatta CHP’lilere "Fazla ısrar etmeyin, partiden istifa ederim" diye tehdit savurdu.

Ve o yıllarda Malazgirt Savaşı’nı unutan TRT’de "İnsanlığın Yücelmesi" diye bir program yayına verildi.

O programda Türk Milletine şöyle sesleniliyordu; "Vaad edilmiş bir toprak, yeni bir yaşam yok bunun sonunda.
Yakub’un yaptığı gibi…
Yeşua, İsrail kavmini vaad edilmiş toprağa götürürken…"

Ve sonunda Türk halkı şöyle BİLİNÇLENDİRİLİYORDU(!) "İsrail kavimleri Mezopotamya’ya girmek için savaşıyordu.

Anadolu’nun güney sınırını çizen dağlardan Batı’da Akdeniz’e, aşağıda Basra körfezine uzanan bu bölgeye girebilmek için İsrail kavimlerinin Eriha’yı ellerine geçirmeleri gerekiyordu."

Evet her yerde BARONLARIN kurduğu İsrail vardı.

Devlet televizyonundan bile propaganda yapacak kadar güçlüydüler içimizde.

1950’lerde MİT’in maaşlarını bile CIA ödüyordu. Böylesine gayr-ı MİLLİ’ydik.

Bu ülkeyi kardeş kavgasıyla darmadağın etmek ve yutmak istiyorlardı.
Ankara ne zaman "Yeter artık" dedi, Kürtlerle kucaklaştı işte o zaman gürültü koptu.

Tüm operasyonların ardında bu gerçek var.
Bizim TIR’larımıza bile bize operasyon yaptırıyorlar.
O kadar uzağız MİLİ DEVLET olmaya.

Ne zaman ki bize operasyon yapanlara operasyona gideceğiz…
İşte o zaman Türkiye MİLLİ DEVLET olacak…
Bunu başaracak kudret ve İRADE var artık.

Zaten bunu gördükleri için panikteler.
Ve indirmek için çırpınıyorlar.
Çırpına çırpına birgün bir yerlerine İNME inecek…
Kimse merak etmesin.

Bekir Hazar – Takvim

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: