Etiket arşivi: açıklama

ERGENEKON DAVASI /// CHP Grup Başkanvekili İnce’den Yeniden Yargılama Açıklaması

CHP Grup Başkanvekili İnce:"(Ergenekon ve Balyoz’da Yeniden Yargılama) Bana Sorarsanız, Kamu Vicdanında Zaten Aklanmıştır O Arkadaşlar. Bugün Hapiste Olanlar Kamu Vicdanında Zaten Suçsuzdur"

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Ergenekon ve Balyoz davalarında yeniden yargılama tartışmalarıyla ilgili, "Bana sorarsanız, kamu vicdanında zaten aklanmıştır o arkadaşlar. Bugün hapiste olanlar kamu vicdanında zaten suçsuzdur" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Ergenekon ve Balyoz davalarında yeniden yargılama tartışmalarıyla ilgili, "Bana sorarsanız, kamu vicdanında zaten aklanmıştır o arkadaşlar. Bugün hapiste olanlar kamu vicdanında zaten suçsuzdur" dedi.

İnce, CHP Yalova Belediye Başkan adayı Vefa Salman’ın seçim irtibat ofisinde basın toplantısı düzenledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın "Ergenekon ve Balyoz davalarında yeniden yargılamaya olumlu baktıkları" yönündeki açıklamasını değerlendiren İnce, şöyle konuştu:

"11 yıldır hukukun canına okuyan, hukuku katleden, adalet mekanizmasını yok eden bir iktidarla karşı karşıyayız. Bugün de adaleti, hukuku lütfeden bir Başbakan var. Bu adaleti, hukuku bu noktaya sen getirmedin mi? Bana sorarsanız, yeniden yargılama filan bunlara gerek yok. Çünkü ben orada tutuklu, hükümlü olanların serbest bırakılması gerektiğini düşünüyorum. Yeniden yargılamaya bile gerek yok. ‘Orduya kumpas kuruldu’ diyen, Başbakan’ın Başdanışman’ı varken, her şey ortadayken, hiç gerek yok derhal serbest bırakılmalı bunlar."

Açıklamalarının kendi görüşü olduğunu söyleyen İnce, şunları kaydetti:

"Ben bu noktadayım ama kurumsal olarak, parti olarak bu çalışmaların içinde oluyoruz. Arkadaşımız, grup başkanvekilimiz Engin Altay Bey bunu yürütüyor. Bana sorarsanız, kamu vicdanında zaten aklanmıştır o arkadaşlar. Bugün hapiste olanlar kamu vicdanında zaten suçsuzdur. Mahkemelerin hali ortada, adliyenin hali ortada. Bunu herkes görüyor. Yeni bir şey söylemeye gerek yok. Türkiye’yi perişan etti bunlar. Türkiye’nin bütün kurumlarını çökerttiler. Yazık ettiler bu ülkeye."

İnce, yerel seçimlerin önemine vurgu yaparak, "Bir an önce bunlardan kurtulmamız lazım. 30 Mart, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde bir temizlik tarihi olarak hatırlanacaktır. Bunu herkes böyle bilsin. Bunların kolunu, kanadını kıracağız 30 Mart’ta. Sonra da genel seçimde bunları göndereceğiz. Otobüsleri doldurup Yüce Divan’a göndereceğiz, merak etmeyin" diye konuştu.

Daha sonra İnce, Belediye Başkan adayı Salman ve partililerle esnafları ziyaret etti.

AK PARTİ DOSYASI : Başbakan’la görüşen Feyzioğlu’ndan önemli açıklamalar

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu bugün saat 14.50’de Başbakan Erdoğan ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın da olduğu mini bir zirve toplantısı yaptı. Feyzioğlu, TBB’nin Ergenekon ve Balyoz reçetesini anlattı. Toplantı 17.20’de bitti. Çıkışta Feyzioğlu gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Feyzioğlu Ergenekon, Balyoz ve benzeri davalara ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Feyzioğlu’nun açıklamasından satırbaşları şöyle:

"1,5 saatlik görüşme yaptık. Sayın Bozdağ’da katıldı. Son derece yapıcı ve samimi bir ortamdaydık. Çalışma toplantısı oldu. Gündemdeki ilk konum işçi kardeşlerime sözüm var. Fen-İş alüminyum işçilerinin 1 yıllık bir direnişi vardı. Söz vermiştim onu dile getirdim, Başbakan çok ilgilendi. 5 Temmuz 2012 tarihinde özel görevli mahkemeler kaldırıldı. Ancak kaldırılmış olan bu mahkemelerin aynı kanuna eklenen geçici 2. Maddeye dayandırılarak ellerindeki işler bitene kadar yargılamaya devam etme hükmü getirildi. Bir ilacın sağlığa zararlı olduğunu tespit ediyorsunuz, üretimini yasaklıyorsunuz ama eczanelerdeki stoklar bitene kadar satışına devam ediyorsunuz, bu örnektir. Bu mahkemeler kaldırıldı ama 1. Maddeyi kabul etti. Bugün ne çekiyorsak bu yanlışlık sebebiyle çekiyoruz. 2. maddenin kaldırılması gerekir. Başbakan’ın olumlu yaklaştığı kanaatini getirdim.

Özel görevli mahkemeler kaldırılmalı. Ergenekon davasında Yargıtay’ın derhal hiçbir takdir etkisi kullanmaksızın görev yönünden karar bozma kararı vermiş olması. Balyoz’da da yine bir maddelik bir ekleme. Sadece özel görevli mahkemece mahkumiyet hükmü verilmiş sebebiyle yargılama sonucu. 2. maddeyi kaldırdığımızda iş artık ilgili mahkemesinde yeniden görülecektir ve adil yargılanma evrensel çözümle sonuçlanacaktır. Bu formülümüzde af veya denetimli serbestlik talebi yok. Af talebi sıkıntı yaratır. Çünkü suçsusuz diye haykıran insanlar var. Sapla samanı ayırmak lazım.

PAZARTESİ ÇALIŞMALARA BAŞLAYACAĞIZ

Yargıya yöneltilen suçlumalar karşısında yıpranan yargıya yeniden güvenin sağlanması sağlanacak. Sayın başbakanın bu konudaki yaklaşımı bizim izlediğimize son derece ılımlı oldu. Adalet bakalnlığına konuyu iletti, birlikte çalışılmasını istedi. Hukukun üstünlüğünün sağlanması konusunda ilkeli duruşumuzu koruduğumuz için Başbakan’ın talebine evet dedik. Adalet bakanlığıyla bu konuda çalışma içinde olacağız.

JAPONYA’DAN DÖNDÜĞÜNDE…

Başbakan Japonya’dan döndüğünde çok somut bir önerimiz çıkacaktır. Pazartesi başlayacağız çalışmalara. Herkesin adil yargılanma hakkını savunmak zorundayız. Haksızlık kime yapılırsa yapılsın siyasi bir menfaat gözetmeksizin durmak lazımdır, duruşumuz bu. Geçici 2. Madde kaldırıldığında özel mahkemelerin elinde hangi davalar varsa ilgili mahkemelere dağıtılacaktır.

Sayın Başbakanın ne düşündüğünü basından takip ettim, bu konuya girmedik. O bir başka konudur. Milat 5 Temmuz 2012’dir. Özel görevli mahkemeler hiç olmamalıydı. Aynı kanunu çıkartırken 2. Maddeyi eklemeseydi bugün bu konuşmalaru yapmayacaktır. Kamuoyunu rahatsız etmeyecek tam aksine feryat edenlere gel adil yargılanacaksın diye önünü açmak.

ÖNERİMİZ ŞU…

Ergenekon davası benzer davalarıyla henüz Yargıtay’da dava devam ediyor kesinleşmedi onanmadı fakat bu davanın kaynağı konuşulan hüküm 5 Temmuz’da yasama organı tarafından gayri meşruluğu ortaya konulmuş bir mahkemece verilmiş.

Önerimiz şu; 5 temmuz 2012 sonrasında verilmiş bir mahkumiyet hükmü Yargıtay’ın ilgili ceza dairesi önünde beklemekte ise Yargıtay’a hiçbir takdir yetkisi bırakmadan, bu tür davaların sadece görev noktasında bozulmasını hükme bağlamak.

ERGENEKON SANIKLARI İÇİN NE OLACAK

Bizim önerimiz terörle mücadele mahkemelerinin de kaldırılması. İki başlı ceza yargısı sistemimden kurtulmak zorundayız. Daima adil yargılanma hakkını savunmayan sapı samanı ayırmayan kağıda döken bir yaklaşım sergiliyor. Terör mahkemelerinin de kaldırılması durumunda her yurttaşın aynı şekilde yargılanacağı mahkemeler istiyoruz. Başbakan yeniden yargılanma konusunda bir adım atılması düşüncesinde olduğunu sanıyorum.

1,5 saattir konuştuğumuz, üzerinde çalıştığımız konu budur. 5 Temmuz 2012’den sonra verilmiş, yargıtay’dan onanmış hükümlerin başka hiçbir sebeb aranmaksızın uygulanacağı 2. Madde. Adli kolluğun mutlaka oluşturyulması lazım. Ne çalışmaları var bilmiyorum. 17 Aralık operasyonuyla ilgili hiçbir konuda konuşmadık. Amacımın Vatandaşın yargıya güvenin yerle bir olduğu yargıda ağır hasarı gidermektir. Yolsuzluk soruşturmasının gittiği yer neresiyle oraya gitmelidir. Düşüncemiz ortadadır İstanbul Barolar Birliği olarak."

BAŞBAKAN GAZETECİLERLE NE KONUŞTU

Başbakan Erdoğan bugün gazeteci ve yazarlarla da buluştu. Dolmabahçe’deki buluşma sonrası gazetecilerin yaptığı açıklamaya göre; Başbakan Erdoğan “Cemaat’le pazarlığa girmeyi” düşünmediğini, Ergenekon ve Balyoz gibi davalarda yeniden yargılamaya dair Adalet Bakanlığı’nın bir çalışması olduğunu ve paralel devlete karşı mücadelede taviz vermeyeceğini belirtti.

Odatv.com

AK PARTİ DOSYASI : Toplantı sonrası ilk açıklama !

Başbakan Erdoğan, Dolmabahçe’deki çalışma ofisinde STK’lar ve gazetecilerle buluştu.

MEHMET BARLAS: GÜLEN’DEN BARIŞ MEKTUBU!

Barlas toplantı sonrası yaptığı açıklamada, Başbakan’ın Fethullah Gülen’den barış mektubu geldiğini söyledi. Barlas tekrar yargılanma konusu için de, Ergenekon ve balyoz sanıklarının tekarar yargınlanma taleplerinin geldiğini ve tekrar yargılanmanın olabileceğini söylediğini belirtti.

ALİ BULAÇ: TIR OLAYI DERİN OPERASYONLA BAĞLANTILI

Yazar Ali Bulaç ise, Başbakan’ın önümüzdeki seçim dönemine kadar olacak olanlardan bahsettiğini belirterek şöyle devam etti:

Başbakan sorulara cevap verdi. Cemaat konusu gündeme geldi. TIR olayı da gündeme geldi. Olayların birbirleriyle bağlantılı olduğunu söyledi. Hükümete, kendisine karşı yürütülen sürecin bir psrçaı olduğunu belirtti. ‘Eğer yargıda yapılanma varsa hükümet tedbir almalı, 28 Şubat’ın tekrarı olabilir’ dediğimizde," Bu konuda çok dikkatliyiz ve asla izin vermeyiz" dedi. Hukuk dahilinde tasfiye etme konusunda kararlı olduğunu söyledi.

AKİF BEKİ: PAZARLIK TEKLİFLERİ VAR

Akif Beki, "Başbakan’la 17 Aralık komplosu dediği olayı konuştuk. Onun siyasi ekonomik sonuçarıyla ilgili sorular soruldu. 4 saat sürdü. Başbakan cemaatin samimi olan kitlesini bu işin dışında tutmak kaydıyla devlet içinde paralel örgütlenme olduğunu, tespitlerinin hızla devam ettiğini ve bu konuda adımlar atacağını söyledi. Bu durumu kontrol altına almış gibi bir izlenim bıraktı. Böyle bir gelişme beklenebiir. Bu hadisenin dershaneler tartışmasıyla başladığını devlet kadrolarındaki atmalarla ilgili hazırlık teklifleri yapıldığını ama bu tip pazarlıklara girmeyeceğini ifade etti. Bir kararlılık gösterdi. Herhangi bir şekilde ortamın yatışması Başabakan tarafından olumlu karşılanıyor ise de Başbakan’ın bu paralel devletin faaliyetlerine göz yummayacağını öğrenmiş olduk. Bir takım pazarlık teklifleri var. Başbakan bu tekliflere açık olmadığını belirtti. Operasyonun durması ya da devamnının gelemesi için yapılan pzarlık tekliflerinden bahsediyorum" şeklinde konuştu.

MAHMUT ÖVÜR: EN KARARLI HALİYDİ

Tüm geçmişte yapılanlardan sonra Başbakan’ın bu güne kadarki açıklamaları arasında en kararlı haliydi. Yasal prosedür üzerinden harekete geçme kararlılığını gördüm. Böyle bir sonucun ortaya çıkması karşısında yeni bir dönemin olduğunu çok net söyledi. Bu adımlar mutlaka olacak hem yargı hem emniyet boyutuyla. Bunların hiç birisi rastgele atılacak adımlar değil. Başbakan daha demokratik adımlar atarak yeni çözümle yürütecek. Altını çizdiği 2 şey vardı. Amacın 30 Mart seçimlerine kendisini, AK Parti’yi ve çözüm sürecini sekteye uğratmak olduğunu ifade etti. Çözüm sürecinde durumun iyiye gittiğini söyledi. Bu operasyonu boşa çıkartmaya çalışacağını belirtti.

FİKRET BİLA: YENİDEN YARGILANMA İÇİN BAKANLIĞA TALİMAT VERMİŞ

Cemaat konusunda açık bir ifadesi oldu. Paralel devletin ortadan kaldırılacağını ifade etti. Yeniden yargılama konusuna olumlu yaklaştığıı söyledi. Yeniden yargılama konusunda Adalaet Bakanlığı’na talimat verdiğini belirtti. Bundan sonraki süreci Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a bıraktı. Bozdağ, Ergenekon davası için devam eden bir dava olduğunu ve yeniden yargılamanın söz konusu olamayacağını söyledi. Engn Alan için kesinleşmiş bir hüküm söz konusu olduğu belirtildi. Başbakan, oğlu ve damadıyla ilgili iddiaların doğru olmadığını ifade etti. Yasin El Kadı’nın bir terörist olmadığını ve aile dostlukları olduğunu söyledi. Erdoğan, ‘Başbakan’ın damadı ya da oğlu iseniz Türkiye’de iş yapamayacak mısınız?’ diye sordu.

DR. CAN PAKER: BAŞBAKAN NE YAPACAĞINA KARAR VERMİŞ

Başbakan ne yapacağını düşünmüş karar vermiş. Operasyonun Türkiye’nin geleceğine darbe olduğunu ifade etti. Hiçbir kuruluşla pazarlığa girmeyeceğğini söyledi. Bunun genelde bir Türkiye meselesi olduğu ve pazarlığı olmayacağı görüşünde.

DOĞU ERGİL: TÜRKİYE FAZLA FİRE VERMEDİ’Nİ SÖYLEDİ

Başbakan, kendisinin şahıs olarak, hükümet olarak sapasağlam durduğunu, uluslararası düzeyde Türkiye’nin fazla fire vermediğini söyledi. Başbakan yolsuzluğun bir araç olarak kullanıldığına ve hükümetinin itibarsızlaştırılmaya çalışıldığına inanıyor.

(YENİ ŞAFAK YAZARI)YASİN AKTAY: BÜTÜN AÇIKLIĞIYLA CEVAP VERDİ

Sayın Başbakanımız sorulara bütün açıklığıyla cevap verdi. 17 Aralık sürecinden geçiyoruz. Bu kötü ve zarar veren bir süreçtir. Başbakan ‘Bu şer görünen olayda hayır vardır’ dedi. Paralel devlet denen bir yapının olduğunu söyledi. Bu vesileyle bu olayın açığa çıkmış olduğunu belirtti."Biz 76 milyon için güç devşirirken belli bazı grupların kendi küçük grupları için güç devşirmeye çalışıyorlar" dedi. Bu soruşturmalarda hedef alınan işadamlarına bakıldığında hiç birinin AK Parti ile ilgisi olmayan, AK Parti döneminde zengin olmamış, 3. köprü havalimanı gibi projeleri üstlenen insanlar olduğunun altını çizdi. Gülen’den geldiği söylenen mektupla ilgili de ‘Islak imzalı’ diyerek espri yaptı Başbakan. Orada biraz konuşmanın diğer kısımlarına göre daha imalı bir üslup sergiledi. Bir diyalog, uzlaşma çağrısı gibi bir vurgusu olduğunu söyleyebilirim. Başbakan paralel yapılanma konusunda sıfır tolerans veriyor. Erdoğan ‘iddiaların üzeri kapatılmalı’ dedi. Bu şekilde bir operasyonun tahmin edilemediğini söyledi.

EKONOMİ DOSYASI : Halkbank’tan 137 milyon açıklaması

Halkbank, 137 milyon lira alacağının tahsiliyle ilgili haberlerin gerçeğe aykırı olduğunu açıkladı.

"Bankamızın adı geçen firmadan hiçbir zaman 137 milyon lira alacağı olmamıştır. Bu bilgi tümüyle gerçeğe aykırıdır"

Halkbank açıklamasında, "Bazı basın yayın organlarında; Bankamızın müflis bir firmadan alacağının tahsiline ilişkin yaptığı işlemlerle ilgili gerçeğe aykırı ve bankanın itibarını zedelemeye yönelik açıklamalar yer aldığı görülmüştür. Bankamızın adı geçen firmadan hiçbir zaman 137 milyon lira alacağı olmamıştır. Bu bilgi tümü ile gerçeğe aykırıdır" denildi.

Bankanın, alacağını hukuki çerçevede iflas masasına kaydettirmiş olduğu ve sonrasında gerekli prosedürleri izleyerek alacağını tahsil ve tasfiye ettiği belirtilen açıklamada, tüm işlemlerin bankacılık ilke ve teamüllerine uygun gerçekleştirildiği ifade edildi.

Açıklamada, "Konu daha önce de yapılan şikayetler çerçevesinde adli ve idari mercilerce incelenmiş olup, yapılan incelemeler sonucunda usul ve mevzuata aykırı herhangi bir tespit söz konusu olmamıştır" ifadelerine yer verildi.

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : İHH Başkanı’ndan bomba açıklama

İHH Başkanı Bülent Yıldırım, İsrail ve yargıdaki cemaat yapılanmasının İHH’yı hedef aldığını anlatırken çarpıcı bir örnek verdi: Mavi Marmara katliamı için dava açılacağı zaman, bu grubun savcıları ‘eğer dosyayı açarsanız İHH ile ilgili El Kaide dosyası da açılır’ dedi. Yargı içinde masaya dosya koyarak tehdit eden savcılar var.

Geçtiğimiz gece İHH’ya ait Suriye’ye giden bir TIR’da silah bulunduğu iddiası bazı gazetelerin internet sitelerine haber olarak düştü. Ardından sosyal medyada bazı isimlerce iddia yayıldı. Kısa süre sonra iddianın asılsızlığı ortaya çıktı ancak haber çoktan yurt dışına servis edilmişti. TIR’ın İHH ile ilişkilendirilmesi Türkiye’nin teröre destek veren bir ülke olarak lanse edilmesi çabası olarak görüldü. Çok değil bundan 3-4 gün önce İHH Başkanı Bülent Yıldırım İHH’ya yönelik saldırılar beklediklerini açıklamıştı. Yıldırım, Yeni Şafak gazetesine çarpıcı açıklamalarda bulundu:

Önceki gece İHH TIR’ında silah iddiası haberleştirildi. Çok geçmeden doğru olmadığı ortaya çıktı. Bu olayı nasıl yorumluyorsunuz?

Mavi Marmara hadisesinden sonra Türkiye İsrail ilişkileri dibe vurdu ve İsrail yalnızlaştı. Türkiye’yi kaybetmeleri Siyonist sermayenin büyük yara almasına sebep oldu Bu nedenle paniklediler. Türkiye ile ilişkileri eski düzeyine hatta daha büyük bir ittifaka çevirmek istiyorlar. Bunun için çok çeşitli tekliflerde bulundular. Bize de geldiler. İsrail Türkiye ilişkilerinin tekrar düzelmesi için yapılan anlaşmalara ses çıkarmamamız istendi.

Teklifler İsrail hükümeti tarafından mı geldi?

Tabii. Aracılar vasıtasıyla. Bazıları başka ülkeler üzerinden geldi. Biz bu teklifleri reddettik. Dolayısıyla İHH’yı bitirme kararı aldılar.

DOSYALAR HAZIRLADILAR

Nasıl yapacaklar bunu?

Üç konu üzerinde tartıştılar. Birincisi Bülent Yıldırım’ı öldürelim. Fakat öldürürsek kahraman olur dediler. İkincisi vakfa çeşitli devlet kurumları tarafından baskı yaptıralım başkanı değişsin, ki paralel devlet mensupları bu baskıyı yaptılar. Sonra Bülent Yıldırım gitse geride kalanlar aynı misyonu devam ettirecek dediler. O yüzden üçüncü yol olarak itibarsızlaştırmaya karar verdiler. Dosyalar hazırladılar.

Ne gibi dosyalar?

El Kaideci, İrancı dediler, özel hayatı öne sürdüler… Aklınıza gelen her iftirayı attılar. Fakat hiç biri tutmadı. Son olayın da İHH’yı itibarsızlaştırmak için yapıldığını düşünüyoruz. Demek ki İsrail’e bir söz verdiler. Bu sözün gereğini yerine getirmeleri isteniyor artık. Sanki bir TIR yakalanmış, içinde İHH’nın Suriye’ye götürdüğü silahlar varmış gibi bir kamuoyu oluşturma gayretine girdiler. Bunu İngilizce olarak da bütün dünyaya yaydılar. Bizler hemen net tepkimizi verdik. Jandarmaya ulaştık. Jandarma böyle bir TIR’ın kontrolleri altında olduğunu ancak İHH ile hiçbir ilgisi olmadığını bize bildirdi.

İTİBAR OPERASYONU VAR

TIR’ın kime ait olduğu, içinde ne olduğu açıklığa kavuştu mu?

Onu bilmiyoruz. Bir iftira atıldı. İftiranın asıl sebebini de biliyorsunuz, 3-4 gün önce İsrail Dışişleri Bakanı Liberman ‘İHH bizim için büyük bir tehdittir’ diye açıklama yaptı. Biz 2 gün önce Gazze’yle ilgili dünya çapında bir kampanya başlattık. Bu arada Türkiye’ye gelen bir suikast timi var. Arkasından da bir grubun mensupları İHH’nın silah yüklü TIR’ı yakalandı diye iftira kampanyası başlatıyor. Bu tabloyu okuyun.

Haberde TIR MİT’le de ilişkilendiriliyordu. Buradan konu Türkiye’nin teröre destek veren ülke imajı verilmesi noktasına gidiyor değil mi?

Şu anda uluslararası ceza mahkemesinde bir dosya hazırlıyorlar. Türkiye’yi teröre destek veren ülke konumuna düşürmek istiyorlar. Çünkü biz İsrail’i uluslararası ceza mahkemesinde yargılatmak için başvurduk ve ilk defa dünyada bu kabul edildi. Buna karşılık Sayın Başbakan’ı, arkadaşlarını ve İHH’yı teröre destek veren kişi ve kurumlar olarak göstermek istiyorlar. Sayın Başbakan İsrail’e karşı çok net tavır içinde. Mavi Marmara’dan sonra abluka kaldırılmadı, ambargo kaldırılmadı, tazminat miktarında da anlaşılamadı. İsrail bunları yapabilecek konumda kendisini göremiyor.

Neden?

Çünkü ablukanın asıl sebeplerinden biri de İsrail’in Filistin’e ait olan doğalgazdan Filistin’e pay vermek istememesi. Bunu Başbakan iktidarda oldukça yapamayacağını düşünüyor.

TÜRKİYE KASETLE ANILIYOR

Bahsettiğiniz suikast timi nereden geldi? Kim gönderdi?

Hangi ülkedeki Yahudi kökenli ismin yönlendirdiğini biliyoruz. Buraya gönderdikleri de kısmen belli. Hedef benim. Rahmetli Medet Ünlü’yü vuranlarla aynı çizgide olan bir yapı. Normalde bunu söylemeyip, bu timin yakalanmasını istememiz lazım ama bir kaos ortamı var. Gerçekten hükümet direniyor. Direnmese hepimiz altında kalırız. Biz de bu ortamda suikastlerin olabileceğini ortaya koymaya çalıştığımız için bunu açıkladık.

Hedefte başka kim var?

Benim için ortaya çıktı. Belki başkası için de var. O nedenle bu kaosu ortaya çıkaranlara sesleniyorum. Herkes geri çekilsin. Türkiye’de bundan sonra olacak her şeyden onlar sorumlu olur. Ülkenin ekonomisine, kazanımlarına, kendi hizmetinize, diğer STK’lara zarar verdiniz. Dünyada Türkiye’yi yolsuzluk ve kasetlerle anılır hale getirdiniz. Bir an önce özür dileyip tövbe edin ve geri çekilin. Aksi takdirde bu millet sizi unutmayacak.

BİR CEMAAT GİZLİ SERVİSLE GÖRÜŞEMEZ

Geride ülke olarak kim var?

Onu bilemeyiz. Tetikçiler A ülkesinden kullanılabilir, B ülkesinden kullanılabilir. Dünyada herkesle iletişime geçebiliyorlar. Utanmadan ve övünerek ‘Biz sadece FBI ile değil, CIA’le, Mossad’la, İngiliz istihbaratıyla da, hepsiyle iletişim içindeyiz’ diyen bir grup var Türkiye’de. Bir devlet bu ülkelerle gider, konuşur ama bir STK, bir cemaat böyle bir şey yapamaz.

CEMAAT TASFİYE EDİLİYOR

Fethullah Gülen’in yanlış yönlendirildiği, gidenlerin görüştürülmediği de söyleniyor…

Ben buna itibar edemiyorum ama yanılıyorsam artık her şey deşifre oldu. Türkiye’ye gelsin. Hem onu yapmıyorsun. Hem bir sürü linç operasyonu içinde yer alıyorsun. Allah korusun ahlaksızca kaset işleri. Düşünün Hocaefendi diyor ki ‘Ben bir kişiyi uyardım. 10 tane daha var.’ Şimdi sana demezler mi sen nerden alıyorsun bu bilgiyi? O zaman sana bu bilgiyi vereni söyle. Bu kaset nereden çıkıyor bulsunlar. Dünyada düştüğümüz durumu görüyor musunuz? İslam’ın önemli şahsiyetlerinden biri olarak Hocaefendi görülüyor. Ve şu anda kasetlerle anılıyor. Şimdi biz tebliğ veya daveti neyle yapacağız? Ne kadar zarar verdiklerinin farkındalar mı? Hocaefendi gelsin bunu çözsün. Aksi takdirde biz canı yanan insanlar olarak kendimizi korumak zorundayız.

Hizmet hareketinin dünyadaki varlığını sürdürmek adına Türkiye’deki yapısını feda ettiği yönünde yorumlar var. Tüm yapı deşifre olmadı mı?

Rusya’dan, ‘Bu okullar CIA merkezi diye’ açıklama yapılıyor. Türkiye’de herkes bu işin arkasında Mossad, CIA var diye bas bas bağırıyor. Bu bütün dünyaya yayıldı. Sadece Türkiye’de değil, Avrupa, İslam dünyasında, her tarafta ‘Kime çalışıyorlar, arkalarında kim var’ diye soruluyor. Okulların olduğu heryerde bu konuşuluyor. Onun için aslında cemaat tasfiye ediliyor. Cemaate bir görev veriliyor. Yapamayınca tasfiye ediliyor. Cemaatin üst düzeyleri bu oyunu görmeli.

Bu tasfiye süreci mi?

Evet, 17 Aralık operasyonunda başarıya ulaşacaklarını düşündüler. Beceremediler. İkinci, üçüncü adımlar zevahiri kurtarmak için. Cemaat gidiyor şu anda. O yüzden cemaat içindekilere söylüyorum. Lideriniz veya değil, kim olursa olsun, eğer bu yanlış operasyon içindeyse emeğinizi kurtarmak için bir şura oluşturun . Kendi içinizde tartışmaya açın. Yoksa yazık olacak. Şu anda insanların gönlünden çıktılar. Hala bizim gibi insanların az çok merhamet ettiği bir yapı. Yoksa halk tamamen sildi.

DOSYAM ABD’YE GİTMİŞ

İHH’nın daha önce cemaatle bir anlaşmazlığı oldu mu?

Geçmişte hiçbir problemimiz olmamıştı. Bir çok kere de yardımlarının dağıtılması, okullarının açılması noktasında, bazı okulların ihtiyaçlarının alınmasına karşılık beklemeden yardımcı olduk. Sonra birden bire iş Mavi Marmara’yla birlikte değişti. İşin içine İsrail girince ip koptu.

Bazı fotoğraflardan bahsettiniz. Bunlar size şantaj olarak mı kullanıldı?

İHH yardım dağıtırken silahlı insanlar da yanımızda görüntülenmiş. Çeşitli konferanslarda oturmuşuz, yanımızdaki birini almışlar bu El Kaide’ye bağlamışlar. Biz insani diplomasi yapıyoruz. Bütün örgütlerle görüşüyoruz. Birçok gazetecinin birçok kişinin kurtarılması için dünyadaki hemen hemen her örgütle görüşen bir konumdayız. Bu görüşmeleri yaptığımızda karşımızda silahlı örgüt var. Silahını bırak sonra masaya oturalım mı diyeceğiz. Bu fotoğrafları dosyalamışlar ki İHH’yı içeri aldıklarında El Kaide ile fotoğraflarınız var diye önümüze koyacaklar

SAVCILAR TEHDİT ETTİ

Her bölgenin kendi grubu var. Adamlar hepsi silahlı. O bölgeden o gruba giderken o adamların içinden geçiyorsun. Bunları görüntülemişler, bize karşı kullanılıyor. Böyle ahlaksızca bir tehdit el altından yapılıyor. Bu tehditlerin sayısı çok fazla.

Başka ne gibi tehditler yöneltildi?

Size ilk defa bir şey açıklıyorum. Mavi Marmara dosyası davası açılacağı zaman bu grubun savcıları önümüze başka bir dosya koydular. Eğer bu dosyayı açarsanız İHH ile ilgili El Kaide dosyası da açılır dediler. Yargı içinde tehdit eden savcılar var.

O savcılar biliniyor herhalde değil mi?

İsimleri var. Bu dosyayı önüne koydukları kişinin ismini vermiyorum. Kendisi bir gün açıklarsa açıklar. Ama bize sordu ne yapalım diye. Biz asla vazgeçmeyeceğiz dedik. Bir taraftan El Kaide dosyası diyorlar. Bir taraftan İran dosyası diyorlar. Dosyalar uçuşuyor. Bu arkadaşlarda bir dosya koleksiyonu var. Ama biz de diyoruz ki biz Mavi Marmara’dan sonra zaten uzatmalı bir hayat yaşıyoruz. Biz korkmuyoruz. Elinizde ne kadar dosya varsa açıklayın. Millet gerçek yüzünüzü bir görsün. Geçen bir tehdit daha geldi. Senin dosyan alındı Amerika’ya falan kişiye götürüldü. Onun vereceği karara bağlı dediler.

Kastedilen kişi Fethullah Gülen mi?

Tabii. Onu kastediyorlar. O zaman aklımıza da şu geliyor. Her dosya bir yere gidiyor, onay alıyor, ondan sonra mı ortaya çıkıyor. Kasetler de dahil.

İHH’NIN TÜM YAPISI ŞEFFAF

İHH’ya karşı yeni bir operasyon bekliyor musunuz?

Tabii. İsrail’in İHH ile hesabı bitmedi. Bitmeyecek de… İsrail bizi tehdit görüyor biz de İsrail’i bütün dünyaya tehdit görüyoruz. O nedenle siyonizmle olan mücadelemiz sonuna kadar devam edecek. Fakat İHH’nın en büyük kazanımı şeffaf oluşu. İnsani yardımda da, insani diplomaside de, ara buluculukta da… Kim bizimle ilgili bir şey duyarsa hemen bildirebilir. Biz devletin kurumlarına da söylüyoruz; polise, emniyete, askere…

İHH bu ülkenin bir kazanımıdır. Her ay 40 bin civarında yetime bakıyoruz. Fakirlerin sayısını biz bile bazen bilmiyoruz. İHH ile ilgili bizim bilmediğimiz bir yanlışlık varsa İHH’ya suç oluşturma tuzağı kurmayın. Gelin bilgi verin biz düzeltelim. Ama yok bilgi sizde yanlışsa siz kendinizi düzeltin.

Kaynak: Yeni Şafak

ERGENEKON DAVASI : BDP Diyarbakır milletvekili Altan Tan’dan zehir zemberek açıklamalar !

BDP Diyarbakır milletvekili Altan Tan yaptığı basın açıklamasıyla gündemdeki olayları değerlendirdi.

Ergenekon ve Balyoz davalarının yeniden görülmesinin gündeme gelmesine tepki gösteren Altan Tan yaptığı açıklamada, "AKP yetkililerinin Ergenekon ve Balyoz sanıklarının yeniden yargılanma süreçlerinin açılabileceğini söylemeleri, halkımızı hayretler içerisinde bırakmıştır." dedi.

Bu durumu "Kemalist diktatörlük ile işbirliği" olarak niteleyen Tan’ın açıklaması şöyle:

KCK TUTUKLULARINA HAKLARI İADE EDİLMEDEN…

28 Şubat mağduru Salih MİRZABEYOĞLU’ndan Nureddin ŞİRİN’e kadar binlerce mağdurun mağduriyetleri giderilmeden, bunların yeniden yargılanmaları sağlanmadan, Şeyh SAİD’ten Bediüzzaman SAİDE KURDİ’ye, Seyyid RIZA’dan Adnan MENDERES’e, varlık vergisi ile servetleri ellerinden alınan Gayrimüslimlerden KCK tutuklularına kadar Kemalist rejimin İstiklal Mahkemelerinde zulme uğrayan tüm kişilerin hakları iade edilmeden, darbecilere yeniden yargılama yolu açılması ve darbecilere şefkat gösterilmesi tek kelime ile Kemalist diktatörlük ile işbirliğidir.

KENDİNİZE DE BİZE DE YAZIK ETMEYİNİZ

Böyle bir işbirliği asla kabul edilemez. Buradan uyarıyoruz. Uzunca bir müddettir gitmekte olduğunuz çıkmaz sokaktan çıkınız.

Hepimizin önünde gitmemiz gereken en düzgün yol Türkiye’yi demokratik bir hukuk devletine götürecek yoldur. Bunun için yapılması gereken ilk şey doğru düzgün yeni bir anayasadır.

Yolu boş yere uzatmayınız, çırpınmayınız, kendinize de bize de yazık etmeyiniz!

EFKAN ALA BOŞ KONUŞMAYI BIRAKSIN

İçişleri Bakanı Sayın Efkan ALA son günlerde, isimleri kendilerinde belli olan bazı çevrelerin yüklü miktarda döviz aldıkları ve spekülatörlerin işbaşında olduklarını, bilgi ve belgelerin ise ellerinde olduğunu, boş konuşmadıklarını söylemiştir.

Yeni İçişleri Bakanı boş konuşmayı bıraksın. Elinde ne bilgi ve belge varsa açıklasın. Bu bilgi ve belgeleri açıklamayanlar, sorumluları hakkında gerekenleri yapmayanlar bu suça ortaktır.
İçişleri Bakanı Efkan ALA, Güneydeki ismini vermediği bir şehrin bir yıldır bütün siyasilerinin dinlendiğini söylemektedir. Bu şehir hangi şehirdir? Sn Efkan ALA Başbakan Müsteşarı olarak 1 yıldır gereğini yapmayıp, ayakkabı kutularını mı seyretmiştir?

VİDEO : YABANCI ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURLARININ AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE) /// FOREIGN MK ULTRA VICTIMS ///

ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU AMERİKA’LI SEAN STINN’İN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU İSVEÇ’Lİ ROBERT NAESLUND’UN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU İSVEÇ’Lİ PETER GRAFSTRÔM’UN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU İSVEÇ’Lİ PETER AGGERBRANDT’IN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU DANİMARKA’LI LARS DRUDGAAR’IN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU İSVEÇ’Lİ GUSTAV WOLLGARTH’IN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU BELÇİKA’LI ANDREA LAROCHE’UN AÇIKLAMALARI (2 BÖLÜM) /// İNGİLİZCE ///

VİDEO LİNK :

1. BÖLÜM

2. BÖLÜM

ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU SABİNE HINZ’IN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU MAGNUS OLSSON’UN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

ZİHİN KONTROLÜ : İSVEÇ’TEN ADINI AÇIKLAMAYAN BİR MAĞDURUN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

VİDEO : ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU MARGİTTA’NIN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

VİDEO : ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU JESSE BELTRAN’IN AÇIKLAMALARI /// (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=SWNbE8E0m0g

GENELKURMAY : TSK’nın son açıklamasının perde arkasına şok iddia !

Dün Türk Silahlı Kuvvetleri’nin saat 11 sularında yaptığı flaş açıklamanın perde arkası hakkında çok ilginç bir iddia ortaya atıldı. TSK’nın, Ergenekon ve Balyon davasından yargılanan personellerinin yeniden yargılanmasını istediği yorumunda bulunulan bu son açıklaması, ileriki günlerde daha net anlaşılacak.

TSK’nın dün resmi internet sitesinden yaptığı açıklama hakkında şok bir iddia ortaya atıldı. 6 maddeden oluşan ve ‘Derin Operasyon’ ile TSK’nın hiç bir ilgisinin bulunmadığına yönelik açıklamasın 6. maddesi hakkında geliştirilen bu iddia bir hayli dikkat çekici. TSK’nın Ergenekon ve Balyoz davalasında yargılanan askerlerinin yeniden yargılanmasını istediği söylentileri konuşulurken, ileriki tarihlerde net duruş yeniden anlaşılacak.

TSK’nın son açıklamasında Ergenekon ve Balyoz’dan yargılanan personel için yeniden yargılama istediği iddia edildi.

TSK’nın açıklamasının şifresi çözüldü

Genelkurmay’ın açıklamasının son bölümünde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hiçbir biçimde siyasi tartışmaların içinde yer almak istemediği belirtildikten sonra "Bununla birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kurumsal kimliğini ve personelinin hukuki durumunu ilgilendiren konulardaki gelişmelerin hukuk devleti ve hakkaniyet ilkelerine bağlı kalınarak sonuçlandırılmasının yakından takip edilmesine devam edilecektir" ifadesinin vurgulanması dikkat çekti.

BAŞBAKAN’IN BİLGİSİ DAHİLİNDE YAPILDI

Milliyet gazetesinden Serpil Çevikcan’ın edindiği bilgilere göre; Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, aslında bir süredir dünkü açıklamanın hazırlığını yaptı.

Özel’in, dün kamuoyuna duyurulan TSK açıklaması Başbakan Erdoğan’ın bilgisi dahilinde yapıldı.

"TSK PERSONELİ YENİDEN YARGILANSIN" MESAJI

Genelkurmay’ın verdiği mesajlardan biri, Ergenekon ve Balyoz gibi davalarda mahkeme tarafından suçlu bulunan ya da tutuklu olarak yargılanan TSK personelinin yeniden yargılanması, durumlarının tekrar gözden geçirilmesi beklentisi. Yeniden yargılamanın ise delillerin hukukiliği, yargısız infaz, soruşturma yöntemleri dikkate alınarak gerçekleştirilmesi.

İŞTE AÇIKLAMANIN TAM METNİ

1. Son günlerde ülke gündeminde önemli yer tutan bir soruşturma ile ilgili olarak medya organlarında Türk Silahlı Kuvvetlerini ilgilendiren bazı yazı ve yorumlara yer verilmektedir.

2. Türk Silahlı Kuvvetleri; Anayasa ve Kanunlarla kendisine verilen görev ve sorumluluklarını, her türlü siyasi düşünce ve oluşumun dışında olarak, Türk Milletine en üst seviyede hizmet etme arzusu ile yerine getirmektedir.

3. Türk Silahlı Kuvvetleri, görevlerinin ifasında Anayasada kabul edilen hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ve demokratik toplum gerekleri prensiplerine bağlılığı temel esas almaktadır.

4. Bu kapsamda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bazı emekli ve muvazzaf personeli ile ilgili olarak yürütülen soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde, hukuka ve yargı bağımsızlığına saygı çerçevesinde hareket edilmesine büyük özen gösterilmiş, öncelikle Türk Silahlı Kuvvetlerinin kurumsal kimliğinin olumsuz etkilenmemesi amaçlanmıştır.

5. Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile ilgili adli süreçler, ilgili mevzuattan kaynaklanan görev ve sorumluluklar kapsamında takip edilmiş, hukuka uygunluğu konusunda tartışmalara ve farklı yorumlara neden olan işlem ve uygulamalar devletin en üst karar organlarına ve en yetkili makamlarına sürekli bildirilmiştir.

6. Türk Silahlı Kuvvetleri, hiçbir şekilde siyasi tartışmaların içerisinde yer almak istememektedir. Bununla birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerinin kurumsal kimliğini ve personelinin hukuki durumunu ilgilendiren konulardaki gelişmelerin hukuk devleti ve hakkaniyet ilkelerine bağlı kalınarak sonuçlandırılmasının yakından takip edilmesine devam edilecektir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

AK PARTİ DOSYASI : Ak Parti Kırklareli Milletvekili Gürşan Açıklaması

AK Parti Kırklareli Milletvekili Şenol Gürşan, "Halkın iradesini dün olduğu gibi bugün de birileri çıkıp yok etmek istiyor ama bunu başaramayacaklar" dedi.

Lüleburgaz’da katıldığı bir radyo programında konuşan Gürşan, 2002 yılında halkın iradesi sonucu yüzde 35’lik oyla iktidara gelen AK Parti hükümetinin 11 yılda büyük hayalleri gerçekleştirerek Türkiye’yi güçlü bir ülke hale getirdiğini söyledi.

Gürşan, "Biz Türkiye’yi büyük ve güçlü bir ülke yapmaya başladıkça birileri de bizle uğraşmaya başladı.

Hükümetimiz, 2004 yılında askeri cuntanın Ergenekon adını verdiği darbe girişimiyle yıkılmak istendi. Ama çok şükür ki başaramadılar. 2007 yılında partimizi kapatmak istediler ama bu oyun da bozuldu. Yani birileri Türkiye’nin kalkınmasını istemiyor. Halkın iradesini dün olduğu gibi bugün de birileri çıkıp yok etmek istiyor ama bunu başaramayacaklar" diye konuştu.

Bazı savcı ve polisler aracılığıyla hükümete komplo yapıldığını ifade eden Gürşan, şöyle devam etti:

"Biz de soruşturmaya karşı değiliz, soruşturma yapılarak gerçekler ortaya çıkarılsın diyoruz. Ama soruşturmaya baktığımızda bir şeylerin ters olduğunu görmemek elde değil. Bakın bir kere üç farklı operasyon olan TOKİ, Fatih Belediyesi ve Halk Bankası aynı torbaya konmak isteniyor. Bunların üçü de farklı soruşturma gerektiriyor. Diğer taraftan soruşturmanın zamanı da çok yanlış. Savcı operasyonu 15 aydır yürüttüğünü ve 6 aydır da operasyonun bittiğini söylüyor. Madem 6 aydır bitti neden o dönem suç üstü yapılmadı da şimdiye bırakıldı. Nedeni çok basit çünkü önümüzde 3 seçim var ve bu seçimler öncesi insanların kafaları karıştırılmak isteniyor. Bir de soruşturmanın gizliliği yok edilmiştir. Madem gizli bir soruşturma o zaman ona göre soruşturma yürütmeliydi."

YOLSUZLUK DOSYASI : Cengiz İnşaat Yön. Kur. Bşk. Mehmet Cengiz’den, Yüksek Hızlı Tren Projesi Vurg unu Açıklaması

Cengiz İnşaat’tan flaş açıklama

Cengiz İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Cengiz, Yüksek Hızlı Tren Projesine ilişkin olarak kendisi ve ortağı olduğu şirketine yönelik iddialarla ilgili açıklama yaptı.

Mehmet Cengiz açıklamasında, "Gerçekleştirdiğimiz tüm projeler fiziksel ve parasal olarak çok açık ve net biçimde ortadır. Her zaman incelenebilir ve denetlenebilir konumdadır. Verilemeyecek hiçbir hesabımız yoktur. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki bu tür yıldırmalar bizleri çalışanlarımızla birlikte daha çok kenetleyecek ve daha çok çalışmaya sevk edecektir" ifadelerine yer verdi.

Cengiz İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Cengiz, yazılı açıklaması şöyle:

"Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren Projesine ilişkin olarak şahsım ve Yönetim Kurulu Başkanı ve ortağı olduğum Cengiz İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. hakkında basında yer alan "Yüksek Hızlı Soygun" başlıklı haberdeki bilgiler tamamen asılsız, gerçek dışı ve bizi yıpratmaya yöneliktir.

Yüksek Hızlı Tren Projesinin İnönü – Vezirhan – Köseköy kesimi 2006 yılında yapılan ihale ile Cengiz-IC İçtaş ve Çinli CRCC-CMC firmalarıyla birlikte konsorsiyum olarak taahhüdümüzde kalmıştır. Bu taahhüdümüz ile ilgili bazı tamamlayıcı bilgiler vermek gerekirse; Çin Eximbank’tan bu projede kullanılmak üzere temin edilen 720 Milyon ABD doları tutarındaki kredi (5 yılı ödemesiz, toplam 20 yıl vadeli, %2 sabit faizli) bugüne kadar yurtdışından getirilmiş olan, maliyeti en düşük kredilerden biridir.

Sözleşme birim fiyatları ABD doları bazında sabit olup, bugüne kadar hiçbir fiyat farkı ödenmemiştir. İşin yapımı süresince bilindiği gibi TL’nin ABD doları karşısında değer kazanması nedeniyle birim fiyatlarımızın ve ana malzeme girdilerimizin neredeyse tamamı güncel piyasa fiyatlarının altında kalmış, buna rağmen işin yapımına devam edilmiştir. Bir Yüksek Hızlı Tren Projesi için en kritik ve en zorlu güzergahlardan biri olan bu kesimde, işin zamanında tamamlanabilmesi için hiçbir maliyetten kaçınılmamış ve iş %99 seviyesinde tamamlanmıştır.

Bu kadar zor bir projeyi bu şartlarda ve bu fiyatlarda gerçekleştirdiğimiz için konsorsiyum olarak takdiri hak ettiğimizi düşünmekteyiz. Cengiz İnşaat olarak her yıl 225 firmanın yer aldığı "En İyi Uluslararası Müteahhitler Listesiönde (ENR Top 225 International Contractors) son 10 yıldır yer almaktayız. Yurt dışında yapılan müteahhitlik hizmetleri döviz kazandırıcı özelliğinden dolayı bir milli mesele olarak kabul edilmelidir. Bugün eğer Türk firmaları uluslararası müteahhitlik hizmetlerinde Dünya’da 2. sırada yer alıyor ve Cengiz İnşaat olarak da biz bu Türk firmaları içerisinde üst sıralarda bulunabiliyorsak, bu ülke adına bir başarı olarak kabul edilmelidir.

Firmamızın siyasi kavgaların bir maşası gibi kullanılarak kamuoyunda yıpratılmasını Türk özel sektörüne yapılmış ciddi bir engelleme olarak görüyoruz. Bugün yurt içinde ve yurt dışındaki projelerimizde gösterdiğimiz başarılardan dolayı takdir görmekteyiz. Yaptığımız işlerde ve gerçekleştirdiğimiz projelerde her zaman işin sözleşmesel yükümlülüklerine, tekniğine ve kalitesine özen gösterdik ve bu nedenle de iş yaptığımız İdarelerde ve çalışmış olduğumuz yörelerde firma olarak olumlu izlenimler bıraktığımıza inanıyoruz.

Grubumuz ülkemizin yıllarca yatırım yapılmayan fabrika ve tesislerine yaptığı modernleştirme çalışmaları ve yatırımları ile o fabrika ve tesisleri Dünya’nın en modern tesisleri ile yarışacak hale getirmiştir.

Şirketimiz yaklaşık 25.000 işçi çalıştıran büyük ve güçlü bir gruptur. Gerçekleştirdiğimiz tüm projeler fiziksel ve parasal olarak çok açık ve net biçimde ortadır. Her zaman incelenebilir ve denetlenebilir konumdadır. Verilemeyecek hiçbir hesabımız yoktur. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki bu tür yıldırmalar bizleri çalışanlarımızla birlikte daha çok kenetleyecek ve daha çok çalışmaya sevk edecektir."

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: