Etiket arşivi: ABDULLAH GÜL

ERGENEKON DAVASI : Abdullah Gül karşı çıktı

Türkiye kumpastan çıkışa odaklandı. Hergün taraflardan ve liderlerden açıklamalar yapılıyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de sessizliğini İtalya ve dönüş yolunda bozdu.

Gül yeniden yargılamaya karşı çıktı, yaş kuru ayrımı yapılsın istedi.

"Kurunun yanında yaş da yanar deniyorsa, bunlarla tabii ki ilgilenip düzeltmek gerekir"

Yeniden yargılamaya karşı olduğunu bu sözlerle ifade etti Abdullah Gül… Konuşmasının devamında da sistemin bozulmaması gerektiğini vurguladı.

"… Yolları vardır, sistemi bozmadan, karmaşa yaratmadan, sanki kurumlar tamamen yanlışın içindeymiş gibi göstermeden yapmak gerekir"

Gül’ün Özel Görevli Mahkemelerin tamamen kapatılmasıyla ilgili görüşleri de dikkat çekici. Gül’e göre bu mahkemeler görevlerini tamamladı. Bu nedenle de kumpas mahkemelerine artık ihtiyaç yok.

Aslında Cumhurbaşkanı’nın kumpas yargılamalarıyla ilgili görüşlerinin öncesi var. Çünkü Abdullah Gül de Ergenekon tertibinde rol aldı.

Ergenekon tertibinin başlaması için yargıya "savcı bulun, delillendirin" talimatını veren Abdullah Gül’dü. Gül’ün delillendirin dediği konu da Danıştay saldırısının Türk Ordusu ve milli kuvvetlerle ilişkili gösterilmesiydi. Savcı bulunmuş deliller üretilmişti. Bugün adına paralel yapı dedikleri Fethullahçı örgütlenme; Zekeriya Öz-Tuncay Güney-Osman Yıldırım üçgenini kurmuş ve Abdullah Gül’ün talimatıyla tertibin düğmesine başmıştı.

Gül’ün Ergenekon tertibindeki rolünü en iyi anlatan açıklama, Başdanışmanı Ahmet Sever’den geldi. Sever, Vatan Gazetesi’ne verdiği röportajda Ergenekon ve Balyoz tertiplerinin Abdullah Gül sayesinde başarılı olduğunu itiraf etmişti.

ulusalkanal.com.tr

TEKNİK TAKİP : Parelel yapı Abdullah Gül’ü de dinlemiş

Abdülkadir Selvi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İran dönüşü uçakta yaptığı açıklamalarından bir detayı paylaştı.

Gazeteci-yazar Abdülkadir Selvi, katıldığı bir televizyon kanalında parelel yapıya ilişkin çarpıcı detaylar verdi. Selvi, Başbakan Erdoğan’ın gazetecilere yaptığı açıklamada ‘Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de parelel yapı tarafından dinlendiği’ bilgisini verdiğini söyledi.

Selvi, Başbakan Erdoğan’la İran dönüşü uçakta sohbet ettiklerini ve Erdoğan’ın "Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de parelel devlet tarafından dinlenmiş" dediğini aktardı. Selvi ayrıca, bu olayın uçaktaki gazeteciler tarafından gündeme getirileceğini söyledi.

Programdakilerin ısrarı üzerine sözünü ettiği olayı canlı yayında paylaşan Selvi, "Meslektaşlarıma haksızlık olmasın, yarın okuyacağız" diyerek konu hakkında daha fazla bilgi vermek istemediğini söyledi.

"ÇOCUKLARIMIZA KADAR HERKESİ DİNLEMİŞLER"

Başbakan Erdoğan’ın İran dönüşü yaptığı açıklamanın başba bir ayrıntısı da açıklandı.

Erdoğan dinmeleyle ilgili şunları söyledi:

"Cumhurbaşkanı’na, Meclis Başkanı’na, bana, ailelerimize, çocuklarımıza varıncaya kadar herkesi dinlemişler. Direkt dinlemesi şart değil zaten; mesela birini dinliyor, ben de telefonla onunla konuşuyorum; oradan takılıyor. ‘Böcek’ itirafları gelmeye başladı: Arkadaşlarım ‘böcek’le ilgili çalışıyorlar, (dava açma konusunu) da çalışıyorlar. Kendilerine yeni yeni şeyler geliyor. Bazı şeyler yeni dökülmeye başladı. Herkes ürküyor, korkuyordu. Baktılar ki şey yapmaya başladı. Artık bilgiler gelmeye başladı. Kimler neler çekmiş neler, itiraflar gelmeye başladı"

PARALEL DEVLET DOSYASI : Abdullah Gül’den paralel yapıya müdahale açıklaması

Cumhurbaşkanı Gül, paralel yapılanmayla ilgili “Devlet sistemi içinde bazı kurumlarda farklı dayanışmalar var, bunun bazı örnekleri var. Bunların hukuk çerçevesinde düzeltilmesinden daha normal bir şey olamaz. Bir hukuk devletinde görevlilerin hepsinin sadakati önce anayasa kanunlar ve devlete olacaktır” dedi.

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, bakanlar ve kalabalık bir iş adamı grubuyla birlikte yaptığı İtalya ziyaretin 2009’da italya Cumhurbaşkanı’nın Türkiye ziyaretine karşılık bir iadeyi ziyaret olduğunu ifade etti. Gül İtalya yolunda gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevapladı.

– Doğal bir süreç mi yaşıyoruz?

Hak etmediğimiz bir ortam içindeyiz. Hak etmediğimiz tartışmalar yaşanıyor. Nasıl kaynaklandı, ne oldu, bu ayrı bir konu. Bu mikro detaylara girmek istemem.

Dili gözden geçirmeliyiz

– Türbülanstan nasıl çıkılır?

Türbülans lafının boyutunu çok büyütmek kanısında değilim. Türbülansa girersiniz, çıkarsınız. Şimdiye kadar türbülansta düşen bir uçak yok. Ama yolcuları rahatsız eder. Boyutunu büyütmeyin, kasırga fırtına esiyormuş gibi almayın. Ama hepimiz görüyoruz, manşetlere, konuşulanlara baktığınızda, keskin bir ortam var. Bundan çıkmanın yolu, konuşulan dil çok önemli, hepimiz için. Söylem tarzlarımız biraz gözden geçirilirse, bu birden havayı değiştirir kanaatindeyim.

Kurumlar arası birlik var

– Yaşanan sürecin mahiyeti ve bununla nasıl baş edileceği konusunda devletin tepesinde, buradaki kurumlar arasında fikir birliği var mı?

Devlet organları arasında farklılıklar yok, Cumhurbaşkanlığı, hükümet, yüksek mahkemelerin başkanları ve diğer önemli kurumlara baktığınızda… Söylediğiniz konudaki problemlerin çözülmesi ancak hukuk çerçevesi içinde mümkün olabilir. Bunun ötesinde zaten başka bir şey yapamazsınız. Hukuk çerçevesi içinde yanlış gördüğünüz, devlet için bu tip davranışlar doğru değildir dediğinizde, bunların hukuk çerçevesi içinde düzeltilmesi bir noktada görevdir. Bunlar yapılırken yanlışlar olursa, hukuk dışı olursa, yine mekanizmalar var.

Problem olmasa duman olmaz

-“Bürokrasi içinde ayrı bir dayanışma içinde davrananlar var” demiştiniz. Buna ne tür bir müdahale münasiptir?

Devlet sistemi içinde bazı kurumlarda farklı dayanışmalar var, bunun bazı örnekleri var. Bunlar hukuk çerçevesi içinde düzeltilebilir. Bunun düzeltilmesinden daha normal bir şey olamaz.. Hatta bu dayanışmalar dini olabilir, etnik olabilir, dolayısıyla bunların bir hukuk devletinde devlette çalışanları hepsinin sadakati önce anayasa kanunlar ve devlete olacaktır. Varsa alacakları bir direktif, hiyerarşik bir sistem içinde kanunlar içinde olmalıdır. Bunun dışında başka bir şekilde dayanışma olursa, buna hukuk çerçevesi içinde müsaade edilmez, hangi saikle olursa olsun…

– Problem olduğunu kabul ediyorsunuz…

Bir problem olmasa bu kadar duman da çıkmaz…

Tüm gücümü kullanıyorum

– Bardağın dolu tarağını anlatıyorsunuz. Ama bir de boş tarafı var. Suriye malum. İçeride de kırıcı bir tartışma var. Bunlar sizi rahatsız etmiyor mu? Yatıştırıcı adımlar atmayı düşünmüyor musunuz?

Bardağın dolu tarafını görerek Türkiye’nin ufkunun, geleceğinin parlak olduğunu göstermek durumundayız. Şüphesiz ki bardağın boş tarafları da vardır. Boş tarafları benim aleni bir şekilde konuşmam için bazı engeller var. Yeri geldiğinde eleştirel bakışlarımı paylaşıyorum kamuoyuyla. Ama bazı şeyler de var ki, bunları Cumhurbaşkanı kimliğimle özel yapabilirim. Ama bu konuların hepsinde duyarsız mı kalacağım? Belki çoğunuzdan daha duyarlıyım. Ama bunları daha özel bir şekilde ele alıyorum. Yani bu konuların aşılması için gücümü katkılarımı kullanıyorum, bunları toplantılarda kurullarda baş başa görüşmelerimizde söylüyorum. Yüz yüze bakamayacak duruma gelmek lazım. Yanlışlar hukuk yoluyla düzeltilmeli.

MİT’in aleni tartışılması doğru değil

– MİT ile ilgili tır tartışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her devletin istihbarat teşkilatı vardır. Bu, devlet olma vasfının şartıdır. Güvenlik meseleleri kesinlikle ihmal edilemeyecek konulardır. Ama şu da bir gerçektir ki, istihbarat faaliyetleri de böyle aleni işler değildir. Bunlar örtülü meselelerdir, devletin, milletin ali menfaatleri için, halkın güvenliği için polis ve TSK varsa, o da kendisine verilen görevleri yerine getirecektir. Ben istihbarat teşkilatının bu kadar aleni gündemde tutulmasını, tartışılmasını doğru bulmam.

Hesabı gereken yere verirler

İstihbarat teşkilatının bu kadar ağızlarda olmasının, bu kadar sayfalarda olmasının iyi olmadığı kanaatindeyim. Hesaplarını vermeleri gereken makamlara verirler. Çevremizde büyük kırılmaların yaşandığı bir coğrafyadayız. Gelecekle ilgili çalışmaları ihmal edemez. Güney sınırlarımızın ötesi çok değişmiştir. Bu gerçekler karşında Türkiye’nin ileride kendisine tehditlerin ortaya çıkmaması için muhakkak milli istihbarat teşkilatına da görevler düşmektedir. Onun faaliyetleri de kanunlar çerçevesinde olacaktır.

SİYASİ VE EKONOMİK İSTİKRAR VAR

– Son dönemde Batı basınında ekonomik ve siyasi alanda istikrarsız bir Türkiye fotoğrafı inşa ediliyor sanki…

Basın olarak siz nasıl bakarsanız, Batı basını da öyle bakar. Daha sivri tarafları ön plana çıkartır, daha tartışılır halde göstermek ister. Bu basının tabiatıyla ilgili. ‘Niye eleştiriyor kardeşim, olumlu taraftan baksın’ dediğinizde, o zaman basın olmuyor, başka bir şey oluyor. Ekonomimizde de çok yüksek boyutlu olmasa da ufak bazı dalgalanmalar oluyor. Bütün bunlara rağmen şu da bir gerçek ki Türkiye’de siyasi istikrar var.

Toptancı yaklaşmayalım

Dışarıdan çok kasıtlı olarak kötü göstermek isteyen çevreler olabilir ama bunu toptancı bir şekilde “dışarısı kötü göstermek istiyor, kampanya yapıyor” diye düşünmek doğru değil. Unutmayalım ki, bir zamanlar bizim için “Türkiye’nin reformcu hükümeti” diye manşet atan gazetelerdir bunlar. Bazen “sırıtıyor, çok kasıtlı, çok aleyhte” dediğiniz yazılar da var. Hepsini toptancı şekilde Türkiye düşmanı gibi görmemek gerekir. O zaman yanlış yaparız ve herkesi Türkiye’nin düşmanları safına yerleştiririz.

ÖYM’ler için Başbakan doğru söylemiş

– Başbakan’ın özel yetkili mahkemelerin kapatılacağı açıklamasına nasıl bakıyorsunuz?

Bunun hikayesi eskidir. 2004’te yasayla bu özel yetkili mahkemeler kurulurken, ben itiraz etmiştim. Maalesef o zaman bugün özel yetkili mahkemelerden en çok şikayet eden çevreler, bu mahkemelerin önemini ve devamını çok arzu ettiler o zaman. Bir mahkemeye özel etiketini koyduğunuz andan itibaren işte o da özel davranmaya başlıyor. (Başbakan’ın ÖYM’ler kaldırılacak açıklaması hatırlatılınca) Doğrusu, Sayın Başbakan çok doğru söylemiş.

İnternette özgürlükten yanayım

– İnternetle ilgili bir düzenleme gündemde, önünüze geldi mi?

Getirilmek istenen düzenlemenin detaylarını bilmiyorum. Ama ben bu konularda genel olarak özgürlükçü düşünürüm. İnternet dediğiniz öyle bir okyanus ki, ancak okyanusu acarken çocuklar ve korunması gereken kesimler açısından tedbirli alternatiflerin olmasını da doğal karşılarım. Böyle bir okyanusta kimsenin simidi olmadan denize atılmasını da doğru bulmam.

ERGENEKON DAVASI : Gül’den Ergenekon tutuklusuna yeşil ışık !

Cumhurbaşkanı Gül, kanser hastası Prof. Fatih Hilmioğlu’nun affedilmesine ilişkin sorulara yanıt verdi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül İtalya’ya hareketinden önce basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Gül 5 yıldır Ergenekon’dan tutuklu bulunan yüksek şeker, karaciğer ve kanser hastası Prof. Fatih Hilmioğlu’nun affedilmesiyle ilgili soruya cevap verdi.

Gül açıklamasının ardından sorulara da cevap verdi. Cumhurbaşkanı Gül şunları söyledi:

PROF. HİLMİOĞLU’NUN SAĞLIK DURUMU VE SON GELİNEN NOKTA

Defalarca söyledim ben. Halkımız şöyle zannediyor. Cumhurbaşkanı birisini arzu ederse cezaevindeki bir hastayı affedebilir. Böyle bir yetkim yok benim. Yetkim olsa hemen kullanırım. Hapishanelerde cezaevlerinde hasta olan yaşlı olanların adli tıpa savcılar vasıtasıyla başvurması gerekiyor: Adli Tıp’ın vereceği raporlar Adalet Bakanlığı aracılığı ile önüme geliyor. Ben bu durumlarda evet de diyebilirim hayır da diyebilir. Ancak bu prosedürler işlerse ben o zaman devreye girebiliyorum.

DOLARIN YÜKSELİŞİ, MB’NİN KARARLARI VE ALINAN TEDBİRLER

Bu konuda Ali Bey’e sorsanız belki o bile bir şey söylemezdi. Türkiye dalgalı kur politikası içinde. Şüphesiz Türkiye makro ekonomik göstergelerinin gerçekçi seviyelerde olması ekonomi yönetimim en önemli görevlerinden biri. Yapılması gereken bir şey söz konusu olduğunda müdahalelerini yapıyorlar. MB bağımsızlığını Türkiye önemli bir reform olarak kabul etmiştir. MB’nin bağımlı olduğu dönemlerde ekonomiye güven zedeleniyordu.

YERELE SEÇİM VE SON SALDIRILAR

Seçim ortamına girilince herkesin konuşmalarına dikkat etmesi şarttır. Aslında bu her zaman şarttır.

Acı bir olay oldu maalesef. Üzüntülerimi bildirdim. Sorumlular olarak herkes daha dikkatli dil kullanırsa bu tip gerginlikleri önlemiş oluruz.

BAŞBAKAN’IN ÜSLUBUNU NASIL BULUYORSUNUZ?

Biraz önce tavsiyelerimde bulundum. Türkiye’nin ortamını normalleştirmek hepimizin görevidir. Ekonomideki oynamalar sokaktaki insana da en yetkili insana da zarar vermektedir. Sayın Başbakan iktidar partisinin başkanıdır. Görüşlerini açıklayacaktır bundan daha normal bir şey olmaz. Görüşlerini bildiklerini inandıklarını kamuoyuyla paylaşacaktır. Herkesin aslında bilmesi gereken Türkiye’de olağanüstü bir şeyin aslında olmadığı, Türkiye’nin normal yolunda gittiğidir. Türkiye’deki ekonomik gidişin iyi olduğunu dışarıya da göstermek hepimizin menfaatinedir.

http://www.Cafesiyaset.com/gulden-ergenekon-tutuklusuna-yesil-isk-_399504.html#ixzz2robj4quq

ERGENEKON DAVASI : CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL SANIK FATİH HİLMİOĞLU’NU AFFEDECEK Mİ ???

Gül: ‘Yetkim olsa hemen kullanırım’

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ergenekon davası tutuklusu İnönü Üniversitesi eski Rektörü Fatih Hilmioğlu’nun affedilmesi konusunda açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye’de olağanüstü bir şeyin olmadığını belirterek, “Siyasi mücadeleler her zaman olacaktır, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Türkiye’nin demokrasinin işlediği, hukukun işlediği bir ülke olduğunu, ekonomik göstergelerin güven verici bir ülke olduğunu hem kendi halkımıza, hem dışarıya göstermek hepimizin menfaatimizedir” dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İtalya ziyareti öncesi düzenlediği basın toplantısında soruları yanıtladı. Ergenekon davası tutuklusu İnönü Üniversitesi eski Rektörü Fatih Hilmioğlu’nun affedilmesi konusundaki bir soruyu yanıtlayan Gül, “Halkımız şöyle zannediyor cumhurbaşkanı birisini arzu ederse onu affedebilir. Böyle bir anayasal yetkisi var zannediyorlar. Böyle bir yetkim yok. Böyle bir yetkim olsa doğrusu bunu hemen kullanırım bahsettiğiniz kişi ve benzer kişiler için. Ama bir kez daha sizin aracılığınızda duyurmak istiyorum ki hapishanelerde hasta olanların adli tıbba müracaat etmeleri gerekiyor. Adli tıbbın vereceği raporlar adalet bakanlığı vasıtasıyla önüme geliyor, o zaman devreye girebiliyorum. O zaman ‘evet’ ya da ‘hayır’ diyebilirim. Bu tip durumlar insani meselelere ben de üzülüyorum ama yasal olarak elimde resen birisini affetme yetkim yok. Bu prosedürler işler, dosya önüme gelirse devreye girebiliyorum. Bu sürecin hızlanması için gerekli müracaatları hemen yapın diyorum. Adalet Bakanlığı’nda ise dosyalar hemen o gün gönderilsin diye takip ettiriyorum” dedi.

Merkez Bankası’nın açıklamalarını da değerlendiren Gül, “Türkiye dalgalı kur politikası içerisinde bunu hepimiz biliyoruz. Herhangi bir kur şu noktada olacak diye bir tespit yok. Ama şüphesiz ki Türkiye makro ekonomik göstergelerinin gerçekçi seviyede olması ekonomi yönetiminin en önemli görevlerinden birisidir. Onun için devamlı tahliller analizler yapıyorlar, yapılması gereken bir şey söz konusu olursa gerekli müdahaleyi yaparlar. Merkez Bankası bağımsızlığını Türkiye önemli bir reform olarak kabul etmiştir. Merkez Bankası bağımlı olduğu dönemlerde ekonomiye güven zedeleniyordu. Merkez bankası uzmanları nasıl bir karar verecek hep birlikte göreceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yaklaşan seçimler öncesi siyasi parti bürolarına yönelik düzenlenen saldırıların sorulması üzerine şunları söyledi:

“Seçim ortamına girilince herkesin başta konuşmasına çok daha fazla dikkat etmesi, daha saygılı bir dilin kullanılması, partiler arasında diyaloğun oluşturulabilmesi şarttır. Bu her zaman şarttır. Türkiye Büyük Millet Meclisi açılışında yaptığı konuşmalar en çok dikkat çektiğim husus budur. Seçim ortamında buna çok daha dikkat etmek gerekir. Geçenlerde maalesef acı bir olay da oldu. Baş sağlığı da diledim bundan dolayı. Eğer sorumlular olarak herkes daha dikkatli dil kullanırsa bu tip gerginliklere de fırsat vermemiş oluruz. Bu vesileyle değerli liderlerden bu konuya dikkat etmelerini hatırlatmak isterim.”

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Erdoğan’ın sert açıklamalarının hatırlatılması üzerine ise, “Az önce söyledim tavsiyelerde bulundum. Türkiye’nin ortamını normalleştirmek hepimizin görevidir. Çünkü söylediğiniz ekonomideki çeşitli oynamalar hepimize, sokaktaki insana da en yetkili insanlara da zarar vermektedir. Sayın Başbakan aynı zamanda bir siyasi pati başkanıdır. Görüşlerini açıklayacaktır. Bundan normal bir şey olmaz. Görüşlerini, inandıklarını, bildiklerini paylaşacaktır. Burada hepimizin dikkat etmesi gereken şey bütün siyasetçiler devlet adamları, Türkiye’nin önemli aktörlerinin dikkat etmesi gereken şey Türkiye’de olağanüstü bir şeyin olmadığını, Türkiye’nin yolunda gittiğidir. Siyasi mücadeleler her zaman olacaktır, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Türkiye’nin demokrasinin işlediği, hukukun işlediği bir ülke olduğunu, ekonomik göstergelerin güven verici bir ülke olduğunu hem kendi halkımıza, hem dışarıya göstermek hepimizin menfaatimizedir” dedi.

YERLİ BASIN : Abdullah Gül ve HSYK çıkmazı mı ?

gundem_1.png?itok=M0QMk2jx

T24: Hasan Cemal: Cumhurbaşkanı Gül imzalayacak mı?

Başbakan, yolsuzluk operasyonlarını karartmak – ya da kendi iktidarını kurtarmak için – demokrasiyi çökertme yolunda adımlarını hızlandırdı. Demokrasi kültüründen ne kadar nasipsiz olduğu Gezi’de ortaya çıkan Erdoğan’ın bu hedeflerini gerçekleştirmek için iki yasal düzenleme kapıda! Erdoğan, bir yandan sosyal medyayı ‘sansür kıskacı’na sokacak ‘internet özgürlüğü’ne darbe hazırlarken, diğer yandan HSYK düzenlemesiyle emniyetten sonra yargıda da kıyım planlıyor. Benim sorumsa şu: Bu düzenlemelerin yürürlüğe girmesi için imza atması gereken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ne yapacak?…Devamı…

Yeni Şafak: Yaşar Taşkın Koç: ‘Kayıtsız, şartsız, HSYK’sız…’

1921 Anayasasının 1. maddesi ‘Hâkimiyet bilâ kaydü şart milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekli hükümeti Cumhuriyettir’ der. Yani, yaklaşık olarak ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ve idare tarzı da halkın kendi kaderini kendisinin fiilen eline alması yoluyla Cumhuriyet yönetimidir’ diyor o ünlü ve hâlâ çok uzağında olduğumuz Anayasa. Yazarken tabii ki akıllarına ‘Egemenlik kayıtsız şartsız ve HSYK’sız milletindir’ demek gelmedi…Devamı…

Radikal: Murat Yetkin: Gül, Erdoğan’ı uzlaşmaya ikna edebilecek mi?

Açılış hamlesi Gül’den geldi, siyasi aktörler ‘varız’ dedi. Krizin uzlaşmayla çözümü Erdoğan’a bağlı. Kritik bir hafta olacağı her halinden belliydi. Ankara’daki iktidar satrancının açılış hamlesi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den geldi. Zaten bir süredir devreye girmesi istenen Cumhurbaşkanı, Meclis’te grubu olan dört parti lideriyle de yaşanan kriz üzerine görüşmeye karar vermişti…Devamı…

Cumhuriyet: Cüneyt Arcayürek: Bu Dönem…

Bu iktidar uzlaşı nedir bilmiyor dedirtmemek için Adalet Bakanı, muhafefet partileriyle bir araya gelerek yeni bir HSYK yasası yapmaya hazır olduklarını söylüyor. Ya da muhalefet bir teklif taslağıyla gelsin; o zaman AKP Grubu’nun önerdiği HSYK’yi eski halinden de beter bir biçime getirecek teklifi geri alacaklarını açıklıyor. Olumlu izlenimi veren önerilere CHP, önce tartıştığımız teklifi geri al deyince, Adalet Bakanı söz konusu olmadığı yanıtıyla söylediklerini, önerilerini kendi yalanlıyor. Muhalefet muhalefet deyip, yazıp, söyleyip duruyoruz: Oysa yargıyı bir kez daha hadım etmeye girişen iktidarla Meclis komisyonunda gırtlak gırtlağa kavga eden CHP dışında diğer muhalefet partileri nerede? Yok!..Devamı…

Star: Yalçın Akdoğan: Vicdanın üzerine beton dökmek

Adalet sisteminin gelip dayandığı yer sistemin parçası olan bireyin vicdanıdır. Bu, karar vericiler için de böyledir, kararı yorumlayanlar içinde böyledir. Kamu vicdanını tatmin etmeyen bir yargı hükmü adalet üretmiyor anlamına gelir. Vicdan, insanın yaratılışında varolan ama geliştirilmesi gereken bir ahlaki şuurdur; iyi ve kötüyü, doğru ve yanlışı gösteren bir pusuladır. Fıtratta Yaratanla ahitleşen nüve vicdandır…Devamı…

Zaman: İhsan Dağı: Her-Şey-Devlet-İçin

Uzun zamandır yazıyorum ‘muhafazakârlar devleti çok sevdi’ diye ama iktidar İslamcılarının devlet sevgisinin geldiği noktayı tahmin edememişim. Onlar nirvanaya ulaşmış; devleti Allah’ın makamına çıkarmışlar. Bekir Bozdağ iktidar İslamcılarının devletle ilişkisinin geldiği noktayı ‘veciz’ bir şekilde ifade etmiş; ‘Allah şirk, devlet de şerik kabul etmez’. Devlet olmanın vecd anında söylenmiş bu söz, ‘tarihî’dir. Bütün anlamları ve çıkarımlarıyla söyleyeni bağlar, düşündüklerini yansıtır, yaşanılanları tasvir eder…Devam…

Taraf: Yüksel Taşkın: Yanlışa, yanlış diyememek!

HSYK düzenlemesiyle ilgili tartışmalarda AKP’li vekiller, 50 maddelik teklifin Anayasa’ya aykırı olmadığı yönünde oy kullanmışlar. Anlaşılan vekillerimiz, her madde önerisini tek tek okuyarak bu kararı gönül rahatlığıyla vermişler. Çok merak ettiğim bir şey var: Oradaki kaç AKP’li vekilin içinden aslında yanlış bir şey yaptıkları fikri veya en azından tereddüdü geçiyordur?..Devamı…

(Süreç Analiz, 14 Ocak 2014)

YARGI DOSYASI /// İlhan Cihaner : Gül HSYK yasasını veto edecek

Ergenekon silahlı terör örgütü davasından yargılanan eski Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı ve CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün cemaatten yana tavır alıp HSYK Yasası’nı veto edeceğini iddia etti.

Cihaner TBMM Adalet Komisyonu’ndaki yaptığı konuşmada şöyle dedi: "Anayasaya aykırı olduğunu bile bile bu yasa çıkacak. Cumhurbaşkanı cemaatten yana tavır alacak ve geri gönderecek. Bu yasayı çıkaracaksınız. Birkaç hafta içinde yargıda kıyım başlayacak. Ama yargıyı iyi tanıyamadığınız için yine yanlış şeyler yapacaksınız" dedi. Cihaner şöyle devam etti:

CEMAATLE BU YÖNTEMLE BAŞ EDEMEZSİNİZ

"Sorun hukuk sorunu, yasa sorunu değil belki bir din sorunu, ahlak sorunu. Ahlakınıza ve vicdanınıza göre hareket edin. Türkiye’yi yeni bir maceraya sokmayın, baş etmek istediğiniz cemaatle bu yöntemle de baş edemezsiniz.

Cemaatle el ele kol kola birçok yurttaşın haksız yere cezaevine atılmasına, birçok insanın birlikte ölümüne sebep oldunuz. İtiraf edin beraberce çözelim. Biz sizin gibi kindar da davranmayız."

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: