Etiket arşivi: ABDULLAH GÜL

ERGENEKON DAVASI : Abdullah Gül karşı çıktı

Türkiye kumpastan çıkışa odaklandı. Hergün taraflardan ve liderlerden açıklamalar yapılıyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de sessizliğini İtalya ve dönüş yolunda bozdu.

Gül yeniden yargılamaya karşı çıktı, yaş kuru ayrımı yapılsın istedi.

"Kurunun yanında yaş da yanar deniyorsa, bunlarla tabii ki ilgilenip düzeltmek gerekir"

Yeniden yargılamaya karşı olduğunu bu sözlerle ifade etti Abdullah Gül… Konuşmasının devamında da sistemin bozulmaması gerektiğini vurguladı.

"… Yolları vardır, sistemi bozmadan, karmaşa yaratmadan, sanki kurumlar tamamen yanlışın içindeymiş gibi göstermeden yapmak gerekir"

Gül’ün Özel Görevli Mahkemelerin tamamen kapatılmasıyla ilgili görüşleri de dikkat çekici. Gül’e göre bu mahkemeler görevlerini tamamladı. Bu nedenle de kumpas mahkemelerine artık ihtiyaç yok.

Aslında Cumhurbaşkanı’nın kumpas yargılamalarıyla ilgili görüşlerinin öncesi var. Çünkü Abdullah Gül de Ergenekon tertibinde rol aldı.

Ergenekon tertibinin başlaması için yargıya "savcı bulun, delillendirin" talimatını veren Abdullah Gül’dü. Gül’ün delillendirin dediği konu da Danıştay saldırısının Türk Ordusu ve milli kuvvetlerle ilişkili gösterilmesiydi. Savcı bulunmuş deliller üretilmişti. Bugün adına paralel yapı dedikleri Fethullahçı örgütlenme; Zekeriya Öz-Tuncay Güney-Osman Yıldırım üçgenini kurmuş ve Abdullah Gül’ün talimatıyla tertibin düğmesine başmıştı.

Gül’ün Ergenekon tertibindeki rolünü en iyi anlatan açıklama, Başdanışmanı Ahmet Sever’den geldi. Sever, Vatan Gazetesi’ne verdiği röportajda Ergenekon ve Balyoz tertiplerinin Abdullah Gül sayesinde başarılı olduğunu itiraf etmişti.

ulusalkanal.com.tr

TEKNİK TAKİP : Parelel yapı Abdullah Gül’ü de dinlemiş

Abdülkadir Selvi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İran dönüşü uçakta yaptığı açıklamalarından bir detayı paylaştı.

Gazeteci-yazar Abdülkadir Selvi, katıldığı bir televizyon kanalında parelel yapıya ilişkin çarpıcı detaylar verdi. Selvi, Başbakan Erdoğan’ın gazetecilere yaptığı açıklamada ‘Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de parelel yapı tarafından dinlendiği’ bilgisini verdiğini söyledi.

Selvi, Başbakan Erdoğan’la İran dönüşü uçakta sohbet ettiklerini ve Erdoğan’ın "Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de parelel devlet tarafından dinlenmiş" dediğini aktardı. Selvi ayrıca, bu olayın uçaktaki gazeteciler tarafından gündeme getirileceğini söyledi.

Programdakilerin ısrarı üzerine sözünü ettiği olayı canlı yayında paylaşan Selvi, "Meslektaşlarıma haksızlık olmasın, yarın okuyacağız" diyerek konu hakkında daha fazla bilgi vermek istemediğini söyledi.

"ÇOCUKLARIMIZA KADAR HERKESİ DİNLEMİŞLER"

Başbakan Erdoğan’ın İran dönüşü yaptığı açıklamanın başba bir ayrıntısı da açıklandı.

Erdoğan dinmeleyle ilgili şunları söyledi:

"Cumhurbaşkanı’na, Meclis Başkanı’na, bana, ailelerimize, çocuklarımıza varıncaya kadar herkesi dinlemişler. Direkt dinlemesi şart değil zaten; mesela birini dinliyor, ben de telefonla onunla konuşuyorum; oradan takılıyor. ‘Böcek’ itirafları gelmeye başladı: Arkadaşlarım ‘böcek’le ilgili çalışıyorlar, (dava açma konusunu) da çalışıyorlar. Kendilerine yeni yeni şeyler geliyor. Bazı şeyler yeni dökülmeye başladı. Herkes ürküyor, korkuyordu. Baktılar ki şey yapmaya başladı. Artık bilgiler gelmeye başladı. Kimler neler çekmiş neler, itiraflar gelmeye başladı"

PARALEL DEVLET DOSYASI : Abdullah Gül’den paralel yapıya müdahale açıklaması

Cumhurbaşkanı Gül, paralel yapılanmayla ilgili “Devlet sistemi içinde bazı kurumlarda farklı dayanışmalar var, bunun bazı örnekleri var. Bunların hukuk çerçevesinde düzeltilmesinden daha normal bir şey olamaz. Bir hukuk devletinde görevlilerin hepsinin sadakati önce anayasa kanunlar ve devlete olacaktır” dedi.

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, bakanlar ve kalabalık bir iş adamı grubuyla birlikte yaptığı İtalya ziyaretin 2009’da italya Cumhurbaşkanı’nın Türkiye ziyaretine karşılık bir iadeyi ziyaret olduğunu ifade etti. Gül İtalya yolunda gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevapladı.

– Doğal bir süreç mi yaşıyoruz?

Hak etmediğimiz bir ortam içindeyiz. Hak etmediğimiz tartışmalar yaşanıyor. Nasıl kaynaklandı, ne oldu, bu ayrı bir konu. Bu mikro detaylara girmek istemem.

Dili gözden geçirmeliyiz

– Türbülanstan nasıl çıkılır?

Türbülans lafının boyutunu çok büyütmek kanısında değilim. Türbülansa girersiniz, çıkarsınız. Şimdiye kadar türbülansta düşen bir uçak yok. Ama yolcuları rahatsız eder. Boyutunu büyütmeyin, kasırga fırtına esiyormuş gibi almayın. Ama hepimiz görüyoruz, manşetlere, konuşulanlara baktığınızda, keskin bir ortam var. Bundan çıkmanın yolu, konuşulan dil çok önemli, hepimiz için. Söylem tarzlarımız biraz gözden geçirilirse, bu birden havayı değiştirir kanaatindeyim.

Kurumlar arası birlik var

– Yaşanan sürecin mahiyeti ve bununla nasıl baş edileceği konusunda devletin tepesinde, buradaki kurumlar arasında fikir birliği var mı?

Devlet organları arasında farklılıklar yok, Cumhurbaşkanlığı, hükümet, yüksek mahkemelerin başkanları ve diğer önemli kurumlara baktığınızda… Söylediğiniz konudaki problemlerin çözülmesi ancak hukuk çerçevesi içinde mümkün olabilir. Bunun ötesinde zaten başka bir şey yapamazsınız. Hukuk çerçevesi içinde yanlış gördüğünüz, devlet için bu tip davranışlar doğru değildir dediğinizde, bunların hukuk çerçevesi içinde düzeltilmesi bir noktada görevdir. Bunlar yapılırken yanlışlar olursa, hukuk dışı olursa, yine mekanizmalar var.

Problem olmasa duman olmaz

-“Bürokrasi içinde ayrı bir dayanışma içinde davrananlar var” demiştiniz. Buna ne tür bir müdahale münasiptir?

Devlet sistemi içinde bazı kurumlarda farklı dayanışmalar var, bunun bazı örnekleri var. Bunlar hukuk çerçevesi içinde düzeltilebilir. Bunun düzeltilmesinden daha normal bir şey olamaz.. Hatta bu dayanışmalar dini olabilir, etnik olabilir, dolayısıyla bunların bir hukuk devletinde devlette çalışanları hepsinin sadakati önce anayasa kanunlar ve devlete olacaktır. Varsa alacakları bir direktif, hiyerarşik bir sistem içinde kanunlar içinde olmalıdır. Bunun dışında başka bir şekilde dayanışma olursa, buna hukuk çerçevesi içinde müsaade edilmez, hangi saikle olursa olsun…

– Problem olduğunu kabul ediyorsunuz…

Bir problem olmasa bu kadar duman da çıkmaz…

Tüm gücümü kullanıyorum

– Bardağın dolu tarağını anlatıyorsunuz. Ama bir de boş tarafı var. Suriye malum. İçeride de kırıcı bir tartışma var. Bunlar sizi rahatsız etmiyor mu? Yatıştırıcı adımlar atmayı düşünmüyor musunuz?

Bardağın dolu tarafını görerek Türkiye’nin ufkunun, geleceğinin parlak olduğunu göstermek durumundayız. Şüphesiz ki bardağın boş tarafları da vardır. Boş tarafları benim aleni bir şekilde konuşmam için bazı engeller var. Yeri geldiğinde eleştirel bakışlarımı paylaşıyorum kamuoyuyla. Ama bazı şeyler de var ki, bunları Cumhurbaşkanı kimliğimle özel yapabilirim. Ama bu konuların hepsinde duyarsız mı kalacağım? Belki çoğunuzdan daha duyarlıyım. Ama bunları daha özel bir şekilde ele alıyorum. Yani bu konuların aşılması için gücümü katkılarımı kullanıyorum, bunları toplantılarda kurullarda baş başa görüşmelerimizde söylüyorum. Yüz yüze bakamayacak duruma gelmek lazım. Yanlışlar hukuk yoluyla düzeltilmeli.

MİT’in aleni tartışılması doğru değil

– MİT ile ilgili tır tartışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her devletin istihbarat teşkilatı vardır. Bu, devlet olma vasfının şartıdır. Güvenlik meseleleri kesinlikle ihmal edilemeyecek konulardır. Ama şu da bir gerçektir ki, istihbarat faaliyetleri de böyle aleni işler değildir. Bunlar örtülü meselelerdir, devletin, milletin ali menfaatleri için, halkın güvenliği için polis ve TSK varsa, o da kendisine verilen görevleri yerine getirecektir. Ben istihbarat teşkilatının bu kadar aleni gündemde tutulmasını, tartışılmasını doğru bulmam.

Hesabı gereken yere verirler

İstihbarat teşkilatının bu kadar ağızlarda olmasının, bu kadar sayfalarda olmasının iyi olmadığı kanaatindeyim. Hesaplarını vermeleri gereken makamlara verirler. Çevremizde büyük kırılmaların yaşandığı bir coğrafyadayız. Gelecekle ilgili çalışmaları ihmal edemez. Güney sınırlarımızın ötesi çok değişmiştir. Bu gerçekler karşında Türkiye’nin ileride kendisine tehditlerin ortaya çıkmaması için muhakkak milli istihbarat teşkilatına da görevler düşmektedir. Onun faaliyetleri de kanunlar çerçevesinde olacaktır.

SİYASİ VE EKONOMİK İSTİKRAR VAR

– Son dönemde Batı basınında ekonomik ve siyasi alanda istikrarsız bir Türkiye fotoğrafı inşa ediliyor sanki…

Basın olarak siz nasıl bakarsanız, Batı basını da öyle bakar. Daha sivri tarafları ön plana çıkartır, daha tartışılır halde göstermek ister. Bu basının tabiatıyla ilgili. ‘Niye eleştiriyor kardeşim, olumlu taraftan baksın’ dediğinizde, o zaman basın olmuyor, başka bir şey oluyor. Ekonomimizde de çok yüksek boyutlu olmasa da ufak bazı dalgalanmalar oluyor. Bütün bunlara rağmen şu da bir gerçek ki Türkiye’de siyasi istikrar var.

Toptancı yaklaşmayalım

Dışarıdan çok kasıtlı olarak kötü göstermek isteyen çevreler olabilir ama bunu toptancı bir şekilde “dışarısı kötü göstermek istiyor, kampanya yapıyor” diye düşünmek doğru değil. Unutmayalım ki, bir zamanlar bizim için “Türkiye’nin reformcu hükümeti” diye manşet atan gazetelerdir bunlar. Bazen “sırıtıyor, çok kasıtlı, çok aleyhte” dediğiniz yazılar da var. Hepsini toptancı şekilde Türkiye düşmanı gibi görmemek gerekir. O zaman yanlış yaparız ve herkesi Türkiye’nin düşmanları safına yerleştiririz.

ÖYM’ler için Başbakan doğru söylemiş

– Başbakan’ın özel yetkili mahkemelerin kapatılacağı açıklamasına nasıl bakıyorsunuz?

Bunun hikayesi eskidir. 2004’te yasayla bu özel yetkili mahkemeler kurulurken, ben itiraz etmiştim. Maalesef o zaman bugün özel yetkili mahkemelerden en çok şikayet eden çevreler, bu mahkemelerin önemini ve devamını çok arzu ettiler o zaman. Bir mahkemeye özel etiketini koyduğunuz andan itibaren işte o da özel davranmaya başlıyor. (Başbakan’ın ÖYM’ler kaldırılacak açıklaması hatırlatılınca) Doğrusu, Sayın Başbakan çok doğru söylemiş.

İnternette özgürlükten yanayım

– İnternetle ilgili bir düzenleme gündemde, önünüze geldi mi?

Getirilmek istenen düzenlemenin detaylarını bilmiyorum. Ama ben bu konularda genel olarak özgürlükçü düşünürüm. İnternet dediğiniz öyle bir okyanus ki, ancak okyanusu acarken çocuklar ve korunması gereken kesimler açısından tedbirli alternatiflerin olmasını da doğal karşılarım. Böyle bir okyanusta kimsenin simidi olmadan denize atılmasını da doğru bulmam.

ERGENEKON DAVASI : Gül’den Ergenekon tutuklusuna yeşil ışık !

Cumhurbaşkanı Gül, kanser hastası Prof. Fatih Hilmioğlu’nun affedilmesine ilişkin sorulara yanıt verdi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül İtalya’ya hareketinden önce basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Gül 5 yıldır Ergenekon’dan tutuklu bulunan yüksek şeker, karaciğer ve kanser hastası Prof. Fatih Hilmioğlu’nun affedilmesiyle ilgili soruya cevap verdi.

Gül açıklamasının ardından sorulara da cevap verdi. Cumhurbaşkanı Gül şunları söyledi:

PROF. HİLMİOĞLU’NUN SAĞLIK DURUMU VE SON GELİNEN NOKTA

Defalarca söyledim ben. Halkımız şöyle zannediyor. Cumhurbaşkanı birisini arzu ederse cezaevindeki bir hastayı affedebilir. Böyle bir yetkim yok benim. Yetkim olsa hemen kullanırım. Hapishanelerde cezaevlerinde hasta olan yaşlı olanların adli tıpa savcılar vasıtasıyla başvurması gerekiyor: Adli Tıp’ın vereceği raporlar Adalet Bakanlığı aracılığı ile önüme geliyor. Ben bu durumlarda evet de diyebilirim hayır da diyebilir. Ancak bu prosedürler işlerse ben o zaman devreye girebiliyorum.

DOLARIN YÜKSELİŞİ, MB’NİN KARARLARI VE ALINAN TEDBİRLER

Bu konuda Ali Bey’e sorsanız belki o bile bir şey söylemezdi. Türkiye dalgalı kur politikası içinde. Şüphesiz Türkiye makro ekonomik göstergelerinin gerçekçi seviyelerde olması ekonomi yönetimim en önemli görevlerinden biri. Yapılması gereken bir şey söz konusu olduğunda müdahalelerini yapıyorlar. MB bağımsızlığını Türkiye önemli bir reform olarak kabul etmiştir. MB’nin bağımlı olduğu dönemlerde ekonomiye güven zedeleniyordu.

YERELE SEÇİM VE SON SALDIRILAR

Seçim ortamına girilince herkesin konuşmalarına dikkat etmesi şarttır. Aslında bu her zaman şarttır.

Acı bir olay oldu maalesef. Üzüntülerimi bildirdim. Sorumlular olarak herkes daha dikkatli dil kullanırsa bu tip gerginlikleri önlemiş oluruz.

BAŞBAKAN’IN ÜSLUBUNU NASIL BULUYORSUNUZ?

Biraz önce tavsiyelerimde bulundum. Türkiye’nin ortamını normalleştirmek hepimizin görevidir. Ekonomideki oynamalar sokaktaki insana da en yetkili insana da zarar vermektedir. Sayın Başbakan iktidar partisinin başkanıdır. Görüşlerini açıklayacaktır bundan daha normal bir şey olmaz. Görüşlerini bildiklerini inandıklarını kamuoyuyla paylaşacaktır. Herkesin aslında bilmesi gereken Türkiye’de olağanüstü bir şeyin aslında olmadığı, Türkiye’nin normal yolunda gittiğidir. Türkiye’deki ekonomik gidişin iyi olduğunu dışarıya da göstermek hepimizin menfaatinedir.

http://www.Cafesiyaset.com/gulden-ergenekon-tutuklusuna-yesil-isk-_399504.html#ixzz2robj4quq

ERGENEKON DAVASI : CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL SANIK FATİH HİLMİOĞLU’NU AFFEDECEK Mİ ???

Gül: ‘Yetkim olsa hemen kullanırım’

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ergenekon davası tutuklusu İnönü Üniversitesi eski Rektörü Fatih Hilmioğlu’nun affedilmesi konusunda açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye’de olağanüstü bir şeyin olmadığını belirterek, “Siyasi mücadeleler her zaman olacaktır, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Türkiye’nin demokrasinin işlediği, hukukun işlediği bir ülke olduğunu, ekonomik göstergelerin güven verici bir ülke olduğunu hem kendi halkımıza, hem dışarıya göstermek hepimizin menfaatimizedir” dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İtalya ziyareti öncesi düzenlediği basın toplantısında soruları yanıtladı. Ergenekon davası tutuklusu İnönü Üniversitesi eski Rektörü Fatih Hilmioğlu’nun affedilmesi konusundaki bir soruyu yanıtlayan Gül, “Halkımız şöyle zannediyor cumhurbaşkanı birisini arzu ederse onu affedebilir. Böyle bir anayasal yetkisi var zannediyorlar. Böyle bir yetkim yok. Böyle bir yetkim olsa doğrusu bunu hemen kullanırım bahsettiğiniz kişi ve benzer kişiler için. Ama bir kez daha sizin aracılığınızda duyurmak istiyorum ki hapishanelerde hasta olanların adli tıbba müracaat etmeleri gerekiyor. Adli tıbbın vereceği raporlar adalet bakanlığı vasıtasıyla önüme geliyor, o zaman devreye girebiliyorum. O zaman ‘evet’ ya da ‘hayır’ diyebilirim. Bu tip durumlar insani meselelere ben de üzülüyorum ama yasal olarak elimde resen birisini affetme yetkim yok. Bu prosedürler işler, dosya önüme gelirse devreye girebiliyorum. Bu sürecin hızlanması için gerekli müracaatları hemen yapın diyorum. Adalet Bakanlığı’nda ise dosyalar hemen o gün gönderilsin diye takip ettiriyorum” dedi.

Merkez Bankası’nın açıklamalarını da değerlendiren Gül, “Türkiye dalgalı kur politikası içerisinde bunu hepimiz biliyoruz. Herhangi bir kur şu noktada olacak diye bir tespit yok. Ama şüphesiz ki Türkiye makro ekonomik göstergelerinin gerçekçi seviyede olması ekonomi yönetiminin en önemli görevlerinden birisidir. Onun için devamlı tahliller analizler yapıyorlar, yapılması gereken bir şey söz konusu olursa gerekli müdahaleyi yaparlar. Merkez Bankası bağımsızlığını Türkiye önemli bir reform olarak kabul etmiştir. Merkez Bankası bağımlı olduğu dönemlerde ekonomiye güven zedeleniyordu. Merkez bankası uzmanları nasıl bir karar verecek hep birlikte göreceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yaklaşan seçimler öncesi siyasi parti bürolarına yönelik düzenlenen saldırıların sorulması üzerine şunları söyledi:

“Seçim ortamına girilince herkesin başta konuşmasına çok daha fazla dikkat etmesi, daha saygılı bir dilin kullanılması, partiler arasında diyaloğun oluşturulabilmesi şarttır. Bu her zaman şarttır. Türkiye Büyük Millet Meclisi açılışında yaptığı konuşmalar en çok dikkat çektiğim husus budur. Seçim ortamında buna çok daha dikkat etmek gerekir. Geçenlerde maalesef acı bir olay da oldu. Baş sağlığı da diledim bundan dolayı. Eğer sorumlular olarak herkes daha dikkatli dil kullanırsa bu tip gerginliklere de fırsat vermemiş oluruz. Bu vesileyle değerli liderlerden bu konuya dikkat etmelerini hatırlatmak isterim.”

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Erdoğan’ın sert açıklamalarının hatırlatılması üzerine ise, “Az önce söyledim tavsiyelerde bulundum. Türkiye’nin ortamını normalleştirmek hepimizin görevidir. Çünkü söylediğiniz ekonomideki çeşitli oynamalar hepimize, sokaktaki insana da en yetkili insanlara da zarar vermektedir. Sayın Başbakan aynı zamanda bir siyasi pati başkanıdır. Görüşlerini açıklayacaktır. Bundan normal bir şey olmaz. Görüşlerini, inandıklarını, bildiklerini paylaşacaktır. Burada hepimizin dikkat etmesi gereken şey bütün siyasetçiler devlet adamları, Türkiye’nin önemli aktörlerinin dikkat etmesi gereken şey Türkiye’de olağanüstü bir şeyin olmadığını, Türkiye’nin yolunda gittiğidir. Siyasi mücadeleler her zaman olacaktır, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Türkiye’nin demokrasinin işlediği, hukukun işlediği bir ülke olduğunu, ekonomik göstergelerin güven verici bir ülke olduğunu hem kendi halkımıza, hem dışarıya göstermek hepimizin menfaatimizedir” dedi.

YERLİ BASIN : Abdullah Gül ve HSYK çıkmazı mı ?

gundem_1.png?itok=M0QMk2jx

T24: Hasan Cemal: Cumhurbaşkanı Gül imzalayacak mı?

Başbakan, yolsuzluk operasyonlarını karartmak – ya da kendi iktidarını kurtarmak için – demokrasiyi çökertme yolunda adımlarını hızlandırdı. Demokrasi kültüründen ne kadar nasipsiz olduğu Gezi’de ortaya çıkan Erdoğan’ın bu hedeflerini gerçekleştirmek için iki yasal düzenleme kapıda! Erdoğan, bir yandan sosyal medyayı ‘sansür kıskacı’na sokacak ‘internet özgürlüğü’ne darbe hazırlarken, diğer yandan HSYK düzenlemesiyle emniyetten sonra yargıda da kıyım planlıyor. Benim sorumsa şu: Bu düzenlemelerin yürürlüğe girmesi için imza atması gereken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ne yapacak?…Devamı…

Yeni Şafak: Yaşar Taşkın Koç: ‘Kayıtsız, şartsız, HSYK’sız…’

1921 Anayasasının 1. maddesi ‘Hâkimiyet bilâ kaydü şart milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekli hükümeti Cumhuriyettir’ der. Yani, yaklaşık olarak ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ve idare tarzı da halkın kendi kaderini kendisinin fiilen eline alması yoluyla Cumhuriyet yönetimidir’ diyor o ünlü ve hâlâ çok uzağında olduğumuz Anayasa. Yazarken tabii ki akıllarına ‘Egemenlik kayıtsız şartsız ve HSYK’sız milletindir’ demek gelmedi…Devamı…

Radikal: Murat Yetkin: Gül, Erdoğan’ı uzlaşmaya ikna edebilecek mi?

Açılış hamlesi Gül’den geldi, siyasi aktörler ‘varız’ dedi. Krizin uzlaşmayla çözümü Erdoğan’a bağlı. Kritik bir hafta olacağı her halinden belliydi. Ankara’daki iktidar satrancının açılış hamlesi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den geldi. Zaten bir süredir devreye girmesi istenen Cumhurbaşkanı, Meclis’te grubu olan dört parti lideriyle de yaşanan kriz üzerine görüşmeye karar vermişti…Devamı…

Cumhuriyet: Cüneyt Arcayürek: Bu Dönem…

Bu iktidar uzlaşı nedir bilmiyor dedirtmemek için Adalet Bakanı, muhafefet partileriyle bir araya gelerek yeni bir HSYK yasası yapmaya hazır olduklarını söylüyor. Ya da muhalefet bir teklif taslağıyla gelsin; o zaman AKP Grubu’nun önerdiği HSYK’yi eski halinden de beter bir biçime getirecek teklifi geri alacaklarını açıklıyor. Olumlu izlenimi veren önerilere CHP, önce tartıştığımız teklifi geri al deyince, Adalet Bakanı söz konusu olmadığı yanıtıyla söylediklerini, önerilerini kendi yalanlıyor. Muhalefet muhalefet deyip, yazıp, söyleyip duruyoruz: Oysa yargıyı bir kez daha hadım etmeye girişen iktidarla Meclis komisyonunda gırtlak gırtlağa kavga eden CHP dışında diğer muhalefet partileri nerede? Yok!..Devamı…

Star: Yalçın Akdoğan: Vicdanın üzerine beton dökmek

Adalet sisteminin gelip dayandığı yer sistemin parçası olan bireyin vicdanıdır. Bu, karar vericiler için de böyledir, kararı yorumlayanlar içinde böyledir. Kamu vicdanını tatmin etmeyen bir yargı hükmü adalet üretmiyor anlamına gelir. Vicdan, insanın yaratılışında varolan ama geliştirilmesi gereken bir ahlaki şuurdur; iyi ve kötüyü, doğru ve yanlışı gösteren bir pusuladır. Fıtratta Yaratanla ahitleşen nüve vicdandır…Devamı…

Zaman: İhsan Dağı: Her-Şey-Devlet-İçin

Uzun zamandır yazıyorum ‘muhafazakârlar devleti çok sevdi’ diye ama iktidar İslamcılarının devlet sevgisinin geldiği noktayı tahmin edememişim. Onlar nirvanaya ulaşmış; devleti Allah’ın makamına çıkarmışlar. Bekir Bozdağ iktidar İslamcılarının devletle ilişkisinin geldiği noktayı ‘veciz’ bir şekilde ifade etmiş; ‘Allah şirk, devlet de şerik kabul etmez’. Devlet olmanın vecd anında söylenmiş bu söz, ‘tarihî’dir. Bütün anlamları ve çıkarımlarıyla söyleyeni bağlar, düşündüklerini yansıtır, yaşanılanları tasvir eder…Devam…

Taraf: Yüksel Taşkın: Yanlışa, yanlış diyememek!

HSYK düzenlemesiyle ilgili tartışmalarda AKP’li vekiller, 50 maddelik teklifin Anayasa’ya aykırı olmadığı yönünde oy kullanmışlar. Anlaşılan vekillerimiz, her madde önerisini tek tek okuyarak bu kararı gönül rahatlığıyla vermişler. Çok merak ettiğim bir şey var: Oradaki kaç AKP’li vekilin içinden aslında yanlış bir şey yaptıkları fikri veya en azından tereddüdü geçiyordur?..Devamı…

(Süreç Analiz, 14 Ocak 2014)

YARGI DOSYASI /// İlhan Cihaner : Gül HSYK yasasını veto edecek

Ergenekon silahlı terör örgütü davasından yargılanan eski Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı ve CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün cemaatten yana tavır alıp HSYK Yasası’nı veto edeceğini iddia etti.

Cihaner TBMM Adalet Komisyonu’ndaki yaptığı konuşmada şöyle dedi: "Anayasaya aykırı olduğunu bile bile bu yasa çıkacak. Cumhurbaşkanı cemaatten yana tavır alacak ve geri gönderecek. Bu yasayı çıkaracaksınız. Birkaç hafta içinde yargıda kıyım başlayacak. Ama yargıyı iyi tanıyamadığınız için yine yanlış şeyler yapacaksınız" dedi. Cihaner şöyle devam etti:

CEMAATLE BU YÖNTEMLE BAŞ EDEMEZSİNİZ

"Sorun hukuk sorunu, yasa sorunu değil belki bir din sorunu, ahlak sorunu. Ahlakınıza ve vicdanınıza göre hareket edin. Türkiye’yi yeni bir maceraya sokmayın, baş etmek istediğiniz cemaatle bu yöntemle de baş edemezsiniz.

Cemaatle el ele kol kola birçok yurttaşın haksız yere cezaevine atılmasına, birçok insanın birlikte ölümüne sebep oldunuz. İtiraf edin beraberce çözelim. Biz sizin gibi kindar da davranmayız."

ERGENEKON DAVASI : Gül’ün Ergenekon’daki rolü

"Kumpas itirafı" ve hükümet-cemaat çatışmasının gerilimini dindirmek için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e "devreye gir" çağrısı yapıldı. Kimileri ise Ergenekon-Balyoz davalarında çözümün adresi olarak Gül’ü gösterdi. Oysa Abdullah Gül tertibin kurgulanmasında en önemli görevleri üstlendi. Abdullah Gül, Danıştay cinayetinde TSK’yı hedef gösteren, operasyon için "savcı bulunması" talimatını veren isim oldu.

Abdullah Gül, Ergenekon tertibinin en kritik isimlerinden biri. Gül, Ergenekon tertibin başından bu yana aktif görev aldı. Gül, hem operasyonu yürütecek savcının bulunmasını, hem de Danıştay cinayetinin Ergenekonla birleştirilmesini sağlayan adımları attı.

Gül’ün Ergenekon tertibindeki rolü henüz, 2007 yılındayken açığa çıktı. 17 Mayıs 2006’daki Danıştay saldırısı, Fethullahçı Gladyonun Ergenekon tertibine uzanan operasyonlarından biriydi. Saldırı gerçekleşmiş, Danıştay hakimi Mustafa Yücel Özbilgin hayatını kaybetmişti. Dönemin Başbakan Yardımcısı ve Terörle Mücadele Yüksek Kurulu Başkanı Abdullah Gül’dü…

Danıştay saldırısının hemen ardından Abdullah Gül’ün ilk icraatı okları Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yöneltmek oldu. Gül, "çetenin başı ordudan atılma bir yüzbaşı" açıklamasıyla emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin’i işaret etti.

Emniyet ve MİT yöneticileri de Gül’le olaydan sonra bir bilgilendirme toplantısı yaptı. Bu toplantıda Abdullah Gül’e bir şema sunuldu. Şemadaki isimler arasında İşçi Partisi yöneticileri ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üst düzey isimleri vardı.

Bu toplantıya dair bilgileri dönemin Radikal Gazetesi yazarı İsmet Berkan yazdı. Gül o toplantıda, MİT ve Emniyet yetkililerine şemadaki isimlerin suçlamalarla ilişkilendirilmesi talimatını verdi.

"Bana anlattıklarınızı delillendirip savcıya da anlatın, hepsi yakalansın, yargılansın"

Abdullah Gül sadece delil değil, bu delilleri kullanacak bir savcı bulma talimatı da verdi. O toplantıya katılan polisler, gazeteci Murat Yetkin’e "Bir türlü savcı bulamadık" diye yakınmışlardı. Bir süre sonra Radikal yazarı İsmet Berkan , "Bir türlü savcı bulunamıyordu. Nasıl olduysa Zekeriya Öz bulundu" diye yazdı. Ve bulunan savcı Ergenekon operasyonlarının düğmesine bastı.

Ancak Abdullah Gül’ün Ergenekon tertibindeki rolü burada tamamlanmadı. Gül, basında yer alan uydurma iddialara hep destek verdi. 2007 seçimlerinde dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un Erkan Mumcu’yu etkilediği iddiasına anında sahip çıktı.

Hrant Dink cinayeti ile Ergenekon bağlantısının kurulması için de en yoğun çabayı Abdullah Gül harcadı. Mahkemenin "örgüt yok" kararının ardından Abdullah Gül, Devlet Denetleme Kurulu’nu devreye soktu.

Gül’ün Ergenekon tertibindeki rolünü en iyi anlatan açıklama, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Ahmet Sever’den geldi. Sever, Vatan Gazetesi’ne verdiği röportajda Ergenekon ve Balyoz tertiplerinin Abdullah Gül sayesinde başarılı olduğunu itiraf etti.

"Eğer bazılarının istediği gibi Abdullah Gül’ün yerine daha düşük profilli bir kişi cumhurbaşkanı olsaydı bu süreç bu kadar başarılı olamazdı. Türkiye, bugünkü Türkiye olmazdı, olamazdı. Eğer Abdullah Gül o sancılı sürecin sonucunda cumhurbaşkanı olmasaydı bütün bu gelişmeler, ilerlemeler o kadar kolay gerçekleşemezdi"

ulusalkanal.com.tr

VİDEO LİNK :

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=lGo4FF7dhd4

CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL : ‘Gezi’ ile ’17 Aralık’ paralel değil

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, Bakan çocuklarının da gözaltına alındığı “Büyük rüşvet” operasyonu ile ilgili çarpıcı açıklamalar yaparak, “Yolsuzlukların üstü kapanırsa toplumu çürütür. Üstüne gitmek gerekir. Eğer bir ülkede güven zedelenirse şu ülkeye yapılacak en büyük zarar olur” dedi. Ergenekon ve Balyoz davalarında bazı yanlışlar var diye serzenişler olduğunu hatırlatan Gül, ”Toplumda ‘kurunun yanında yaş da yandı’ diye bir algı yoğun şekilde varsa bu konuda yeni şeyler yapılır. Bir kişi üzerinde bile varsa bunlar üzerine gidilmeli” ifadelerini kullandı. HSYK’nın açıklamasını doğru bulmadığını da belirten Gül, “Basın Odası” programında gazetecilerin gündem ile ilgili sorularını cevaplayarak şunları söyledi:

“Gezi meseleleri ve son tartışılan olaylar Türkiye’de birçok güzel şeyi gölgeledi. Gezi, Türkiye’nin en büyük sorunlarından birisi. Bu olayları gölgeleyen, son iddialar da Türkiye’nin gündeminde önemli bir mesele oldu. Gezi olayları ile 17 Aralık arasında bir paralellik görmüyorum. Ayrı meseleler olarak görüyorum.

YARGI KENDİNE HALEL GETİRMEMELİ

Türkiye’de yasama yürütme ve yargının bir ahenk içinde olması gerekiyor. Yasama ile yürütmenin seçimlerde değiştirilebilmesi mümkündür. Yargı çok daha önemli. Yargının kendi tarafsızlıklarına halel etmeyecek şekilde hareket etmesi gerekir.

ŞERZENİŞLER VARSA ÇALIŞMA YAPILABİLİR

Mahkemeler ideolojik, dini konulardan, bunlardan kendilerini mahfuz bırakmaları gerekir. Manipülasyonların dışında karar vermeli. Son iddialar siyasi ve askerlerin yargılandığı davalar olsun bu konuda çok önemli serzenişler oluyorsa bir çalışma yapılabilir. Kesinlikle objektifliğini kaybetmeyecek kurum yargı olmalı. Yanlışlıkların gideceği yer mahkemelerdir. Buralara gölge düşmemesi lazım. Eski tabirle ‘Şeriatın kestiği parmak acımaz’ bunu herkesin demesi lazım.

YANLIŞ VARSA ÜZERİNE GİDİLMELİ

Ergenekon, Balyoz. Bu konuda bazı yanlışlar var diye serzenişler var. Toplumda ‘kurunun yanında yaş da yandı’ diye bir algı yoğun şekilde varsa bu konuda yeni şeyler yapılır. Bir kişi üzerinde bile varsa bunlar üzerine gidilmeli.

ÜSTÜME DÜŞENİ YAPIYORUM

Çok daha önemli olan yargıyla ilgili ilke. Başkanlık sisteminde değiliz, parlamenter sistemdeyiz. Ortaya çıkan böyle durumlarda Üstüme düşeni bütün gücümle yapıyorum. Benim görüşmelerim aleni ve açık değil. Devletin, organların ahenk içerisinde çalışması için görüşmelerimi yapıyorum. Görüşmelerimde bütün bunları konuşuyoruz. Yürütme bir yanlışlık yapabilir. Bu eğer kanuna aykırı ise bunu test eden bir mekanizma var. Mekanizmalar çalışıyor.

HSYK’NIN AÇIKLAMASINI DOĞRU BULMADIM

HSYK’nın açıklamasını doğru bulmadım. Savcının açıklama yapması doğru şeyler değil. Doğruya, yanlışa hakimler karar verecektir. Bu konuda herkesin görevlerini bilmesi gerekir. Hukukun üstünlüğü demokrasinin temel ilkelerinden biridir. Adil yargılama ve soruşturmanın gizliliği esası yokmuş gibi hareket ediliyor. İddia vardır, hakim bunun doğru ve yanlışlığına karar verir. Hangi olayla ilgili olursa olsun.

DEVLET İÇİNDE DEVLET OLAMAZ

Devlet içinde herhangi bir ayrı bir devlet, dayanışma söz konusu olamaz. Kurumun dışında başka bir yerden talimat asla söz konusu olamaz, kesinlikle müsaade edilmez. Bu tip konularda şeffaflık önemlidir. Yargı içinde böyle bir şey varsa tahammül edilemez. Hükümetin karşısına ben muhalefeti koyarım.

CUMHURBAŞKANI OLARAK İLKELERİ ORTAYA KOYARIM

Ben başka bir kurumu koyup denge kurmam. STK şeklinde belli güçleri olabilir. Sınırları, kuralları aşan başka bir dayanışma içine giren kurumlar olursa hükümet bunu ortaya çıkarır. Cumhurbaşkanı olarak prensipleri, ilkeleri koyarım.

BAROLAR BİRLİĞİ GELİP ANLATTI

Barolar birliği çözüm önerileri getirdi, ‘inceleteyim’ dedim. Siyasilerden gelenler oluyor. Son olayla ilgili mahkemelerin düzgün bir şekilde çalışması yargıya müdahale olmaması, hükümetin üzerine düşeni yapması ve ekonominin bozulmaması gerekiyor. Bir zamanlar Cumhurbaşkanlarının yetkilerini aşan şekilde davrandıklarında neler olduğunu biliyorsunuz.

BENDEN BAŞKA AÇIKLAMA İSTEYENLER

Parlamenter sisteme sıcak bakıyorum ama başkanlık sisteminin de avantajları vardır. Bunları daha önce de konuştuk. Bu sistemin ilkelerini aşan durumlarda nelerin yaşandığını biliyorsunuz. Benden başka açıklamaları bekleyenler başka bir sistemi tercih edebilirler.

BİZE YENİ KURALLAR GEREKİYOR

Yolsuzlukların üzerine gitmek ve vicdanları rahatlatmak gerekir. Bu konuda prensipler çok önemlidir. Kurallar yeteri kadar iyi değilse ortam yolsuzluklara müsaade eder. Bize yeni kurallarına gerektiği kanısındayım. Yolsuzlukla mücadelede şeffaflık getirildi ama bunların yeterli olmadığı kanısındayım. Dolayısıyla yolsuzlukla ilgili bir iddia varsa bunların üzerine gidilmesi birinci önceliktir herkes için.

HİÇBİR ŞEYİN ÜSTÜ ÖRTÜLEMEZ

Savcının bildiri dağıtması bunlar doğru şeyler değil. Bunun doğru olup olmadığı bu hukuk süreci içinde olacak. Savcılar bazılarını da tahliye ettiler. Hiçbir şeyin üzeri örtülemez. Ama mahkemelerin savcıların görevi bunu kuralların çerçevesinde ortaya çıkarmaktır. Yanlışı olmayanın korkmaması gerekir.

YOLSUZLUK KAPATILIRSA TOPLUM ÇÜRÜR

Büyük yatırımcılar var eğer kurallarına uygun olmayan bir suç atılırsa birden bire herkesin itibarını yok edebilirsiniz. Soruşturma safhası gizlidir. Çünkü savcı hakim değil. Bunlara hepimizin dikkat etmesi gerekir. Yolsuzlukların üstü kapanırsa toplumu çürütür. Üstüne gitmek gerekir. Eğer bir ülkede güven zedelenirse şu ülkeye yapılacak en büyük zarar olur.

TIR TÜRKMENLERE YARDIM GÖTÜRÜYOR DEDİLER

Suriye’deki Türkmenlere yardım yapmak bizim borcumuzdur. TIR meselesini sordum, Suriye’deki Türkmenlere yardım götüren bir araç olduğunu söylediler.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ

Benim bu konuyla ilgili bir şey söylemem doğru olmaz. Şu anda bununla ilgili herhangi bir risk çıkması söz konusu değildir. Bu memleket hepimizin. Kıymetini bilmeniz lazım. O bir ufuktur. Bu yıl seçimler olacak, genel seçimler olacak. Türkiye’nin bütün bunları gayet düzgün bir şekilde geçireceğini umuyorum.

ERGENEKON DAVASI /// Abdullah Gül : Ergenekon ve Balyoz davalarında hukuki çalışmalar yapılabilir

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ‘Yolsuzlukla mücadelede şeffaflık getirildi ama bunların yeterli olmadığı kanısındayım. Sayıştay kanununun çıkarılması çok önemli’ dedi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Erdoğan’ın Siyasi Başdanışmanı Yalçın Akdoğan‘ın köşe yazısında "milli orduya kumpas" ifadelerini kaleme alması ile başlayan, TSK’nın suç duyurusunda bulunması ve Ergenekon ile Balyoz davalarında yeniden yargılama yolunun açılabileceği tartışmaları ile ivme kazanan sürece ilişkin konuşarak, "Askerlerin yargılandığı bazı davalarda bazı yanlışlıklar yapıldı. Kurunun yanında yaş da yandı intibahı oluşuyorsa bununla ilgili bazı şeyler konuşulabilir" dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, Anayasa Mahkemesi’nin BDP’li ve bağımsız milletvekillerinin tahliye edilmesi yönünde verdiği karara ilişkin "Yargı kendi saygınlığını ve bağımsızlığını korumalıdır. Bu kararların oy birliği ile alınması önemlidir. Bu kararları ben memnuniyetle karşıladım" dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, Gezi Parkı olayları ve 17 Aralık olaylarının yapılan pek çok güzel şeyi gölgelediğini söyleyerek, "Haziran olaylarıyla 17 Aralık sürecini ben birbirine paralel olarak görmüyorum. Bunlar birbirinden ayrı meseleler" dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, 17 Aralık operasyonu ile başlayan krize kendisinin el atması gerektiği yönündeki çağrılara ilişkin "Yürütme yanlış yapabilir. Bütün kurumların ahenkli çalışması için ben gerekli uyarıları ve çalışmaları yapıyorum. Yönetmelik mesela… Bunu doğru olduğunu düşünerek yapabilir. Ama Anayasa’ya uygun olup olmadığına Danıştay karar veriyor. Basın mensuplarının emniyete girişiyle ilgili karar da öyle. Danıştay’a gitti ve bozuldu" dedi. ‘Adli Kolluk Yönetmeliği’ne ilişkin HSYK tarafından yapılan, ve hükümet tarafından korsan toplantı sonucu kaleme alındığı belirtilen açıklamaya ilişkin, "HSYK’nın açıklamasını ben doğru bulmadım. Mahkeme karar verecek ve mahkemenin kararını gölgelememek lazım" dedi.

Yolsuzluk operasyonunu değerlendiren Gül, "Bize yeni kurallarına gerektiği kanısındayım. Yolsuzlukla mücadelede şeffaflik getirildi ama bunların yeterli olmadığı kanısındayım. Sayıştay kanununun çıkarılması çok önemli" dedi.

Gül, Başkanlık sistemi hakkında çekincelerini belirterek, "Parlamenter sistemine sıcak bakıyorum ama başkanlık sisteminin de avantajları vardır. Bunları daha önce de konuştuk. Parlamenter sistem Türkiye’ye daha uygun, ama çoğunluk isterse başkanlık sistemi olur" dedi.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin soruları "henüz bu konuyla ilgili bir şey söylemem için erken" şeklinde cevaplayan Cumhurbaşkanı Gül, sözlerine "ama Türkiye’ye herhangi bir risk primini kimse koymaz. Oturur konuşuruz, günü geldiğinde karar veririz" dedi.

Erhan Çelik’in moderatörlüğünde düzenlenen, Haber Türk televizyonunda yayımlanan Basın Odası programında Star gazetesi yazarı Fehmi Koru ve Vatan gazetesi yazarı Ruşen Çakır yer aldı.

İşte Cumhurbaşkanı Gül’ün açıklamalarından satır başları:

‘Hükümet dünyayla diyalog arıyor’

2013 dünya için baktığımızda halen büyük ekonomik sıkıntıların yaşandığı bir yıl oldu. Özellikle Avrupa’da… Büyüme neredeyse durmuş vaziyette. Krizden çıkamadılar. AB kendi içinde yeniden yapılanma süreci yaşıyor. ABD’de Obama tekrar seçildi, orada yavaş bir gelişme var ekonomide. Oradaki iyileşme ve FED’in kararları bizi biraz ters etkiliyor. Bölgemizde ise çok büyük sıkıntılar var. Hala bir kaos var. Libya’da kaos var. Tunus’ta daha iyimser bir hava var. Mısır’da darbe yapıldı. Gelişmeler kötü orada. Irak’ta büyük sıkıntılar var. Hala belini doğrultamayan bir ülke. Suriye zaten içler acısı. Kimyasal silah ve balistik füzeler kullanıldı. İran’da yeni bir soluk var. Yeni hükümet dünyayla diyalog arıyor, bu olumlu bir şey.

‘Gezi ve son olaylar güzellikleri gölgeledi’

Türkiye’de ise… Türkiye için canlı bir yıl oldu. Özellikle Gezi olayları ve son olaylar güzellikleri gölgeledi. Avrupa’da büyük krizler varken Türkiye çok başarılı bir ekonomik yıl geçirdi. Yüzde 4’le Avrupa’nın en hızlı büyüyen ülkesi olduk. Avrupa’da yok böyle bir ülke.

‘Haziran olaylarıyla 17 Aralık süreci paralel değil’

Kürt sorununda çok mesafe alındı. Binlerce insanın hayatını kaybettiği, şehit verdiğimiz bir olay. Bu yıl artık konuşarak sorunları çözebiliriz noktasına gelindi.

Demokratikleşme konusunda önemli adımlar atıldı. Kadınlara yönelik kıyafet gibi ayrımcılıklar aşıldı. Bunu da iktidar ve muhalefet beraber yaptı. Muhalefetin bazısının sesli bazısının sessiz desteği oldu. Kadınlar artık hayatın içinde.

Ama bunları gölgeleyen olaylar İstanbul’da yaşandı. Bir çevre meselesi olarak başlayan olaylar çok farklı noktalara gitti. Umuyorum ki 2014 iyi olur. Hepimiz aynı gemideyiz. Türkiye’yi bu sıkıntılı ortamdan çıkarıp geleceğe taşımamız gerekir.

Çözümsüzlük gibi bir şey yok. Türkiye 10 yıl öncesine göre demokratik hukuk standartlarında çok gelişti. Sıkıntılar muhakkak var. Pembe bir tablo çizmiyorum. Ama 10 yıl öncesi ile mukayese edildiğinde iyi noktadayız.

Haziran olaylarıyla 17 Aralık sürecini ben birbirine paralel olarak görmüyorum. Bunlar birbirinden ayrı meseleler.

BDP’li vekilleri tahliyesi

Demokratik hukuk devletinde kuvvetler ayrılığı prensibi vardır ama bunların bir ahenk içinde olması gerekir. Hepsi de kendi saygınlığını korumakla yükümlüdür. Yasama ve yürütme işini iyi yapmazsa seçimlerle değiştirilebilir. Yarı bu anlamda farklıdır. Yargı kendi saygınlığını ve bağımsızlığını korumalıdır. Bu kararların oy birliği ile alınması önemlidir. Bu kararları ben memnuniyetle karşıladım.

Kesinlikle su götürmez şekilde objektifliğini kaybetmeyecek kurum yargı kurumudur. Çeşitli yanlışlıkların gideceği yer mahkemelerdir. Mahkemelerin verdiği karar da itiraz mercileri vardır. Buralara hiç gölge düşmemesi gerekir. Şeriatın kestiği parmak acımaz derler. Herkesin bunu bilmesi lazım. Bu davalarla ilgili sıkıntılar varsa, serzenişler varsa daha dikkatli olunması gerekir.

Askerlerin yargılandığı bazı davalarda bazı yanlışlıklar yapıldı. Kurunun yanında yaş da yandı intibahı oluşuyorsa bununla ilgili bazı şeyler konuşulabilir.

‘Orduya kumpas’ iddiaları

Ben o konuda cumhurbaşkanı olarak bir şey diyemem. Ama böyle bir algı ortaya çıkarsa bunun bütün hukuki çalışmaları yapılabilir. Nitekim bazı çalışmalar da yapılıyor. Geçen Barolar Birliği Başkanı beni ziyaret etti. Böyle bir algı söz konusu olursa bakılabilir.

Cumhurbaşkanı olaya el atsın çağrıları

Parlamenter sistemde işlerin nasıl yürüdüğü bellidir. Ben üzerime düşeni tüm gücümle yapıyorum. Benim çalışmalarım aleni, açık. Ben hükümetle, meclis başkanıyla, mahkeme başkanlarıyla bir araya geldiğimde bütün bunları konuşuyoruz. Bütün kurumların ahenkli çalışması için ben gerekli uyarıları ve çalışmaları yapıyorum. Bunun ötesinde yürütme yanlış yapabilir. Yönetmelik mesela… Bunu doğru olduğunu düşünerek yapabilir. Ama Anayasa’ya uygun olup olmadığına Danıştay karar veriyor. Basın mensuplarının emniyete girişiyle ilgili karar da öyle. Danıştay’a gitti ve bozuldu.

HSYK’nın açıklaması

HSYK’nın açıklamasını ben doğru bulmadım. Mahkeme karar verecek ve mahkemenin kararını gölgelememek lazım. Bu tür çekişmeler, bunları çok açık dillendirmeler iyi şeyler değil. Anayasal kurumlar anayasal görevlerini iyi bilmeli. Hukukun üstünlüğü demokrasinin temel prensiplerinden biridir. Soruşturmanın gizliliği esası yokmuş gibi hareket ediliyor.

Paralel devlet iddiaları

Bir devlet içinde ayrı bir devlet ya da ayrı yapılanmalar olamaz. Kurumlar anayasaya ve kanunlara kesinlikle dikkat edecek. Kendi içerisindeki hiyarerşiye dikkat edecek. Herhangi bir gruplaşma olmayacak. Kurumun dışında başka bir yerden taklimat, başka bir yere kurumun bilgileri taşıma asla olamaz. Bunlar olursa tabii ki ortaya çıkarılır. Bunun dışında sivil toplumda nasıl şeffaflık önemliyse bu tür konularda da şeffaflık önemlidir. Hele de yargı içerisinde böyle bir şey varsa asla tahammül edilemez.

‘Parlamenter sistem Türkiye’ye daha uygun’

Ben parlamenter sistemin Türkiye’ye daha uygun olduğu kanaatindeyim. Ama çoğunluk isterse başkanlık sistemi olabilir. Başkanlık sistemi de demokratik bir sistemdir. ABD’de başkanlık sistemi var. Görüşlere saygı duyarım. Başkanlık sisteminin de avantajları vardır.

‘Yolsuzlukla mücadelede şeffaflık yeterli değil’

Vicdanları rahatlatacak bir süreçle, yolsuzluk varsa ortaya çıkarmak, yoksa insanları ikna etmek gerekir. Yolsuzlukların önlenebilmesi için kuralların çok iyi konuşulması gerekir. Kuralla iyi değilse herkesi yolsuzluk yapmaya azmettirir. Ne dindarlık, ne vatanseverlik, ne solculuk, ne başka bir şey engel olabilir. Kurallar engel olur. Yolsuzlukla mücadele konusunda bir şeffaflık getirildi, eskiye göre iyi şeyler yapıldı. Ama bunların yeterli olmadığı kanaatindeyim. Sayıştay’ın önemi her zaman ortaya çıkıyor burada. Sayıştay Kanunu ile ilgili benim de çağrılarım oldu.

Yolsuzlukla ilgili herhangi bir iddia olursa bunun sonuna kadar üzerine gidilmeli, ne gerekiyorsa yapılmalı. Kim olursa olsun, herkes için geçerli.

‘Hiçbir şeyin üstü örtülmez’

Bunların sonuna kadar üzerine gidilmeli, mahkemeler karar vermeli. Burada da hukuk prosedürleri aksamamalı. Eğer burada başka bir nedenle bunların yapıldığı düşünülürse kamuoyunda etki azalır. Ben savcının açıklama yapması, bildiri dağıtması doğru değil.

Hiçbir şeyin üstü örtülemez. Bugün olmasa yarın ortaya çıkar. Mahkemenin ve savcıların görevi titiz bir şekilde bunları kuralları çerçevesinde ortaya çıkarmaktır.

Yeni operasyon iddiaları

Böyle bir korku düzeni olamaz. Yanlışı olan korkar. Yanlışı olmayanın korkmaması gerekir. Ama düşünün ki bazen büyük yatırımcılar var. Eğer kurallarına uygun olmayan bir şekilde suç atılırsa, birden bire herkesin itibarını da yok edersiniz. Bu yüzden soruşturmalar kanun içerisinde, bağımsız yapılırsa o zaman doğru bir neticeye ulaşır.

Soruşturma safhası gizli olmaldır. Ben bunu askerlerle ilgili olaylarda da söyledim. Bunlara herkes dikkat etmeli.

Ama tekrar söylüyorum. Yolsuzlukların eğer üstü kapatılırsa, bunlar o kadar konuşulur ki; toplumu çürütür.

‘Ekonomik istikrar bozulmamalı’

Ekonomik istikrar her şeyin başında gelir. Ekonomik istikrar bozulmamalı. Türkiye dünya ile bütünleşmiş bir ülke. Sermayenin dolaşımı serbest. Böyle bir kötüye gidiş olursa, biz kendi gemimizi delmeye başlamış oluruz.

Devlet Denetleme Kurulu harekete geçecek mi?

Şu anda mahkeme safhası var. Mahkemenin yerine DDK giremez. Ama kurumlar içerisinde herhangi başka bir şey olursa DDK o zaman devreye girer.

Hatay’daki TIR

Bu Türkiye’nin başka bir zaman, başka bir yerinde olsa sır olamaz. Ama hepimiz biliyoruz ki Suriye’de neler oluyor… Türkiye için tehdit var. Türkiye sınırlarına yakın taraflarında çok radikal unsurlar ortaya çıktı. Bütün bunların arasında çok ezilen Suriyeli Türkmen grubu var. Suriye’deki Türkmenlere yardım yapmak, her türlü insani yardımı yapmak bizim borcumuzdur. Sadece Türkmenlere de değil bütün Suriyelilere… Bu TIR meselesinin Suriye’deki Türkmenlere yardım götürdüğünü söylediler. Bu çerçevede bakmak gerekir. Çeşitli güvenlik sebeplerinden dolayı sır çerçevesine girebilir. O TIR’da ne olduğunu bilemem. Ben de sorduğumda bana bunu söylediler.

Çözüm süreci ne aşamada?

Türkiye’nin en önemli konularından birinin bu olduğunu Türkiye’yi yöneten herkes görmüştür. Ama kimi cesaret etmiştir, kimi edememiştir. Bu konuları başkalarını hiç karıştırmadan kendi içimizde konuşarak çözmemiz gerekir. Hükümeti de bu anlamda sürekli destekledim. Dış konjonktür bugün iyi değil. O yüzden meseleleri geciktirmek iyi değil. Gerek Suriye gerekse de Irak’ta yaşananlar bu konuda dezavantajdır. Keşke daha önce çözülseydi.

Herkes kan dökülmemesinin önemini kavramış vaziyette. Bu önemlidir.

Genel af tartışması

Genel olarak af kelimesini kullanmak tehlikeli bir şeydir. Bu sözleri bir kez ağzınıza aldığınızda nerelere gideceği belli olmaz. Bildiğim kadarıyla hükümet tarafında böyle bir çalışma görmedim.

Gezi olayları ve ölümlerle ilgili devam eden davalar

Ben bütün hayatını kaybedenler için üzüntülerimi ve başsağlığı dileklerimi ilettim. Kim olursa olsun, bizim vatandaşlarımızdann birinin başına herhangi bir iş geldiğinde devletin bunu ortaya çıkarması gerekir. Bugün artık meçhul kalamaz. Sonunda ortaya çıkar. Bu ölümlerin nasıl olduğu da ortaya çıkacaktır. Buna benzer bize gelen çeşitli olaylar var. Gerçekten üzücü. Bunlarla ilgili gerekli yerlere talimatlar da veriliyor.

Ben en başında bu olayı gelişmiş bir ülkenin olaylarına benzettim. New York’ta da Paris’te de var dedim. Ama Türkiye bu noktaya da 10 sene içinde taşındı. Türkiye’de 10 yıl önce faili meçhullerin cenazeleri için sokağa çıkardı. Türkiye kalkındı ve başka meseleler için sokağa çıkmaya başladı.

Hiç kimse kendisinii dışlanmış ve ikinci sıınıf görmemeli. Böyle bir muameleye de izin verilmemeli.

Dış politika ve uluslararası ilişkiler kötüye mi gidiyor?

Bu yönde bizim yeni bir aılım yapmamız gerektiğine inanıyorum. AB ile müzakere sürecini tekrar canlandırmamız gerekiyor. Fransa da pozisyonunu değiştirdi. Dışarıdan ziyade biz kendi içimize bakmalıyız. Şu bir gerçek ki; Türkiye’nin son 10 yıllık başarılarının altında bizim AB ile ilgili yaptığımız köklü reformlar vardır. Reformlara hız vermek gerekir. Hukukun üstünlüğü, demokrasi Avrupa’da kolay ortaya çıkmadı. Çok büyük acılar yaşandı. Ve neticede anladılar ki; herkesin mutlu yaşayabilmesi için demokrasi şart. Bizim de bu yolu izlememiz gerekli.

Bizim bu dünyayla ilişkilerimizi zayıflatmamızın hiçbir izahı olamaz. Bu görüntüyü ortadan kaldırmak için yeni bir atılım ve söylem gerekiyor. Söylem çok önemlidir.

HSYK’nın yapısı

Hükümetin düzenleme çalışması var mı yok mu bilmiyorum. Olabilir. Önce ne yapılacağına bakmak gerekir. Böyle bir düzenlemeye ihtiyaç var mı, ben bir şey diyemem. Yapılırken AB ile işbirliği içinde, AB kriterlerine uygun yapılmıştı. Temel kriterleri bozmamak şartıyla bir düzenleme yapılabilir. Buralar hassas kurumlar. En çok korumaya mecbur olduğumuz kurum yargıdır.

İlker Başbuğ’un adaylığı

Yargı mensupları ve yargı bir kurum olarak, çok daha hassas davranmalı. Farklı algıların ortaya çıkmasına izin vermemeli. İlkeli bir bazda baktığınızda yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı her şeyin başında gelir. Onun için yasalara ve kanunlara herkesin riayet etmesi gerekir.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı

Bu konuyla ilgili de bazı olayları onlara bağlayanlar da çok. Bütün cumhurbaşkanlığı seöimleri de sancılı oldu benim seçilmeme kadar. Bir anayasa değişikliği yapıldı ve kurallar ortaya kondu. Halkın seçeceği üzerinde anlaşıldı. Siz de takdir edersiniz ki; şu anda benim bu konuda bir şey söylemem için erken, hepimiz için erken. Bu çerçeve içerisinde Türkiye’ye herhangi bir risk primini kimse koymaz. Oturur konuşuruz, günü geldiğinde karar veririz. Bununla ilgili herhangi bir konuşulmuş, yazılmış, çizilmiş bir şey yok. Yanlış anlaşılmasın. Hep beraber bu ülkeyi daha iyi günlere taşımak için çırpınmalıyız.

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: