Günlük arşivler: Ocak 29, 2014

Ahmet Kılıçaslan Aytar : ERDOĞAN’DAN İRAN ZİYARETİ

Başbakan Erdoğan, Hasan Ruhani’nin cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından İran’a ilk resmi ziyaretini yaptı.

Ziyareti Ortadoğu’da büyük bir savaşa yol açmadan,ülkelerin kendi ekonomik ve demokratik kriterlerinde olgunlaşması ve küresel büyümeye katkı koymalarını -teminen, İsrail-Filistin arasında barış:Suriye iç savaşının önlenmesi:Savaşı radikal boyuta taşıyan terörist unsurların yok edilmesi:Yeni Suriye’nin kurulması: İran’ın nükleer programının engellenmesi: Sünni-Şii ekseninde yumuşama sağlanması çalışmalarının sürdürüldüğü bir dönemde olması önemli kılıyor.

*

Ziyaret öncesinde dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in Devrim Muhafızları temsilcisi Macı Sadıki, Erdoğan’ın Suriye krizinde oynadığı rolü eleştiriyor.

"Türkiye Başbakan’ı son zamanlara kadar Suriye krizinden daha çok İsrail’in kuklası gibi hareket ediyordu. İran ve Türkiye ikili ilişkilerde yeni bir sezona giriyor " diyor.

*

Nitekim Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri görüşmelerinin ardından imzalanan "İşbirliği Yüksek Konseyi "anlaşması, Türkiye’nin pragmatik dış politikasının bir oradan-bir buraya savruluşunu, ard-arda geçen yıllara rağmen her daim başka bir şeye ilişiklenilmeyi ya da ilkesizliği gösteriyor…

*

24 Temmuz 2009’da Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun,"Irak’la oluşturduğumuz "İşbirliği Yüksek Konseyi"ni Suriye ile de kuracağız. Bu yöntemle komşularımızla, ‘sıfır problem’ hedefine dayalı bir ilişki geliştireceğiz ve bu ilişkileri maksimum düzeyde tutacağız. Şimdi Türkiye ile Suriye arasında ortak kabine toplantısını hazırlıyoruz. Hedefimiz iki devlet, bir kabine modeli ile çalışmak. Ekonomiden güvenliğe her alanda. Bu modeli Irak ve Suriye’den başlayarak hayata geçireceğiz. Bütün komşulara yayılacak. Özellikle icracı bakanlıklarımız Irak ve Suriye’deki muadil bakanlıklarla yılda birkaç kez işbirliği amaçlı olarak bir araya gelecek ve toplantılar yapacaklar. Bu aşamadan sonra başbakanların ortak başkanlığında mini kabine toplantıları düzenlenecek. Ve her alanda ortak adımlar atılacak" dediği ve mangalda kül bırakmadığı günlerden çok kötü savrulmuş bir durumda İran ile ikili ilişkilerde yeni bir sezona giriliyor…

*

Bir zaman önce Türkiye, Ulu Önderi Atatürk’ün, "Milletlerin tarihinde bazı dönemler vardır ki, belli amaçlara erişebilmek için maddî ve manevî ne kadar kuvvet varsa hepsini bir araya toplamak ve aynı doğrultuya yöneltmek gerekir. Yakın yıllarda milletimiz, böyle bir toplanma ve birleşme hareketinin önemli sonuçlarını kavramıştır. Memleketin ve devrimin, içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için, bütün milliyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması gerekir. Aynı cinsten olan kuvvetler, ortak amaç yolunda birleşmelidir" düsturundan topyekün gaflete düşmüştü.

*

O gafletten yararlanan Tayyip Erdoğan AKP’sinin programı, "Lâiklik her türlü din ve inanç mensuplarının ibadetlerini rahatça ifade etmelerini, dini kanaatlerini açıklayıp bu doğrultuda yaşamalarını, ancak inançsız insanların da hayatlarını bu doğrultuda tanzim etmelerini sağlar. Bu bakımdan lâiklik, özgürlük ve toplumsal barış ilkesidir" doğrultusunda olmasına karşın,
İslamiyet’in topyekün bir hayat tarzı olduğu algısı, onun emirlerinin ancak mutlakiyetçi bir yönetimle uygulanabilirliği, bir yöneticiye itaatin isyan ya da iç savaşın doğuracağı acılara tercih edilmesi gerekliliğine dayanan düşüncesiyle gümbür-gümbür iktidara geldi, yeni Türkiye’yi kurdu.

*

Çünkü ABD’nin İran’ın nükleer programında uluslararası kamuoyu ile tam işbirliğinde olmayışını küresel tehdit olarak dayatmasına,Orta Doğu’daki çıkarlarına güvenlikli bir bölge oluşturmak ve İsrail ile birlikte itikadî hedeflerinin sağlanmasına, düşündüğü gelecek tasavvuruyla Türkiye’yi ilişikledi.

Bu tasavvur Türkiye’nin Osmanlı’nın medeniyet havzası Balkanlar,Kafkasya,Orta Doğu,Kuzey Afrika,Batı Asya bölgesi çerçevesi ve tarihi organik bağlarının yüklediği sorumlulukta belirlenmesidir.

*

ABD ve İsrail’in bölgedeki çıkarları ve itikadi hedeflerine İslam ülkelerinin İsrail’i bir yahudi devleti olarak tanımaları şartından hareketleniyor.

1979 Şii İslam Devrimi ve küresel islami cihad felsefesinden gelen, küresel bir terör devleti olduğu iddia edilen İran İsrail’in bu şartını kabul etmeyen Şii dünyasının lideridir.

O nedenle İran’ın nükleer teknolojiye sahip olması halinde hem ideolojik hem siyasi olarak İsrail ve ABD çıkarlarını dengeleyeceği öngörüldü.

*

O yüzden İran’ı nükleer teknolojiden vazgeçirmek için yürütülen BM ekonomik ve siyasi yaptırımlarından daha etkilisi, yaptırımların ancak bölge ülkeleri ve komşular işbirliğiyle etkili olacağı öngörüsüyle Arap Baharı sürecinde bölge ülkelerinin siyasi rejimlerine müdahale edilerek yapıldı.

Bir diğer Yahudi Devletini tanımayan Müslüman Kardeşler örgütü ve benzerleri de yeraltından çıkarıldı ve ülkelerinde iktidar edildi.

Sünni mezhebe dayalı ılımlı İslam hattı oluşturulurken, İslam coğrafyasında İran, Şii hattında -giderek, bir başına bırakıldı.

*

O günlerde Türkiye, Ortadoğu politikasında Sünni İslamcılığa lider olmak yanında İran’ın ürettiği gerginlikleri bizzat üzerinde toplamak – bu suretle, İsrail-İran gerginliğine absorban olmakta kullanıldı.

Mütemadiyen İran’ın İsrail’e oluşturduğu gerginliklerin gerilimi düşürmek için İsrail’e karşı yapay gerginlikler yarattı ve İran’ı gölgeledi, ortamı sakinleştirdi.
Mısır, El Fetih ve HAMAS anlaşmasında arabulucuydu,Türkiye; İsrail-İslam ülkeleri ve İsrail- İran arasında gizli arabuluculuk misyonu sürdürdü, bu politikalarıyla İran’ı küstürdü.

*

Sonra İslamiyet’in topyekün bir hayat tarzı olduğu algısı ve onun emirlerinin ancak mutlakiyetçi bir yönetimle uygulanabilirliğinin sonuçları olarak, İslam coğrafyasında dinamik bir toplumsal yapının inşa edilmesi yerine ekonomik ve siyasal yönetim anlayışlarıyla bireysel ve toplumsal hafızayı zayıflatmak suretiyle nifakçı, ikiyüzlü ve takiyyeci karakterli tuhaf ve rahatsız edici sosyo-kültürel yapılara neden olunduğu,bu kaynağın ise İslamcı Cihat örgütlerini beslediği ve İsrail’in güvenliğini hep beklemede bıraktığı anlaşıldı.

Sil baştan alındı -işte, Mısır’da Müslüman Kardeşler Örgütü tasfiye edilmiştir, radikal örgütlerle mücadele sürüyor.

İsrail ve Filistin arasında İsrail Devleti’nin Yahudi devleti olarak tanınması ve sair konularla barış görüşmeleri sürdürülüyor.

Suriye iç savaşının önlenerek yeni Suriye’nin kurulmasına çalışılıyor.

Cenevre’de yapılan anlaşmalarla nükleer silahların yayılmasını önleme ile ilgili uluslararası anlaşmalara uyma eğilimi gösteren İran ile uluslararası güvenlik, terörizmle mücadelede normalleşme yoluna giriliyor.

Sünni-Şii eksende yumuşama hedefleniyor.

*

Türkiye’yi Müslüman Ortadoğu’nun bir parçası olarak algılayan -tıpkı,Müslüman Kardeşler örgütünün ekonomik ve siyasal anlayışına benzer bir usulle sosyo-kültürel yapıyı değiştirmeye-yazan ve İslami Cihad örgütlerini besleyen Gülen Cemaati ve Erdoğan iktidarının da tasfiyesi yürüyor.

Rağmen Erdoğan, yeni Suriye kurulması yolunda -hâlâ, geçiş hükümeti kurulduğunda Esad’ın bu hükümette olmamasından yanadır,bu politikasıyla yeni Ortadoğu’da, yeni Suriye ve yeni İran imajının engeli olarak kabul ediliyor.

*

O yüzden siyasi duruşu deşifre olmuş ve tasfiye edilmekte olan Başbakan Erdoğan’ın ziyaretinin, iki ülkenin bölgesel anlamda birbirlerini tamamlayıcı ve dengeleyici olmayı amaçladığını söylemenin bir anlamı bulunmuyor.

Ama, bu ziyaretle birlikte iki ülke arasında güçlü ekonomik ilişkilerin gelişerek gelecek yıllarda daha üst seviyelere çıkabileceği açıktır.

İki ülke ilişkilerinin radikal biçimde iyileşmesi ve normalleşmesi için Erdoğan iktidarının tasfiyesini beklemek gerekiyor.

Bu beklendikçe Ortadoğu’nun barışı,istikrarı ve büyümesi de bekliyor…

30.1.2014

Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar

/// DÜNYAYI GEZİYORUZ : Gerçek Olamayacak Kadar Güzel 27 Mekan / //

5283fea50fb851fa71000031.jpg
Fitoplankton adı verilen deniz mikropların oluşturduğu muhteşem görüntü – Vaadhoo Adası – Maldivler
5283fea00fb851fa71000028.jpg
Kırmızı Kum Taşı – Gansu – Çin
5283fea00fb851fa71000029.jpg
Aktif bir volkan karşısında farklı bir deneyim – Baños – Ekvator
5283fea00fb851fa7100002a.jpg
407 metre derinliğindeki dev oyuk – Belize
5283fea00fb851fa7100002b.jpg
Lale bahçeleri – Hollanda
5283fea20fb851fa7100002c.jpg
40 katlı binaları içine alabilecek olan dünyanın en büyük mağarasına hoşgeldiniz – Vietnam
5283fea20fb851fa7100002d.jpg
Yaklaşık olarak 4.5 milyon çiçeği içinde barındıran botanik park Ibaraki – Japonya
5283fea20fb851fa7100002e.jpg
Mendenhall mağarası – Alaska – Amerkia Birleşik Devletleri
5283fea30fb851fa7100002f.jpg
Tarihi 2 milyon öncesine dayanan masa dağı – Venezuela,Brezilya,Guyana Sınırı
5283fea40fb851fa71000030.jpg
Kapadokya – Türkiye
5283fea50fb851fa71000032.jpg
355 metre yüksekliğindeki sınır bekçisi şelalemiz – Zimbabve ve Zambia sınırı
5283fea50fb851fa71000033.jpg
Trolltunga, 1.000 metre yükseklikte,havada asılı olan bir kaya parçasıdır aman dikkat! – Norveç
5283fea60fb851fa71000035.jpg
Beyaz kumların doğayla bütünleşmesi – Whitsunday Adası – Avustralya
5283fea70fb851fa71000036.jpg
Dünyanın yedi doğal harikasından biri olarak kabul edilen büyük kanyon – Arizona – Amerika Birleşik Devletleri
5283fea70fb851fa71000037.jpg
Yaklaşık 6.000 yılda dalgaların oluşturduğu mermer mağaraları – Arjantin ve Şili
5283fea80fb851fa71000038.jpg
Aşk yolu…Nişan fotoğraflarınızı çektirmeden önce trene dikkat ettiğiniz zaman belki de dünyanın en güzel yerlerinden biri – Ukrayna
5283fea90fb851fa71000039.jpg
Dünyanın en büyük tuz havzası – Bolivya
5283fea90fb851fa7100003b.jpg
Chapada Diamantina Milli Parkı – Bahia – Brezilya
5283fea90fb851fa7100003c.jpg
Arizona – ABD
5283feab0fb851fa7100003d.jpg
Lav akışının oluşturduğu bazalt sütunlar – İskoçya
5283feab0fb851fa7100003e.jpg
Upolu – Samoa Adaları
5283feac0fb851fa7100003f.jpg
Bambu Ağaçları – Kyoto – Japonya
5283feac0fb851fa71000040.jpg
Mistik görüntüsüyle Glowworm Mağarası – Yeni Zelanda
5283feac0fb851fa71000041.jpg
Bu alan halka kapalı olsa da dik parkurun ziyaretçisi oldukça fazla -Hawaii – ABD
5283fead0fb851fa71000042.jpg
Kamçatka Yanardağı – Rusya
5283fead0fb851fa71000043.jpg
Yucatán – Meksika
5283feae0fb851fa71000044.jpg
Renkleri periyodik olarak değişen Maidens gölü – Flores Adası – Endenozya

PROGRAM TAVSİYESİ : 5 Tam Sürüm Ashampoo Yazılımı Kampanyası

Ashampoo’nun 5 adet ücretli ürününün kampanyası bulunmaktadır.

Toplam 124,95$ değerindeki kampanyaya buradan ulaşabilirsiniz.

PROGRAM TAVSİYESİ : Format Factory 3.31

[​IMG]

Format Factory 3.31 yayınlandı.

Yenilikler:

– Yanlış IDV3 etiketi düzeltildi.
– "Çerçeve çözme sırasında Hata!" konusunda sorun düzeltildi.
– DTS dalga desteği eklendi.
– Bazı codecler güncellendi.

Buradan indirebilirsiniz.

PROGRAM TAVSİYESİ : MCShield USB Protection 3.0.3.26

[​IMG]

MCShield USB Protection 3.0.3.26 yayınlandı.

MCShield, USB üzerinden gelebilecek zararlı yazılımları durdurmak için tasarlanmış hafif, güçlü ve ücretsiz bir yazılımdır.

Buradan indirebilirsiniz.

YERLİ BASIN : Suriye, Cenevre ve TIR’lar

esad_2.jpg?itok=J2K4X-DU

Taraf: Emre Uslu: TIR’ları MİT’in Aydınlıkçı ekibi mi yakalatıyor

MİT’in arkası arkasına yakalanan TIR’ları tartışma konusu olmaya devam ediyor. TIR’larla ilgili üç tartışma konusu var. Bir dördüncüsünü ben eklemek istiyorum. Silahlar El Kaide’ye mi gidiyor? Kanaatime göre bu sorunun cevabı en yalın şekilde Evet. Zira Suriye’de Özgür Suriye Ordusu diye bir ordu kalmadı. Esad’a karşı savaşan tek güç kaldı o da El Kaide. İkinci tartışma konusu, kim ihbar ediyor? Paralel devlet mi yapıyor? Tartışmanın çoğunlukla odaklandığı nokta bu, ama en saçma kısmı da bu. Zira herkes ihbar edebilir. O TIR’ları yükleyen vinç operatörü de, o silahları getiren gemi kaptanı da, TIR’ları gören herhangi bir vatandaş da ihbar edebilir. Çünkü kimse suça ortak olmak istemez…Devamı…

Star: Mustafa Akyol: Suriye’nin vahşeti, Türkiye’nin TIRları

Anadolu Ajansı’nın CNN ile eş zamanlı yayınladığı fotoğraflar, Suriye’deki Baas rejiminin vahşetini bir kez daha belgeledi. Biz bunları, canını kurtarmak için Türkiye’ye kaçan mültecilerin ve muhalefetin anlattıklarından biliyorduk elbette. Ancak şimdi durum daha da netleşti. Korkunç acıların ve işkencelerin ispatı olan görüntüler, inşallah, Baas rejiminin katillerini uluslararası mahkemelerde yargılatacak ve mahkum edecektir. Dilerim er ya da geç olacaktır bu. Adaletin nihai adresi ise kuşkusuz, Mahkeme-i Kübra’dır. Cehennem, zalimler için vardır…Devamı…

Özgür Gündem: M. Ali Çelebi: Cenevre ve denge

İsviçre’nin Montreux ve Cenevre kentlerinde yapılacak Suriye konulu konferans için aylardır hazırlık yapılıyordu. BM özel Temsilcisi İbrahimi’nin ABD ve Rusya ile birlikte organize etmeye çalıştığı Cenevre-2 olarak adlandırılan konferansa oldukça anlam biçilmişti. Ancak ABD, Rusya ve İngiltere’nin yanlış siyaseti Cenevre-2 konferansının içini boşalttı. Katılımcılar meselesini bile yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Suriye içinden dengeli bir davet yapılamadı. Kürtler, Suriye içindeki muhalefet bileşenleri Herşey SMDK gibi parçalı oluşum üzerinden kotarılmaya çalışıldı. İç çekişmeleri ve istifalar nedeniyle SMDK bile 18 Ocak’a kadar katılım kararı veremedi…Devamı…

Cumhuriyet: Hikmet Çetinkaya: İçinden TIR’lar Geçen Şarkı!..

Kendi yokluğumuzu yaşıyoruz gülüm, farkında mısın yaşananlarda? Demokratik hukuk devleti tıkır tıkır işliyor, özgürlükler genişliyor, vurguncular, soyguncular, dalkavuklar, haramiler kasaları dolduruyor… Bu ülkede darbeci çeteler, derin güçler hep vardı, sırası geldiğinde yüzünü gösterirdi… Bir ömür böyle geçti gülüm, böyle! Hocaefendi, Wall Street’e konuştu, AKP’yle ipleri kopardığının sinyalini verdi, CHP’ye göz kırptı…Devamı…

Zaman: Joost Lagendijk: Suriye’de ateşkes

Uzun zamandır beklenen Suriye için barış konferansı, nam-ı diğer Cenevre-2, bugün İsviçre’de başlıyor. Bu toplantılardan iyi bir şeyin çıkabileceği konusunda aşırı olumsuz ya da aşırı karamsar olmamak zor. İbrenin konferansın aleyhine olmasının pek çok sebebi var…Devamı…

(Süreç Analiz, 22 Ocak 2014

YERLİ BASIN : Suriye Dersleri

33045.jpg?itok=oCaJ-oHY

Star: Eser Karakaş: Suriye, Mısır ve demokrasi

Komşumuz Suriye’de korkunç şeyler olmuş ve olmaya devam ediyor. Mısır’da olanlar da, seçimle gelmiş ve darbeyle devrilmiş bir Cumhurbaşkanının serbest bırakılmasını isteyen insanların üzerine hedef gözetmeden ateş açılması gibi olaylar da çok korkunç idi. Bu iki ülkenin diktatörlerine, Mübarek ve Esad’a karşı halk hareketleri başladığından beri bendenizin aklını kurcalayan ve bu iki ülkeye mahsus olmak üzere kurguladığım bir kriteri bugün okurlarla paylaşmak istiyorum. Devamı…

YeniŞafak: İbrahim Karagül: Suriye meselesinde TSK neden yok?

Suriye’den gelen işkence ve kıyım fotoğraflarını gördünüz. Böylesini Ebu Gureyb’de bile görmemiştik. Orada köpeklerle, işkence uzmanlarıyla, bir ideolojik perspektifle, bir Haçlı zihniyetiyle Müslüman olanı ve İslami değerleri aşağılamaya odaklı bir işkence vardı. Görüntülerin ortaya çıkmasıyla ABD’nin moral üstünlüğü sıfıra indi. Zaten yoktu ama görüntüler bölgede ve dünyada büyük bir infiale neden oldu. Aslında o an savaşı kaybetmişti ve bir daha bu bölgede kitlelerin öfkesini yenemeyecekti. Peki Suriye’de o görüntülerin arkasında nasıl bir psikoloji var? Devamı…

Zaman: İhsan Dağı: Suriye dersleri

Anlaşılan, iktidarı bir ‘varlık-yokluk’ meselesi olarak düşünenlerin yapamayacakları şey yok. Esed’in Suriye’si bunu gösteriyor bize. Bir rejim, bir adam ne kadar zalim olabiliyormuş! Ölmeyi, öldürmeyi, her türlü işkenceyi nasıl bir ‘hikmet-i hükümet’ mantığıyla haklılaştırabiliyor, bakamadığımız o fotoğraflara, işlenen insanlık suçlarına bir kılıf bulunabiliyormuş. İnsan insana, Müslüman Müslüman’a bunu yapabiliyormuş… Savaş böyle bir şey. Devamı…

Sabah: Hasan Celal Güzel: Esad’ı destekleyenler şimdi hiç utanmıyorlar mı?

Üç gündür gazetelere ve televizyon ekranlarına bakamıyorum. Anadolu Ajansı’nın çok başarılı bir gazetecilik örneği vererek ele geçirdiği fotoğrafları görünce içim sızlıyor; insanlığımdan utanıyorum. Fotoğrafların Esad’ın işkencecilerinden elde edildiği anlaşılıyor. Eli kanlı katil diktatörün Dışişleri Bakanı ne kadar inkâr ederse etsin, uzmanlar fotoğrafların tamamının da tahrif edilmemiş gerçek çekimler olduğunu tespit etmiş bulunuyorlar. Devamı…

Milliyet: Nihat Ali Özcan: Suriye ve Türkiye’nin güvenlik riskleri

Tarihsel tecrübelerimiz ve sahadaki durum Suriye’de hızlı ve kalıcı bir barışın gerçekleşmesinin mümkün olmadığını gösteriyor. Buna rağmen Cenevre 2 görüşmelerinden olumlu bazı kararların çıkmasını umuyoruz. Ancak, masa etrafında yer alan tarafların birbirlerine bağırmalarından yalın bir gerçeğin de farkına vardık. Savaş, çoktan tek başına Suriye’nin sorunu olmaktan çıkmış. Savaşın etkilerini önce komşular, şimdilerde de diğer ülkeler hissetmeye başladılar. Ekonomik, sosyal, psikolojik boyut her geçen gün hissediliyor. Öyle ki bir süre sonra savaşı kimin, ne amaçla başlattığını bile unutacağız. Devamı…

(Süreç Analiz, 24 Ocak 2013)

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: