Günlük arşivler: Ocak 24, 2014

/// DUYURU /// ÖZEL HASTANEDE MUAYENE OLAMAYAN TÜM SOSYAL GÜVENCESİ OLANLARIN, EMEKLİLERİN DİK KATİNE ///

Sn. Prof. Dr. Firdevs GÜRER’den FACE BOOK aracılığıyla aldığımız iletiyi sizlerle paylaşma ihtiyacı duyduk.

***

SOSYAL GÜVENCESİ OLANLAR, EMEKLİLER…

ÇOK ÖNEMLİ… DİKKAT!..

HERHANGİ BİR ÖZEL HASTANEYE GİTTİĞİNİZDE MUHTEMELEN SİZDEN FAZLA PARA ALACAKLAR. OYSA SGK İLE ( Ssk, Bagkur, Emekli Sandığı gibi) ANLAŞMASI OLAN ÖZEL HASTANELERİN ALMASI GEREKEN PARA BELLİ VE ÇOK AZ BİR MİKTAR.

AYNI ZAMANDA TEŞHİS AŞAMASINDA İSTENEN TAHLİL, FİLM GİBİ İŞLEMLER İÇİN İSE 1 KURUŞ BİLE TALEP EDEMEZLER. BUTUN BUNLARA RAGMEN EGER SİZDEN GEREK MUAYENE GEREKSE TAHLİL VEYA FİLMLER İÇİN PARA İSTENİRSE ÖDEMENİZİ KREDİ KARTI İLE YAPIN, AYRINTILI FATURA İSTEDİĞİNİZİ BELİRTİN VE MUTLAKA FATURANIZI ALIN.

MUAYENE VEYA TEDAVINIZI OLUN. İŞİNİZ BİTİNCE ELİNİZDEKİ BELGELERLE HER HASTANE İÇİNDE BULUNAN HASTA HAKLARI VEYA MUSTERİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜNE GİDEREK SİZDEN FAZLA TAHSİL EDİLMİŞ OLAN PARAYI TALEP EDİN. EVELEYİP GEVELEYEBİLİRLER. KONUDAN GERCEKTEN HABERİNİZ VAR MI YOK MU ONU ANLAMAYA ÇALIŞABİLİRLER.

SAKIN GERİ ADIM ATMAYIN VE EGER PARANIZI GERİ VERMEZLERSE SGK ‘ YA ŞİKAYET EDECEGİNİZİ SÖYLEYİN. ŞİKAYET DURUMUNDA HER İŞLEM BAŞINA 5 BİN TL CEZA ÖDEMEK ZORUNDALAR VE ONLAR BU CEZAYI ÖDEMEK YERİNE EMİN OLUN SİZE PARANIZI SEVE SEVE GERİ VERECEKLER.

VE SAKIN BİRDAHA AYNI HASTANEYE GİTMEKTEN DE CEKİNMEYİN.. MADEM Kİ SGK İLE ANLAŞMIŞLAR KURALLARA UYMALARI GEREKTİĞİNİ BİLİYORLAR, İŞLERİNE GELMİYORSA ANLAŞMAYI FESH ETSİNLER.

BUNU DA ONLARA SÖYLEYİN. BEN BU HABERİ İLK DUYDUGUMDA TEREDDÜT ETMİŞTİM ANCAK 950 TL LİK İŞLEMİN 900 TL SİNİ GERİ ALINCA INANMANIN ÖTESİNDE ÇOK DA SEVİNDİM. VE YAKLAŞIK 4 AYDIR AYNI HASTANEDE İŞLERİMİ YAPTIRIYORUM, HEPSİ DE BENİ TANIYOR ARTIK. VEZNE BAŞINA GİDİNCE İŞLEMLERİ ONA GÖRE YAPIYORLAR. SESSİZ VE SAKIN. BAŞKALARI DUYMASIN DİYE.

AMA BEN SİZE BUNU DUYURAYIM. ZULME SESSİZ KALMAK DA ZALIMLİKTİR

Okuduysanız başkaları da okusun diye paylaşır mısınız lütfen?

PROGRAM TAVSİYESİ : Wondershare Video Converter Pro v6.7

[​IMG]

Wondershare Video Converter Pro v6.7 kampanyası bulunuyor

Buradan ulaşabilirsiniz.

PROGRAM TAVSİYESİ : MalwareBytes RegASSASSIN

[​IMG]

MalwareBytes RegASSASSIN ile bilgisayarınızda herhangi bir kayıt defteri anahtarı veya değeri yok edebilirsiniz.İki basit adımda içine yerleştirilen zararlı kayıt defteri anahtarlarını kaldırır.Kritik kayıt defteri anahtarlarını silmeyin.

Buradan ulaşabilirsiniz.

PROGRAM TAVSİYESİ : Advanced System Care Pro 7 + Kingsoft Office Pro 2013 Kampanyası

[​IMG]

Bu iki muhteşem yazılımın kampanyası bulunuyor. Kaçırmayın derim..

Buradan ulaşabilirsiniz.

YERLİ BASIN : Suriye

suriye-bombalama-dera_0.jpg?itok=o06pwcdH

Star: Eser Karakaş:Suriye, Mısır ve demokrasi

Komşumuz Suriye’de korkunç şeyler olmuş ve olmaya devam ediyor. Mısır’da olanlar da, seçimle gelmiş ve darbeyle devrilmiş bir Cumhurbaşkanının serbest bırakılmasını isteyen insanların üzerine hedef gözetmeden ateş açılması gibi olaylar da çok korkunç idi. Bu iki ülkenin diktatörlerine, Mübarek ve Esad’a karşı halk hareketleri başladığından beri bendenizin aklını kurcalayan ve bu iki ülkeye mahsus olmak üzere kurguladığım bir kriteri bugün okurlarla paylaşmak istiyorum. Devamı…

YeniŞafak: İbrahim Karagül: Suriye meselesinde TSK neden yok?

Suriye’den gelen işkence ve kıyım fotoğraflarını gördünüz. Böylesini Ebu Gureyb’de bile görmemiştik. Orada köpeklerle, işkence uzmanlarıyla, bir ideolojik perspektifle, bir Haçlı zihniyetiyle Müslüman olanı ve İslami değerleri aşağılamaya odaklı bir işkence vardı. Görüntülerin ortaya çıkmasıyla ABD’nin moral üstünlüğü sıfıra indi. Zaten yoktu ama görüntüler bölgede ve dünyada büyük bir infiale neden oldu. Aslında o an savaşı kaybetmişti ve bir daha bu bölgede kitlelerin öfkesini yenemeyecekti. Peki Suriye’de o görüntülerin arkasında nasıl bir psikoloji var? Devamı…

Zaman: İhsan Dağı: Suriye dersleri

Anlaşılan, iktidarı bir ‘varlık-yokluk’ meselesi olarak düşünenlerin yapamayacakları şey yok. Esed’in Suriye’si bunu gösteriyor bize. Bir rejim, bir adam ne kadar zalim olabiliyormuş! Ölmeyi, öldürmeyi, her türlü işkenceyi nasıl bir ‘hikmet-i hükümet’ mantığıyla haklılaştırabiliyor, bakamadığımız o fotoğraflara, işlenen insanlık suçlarına bir kılıf bulunabiliyormuş. İnsan insana, Müslüman Müslüman’a bunu yapabiliyormuş… Savaş böyle bir şey. Devamı…

Sabah: Hasan Celal Güzel: Esad’ı destekleyenler şimdi hiç utanmıyorlar mı?

Üç gündür gazetelere ve televizyon ekranlarına bakamıyorum. Anadolu Ajansı’nın çok başarılı bir gazetecilik örneği vererek ele geçirdiği fotoğrafları görünce içim sızlıyor; insanlığımdan utanıyorum. Fotoğrafların Esad’ın işkencecilerinden elde edildiği anlaşılıyor. Eli kanlı katil diktatörün Dışişleri Bakanı ne kadar inkâr ederse etsin, uzmanlar fotoğrafların tamamının da tahrif edilmemiş gerçek çekimler olduğunu tespit etmiş bulunuyorlar. Devamı…

Milliyet: Nihat Ali Özcan:Suriye ve Türkiye’nin güvenlik riskleri

Tarihsel tecrübelerimiz ve sahadaki durum Suriye’de hızlı ve kalıcı bir barışın gerçekleşmesinin mümkün olmadığını gösteriyor. Buna rağmen Cenevre 2 görüşmelerinden olumlu bazı kararların çıkmasını umuyoruz. Ancak, masa etrafında yer alan tarafların birbirlerine bağırmalarından yalın bir gerçeğin de farkına vardık. Savaş, çoktan tek başına Suriye’nin sorunu olmaktan çıkmış. Savaşın etkilerini önce komşular, şimdilerde de diğer ülkeler hissetmeye başladılar. Ekonomik, sosyal, psikolojik boyut her geçen gün hissediliyor. Öyle ki bir süre sonra savaşı kimin, ne amaçla başlattığını bile unutacağız. Devamı…

ARAŞTIRMA DOSYASI : Kerry’nin Arabuluculuğunda İsrail-Filistin Barış Görüşmeleri ve Kerry’ni n Ürdün ve Suudi Arabistan Ziyaretleri

Firuze Yağmur Gökler

ORSAM Uzman Yardımcısı

firuzegokler

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı John Kerry, geçtiğimiz hafta İsrail–Filistin barış müzakereleri için Ortadoğu’ya onuncu kez ziyaret düzenledi. Kerry bu ziyaretinde İsrail ile Filistin arasında yaşanan anlaşmazlıkları çözmede desteklerini almak için Ürdün ve Suudi Arabistan Kralları ile görüştü. Kerry ilk olarak Ürdün Kralı Kral Abdullah’ı daha sonra Suudi Arabistan Kral’ını ziyaret etti.

İsrail-Filistin arasındaki doğrudan görüşmeler, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı John Kerry’nin girişimleri ile 29 Temmuz 2013’te başladı. Böylece iki ülke arasındaki barış süreci Kerry’nin teşebbüs ile yeniden başlamıştır. İsrail- Filistin arasındaki anlaşmazlığında nihai bir karara ulaşmak için 2014 yılının Nisan ayına kadar dokuz aylık müzakere süreci planlanmıştır. Görüşmeler başlamadan önce, 1993 Oslo I Anlaşmasının öncesinden beri İsrail hapishanelerinde tutuklu olan 104 Filistinli mahkum İsrail tarafından serbest bırakılmıştır. Bu olaydan sonra iki ülke arasındaki barış görüşmeleri Dışişleri Bakanı Kerry’nin öncülüğünde ilk olarak Washington’da başlamıştır. İki ülke arasında çözülmesi gereken önemli noktalar bulunmaktadır ve barış görüşmelerinin yeniden başlamasından sonra hala devam eden sorunlar da bulunmaktadır. İki taraf arasındaki sınır ve bu sınırın hangi noktalara göre belirleneceği, bağımsız bir devlet olarak Filistin’in tanınması, Kudüs’ün statüsü ve İsrail’in hala devam ettirmekte olduğu Batı Şeria’da yerleşim yeri inşaatları çözülmesi beklenen ve istenen önemli sorunlardır.

Mahmud Abbas görüşmelerin ilk gününde kendi topraklarında sivil ya da asker İsrailli istemediklerini dile getirmiştir. Bu görüşü İsrailli makamlar tarafından Yahudilere karşı yapılan ayrımcılık olarak dile getirilmiştir. Abbas daha sonraki görüşmelerde bu söyleminde işgalin tarafında olan İsraillileri kastettiğini, işgal kuvvetleri olmadıkları sürece İsraillilerin ya da Yahudilerin Filistin’e turizm ya da iş sebebiyle gelmelerinde hiçbir probleminin olmadığını dile getirmiştir. İsrail Başbakanı Benyamin Netenyahu Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkını (Palestinian Right of Return) reddettiklerini ve Kudüs bölünmeden kalmalıdır şeklinde açıklamalarda bulunmuştur. Ayrıca İsrailli müzakereciler 1967 sınırlarına dayalı bir devlet olmayacağını ve Separation Wall’ın sınır olacağını dile getirmişlerdir.

Kerry, İsrail-Filistin barış sürecini görüşmek ve iki ülke arasında yaşanan anlaşmazlıkları çözmek için Ürdün ve Suudi Arabistan Kralları ile görüştü. İlk olarak Ürdün Kralı Kral Abdullah ile görüşen Kerry, bu görüşmede konu ile ilgili Ürdün Kralı’nın desteğini aldı. Ürdün Kralı Abdullah, İsrail- Filistin anlaşmazlığına çözüm olacak ya da sona erdirecek barış çabalarına destek vereceklerini Kerry’e yenilemiştir. Kral Abdullah; iki ülke arasındaki sorunun adil bir şekilde çözülmesi gerektiğine vurgu yapmıştır. Ürdün Kralı bu noktada İsrail-Filistin barış görüşmelerinde Kerry’nin arabuluculuk çabalarını da desteklediklerini dile getirmiştir. Kerry ise Ürdün Kralı’na iki ülke arasındaki sorunların çözülmesi için adil ve eşit çözümler bulunacağı sözünü vermiştir.

Kerry Ürdün ziyareti sonrası Suudi Arabistan’a gitti ve burada Suudi Arabistan Kralı Kral Abdullah bin Abdülaziz ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Suud El-Faysal ile görüştü. Kral Abdullah da Ürdün Kralı gibi Kerry’nin İsrail-Filistin barış müzakerelerindeki çabalarını desteklediklerini dile getirdi. Dışişleri Bakanı Prens Faysal, Filistin-İsrail anlaşmazlığını ele aldıkları Kerry ile görüşmesinde "uluslararası kararlar ve meşruiyetin esaslarına dayalı adil, kapsamlı ve kalıcı barışın sağlanmasının zorunluluğu, toprak karşılığı barış ilkesi ve Arap barış girişimi" konularında aynı fikirde olduklarını dile getirmiştir. Kerry bu iki ülkenin desteğinin barış görüşmelerinde önemli rol oynayacağına ve seyrini olumlu yönde değiştireceğine inandığını söylemiştir.

İsrail–Filistin barış görüşmelerinde bölge ülkelerinin desteği önemlidir, ama asıl görev İsrail ve Filistin taraflarına düşmektedir. İsrail’in son zamanlardaki Filistin politikalarına baktığımız zaman barış görüşmelerinin sekteye uğrayacağını ve sürecin uzun bir zaman alacağını söylememiz mümkün.

ARAŞTIRMA DOSYASI : İran Hazar Denizinden Su Transfer Etme Planını Rafa Kaldırdı

Dr. Tuğba Evrim Maden

ORSAM Su Araştırmaları Hidropolitik Uzmanı

İran uzun bir dönemdir ülke nüfusunun su talebini karşılamakta sorun yaşamaktadır. Bu durumun en önemli nedenleri nüfus artış oranının büyüklüğü, yıllık yağış ortalamalarında meydana gelen düşümler, artan sıcaklık, su kaynaklarının doğal ve insan kaynaklı kirliliği olarak sıralanabilir. İran’da su kaynaklarının yüzde 92’si tarım amacıyla kullanılmaktadır ve geleneksel yöntemlerle yapılan sulamalarda büyük ölçüde su kaybı gerçekleşmektedir. Ülke coğrafyasında su kaynakları eşit bir dağılıma sahip değildir ve nüfus yoğunluğun yaşandığı bölgelerde su talebini karşılamamaktadır. Bu nedenle İran yaklaşık 25 yıldır kendi ülkesi sınırlarında havzalar arası su transferi gerçekleştirmektedir. Transfer edilen sular şehirlerin içme suyu ihtiyacını karşılarken ayrıca gıda üretiminde de yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Her ne kadar İran, son yıllarda havzalararası su transferi projelerini artık yapmayacağını dile getirse de, Ahmedinejad’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde gerek Urmiye gölünü kurtarma çalışmalarında gerek ülkenin merkez vilayetlerinin artan su ihtiyacını karşılamak üzere havzalararası su transferleri tekrar gündeme gelmiştir.

16 Nisan 2012 tarihinde İran, Hazar denizi sularının desaline edilip, İran’da su ihtiyacı olan merkez bölgelere taşınmasına ilişkin bir proje başlattıklarını açıklamıştı. Maliyeti 800 milyon dolar olan projede, Hazar denizi suyunu tuzdan arıttıktan sonra içme ve sulama amacıyla kullanılması planlamıştı. Projenin ilk aşamasında, Hazar denizinden yılda ortalama 200 milyon metreküp su çekilmesi planlanmıştır. Proje tamamlandıktan sonra yılda 500 milyon metreküp suyun, inşa edilecek 500 km’lik boru hattıyla İran merkez platoya, Kebir çölüne taşınması amaçlanmaktadır. Yapılan açıklamalara göre proje dahilinde Mazandaran eyaletinin Sari kentinden su transferi yapılacak bölgeler sırasıyla; ilk aşamada Simman, diğer aşamalarda ise Yazd ve Kerman olarak planlanmıştır.

2016 yılında bitmesi planlanan bu proje ile ülke kalkınmasına katkı sağlanması amaçlanmıştır. Bu proje, Hazar denizi kıyıdaş ülkeleri ve çevreciler tarafından eleştirilmiştir. Çevreciler bu projeyi bilimsel ve uygulanabilir olmaktan uzak olarak değerlendirilirken, suyun transfer maliyetinin çok yüksek olduğunu da belirtmişlerdir. Ayrıca, desaline işlemi yapıldıktan sonra ortaya çıkan 32 milyon ton tuzun tekrar denize desarj edilmesi ve her yıl diğer çıktılar hariç otomatik olarak 200 milyon metreküp suyun denizden uzaklaştırılmasının çevresel bir felakete yol açacağı konusunda endişeler dile getirmiştir. Geçen haftasonu İran, bu projeyi rafa kaldırdığını belirtmiştir. Hem Hazar denizi kıyıdaş ülkeleri, hem de İran içinde yoğun eleştirilere maruz kalan bu projenin rafa kaldırılması, Cumhurbaşkanı Ruhani’nin 30 Ekim 2013 tarihinde temeli attığı “Ulusal Su Koruma Planı” çerçevesinde gerçekleştiği değerlendirilmektedir. Su kaynakları ile ilgili yeni bir yapılanmayı amaçlayan bu plan suyla ilgili projeleri de tekrar değerlendirmeyi içermektedir. Cumhurbaşkanı Ruhani, seçim öncesi çalışmalarında İran’ın önemli bir çevre sorunu olan Urmiye gölünün kurtarılmasına öncelik vereceğini ifade etmiş ve bu doğrultuda da Cumhurbaşkanı olduktan sonra Urmiye gölü ile ilgili bir çalışma grubunun oluşturulmasını sağlamıştır.

Her ne kadar yeni plan su kaynakları yönetiminin değişmesi gerektiğini ve eski yöntem olarak tanımladıkları baraj inşaatlarının su sorunu çözmede yeterli olmayacağı belirtilse de, ulusal su koruma eylem planı dahilinde havzalararası su transferi projeleri Urmiye gölü için Aras nehrinden su transferi ve Karun nehrinin saptırılması projeleri devam etmektedir. Ayrıca, su depolamak ve su transferlerinde önemli bir araç olan barajların inşası da devam etmektedir.

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: