ARAŞTIRMA DOSYASI : Mısır’ın Diğer Seçeneği Olarak Kongo-Nil Bağlantısı

Dr. Seyfi Kılıç

ORSAM Su Araştırmaları Programı Uzmanı

seyfikilic

Etiyopya’nın Mavi Nil nehri üzerinde Büyük Rönesans barajını inşa etmeye başlaması ile birlikte Nil nehri havzasında uzun yıllardan bu yana süren Mısır hakimiyetinin sonuna yaklaşıldığı söylenebilir. Mısır gerek İngiliz hakimiyeti altındayken gerek bağımsızlığını kazandıktan sonra Nil nehri sularının hiçbir kesintiye uğramadan Mısır’a ulaşması amacı ile havzadaki diğer ülkelerle birçok iki ve çok taraflı uluslararası düzenleme içine girmiştir. Ancak bu andlaşmalardan hiçbiri tüm havza ülkelerini kapsayıcı olmamıştır. Ayrıca havza ülkeleri kendi adlarına İngiltere’nin yaptığı andlaşmaları da bağımsızlıklarından sonra farklı şekillerde de olsa tanımadıklarını açıklamışlardır. Mısır Etiyopya’nın 2010 yılında baraj inşasına başlamasından sonra rahatsızlığını her fırsatta dile getirmiş ve bir darbe ile görevden uzaklaştırılan Mursi döneminde baraj inşasını engellemek için askeri önlemler dahi alabileceğini bir şekilde kamuoyuna açıklamıştır. Aradan geçen dönemde ise Mısır, Sudan ve Etiyopya arasında bir dizi görüşmeler gerçekleştirilmiş ancak tüm tarafları tatmin edecek bir sonuca ulaşılamamıştır. Mısır Etiyopya’nın inşa ettiği baraj nedeniyle kendine ulaşacak su miktarında ciddi bir azalma meydana geleceğini belirtmektedir. Nil nehri sularının %85’ini oluşturan Mavi Nil nehri üzerindeki Büyük Rönesans barajı elektrik üretme amacıyla inşa edilmekte olup herhangi bir su tüketici faaliyeti kapsamamasına rağmen Mısır iddiasında ısrarlı görünmektedir. Yürütülen müzakerelerde ortaya çıkan pozisyonlara bakıldığında ise Mısır’ın gelecekteki kullanımlarını da garanti altına alma isteği açıkça ifade edilmektedir.

1959 yılında Sudan ile imzalamış olduğu anlaşma çerçevesinde yıllık ortalama 84 milyar metreküplük akımın 55 milyar metreküpü Mısır’a tahsis edilmiştir. Buharlaşma kayıplarını da 10 milyar metreküp/yıl olarak hesaplanmış ve kalan 74 milyar metreküp/yıllık miktar iki ülke arasında tahsis edilmiştir. 1959 Andlaşması’nda suların tahsisi su şekilde ele alınmıştır. 1929 Andlaşmasında sırasıyla 48 ve 4 milyar metreküp/yıl olan Mısır ve Sudan’ın payları, kazanılmış hak olarak kabul edilmiş ve geri kalan yıllık 22 milyar metreküp miktar akım ise 7,5 oranında Mısır ve 14,5 oranında Sudan arasında paylaştırılmıştır. Bu durumda Mısır’a tahsis edilen toplam miktar 55,5 milyar metreküp/yıl ve Sudan’ın payı da 18 milyar metreküp/yıl olarak hesaplanmıştır. Akışın tahminin üzerine çıkması durumunda da, fazla miktarın iki ülke arasında eşit olarak paylaştırılacağı hükme bağlanmıştır.

Yirminci yüzyılın ortalarında hayata geçirilen bu andlaşma günümüzün karmaşık sosyo- ekonomik ve politik durumuna cevap verememektedir. Havzadaki bulunan on bir devletin her birinin farklı toplumsal yapıları, ekonomisi ve öncelikleri bulunmaktadır. İktisadi gelişme amaçlayan bu ülkelerin Nil nehri gibi önemli bir kaynağı gözardı etmelerini beklemek günümüz gerçeklerine uymamaktadır. Etiyopya gibi hızla nüfusu artan ve artan bu nüfusun elektrik ihtiyacının karşılanmasının yanı sıra gelişen sanayi için de ucuz ve güvenilir bir kaynağa ihtiyaç duyan ülkede topografyanın uygun olması nedeniyle de hidroelektrik enerjisi öne çıkmaktadır.

Bu nedenle de Etiyopya’nın Mavi Nil üzerindeki baraj inşaatından vazgeçmesi beklenemez. Aksine Etiyopya’nın Afrika’nın enerji sağlayıcısı olma gibi iddialı bir planı bulunmaktadır. Bunu destekler bir şekilde de, inşa ettiği barajın tüm havzanın yararına olacağını ve ucuz enerji sağlayacağını ifade eden Etiyopya’nın bu iddiası Mısır’ın Nil nehri suları konusundaki tarihsel müttefiki Sudan’ı da etkilemiş görünmektedir. Sudan birçok farklı yetkilisinin açıklamalarında Etiyopya’nın inşa ettiği barajı tüm kıyıdaşlar için “faydalı” olarak değerlendirmiştir. Sudan’ın bu şekildeki açıklamalarının temelinde ise kendi toprakları içinde Nil nehri sularından faydalanmaya dönük isteği yatmaktadır. Viktorya gölünden doğan Beyaz Nil ile Etiyopya steplerinden doğan Mavi Nil Sudan topraklarında birleşmekte ve Mısır’a doğru akmaktadır. Bu nedenle de Sudan bu kaynaktan faydalanmak istemekte ve özellikle Çin’in mali ve teknik desteği ile bir takım su kaynaklarını geliştirme faaliyetlerini yürütmektedir. 1959 yılında Mısır ile imzaladığı andlaşmaya rağmen bu faaliyetlerine haklılık payı çıkarabilmek adına yukarı kıyıdaş Etiyopya’nın faaliyetlerine destek sunduğu değerlendirilebilir.

Büyük Rönesans barajının hidroelektrik üretme amacıyla inşa edildiği göz önüne alındığında, buharlaşma kayıpları haricinde Mısır’a ulaşacak suyun miktarında bir azalma olmayacağı bilinmektedir. Ancak barajın dolumu sırasında, geçici olarak aşağı kıyıdaşlara bırakılacak suyun miktarında bir miktar azalma olacağı da dikkate alınmalıdır. Mısır gerek dolum sırasında oluşacak olan akımdaki azalmayı gerek barajın bitirilmesi ile akımda daimi bir azalma olacağını ve gelecekteki faydalanmalarının tehlikeye düşeceğini ileri sürmektedir. Mısır’ın gelecekteki faydalanmalarını ileri sürerek günümüzdeki yukarı kıyıdaş faydalanmalarını engellemeye çalışması uluslararası hukuka uygun görünmemektedir.

Havzada Akımı Artırmaya Dönük Eski Projeler

Nil nehrinin akımını artırmak için İngiliz egemenliği zamanından bu yana farklı planlar gündeme gelmiştir. İngiliz mühendisleri ilk olarak 1904 yılında, amacı Nil’in taşkın sularını, Mısır dışında toplamak olan “Yüzyıl Depolama Projesi”ni ortaya atmış ve daha sonraları bu proje geliştirilmiştir. Projenin gerçekleşmesi halinde akımın yüksek olduğu zamanlarda biriktirilecek olan su ile kurak yıllarda bırakılarak tarımın etkilenmemesinin sağlanması amaçlanmıştır. Projede, Etiyopya’da, Mavi Nil’in kaynağı durumundaki Tana Gölü’nde ve Beyaz Nil’in kaynağı olan ve günümüzde Tanzanya, Kenya ve Uganda tarafından paylaşılan Victoria Gölü’nde barajların inşası öngörülmüştür. Beyaz Nil’in, Sudan sınırlarını aştıktan sonra girdiği ve büyük buharlaşma kayıplarına neden olan Sudd bataklıklarında da kaybedilen su miktarını azaltma amacıyla bir kanal inşası planlanmıştı. Ayrıca Sudan içinde de bir dizi barajın yapımı öngörülmüştü. Ancak bu plan, Mısırlı milliyetçiler tarafından tüm ana yapıların Mısır toprağı ve yönetimi dışında olması nedeniyle eleştirilmiştir. Mısırlı milliyetçiler, bu planı İngiltere’nin Mısır’ın bağımsızlığını kazanması durumunda Mısır’ı kontrol etmek için kullanabileceğini düşünmüşlerdir.

İngilizlerin yaptığı plana benzer bir başka plan da, 1949 yılında, Mısırlılar tarafından ortaya atılmıştır. “Gelecekte Nil Sularının Korunması” adlı plan iki aşamalıydı. İlk aşamada Albert ve Viktoria göllerinde birer regülatör ve Viktoria Gölünün mansabında bir başka baraj; Sudd bataklıklarında inşa edilecek olan Jonglei kanalı; Mavi Nil’in kaynağı olan Tana Gölünü rezervuar olarak kullanacak bir baraj ve Sudan toprakları içinde bulunan 4. şelalede de bir başka baraj inşası öngörülmüştür. İkinci aşamada ise, Sobat ve Bahr El Gazal havzalarında, su kaybını önleyecek projeler bulunmaktaydı ve bu yolla da 4,4 ile 7 kilometre küp/yıl arasında ilave bir su sağlanması amaçlanmıştır. Ancak, ikinci aşama planlar için fazla bir araştırma yapılmamıştır.

Mısır her yıl büyüyen ve günümüzde 90 milyona yaklaşan nüfusunu besleyebilmek için yeni tarım arazileri kazanmak zorundadır. Bu amaçla Mısır, Yeni Vadi Projesi’ni ortaya atmıştır. Nil vadisinin batısında yer alan vahalar boyunca yeni yerleşim ve tarım alanları oluşturmayı planlayan Mısır, böylece Nil vadisi üzerindeki baskıyı hafifletmeyi, yeni tarım ve yerleşim alanları açmayı planlamaktadır. Proje ile 300,000-500,000 hektar alan sulu tarıma açılabilecektir.

Mısır diğer yandan uzun yıllardan beri Sina çölünün kuzeyinde, ‘Kuzey Sina Tarımsal Kalkınma Projesi’ adında büyük boyutlu bir toprak kazanma projesi yürütmektedir. Projenin toplam maliyetinin 1,5 milyar ABD doları olacağı tahmin edilmektedir. Proje kapsamında da, 1987 yılından bu yana Süveyş Kanalı’nın batısında yer alan topraklar sulanmaktadır. Mısır, Nil nehrinden alınan suyu Sina yarımadasında, Gazze Şeridi’nin sınırında yer alan, El Ariş kentine kadar taşıyacak olan kanalı da tamamlamış durumdadır. Bu kanalın Gazze Şeridi’ne ve hatta İsrail’e kadar uzatılarak, bölgedeki su sıkıntısının giderilmesine katkıda bulunması da önerilmektedir. Bu yöndeki ilk öneri 1902 yılında, Dünya Siyonist Teşkilatı’nın başındaki Thedor Herzl tarafından ortaya atılmış ve İsrail ile yapılan 1979 Camp David Barış Andlaşmasından sonra, Mısır Devlet Başkanı, Enver Sedat tarafından tekrarlanmıştır. Ancak bu konu Mısır içinde yoğun bir muhalefetle karşılaşmaktadır. Ayrıca, yukarı kıyıdaş ülkelerin herhangi bir su kaynaklarını geliştirme faaliyetine, ülkesinin güvenliği nedeniyle karşı çıkan Mısır’ın, bu şekilde havza dışına su taşıdıktan sonra, söz konusu ülkelerin Nil havzasındaki su tüketim faaliyetlerine karşı çıkmasının, havza ülkeleri tarafından ciddiye alınmayacağı açıktır.

Kongo-Nil Bağlantısı

Yukarıda bahsedilen bu iki proje kapsamında Mısır’ın ilave su ihtiyacının doğması kaçınılmazdır. Bu projelere bir de hızla artan nüfus eklendiğinde Mısır için Nil nehri sularına bağımlılık daha da artmaktadır. Mısır’a ulaşan akımın devamı ise sadece yukarı kıyıdaşların faydalanmalarını engellemek yoluyla mümkün görünmemektedir. Bu amaçla 20. yüzyılın başında gündeme gelen Kongo-Nil nehri bağlantısının tekrar gündemde yer bulabileceği değerlendirilmektedir. Kongo nehri yıllık 1000 milyar metreküplük akımı ile Nil nehrinin yaklaşık 14 katı kadar bir su taşımaktadır. Bu sulardan bir kısmının açılacak bir kanal vasıtası ile kaynağı Viktorya gölü olan Beyaz Nil’e aktarılması akımı artırmak açısından önemli bir plan olarak görülmektedir. Bu yöndeki ilk plan 1902 yılında Mısır’ın Sudan’da bulunan başmühendisi Apata Paşa tarafından dile getirilmiş ancak uygulamaya konulamamıştır. 1981 yılında Mübarek’in Mısır Cumhurbaşkanı olması ile tekrar gündeme gelen plan için herhangi bir girişimde bulunulmamıştır. Projeye ilişkin olarak Mısır’ın açıklamaları olumsuz gibi görünse de gelecekteki su ihtiyacının karşılanması için şu an ütopik olarak görünen ihtimallerin de dikkate alınması gerekmektedir.

Ortalama akımın 41 000 metreküp saniye olduğu Kongo nehrinden ortalama akımın saniyede 2800 metreküp olduğu Nil nehrine yapılacak katkı Nil havzasındaki sıkıntıların ortan kalmasını ve özellikle Mısır’ın yukarıda bahsedilen projelerini gerçekleştirebilmesini sağlayacaktır. Havzalar arası su transferleri çevresel, finansal ve sosyo-ekonomik yönden sıkıntılar doğurma potansiyeline sahip olmakla birlikte bu örnekte aktarılacak miktarın toplam miktara oranının küçüklüğü bu tür riskleri azaltmaktadır. Kanal ile Nil nehrinin bağlantı noktası Güney Sudan’ın başkenti Juba’nın güneyi olarak görünmektedir. Bu tür bir bağlantı için bir takım teknik zorluklar da bulunmaktadır. Kongo nehri ile Nil nehri arasındaki yükseklik farkı nedeniyle büyük pompalama istasyonlarının kurulması gerekmektedir. Ancak daha sonra aktarılacak suyun düşüm farkı nedeniyle taşıdığı hidroelektrik potansiyelinin oldukça büyük olduğu da belirtilmektedir. Ayrıca Beyaz Nil nehri boyunca Güney Sudan’da ciddi bir hidroelektrik potansiyeli bulunmaktadır.

Artan su miktarı diğer yandan Mısır’ın Asvan barajındaki hidroelektrik üretimini de olumlu etkileyecektir. Ayrıca Nil deltasında akımın azlığı nedeniyle görünmeye başlanan deniz suyu girişimi de engellenip çok kıymetli tarım arazilerinin kaybedilmesi de engellenecektir. Projenin güney Sudan hükümetince sıcak karşıladığı bilinmektedir. Güney Sudan bu yolla Afrika’da enerji üretiminde öne çıkabileceğini düşünmektedir. Ek olarak da kanal ve hidroelektrik santralleri inşaatı ile yapılacak yeni yolların Afrika’yı kuzey-güney ve doğu-batı istikametinde birleştirebileceği projenin olumlu yansımaları arasında yer almaktadır. Mısır hükümeti bu projeye şimdilik mesafeli yaklaşsa da projeye ilişkin olarak Mısır Mineral Kaynaklar İdaresi’nin (Mineral Resources Authority) bir çalışma yürüttüğü bilinmektedir. Havza ülkelerinin ve özellikle Mısır’ın gelecek yıllarda bu projeye ilişkin daha çok mesai harcayacakları değerlendirilmektedir.

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: