Günlük arşivler: Ocak 15, 2014

SURİYE DOSYASI : Suriyeli ve Batılı istihbarat yetkilileri ‘Şam’da görüştü’

Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Faysal Mikdad BBC’ye yaptığı açıklamada, Batılı istihbarat kuruluşlarının, radikal İslamcı gruplarla mücadele görüşmeleri için Şam’ı ziyaret ettiklerini söyledi.

Mikdad, Devlet Başkanı Beşar Esad’ın devrilmesi için baskı yapan Batılı güvenlik yetkilileri ile politikacılar arasında bölünme olduğunu ifade etti.

Esad karşıtı mücadele eden muhalif gruplar arasında cihat yanlısı örgütlerin güçlenmesi uluslararası toplumda kaygı yaratıyordu.

Geçecek hafta Cenevre’de düzenlenecek barış görüşmelerine Suriye hükümeti yetkilileri katılacaklarını duyurdu fakat ana muhalefet grubu Suriye Ulusal Koalisyonu, katılıp katılmayacakları konusunda henüz bir karara varamadı.

Muhabirler, muhalefetteki düzensizliğin Batı’yı öfkelendirdiğini ve Suriye hükümetine olan güveni güçlendirdiğini ifade ediyor.

Suriye Dışişleri Bakanı yardımcısı Mikdad, BBC’ye verdiği mülakatta Batılı hükümetlerin ‘sonunda Devlet Başkanı Esad’ın liderliğinden başka bir alternatif olmadığını anladıklarını’ söyledi.

Mikdad, ‘İngiltere istihbaratı dâhil Batılı istihbarat örgütlerinin yakın zamanda Şam’ı ziyaret edip etmediği’ yönündeki bir soruya, “Ayrıntıları vermeyeceğim ama evet, çoğu Şam’ı ziyaret etti” cevabını verdi.

“Batılı ülkelerin diplomatlarını Suriye’ye geri göndermeleri konusunda Suriye hükümetine talepte bulunulup bulunmadıkları” sorusunu da Mikdad şöyle yanıtladı:

“Evet, bize böyle yaklaşımlarda bulunan çok sayıda ülke var. Tabi bazıları Cenevre’yi bekliyor, bazıları ‘olasılıkları inceliyoruz’ diyor, bazıları da ‘güvenlik önlemleri konusunda işbirliği yapmak istiyoruz’ diyor çünkü Batı Avrupa’dan Türkiye’ye, Suriye’ye gönderdikleri teröristler kendilerine yönelik gerçek bir tehdit oluşturdu.”

‘Suriye istihbaratının en yetkin ismi Memlük de vardı’

İngiltere Dışişleri Bakanlığı BBC’ye istihbarat meseleleriyle ilgili yorum yapmayacaklarını söyledi.

Fakat BBC’nin baş dış politika muhabiri Lyse Doucet, bilgi sahibi kaynakların Batılı ve aralarında Suriye Ulusal Güvenlik biriminin başındaki isim Ali Memlük’ün de bulunduğu Suriyeli istihbarat yetkilileri arasındaki görüşmeleri doğruladığını aktardı.

Avrupa’dan gelen yabancı İslamcı savaşçıların sayısının artmasının ortak endişe olduğunu belirten Doucet, yine de Batı’nın Suriye’deki iç savaşın sorumlusu olan bir rejimle ortak amaçları doğrultusunda hareket etmeye ne kadar hazır olduğunun ise belirsiz olduğunu söyledi.

Suriye Ulusal Koalisyonu’ndan bir yetkili hafta içinde yaptığı açıklamada, ABD ve İngiltere’nin Cenevre’ye gitmelerini söylediğini, aksi halde yardımı keseceklerini uyarısında bulunduklarını dile getirmişti.

Diğer yandan, Suriye’deki insani krize para toplanması için Çarşamba günü Kuveyt’te yardı konferansı düzenlenmesi bekleniyor.

Birleşmiş Milletler, gelecek yıl içinde şimdiye kadar bir kriz için talep edilen en yüksek miktar olan 6.5 milyar dolar toplanması çağrısında bulunuyor.

BM verilerine göre Suriye’de çatışmaların sürdüğü üç yılda dokuz milyondan fazla Suriyelinin evlerini terk etmek zorunda kaldı ve 100 binden fazla kişi de hayatını kaybetti.

/// DÜNYA FIRILDAKLIK ŞAMPİYONU GAZETECİ (!) RASİM OZAN YAZDI /// Fethullah Gülen bir istihbarat ş efi mi ? ///

Dünkü yazımda da detaylarıyla bahsettim. Mevcut gayrimeşru HSYK’nın garantisi altında çalışan cunta yargısı şöyle işliyor: Tutuklanacağı belirlenen kişilerle ilgili talimat önce yetkili imamlar tarafından polise gidiyor. O kişiler her türlü izleniyor, fiziki takip ve tarassut altına alınıyor. Cunta mahkemelerinin kararıyla cunta polisleri o kişilerin hayatını didik didik ediyor.

Ardından bunların bir kısmı sözde suç kanıtları olarak dosyalanıyor ve savcıya gönderiliyor. Bu hukuksuz düzenekle elde edilen bir kısım mahrem kayıtlar ise şantaj malzemesi olarak cuntanın özel arşivinde bekletiliyor. Yeri geldiği zaman çeşitli kişileri kafeslemek için kullanılıyor. Mesela son dönemde bu yapılanmanın bu yöntemle kafeslediği çok sayıda köşe yazarı ve televizyoncu var. Bu isimleri cunta propagandası amacıyla bülbül gibi öttürüyorlar…

***

İşte bu mekanizmayla kafeslenen cunta bülbüllerinden bazıları son dönemde bana kişisel saldırılara geçti. Kendini hâlâ amiral gemisi sanan oysa gücü ve önemi Gümüşhane’nin yerel bir gazetesi kadar olan mevkutenin sayfalarında küfürnameler çıkıp duruyor. Okurlar da bana bunları soruyor. Türkiye için çok hayati olan bir süreci yaşarken ben böyle kişisel saldırılara cevap verecek kadar bencil değilim. Sonra tetikçilerle ve ezik kölelerle muhatap olma dönemim 20’li yaşlarımdı. Şimdi bir mesele varsa kölelerin sahipleriyle ve ağababalarıyla meseleyi hallederim. Bana yönelik kişisel ithamlara cevap için de bu köşeyi harcamak ayıp olur. İleride TV’de birileri özel bir programda sorar o zaman anlatırım.
Bana saldıran Gümüşhane bülbüllerini yere sermem 5 dakikamı alır. Benim için parkta yürümek gibidir bu işler…

***

Ben 16 yaşımdan beri her zaman bürokratik vesayetin karşısında ve sivil demokratik siyasetin yanında oldum. Bu çizgimden milim sapmadım. Bürokrasi içinden sivil siyasetin yanında taraf olan kişileri destekledim yine desteklerim. Eğer o kişiler vesayetin safına geçerse de bugün olduğu gibi hadlerini bildiririm. Aynı şekilde cemaatlerden de bürokratik vesayete karşı duranın yanında oldum yine olurum. Her zaman benim önüme kırmızı halılar sermiş sınırsız imkânlar vaat etmiş olan kimilerine de vesayetçilik yaparlarsa külahları değişeceğimizi 2 yıldır hep söyledim…

***

Dün askeri vesayetle nasıl savaştıysam bugün de emniyet- yargı vesayetiyle aynı şekilde savaşıyorum. Esas tutarsızlık dün demokrasi nutukları atarken bugün vesayetçilik hastalığına yenilenlerdedir.

Demokrasiye kumpas kuranlara izin vermemek namus borcumuzdur. Bugün demokrasinin yanında olan bürokratlar ve siyasetçiler de yarın vesayetçilik hastalığına kapılırsa o zaman da onları kuşbaşı yaparım. Gümüşhane gazetesinin kalemşorları ise Allah’ı var tutarlılar.
Her koşulda demokrasiye karşı vesayetçilerin tetikçiliğini yapıyorlar.
İster laik, ister dinci, ister Kemalist, ister Gülenist olsun yeter ki vesayet rejimi olsun. Bunlar böyle seviyor…

***

Son gelişmelerden sonra iş dünyasında Fethullah Gülen’in bir holding patronu gibi ya da tüm İstanbul sermayesinin ortak CEO’su gibi algılandığını öğrendik.

İşin komiği daha dün kimi işadamlarını "Hocam eteğinizi öpeyim" dediler diye suçlayan bir Eski Türkiye tetikçisinin patronunun el etek öpme kervanının en başında olduğu da ispatlandı. Şimdi mert adamsan önce kendi patronuna lo lo yap bakayım.

Gazetenin cemaat bülteni gibi çıktığını kukla olduğunu itiraf et ve nedamet getir…

Her şey bir yana şu an sormamız gereken şu: Holding işleriyle benzer bir görüntü cemaatin istihbarat ve yargı işlerinde de bire bir geçerli mi? Yani devletin içinden önemli kişilerin söylediği gibi Fethullah Gülen bir istihbarat şefi gibi bu devlet kadrosunu yönetiyor mu? Yarın devam…

SURİYE DOSYASI : Urfa ile İlgili İlginç İstihbarat Raporu

Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesi sınırında bulunan Suriye’nin Telebyad kasabası Irak Ebu Gureyb cezaevinden kaçan El Kaide üyelerinin eline geçti. Kendilerine Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adı veren örgüt üyelerinin Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ile aylar önce anlaştığı istihbarat raporlarına yansıdı.

İstihbarat birimleri Eylül ayında MİT’i uyararak Esad’a bağlı bir generalin Kamışlı’ya gelerek buradaki gruplarla görüştüğü, PYD ve IŞİD üyelerinin Türkiye sınırındaki sınır kapılarını ele geçireceği yönünde bilgi verdi. Şam’dan Kamışlı kentindeki Askeri üsse helikopter ile gelen Esad’ın üst düzey generali burada PYD’nin askeri kolu YPG komutanları ile görüşerek silah ve mühimmat desteğinde bulunacağı sözünü verdi. IŞİD’e de bölgedeki bankaları ve Petrol kuyularını veren Esad, buna karşılık Türkiye sınırındaki noktaları ele geçirilmesini istedi.
Eylül ayındaki raporda Ceylanpınar sınırında Özgür Suriye Ordusu ve El Nusra’nın elinde bulunan Resulayn’i PYD’nin ele geçirmesinin ardından IŞİD’in de diğer bölgelere saldırarak bölgedeki El Nusra ve Özgür Suriye Ordusundan alacağı bilgisi Türkiye’ye iletildi.

Bilgi MİT’in yanısıra Jandarma, Tugay ve Emniyet’e de aktarılırken, Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü de Akçakale sınır kapısındaki Güvenlik açıklarını Genel Müdürlüğe bir yazıyla bildirdi. Sınır kapısında olabilecek olayları engellemek için bir takım ihtiyaçların olduğunu aktaran Emniyet Müdürlüğünün bu istekleri o günlerde basına sızarak gündeme gelmişti.
Dönemin Valisi şu an Ak Parti Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olan Celalettin Güvenç’in sert bir dille yalanladığı bu eksiklikler henüz tamamlanamazken, Telebyad sınır kapısı IŞİD’in eline geçmesiyle Türkiye tarafından kapatıldı.

IŞİD bölgede Özgür Suriye Ordusu elinde bulunan Karkamış, Kilis ve Hatay sınırındaki kapıları da ele geçireceği gelen bilgiler arasında. Esad, Türkiye’den gelen yardımı keserek ülkedeki muhalefeti temizlemeyi hedefliyor. Geçen haftalarda operasyon düzenlenerek dünya kamuoyuna duyurulan silah sevkiyatı olayı Türkiye’yi ilerleyen günlerde zora sokacak gibi görünürken, Esad’ın bu şekilde BM’den Türkiye’yi kınama kararı çıkaracağı öne sürüldü.

ABD ise muhaliflere silah yardımını kesti. Önceki hafta Esad’ın kalması yönünde bir politika uygulayacağının sinyalini veren ABD, Türkiye’yi Suriye konusunda yalnız bıraktı. 3 yıllık Suriye savaşının sonunda olan Türkiye’ye olurken, milyonlarca dolar zarar ettiği öne sürüldü.

SURİYE DOSYASI : Avrupalı casuslar Esad’la görüşüyor

Avrupalı istihbarat yetkilileri Suriye Başkanı Beşar Esad ile gizli bir buluşma gerçekleştirerek Suriye’de faaliyetlerde bulunan Avrupalı aşırı uçlarla ilgili bilgi paylaştıklarını belirtti.

Böylece Avrupalı ülkelerin büyükelçilerini çekmesinden bu yana ilk defa iki taraf arasında görüşme gerçekleşti.

The Wall Street Journal Türkiye’nin haberine göre, toplantılar Suriyeli militan gruplara katıldıkları sanılan yaklaşık 1,200 Avrupalı cihatçı hakkında bilgi almaya yönelik gerçekleştirilirken, Avrupa’da bu militanların ülkelerine dönmesi sonucu bazı tehditler oluşturabileceği endişesi bulunuyor.

Batılı ve Ortadoğulu diplomatlar bu görüşmelerin yalnızca aşırı uçlar ve El Kaide’nin Suriye’de artan gücüne yönelik istihbarat amacıyla gerçekleştirildiğini ve herhangi bir diplomatik değeri olmadığının altını çizdi.

Bunlarla beraber Esad rejiminin İstanbul ve Suriye’de bulunan muhalifleri bu görüşmelerin Batılı yetkililer tarafından Esad’ın öngörülen gelecekte hükümetten ayrılmayacağı ihtimalini tanıdıkları anlamına geldiği endişeleri de yer alıyor.

Muhalefet üyeleri ayrıca bu bağlantının Suriye’deki gruplara karşı daha geniş bir savaş işbirliğine dönüşeceği düşüncelerini de dile getiriyorlar.

Bu durum Suriye Başkanı Esad’ın, El Kaide’yle savaşabilmek için kendi liderliğine ihtiyaç duyulacağı argümanını güçlendirebilir.

MUHALİFLER ENDİŞELİ

İstanbul’da bulunan Suriye muhalefeti üyelerinden bir tanesi yaptığı bir açıklamada "Bu öncül görüşmelerin daha geniş bir kooperasyona dönüşeceği konusunda endişelerimiz var" ifadelerini kullandı.

İki yetkilinin açıklamalarına göre Britanya istihbarat kuruluşu MI6 emeklisi bir görevli yaz ortalarında Şam’a ziyaret gerçekleştiren ilk yetkili oldu. Alman, Fransız ve İspanyol istihbarat ajansları da Kasım ayından bu yana Suriye ve Beyrut arasında gerçekleştirdikleri seyahatlerle Şam görüşmelerini gerçekleştirdiler.

Açıklamaları yapan isimler ABD’nin görüşmelerde yer almadığının altını çizdi. Kıdemli bir ABD’li yetkili ise görüşmelerden haberi olmadığını belirtti. Fakat ABD’li yetkililer Avrupa doğumlu cihatçıların Suriye’den dönüp ülkelerinde kaos yaratacakları endişesini taşıdıklarını dile getirdiler.

Beşar Esad’ın medya ofisindeki yetkililer ve Suriye’nin Dışişleri Bakanlığı konu hakkında yorum yapmaktan kaçındı.

Kendi aralarındaki kavgalardan darbe yiyen Suriyeli muhalifler ise Batılı yetkililerde endişe yaratmaya devam ediyor.

AVRUPALI CİHATÇILARIN ÇOĞU IŞİD’E KATILIYOR

Batılı yetkililer Avrupalı cihatçıların çoğunun Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) katıldığını ve burada radikal görüşlerle donatılarak kendi ülkelerini tehdit edecek seviyede savaş eğitimi aldıklarını belirtti.

Britanya hükümetinden yapılan açıklamada yaklaşık 20 kişinin Suriye’de savaştıkları gerekçesiyle çifte vatandaşlıktan çıkarıldıklarını açıkladı.

İspanya iç güvenlik departmanı ise Madrid’in Şam ile Suriye’ye seyahat eden İspanyol cihatçılar hakkında istihbarat alış verişi gerçekleştiğini doğruladı.

İçişleri Bakanlığı Müsteşarı sözcüsü yaptığı açıklamada "Evet, istihbarat alış verişi oldu. İspanya sürekli bu teröristlerin yarattığı tehditten duyduğu çekinceleri bize iletti" ifadelerini kullandı.

Fransa Dışişleri yetkilileri yorum yapmaktan kaçınırken, Alman yetkililer de bir açıklamada bulunmadı.

PARİS SUİKASTLERİ DOSYASI : 3 PKK’lının öldürülmesiyle ilgili olduğu öne sürülen bel ge yayınlandı

Taraf Gazetesi, Paris’te 3 kadın PKK’lının öldürülmesiyle ilgili çok dikkat çekici bir iddiayı bugün sürmanşetine taşıdı.

Terör Örgütü PKK üyesi 3 kişinin Paris ‘te öldürülmesiyle ilgili olduğu öne sürülen yeni bir belge ortaya çıktı. Döküman, Taraf Gazetesi’nde yayımlandı. Belgedeki iddiaya göre, MİT , "Lejyoner" kod adı verilen bir ‘suikastçi’ye, Sakine Cansız ‘a yönelik cinayet için talimat vermiş. Milli İstihbarat Teşkilatı, söz konusu iddialar üzerine yazılı bir açıklama yaptı. Paris cinayetleriyle bir ilgilerinin bulunmadığını ifade etti.

Taraf Gazetesi, sürmanşetten çok dikkat çekici bir iddiayı yayımladı.Haberin başlığı, "Dudak Uçuklatan İddia". İddia, Paris’te 3 PKK’lının öldürülmesiyle ilgili…

Paris cinayetlerinin izi bu belgede mi?

VİDEO İÇİN TIKLAYIN

Haberde yer verilen ve "Milli İstihbarat Teşkilatı’na ait olduğu öne sürülen belgeye göre, Lejyoner kod adı verilen suikastçı, Sakine Cansız’a yönelik suikastte kullanılmış".

18 Kasım 2012 tarihli ve MİT belgesi olduğu iddia edilen dökümanda; "terör örgütü nün Avrupa’daki kadrosuna suikast, saldırı veya sabotaj tarzı eylemler düzenlenmesine yönelik olarak MİT tarafından Lejyoner’e talimat verildiği, kendileriyle yapacağı haberleşmeye dikkat etmesinin söylendiği, harcamaları ve ekipman temini için 6 bin euro verildiği"ne yönelik ifadeler yer alıyor. Dökümanın bir bölümünde şöyle deniyor:

"Sara kod Sakine Cansız’ın önümüzdeki dönemde, Avrupa genelindeki faaliyetlerinden, irtibat kanallarından, yazışma ve ikamet adreslerinden de haberdar olma imkan/kabiliyetine erişen kaynak, söz konusu örgüt mensubunun etkisiz hale getirilmesine yönelik operasyonel bir tasarlama kapsamında da değerlendirilebilecektir."

Gazete, bu belgede geçen, Lejyoner kod adlı suikastçının, "3 PKK’lının öldürülmesinden sonra Fransa’da tutuklanan Ömer Güney mi?" sorusunu yöneltti. Milli İstihbarat Teşkilatı iddiayla ilgili bir açıklama yaptı. İddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

MİT:

"Söz konusu yayınların, çözüm sürecinde aktif rol üstlenen teşkilatımızı yıpratmaya ve bu süreçte görev alan personeli deşifre ederek görevlerini yapamaz hâle getirmeye yönelik bir operasyon olduğu değerlendirilmektedir. Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan cinayetleriyle teşkilatımızın kesinlikle bir ilgisi bulunmamaktadır. Bununla birlikte söz konusu iddialar ile ilgili iç bünyemizde gerekli idari soruşturma başlatılmıştır."

GÜNEY’İN SES KAYDI İDDİASI

Paris’te PKK’lı üç kadına suikasttan tutuklanan Ömer Güney’e ait olduğu iddia edilen ses kaydı internete düştü.

YOLSUZLUK DOSYASI : Ses kayıtlarındaki o banka !

Bank Asya’yı kurtarma planı internetteki ses kayıtlarında ortaya çıktı. Tanıdık işadamlarından para toplama sonrası şu iddia ortalığı karıştırdı: BDDK’dan sıkıntı olmaz, başkan yardımcısı ve daire başkanı arkadaşımız.

Seçim ayarlı operasyonundan sonra vatandaşın tepki olarak cemaatin bankası Bank Asya’dan paralarını çekmesiyle başlayan süreçte ilginç iddialar ortaya çıkmaya başladı. Vatandaşlar paralarını çekince, bankanın rasyoları bozuldu ve yükümlülüklerini yerine getirememe ihtimali ortaya çıktı. Bu yüzden başlayan panik üzerine cemaat mensuplarına mal varlıklarını satarak Bank Asya’ya yatırmaları çağrısı yapıldı. Bileziklerini bozduran, arabasını, evini satan cemaat mensupları bankanın mevduatlarını artırmak için şubelerde kuyruk oluşturdu. Saat 17:30’da kapanması gereken şubeler, 21:30’a kadar açık tutuldu. Bu arada cemaate yakın işadamlarına da paralarını yatırma çağrısı yapıldığı öne sürüldü.

Bütün bu gelişmeler yaşanırken BDDK, Bank Asya haberleriyle ilgili uyarı açıklaması yaptı. Ardından internete düşen ses kayıtlarıyla kurtarma operasyonunun şifreleri de çözülmüş oldu.

Gülen’in talimatını aldığını söyleyen bir kişi,Bank Asya ile ilgili gelişmeleri telefonda Abdullahisimli kişiye şöyle anlatıyor: "Boşbakanın (Başbakan Erdoğan’dan böyle bahsediyor) talimatı ile Bank Asya’ya girilme durumu vardı. Arkadaşlarımız bu konuda teknik bir toplantı yaptılar. Normalde mümkün değil ama olursa kademelerde arkadaşlarımız var, normalde bunlardan geçiyor olması lazım dendi. Bir çözüm önerisi söylediler. BDDK tarafından bir sıkıntı olmaz ama bir söylenti çıkması çok tehlikeli. Mudilerde bir panik olabilir. Çok yaymadan 10 tane büyük işadamı abiyle paylaşılsa ve bunlardan mesela 5’i 300 milyon TL mevduat getirseler bankaya, 5 tanesi de kağıt üzerinde Asya Emeklilik Şirketi’nden satın alsalar ve 300 milyon da oradan gelse bankaya girilmesinin önü kapanır. Hocaefendi yapılabiliyorsa yapılsın dedi. Fon açısından bankanın biraz daha ihtiyacı var deniliyor."

FETULLAH GÜLEN DOSYASI /// Gülen’in kirli ağı ! /// DİNİ LİDER Mİ MAFYA PATRONU MU ?? ///

Amerika’da yaşayan Gülen’in adamlarıyla yaptığı konuşmalar gündemi sarstı.

Oturduğu yerden ihale dağıtıyor, bir bankadaki para trafiğini yönetiyor. İşadamları ve medya patronlarına da mesaj yolluyor

Paralel örgütün ABD’nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan lideri Fethullah Gülen’e ait ses kayıtları, Türkiye’nin gündemine bomba gibi düştü. Türkiye’den bir kişiyle telefonda yaptığı konuşmalar dinlemeye takılan korku imparatorluğunun lideri Fethullah Gülen’in, Pensilvanya’dan yönettiği örgüte talimatlar verdiği görüldü. "soundcloud. com" adlı internet sitesinde yayınlanan telefon kayıtlarından, Tüpraş’a maliye baskınının önceden paralel örgüt tarafından Koç’a haber verildiği, Bank Asya’ya el konmasını önlemek için BDDK’daki örgüt mensuplarının devreye sokulduğu, iş dünyasının ünlü isimlerinin, Fethullah Gülen’in gözüne girmek için adeta birbiriyle yarıştığı görülüyor. Ağlayarak verdiği vaazlarındakinden çok uzak görünen Fethullah Gülen’in, sert ses tonuyla, din adamından çok bir mafya babası edasıyla konuşması dikkat çekiyor. İşte o telefon kayıtları:

‘Bank Asya’ya para yatırın’

Görüşme Tarihi: 25 Aralık 2013. (Arayan kişi, Bank Asya’nın zorda olduğunu, kurumların paralarını çektiğini söyleyip, "Ne yapalım" diye soruyor)

– Efendim Ali Bey’in işyeriyle alakalı. Büyük müşterilerden bir kaç tanesi almış şeylerini. (Bank Asya’dan paralarını çekmişler) Tabi o bayağı büyük. Bunlar içerisinde henüz belli olmayan THY var, bir de banka var. O da alırsa biraz zorlanacak gibi görünüyor. Acaba biz arkadaşlarla beraber olacağız birazdan. Onlarla böyle usturubuyla görüşsek, böyle önde gelenleri 2001’de olduğu gibi şeylerini (Paralarını) yatırmalarını istesek. Uygun’un olur mu?

– Fethullah Gülen: O elinizdeki şeyler olmuyor mu? (Cemaat mensuplarının altınlarını kastediyor)

– Onlar küçük kalıyor efendim.

– Fethullah Gülen: Öyle mi?

– Evet. Yani büyük. Bayağı büyük. Arkadaşların da paniğe maniğe sevketmeden külli şeyin olması.

– Fethullah Gülen: Yolu var mı onun?

– Efendim şu anda bazıları ihtiyaçtır deyip kendileri aramış. Biz bunu aşarız diye bir şey olmuş fakat şu andaki görüntü, THY ne yapacak belli değil? 300 küsur. (THY’nin parası 300 milyon TL) Bir de o bankanın 300 küsur. Öyle büyük toplu şey yaparlarsa, yapma ihtimalleri çok yüksek. Çekme ihtimalleri. Efendim arkadaşlarla görüşerek, arkadaşlar yakın manzara çevrelerin yani şeylerini (Paralarını) oraya, 2001’de olduğu gibi yatıracaklar.

– Fethullah Gülen: Mümkün mü o?

– Daha önceden zatıalinizin tensibiyle 2001’de yapmıştık.

– Fethullah Gülen: Yapın. Yapın. Hiç hissetmeden çarçabuk hemen yapın. Çarçabuk.

TÜPRAŞ baskınını Koç’a cemaat mi haber verdi?

Fethullah Gülen’le Türkiye’den kendisini arayan kişi arasında 14 Ekim 2013 tarihinde yapılan telefon görüşmesinin bir bölümünde geçen diyaloğun, Koç Grubu’na ait Tüpraş rafinerisine yapılan müfettiş baskınıyla ilgili olduğu belirtiliyor. Konuşmadan, cemaatin Tüpraş’a baskın yapılacağını haber verdiği, Koç Grubu’nun teşekkür ettiği ve buna karşılık, Türkçe Olimpiyatları’na sponsor olmak istediği anlaşılıyor.

İşte o diyalog: – Efendim, zatıalinizle görüştükten sonra geçen gün Mustafa Bey aradı Koç. (Mustafa Koç) Sizin orada başkentteydi (Washington) bir süredir. "Aile içinde de teyit ettiler" dedi. "Memnuniyetle biz sponsor olmak istiyoruz" dedi. (Koç Holding Türkçe Olimpiyatları’na sponsor olmak istiyor) Adnan Polat Bey de kendisini aramış efendim o görüşmeden sonra.

– Fethullah Gülen: Evet iyi olmuş. Onların (Polat) bulunması da iyi. (Polat da sponsor olmak istiyor) Onlara (Koç’a-Tüpraş konusu) karşı da yukarıdan bir tavır var da. Fakat mali şeyleri karışık, problem olabilecek yanları yoksa bi şey yapamazlar yani. Üzerlerine müfettişler salınsa bile bi şey yapamazlar.

– Rahat duruyorlar efendim.

– Fethullah Gülen: Evet. Zannediyorum tedbir aldılar. ‘Haberdardılar.’ (Tüpraş’ın denetleneceğinden haberleri vardı)

– Evet Efendim. Teşekkür ettiler o hususta. Davetiye taslağı gibi kendisini istişare makamında şeyler yapalım mı efendim. Temas yapalım mı bu konularda.

– Fethullah Gülen: İyi olur. Ama şey, Büyük Patron pek bilmesin. Onunla temasımızı çok bilmesin.

– Başüstüne efendim. O konuda zannedersem bir takip altındayız. Bazı hususlar var. O gelen arkadaşlar zatıalinizin o tarafa geldiler. Geçen başıma bir vakıa geldi. Size de gelip aktarıcam efendim. Zannedersem o konuda takip ediyorlar orayla alakalı.

– Fethullah Gülen: Doğrudur.

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: