Günlük arşivler: Ocak 13, 2014

YARGI DOSYASI : Paralel yapı kumpaslarına dilekçe yağıyor

Emniyet ve yargıdaki paralel yapının ortaya çıkmasıyla cezaevinde örgütlü suçlardan yatan yüzlerce kişi, mahkemeleri dilekçe yağmuruna tuttu. Mahkumlar yeniden yargılama istiyor.

EMNİYET ve yargıdaki paralel yapının deşifre olmasıyla birlikte örgütlü suçlardan hüküm giymiş mahkumlar, “paralel devlet” yapılanması tarafından mağdur edildiklerini belirterek mahkemelere başvuruyor. Yüzlerce mahkum Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne dilekçe göndererek yeniden yargılama talebinde bulundu.

TSK’DAN SUÇ DUYURUSU

Dilekçeler işleme alınırsa birçok dosya incelemeye alınacak. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 17 Aralık operasyonuna ilişkin “devlet içinde bir paralel yapılanma” olduğunu belirtmesi ve Başdanışmanı Yalçın Akdoğan’ın Ergenekon ve Balyoz davalarını kastederek “Milli orduya kumpas kuruldu” sözlerinin ardından Genelkurmay Başkanlığı Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılanan TSK mensuplarının sahte delillerle yıpratıldığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Yine Askeri Casusluk Davası’nda yargılanan bazı sanıklarda İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne dilekçe göndererek yeniden yargılanma talebinde bulundu.

BAĞIMSIZ DEMOKRASİ PARTİSİ /// SELEHATTİN DEMİRTAŞ : “Biz mi sana git Fethullah Gülen’le arkadaş lık yap dedik”

Konya’nın Kulu ve Cihanbeyli ilçelerinde partisinin adaylarını tanıtan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Konya’da da partilileri ile biraraya geldi. Konya-Adana çevreyolu üzerinde bulunan Ciltaş Tesisleri’nde düzenlenen programda konuşan Demirtaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ve cemaate yüklendi.

İKTİDARA GELİRKEN CEMAAT İLE PROTOKOL YAPTILAR

Başbakanın her dönem mağdur ve haksızlığa uğramış edebiyatı yaptığını belirten Demirtaş şunları söyledi: "Şimdi de cemaatin mağduru rolünü oynuyor. Arkadaş biz mi git bunla arkadaş ol dedik. Onu biz mi zorladık. Biz mi sana git Fetullah Gülen ile arkadaşlık yap dedik. Bunlar iktidara gelirken protokol yaptılar, iş birliği yaptılar. Cemaat ile AKP el ele verip Türkiye’yi birlikte yönetme kararı aldılar. Hoca efendi 12 yıl boyunca Pensilvanya’dan buna dualar etti. ‘Ayağına taş değmesin, Allah sana zeval vermesin’ dedi. O günlerde Tayyip Erdoğan, hoca efendiyi yere göğe sığdıramıyordu. Kendisi de buradan ona dualar yolluyordu. Methiyeler düzüyordu. ‘Artık ülkene dön, özledik’ diyordu. O ordan ağlıyordu, bu buradan ağlıyordu. Göz yaşları sular seller gibi akıyordu. Hoca efendi orada dua ederken ağlıyordu. Ne oldu. İşler şimdi değişti.

Rant büyüdü. Devleti ele geçirdiler. Artık savcılar, valiler, kaymakamlıklar, şehirler paylaşılmaya başlandı. Ticaret büyüdü. Büyüyünce ortaklıkta sıkıntılar çıkmaya başladı. Paylaşmada sıkıntılar çıkmaya başladı. Asıl arıza budur. İşler kötüye gidince hoca efendinin de tarzı değişti. Dualar bedduaya dönüştü. Daha dün ortak olan bunlar ortak kardeşler birbirine düşman oldular. Cemaat paralel devlet ve örgüt oluverdi. Bunlar daha yeni miydi. Biz bunların paralel devlet olduğunu AKP ile birlikte paralel devleti kurduklarını çok iyi biliyorduk."

CUMA NAMAZINA CİPLE GİDİYORLAR

Çalınanların, çırpılanların haddinin hesabının olmadığını ileri süren Demirtaş, "Simit parası bulamayan, bir somun ekmek parası bulamayan milyonlaca insanın yaşadığı bir ülkede kendine Müslümanlanım diyen Başbakanın, bakanların, bu cemaat temsilcilerinin her birinin 4×4 lüks ciplerle cuma namazına gittiğini halk görmüyor mu? Sanırsın ki namazda farzdır. Her biri ayrı ciple gitmezse namaz kabul olmuyor. İnanın ki öyle. Başbakanın Ankara’da namaz kıldığı ekibiyle birlikte gittiği camilere bakın. Eskiden cuma namazlarında caminin önünde fakir fukara olurdu. İnsanlar oradan fakirlare yoksullara yardım ederdi. Şimdi ciplerden yer bulamıyorsunuz. Böyle bir müslümanlık anlayışı yerleştirdiler. 4 kişi namaza gidecek, bari aynı cipe binin. Yok ayrı ayrı 4 cipe binip cuma namazına gidenler var. Bunlar islamiyeti temsil ediyoruz diyorlar. Kusura bakmayın. Sizin yaptığınızın aynısını Amerika da yapan binlerce kapitalist var. Londra’da, İsrail’de yapan binlerce zengin var. Müslüman mısın, Yahudi misin hiç fark etmez. Paraya tapıyorsan haşa. Allah’ın, dinin paradır. Başka anlamı yoktur. Bunlar bu hale getirdiler kendilerini. Yoksa hocanın bedduaları bunları çarpmadı. Allah bunları çarptı. Hepsini çarptı" dedi.

KISKANMA NE OLUR ÇAL SENİNDE OLUR

İktidarın İslamiyete de büyük zarar verdiklerini anlatan Demirtaş, şöyle konuştu: "Komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir diyen bir peygamberin dinine inanmışız biz. Bunlar gibi trilyonları götürüp milyonlarca dolar üzerinde keyif sürüp, servet oluşturup, ondan sonra çıkıp halkı kandıran bir anlayış İslamiyet ve Müslümanlık anlayışı olamaz. Kimse kimseyi kandırmasın. İslamiyette bu kadar servet biriktirme diye bir şey yoktur. Haramdır. İhtiyacından fazlasını biriktirmek haramdır. Bunu söyleyen ben değilim. Allah’ın kitabıdır. Kuran’dır. Bunların biriktirdiği Arap şeyhlerini ve krallarının hazinesini geçti. Bu nasıl bir Müslümanlıktır. Ülkenin yarısı bunların malı mülkü oldu. Arap şeyhleri kıskanıyor bunları. Bu da ‘Kıskanma ne olur. Çal senin de olur’ diyor."

/// AK GENÇLİK YALAKALIKTA SINIR TANIMIYOR :)) /// ŞİMDİ DE TAYYİP’İN HAVLUSU MODASI :)) / //

YARGI DOSYASI /// Bekir Bozdağ : Biz de hata yaptık

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Teklifi’nin görüşüldüğü Meclis Adalet Komisyonu’nda tarihi itiraflarda bulundu

“Kumpas” iddiasına konu olan Balyoz, Ergenekon, Askeri Casusluk gibi davalara gönderme yapan Bozdağ, “Biz de hata yaptık. Soruşturma veya kovuşturmanın muhatapları farklı olduğu zaman sesimizi gür çıkarmamız lazımdı. Amacımız bir oy kullansın, Kurul’da her renk olsun, uzlaşma olsun istedik. Ama ortaya çıkan durum, bir mensubiyetten başka bir mensubiyete intikal oldu, Bir ideolojiden başka bir ideolojiye geçti” dedi. Komisyondaki kavgalı görüşmelerin ardından sabaha karşı maddeler üzerinde açıklama yapan Bozdağ, şunları söyledi:

ANAYASAL SUÇ İDDİASI

“Türkiye’nin tarihinde Meclis’ten çıkarılan kanundan dolayı Yüce Divan’da yargılanmış birini hatırlamıyorum. Biz doğru bir iş yapıyoruz. Doğru işleri de her yerde savunuruz. Eğer birileri Yüce Divan’da yargılama gibi bir şey yaparsa ona da açığız. Ondan da hiç korkumuz, çekincemiz yok. Yaptığımız işlerin hesabını çok rahat veririz. Bekir Bozdağ olarak hem halka hem Allah’a hem de mahkemelere veremeyecek hiçbir hesabım yok. Yüce Divan’a çıkmaktan da bir çekincem yok.

YAPILANLARA SES ÇIKARSAYDIK

Türkiye’de yargı her zaman tartışıldı, savcılarıyla tartışıldı. Dün baktığınızda başka savcılar vardı isimleri yukarıda, şimdi başkaları var. İsimler değişiyor ama tartışmalar değişmiyor. Biz de hata yaptık. Soruşturma veya kovuşturmanın muhatapları farklı olduğunda sesimizi biraz daha gür çıkarmamız lazımdı. Bunu kendi adıma da bir eksiklik olduğunu söylüyorum. Keşke biraz daha Bekir Bozdağ olarak bu noktalarda, bugünden ‘O gün daha gür sesle yapılanlar karşısında sesimizi çıkarsaydık’ diye kendi kendime söylüyorum.

SİLME AYNI YAPI

O dönemde biz yargı ideolojilerin esiri olmasın, bir grubun, mensubiyetin, inancın veya ideoloji ne olursa olsun. O düşünceyle getirdik. Getirdik yasayı koyduk, yürürlüğe girdi. Yasaya, herkesin bir oy kullanmasını koymuştuk. Amacımız da bir oy kullansın, herkes bu Kurul’da olsun, her renk olsun, ekipleşme olmasın, uzlaşma olsun. Bizim niyetimiz bu ama ortaya çıkan durum; bir mensubiyetten başka bir mensubiyete intikal oldu. Bir ideolojiden başka bir ideolojiye geçti. Biz bu yapıyı gördük. Dün bunu yaptık diye, 3 yıl önce yaptık diye bugün ısrar etmenin Türkiye’ye faydası yok. Uzlaşmayı zorlayacak ve kim çoğunluk olursa olsun sonuçta uzlaşmanın olduğu bir yapı çıksın diye arzu ediyoruz. O zaman eminim silme aynı yapı çıkmayacak, uzlaşarak çıkacaktır.

BU YASA TÜMDEN ÇÖZMEZ

Biz bu durumdan rahatsızız. Bu değişikliklerin bu yapıyı tümden değiştirmeyeceğini de biliyoruz. Çünkü anayasanın koymuş olduğu sınırları aşmak mümkün değil. Anayasa uygun bir düzenleme yapılacaktır. Siyasi parti grupları anayasa değişikliğinde mutabakat ortaya koyarlarsa, belki bir araya gelip yeni bir çalışma yapılırsa Türkiye için daha hayırlı olur. Bunu açık yüreklilikle söylüyorum.

HABERAL: ZİNDANLARIN HESABINI KİM VERECEK

Komisyon toplantısında 10 saatten fazla bulunmasına karşın hiç söz istemeyen CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal, Bozdağ’ın sözleri üzerine ayağa kalkarak, “Ben hiç konuşmadım, şimdi konuşmak istiyorum. Bugüne kadar olanların hesabını kim verecek? Şu anda zindanda bir sürü insan işkence içinde. Benim 4 yıl 4 ayımın hesabını kim verecek?” dedi. CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum da “Bekir Bozdağ verecek. 7 yılın hesabını da verecek” dedi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan, “Millet iradesini gasp eden ideoloji grubunun ismini vereceksiniz. Kim bunlar, hangi ideoloji?” diye sordu.

Bozdağ ise “Ne söylediğimi burada herkesin çok iyi anladığını ben biliyorum. Malumun ilanına gerek yok” diye konuştu. Batum ise Bozdağ’ın sözlerine, “Hiç kimse anlamadı. Bir mensubiyetten, bir mensubiyete geçiyoruz. Ne yaptığımızı da söylemiyoruz. Yüce Divan’a gideceksin” diyerek karşılık verdi. Bozdağ’ın, “Sen de kına yakacaksın” sözüne karşılık, Batum “4 yıl, 7 yıl yatanlardan sonra sen yakmışsın” dedi.

ERGENEKON DAVASI : ‘Hakkımdaki asılsız ihbarı, cemaatçi polisler yaptı’

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’a suikast yapacağı ihbarı üzerine tutuklanan gazeteci Nedim Şener, Fethullah Gülen cemaatine bağlı polisleri suçladı

Gazeteci Nedim Şener, Ergenekon davası kapsamında bir yıl tutuklu kalmasına neden olan asılsız ihbarın Fethullah Gülen cemaatine bağlı polislerce yapıldığını iddia etti.

Hürriyet gazetesinden Fırat Alkoç’un haberine göre, Oda TV’ye yönelik Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan ve bir yıl cezaevinde kalan gazeteci Nedim Şener, “Başbakan Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’a yönelik suikast yapacak bir grubun içerisinde olduğum iddia edildi. Bu da bir ihbar mailine dayandırıldı. Bu ihbar ise polis içerisindeki Gülen Cemaati’ne bağlı polisler tarafından yapıldı” dedi.

Rüşvet ve yolsuzluk iddiaları çerçevesinde başlatılan operasyonun ardından Başbakan Erdoğan’ın "paralel devlet" diye tarif ettiği yargı ve polis teşkilatı içerindeki yapılanmanın, Fethullah Gülen cemaati olduğunu belirten Şener, şunları söyledi:

‘Hükümetin suçu’

”Devlet ve hükümet kendi içerisinde özeleştiri yapmalıdır. ‘Parelel devlet’ diye bir şey oluşmuşsa, bunda hükümetin suçu vardır. Ama bundan daha tehlikeli olanı ise devletin içindeki çetenin varlığıdır. Çünkü yolsuzluk kadar önemli olan şey devletin içindeki çetelerin yaptığı hukuksuzluklardır. Yolsuzlukla halkın parası çalınırken, bu çeteler halkın özgürlüğünü ve demokrasiyi çalıyorlar. Bunu sabote edebiliyorlar."

"Hrant Dink hakkında kitaplar yazarken, cinayetin arkasında söz edilen bu çetenin de olduğunu söyledikten sonra hakkımda soruşturmalar açıldı. Ben Ergenekon’la hiçbir şekilde ilişkilendirilmedim ve hiçbir yerde adım geçmez. Hrant Dink cinayeti hakkında yazdığım kitaplarda bu Cemaat’e bağlı polislerin sorumluluğunun olduğunu ortaya çıkarmıştım. Daha sonra bunlar kendi kendilerine bir ihbar maili yazdılar. Mektupta benim Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan’a suikast gerçekleştirecek ekibin içerisinde bulunduğum iddia edildi. Bu mektubu Savcı Zekeriya Öz’e götürdüler, o da soruşturma başlattı. Benim telefonlarım dinlenmeye başladı. 6 ay boyunca dinlediler ama hakkımda bir şey bulamadılar. Bunun ardından ise beni Odatv operasyonunda tutukladılar."

"Polis ve yargı içerisinde paralel yapının oluşmasında hükümet de sorumlu. Çünkü bu yapılanma emniyet veya yargıya yerleşmeye başladığında hükümet bu kişilere göz yumdu. Bu yapılanmanın göreve getirilmesine hükümet karar verdi. Kimin nereye getirildiği, kimlere ne görevler verildiğinin farkındaydı. Bakın yolsuzluk operasyonun ardından bu yapılanmanın üyeleri hemen görevden alındı. Çünkü kimin ne göreve getirildiği bilinmekteydi."

‘Deliller temizlensin’

"Yeniden yargılama konusunda süren tartışmalar yanlış. Ergenekon veya Balyoz davası olsun ya da Hanefi Avcı’nın durumunu göz önüne getirdiğimizde yeniden yargılama yapılması bir anlam ifade etmiyor. Dosyalardaki gerçek dışı deliller ve ne olduğu belli olmayan gizli tanıkların gözden geçirilmesi gerekmektedir. Çünkü bu davalarda yüzlerce sahte delil var. Bunlar temizlenmeden yeniden yargılama yapmanın bir anlamı yok.”

ERGENEKON DAVASI : “Ergenekon yargı süreci şüpheli”

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) üyesi İngiliz Andrew Duff, yolsuzluk operasyonu sonrası gelişmelerin Türkiye-AB müzakere sürecini durdurma riski taşıdığını savunarak “Eğer yargıya müdahale devam ederse Türkiye AB müzakere sürecinin durdurulması gündeme gelir” şeklinde konuştu.

17 Aralık sonrası gelişmeleri ABHaber için değerlendiren Andrew Duff, “17 Aralık sonrası yaşananlar bize Türk devletinde bir kriz olduğunu gösteriyor. Bir kaos ortamı var. Erdoğan tüm gücü elinde toplamak istiyor basın, yargı …vs. Ama Erdoğan’a sivil ve askeri bürokrasi karşı. Fethullah Gülen, Türkiye’de yolsuzluğa karşı. Bence haklı” şeklinde konuştu. Duff şu görüşleri de dile getirdi:

“Eğer yargıya müdahale devam ederse Türkiye AB müzakere sürecinin durdurulması gündeme gelir. Avrupa Parlamentosu Türkiye raporuna 17 Aralık süreciyle ilgili çok sayıda değişiklik önergesi verildi. Tüm bu gelişmeleri (17 Aralık sonrası) Gezi parkı ve yeni bir Anayasa yapılamaması noktasında değerlendirmeliyiz.”

“ERGENEKON SÜRECİ ŞÜPHELİ”

Andrew Duff “Ergenekon yargı süreci şüpheli. Güvenilebilir bir yargılama süreci olmadığı birçok kuşkuları barındırdığı ortada” dediği açıklamaları sırasında Almanya’daki yeni koalisyon hükümetinin Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduğunu savunarak “Hükümet programlarında Türkiye’nin AB üyeliğine karşı oldukları anlaşılıyor” şeklinde konuştu.

Kıbrıs sorununa değinen Duff “Kıbrıs sorunu gerçekten çok karmaşık bir sorun. Ancak Erdoğan’ın Kıbrıs sorunuyla ilgili çıkışları sorunu daha da büyüttü. Çözüme bir türlü ulaşılamadı” savını öne sürdü.

Odatv’den

ERGENEKON DAVASI /// Hilmioğlu’nun çığlığı : Yolsuzlukları örtmeyelim diye, bizim üzerimizi toprakla mı örteceksiniz ?

Ölüm döşeğindeki Ergenekon tutuklusu Profesör Doktor Fatih Hilmioğlu’ndan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun önerilerine destek geldi. Hilmioğlu, "gündemi değiştiriyorlar" eleştirisini yapanlara ise "yolsuzlukları örtmeyelim diye, bizim üzerimizi toprakla mı örteceksiniz?" diye sordu.

Hilmioğlu’nun çığlığı: Yolsuzlukları örtmeyelim diye, bizim üzerimizi toprakla mı örteceksiniz?

Ölüm döşeğindeki Ergenekon tutuklusu Profesör Doktor Fatih Hilmioğlu, Türkiye Barolar Birliği’nin Ergenekon ve Balyoz davaları için çözüm önerilerine destek verdi.

Cumhuriyet Gazetesi’ne konuşan Hilmioğlu, yaşamını tehdit eden ağır hastalığın değil, hukuksuzlukların önemli olduğunu söyledi. Hilmioğlu, "Mesele, bireysel olarak benim özgür kalmam değil. Bu büyük adaletsizlik, hukuksuzluk sona ermeli" dedi.

Metin Feyzioğlu’na destek ver Hilmioğlu, "Türkiye Barolar Birliği çıkıp haksız yere yargılandığımızı söylüyor. Adil yargılama istiyor. Derhal tahliye istiyor. Biz bunu destekliyoruz" ifadelerini kullandı. Hilmioğlu, Feyzioğlu’na yapılan eleştirilere de sert tepki gösterdi.

“Yolsuzluk soruşturması tabii ki ayrıca yürümeli. Üzeri örtülmemeli, konuşulmalı, tartışılmalı. Ancak yolsuzlukları örtmeyelim diye, bizim üzerimizi toprakla mı örteceksiniz? Yolsuzluğun da, bu hukuksuzluğun da üzerine gidilsin.”

Eski İnönü Üniversitesi Rektörü, "kumpasın unsurları"na da dikkat çekti.

Kendi deneyimlerim ışığında kumpasın unsurları şunlar:

– Soruşturma ve kovuşturma aşamasında yer alan savcı, polis ve hâkimler,

– Deliller konusunda sürekli olarak sorunlu bilimsel raporlar veren TÜBİTAK,

– Ve ağır hasta tutuklular için üniversite hastanelerinin raporlarını bile gözardı eden Adli Tıp Kurumu.

ulusalkanal.com.tr

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: