Günlük arşivler: Ocak 10, 2014

/// “Tanrı’nın eli” /// Bir yıldızın patlaması sırasında ortaya çıkan ele benzeyen gör üntü, hayret uyandırdı

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) uzayın derinliklerinde elde ettiği bir görüntü, görenleri hayrete düşürdü.

NASA’nın ölü yıldızlar ve karadelikleri bulmak için geliştirdiği Nükleer Spektroskopik Teleskop Dizisi’ni (NuSTAR) kullanan bilim adamları, "Tanrı’nın Eli" adı verilen bir görüntü elde etti.

Yüksek enerjiye sahip X ışınlarını yakalayan NuSTAR ile bir yıldızın patlaması sırasında elde edilen görüntüde, patlama sırasında çıkan devasa gaz ve toz bulutu, tıpkı bir ele benziyor.

Pasadena’daki California Teknoloji Enstitüsü’nden Fiona J-Harrison, "NuSTAR’ın sunduğu benzersiz olanaklar, uzayı yepyeni bir açıdan görmemizi sağlıyor" dedi.

"Tanrı’nın Eli" adı verilen uzay cismi, aslında uzayın derinliklerindeki bir yıldızın patlamasından sonra çevresine yaydığı gaz ve toz bulutundan oluşuyor. PSR B1509-58 ya da B1509 adı verilen patlayan yıldız, saniyede 7 kez olmak üzere büyük bir hızla çevresinde dönmeye başlıyor. Yıldız, dönüşü sırasında çevresine minik parçacıklar fırlatıyor. Yıldızın çevresindeki manyetik alanlarla etkileşime geçen partiküller ise X ışınında parlayarak teleskop tarafından görüntüleniyor.

Yıldızın patlaması, daha önce NASA’nın Chandra X-Işını Gözlemevi tarafından kaydedilmişti. Görüntü, NASA’nın internet sitesinde yayınlandı. (AA)

MEDYA DOSYASI : “Aziz Yıldırım, Acun’u aradı ve…”

Serhat Ulueren, Aziz Yıldırım’ı çok sert bir dille eleştirdi. Acun Ilıcalı’nın satın almasından sonra Tv8’deki yayın hayatına son verilen Telegol programıyla ilgili çarpıcı ifadeler kullandı.

"27 Kasım 2013’te MNG TV Yayıncılık adına Avukat Ayhan Yılmaz benimle, tüm yorumcularla ve spor servisinde çalışan 12 arkadaşımla görüşüp iş akdimizi tek taraflı fesh etti. Öncesinde MNG Holding patronu Mehmet Nazif Günal benimle yüzyüze bir görüşme yaptı. İleride o görüşmenin detaylarını da açıklayacağım.

Peki Telegol neden TV8’de ayrıldı sorusuna gelince…

Yalakalık mı yapayım?

İddiaya göre birinci sebep Telegol’un yüksek maliyetiymiş. Cevabım çok net; TV8’e para kazandıran, geliri giderinden fazla olan ve reyting sıralamasında uzak ara hep kanalın lideri olmuş bir programdı Telegol. Bu nedenle yüksek maliyet olayına katılmam söz konusu değil.

2. iddia; Aziz Yıldırım Acun’u arayıp, "Bak Acun! Bu Telegolcüler yıllardır benimle uğraşıyor, onlara yüklü davalar açacağım. Dava açtığımda bana bozulma, darılma. Sen de kanal sahibi olarak davalarla muhatap olacaksın" demiş. Bana bunu Vatan Gazetesi muhabir ve yazarı aktardı. Ben bu iddiaya da kesinlikle inanmak istemiyorum."

Son iddia ise, aslında iddia olmaktan çıktı; Acun TV8’i satın aldığı gün Medyatava internet sitesinden beni arayıp, "Acun kanalı satın almış, Telegol’ü de gönderecekmiş, size herhangi bir tebligat yapıldı mı?" diye sordular. Ben de "Benim hiçbir şeyden haberim yok, kanal çalkalanıyor ama biz görevimizin başındayız. Üstelik Acun’la hiç görüşmedim, zaten iyi tanımam, samimiyetimiz de yok, sadece selamlaşırız" dedim ve bu sözlerim minik çarptırılarak sitelerde yayımlandı.

Sonrasında Acun’un yakın çevresinden 3 kişi benimle buluşup, "Sen ne yaptın! Açıklamalarına, özellikle de kendisini tanımam sözüne Acun çok fena bozuldu, istersen bir düzeltme geç, bu iş tatlıya bağlansın" dediler. Ama ben herhangi bir düzeltme yapmadım. Gerçekten de Acun’la birkaç yerde karşılaştık sadece selamlaşıp devam ettik. Bugüne kadar ne yemek yedik, ne çay içtik. Yalan söyleyip yalakalık mı yapacaktım.

CEMAAT & AKP SAVAŞLARI : Cemaatin velilere baskısı

Gülen hareketine yakın okullarda öğrencilere ve velillere "AK Parti’ye oy vermeyin" telkinlerinde bulunduğu belirtiliyor.

Kolej ve dershanelerde bazı öğretmenlerin, çocuklara ‘Aileni ikna et, AK Parti’ye oy vermesin’ dediğini aktaran veliler, öğrencilerin ‘taraf’ seçmeye mecbur tutulduğuna dikkat çekti. Öğrencilere ‘Aileniz hangi partiye oy veriyor’ gibi sorular soran öğretmenlerin, ailesi AK Parti destekçisi olan öğrencilere ‘Anne-babanızı başka partilere oy vermeye ikna edin’ dedikleri öğrenildi.

‘O KADAR PARANIZ VAR NASIL ABONE OLMAZSINIZ!’

Hareket’e bağlı bir özel okulda okuyan lise son sınıf öğrencisi kardeşinin yaşadıklarını Yeni Şafak’a anlatan K.E. isimli veli, baskıların son gelişmelerle daha da arttığını söyledi. Hem evine hem de işyerine gelen Zaman gazetesi aboneliğini iptal etmek istedikten sonra okuldaki öğretmenlerin dolaylı olarak tavır almaya başladığını anlatan K.E, "Zaman gazetesine aboneliğimizi iptal ettikten sonra dolaylı olarak başlayan tavırlar, küçük düşürme hareketiyle devam etti. Kardeşime sınıfta ‘O kadar paranız var, Zaman’a mı bulamıyorsunuz" gibi cümleler sarf edildi" dedi.

SÜREÇ NEDENİYLE KENDİLERİNİ DIŞLANMIŞ HİSSEDİYORLAR

Kardeşinin 17 Aralık süreciyle birlikte sınıfta dışlanmaya başladığını anlatan K.E. ‘Kardeşim hem cemaatin okuluna hem de dershanesine gidiyor. Üniversiteye hazırlanan kardeşim düzenli olarak dershane sınavlarına giriyor. Abonelik iptalinden sonra okuldaki öğretmeni ‘Bundan sonra sınavlara girme hakkını da kaybettin’ demiş. ‘Zaman gazetesine abone olursan sınava girebilirsin, yoksa giremezsin’ demişler’ diye konuştu.

YOLSUZLUK DOSYASI : O operasyonla ilgili şok iddia !

Liman İşletmeleri’ne baskından bir hafta önce polislerin adliyede savcılarla gizli bir toplantı yaptığı ortaya çıktı. Ancak toplantıya Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü ‘davet edilmedi’.

İstanbul’da 17 Aralık’ta gerçekleştirilen derin operasyonun İzmir dalgasının planının, polisler ve savcıların adliyedeki sır toplantısında yapıldığı ortaya çıktı. Toplantı operasyondan bir hafta önce İzmir Adliyesi’nde mesai bitimine yakın bir zamanda gerçekleştirildi. Toplantıya soruşturmayı yürüten iki savcı ile görevlerinden alınan Emniyet Müdür Yardımcısı Mehmet Ali Şevik, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Taner Aydın ve Narkotik Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürü Behzat Tuzcu’nun katıldığı öğrenildi.

İHBAR ÜÇ YIL ÖNCE YAPILMIŞ

İzmir Emniyet Müdürlüğü bünyesindeki Organize Suçlarla Mücadele, Narkotik Suçlarla Mücadele, Mali Suçlarla Mücadele ve Siber Suçlarla Mücadele şubelerinden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Mehmet Ali Şevik, 3 yıl önce bir ihbarla başlayan ve o günden bu yana hiçbir işlem yapılmayan dosyadaki bel geleri savcılara verdi.

TOPLANTI POLİS ŞEFİNDEN GİZLENDİ

Toplantıda operasyonun başlangıç tarihinde karar kılındı. Operasyon için belirlenen tarih ise AK Parti’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım’ın seçim startı verdiği 7 Ocak olarak kararlaştırıldı. Toplantının en dikkat çeken yanı ise bir süre önce Foça İlçe Emniyet Müdürlüğü’nden tayin edilen ve şubede her işlemden bilgisi olması gereken Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Bahadır İçmeyiz’in davet edilmemesiydi! Yani operasyon müdürden gizlendi. KOM şubesindeki rütbeli 7 polis de toplantıda yer almadı. Gizemli toplantıdan sadece görevinden alınan İzmir eski Emniyet Müdürü Ali Bilkay’ın haberi olduğu öne sürüldü.

GAZETECİLERE: FLASH BELLEKLE GEL

Toplantıda alındığı iddia edilen kararlardan biri de soruşturma kapsamında gözaltına alınanların fotoğraflarının ve belgelerinin ertesi sabah bazı basın organlarına sızdırılması oldu. İddiaya göre İzmir Emniyet Müdürlüğü bünyesindeki Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’nin Yeşilyurt Semti’ndeki binasına çağrılan gazetecilerden bellekle gelmeleri istendi. Fotoğraf ve bilgi notları flash belleklere yüklenerek gazetecilere iade edildi. (Akşam)

CEMAAT & AKP SAVAŞLARI : WikiLeaks belgelerine göre cemaatin “Emniyet imamı” terörist !

Emniyet’in içindeki paralel yapılanmanın imamı olan Osman Hilmi Özdil’in ismi, WikiLeaks tarafından yayınlanan ABD Dışişleri Bakanlığı’na ait gizli belgelerde “terörizm şüphelisi olarak” geçiyor.

USA Sabah’ta yer alan habere göre, 13 Ocak 2010 tarihli ABD Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen "Türkiye Vizeleri Ocak Önerileri" adlı belgede Osman Hilmi Özdil’in "İslami Cihat Birliği" adlı bir terörist gruba üye olduğu belirtiliyor.

Büyükelçilikte misyon şefi yardımcılığı yapan Doug Siliman imzalı belgede, 11 Aralık 2011’de 10 yıllığına iş ve gezi için ziyaretçi vizesi alan Osman Hilmi Özdil hakkında Türk Polis Teşkilatı’ndan alınan bilgilere yer veriliyor.

"ÖZDİL TERÖRİST LİSTESİNE ALINSIN"

Belgede konuyla ilgili bölümde şöyle deniyor:

"Ankara’daki ABD Hava Kuvvetleri Özel Soruşturmalar Ofisi aşağıdaki bilgiyi ulaştırdı: 19 Haziran 2009’da Türk Polis Teşkilatı’ndan terörizmle ilgili yetkili aşağıdaki yer alan beş ismin "İslami Cihat Birliği" adlı bir terörist örgütün üyesi olduklarını onayladı. Beş ismin de tamamına geçmişte ABD vizesi verildi. Türk Polisi aşağıdaki bu isimleri bize verdikten sonra neden ABD’ye seyahat ettiklerine dair bilgi talebinde bulundu. Türk polis yetkilisi söz konusu bilgiye doğrudan ulaşma kapasitesi bulunan bir görevli. Kaynağın ABD hükümetinde son 4 yıldır güvenilir bir konumu bulunuyor. Bu isimlerin tamamının ABD terörizm izleme listesine koyulmalarını tavsiye ederiz. Bunun yanında ABD’nın yerel ve yabancı havayolları için hazırladığı uçuş yasağı bulunanlar listesine alınmalarını tavsiye ederiz. "

Osman Hilmi Özdil’in diğer dört kişiyle birlikte yer aldığı listede doğum tarihinden, TC No’suna, Pasaport numarasına kadar her türlü detay yer alıyor. Vizenin normal süresi dolmadan 9 Mayıs 2007’de iptal edildiği görülüyor.

ÖZDİL’İN VİZESİ NEDEN İPTAL EDİLMİŞTİ?

Cemaatle ilgili yazdığı kitabın ardından sol örgüt mensubu olma suçlamasıyla cezaevine konulan Hanefi Avcı’nın "Haliç’te Yaşayan Simonlar" adlı kitabında Osman Hilmi Özdil’in Fethullah Gülen’I ziyaret etme amaçlı ABD’ye uçtuğu ve bu sırada FBI aramasına maruz kaldığı da belirtiliyordu. Avcı’ya göre bu olay sonrasında Özdil’in vizesi iptal edilmişti.

Kitabın o bölümü ise şöyle: "MİT Müsteşarlığı ve askeri istihbarat birimleri Ömer Beyi gerçek adı (Osman Hilmi Ozdil) ile bilmekte ve takip etmektedir.

2007 yılında Omer Bey ve Yenimahalle ile ilgilenen Sinan Beyin (Murat Bey) ABD’ye giriş ve çıkışlarında FBI tarafından önce sorgulanmaları sırasında üst ve bagaj aramaları yapılmış/ bu şüpheli duruma rağmen Ömer Beyin seyahat programını değiştirmeyerek ABD’de bulunan emniyetçi arkadaşlar tarafından havaalanında karşılanmış ve onlarla görüşmüş daha sonra yine emniyetçi arkadaşların kullandığı araç ile HE’nin (Fethullah Gülen) bulunduğu kamp yerine oturulmuş ve fiziki ve teknik takip ile bu süreç bütün teferruatıyla FBI tarafından kayıt altına alınmıştır.

DEVLETİN GİZLİ BİLGİLERİ FBI TARAFINDAN ELE GEÇİRİLDİ

ABD’den çıkış esnasında da tekrar sorgulanmış, bilgisayarı dâhil üzerinde ve bagajında bulunan bütün bilgi ve belge niteliğindeki eşyanın kopyası alınmış, FBI sorgusunda ABD’de daha önceden defalarca ziyaret ettiği Emniyet Müdürü S. T. isimli kişiyi ziyaret maksadıyla bulunduğunu ifade etmiş, ifadelerinin birer sureti ile kendisinden alınan bilgi ve belgelerin birer kopyası Emniyet Genel Müdürlüğüne

İntikal ettirilmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğüne intikal ettirilen bilgi ve belgeler arasında bazı üst düzey emniyet yetkililerinin ve eşlerinin bilgileri de tespit edilmiştir.

Yapılan tüm çalışmalara rağmen FBI tarafından kopyalanan Ömer Beyin bilgisayarında bulunan bilgilerin içeriği hakkında ne FBI yetkililerinden ne de Ömer Beyden tatminkar bir cevap alınamamıştır. Büyüğümüzün talimatı üzerine ilgili Daire Başkanı R. G. Ömer Beyle görüşmüş ve kendisinden ABD de yaşanan olayla ilgili bilgi talep etmiştir. Ancak Ömer Bey böyle bir olayın vuku bulmadığını, kendisinin sadece pasaportuna bakılarak uçağa bindiğini ifade ederek, hilaf-ı vaki beyanda bulunmuştur. Bilahare önüne bilgi ve belgeler konulduğunda kabullenmek zorunda kalmıştır. Ancak bu esnada bile bilgisayarında bulunan bilgilerle ilgili malumat vermek istememiştir.

Bu süreçte Ömer Beyin ABD vizesi ABD hükümeti tarafından iptal edilmiştir.

Omer Bey ABD vizesini geri alabilmek için İstihbarat Dairesi Başkanlığı’ndaki arkadaşları riske atarak kendisinin Polis Sandığının sahibi olduğu Ankara Sigortanın temsilcisi olduğunu, Emniyet Genel Müdürlüğünün araçlarının kendisi tarafından sigortalandığını ifade ettirmiş, ancak bu durum FBI yetkilisinde daha büyük bir şüphe uyandırmış ve Ömer Beye vize verilmesi talebi reddedilmiştir." (Takvim)

YOLSUZLUK DOSYASI /// YANDAŞ MEDYA KÖŞEYE SIKIŞTIRDI /// Zekeriya Öz’ün ödemesinin mail trafiği ///

Savcı Öz "Tatilin faturasını ben ödedim" dedi. Ancak ödemenin İdris Demirhan’a ait 3993 rakamıyla biten kredi kartıyla yapıldığı belgelendi

Savcı Zekeriya Öz, Dubai tatilini, 15 yıllık dostu olduğunu söylediği Halil İbrahim Demirhan’ın ayarladığını açıklamış ancak, "Kendi masraflarımı ben karşıladım. Seyahat için 4 bin 250 dolar ödedim" demişti. Ancak Sabah’ın ulaştığı son belgeler, günlerdir devam eden bütün tartışmaları bitirdi. Sabah, Zekeriya Öz’ün Ali Ağaoğlu’nun parasıyla tatil yaptığını ispatladığı ilk haberinde, Jumeirah Zabeel Saray otelinin, Zekeriya Öz adına 21 Ekim’de kestiği 2 bin 742 dolarlık faturasını yayımlamıştı. Fatura, 17-22 Ekim arasında otelde yenen yemek, mini bar ve alkolsüz içecek gibi harcamaları gösteriyordu. Haberin yayımlanmasının ardından Zekeriya Öz, "Faturayı ben ödedim" demişti. Ancak Sabah, 2 bin 742 dolarlık faturanın, Ağaoğlu’nun Dubai temsilcisi Halil İbrahim Demirhan’ın kardeşi İdris Demirhan’ın kredi kartıyla ödendiğini, kesin olarak ispatladı. 2 bin 742 dolarlık bedelin, Citibank’a ait son 4 rakamı 3993 olan master card’dan, 21 Ekim 2013’te ödendiği görüldü. İdris Demirhan’ın kredi kartı ekstresindeki rakamlar, gezi boyunca yapılan ve birçoğu Sabah’ta günlerdir yayınlanan belgelerle bire bir örtüşüyor.

İşte ödemenin mail trafiği

Dubai’de Zekeriya Öz ve ailesini 6 gün boyunca ağırlayan İdris Demirhan’ın, yaptığı ekstra masrafları, İstanbul’daki Ağaoğlu şirketinden istediğine dair mail trafiği de gözler önüne serildi. Demirhan, bir belgede, "Meltem Hanım, Zekeriya Öz için yapılmış harcamalar ektedir ve aşağıdaki gibidir. Bu harcamalar benim kredi kartımdan yapıldı. Aşağıdaki hesaba ödeyebilirsiniz" diye yazdı.

18 Ekim’de grup halinde safari!

Zekeriya Öz, "Ekimin 21’indeki çöl safarisine katılmadım, çünkü ben o gün İstanbul’a döndüm" demişti. Ancak, 21 Ekim tarihli faturaya göre, çöl safarisi 18 Ekim’de gerçekleşti. Safariye 9 kişilik seyahat grubunun tamamının katıldığı görüldü. Safari tutarının 810 dolar, bot turundaki akşam yemeğinin de 660 dolar olduğu, paranın yine İdris Demirhan tarafından ödendiği anlaşıldı.

‘Şov yapanla hukuku işleten ayrılmalı’

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcı Vekili Zekeriya Öz’ün, "Başbakan Erdoğan’ın kendisine operasyonu durdurması ve özür dilemesi için iki üst düzey yargı mensubunu gönderdiği" iddiasına tepki gösterdi. Savcıların görevlerini anayasa ve hukuk çerçevesinde sürdürmesi gerektiğini belirten Bozdağ, "Ama her gün basının huzurunda, gazete manşetlerinde, TV’lerde şov gibi vazife yaparlarsa, o zaman kendilerine olan saygının, hukuka güvenin, adalete inancın zayıflamasına yol açarlar. Artık Türkiye’de, şov yapanlarla, hukuku işletenlerin ayrılması lazım." dedi.

Savcı Zekeriya Öz’ün "Ben 21 Ekim’de safariye katılmadım sözleri" doğru çıktı! Çünkü söz konusu çöl gezisinin 9 kişilik ekiple 18 Ekim’de yapılmış. Safarinin faturası, tarihi ve maliyeti kanıtlıyor. Öz’ün belirttiği 21 Ekim, faturanın düzenlenme tarihi.

CEMAAT & AKP SAVAŞLARI : Zekeriya Öz’ün tatilinde ikinci skandal

Savcı Zekeriya Öz’e yakın iki kişiyle, 17 Aralık’ta gözaltına alınıp bırakılan işadamı, Ağaoğlu’nun ofisine giderek Dubai tatilinin masrafları için makbuz istedi. Ağaoğlu, "Ben ödedim" diyerek reddetti

17 Aralık siyaseti itibarsızlaştırma operasyonunun mimarı Başsavcı Vekili Zekeriya Öz’ün Dubai’de ünlü müteahhit Ali Ağaoğlu’nun parasıyla 5 yıldızlı otelde tatil yapmasıyla ilgili yeni bir skandal daha patladı. Sabah’ın haberinden sonra, "Belge göstereceğim" diyen ancak hiçbir belge ortaya koyamayan Zekeriya Öz’ün, kendisini temize çıkarmak için her yolu denediği ortaya çıktı. Öz’ün, iki arkadaşını, Dubai’deki beleş tatilin masraflarını kendi cebinden ödemiş gibi göstermek için makbuz almak üzere, işadamı Ali Ağaoğlu’na gönderdiği anlaşıldı. 9 kişilik ekiple 78 bin TL’lik harcama yapılan tatil için ekim ayına ait 4 bin 250 dolarlık makbuz isteyen fatura timine, işadamı Ağaoğlu, "Tatilin parasını ben ödedim, niye makbuz vereyim" diyerek kapıyı gösterdi. Başsavcı Vekili Zekeriya Öz adına ilk ziyaret, 7 Ocak Salı günü, Ağaoğlu’nun Dubai temsilcisi ve Uluslararası Satış Koordinatörü Halil İbrahim Demirhan’ın avukat kardeşi Ali Demirhan’ın ofisine yapıldı. Zekeriya Öz adına geldiğini söyleyen kişiler, Dubai seyahatinin yapıldığı 17-22 Ekim 2013 tarihini takip eden günlerden birine ait, 4 bin 250 dolarlık ‘elden ödeme makbuzu’ talep etti. Aynı zamanda Ali Ağaoğlu’nun avukatı olan Ali Demirhan, "Konuyla Ali Bey ilgileniyor" diyerek, talebi geri çevirdi.

SONRA AĞAOĞLU’NA GİTTİLER

Fatura timi ikinci ziyaretini, aynı gün saat 13.07’de, Ali Ağaoğlu’nun, Ataşehir’deki Akdeniz İnşaat şirketine (Dubai gezisinin faturasını ödeyen şirket) yaptı. Yorum İnşaat’ın sahibi Osman Ağca ile Avukat Tayfun Aktaş ve Yeditepe İnşaat’ın sahibi Aytaç Ocaklı, 34 BB 019 plakalı otomobille geldikleri şirkette, doğruca yönetim katına çıktılar. Zekeriya Öz’ün yakın arkadaşları olduğu öğrenilen ziyaretçiler, görevliler tarafından, Ali Ağaoğlu’nun ofisine alındılar. Avukat Tayfun Aktaş ile müteahhitler Osman Ağca ve Aytaç Ocaklı, Ali Ağaoğlu’na, "Zekeriya Bey Dubai gezisi yüzünden zor durumda kaldı. Parayı size elden ödemiş olsun.

Siz ona, seyahatin bitiminden sonrasına ilişkin bir makbuz verin. Bu sizin için iyi olur" dediler. Ancak Ağaoğlu, buna şiddetle karşı çıktı, "Hem seyahatin parasını ben ödeyeceğim, hem de şimdi size fatura mı vereceğim" diyerek, talebi geri çevirdi. Hararetli tartışmaların yaşandığı görüşme, tam olarak, 1 saat 11 dakika sürdü. Odadan ilk ayrılan, saat 14.18’de Ali Ağaoğlu oldu. Ağaoğlu’nun, Zekeriya Öz’ün adamlarından ayrılıp hızla uzaklaştığı, güvenlik kamerasına yansıdı. Ağaoğlu’ndan istediklerini alamayan fatura timi, Ataşehir’deki ofisten ayrılarak, Zekeriya Öz’ün bulunduğu Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne gitti. Timin burada, bir savcıyla görüşme yaptığı öğrenildi. Müteahhit Osman Ağca’nın, Zekeriya Öz’ün yürüttüğü 17 Aralık’taki operasyonda, Ali Ağaoğlu, Reza Zarraf ve bakan çocuklarıyla birlikte gözaltına alınıp serbest bırakılan işadamlarından biri olması dikkat çekti. Bu arada, paralel yapının yönlendirme haberleriyle tanınan ünlü bir gazetecinin de Ağaoğlu’nun avukatı Ali Demirhan’ı arayıp, makbuz vermesi için tehdit ettiği ileri sürüldü.

BİR SAAT 11 DAKİKALIK GÖRÜŞME

1-Zekeriya Öz’ün fatura timi 7 Ocak’ta 13.39’da Akdeniz İnşaat Şirketi’nin de içinde bulunduğu Ağaoğlu’nun Ataşehir’deki merkez binasına geldi.

2- Fatura Timi, Ali Ağaoğlu’nun odasının bulunduğu Yönetim Kurulu Başkanlık Katı’na çıktı.

3- Osman Ağca, Aytaç Ocaklı ve Tayfun Aktaş 1 saat 11 dakikalık görüşmenin ardından odadan çıktı. Ali Ağaoğlu’nun da görüşmeden sinirli ayrıldığı görüldü.

‘Şov yapanla hukuku işleten ayrılmalı’

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcı Vekili Zekeriya Öz’ün, "Başbakan Erdoğan’ın kendisine operasyonu durdurması ve özür dilemesi için iki üst düzey yargı mensubunu gönderdiği" iddiasına tepki gösterdi. Savcıların görevlerini anayasa ve hukuk çerçevesinde sürdürmesi gerektiğini belirten Bozdağ, "Ama her gün basının huzurunda, gazete manşetlerinde, TV’lerde şov gibi vazife yaparlarsa, o zaman kendilerine olan saygının, hukuka güvenin, adalete inancın zayıflamasına yol açarlar. Artık Türkiye’de, şov yapanlarla, hukuku işletenlerin ayrılması lazım." dedi.

Öz’e çifte yalanlama

Bakırköy Başsavcı Vekilliği’ne atanan Zekeriya Öz’ün, soruşturmaları kapatması için yüksek yargı kökenli iki isim tarafından baskı yapıldığı iddialarına muhataplarından net yanıt geldi. Başsavcı Vekili Öz, açıklamasında isim vermemişti. Ancak bu isimlerin Kamu Başdenetçisi Nihat Ömeroğlu ve Yargıtay 13’üncü Ceza Dairesi Başkanı İsmail Rüştü Cirit olduğu iddiaları kamuoyuna yansıdı. Ömeroğlu ve Cirit dün ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarla Öz’ü yalanladı. Ömeroğlu açıklamasında "Öz, benim Bursa Adliyesi’nden tanıdığım stajyerdir. 28 Aralık’ta yılbaşı için Bursa’daydım. İddia ettiği hususlar bir araya geldiğimizde hiçbir zaman konuşulmadı." dedi. Cirit’ten de şu açıklama geldi: "28 Aralık’ta ailemle Bursa’da konakladığımız otelde yemekte Öz ile bir araya geldik. Ancak, Başbakan tarafından görevlendirilmem, tehdit etmem, ‘soruşturmayı kapatın’ demem söz konusu değildir."

‘Açıklama izni vermedik’

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Bakırköy Başsavcı Vekili Zekeriya Öz’ün açıklama yapma talebine izin verilmediğini bildirdi. HSYK’nın açıklamasında, "Zekeriya Öz’ün açıklama yapma talebine izin verilmedi. Basına açıklama yapma yetkisi Başsavcıdadır. Öz’e cevap hakkı kullanmasının izne tabi olmadığı söylendi. Öz hakkında suç duyurusu yapılırsa konuya HSYK 3. Dairesi bakacak" denildi. Öz, yaptığı açıklama öncesi, açıklamayı HSYK’dan izin alarak yaptığını duyurmuştu. Bu arada, HSYK’nın bu açıklamasının da Öz’e zaman kazandırmayı amaçladığı ileri sürüldü.

SABAH

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: