EKONOMİ DOSYASI : Hesabın et(t)iğine bak !

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu ile başlayan süreçte ekonomik kayıplar gün geçtikçe öne çıkmaya başladı. Havada uçuşan o kadar rakam var ki…

Hisseleri borsada işlem gören bir kamu bankasından Borsa İstanbul’daki toplam kayba, oradan dolardaki dalgalanma ve bir katılım bankasının yaptığı iddia edilen ‘döviz vurgunu’na… Hepsi de milyar dolar mertebesinde.

‘Borsa’, ‘zarar’ deyince hemen bütün yorumlar Halkbank’ın mağduriyeti üzerine yoğunlaşıyor. Ancak soruşturma dosyasında Halkbank’ın adının geçmediğini hem bankanın kendisi hem de Başbakan Yardımcısı Ali Babacan açıkladı. Diğer yandan evet, Halkbank milli bir değer ama borsada işlem gören hisselerinin (yüzde 48,9) yüzde 70’i yabancı yatırımcı elinde. Bu hissenin değer kaybından asıl zararı onlar çekmiş olmuyor mu? Kamu elindeki hisselerin durumu farklı. Banka özelleştirilecek olsa hisselerdeki değer düşüşü satılacağı fiyatı belki etkileyebilirdi. Ama hükümet cephesinden gelen açıklamalardan Halkbank’a ayrı bir önem verildiği ve bankanın önümüzdeki dönem bu sayede parlayacağı aşikar. Buna rağmen 17 Aralık’ta yapılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun konuşulduğu her programda, her platformda bankanın adının zikredilmesinin amacı ne olabilir? Bu sürekli gündemde tutmanın zararını en çok kim çeker, çekiyor? Bunu bir düşünmek lazım.

Sorular uzatılabilir ama bir başka garabet daha var. O da şu: Operasyonun ilişkilendirilmek istendiği Hizmet Hareketi üzerinden Bank Asya da hedefe konmuş durumda. Öyle iddialar ortaya atılıyor ki… Operasyondan önceden haberi olduğu için döviz pozisyonu almış, bir kenara o kadar döviz yığmış ki, bu sayede tam 2 milyar dolarlık vurgun yapmış. Bank Asya’yı tebrik etmek lazım! Çünkü 23 milyar lira (yaklaşık 11 milyar dolar) aktif büyüklüğü ile bir şekilde 35 milyar dolarlık döviz almayı başarmış. 2 milyar dolarlık kazancı ancak böyle bir hesap açıklıyor. İnsanın, “Bunu söyleyen ya rakam bilmiyor ya hesap-kitaptan haberi yok.” diyesi geliyor ama iddia sahibi; devletin bütçesine hâkim, milyar lirayı, milyar doları iyi bilen devletin eski en üst düzey bürokratı. Ama yanlış hesabın Bağdat’tan dönme gibi bir huyu var.

Bu zarar kimin?

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, katıldığı bir televizyon programında açıkladı; 17 Aralık-27 Aralık arasında halka açık şirketlerin toplam değer kaybı 49 milyar dolar. Ancak pazartesi günü borsaya 15 milyar dolarlık giriş olmuş ve 15 günlük kaybın üçte biri tek günde telafi edilmiş. Döviz piyasasında ise 764 milyon dolar çıkış olurken, bunun 110 milyon dolarlık kısmı pazartesi geri gelmiş.

Peki, bütün bu kayıpları sadece yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna bağlamak doğru olur mu? Malum; hisse senetleri, altın ve doların işlem gördüğü piyasalar uzun bir süredir Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) tahvil karşılığı piyasaya verdiği 85 milyar doları ne zaman azaltmaya başlayacağı beklentisi çerçevesinde serbest salınıyordu. Bu durum ekteki grafikte rahatça görülebilir. Borsa İstanbul’un mayıs ayından bu yana çizdiği grafik, bir miktar düşüş ve toparlanma gayreti şeklinde özetlenebilir. Burada hemen FED’in tahvil alımını 75 milyar dolara düşürdüğü haberinin Türkiye saati ile 18 Aralık gecesi saat 21.00 civarında geldiğini ekleyelim. Borsa İstanbul’daki düşüşte bu gelişmenin etkisi de göz ardı edilmemeli.

Benim kaybım, senin kaybın, hepimizin kaybı

Borsa İstanbul’da 416 şirketin hissesi işlem görüyor. Dolayısıyla piyasalardaki dalgalanmadan bu hisselerin hepsinin etkilenmesi mümkün. Ama Halk Bankası ile Bank Asya öne çıktığı için ikisinin hisselerine bir bakalım. Bank Asya’nın yüzde 53,47’si halka açık. 16 Aralık günü Halk Bankası’nın hisseleri 15,60 TL’den işlem görürken Bank Asya’nınkiler 2 lirada imiş. 2 Ocak itibarıyla Halk Bankası’nın hisseleri 3,80 lira kayıpla 11,80 TL’ye gerilerken, Bank Asya’nın hisseleri de 0,62 lira kayıpla 1,38 TL’ye inmiş. Oran olarak bakıldığında Halk Bankası’nın hisse kaybı yüzde 24,3’te kalırken, Bank Asya’nın kaybı yüzde 31. Kimin daha zararlı çıktığı ortada.

Eğitim, enflasyon ikincisi

Tüketici fiyatları (enflasyon) geçen sene yüzde 7,4 artış gösterdi. Yıllık en yüksek artış yüzde 10,52 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda gerçekleşti. Onu sırasıyla eğitim (yüzde 10,05), lokanta ve oteller (yüzde 9,86), ulaştırma (yüzde 9,77), gıda ve alkolsüz içecekler (yüzde 9,67) takip etti. Üretici fiyatlarındaki yıllık artış da yüzde 6,97 oldu. En yüksek artış yüzde 7,58 ile tarımda görülürken, bu oran sanayide yüzde 6,85 olarak kayıtlara geçti. Enflasyon oranları, geçtiğimiz on yıllara nazaran bir hayli geriledi ve hâlâ tek haneli rakamlarda. Ama açıklanan hedefi tutturmak için ekonomi aktörlerinin birkaç fırın daha ekmek yemesi gerekiyor herhalde…

Konutta ‘metrekarelik’ artış

Merkez Bankası, 2013 yılı Ekim ayına ilişkin Konut Fiyat Endeksleri’ni paylaştı. 2013 yılı Ekim ayında bir önceki aya göre İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 1,82, yüzde 0,70 ve yüzde 0,74 oranlarında artış görüldü. Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 18,28, yüzde 10,41 ve yüzde 11,86 oranlarında artarken, metrekare fiyatı; İstanbul’da 2.080,07 TL, Ankara’da 1.168,18 TL, İzmir’de de 1.420,32 TL olarak gerçekleşti.

· İstatistik Kurumu’nun verilerine göre Temmuz-Aralık 2013 dönemi enflasyonu yüzde 3,27 olarak gerçekleşti. Bu veriden hareketle yapılan hesaplamaya göre kamu çalışanlarına 120 lira civarında enflasyon farkı verilecek.

· Türkiye’nin 2013 yılındaki ihracat rakamı 151,7 milyar dolar olarak açıklandı. Söz konusu rakam, Türkiye İstatistik Kurumu’nun 11 aylık rakamı ile Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin Aralık ayına ait verisinin toplanması ile bulundu.

· 2014 yılında geçerli olacak asgari ücret açıklandı. İlk altı ay yüzde 5 artışla net 846 TL, ikinci altı ay için yüzde 6’lık artışla net 891 TL. Asgari ücrette 16 yaş sınırı da kalktı. Asgari geçim indiriminde 3 çocuğu olanlardan vergi alınmayacak.

· 2012’de sosyal koruma için 188 milyar 4 milyon lira harcandı. Bu harcamanın yüzde 98,3’ü (184,8 milyar TL) sosyal yardımlara gitti. Sosyal yardımlarda ise en büyük harcama 99,1 milyar TL ile yaşlılara/emeklilere yapılan harcama oldu.

· İstatistik Kurumu, istihdamın işverene maliyetini belirlemek için 4 yılda bir yaptığı ‘İşgücü Maliyeti Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. Buna göre 2008’de bin 833 TL olan aylık ortalama işgücü maliyeti, 2012’de 2 bin 680 TL’ye çıktı.

Etiketlendi:

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: