Günlük arşivler: Ocak 7, 2014

TERÖR : Uludere olayının iç yüzü ortaya çıktı

Genelkurmay Askeri Başsavcılığı, 28 Aralık 2011’de Şırnak‘ın Uludere ilçesi güneyindeki Kuzey Irak topraklarında gerçekleştirilen hava operasyonu sonucu 34 Türk vatandaşının ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili soruşturmayı tamamlayarak, bölgeden sorumlu 5 birlik komutanı hakkında "takipsizlik" kararı verdi. Kararda, köylülerin ölümüne neden olan hava harekatına ilişkin onayın, TBMM ve Bakanlar Kurulu kararı uyarınca TSK‘ya verilen sınır ötesine operasyon yetkisi çerçevesinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar ve dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler tarafından verildiği anlatıldı.

Kararda, Özel, Akar ve Güler hakkında herhangi bir soruşturma yapılıp yapılmadığına ilişkin bir bilgi ise yer almadı. Operasyonun, sadece araç, insan, hayvan tespiti yapabilen terörist, kaçakçı, çoban gibi bir değerlendirme yapamayan İHA’dan alınan görüntüler ve bölgede mevcut terörist faaliyetlerle ilgili istihbarat bilgilerinin değerlendirilmesi sonucu yapıldığı kaydedilen kararda, bu kararın alınmasında Hantepe, Gediktepe, Dağlıca, Aktütün saldırılarından elde edilen tecrübelerin birlikte değerlendirilerek, grup hakkında en kısa zamanda bir karar alınıp uygulanmasının zorunlu olduğu ve bölgeden sorumlu birlik komutanlarının ve sıralı üst komutanlıkların olay anında durumu netleştirebilecek tüm imkanları kullandıkları kaydedildi.

Kararda, "TBMM ve Bakanlar Kurulu kararları kapsamında görev icra eden TSK personelinin görev gereklerini yerine getirirken İHA ile takip edilen ve sonradan kaçakçı olduğu anlaşılan grubu ‘BTÖ mensupları’ olarak değerlendirme yaparken kaçınılamayacak bir hataya düştükleri sonucuna ulaşılmıştır" denildi.

Genelkurmay Askeri Savcılığı, Şırnak’ın Uludere ilçesinin güneyinde Irak topraklarında 28 Aralık 2011’de 34 Türk vatandaşının ölümüyle sonuçlanan hava harekatına ilişkin soruşturmayı tamamlayarak, şüpheliler Jandarma Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral İlhan Bölük, Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Yıldırım Güvenç, 2. Ordu İstihbarat Başkanı Albay Aygün Eker, 2. Ordu Harekat Kurmay Başkanı Tuğgeneral Halil Erkek ve 2. İstihbarat Analiz ve Değerlendirme Daire Başkanı Tuğgeneral Ali Rıza Kuğu hakkında "kovuşturmaya yer olmadığına" karar verdi. Kararda, 28 Aralık 2011’de meydana gelen olayla ilgili ihmal iddiaları hakkında Diyarbakır 2. Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı, 2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturmalar yürütüldüğü, askeri ve sivil savcılıklar tarafından yetkisizlik kararı verilmesi üzerine soruşturmaya Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından bakıldığı belirtildi.

Grup terörist topçu atışı için izin verin

Kararda, 28 Aralık 2011 günü yaşanan olayın kronolojik sıralaması yer verildi. Kararda, 2. Ordu Komutanlığı’nca Tatvan sınır hattında görev yapan Gözcü İnsansız Hava Aracı‘nın (İHA) görevinin bitmesinden sonra 2. Ordu Komutanlığı İstihbarat Başkanı Albay Aygün Eker tarafından Düğün Dağı Bölgesinden Çukurca Bölgesine kadar sınır hattında keşif faaliyetinde bulunulması emrinin verildiği belirtildi. İHA’nın sınırın 6-7 km güneyinde 3 adet motorlu araç olduğu değerlendirilen ısı kaynağı tespit ettiği, ısı kaynaklarının bir süre sonra kuzeye intikal ettiği ve ısı kaynaklarının sayılarının 7’ye ulaşmasından sonra 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı ile 2. Ordu Komutanlığı karargahı arasında telefon görüşmesi başladığı belirtilen kararda, tümen komutanlığınca topçu atışı yapılacağının bildirilmesi üzerine 2. Ordu Komutanlığı tarafından İHA ve diğer unsurlarla koordine yapılmadan atış yapılmamasının emredildiği kaydedildi. 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral İlhan Bölük’ün görüntülerin terörist olarak değerlendirilerek bölgeye topçu atışı yapmak isteğini 2. Ordu Harekat Kurmay Başkanı Tuğgeneral Halil Erkek’e ilettiği ifade edilen kararda, bu görüşmede Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgenerel Yıldırım Güvenç’in de görüntüleri terörist olarak değerlendirdiği bilgisini verdiği kaydedi.

Topçu atış talebi Genelkurmay karargahında

Kararda, saat 18.00 sıralarında Albay Eker’in, 2. Ordu Komutanı Orgeneral Servet Yörük‘ün makamına giderek, son dönemde bölgede Fehman Hüseyin ile bazı terör örgütü mensuplarının telsiz kestirmelerinin yapıldığı, istihbari bilgilere göre 21-30 Aralık 2011 arasında terörist saldırı beklendiğine dair bilgiler verdiği, bunun üzerine durumun ivediliğinden dolayı 2. Ordu Topçu Başkanı Albay Sebahattin Türker tarafından yurt dışına topçu atışına izin verilmesi için Kara Kuvvetleri Komutanlığına telefon edildiği kaydedildi. Topçu atış talebinin Genelkurmay Başkanlığı Harekat Merkezi’ne iletildiği, bu arada İHA’dan bölgeye doğu ve kuzey istikametinden yük hayvanı ve insanlardan oluşan 20’den fazla ısı kaynağının geldiği belirtilen kararda, topçu atış talebinin gerekli formlar doldurulup imzalandıktan sonra 2. İstihbarat Analiz ve Değerlendirme Daire Başkanı Tuğgeneral Ali Rıza Kuğu’ya iletildiği belirtildi.

Hava harekatını Güler istemiş

Kararda, saat 18.51’de dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in de Genelkurmay Görüntü İzleme Merkezi’ne (GİM) geldiği, mevcut istihbari bilgiler kapsamında görüntülerin teröristlere ait olduğu hususundaki değerlendirmeye iştirak ettiği, ancak bölgenin coğrafi durumu, müdahalenin gece şartlarında yapılacağı, terörist grubun 3 ayrı grup halinde hareket etmesi nedeniyle topçu atışının yeterli olmayacağı ve zaiyat verilmeden terörist unsurların etkisiz hale getirilmesi düşüncesiyle topçu atışı yerine hava harekatının daha uygun olacağına karar verildiği belirtildi.

2. Başkan Genelkurmay’a gitti, topçu atışına izin çıktı

Güler, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar’ın makamına giderken, aynı saatte Genelkurmay Harekat Başkanlığınca yurt dışına topçu atış talebinin kabul edildiğinin Kara Kuvvetleri Komutanlığına telefonla bildirildiği kaydedilen kararda, topçu atış talebi KKK’ya bildirildikten sonra Akar’ın hava harekatı yapılacaksa topçu atışının bekletilmesinin uygun olacağına karar verdiği ifade edildi. Akar’ın, topçu atışının bekletilmesi talebi, KKK’ya telefonla topçu atışı kabul edildiği bildirildikten sonra geldi.

Hava harekatına izin Genelkurmay Başkanı’ndan

Kararda, Akar’ın, hava harekatı talebini Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı nedeniyle karargahta bulunmayan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’e telefonla ilettiği kaydedildi. Özel’in, tespitle ilgili bilgilerin işlendiği haritanın Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi içinde bulunan konutundaki çalışma ofisine gönderilmesini istediği belirtilen kararda, Özel’in saat 20.00 civarında hava harekatının yapılmasına onay verdiği ifade edildi.

10 top atışı yapıldı

Kararda, Akar’ın, hava harekatı yapılacaksa topçu atışının bekletilmesi talebinden önce topçu atışı izni çıktığı için saat 19.34’den 20.21’e kadar bölgeye çok sayıda aydınlatma mühimmatı ile birlikte 10 top atışı yapıldığı kaydedildi.

4 hava saldırısı neticede 34 kişi öldü

Hava harekatı kapsamında ilk bombanın saat 21.39, ikinci bombanın 21.43’de, üçüncü bombanın 22.02’de, dördüncü bombanın da saat 22.24’te atıldığı kaydedilen kararda, "Neticede 34 kişinin öldüğü" ifadelerine yer verildi.

Maddi vaka: Kaçağa gideceklerini söyleselerdi

Ortasu Muhtar Vekili Ubeydullah Encü’nün cep telefonundan arayarak, kaçakçıların bombalanıp bombalanmadığını sorduğu Jandarma Başçavuş Vehbi Göçmen‘in, böyle bir şeyin olamayacağını, teröristlerin bombalandığının söylendiğini Encü’ye bildirdiği kaydedilen kararda, "Bu saate kadar köy halkından kimsenin köyden kaçakçılığa gidenler olduğunu askeri yetkililere iletmediği maddi vaka olarak tespit edilmiştir" denildi.

Meclis tezkereyi uzattı, Bakanlar Kurulu yetki verdi

"TSK’nın Irak’ın kuzeyinde terörle mücadale ederken hangi şartlarda silah kullanma yetkisine sahip olduğunun tespitine ihtiyaç duyulduğu belirtilen" kararda, bu kapsamda TSK’nın sınırötesine operasyon yetkisini 17 Ekim 2011’den itibaren bir yıl uzatan TBMM kararı bulunduğu, bu karar uyarınca TSK’nın Bakanlar Kurulu tarafından da yetkilendirildiği ifade edildi. Birleşmiş Milletler‘in terörizmle mücadale konusunda aldığı kararlara atıf yapılan kararda, TSK’nın BM kararları doğrultusunda kendisine verilen görev kapsamında Irak’ın kuzeyinde terörist olarak değerlendirdiği hedef ve tehditleri en etkin yöntemle bertaraf etme görev, yetki ve sorumluluğunun bulunduğu sonucuna varıldığı kaydedildi.

Aralık 2011 Yıldız Operasyonu

Kararda, olay tarihinden önce istihbarat bilgileri ve alınan duyumlar üzerine terör örgütü mensuplarının Uludere’yi muhtemel geçiş güzergahı olarak kullanıp yurtdışına çıkış yapacakları değerlendirilerek "Aralık 2011 Yıldız Operasyonu" isimli bir harekat planı hazırlandığı, operasyonun 28-29 Aralık 2011 tarihlerinde yapılacağı ve bu plana 28 Aralık 2011’de Şırnak Valiliği’nce "olur" verildiği ifade edildi. Kararda, hava harekatına ilişkin onayın, sadece araç, insan, hayvan tespiti yapabilen, terörist, kaçakçı, çoban gibi bir değerlendirme yapamayan İHA’lardan alınan görüntüler ve mevcut istihbari bilgilerin birlikte değerlendirilmesiyle verildiği belirtildi.

Baskınlar tecrübe oldu

Kararda, sınır hattına yakın köylerde oturanların ve Aralık 2011 Yıldız Operasyonu kapsamında operasyonda görevlendirilen ve akrabalarından bazıları takip edilen grupta bulunan korucuların güvenlik güçlerine veya kamu idarelerine kaçağa gidenler olduğuna dair bilgi iletmedikleri kaydedildi. Bölgede daha önce meydana gelen Hantepe, Gediktepe, Dağlıca, Aktütün saldırılarından elde edilen tecrübelerin birlikte değerlendirildiği ifade edilen kararda, grup hakkında en kısa zamanda bir karar alınıp uygulanmasının zorunlu olduğu ve bölgeden sorumlu birlik komutanlarının ve sıralı üst komutanlıkların olay anında durumu netleştirebilecek tüm imkanları kullandıkları kaydedildi.

Kaçınılamayacak hataya düştüler

Kararda, "TBMM ve Bakanlar Kurulu kararları kapsamında görev icra eden TSK personelinin görev gereklerini yerine getirirken İHA ile takip edilen ve sonradan kaçakçı olduğu anlaşılan grubu ‘BTÖ mensupları’ olarak değerlendirme yaparken yukarıda açıklanan sebeplerle kaçınılamayacak bir hataya düştükleri sonucuna ulaşılmıştır" denildi. Kararda, TCK’nın kanun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilemeyeceğini düzenleyen 24. maddesi ile "hata" başlığı altında ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin cezalandırılamayacağını öngören 30. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği belirtildi.
Özel, Akar ve Güler’i kim soruşturacak?

Kararda, hava harekatı emrini veren Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, hava harekatı yapılması talebini Özel’e sunan dönemin Genelkurmay 2. Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar ve Akar’a topçu atışından vazgeçip hava harekatı yapılması talebini ileten dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı, halen Genelkurmay 2. Başkanı olan Orgeneral Yaşar Güler hakkında soruşturma yapıldığı, soruşturma için izin talebinde bulunulduğu veya bu kişiler hakkında takipsizlik kararı verildiğine dair hiçbir bilginin yer almaması dikkati çekti.

Heron, Predator ve MİT‘de yok

Olay günü bölgede ABD insansız hava araçları (Predator) olabileceği, ancak saldıraya kaynak olan bilginin İsrail yapımı insansız hava araçlarından (Heron) geldiği ve bölgede teröristlerin bulunduğu şeklindeki istihbari bilginin de MİT’ten geldiği iddia edilmişti. Takipsizlik kararında, Uludere’de 34 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayın TSK’ya ait İHA görüntülerinden tespit edilmesiyle başladığı, ABD yapımı Predator ile İsrail yapımı Heron’lardan kaynaklı herhangi bir görüntüye yer verilmediği gibi istihbari açıdan MİT’in de adı geçmedi.

/// ERGENEKON’DA YENİDEN YARGILAMA KARARINA AKP’Lİ CEMAAT HAYRANI VEKİLLER KARŞI ÇIKIYOR /// BUYRUN ///

Darbe cezasız kalır, herkes aklını başına alsın

Ergenekon ve Balyoz davalarında yeniden yargılama tartışmalarına AK Partili vekiller de katıldı. Ayhan Sefer Üstün, süreçte ‘darbecilerin cezasız kalacağına’ dikkat çekerken, Şamil Tayyar, “Herkes aklını başına alsın.” uyarısında bulundu.

Meclis Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, Barolar Birliği’nin Ergenekon ve Balyoz davalarıyla ilgili önerisinin sıfırdan yargılama olacağını ve ‘örtülü af’ anlamına geleceğini söyledi. AK Partili vekil, “Demokrasiye kast eden darbe suçları cezasız kalabilir.” dedi.

Ergenekon ve Balyoz davalarının yeniden görülmesine yönelik adımlar, AK Parti’nin içinde kaygılara yol açtı. TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun ‘sıfırdan yargılama’ teklif ettiğini, af anlamına gelen böyle bir düzenlemenin ardından bütün sanıkların tahliye olacağını söyledi. Silivri’nin tamamen boşalacağını belirten Üstün, “Küçük, büyük herkes çıkar.” diyerek Veli Küçük’ün de tahliye olacağına işaret etti. Bir davanın sıfırdan başlamasının bütün delillerin yeniden toplanması ve 4-5 yıllık yeni bir yargılama süreci anlamına geleceğine dikkat çeken Üstün, davaların silbaştan görülmesi halinde demokrasiye, özgürlüklere kast eden darbe suçlarının cezasız kalabileceğini dile getirdi.

Ergenekon ve Balyoz davalarında yeniden yargılama tartışmaları AK Partili vekilleri de rahatsız etti. AK Parti Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu’nun ortaya attığı ‘sıfırdan yargılama’ fikrini eleştirdi. Bu teklifin kanunlarda var olan ‘yeniden yargılama’ yöntemini aşan bir öneri olduğunu kaydetti. Üstün, “Yeniden yargılama kanunlarda mevcut. Yeni bir delil ve şahit varsa her zaman ortaya konabilir. Feyzioğlu’nun önerdiği sıfırdan yargılamadır. Ağır olduğu iddia edilen dosyaların incelenmesi, savunma ve ifadeler sürecini de barındıran çok uzun süreçler içeren bir sistemden bahsediyor. Sayın Başbakan’ımızın bahsettiği yeniden yargılamayla, Feyzioğlu’nun bahsettiği yetkinin kaldırılması meselesi çok farklı durumlar.” dedi. TBB Başkanı Feyzioğlu’nun önerisinin verilmiş kararı tümden ortadan kaldırmak olduğunu kaydeden Üstün, ‘sıfırdan yargılama’ya yol açılması durumunda ciddi sorunlarla karşı karşıya kalınacağına işaret etti. Bir davanın sıfırdan başlamasının bütün delillerin yeniden toplanması ve 4-5 yıllık yeni bir yargılama süreci anlamına geleceğine dikkat çekti.

Şöyle konuştu: “Ben burada içerisinde ciddi insan hakları ve demokrasiye karşı tehlike içeren bir darbe suçunun da cezasız kalma ihtimalini içeren bir süreçle karşı karşıya olduğumuzu söylüyorum. Anayasa Mahkemesi’nin uzun tutukluluk süreçleri ile vermiş olduğu içtihadı da göz önüne aldığımızda, bu yargılama süreci sırasında yargılananların küçüğü, büyüğü tahliye olur. Burada tutuklu bir kişi kalmaz. Dolayısıyla Barolar Birliği Başkanı hemen tahliyeyi öneren veya içeren bir öneri sunuyor aslında. Yargılama usulleriyle bir affı öneriyor. Barolar Birliği Başkanı’nın önerisi kabul edilirse, bu direkt tahliyeleri getirir ve ardından Dev-Genç davasında gördüğümüz gibi 30 yılı bulan yargılamalar ve cezasızlık durumuyla karşı karşıya kalırız.” AK Parti’nin yeniden yargılama konusundaki fikrinin henüz netleşmediğini de belirten Üstün, öncelikle hak arama sürecinin tüketilmesinin önemine dikkat çekti. Mağdur edildiğini düşünen sanıkların Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidebileceğinin altını çizdi. Üstün, özellikle Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının nasıl etkin bir rol oynadığının milletvekili tahliyelerinde görüldüğünü vurguladı.

Tayyar: herkes aklını başına almalıDarbe davalarının yeniden tartışma konusu yapılmasını AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar da üstü kapalı eleştirdi. Ergenekon’la ilgili birçok kitabı bulunan Tayyar, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Hayırlı olsun… Metin Feyzioğlu CHP’ye…. Ergenekon bize… Yazık oldu… Memleketime…Tezgahın hedefi çifte tasfiye; AK Parti ve cemaati çatıştıranlar Ergenekon’u yeniden iktidara taşımak istiyor, herkes aklını başına almalı. Bir vesayet başka bir vesayetle uzlaşarak değil demokratik sisteme entegre edilerek aşılır.” uyarısında bulundu. Tayyar ayrıca, ‘kumpas’ iddiasını gündeme getiren Yalçın Akdoğan’ın, kendisine, yanlış anlaşıldığını söylediğini aktardı. TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu da yeniden yargılamayı doğru bulmadığını söyledi. Konuyu, katıldığı bir televizyon programında değerlendiren Kuzu, bu davaların belirli bir noktaya geldiğini, birinin (Balyoz) Yargıtay aşamasından geçtiğini diğerinin ise Yargıtay aşamasında olduğunu hatırlatan Kuzu, “Bu saatten sonra mahkemeyi kaldırmadıkça, arkasından da bir geçiş hükümle ‘Ergenekon ve Balyoz ile başka davalar varsa, yeniden görülür’ demedikçe bu davalar yeniden görülemez. Bu doğru olur mu? Biraz sıkıntılı olur. Bir mahkemeyi küllen verdiği kararla ve sadece ortam nedeniyle yok sayarsak çok doğru bulmam.” ifadelerini kullandı. Kuzu, davanın kendisinin tamamen reddetmek yerine, yasalarda yer alan yargılamanın yenilemesine gidilebileceğini belirtti: “Anayasa Mahkemesi’ne gidip ferdî başvuru ile yeniden yargılama kararı çıkarılabilinir. Oradan olmazsa gidip AİHM’den bu karar alınabilir.”

/// ERGENEKON SAVCISI “YALANDAN KAHRAMAN” ZEKERİYA ÖZ’ÜN BELEŞ DUBAİ TATİLİNİN BELGELERİ /// BUYRUN ///

SABAH Gazetesi’nin kamuoyunda bomba etkisi meydana getiren haberinin ardından Ağaoğlu Grubu, Savcı Zekeriya Öz‘ün beş yıldızlı tatilinin ücretini kendilerine ait şirketin ödediğini açıkladı.

HABER BOŞA ÇIKTI SLOGAN DİLE DÜŞTÜ (TIKLAYIN)
TWİTTER’DA ZEKERİYA ÖZ BOMBALARI (TIKLAYIN)

Hem kamuoyunda hem sosyal medyada günün en çok konuşulan haberini görmeyen Hürriyet, Savcı Zekeriya Öz’ü aklamaya çalıştı ama Ağaoğlu’nun "beş yıldızlı tatilinin masraflarını biz karşıladık" anlamındaki açıklaması karşısında ne yapacağını şaşırdı.

Sabah.com.tr olarak Zekeriya Öz’ün beş yıldızlı tatilinin ve o tatilin masraflarını Ağaoğlu Grubu’nun ödediğini ortaya koyan belgeleri yayınlıyoruz.

AMERİKA : ABD BAŞKANI BARACK OBAMA’NIN EN ÖZEL FOTOĞRAFLARI

BURADAN GÖRÜNTÜLEYEBİLİRSİNİZ.

TEKNİK TAKİP : TSK personelini uyardı ! /// MK ULTRA UYGULAYICILARI İSE YILLARDIR BUNU YAPIYOR ///

‘Televizyon izlerken izlenebilirsiniz!’

Teknik takip tartışmaları son günlerde yeniden gündeme gelirken, Genelkurmay Başkanlığı’ndan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personeline uyarı geldi. Uyarıda, internet bağlantılı akıllı televizyonların, kötü niyetli kişiler tarafından teknik takip amaçlı olarak kullanılabileceği belirtildi.

“İzlerken izlenmek: Akıllı televizyon ve güvenlik boyutu” başlıklı uyarı yazısı, Genelkurmay Personel Başkanlığı’nın yayımlandığı Silahlı Kuvvetler Dergisi’nde yer verildi. Muhabere Albay Ramen Aslan’ın kaleme aldığı yazıda, şu ifadelere yer verildi:

KAMERA VE MİKROFON: Akıllı televizyonlar işlemci, hafıza, disk ve bir çeşit işletim sistemine sahiptir… Akıllı televizyon üreticilerinin uygulama havuzuna, siber suçlular tarafından hazırlanmış olan uygulamaların yüklenmesi mümkündür. Televizyona indirilmesi durumunda, akıllı televizyon üzerinde kullanıcı tarafından fark edilemeyen zararlı yazılımlar çalışabilir ve bu yazılımlar ile yazılma maksadına göre televizyon üzerinde bulunan donanımlar (kamera, mikrofon vb.) istenildiğinde açılabilir/ kapatılabilir veya dinlenebilir/kayıt yapılabilir.

DOSYALARI İNDİREBİLİR: Üretici firmaya ait bir sunucu yerine ağda bulunan başka bir bilgisayarın sunucu olarak gösterilmesi sağlanarak, ürün güncelleme dosyaları yerine saldırganın istediği dosyalar indirilebilir.

TARAYICI SALDIRISI: Akıllı televizyonlarda bulunan tarayıcının neden olduğu açıklıklardan faydalanılarak saldırgan tarafından hedef sunucuyla akıllı televizyon arasına girilebilir.

KİŞİSEL BİLGİLER: Saldırgan, temel uygulamalarda kullanılan kişisel verileri ele geçirebilir.

KÖTÜ NİYET: Akıllı televizyon işletim sistemine kullanıcıların erişiminin olmaması ve kötü amaçlı kod çalıştırmasını tespit edecek herhangi bir aracın bulunmaması, akıllı televizyonu saldırganlar için açık bir hedef durumuna getirmektedir.

KREDİ KARTI BİLGİLERİ: Film kiralama, tiyatro gösterimlerinin satın alınması gibi “istendiği anda (on-demand)” kullanılan servislerde kullanılan kredi kartı bilgileri, sosyal medya ve elektronik posta bilgileri gibi kişisel veriler, saldırgan tarafından ele geçirilebilir.

ERGENEKON DAVASI /// Avukatlar ve aileler konuşuyor : Sadece özel yetkili mahkemeleri kaldırmakla olmaz

TBMM Başkanı Feyzioğlu’nun ‘özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasıyla’ ilgili önerisinin ardından bazı önemli davalarda yeniden yargılama gündeme geldi. Peki ‘yeniden yargılama’ istenen davaların muhatapları ne düşünüyor?

ANKARA – Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu’nun, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasıyla ilgili önerisinin ardından, kamuoyunun yakından takip ettiği Ergenekon, Balyoz, Şike, KCK davasının da arasında bulunduğu yüzlerce davada yeniden yargılamanın gündeme gelip gelmeyeceği tartışılıyor.

Kamuoyunda, "3. Yargı Paketi" olarak bilinen Kanun ile 5 Temmuz 2012’de, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 250. maddesiyle görevli özel yetkili mahkemeler kaldırılarak yerine Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 10. maddesi ile görevli mahkemeler kuruldu.

Feyzioğlu’nun, "özel yetkili mahkemelerin kesin olarak kaldırılması, verdikleri mahkumiyet kararlarının bozulması için 3. Yargı Paketi’nin CMK’nın yürürlükten kaldırılan 250. maddesinin birinci fıkrasına göre görevlendirilen mahkemelerde açılmış davalara, kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu mahkemelerce bakmaya devam edilmesini öngören geçici 2. maddesinin kaldırılmasını" öneriyor. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile Metin Feyzioğlu’nun, bu öneri üzerinde çarşamba gününden itibaren çalışmaya başlaması bekleniyor.
Feyzioğlu’nun önerisinin kabul edilmesi halinde hangi davaların yeniden görüleceği tartışılıyor.

BALYOZ VE ERGENEKON AVUKATLARI NE DİYOR?

"Balyoz Planı" ve "Ergenekon" davasında bazı sanıklarının avukatı Celal Ülgen: "Feyzioğlu’nun önerisi olumlu. Ancak eksik yönleri var. Özel yetkili mahkemelere ilişkin geçici 2. maddenin kaldırılmasıyla bu mahkemelerdeki işler genel mahkemelere devredilecek. İşler genel yetkili mahkemelere devredildi diyelim; genel yetkili mahkemeler aynı HSYK’ya, aynı yargı iklimine tabi mahkemeler olacak. O nedenle özel yetkili ağır ceza mahkemeleri gibi çalışmayacağını kimse garanti edemez. Aynı o mahkemeler gibi yapabilir. Bu nedenle TBMM’de bir araştırma komisyonu kurulması, Susurluk raporu gibi yargı içine sızmış çetenin yaptıklarının tespit edilmesi gerekir. Bu tespitin üzerine bir takım değişiklikleri kurmak gerekir. Bu süreci uzatmaz. Aksi takdirde, ‘kurunun yanında yaş da yanar, bazı suçsuzlar da var’ deniliyor.

Durum böyle değil. İhbar, deliller, davanın açılması hepsi kurgulanmış. Bu nedenle kökten bir çözüm bulunmalı. Geçici 2. maddenin kaldırılması önerisinden sonra genel yetkili mahkemelere dosya geldiğinde tutukluluk ne olacak, Barolar Birliğinin önerisinde bu yok. Diyelim yeni mahkemede yeniden yargılama başladı, mahkeme 2 yıl sürdü, bu insanlar 2 yıl daha tutuklu mu kalacak? Bunun bir çözüme kavuşması lazım. Önerim, silahı eline almamış, şiddete bulaşmamış, baskı ve şiddet uygulamamış kişilerin devlet aleyhine işlenen suçlarda yasayla derhal serbest bırakılması. Sadece yurt dışına çıkış yasağı konabilir. Bu kişiler derhal tahliye edilmeli ve bütün işlemler ondan sonra başlamalı. Bunun yasal düzenlemesini yapmak o kadar basit ki. Koşulları var, şiddete başvurmamış, silah eline almamış olacak, KCK’lı kim olursa olsun hepsini kapsayacak."

Balyoz Planı davasında 18 sanığın avukatı Haluk Pekşen: Özel yetkili mahkemeler yerine genel mahkemelerde karar verilmesi halinde dosyanın yeniden Yargıtay’a gelecek. Dosya Yargıtay 9. Ceza Dairesine geldi. Daire, Balyoz Planı davasını oy birliğiyle onamış, niye görüşünü değiştirecek? O halde yapılması gereken bunlar değil. Yapılması gereken, devletin elinde bu davayı tümüyle ortadan kaldıracak belgeler ve bilgiler olduğunu biliyoruz, bunların mahkemeye sunulması. Buna dair bilgiler bize de geliyor. Nerede ne tür dokümantasyonlar var, biliyoruz. Bu dokümantasyonun mahkemeye teslim edilmesiyle bu davanın tüm sonuçları ortadan kaldırılabilir. Ya da Parlamento devreye girer, bu davayı tüm hukuki sonuçlarıyla ortadan kaldırır. Bu kadar basittir. Sadece TSK ile ilgili davalarda bu yapılabilir.

Bunun bir kumpas olduğunu, artık TSK’yı bir kumpasa düşürme olduğu konusunda herkes hemfikir. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasıyla kamuoyunca bilinen davaların yanı sıra bu mahkemelerin baktığı birçok davanın yeniden görülmesi gündeme gelecek. Bu yöntem tamamen hukuki destek sağlamaz. Büyük bir karmaşaya, mağduriyetlere sebep olacaktır. Yargılamayı uzun sürece yayacaktır. Zaten insanlar 3-4 yıldır içerideler, infazlarının bitmesine 2 yıl kalanlar var. Yeni mahkemelerin kurulması, yeni hakimlerin atanması, bu hakimlerin dosyayı okumaları, Yargıtay’a dosyanın gelmesi zaten iki yılı doldurur. Hiçbir sorun çözülmez. Asıl sorun şu: ‘Milli orduya kumpas kuruldu’ deniyor. Milli ordunun TSK olduğu belli, davalar da belli. Kumpas kurulduğuna ilişkin bilgi ve belgeler devletin kurumları elinde var. Başbakanlıkta, MİT’te, Adalet Bakanlığında var, biliyoruz. Bu belgeler mahkemelere verildiği zaman düzenlemeye de gerek kalmaz. Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki yeniden yargılamanın koşulları oluşur.

"Balyoz Darbe Planı", "Ergenekon", "Poyrazköy" gibi davalarda Gazeteci Tuncay Özkan ve emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın da arasında bulunduğu bazı sanıkların avukatlığını yapan Hüseyin Ersöz: "Kamuoyunun gündemini meşgul eden bu davalarda çok ciddi adil yargılanma hakkı ihlalleri yaşanmıştır. Bu ihlaller, kamuoyunun geniş kesiminde, yargılama sürecinin hakkaniyete uygun bir şekilde yürütülmediği konusunda algı yaratmıştır. Bu çerçevede, bu yargılamalardaki hak ihlalleri temel alınarak, yeniden bir yargılama yolunun açılmasının uygun olacağını düşünüyorum. Zira, özel yetkili mahkemeler eliyle yaşanan hukuka aykırılıklar, bu yargılamaların vicdanları yaralayan bir niteliğe bürünmesine neden olmuştur. Bu noktada TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nun getirmiş olduğu öneriyi olumlu bulmaktayım. Zira, bu mahkemelerin tümüyle yargı sistemimizden çıkartılması ve Türk yargısında olağan mahkemeler dönemine geçilmesinin yargı birliği ve tarafsızlık ilkeleri çerçevesinde zorunlu olduğunu düşünüyorum."

YARSAV Başkanı Murat Arslan: Kesin hükümle sonuçlanan davalar açısından Yargıtay’a takdir hakkı vermeyecek şekilde kanunla böyle bir düzenleme yapmak ciddi bir kaos çıkarabilir. Kesin hükümle düzenlenen bir yargı kararını yasayla kaldırdığın zaman burada kamu düzenini bozmuş olursun. Kesin hükümle sonuçlanmış davalara bu şekilde müdahale edersen geçmişe doğru hepsine müdahale etmek zorunda kalırsın. Onlar da böyle bir taleple gelebilirler. Belli davalara özel düzenleme yapmak istediğin zaman talebi çok fazla genişletmek zorunda kalırsın. Çünkü her konuda bundan mağdur olan insanlar var. Bu sefer değişik gruplar kendileriyle ilgili davalarda aynı talepte bulunacaklar. Bu da kaos yaratır. Buradaki tek çözüm ‘orduya kumpas kuruldu’ sözü üzerine gidilecek ve savcılık burada işlem başlatacak. Bunu söyleyenlerin, gerekirse Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ‘ın ifadesi alınacak. Bunun üzerine gidilip, bu sonuçlandırılacak, gerçekten kumpas var mı yok mu somut veri elde edilecek, o zaman yargılama yenilenecek. Milli orduya kumpas kurulduğunu somut olarak çözmeden bir şey yapmanın anlamı yok, hukukta kaos çıkar.

Problemler kumpastan kaynaklanıyorsa bunu ortaya koymak durumundalar. Hükümet bunu net şekilde dile getirdiğine göre elinde delil vardır. Yargılamanın yenilenmesinin kuralları belli. Bunun dışında bir yasayla düzenleme ciddi bir kaosa yol açabilir ve taleplerin çok genişlemesi sonucunu doğurur.
Yargıda bir yapıdan, kendi hiyerarşisi içinde hare eden bir yapıdan söz ediliyor. Yargıdaki bu yapıyı çözecek neler yapılabilir, asıl çözülmesi gereken budur. Yasayla ilgili değişiklikler bu tür köklü değişiklikler ve çözüme ilişkin öneriler, böyle panik halinde, hükümetin köşeye sıkıştığı, konjonktürün çok hareketlendiği bir anda yapılmaz. Burada sağlıklı bir norm üretme imkanı yoktur. Hareketli dönemin geçmesi beklenip, sakinleştiği anda oturup bütün paydaşlar bir araya gelecek. Yargı örgütleri de Barolar Birliği, muhalefet toplumun tüm kesimleri oturup nasıl bir çözüm bulunacağına bakılmalı."

AİLELER UMUTLU

"Balyoz Darbe Planı", "Ergenekon" ve "28 Şubat" davalarının sanıklarından emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın eşi Nilgül Doğan: Başbakan da öneriye olumlu baktı. Sanık yakınları olarak siyasete alet olmak istemeyiz, ama bu hiçbir siyasi partinin girişimi değil. Özellikle bir ceza hukukçusunun, hele hele Barolar Birliği Başkanının yaptığı başvuru yasalara aykırı olamaz. Bu nedenle, öneri doğrultusunda karar alındığı zaman, yakınlarımız önce özgürlüklerine kavuşacaklar, ondan sonra tekrar adil yargılama gündeme gelecek. Biz, elbette beraat istiyoruz. Ama adil yargılama söz konusu olursa, zaten bu davalar ilk bir iki ay içinde çökecek. Biz de bunu istiyoruz.Emniyet içinde onca yurtseverin aleyhinde sahte delil oluşturan çetenin ortaya çıkmasını ve yargılanmasını istiyoruz. Bunca insana iftira atanları Allah affetsin. Bundan sonra onlar düşünsünler.

Balyoz Planı Davası sanıklarından eski Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun’ın kızı Ece Saygun: Bizim için artık bu sorunların çözülmesi önemli. Çok uzun zamandır çok acılar çekiyoruz hep beraber. Bunun artık çözülmesi gerekir. Diğer taraftan da biz özgürlüğe kavuşurken Türk Ordusu’na bu kumpası kuranların da bulunması çok önemli. Bu kumpası kuranlar bulunmazsa bizim için bu iş çözülür, ama başka insanlara kumpas kurulmaya devam eder" diye konuştu. Hukuken ne olabilir ne olmaz bilmiyorum ama artık özgürlük gelmesi gerekiyor. Bizim davamızda çok gençler de var onların küçücük çocukları babalarını bekliyorlar. Bu davanın çözülmesi, bu kumpası kuranların da bulunması lazım.

HANGİ SUÇLARA BAKIYOR?

TMK 10. madde ile görevlendirilen mahkemeler, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçu veya suçtan kaynaklanan mal varlığı değerini aklama suçu, haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak işlenen suçlar, devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar dolayısıyla açılan davalara bakıyor.

İŞTE O DAVALAR

Bu mahkemelerin baktığı yüzlerce dava arasında, özellikle eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ve eski komutanlar Hasan Iğsız, Şener Eruygur, Hurşit Tolon, Nusret Taşdeler’in de yargılandığı "Ergenekon" davası, Çetin Doğan, Özden Örnek, Halil İbrahim Fırtına, Bilgin Balanlı ve Engin Alan’ın da yargılandığı "Balyoz" davası, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, yöneticiler Şekip Mosturoğlu ile İlhan Ekşioğlu, Beşiktaş eski yöneticisi Serdal Adalı ve eski teknik direktörü Tayfur Havutçu’nun da yargılandığı "Futbolda Şike" davası, kamuoyunda terör örgütü PKK ‘nın şehir yapılanması olarak bilinen "KCK" davaları, Prof. Dr. Yalçın Küçük, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ve bazı gazetecilerin yargılandığı "Oda TV" davası, İstanbul ve İzmir’de görülen "Askeri Casusluk" davaları, Hanefi Avcı’nın yargılandığı "Devrimci Karargah Örgütü" davası ve Hrant Dink cinayetine ilişkin dava öne çıkıyor.

Ayrıca Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok’un öldürülmesi olaylarının da aralarında bulunduğu çok sayıda olayı kapsayan "Umut" operasyonu davası, "Atabeyler Grubu" davası, BOTAŞ’taki yolsuzluk iddialarına ilişkin "Mavi Hat" davası ve "2009’daki kurban bağışı kesim ihalelerindeki yolsuzluk" iddialarıyla ilgili dava da bu mahkemelerin baktığı davalar arasında bulunuyor.

Davalardan yalnızca "Balyoz Planı" ve Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin davanın Yargıtay aşaması tamamlandı. Diğer davalarda yerel mahkeme hükümleri verildi ancak temyiz aşaması devam ediyor. (AA)

YARGI DOSYASI : Kahraman savcı, avantacı savcı oldu ! /// YOLSUZLUK OPERASYONUNDA TU KAKA OLDU ///

Savcı Zekeriya Öz, Türkiye onu Ergenekon operasyonları ile tanıdı. O zamanlar birilerinin gözünde ‘Halk kahramanı’, ‘Demokrasi kahramanı’, ‘Cesur savcı’ydı.

‘Demokrasi kahramanı’ olarak nitelenen Savcı Zekeriya Öz hükümete dokunduğunda ise avantacı, beleşci savcı oldu.

Yolsuzluk operasyonlarının ardından AKP’liler ve yandaş medya bir zamanlar yere göğe sığdıramadıkları Zekeriya Öz’e düşman oldu. Zekeriya Öz hakkında öyle şeyler konuştular ki.

Ergenekon operasyonu döneminde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın Zekeriya Öz’e zırhlı Mercedes marka otomobilini tahsis etmişti. Erdoğan bugün ise Öz’ün gittiği tatilleri inceliyor.

İşte dünden bugüne Zekeriya Öz ile ilgili yazılan yazılardan birkaçı:

AKP MİLLETVEKİLİ ŞAMİL TAYYAR

5 Nisan 2011: TVNET‘de Yenişafak yazarı Abdülkadir Selvi’nin ‘Başkent’ programına katılan AKP Milletvekili Şamil Tayyar‘ın Zekeriya Öz yorumu:

"Bana göre Zekeriya Öz bir kahramandır. Demokrasilerde kahramanlara çok fazla ihtiyaç duyulmaz ama Türkiye gibi az gelişmiş ülkelerde zaman zaman kahramanlar ortaya çıkar. Zekeriya Öz tarihi bir misyon üstlenmiş ve yerine getirmiştir. Eğer Zekeriya Öz ve o soruşturmadaki birkaç savcı olmasaydı Ergenekon soruşturması bu aşamaya gelmeyebilirdi. Çünkü 13 Haziran 2007’de başlatılan o soruşturma Ergenekon’u ortaya çıkarmak için başlatılan bir soruşturma değildir. Bu soruşturma Atabeyler, sauna gibi bir çete operasyonu olarak başladı. Başlangıçta bir Ergenekon soruşturması olarak başlasaydı herhalde gecekondudan başlamazdı"

25 Aralık 2013’te Twitter üzerinden savcı Zekeriya Öz ile polemiğe giren Şamil Tayyar‘ın Öz’ü hedef alan şu sözleri gündeme oturdu:

"Adam foseptikten ses vermeye başladı: Uyarayım, beni başkasıyla karıştırma, o küçük aklını da ben alırım"

AKP YANLISI RASİM OZAN KÜTAHYALI

6 Nisan 2011 – Taraf Gazetesi:

"Hem Zekeriya Öz, hem de Ali Fuat Yılmazer hem de bu süreçte ismi çok anılmayan diğer kahramanlar 2007’den itibaren büyük, çok büyük, çok çok çok büyük bir işe giriştiler… Öz ve Yılmazer konumları dolayısıyla da “işin başı” olarak görülen ve en çok saldırılan iki isimdi… Şu an ikisi de görevden el çektirildiler, pasifize edildiler…"

26 Aralık 2013 – Sabah Gazetesi:

"Savcı Öz de Sarıgül’e yargı dünyasına yayılmış bağış karşılığı beraat olgusunu anlatmıştır belki. Yolsuzluk ve rüşvetle mücadele bayraktarı Öz bir davada iki ortağın da aynı şeyi yaptıkları halde birinin beraat edip birinin de istenen bağışları vermediği için hapse tıkıldığını anlatmış olabilir. Beraat eden işadamının istenen yerlere istenen bağışları yaparak kurtulduğunu anlatmıştır Sarıgül’e savcı Öz. Rüşvetle bağışın tek farkının bireysellik ve kurumsallık farkı olduğunu anlatmıştır"

YENİŞAFAK YAZARI ABDULKADİR SELVİ

Abdülkadir Selvi: 31 Mart 2011 – Yenişafak

"Türkiye’nin darbecileri kulağından tutup, yargının karşısına çıkarma sürecindeki en önemli isimlerden biri Savcı Zekeriya Öz. Ergenekon operasyonunu yapma cesaretini gösteren yürekli bir savcı o. HSYK tarafından Ergenekon savcılığından alınarak, İstanbul Başsavcı vekilliğine getirilmesi elbette ki tartışma konusu olacak. Çünkü o sıradan bir isim değil. İtalya’da Gladio operasyonunu gerçekleştiren savcı Felice Casson neyse Türkiye’de Zekeriya Öz o. İtalya’da Temiz Eller operasyonunu yürüten savcı Di Pietro neyse Zekeriya Öz de işte o"

Abdülkadir Selvi: 25 Aralık 2013 – Yenişafak

"Savcı Zekeriya Öz’ün kameraların ışıkları altında gövde gösterisi yaparak İstanbul Emniyeti’ne gittiği anı kast ediyorum.Zekeriya Öz’ün orada polislere, ‘örgüt şeması’ çizdirmek için talimat verdiği söyleniyor. Örgütün tepesine de bir bakanı yerleştirmek suretiyle. Zekeriya Öz’e göre bir örgüt var bu örgütün lideri de kabinenin bir bakanı…Savcı Öz’ün emniyetten çıkarılış şekli ise ilginç. Başbakan Erdoğan bütçe görüşmelerinden sonra Cuma günü milletvekilleriyle yemekli bir toplantı yapmıştı.

Orada Başbakan üç noktanın altını çiziyor.

1-Biz yolsuzlukla sonuna kadar mücadele ederiz. Üç Y yani yolsuzlukla, yoksullukla, yasaklarla mücadele hedefimizi daha yola çıkarken ortaya koymuşuz. Bu konuda kimsenin şüphesi olmasın.

2-Bir operasyon başlatılıyor. İlk günden bakanlarımız hedefe konuluyor. Burada bir art niyet var. 14 ay takip yapmışsın. Neymiş bir çantayla eve girmiş, çanta olmadan çıkmış. Çantanın içinde ne vardı? Hepimiz bir eve giderken elimiz boş gitmeyiz. Bir çikolata alırız en azından. Niye operasyon yapmadın o zaman? Maksat farklı.

3- Bu adamın bizden talepleri oldu. Ergenekon’la mücadeledeki çabası nedeniyle 2 kez terfi ettirdik. Ama memnun kalmadı. Bizden bölgeyi istedi. Vermedik. O zaman siz görürsünüz diyor.O adam kim? İzlemeye devam edin. Daha neler çıkacak?"

AKP’NİN AKİL İNSANI YILDIRAY OĞUR

Yıldıray Oğur 31 Mart 2011 – Taraf Gazetesi:

"Referandumda “yargı bağımsızlığı elden gidiyor”, “AKP kendi yargısını yaratıyor” diyenler muhtemelen bugün Savcı Zekeriya Öz’ün yeni HSYK tarafından soruşturmadan alınmasına bir şey demeyecek. Ergenekon davasını destekleyenler ise şimdiden “esas adam o değildi zaten” demeye başladı.Dört yıl önce elini taşın altına sokan, böylece işini yapıp evine gitme konforunu bozan bir savcı ise tüm bunlardan daha iyi bir vedayı hak ediyordu. 33 yıl önce yapamadığımızı, 33 yıl sonra yapmayı becerebilmeliydik. Dokunanı yakan şeye elini uzatacak başka savcılar için…"

Yıldıray Oğur 27 Aralık 2013 – Türkiye Gazetesi:

"Herkesin saygısını kazanmış, uluslararası bir marka olan cemaati eski Türkiye’nin bütün hastalıklarının taşıyıcısı ihtiraslı polis şefleri, nobran savcılar, kifayetsiz gazeteciler, ıskartaya çıkmış öfkeli liberallerin arkasına takıp bile bile uçuruma sürükleten, 40 yıllık emekleri heba ettirmek üzere olan bu akıl tutulmasını en başta cemaat mensupları sorgulamalı. Milyonların gönül verdiği bir hareketi ve onun bütün dindarların gönlüne dokunmuş Hocaefendisini kötü bir iktidar kavgasının ortasında koruma kalkanlarından azade olarak bırakılmasından, bir dinî cemaatin artık diyalog ve hoşgörü yerine polis, kaset, şantaj ve istihbaratla anılmasından, bir korku nesnesi haline getirilip belki de cadı avlarına konu edilmesinden rahatsız olan cemaat mensuplarına Kant, “Sapere Aude!” (Bilmeye-düşünmeye cesaret et) diye sesleniyor. Belki işe namazların ardından yapılan tesbihata “Allahümme ecirna min şerrin istihbarat” ekleyerek başlamak gerekir…"(MUE)

Kaynak : http://www.sansursuzhaber.com/kahraman-savci-avantaci-savci-oldu_333478

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: