Günlük arşivler: Ocak 4, 2014

MEDYA DOSYASI : Erdoğan, son günlerdeki gelişmeleri değerlendirm ek üzere hangi gazeteci ve yazarlarla bir araya geldi ?

Toplantıya katılanların sıralı listesi (Liste gazeteciliğin “g”sinden anlamayan isimlerle dolu ve bunların çoğunluğu da tabii ki yandaş):

Yasin Aktay (AKP MKYK Üyesi )
Nuh Albayrak (Türkiye gazetesi Yayın Yönetmeni)
Hakan Albayrak (Star Gazetesi yazarı)
Mehmet Barlas (Sabah Gazetesi yazarı)
Ali Bayramoğlu (Yeni Şafak gazetesi yazarı)
Akif Beki (Hürriyet Gazetesi yazarı)
Fikret Bila (Milliyet gazetesi yazarı)
Vedat Bilgin
Ali Bulaç (Zaman gazetesi yazarı)
Elif Çakır (Star Gazetesi yazarı)
Osman Can (Star gazetesi yazarı)
Yusuf Ziya Cömert (Star gazetesi yazarı)
Ersoy Dede (Yeni Akit Gazetesi yazarı)
Ergün Diler (Takvim Gazetesi yazarı)
Abdurrahman Dilipak (Yeni Akit gazetesi yazarı)
Sibel Eraslan (Star Gazetesi yazarı)
Doğu Ergil (Bugün Gazetesi yazarı)
Markar Eseyan (Yeni Şafak Gazetesi yazarı)
Gülay Göktürk (Bugün gazetesi yazarı)
Turgay Güler (Akşam gazetesi yazarı)
İsmail Kapan (Türkiye Gazetesi yazarı)
Hilal Kaplan (Yeni Şafak gazetesi yazarı)
Mustafa Karaalioğlu (Star Gazetesi yazarı)
Nihal Bengisu Karaca (Habertürk Gazetesi yazarı)
İbrahim Karagül (Yeni Şafak Gazetesi yazarı)
Hasan Karakaya (Yeni Akit Gazetesi yazarı)
Ahmet Kekeç (Star gazetesi yazarı)
Fuat Keyman
Fehmi Koru (Zaman Gazetesi yazarı)
Etyen Mahçupyan (Zaman gazetesi yazarı)
Orhan Miroğlu (Star Gazetesi yazarı)
Mehmet Ocaktan (Akşam Gazetesi yazarı)
Ayhan Ogan (Doğu Anadolu Bölgesi Akil İnsanlar Heyetin’deydi)
Yıldıray Oğur (Türkiye Gazetesi yazarı)
Mahmut Övür (Sabah gazetesi yazarı)
Cengiz Özdemir (Skyturk 360)
Avni Özgürel (Radikal gazetesi yazarı)
Taha Özhan (SETA Vakfı Başkanı)
Fadime Özkan (Star Gazetesi yazarı)
Can Paker
Erdal Şafak (Sabah Gazetesi yazarı)
Abdulkadir Selvi (Yeni Şafak Gazetesi yazarı)
Ahmet Taşgetiren (Star Gazetesi yazarı)
Kurtuluş Tayiz (Akşam Gazetesi yazarı)
Salih Tuna (Yeni Şafak gazetesi yazarı)
Hüseyin Yayman (Vatan Gazetesi yazarı)
Sevilay Yükselir (Sabah Gazetesi yazarı)

SURİYE DOSYASI /// VİDEO : Siz misiniz cuma namazında dükkan açı p ticaret yapan (18+ görüntüler) ?

ahraralsham

Suriye Halep’te cuma namazı sırasında dükkanlarını açık tutan iki esnaf, yüzlerce kişinin gözleri önünde İslamcı (ki en ılımlılarından biri olarak biliniyor) Ahrar el Şam militanları tarafından kamçılanarak cezalandırıldı. Ahrar el Şam (Özgür Suriyeli İnsanlar) Halep’te 2011 yılında kuruldu.

Grubun 500 civarında Sunni ve Selefi silahlı militana sahip olduğu biliniyor. Ahrar el Şam komutanlarının Türkiye’ye sık sık giriş yaptığı ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) komutanlarıyla toplantılar yaptığı, yaralılarının Türkiye’deki hastanelerde tedavi edildiği iddia ediliyor. Evet, bu özet bilgiden sonra gelelim o zavallı iki esnafın kırbaçlanma görüntülerine (3 Ocak 2014 tarihinde kaydedilmiş)…

Buyrun (18+):

VİDEO LİNK :

/// CEMAATİN TIR OPERASYONU /// İstihbarat uzmanı Prof. Birol Ak gün : Türkiye’nin gücünü kırmak için TIR operasyonu yapıld ı

Suriyeli Türkmenler’e yardım götüren TIR’a yapılan operasyonun, Türkiye’yi hedef aldığını belirten istihbarat uzmanı Prof. Birol Akgün, “Türkiye’nin Osmanlı bakiyesi gruplara desteği baltalanmak isteniyor. Olay, paralel yapıdan bağımsız değil” dedi.

Hatay’da Suriyeli Türkmenlere gönderilen malzemelerin olduğu MİT denetimindeki TIR’a yapılan ihbar ile buna ilişkin ‘İHH’nın TIR’ında El Kaide’ye silah gidiyor’ asparagas haberiyle birlikte hükümete yönelik paralel hamlenin kodlarını Necmettin Erbakan Ünversitesi Öğretim Üyesi Güvenlik ve İstihbarat Uzmanı Prof. Dr. Birol Akgün, STAR için okudu.

Yardıma vurulan darbe

Paralel yapılanmanın üçüncü denemesi olan TIR ihbarı ve haberinin Türkiye’nin uluslararası alandaki etkinliğini azaltmaya yönelik olduğunu belirten Prof. Dr. Birol Akgün, “TIR olayı, Cemaat ile hükümet arasında süren mevcut tartışmadan bağımsız olarak düşünülemez. Zarar gören şey devletin milli çıkarlarıdır. Cumhuriyet döneminden beri olan siyasetimiz yasak muamelesine uğruyor. İHH’ya suç atılıyor, El Kaide’ye yardım yapıldığı dile getiriliyor, Türkiye’nin MİT eliyle Orta Doğu’daki ülkelere silah sevkiyatı yaptığı imajı doğuluyor. Türkiye’nin çevresindeki Türk diasporası ya da akraba topluluklarının zor yaşam mücadelesinde gönderdiği silah da olabilir, gıda da olabilir ama hayatta kalması için gönderdiği yardıma vurulan bir darbe oldu” diye konuştu. Türkiye’nin Kuzey Irak’taki Türkmenlere 2003 yılındaki çuval olayına kadar özel askeri birlik bulundurarak destek olduğunu hatırlatan Prof. Akgün, Oradaki ve Suriye’deki Türkmen aşiretlerin korunması için, Türkiye’nin yardımları bir şekilde devam ediyor.”

TIR bu şekilde aranmaz

“Türkiye yardım etmek de zorunda. Herkesin orada silahlı grubu var. Türkiye’nin bu çalışması Teşkilat-ı Mahsussa’ya kadar gider, Atatürk’ün Libya’daki çatışmasından,1920’lerde Medine’nin teslim edilmemesine ve Cezayir’deki direnişi örgütlememize kadar gider. Cumhuriyet tarihinden beri Türkiye, Osmanlı bakiyesi gurupların hayatta kalması için dayanışma gösterir, yardım eder. Bu, Türkiye’nin yazılmamış anayasasındaki maddedir. Şu anda da yakalandığı söylenen TIR’ın devletin yaptığı açıklamaya göre Türkmenlere yardım götürdüğü var. Buna inanmalıyız. İnanmıyorsanız, bu ülkede yaşamanın, vatandaşı olmanın, kader birliği yapmanın inandırıcılığı olmaz. Her şeyin TIR’dan indirilip, gazetecilerin gözü önünde aranması durumu yoktur” ifadelerini kullandı.

/// YANDAŞ MEDYA TAYYİP’E İHH ÜZERİNDEN OPERASYON YAPILDIĞINI SÖ YLÜYOR /// İŞTE YAZI ///

israil_ne_yapmak_istiyor_h1991.jpg

Erdoğan’a İHH üzerinden operasyon

İHH ile ilgili bir operasyon hazırlığında olunduğunu biliyorduk. İHH’yı merkeze alan ama aynı anda pek çok amaca hizmet eden bir operasyon. Öncelikle Mavi Marmara Kanlı Baskını nedeniyle, gerek Büyük Türk Milleti önünde gerekse Başbakan Tayyip Erdoğan önünde diz çökmek zorunda kalan İsrail’in, bunun acısını bir yerlerden çıkartmaya çalıştığını aylardır görüyoruz.. Evet 9 şehit verdik Akdeniz’in sularında ama One Minute açılımının devamı mahiyetinde yeni bir dönemin de kapısını araladık.. Bölgenin güç dengeleriyle oynadık. Ekseni bırakıp merkezi kaydırdık.. İçeride devam eden kavgaların dış bağlantılarını analiz ederken bu boyutunu görmezden gelmeyin.

İSRAİL’İN OPERASYONLARI

İsrail, Türkiye’ye karşı nefes almaksızın operasyon yapıyor. Bazen psikolojik harekat şeklinde bazen doğrudan fiziksel operasyonlar.. İşte Hakan Fidan ile ilgili olarak çıkan makaleleri vesaireyi hatırlıyorsunuz. Aynı anda Fidan’ı hem “İran”cı hem de “El Kaide”ci gösterebilecek kadar çaresiz çırpınışlar.. Acı bir tebessümle izliyoruz olan biteni.. Suriye’ye giden yardımları da tıpkı Gazze’ye giden yardımlar gibi gerek engellemek, gerekse itibarsızlaştırmak için var gücüyle çalışıyor İsrail ve onun yerli işbirlikçileri..

BU OPERASYON LAZIMDI

Bakın Türkiye’ye çekilen operasyonun bir tasvirini yapalım önce.. Daha evvel yazdım, ısrar ediyorum. Yasin El Kadı ile Başbakan Erdoğan’ı ilişkilendirerek Erdoğan’ın uluslararası terörizm ile finansal bir bağlantı içinde olduğu tezini işlemeye kalktılar. Tek atladıkları BM, çoktan El Kadı’yı terörist olarak görmekten vazgeçmişti. Bazı işgüzarlar “ama olsun ABD’nin terör listesinde El Kadı’nın ismi var” gibi garip savunmalarla ilişkinin dünyada yankı bulmasına çalıştılar. Elbette başarılı olamadılar. Şimdi ise benzer bir taktiği İHH TIR’ları algısıyla yaratmaya çalışıyorlar. Bunun bir algı operasyonu olduğunu söyleyelim evvela.. “Ayakkabı Kutusu” gibi, “İHH TIR’ları” da psikolojik harekâtın bir ayağını oluşturuyor. Ama sadece İHH TIR’ları değil. Bu TIR’larla taşınan malzeme ve alıcının kimliği de önemli..

ÖSO’YA MI GİDİYORDU, EL KAİDE’YE Mİ?

Örneğin Suriye Ulusal Koalisyonu için silah taşınıyorsa bu en fazla yasadışı yollarla sınır dışına silah çıkarmak sayılır.. Yani Özgür Suriye Ordusu için silah giderse çok işlerine yaramaz bu bilgi.. Ama El Kaide gibi bir terör örgütü için taşınıyorsa o vakit tablo değişir.. Dahası bunu İHH tek başına yapıyorsa yersin İHH’yı olur biter. Ama meseleye; “Jandarma aramak istedi, TIR’daki MİT görevlisi arama yaptırmadı” gibi bir kılıf geçirdiğinizde, El Kadı üzerinden murad ettiğiniz ilişkiyi, İHH’dan rahat rahat kurabilirsiniz.. Türkiye’nin uluslararası terör örgütleriyle ilişkisi böylece tescillenmiş olur.. Sonra? Egemen devletlerin uluslararası terörist ilan ettiği Sudan Devlet Başkanı Ömer Hasan Ahmet el Beşir gibi Tayyip Erdoğan’ı uluslararası bir mahkemede yargılatmaya kalkacaklar..

OSLO, ULUDERE, İHH

Çok açık söylüyorum, üstüne basa basa söylüyorum Uludere’de 34 kişinin yaşamını yitirdiği trajedi ne ise, 7 Şubat’ta Hakan Fidan’a kurulan komplo ne ise, Yasin El Kadı ve peşinden de İHH TIR’ları meselesi de aynı filmin bir başka perdesidir.. Bu kadar açık ve net.. Bu tezgahı tertipleyen güçlerin niyetlerini de amaçlarını da hedeflerini de anlayabiliyorum. Benim kanıma dokunan, bunların yerli işbirlikçileri.. Ve ben yurtiçinden olduğu için “yerli” ifadesini kullanıyorum ama kimse gerçekte bu işbirlikçilerin, anladığımız anlamda “yerli” olduğunu iddia etmesin bana.. Yabancı istihbarat servislerin Türkiye’de konuşlanmış istasyon şefleridir bunlar. İsimlerinin Türkçe olması, doğdukları yerlerin buralar olması falan aldatmasın sizleri.. “Bizim devletimiz, bir yardım kuruluşu eliyle terör örgütlerine silah dağıtıyor” diye dünyaya ülkesini, üstelik de yalan bir haber üzerinden faş etmeye çalışanlar ile ilgili ne düşünmeliyim başka?. Kalın sağlıcakla.

KOMPLO TEORİLERİ /// ERGÜN DİLER : Kirli oyun

satanic-illuminati.jpg

Kirli oyun

Yılın son günleri ve yeni yılın ilk saatlerinde çok sayıda dostumuzla birlikte olma fırsatı yakaladım. 17 Aralık operasyonu, atılan adımlar, içeri alınmak istenenler, hedefin Erdoğan’ın evinin içi olarak belirlenmesi, paralar, para sayma makineleri, içi dolu olduğu iddia edilen çantalar, hediyeler, İranlı işadamı ve ünlü eşi, babalar, oğullar, istifalar, savcılar, hakimler, yargı, muhalefet, Sarıgül, Kemal Bey, CHP, ihbarlar, şüpheli TIR’lar, polis, emniyet, MİT, imamlar, ABİ’ler derken dün en son DENİZ BAYKAL ortaya çıktı.

Ve "Devlet kilitlendi! Siyasetin bu işin içinden çıkması şart!" dedi…

Kasetle giden Baykal, kendisini kimin götürdüğünü bilerek sahne aldı! Aslında onlara "Ben de karşınızdayım! CHP demek, Kemal Bey ve arkasındaki BARONLAR değildir!" demek istedi!

CHP’nin eski lideri olarak CHP’nin içinden ayağa kalkıp Kemal Bey’i ve arkasındaki gücü zora sokacak bir hamle yaptı!

Belki Deniz Bey’in ne yaptığını şimdi anlamayacağız ama FİTİLİ ateşlediği kesin!

"Çatışmayı DURDURALIM" derken tarafları net olarak ortaya koydu! Erdoğan’ın YALNIZ bırakılmamasını, bırakılmayacağını söyledi! Tabii bunu çok kimse anlamayacak ve görmeyecek!
Bir süre sonra Deniz Bey’in ne yaptığı ortaya çıkacak!
Biraz sabır!

Bir araya geldiğimiz dostların en çok cevap aradığı "ÜLKEMİZDE NELER OLUYUR?" sorusuydu!

Deniz Bey’e geleceğiz ama önce ne olduğuna bakalım…

Defalarca yazdığımız gibi dünya, yeni DÜNYA düzenine doğru hızla yol almakta! Her ne kadar sınırlar kalksa da hiçbir güç dünyada tek başına istediğini yapamaz! Bakın Amerika’ya Afganistan ve Irak’ta ne duruma düştü! Paran da olsa, askerin de olsa, füzen de olsa bir OPERASYONU tek başına yapamıyorsun!

Bu kuraldan hareketle OBAMAERDOĞAN-PUTİN dünyanın görünmeyen İMPARATORLARINA karşı savaş açtılar! Mücadele ULUS DEVLETLER ile parayı elinde bulunduran aileler arasındaydı!

Masonik bağlar ile orta ve küçük ölçekli SERMAYE sahipleri bile bilerek ya da bilmeden LONDRA’ya bağlıydı! İngiltere Kraliyet ailesi MASONLARIN YASAL koruyucusuydu! Hem de çok eskiden beri! Masonlar para temelinde pastadan PAY alırken aslında hepsi bu sistemi kuran birkaç YAHUDİ aile tarafından yönetiliyordu!

Altını, borsayı, dövizi, doları, euroyu, madenleri, ulaştırmayı, iletişimi, petrolü, doğalgazı, bankaları elinde bulunduran birkaç Yahudi aile ve arkasındaki KRALİÇE, bu gücü kimseyle paylaşmaya niyetli değildi!

İngiliz bayrağı dalgalanmasa da birçok ülke İNGİLTERE’nindi! Biz de dahil! İşin garibi DIŞİŞLERİNDEN birçok kişi bunu bilmez ve hiç ağızlarına almazdı! Türkiye’nin anlışanlı bayrağımızın, AY ve yıldızın Londra tarafından yönetildiğini itiraf edemezdik!

Sokaklara çıkıp baktığımızda İngiliz askeri göremesek de BARONLARIN bankalarını, iletişim şirketlerini, reklam ajanslarını, patronlarını görüyorduk!

2000 yılında markalı bir çorap alacak parası olmayanların, koca koca yatırımlara soyunduğunu yaşayarak görüyorduk! Bu yapı, kimi isterse uçururdu! İstemedikleri de çoğu zaman batardı! 28 Şubat’ta para ile BULUŞAN Anadolu’nun, silinip süpürülmesiydi! Bir tek TÜRK bankasının kalmamasıydı!

Ama bizler ve devleti verdiğimiz kişiler bu olaylara böyle bakmazdı!
Yahudi BARONLAR Türkiye’yi asla bize bırakmıyordu!
Bunu da içerideki TÜRK ve Müslüman görünümlü gruplar üzerinden yapıyordu! Obama-Erdoğan-Putin üçlüsünün karşısındaki güç en çok bizim topraklarımızda acımasızdı! Ne hikmetse buradaki her savaşı kazanmıştı! Bazen askeri kullanıp, bazen IMF’yi kullanıp, bazen bankaları kullanıp PARADAN iktidar çıkarmayı bilmiş ve hep korumuştu!

Putin acılı ve sancılı da olsa bunları def etmeyi başarmıştı!
Kendisine meydan okuyan 21 OLİGARKI etkisiz hale getirmişti!

Tabii bunu yaparken çok da demokrat bir tavır sergilememişti! Bu nedenle adı DİKTATÖR’e çıkmıştı!

Putin ülkesini kurtarmak için bu yolu tercih etmişti! Erdoğan ise bu yolu aklına bile getirmeden adı DİKTATÖR’e çıkan ve bütün dünyada manşet olan tek liderdi!

Obama ise "bu yapının ana bayiliğinin" bulunduğu Amerika’da BARONLARLA çarpışıyordu! Ona da her kanaldan saldırıyorlardı!
Kraliçe ve adamları bu üçlüyü nasıl çatlatırız hesaplarını yaparken HEDEFE Türkiye’yi koydular!

Obama kendini savunuyor, Putin hesabı görmüş ancak Türkiye’de yıllar yılı yetiştirilen ve şimdiye kadar görev verilmeyen yapılar vardı!

Düğmeye basılıp bütün uyuyan hücreler uyandırılıp Erdoğan düşürülecekti! Bunun için ne gerekiyorsa yapılacaktı! Devletin içinde bu plana destek veren çoktu!

Para, banka, siyaset, patron, muhafazakar yapılar, düşünce kuruluşları, medya, gazeteciler yani aklınıza kim geliyorsa, herkese GÖREV verildi!
Bakın daha dün ALMAN Der Spiegel, 2014 yılında kimlerin kazanıp kimlerin kaybedeceğine dair tahmin listesi yayınladı.

Tesadüftür ki OBAMAERDOĞAN-PUTİN kaybedeceklerin en başındaydı!
Avrupalı’nın böyle düşünmesi kadar doğal bir şey olamazdı! Çünkü Bu üçlü Avrupa’yı bitirmek için el sıkışmıştı! Eğer bu üçlü kazanırsa Avrupa hem finans hem petrol hem de gaz kanallarından iflas edecekti!
Teslim bayrağını çekecekti!

Türkiye öne çıktığında gaz ve petrolün vanası Ankara’da olacaktı!
Kürtlerle kucaklaşma yeni bir TÜRK İMPARATORLUĞU getirecekti!
İşte saldırı altındaki Erdoğan böylesine tehlikeli işlere imza atıyordu! Erdoğan, Obama ve Putin arasındaki en önemli DENGEYDİ!

Türkiye’den bir başka biri çıkıp bu yükü taşıyamazdı! Taşıtmazlardı!
Erdoğan her ne pahasına olursa olsun bu işe gönül verdi, geri adım atmadı! Üçlü kazanırsa Türkiye kazanacaktı! Cumhuriyet’i kurduran İNGİLİZLER çekip gidecek, içimizdeki AVRUPA ve YAHUDİ BARONLAR sökülüp atılacaktı!
17 Aralık operasyonu "bu süreç baltalansın" diye yapıldı!

Dosyalarda ne olduğu, hakim ve savcıları ilgilendirirdi!
Ama ortada görünmeyen KÜRESEL bir savaşın yansıması vardı!
Türkiye’yi ilgilendiren hiçbir şey içeride imal edilmemiştir!
Eğer Erdoğan dayanamayıp düşerse, Türkiye bir daha hiçbir zaman bizim elimize geçmeyecekti!

Bu ülkenin çocukları ÖLMEKTEN başka bir görev alamayacaktı! Kan ve gözyaşı bize miras kalacaktı!

Çünkü Obama ve Putin’in Türkiye olmadan kazanma şansı yok!
Onlar da elinden geleni yapacaklar!

Ama oyunun iyice kirlendiğini gören Deniz Baykal, bu nedenle ortaya çıktı!
Erdoğan’ın yanında yer alan bir tavır sergiledi!
CHP’yi de Kemal Bey’e bırakmayacağının sinyalini verdi!
Artık CHP de rahat değil!

Onların kurduğu ANLAŞILMAZ İLİŞKİLER, başlarına dert olacak!
Tabana anlatamadıklarını partiye de anlatamayacaklar!

Bu öyle bir savaş ki her kurum ya YENİLENECEK ya da bilinmeyen SIRLARLA daha da KÖK SALACAK!
Yeni Türkiye bunlara karşı!
Savaşın adı bu!

Erdoğan kazanırsa dünya değişecek!
Kaybederse biz de bölge de Kürtler de, İslam da kaybedecek!

Ergün diler

YOLSUZLUK DOSYASI : Savcı Öz’ün sırrı bu fotoğrafta gizli

Savcı Öz operasyondan önce aynı ülkeye 22 kere uçtu. Bu işaretin altından geçip hangi ülkeye ayak bastı?

17 Aralık operasyonunun başındaki savcı Zekeriya Öz, operasyondan önce tam 22 kez yurtdışına çıkmış. Bilin bakalım nereye gitmiş?

Başbakan Erdoğan’ın Dolmabahçe’de görüştüğü gazeteciler arasında olan Elif Çakır, 17 Aralık operasyonunu başlatan savcı Zekeriya Öz hakkında bomba iddiada bulundu.

Başbakan Erdoğan’la görüşen gazeteciler arasında olan Star gazetesi yazarları Elif Çakır ve Fadime Özkan, 24 TV ekranlarında izlenimlerini anlattı.
Elif Çakır, "Başbakan Erdoğan, operasyonun başındaki savcının operasyondan önce tam 22 kez yurtdışına çıktığını ve bu ziyaretlerinin çoğunun Dubai’ye olduğunu söyledi." dedi. Özkan Başbakan Erdoğan’ın bahsettiği savcının gazeteciler tarafından Zekeriya Öz olarak algılandığını ifade etti.

FADİME ÖZKAN: BAŞBAKAN’DA O KARARLILIĞI GÖRDÜM

Başbakan aynı kararlılığı İl Başkanları toplantısında da dile getirmişti. Bu kısmı çok önemli çünkü herkeste bir kuşku varken sayın Başbakan ve orada bulunan 10 bakanda biz bu kararlılığı gördük. Çok açık bir toplantı oldu. Herkes sorusunu sordu, kanaatini bildirdi. Başbakan da sorulara detaylı olarak ve notlar alarak cevaplar verdi.Başbakan ’17 Aralık operasyonun iyi bir tarafı varsa oda bunun erken bir vakitte ortaya çıkmış olmasıdır’ dedi.

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Fethullah Gülen’in yerine kim geçecek ?

Fethullah Gülen’in yerine geçecek isimle ilgili Milat gazetesinden İsa Tatlıcan çok konuşulacak bir iddia ortaya attı.

Abdullah Aymaz, Cemaat’i, Cemaat kurumlarını en iyi tanıyan isim.

Gülen Cemaat’inin ilk kez kamuoyu önünde bu kadar tartışılır olması nedeniyle Fethullah Gülen’den sonra yerine geçecek isim de tartışılmaya başlandı. Gülen’in yerine geçecek isimle ilgili Milat gazetesinden İsa Tatlıcan çok konuşulacak bir iddia ortaya attı.

"GÜLEN’İN YERİNE ABDULLAH AYMAZ GEÇECEK"

Gülen’in İzmir yıllarında "Ben Cemaat’i iki deli ve bir veli ile kurdum" dediği söylenir. İki "deli"den biri Halit Esendir’dir.

İkinci "deli"ise İlhan İşbilen. Evlendikten sonra daha geri planda durmayı tercih eden İşbilen, cemaat kontenjanından AK Parti’den İzmir milletvekili olmuştu. İlginçtir, hala istifa etmedi…

Gelelim "veli"ye. Hocaefendi’nin kastettiği bu veli Abdullah Aymaz’dır.

"HOCAEFENDİ’NİN CESARET EDEMEDİĞİ KİTAPLARIN YAZARI"

Aymaz, İmam Hatip Lisesi yıllarında, İzmir Kestane Pazarı Camii’nde tanışıyor Fethullah Gülen ile… Uzun yıllar Zaman gazetesinde yönetici olarak görev yaptı. "Saffet Senih" müstear ismiyle Sızıntı’nın en eski yazarlarından. Mehtap TV’de ve Cihan Radyo’da Risale-i Nur sohbetlerine devam ediyor. Cemaat içinde en fazla kitabı olan isim. "Risale-i Nur’ları şerh etmek" gibi Hocaefendi’nin bile yazmaya cesaret edemediği konularda kitapları var.

1400 OKULU ZİYARET ETMİŞ

En büyük avantajı ise cemaati, cemaat kurumlarını ve cemaat okullarını yakından tanıyor. Dünyanın dört bir köşesinde kurulmuş 1400 okulu ziyaret ettiği gibi o bölgedeki bürokratlarla da tanışma imkanı bulmuş.

Cemaat-AK Parti kavgasının inişler ve çıkışlarla devam ettiği, Cemaat’in her gün taktik değiştirdiği, Cemaat içi tartışmaların hız kazandığı bu günlerde, yarının neler getireceğini kimse bilmiyor.

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: