BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ /// Yrd. Doç. Dr. Ediz TUNCEL : Arap Baharı ve BOP’un Türkiye ayağı

Yaklaşık üçbuçuk yıl önce Arap Baharı denen katliamlar ve trajediler zinciri Libya’da başladığında ve hızla tüm Kuzey Afrika ve Ortadoğu’yu sardığında, işin ucunun Türkiye’ye de dayanacağını ve bu sürecin ABD-NATO ortaklığının Büyük Ortadoğu Projesi’nin esas parçası olduğunu defaeten yazmış ve dile getirmiştik.

Enerji siyasetinin bir parçası olarak enerji siyasetini yönlendiren güçler tarafından başlatılan Arap Baharı denen vahşi süreç, yüzbinlerce masum insanın canını en vahşi şekilde alırken, Müslümanlar her türlü vahşeti sergileyerek birbirlerini acımasızca katlederken, bu oyunun tezgahlayıcıları manzarayı seyretmekle yetindiler.

Zaten seyretmekten başka birşey yapmalarına da gerek yoktu, onların istediklerini Müslümanlar kendi kendilerine fazlasıyla yapıyorlar, kendi kendilerini acımasızca katlediyorlar, ülkelerini mahvediyorlar, sonra da kurtuluş için kendilerini mahveden oyunu tezgahlayanlara avuç açıyorlar, yardım için medet umuyorlar.

Sürece özetten bir bakarsak, beş yıl öncesine kadar Ortadoğu’da Filistin-İsrail sorunu vardı, nerdeyse kökten temizlendi.

İsrail’in başbelası olan Hamas, Hizbullah ve Filistin Kurtuluş Örgütü ve bunların diğer uzantıları gibi İslami terör örgütleri “kurucuları” tarafından hizaya getirildi, bu örgütler içinde hizaya gelmemekte direnenler ise yok edildi.

O sorun küllenir küllenmez, hemen arkasından Arap Baharı hikayesi başladı.

Bu sefer hedefte İsrail yoktu ama Rusya’nın silah pazarını, Batı’nın da enerji pazarını besleyen, Batı’dan aldığı enerji bedeli parayı Rusya’ya silah parası olarak veren Libya, Mısır ve Suriye gibi ülkeler vardı hedefte…

Bu ülkeler oyunu ABD-NATO grubunun istediği gibi oynamadıkları, Batı’dan aldıkları petrol parasını yine Batı’dan silah alarak “sahibine” döndürmedikleri için resmen kanla baştan aşağı yıkandılar.

Libya ve Mısır’da BOP’un hedeflerine ulaşıldı, iktidarlar devrildi, yerlerine gelen iktidarlar ise doğrudan ABD-NATO güçleri güdümüne geçti.

Sıra Suriye’ye gelince, yani Rusya’nın Ortadoğu’daki son kalesine gelince, iş değişti.

Rusya adamını yedirmedi, Rusya’ya İran da destek verince ve Suriye’deki Esad rejimine destek çıkınca, ABD-NATO grubu, yaklaşık ikibuçuk yılda 140 bin kişinin hayatını kaybettiği, kalanların da tam bir sefalete ve dehşete boğulduğu Suriye’de istediği hedefe ulaşamadı.

Suriye mahvolurken, bir tür akıl tutulmasına uğrayarak yakın zamana kadar iyi ticari ve komşuluk ilişkileri içinde olduğu komşusunun felaketine çanak tutan Türkiye ise, kana boğulmadı ama tam bir ekonomik ve siyasi krize, sosyal patlamanın getirdiği kaosa boğuldu.

Afganistan’da, Rusya’ya karşı yaratıcısı olduğu radikal İslamcı terör örgütü El-Kaide’ye karşı savaşırken Suriye’de El-Kaide’yi ve uzantılarını destekleyen ABD’nin yanında yer alınması ve radikal islamcı bir terör örgütünün desteklenmesinin gerekçesi, hiçbir mantıkla açıklanamazdı ve internet gibi küresel bir iletişim aracı yoluyla da dünyada olup biten herşeyin farkında olan Türkiye kamuoyu bunun bilincindeydi.

Bu ve benzeri olaylara da şahit olmak da için için ve yavaş yavaş Türkiye kamuoyunu kaynattı.

Balık hafızalarda kaybolmaya yüz tutmuş PKK hikayesini bile bir tarafa bırakırsak, Arap Baharı sürecinde Türkiye diğer Arap ülkelerinde olduğu gibi kana boğulmadı, çünkü Türkiye’nin bir NATO üyesi olması ve NATO çıkarları doğrultusunda istenildiği gibi kullanılması bunu engelledi.

Bir yerde buna güvenen ve özellikle Suriye konusunda ABD-NATO ikilisinin istediklerini bir tamam yerine getiren Türkiye’deki iktidar, gelişen süreçte çevresinde olan bitenleri iyi göremedi, iyi analiz edemedi, bir taraftan BOP tezgahında kendisine biçilen rolün zemindeki kaypaklığını anlayamadı, diğer taraftan bir usta bir memleket anlayışıyla yükseklik sarhoşluğuna uğradı, ve neticede, sivil toplumun iktidara karşı ülke içinde yükselen tepkilerine de şiddetle karşılık verme yoluna gitti.

Türkiye’deki AKP iktidarı, bir taraftan ülkeyi saran kaos ve savaş ortamına paydaş olurken, diğer taraftan ülke içindeki rakiplerini ve olası tehdit oluşturacak güç odaklarını safdışı etmek için hukuk sistemini kullandı.

Neticede, bu süreç içinde Türk ordusu da gücünü ve saygınlığını kaybederken İslami terör örgütleri Türkiye sınırlarında cirit atmaya, terör ve bombalama olayları Türkiye içinde görülmeye başlandı.

Ve gün geldi, yükseklik sarhoşluğuna yakalanan AKP iktidarının şöförleri bile yüzlerce milyon doları üst üste istifleyerek fotoğraf çektirme ve internette paylaşma gafiliyetine düştü ve AKP iktidarının rakiplerini ve olası tehditleri vurmak için kullandığı hukuk silahı, döndü ve AKP’yi ayaklarından vurdu…

AKP iktidarı, bir taraftan hukuk silahıyla vurulup da sakat kalırken, diğer taraftan da pervasızca kafa tuttuğu ve Avrupa Birliği’nin de esas gücünü kontrol altında tutan ABD-NATO ikilisi tarafından da aleni şekilde gözden çıkarıldı.

Dış kaynaklı ve şişirme bir para politikasıyla döndürülen Türkiye ekonomisi ise ne kadar kırılgan ve temelsiz olduğunu gösterdi ve bir anda Türk Lirası, yabancı para birimleri karşısında tavada sıcağı görünce eriyen yağ gibi eridi.

Sonuçta, takkiyecinin takkesi düştü, keli göründü…

Türkiye’deki kaosun bundan sonrası tufandır.

Etiketlendi:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: