ARNAVUTLUK : Yoksul kadınların koluna bir altın bilezik

Tiran caddelerinde bir kadın, boynu hafifçe yana eğik, eli size doğru uzanmış yardım isterken cümle içinde dört tanıdık kelime seçeceksiniz; yetim, sadaka, Allah, sevap… ‘Compassion Help Center’ o kelimelerin hatırı için kuruldu belki de…

Türkiye, yalnızca kendi içindeki değil, dünyanın hemen her bölgesindeki yoksulluk için de çözümler üretiyor. Afrika’da bilhassa, göz ameliyatları yapmak, su kuyuları açmak, hastaneler kurmak, bayramlarda kurban eti dağıtıp, yetimhaneleri onarmak sıra dışı aktiviteler olmaktan çıktı epeydir. Fakat Balkan ülkeleri söz konusu olduğunda, fakirlik öyle hemencecik akla gelmediğinden, şehrin girişinde el açan ve mütemadiyen ‘yetim, sadaka, Allah ve sevap’ gibi Müslümanlığın ortak sözlüğünden kelimelerle yakaran yoksul kadınları görünce şaşıracaksınız.

O kadınlar yalnızca havalimanında değil, şehrin işlek caddelerinde de yolunuza çıkabilir. Kenar mahallelere ve uzak dağ köylerine ise sizin gitmeniz gerekir; çünkü oralarda şehre karışamamış, caddelere inememiş yüzlerce yetim çocuk ve dul kadın yaşamaktadır.

Biz, geçtiğimiz hafta Arnavutluk’un başkenti Tiran’da, o kadınlara meslek edindirmek için açılan bir kursun kurdele kesme törenindeydik. Balonlarla süslenmiş, hem bir yardım derneğinin ofisi ve deposu hem de kurs merkezi olarak düzenlenmiş tertemiz, ferah bir bina… Ve her bina gibi onun da bir hikâyesi var. Hikâyenin kahramanları Türkiye’den yıllar önce çıkmış, Arnavutluk’u memleket bellemiş, orada okullar ve üniversiteler açmakla yetinmeyip, yoksullara da el uzatmaya karar vermiş bazı adamlar ve kadınlar… Hayat felsefeleri gönüllülük üzerine kurulu ve yardım derneği için de, bu felsefeyi izah eden bir isim seçmişler; ‘Compassion Help Center/Şefkat Yardım Merkezi’… Türkiye’deki Kimse Yok mu Derneği’yle bağlantılı olarak faaliyet gösteren bu merkez Arnavutluk’ta neler yapmak, kaç kişiye ulaşmak istiyor? Kurslara kayıt yaptıran kadınlar kimler, neden yoksul düşmüşler? Bu sorular bizi dramatik öykülerden alıp bir Balkan gerçeğine de götürebilir mi?

Elbette… O kadınların bir kısmının yalnızlığının, çalışmak için Avrupa’ya giden eşlerinin geri dönmemesiyle ilgili olması bir Balkan gerçeğidir söz gelimi. Bağlantıların eskiden beri güçlü olduğu İtalya ve Yunanistan’daki ekonomik krizin Arnavutluk’u doğrudan etkilediği, AB yardımlarının yerine ulaştırılmadığı, haftanın altı günü çalışan bir kadının eline ayda ortalama 100 avro geçtiği, dul kadınların sosyal güvenceden yoksun olduğu gibi gerçekleri de bu haneye eklersek, bir yardım derneğinin ülke için ne anlama geldiği daha iyi anlaşılabilir. Bizde neredeyse mahalle aralarına kurulan meslek edindirme kurslarına Arnavutluk’ta rastlanmadığını ve Şefkat Merkezi bünyesinde açılan kursların ülke için yepyeni bir adım olduğunu da hesaba katalım. Şimdi, bu kursların kısa öyküsünü, moda tasarım öğretmeni Kevser Kurt’tan dinleyelim; “Biz aslında, Türk okullarında görevli öğretmenlerin eşleri için küçük bir kurs açmıştık önce. Mesleklerini icra edemeyen bu kadınlar, evde oturmak yerine bir şeyler üretmek istiyordu. Oturma odası gibi küçük bir alanda, bir makineyle başladık çalışmaya. Sonra, caddelerde yolumuzu kesen ve bizden yardım isteyen Arnavut kadınların çokluğu dikkatimizi çekti. Dilenci değildi bu kadınlar, gerçekten yoksullardı. Çocukları, çöplerdeki yemek artıklarıyla besleniyordu. Kursu büyütmek ve bu kadınların koluna bir altın bilezik takmak istedik. Allah da bize böyle geniş ve güzel bir bina nasip etti.” Burada karşılıklı bir iyilikten veya iyileşme halinden söz edebiliriz aslında, el işlerine meraklı ya da bu işin eğitimini almış Türk hanımları da bu kurslarda eğitmenlik yapmayı heyecanla bekliyor zira… Görünen o ki, biri öğrendiği için, diğeri öğrettiği için mutlu olacak.

Kırmızı kurdele yeni kesildiğine göre, merkezin yolun çok başında olduğu zannedilebilir; ama doğrusu, resmî bir açılıştan çok önce başlatılan giysi ve gıda yardımı, kurban eti dağıtımı gibi faaliyetler azımsanmayacak bir tecrübeye işaret ediyor. Kurslar konusunda ise evet, hafif bir bekleyiş seziliyor. Sınıflar hazır, öğretmenler heyecanlı; ancak bakalım Arnavut hanımlar, 55 kurs programından hangisini seçecek? Kevser Kurt, web tasarım, grafik, video tasarım, bilgisayar, yabancı dil gibi seçeneklerin de yer aldığı listede başı dikiş, tel kırma, keçe, ahşap ve kumaş boyama kurslarının çektiğini söylüyor. Dikiş ve el işleri için şimdiden sekizer kişilik iki sınıf açılmış durumda. El sanatlarının daha kolay pazar bulması da bu kurslara rağbeti artırıyor; çünkü kısa bir süre sonra kadınlar ürünlerini hem sergileme hem de satma imkânı bulabilecek.

Başkent Tiran’ın merkezinde, Don Bosko bölgesinde yer alan ‘Compassion Help Center’ a kurs için ya da yardım talebinde bulunmak için gelebilen kadınları talihli sayabiliriz pekâlâ… Karın yolları kapattığı uzak dağ köylerinde, merkeze ancak telefonla ulaşabilen nice aile var zira… Öncelikli ihtiyaçları gıda ve sağlık malzemesi; ancak pek çoğu barınma sorunu da yaşıyor. Bu uzak köylere askerî arabalar eşliğinde yardım götüren dernek yetkilileri, pencere kapı tamiratı yapmak, ev kiralamak veya yeni bir ev inşa etmek gibi çözümler sunuyorlar mağdurlara. Bir de din ayrımı gözetmeksizin ziyaret edilen, ihtiyaçları düzenli olarak karşılanan aileler var. Berat şehri yakınlarındaki küçük bir kasabada üç oğluyla yaşayan ve kapısını açan kimse olmadığından yakınan Hıristiyan Fotina Prifti, derneğin Müslüman ziyaretçilerini görmekten öyle mutlu ki gözyaşlarına hâkim olamıyor. ‘Üç oğlan çocuğuyla sırtı yere gelmez insanın’ diye geçiriyorsanız içinizden, önemli bir detayı henüz duymadığınız içindir, çocuklardan biri bedensel, diğeri zihinsel engelli, 19 yaşındaki Mario da ailenin bütün sorumluluğunu üstlendiği için geç saatlere kadar çalışmak zorunda. Ev şu haliyle, dört kişilik görünse de, duvardaki çerçevelerde odayı izleyen gözler var. Fotina’nın öte dünyaya göç etmiş eşi, yakınları ve çalışmak üzere Yunanistan’a gidip kendisinden bir daha haber alınamayan kızı Mariglina… Fotina’nın içi en çok da ona yanıyor; “Daha iyi bir hayat sürsün diye ben göndermiştim onu, şimdi nerede olduğunu bile bilmiyorum.”

Mağdurlar sosyal medya aracılığıyla başvuruyor

‘Compassion Help Center’ın başkanı Gürkan Kurt, 14 yıldır Arnavutluk’ta olduğu için yoksulluk haritasını çıkaracak kadar vâkıf bu ülkeye. Merkez, halihazırda gıda, giysi ve kurban eti ulaştırdığı 50 bin yoksul aileyi kayıt altına almış durumda, şimdi ise Arnavutluk Cumhurbaşkanlığı ile ortak çalışan Yetimler Derneği’ne kayıtlı yetim çocuklar ve dul kadınlardan oluşan bir o kadar mağdur aileye ulaşmak niyetinde. Bu konuda fazla zorlanmayacakları söylenebilir; çünkü mağdurlar sosyal medya aracılığıyla iletişime geçmeyi tercih ediyor. Merkez üç ay içinde 11 bin Facebook takipçisine ulaşmış ve yardım talebi içeren binlerce mail almış. Kendi imkânlarıyla gelip derneği bulan 1000 mağdur kişiye karşı, yardıma hazır 2000 gönüllünün bulunması da ümit verici doğrusu.

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: