CEMAAT & AKP SAVAŞLARI /// BÜLENT KORUCU : Pandora’nın Kutusu açıldı

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu yeni ve keskin bir ayrışmayı beraberinde getirdi. Ortadaki iddiaları ciddi bulan ve üzerine gidilmesi gerektiğini düşünenler var. Suçlamaların muhtevasına hiç girmeden, soruşturmanın AK Parti Hükümeti’ne darbe girişimi olduğunu savunanlar öbür cenahı oluşturuyor. İki tarafın tezlerini ve delillerini tek tek sorgulayalım.

İddiaları ciddi bulanlar, ortaya saçılan ilişkiler trafiği ve belgelere dikkat çekiyor. Evlerden çıkan ve milyon dolarlı rakamlara varan paralar kamuoyunda ikna edici bulunuyor. Mahkeme kararıyla 14 ay devam eden teknik ve fiziki takip sonucu elde edilen bilgiler şüpheleri kuvvetlendiriyor. İmar tartışmaları ve kentsel dönüşümle mayalanan rant algısı üzerine gelince, operasyonun toplumda karşılık bulması kolaylaşıyor.

Hükümet, teknik ve hukuki bir savunma yerine siyasi komplolar üzerinden gidiyor. Operasyonun zamanlaması ve kim tarafından yapıldığı üzerine spekülasyonlar kuruyor ve tartışmayı bu çerçeveye oturtmaya çalışıyor. İki yıla yayılan üç seçimin etkilenmek istendiği ileri sürülüyor. Bunun yapanın ise devlet içinde öbeklenmiş bir çete olduğu algısı oluşturuluyor.

Yolsuzlukla mücadele konusunda genel ve soyut ifadeler seçilirken, müşahhas olayla ilgili konuşmaktan içtinap ediliyor. Adı geçen bakanların istifa etmemiş olması, tersine başta

emniyet olmak üzere kamuda fitili ateşlenen tasfiyelerin başlaması eleştiri konusu. Oğlu şüpheli olarak gözaltında bulunan İçişleri Bakanı Muammer Güler’in koltuğunu koruması ve üstüne büyük çaplı görevden almalar yapması izah edilemiyor. Adli kolluk olarak savcının emrinde görev yapan polis şeflerinin kızağa çekilmesi, yargıya müdahale kapsamında değerlendiriliyor. Onlarca ile yayılan ve bir intikam girişimine dönüşen tasfiyeler, yürütmenin notunu iyice kırıyor. İstanbul’daki polise ‘Bakanına haber vermedi’ diye iyi kötü gerekçe bulunuyor da X şehrindeki polisin kabahati ne? Ya bürokrat sürgünlerinin diğer bakanlıklara sıçraması hepten çuvalı parçalıyor. Evinde altı çelik kasa ve milyon dolar bulunan bakan oğluna suçsuzluk karinesi işletilirken, evham ve istihbarat fişlemeleriyle avlanan bürokratlar yargısız infaza kurban gidiyor.

Siyasi irade bu süreci doğru yönetmiyor. Baraj yanlış yerde kuruluyor. Vatandaş düz mantıkla düşünür ve soruyu yalın sorar: Hırsızlık iddiaları doğru mu? Cevabı da aynı yalınlıkta bekler, ‘evet’ ya da ‘hayır’. İkna edici bir ‘hayır’dan sonra uluslararası komplo, hükümete karşı darbe girişimi gibi tezleri dinlemeye başlar.

Bu tür ayrışmalarda marjinal küçük partiler gerilimi yükseltmekten fayda umar. Gerçekten de tabanda sıklaşmayı sağlayabilirler. Ancak merkeze hitap eden kitle partileri hep zarar görür. Hele de yüzde 50 barajı olan bir seçim önlerinde duruyorsa sakin ve uzlaşmacı davranmak lehlerine olur. AK Parti’de bu öneriyi dinleyecek lider yaklaşımı var mı bilmiyorum. Daha kötüsü bunu söyleyebilecek kimse olduğundan da kuşkuluyum.

Etiketlendi:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: