Günlük arşivler: Aralık 24, 2013

AK PARTİ DOSYASI /// YANDAŞ KALEM NECATİ ÖZFATURA’DAN BİR ANALİZ /// Türkiye’ye karşı küresel sa vaş ///

M.Necati Özfatura

necati.ozfatura

Pavyonda çalışan bir kadın senaryoya dahil edildi. Senaryoyu hazırlayanlar işsiz ve alkolik bir erkeği tarikat şeyhi olarak pavyondan tarikat dergahına getirdiler.Son yolsuzluk hadiseleri bir nevi post modern darbedir. MOSSAD ve CIA, Recep Tayyip Erdoğan’sız bir Türkiye istemektedir. Nihayet İsrail Dışişleri Bakanı’nın “Olayların Erdoğan’ın düşene kadar sürmesi için dua ediyoruz” cümlesi bunun açık bir göstergesidir. Son yıllarda Türkiye; ABD, AB ve İsrail’in menfaatlerine uygun dış politika ve ekonomi uyguluyordu. Erdoğan bu işi bozdu. Türkiye’nin menfaatini ön plana çıkardı. Bazı Yahudi yazarlara göre; geçmişte 2 Yahudi devleti vardır. Büyük Yahudi Devleti Türkiye olup İsrail’in en büyük destekçisidir. Küçük Yahudi Devleti ise İsrail’dir. Bu yorum bana ait değil. Bazı Yahudi aydınlara(!) aittir.Ayrıca Türkiye Füze Savunma Sisteminde Çin’i tercih etmiş ve bütün baskılara rağmen görüşünü değiştirmemiştir.Yolsuzluk duruşması henüz yeni başlamıştır. Nihai karara kadar herkes suçsuz sayılır.

Varsayalım bakan çocukları varsa, bu suçları yakınlarını kirletmez. Bu post modern yolsuzluk ile darbede hedef Erdoğan’dır ve bu darbede CIA, MOSSAD ve onlarla işbirliği yapan bürokratlar ve görevliler vardır. Türkiye’nin Ortadoğu, Balkanlar ve Afrika’daki siyasi ve iktisadi ilerleyişi Batı’yı endişelendirmiştir. Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Sarkozy “Afrika’da yüzümü nereye çevirsem Türkleri görüyorum.” Demiştir. AB’nin son siyasi özel raporunda Türkiye’nin Ortadoğu ve Afrika’daki faaliyetlerinin durdurulması istenmektedir.Batı Çörçil’in vasiyetini yerine getirmektedir; “Ortadoğu’da boşluğu biz dolduramadık. Ancak Türkler doldurur. Türkiye’nin güçlenmesi her çareye başvurularak önlenmelidir.

Türkiye’de muhalefet partileri, kıskançlık ve iktidar hırsı ile dış güçler ile birlikte Türkiye’deki post modern darbeyi adeta alevlendirmektedirler.Asil Türk Milleti! ülkene oyunlar oynanıyor. Türkiye’nin gelişmesini önlemek ve Türkiye siyasi ve ekonomik istikrarı bozularak kaosa sürüklenmek istenmektedir. Türkiye Jeostratejik durumu sebebiyle AB, Rusya ve Çin ile işbirliğine mecburdur. Emperyalist güçler Türkiye hariç İslam ülkelerini askeri vesayet altında yönetiyorlar. İslam ülkelerini askeri cuntalar ve dikta rejimlerin geri bıraktığı bir gerçektir. Ve inkarı mümkün olmayan bir gerçektir. Türkiye’deki demokratik gelişme emperyalist güçleri korkutuyor.

AK Parti iktidarının “komşularıyla sıfır problem” ve “kazan kazan” politikası Batı’ya tedirgin etmektedir. ABD ve İsrail’in hedefi Türkiye’yi küçültmek ve bölmektir. Bölücü faaliyetlerin arkasında İsrail başta olmak üzere ABD ve Almanya vardır. Türkiye’nin Ak Parti iktidarı öncesinde politikası 2 şeye dayanıyordu. “1. ABD Endeksli, 2.İsrail’in bölgedeki güvenliğine halel getirmemek” idi. Ak Parti iktidarı 10 yılda 642 milyarlık yolsuzluğu önledi. Türkiye’ye karşı tarihindeki en büyük küresel savaş açılmıştır. Erdoğan’a düşmanlığın temel sebebi 1834’den bu yana dağılan parçaları birleştirmeye çalıştığı içindir. Son kara propaganda AK partiyi güçlendirecektir. Asil Türk halkı ülkene tuzak kuruluyor. Demokratik yol ile iktidar olan Ak Parti iktidarına ve Cumhuriyet tarihinde ülkeye en büyük hizmeti yapan başbakanına sahip çık. Aksi ise kaybeden sen ve ülken olacaktır.

Türkiye eski Türkiye değildir. Derin Devlet (cunta) varsa, Ak Partiyi destekleyen derin halk vardır. ALLAH’ü teala bu asil millet ve ülkeyi iç ve dış düşmanlardan korusun.(Amin)

/// DUYURU /// Tarım, Gıda ve Hayvancılık 2023 Çalıştayları İstanbul’da Başlıyor

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, T.C. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde sürdürdüğü Türkiye’nin Stratejik Vizyonu 2023 Projesi’nin Stratejik Lokomotif Sektörler | Tarım, Gıda ve Hayvancılık 2023 çalışmaları kapsamında çok taraflı Çalıştayları başlatıyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yıldönümü 2023 yılını sembolik bir milat kabul ederek, ülkemizin geleceğine ışık tutmak üzere, bir düşünce ve sivil toplum kuruluşu olan TASAM’ın inisiyatifi ve T.C. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde başlatılan Türkiye’nin Stratejik Vizyonu 2023 Projesi, ilgili otoritelerin katkıları ile 6 yıldır sürdürülmektedir. 6 ana temada makro öngörülerin tamamlanmasını müteakip Türkiye’yi 2023 yılı hedeflerine taşıyabilecek öncelikli olarak 10 stratejik lokomotif sektör belirlenmiş ve çalışma/eylem planı çıkarılmıştır.

Kaynakların etkin kullanımı ilkesine direkt vurgusu ile 10 sektör içinde en başta gelen Tarım, Gıda ve Hayvancılık 2023 çalışmalarında belirlenen 13 temanın ilk 6’sını konu alan Çalıştaylar 26 Aralık 2013 tarihinde İstanbul’daki Ortaköy Princess Hotel’de gerçekleştirilecek.

Açılış konuşmalarını T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Ferhat Şelli ve TASAM Başkanı Süleyman Şensoy’un yapacağı “Tarım, Gıda Hayvancılık 2023 Çalıştayları” Perşembe günü saat 10.00’da başlayacak.

Moderatörlüğünü İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu’nun yapacağı “Tarım Sektöründe İnovasyon, İnsan Kaynağının Dönüşümü ve Rekabetçi Kurumsal Kapasite 2023” ile “Tarımda Markalaşma ve Özgün Ürünler 2023” konularının işleneceği iki çalıştaya Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fahri Bayıroğlu ile Yrd. Doç. Dr. Zeki Şahinler, Boğaziçi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Gökhan Özertan, İstanbul Aydın Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şükrü Karataş, TAGEM’den Tarımsal Ekonomi ve Araştırma Daire Başkanı Dr. Muhammet Demirtaş, Konya Şeker Fabrikası’ndan Yavuz Erence, Yıldız Holding Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Vakfı SÜGAV’dan Genel Sekreter Bil Ergin, Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası’ndan Necdet Buzbaş, özel sektör işletmecileri İsmet Şeker ve Salih Bulancak, Mir Araştırma Geliştirme A.Ş.’den Ali Şenlikçi, İstanbul İl Özel İdaresi’nden Saadettin Çakır, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan Bakanlık Müşaviri Dr. Mehmet Emin Şahin, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü TAGEM Genel Müdür Yardımcısı Dr. A. Ahmet Yücer, Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü TÜGEM’den Mehmet Hasdemir, Mehmet Kilci, Resul Seday, Dr. Ahmet Antalyalı ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğü TRGM Pazarlama Daire Başkanı Mehmet Lokman Ramazanoğlu konuşmacı olarak katılıyor.

Moderatörlüğünü İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Dilek Neperkan’ın yapacağı “Tarım Gıda ve Hayvancılıkta Dış Kapasite İnşası 2023 – Orta Doğu, Yakın Asya ve Afrika” ile “Çin Hindistan ve Rusya ve Arjantin ve Brezilya; Rekabet ve Fırsatlar” temalı iki çalıştaya İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden Prof. Dr. Dilek Heperkan, Yrd. Doç. Dr. Necla Öykü İyigün ve Harun Demiryürek, Doruk Holding’den Prof. Dr. Hikmet Boyacıoğlu, İstanbul Aydın Üniversitesi’nden Prof. Dr. Haydar Özpınar ve İsmail Hakkı Tekiner, Gaziantep Üniversitesi’nden Prof. Dr. Selahattin Bekmez, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu TÜBİTAK’tan Muharrem Dilbirliği, Toprak Mahsulleri Ofisi TMO Müşaviri Uğur Erkaymaz, Maliye Bakanlığı’ndan Rıfat Emre, özel sektörden İpek Aras, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan Bakanlık Müşaviri Ömer Altıntaş, Dr. Ahmet Antalyalı, Dr. Serdar Günyel, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü TAGEM Uzmanı Dr. Suat Yılmaz, Gıda Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Nevzat Birişik, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü BUGEM’den Ezgi Çoban, Kadriye Yılmaz ve Serpil Erkul konuşmacı olarak iştirak edecek.

Moderatörlüğünü Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Seminur Topal’ın yapacağı “Bölgesel Kalkınma Projeleri Potansiyel ve Fırsatlar” ile “Kırsal Kalkınma Çok Boyutlu Üretim Güvenliği 2023” konulu iki çalıştaya ise Prof. Dr. R.Seminur Topal, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Çakır, İstanbul Üniversitesi’nden Ayşecan Hazal Ak, Konya Ticaret Odası’ndan Hasan Hüseyin Motuk, Güneydoğu Anadolu Projesi GAP Bölge Kalkınma İdaresi’nden Sadrettin Karahocagil, Mevlana Kalkınma Ajansı’ndan Arif Köseoğlu, Konya Ovası Projesi KOP Kalkınma İdaresi Başkanlığı’ndan Mehmet Babaoğlu, Doğu Anadolu Projesi DAP Kalkınma İdaresi Başkanlığı’ndan Adnan Demir, Konya Şeker Fabrikası’ndan Murat Gül ve Ramazan Tüzen, Toprak Mahsulleri Ofisi TMO Müşaviri İlyas Mert ve Mesut Köse, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan Strateji Geliştirme Daire Başkanı Enver Aksoy, Dr. Ahmet Antalyalı, Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştime Enstitüsü TEPGE’den Ayhan Koç, Metin Türker, Yusuf Yıldırım, Ayhan Baran ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğü TRGM Kırsal Kalkınma Daire Başkanı Ali Ergin konuşmacı olarak katılacaklar.

Geriye kalan temalar olan “Tarım, Gıda ve Hayvancılık Sektör Derinliği – AB Ortak Tarım Politikası ve Türkiye”, “Biyo – Çeşitlilik ve GDO’lu Ürünler, Arz ve Gıda Güvenliği 2023”, “Et, Süt ve Su Ürünleri, Perspektif 2023”, “İklim Değişiklikleri; İklim Biliminin Geliştirilmesi”, “Çok Boyutlu Bölgesel Öngörüler, Fırsat ve Risk Senaryoları 2023”, “Türk Tarımının Model Rolü”, “Tarımsal Desteklemede Yeni Modeller”, “Tarımsal Üretim ve Pazarlamada Yeni Perspektifler” başlıkları altındaki diğer 7 çalıştay da ilerleyen günlerde yine Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından gerçekleştirilecek.

Detaylı bilgi ve program için lütfen aşağıdaki linki kullanınız:

http://www.tasam.org/tr-TR/Etkinlik/515/tarim_gida_ve_hayvancilik_2023_calistayi_3_-_4_-_5_-_6_-_7_-_8

CEMAAT & AKP SAVAŞLARI /// EMRE USLU : Cemaati bitirme stratejisi uygulamaya konuyor

Şuan görevden alınan ya da halen görevdeki cemaate yakın bürokratları “ajan” kapsamına sokmak için delil uydurma çalışmaları yürütülüyor.

Taraf Yazarı Emre Uslu Ak Parti‘nin Gülen Cemaati’ni bitirmeye karar verdiğini iddia ederek çarpıcı yorumlarda bulundu. Uslu, Ak Parti‘nin Cemaati bitirmek için birçok strateji izleyeceğini belirterek özellikle 2010 yılındaki KPSS skandalının Ak Parti tarafından Cemaatin üstüne yıkılacağını iddia etti. İşte Emre Uslu‘nun şahsi Facebook sayfasında yer alan "Cemaati bitirme stratejisi uygulamaya konuyor" başlıklı çok konuşulacak o yazısı;

"CEMAATİ BİTİRME STRATEJİSİ UYGULAMAYA KONULUYOR"

Büyük Rüşvet ve Yolsuzluk Soruşturmasıyla Bakan çocuklarının yatak odalarından fışkıran milyon dolarlar, çelik kasalar, para sayma makineleri, Balya balya para dolu kutular ile imajı sarsılıp köşeye sıkışan hükümet yeni strateji belirlemeye çalışıyor.

İLK AYAK ‘DIŞ MİHRAKLAR’

Bu kapsamda stratejinin ilk ayağı olarak operasyon "Dış mihraklar-İsrail-ABD" işi denilerek AKP tabanı ikna edilmeye çalışıldı. "oyunları bozduğumuz için hedefteyiz" argümanını ile yolsuzluk tartışmalarının önü kesilmek isteniyor.

"HÜKÜMETE YAKIN GAZETELERE YALAN HABER SERVİS EDİLECEK"

Stratejinin bu ayağında hükümet kendisine yakın 5 gazeteye bizzat Başbakanlık tarafından yalan haber servis ederek, operasyonun arkasındaki ismin ABD’nin Ankara Büyükelçisi olduğunu iddia etti. Böylece ABD’den gelecek olumsuz açıklamlarla AKP tabanı hükümetin etrafında kenetlenmek istendi.

"POLİSLER GÜLEN HAKKINDA DELİL UYDURACAK"

İddialara göre şimdi stratejide ikinci aşama devreye sokuldu. İkinci aşamada doğrudan Gülen Cemaatine yönelik önlemler paketi devreye sokulacak. Bu kapsamda öncelikli olarak yeni görevlendirilen polis müdürlerine baskı yapılarak Gülen cemaati aleyhinde deliller uydurulacağı iddia ediliyor. Şuan görevden alınan ya da halen görevdeki cemaate yakın bürokratları "ajan" kapsamına sokmak için delil uydurma çalışmaları yürütülüyor.

"BÖCEK OLAYI CEMAATE YIKILACAK"

Bu kapsamda Erdoğan’ın çalışma ofisinde bulunan böcek ilk argüman olarak hazırlanıyor. Cemaatle ilişkilendirmek için çok çaba sarfedilen, ancak hiçbir delil üretilemeyen bu olay şimdi karışıklık arasında bizzat Başbakan tarafından cemaate yamanacak.

Böcek olayının olduğu tarihte, 2011 Aralık ayında, böceğin ofise kimler tarafından konulduğu savcılar tarafından soruşturmak istenmiş ancak Başbakanlık savcılıkla hiçbir bilgi paylaşmamıştı. Yapılan değerlendirmelere göre o dönem Başbakanlık savcılarla, parmak izi tespiti, kamera kayıtları gibi hiçbir şey paylaşmamış, ifade için personelini göndermemiş soruşturmayı bloke etmişti. Yeni strateji kapsamında böcek olayının yeniden gündem sokularak, büyük bir medya kampanyası ile konu cemaate yamanarak cemaate karşı ajanlık suçlamaları yapılacak.

"CEMAATE YÖNELİK BÜYÜK TASFİYE GELİYOR"

Yeni tasfiye hamlesi için Ak Parti İl Başkanları Toplantısı aniden öne çekildi ve İL Başkanları’ndan il ve ilçelerindeki kamu kurumlarında çalışan Müdür-Müdür yardımcısı konumundaki cemaate yakın görevlilerin isim listesi istendi. Bu listeler alınıp MİT veri tabanındaki fişleme bilgileri ilave ederek ve Valilere verilerek tasfiye düğmesine basılacak.

"CEMAATE ÖRGÜT DAVASI AÇILACAK"

Oy hesabıyla yerel seçim sonrasına bırakılan bu adım, rüşvet soruşturması nedeniyle acilen erkene alındı. AKP yüzde 40’ın üstünde tutunursa, bu dalgayı "adli soruşturmaya" çevirip cemaate yönelik örgüt davası açacak.

ÜÇÜNCÜ AYAK ‘KORKUTMA’

Stratejinin üçüncü ayağında ise "korkutma" yöntemi denenecek. Böylece cemaate yakın işadamları ve seven kitleleri korkutarak uzaklaştırmak amaçlanıyor. Özellikle Cemaate yönelik iş çevrelerini korkutmak için Erdoğan’ın konuşmasındaki tehdit dozajı artarak devam edecek. Yine SETA gibi hükümete kurumların çalışanları da "bunlar cemaatin iyi günleri" diyerek korkutma yöntemine destek veriyor.

Korkutma stratejisine paralel geliştirilen bir başka yöntem de cemaat ile ilişkilendirilen bankalar dan para çekilmesini sağlamak. Bunun için değişik çevrelere baskı yapıldığı ifade ediliyor.

Yine Zaman Gazetesi aboneliğini bıraktırmak için de baskıların devam ettiği belirtiliyor.

DÖRDÜNCÜ AYAK ‘GÜLEN’İN İTİBARINI ZEDELEMEK’

Stratejinin dördüncü ayağı Fethullah Gülen ve Cemaatin itibarını zedelemek. Bu kapsamda 28 Şubat dönemindeki gibi Gülen’in konuşmaları montajlaşarak servis edilecek. Ayrıca İslami kesimleri Gülen aleyhine konuşmaya zorlanarak onlardan görüşler alınıp Gülen cemaatinin dini kimliğinin içi boşaltılmaya çalışılacak. bu faaliyet için Başbakanlık’ta kurulan "kara propaganda ekibine" kritik rol verildiği ifade ediliyor.

"ÇALINAN KPSS SORULARI CEMAATE YIKILACAK"

Bu kapsamda 2010 yılında bazı ÖSYM personelinin KPSS sınav sorularını satması konusu bir araç olarak işleme konacak. Hatırlanacağı gibi soruları temin eden kişilerden bazılarının AKP üyesi olması nedeniyle 2010 yılında beri hiçbir ilerleme sağlanamayan dosya raflardan indiriliyor. O dosyayı, yeni oluşturulan kadroların desteğiyle Cemaate yıkmak için ekibin şuan yeni metinler hazırladığını ifade ediliyor. Buradan da cemaate yönelik farklı bir adli dava açılması denenecek.

Haberimport: Cemaati bitirme stratejisi uygulamaya konuyor haberi

YOLSUZLUK DOSYASI : ‘İstihbarat Müdürünün İfadeye Çağrılması İçin İzin Gerekmiyor’

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında şüpheli olarak ifadeye çağrılan İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Ahmet Arıbaş’ın ifadeye çağrılması için izin istenmesine gerek olmadığı belirtildi. Arıbaş’a yüklenen suçun görev suçu olmadığı kaydedildi.

Soruşturma kapsamında Arıbaş’ın ifadeye çağrılmış ancak yeni Emniyet Müdürü Selami Altınok, suçlamayı tam olarak anlayamadıklarını ve bu talebin mevzuata aykırı olduğunu belirtmişti. Şube müdürünün ifadeye çağrılması için İstanbul Valiliği’nden izin alınması gerektiği yönündeki iddialar üzerine böyle bir izin gerekmediği belirtildi. Savcılık kaynaklarından edinilen bilgiye göre, görev suçlarında polislerin soruşturulması için izin isteniyor. Ancak Arıbaş’a yöneltilen suçlama ‘gizli yürütülen soruşturmayı öğrenmeye çalışarak şüphelileri bilgilendirmek’ yani soruşturmanın gizliliğini ihlal etmek. Bu suçun görev suçu tanımına girmediği, bu nedenle de Arıbaş’ın soruşturulmasında izin alınmaya gerek olmadığı ifade edildi.

Bu arada ifadeye çağrılan Arıbaş’ın henüz adliyeye gelmediği belirtildi.

Soruşturma kapsamında tutuklanan Rıza Sarraf, hakkında bir soruşturma olup olmadığını Muammer Güler’in oğlu Barış Güler’e sorduğu ileri sürülmüştü. Bu kapsamda Muammer Güler’in de İstihbarat Şube Müdürü Arıbaş’a talimat vererek araştırma yaptırdığı iddia edilmişti. CİHAN

Haberimport: İstihbarat Müdürünün İfadeye Çağrılması İçin İzin Gerekmiyor haberi

TELLİOĞULLARI İLE SEFEROĞULLARI SAVAŞI TAM GAZ DEVAM EDİYOR :))))))

AKP’Yİ EN İYİ ANLATAN KARİKATÜR BUDUR HERHALDE /// BEĞENDİYSENİZ RT YAPINIZ ///

Ahmet Kılıçaslan Aytar : “ERDOĞAN, YAKALAYIN HIRSIZI DİYE BAĞIRAN HIRSIZ GİBİ”

Başbakan Erdoğan ve Fethullah Gülen arasında parlatılan dalaşma aralarında iş adamları,banka müdürleri,belediye başkanları,bakan çocuklarının da bulunduğu bir organize suç örgütünün soruşturulmasına varmıştır.

Soruşturmanın konusu; BM Güvenlik Konseyinin nükleer programından vazgeçmesi -aksi halde, gelirinin çoğunu petrolden sağlayan İran’ın merkez bankaları ile işlemlerinin askıya alınmasıyla fiziki ve psikolojik olarak çökertilmesini öngören kararının, Türkiye hükümetince by-pass edilmesinde, Bir suç organizasyonuyla İstanbul’da bazı arazilerin usulsüz olarak imara açılması, kazanılan milyonlarca liralık rantın -bir bölümünün, iç edilmesi- diğer bölümünün, aklanıp dövize ve altına çevrildikten sonra İran’dan doğal gaz ve hampetrol ithalinde kullanılmasıdır.

*

Yaygın kanaate göre Başbakan Erdoğan bazı belge,ifade ve ilişkilerin deşifre olması halinde soruşturmanın oğullarına ve kendisine ulaşabileceği ihtimaline karşı tedbirler alıyor.

Ortada çok büyük yolsuzluk,rüşvet iddiaları ve bununla ilgili bir soruşturma varken,soruşturmanın yasalara ve hukuka uygun biçimde yürütülmesini önlemek ve olayın üstünü örtmek için elinden geleni yapıyor.

İnanılmaz bir keyfilikle Ceza Yargılama Yasası’nı hükümleri ve ilkelerini gözardı ediyor, büyük bir tasfiye operasyonu yapıyor, halkın bilgilenme kanallarını sansürlüyor.

*

Ya da ABD’nin Ankara Büyükelçisi Frank Ricciardone’yi operasyonun arkasındaki isim olarak sunup hedef haline getirince,üst düzey bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, "ABD buna izin vermez. Biz tansiyonu yükseltmek istemiyoruz. Bunun sonuçları olur. Başbakan ve hükümetinin bu konudaki tonunu yumuşatmış olmasını ise bir süre daha takip edeceğiz" diyor.

AB ise Erdoğan’ın birliğin yargı bağımsızlığının garantisi olan kurallarını doğrudan ihlal ettiğini belirtiyor ve bunun Türkiye’ninüyeliği için en önemli koşullardan biri olduğunu hatırlatıyor.

Almanya, İngiltere ve ABD’nin önde gelen gazeteleri, Türkiye’deki yolsuzluk operasyonu ve hükümetin tutumuyla ilgili sert eleştiriler yayımlamayı sürdürüyor.
İşte Alman Frankfurter Rundschau gazetesinin sürmanşet yaptığı, "Erdoğan, yakalayın hırsızı diyen hırsız gibi " başlığı, bu yazının da başlığıdır.

*

Başbakan Erdoğan’ın bütün endişesi bazı belge,ifade ve ilişkilerin deşifre olması halinde soruşturmanın oğullarına ve kendisine ulaşması mıdır?

Hepsi buysa -işte, örtbas ediyor ya! Ya da,başka ne olabilir ki?

*

Bu çağda,BM küresel hükümeti sağlamaya en elverişli bir kurum gibi görünmesine rağmen,dehşet sorunlarla karşılaşıyor.

Zengin ve yoksul arasında muazzam bir uçurum oluşmuştur,mülteci sayısı artıyor, Afrika’da, Ortadoğu’da, Kafkasya’da etnik ve mezhepsel gerilimler,Asya ve Afrika’da nüfus baskısı, yaygın silah ticareti, kitle imha silahları, uyuşturucu, soykırım, salgınlar, açlık, kirlilik ve terörizmin önü alınamıyor.

Dünya küçülürken BM bütün kazanımlarına rağmen bunlar ve daha bir çok sorunla başa çıkabilecek donanıma sahip görünmüyor, sorunların altında boğulurken
-eh! zengin patronlar da bir türlü merhamete gelmiyor…

Sonuçta küresel büyüme,istikrar ve güven bir türlü sağlanamıyor.

*

Halbuki, BM’nin kendine yöneltilen iktidarsızlık,verimsizlik,yolsuzluklar benzeri bütün eleştirilere rağmen getirileri, maliyetlerle karşılaştırıldığında çok daha fazladır.

Aslında devletlerin, firmaların ve örgütlerin temelinde yatan da bu fikirdir,devletin varlığının ve BM’in neden kurulduğunun ve rolünün niçin genişlemek zorunda olduğunun açıklaması da budur.

O yüzden BM -şimdi, bir ülkedeki sorunlar diğerine yayıldıkça, bir küresel hükümet gibi daha etkin olmaya -hatta, ulusal hükümranlığa fazla saygı göstermeden, üyelerin iç işlerine müdahale edebilir küresel bir organ olmaya evriliyor.

*

Pekiy,nasıl?

ABD’nin finansal krizi ardından gelişmiş ülkelerin zengin patronlarının bir türlü merhamete gelmemesi üzerine üretimin nasıl canlandırılacağı,istihdamın nasıl arttırılacağı konularında kamu müdahaleleriyle devletin likidite sağlamasının ötesinde,BM örgütünü de revize edecek bir çözüm gelişiyor.

Dünyada son 40 yılda kişi başına milli geliri belli seviyeye ulaşan gelişmekte olan ülkelerin teknolojik olarak gelişmemiş üretim biçimine bağlı kalmaları ve yurtiçi aktivitelerinin eksikleri, bu ülkelerin gelişmiş ülke kategorisine ulaşmalarını olanaksız kılıyor.

Yalnızca, küresel mal talebinin ve küresel büyümenin en önemli motoru ve dünyanın ikinci ekonomisi olan orta gelir düzeyli Çin’e şans tanınıyor, gelecek 15 yılda ortalama 5-6 oranında büyümesi halinde kişi başına gelirinin 20 bin dolar gibi yüksek bir düzeye çıkabileceği hesaplanıyor -ki, bu küresel büyümenin ve istikrarın başlıca umudu olarak görülüyor.

*

O yüzden, teknolojideki ilerlemesiyle enerji açısından kendine yeteceğini ve dünyaya enerji ihraç eden bir ülke olarak siyasi ve ekonomik gücünü konsolide edeceğini planlayan ABD -bir taraftan, küresel istikrar için Çin’i sürekli tatlı bir markajda tutuyor.

Öte taraftan, gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülke kategorisine ulaşamayacaklarından yararlanıyor;

Tek küresel sistem içinde yer alan ve onun çevresinde birbirine bağlı yapıda ve ilgileri farklı ülkelerin genel ekonominin gündemi içinde benzer yaklaşımlarda değil,kendilerine en uygun seçeneğin yükümlülüklerini üstlendikleri yeni bir liberal dünyayı ve yeni bir BM’i öneriyor.

*

ABD’nin küresel, Rusya ve Çin’in bölgesel liderler olarak 3.Dünya Savaşına yol açmadan,Suriye’de iç savaşın yayılma olasılığının önüne geçilmesi,Ortadoğu ülkelerinin kendi ekonomik ve demokratik kriterlerinde olgunlaşması ve ekonomilerinin bağlı olduğu petrol ve gaz akışının Hürmüz Boğazı ve Doğu Akdeniz su yollarından serbest olarak yapılması öngörülüyor.

Biricik hedef küresel büyüme yolunda İsrail-Filistin arasında barış,Suriye iç savaşının önlenmesi ve yeni Suriye’nin kurulmasından -giderek,diğer sorunların çözülmesi için yeni bir stratejik müttefiklik gelişiyor.

Bu küresel barış, istikrar ve gelişmeye katkı sağlamak iddiasıdır,yeni bir uluslararası hukukun BM merkezinden küresel sistem ağlarına yansıtılmasıyla yeni bir statünün oluşturulacağı anlamına geliyor.

*

BM merkezinde yeni statünün oluşturulmasında -başta, tüm suçu Suriye yönetimine yükleyerek mütemadiyen Ortadoğu gerginliğini tırmandırma girişiminde olmak üzere uluslararası tehdit unsuru da olan ideolojik İslamcılık ile mücadelede; Başbakan Erdoğan ve Fethullah Gülen’in İslam ülkelerinde tüm müslümanların haklarını savunan dini bir çekirdek olmak kaydıyla, Bir İslamcı kadro hareketiyle Türk Milleti çerçevesinde devletin elit kadroları tüm yapılardan silen, hareketini kısıtlayan ekonomik dengeleri yeniden düzenleyen ve devleti Osmanlı’nın İslam toplumlarındaki siyasal kültürün kurumları ve kültürel kodlarının sözde çağdaşlaşmasına yönelik politikalarıyla kurumsallaştırdığı, İslamcı Cihad’ı besleyen yapının ve öğretisinin sonuna gelinmiştir -işte, yavaş yavaş küresel bir ibret oluşuyor ve yeni bir statüye bağlanılmak üzere lağvediliyor.

Recep Tayyip Erdoğan ve Fethullah Gülen kaybettikleri bir savaşı sürdürürken, halkın onlara olan hışmı büyüyor,büyüyor,büyüyor…

25.12.2013

Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: