Günlük arşivler: Aralık 21, 2013

AK PARTİ DOSYASI : Görüntülerdeki Numan Kurtulmuş mu ?

Cemaat işi gücü bırakmış habire çekmiş.

Bu kez Numan Kurtulmuş’un malum görüntüleri sızdırıldı http://www.odatv.com/n.php?n=bu-kez-numan-kurtulmusun-malum-goruntuleri-sizdirildi-1912131200 … pic.twitter.com/RnB3EHPB07

Türk oğlu Türk @ErcVatansever

@orhanacar4343

@NumanKurtulmus @SELANGA26 Numan Kurtulmuş’un malum görüntüleri DOĞRU EVET HIRSIZLAR VE SAPIKLAR BİRBİRLERİNİ BULMUŞ pic.twitter.com/clmGkxetaf

nefes 1923@nefes_1923

MUSA ŞERBETÇİ@musaserbetci

Allah’a hamd olsun ki siz çirkinleştikçe biz safları daha da sıklaştırıyoruz. Numan Kurtulmuş’a yapılanlar da gösteriyor ki doğru yoldayız.

Numan Kurtulmus – Durmak yok, hizmete devam #TarihiYolsuzlukveRüşvetSkandalı pic.twitter.com/lQBosZmY5o

T.C. Fasa Bursa@Fasa_Bursaa

tuncay üstünyer@tuncay109

NUMAN KURTULMUŞ HOCAYA SALDIRMANIZIN NEDENI 2 3 YIL ÖNCE HOCANIZIN BİZİM SİYASİ OLARAK BAŞIMIZA GEÇ TEKLİFINİ RET ETMESINDEN Mİ YOKSA ? ? ?

@tezgel_mustafa

nevzat çiçek@nevzatcicek

Arkadaslar numan kurtulmus oldugu ileri surulen bir kaset dolastiriliyor tamamen montajdir bunu yayanlar savunanlar alcaktir ayiptir

@bsnfgnfk

BEKİR YILMAZOĞLU@bekiryilmazoglu

Prof.Dr.Numan Kurtulmuş’a ait olduğu öne sürülen görüntü,Şahin K olarak tanınan film artistine aittir. Asla itibar edilmemelidir.”

@YunusEmreYldzz

Yankı@aynadaki

Numan Kurtulmuş’un milli görüş gömleğini çıkardığı biliniyordu. Göründüğü kadarıyla atlet, pantolon ve donla devam etmiş.

@muammerakbs

Mustafa Dos @maaviLacivert

Numan Kurtulmuş’un kasedini gören Şahin K açıklama yapmış " bir filmle kral olmadım bir filmle tahttan inmem " #hükümetistifa

okulöncesi@IpekBaskal

@Ladyimam Şahin K yı görmemiş olsam bile hayatta o diyememm düpedüz numan kurtulmuş

Numan Kurtulmuş’un seks kasedi çıkınca ben; pic.twitter.com/eJ5Lh122Lg

Levent@fevri_sosyolog

@BeLa_Tvvitter

YOLSUZLUK DOSYASI : Zafer Çağlayan’ın da adının karış tığı altın yüklü uçakla ilgili şok detaylar !

Gana’dan 1,5 ton altınla Türkiye’ye geldi. Belgeleri şüpheliydi, ancak “birileri”nin desteğiyle sır olup uçtu… Ve Türkiye’yi sarsan büyük yolsuzluk soruşturmasında o uçak ve “birileri” ortaya çıktı. Soruşturma dosyasında Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın “Gana’dan getirilen 1,5 ton altınla ilgili idari ve adli işlemlerin yapılmasını engellediği ve herhangi bir işlem yapılmadan altınların Dubai’ye gönderilmesini sağladı tespit edilmiştir” denildi. Oysa JÖNTÜRK’ün elde ettiği bilgilere göre, işin boyutu soruşturma dosyasında yazılanlardan çok daha kapsamlı çıktı.

Edindiğimiz bilgilere göre 5 Aralık 2012′de Gana’ya giden Türkiye’deki “Master Sara Turizm” şirketinin ortaklarından Vahid Moradi Moghaddam, bu ülkedeki Omanye Madencilik şirketi ile 1,5 ton altın alımına ilişkin bir anlaşma imzaladı. Gana’daki şirket anlaşma uyarınca ilk parti olarak 996.509 ABD doları karşılığında 18.57 kilogram altını Vahid Moradi Moghaddam’a teslim etti. Bundan sonrası artık büyük partinin yüklenmesine kalmıştı.

27 Aralık 2012 tarihinde kendisi hala sır olan bir kişi Gana Sivil Havacılık Dairesi’ni arayarak Libya’dan gelecek bir uçağa Omane Madencilik tarafından Gana’da yükleme yapılacağını belirterek izin istedi. İzin verildi ve Libya Trablus’tan gelen (Bu da ilginç bir detay) uçak 27 Aralık tarihinde Kotaka Uluslararası Havaalanı’na iniş yaptı. Uçak, inişinde merkezi Dubai’de gösterilen ULS Havacılığa ait bir Airbus 300- B4′tü.

Uçağın alacağı altınları Dubai’ye Reza Zarrab’a (Rıza Sarraf – Büyük yolsuzluk soruşturmasının bir numaralı şüphelisi) götüreceği bildirildi, ancak ne hikmetse pilotu dahil yedi kişilik mürettebatının isimleri Sivil Havacılık Dairesi’ne bildirilmedi. Bu bildirime karşın, Omanye Madencilik tarafından yine her nedense 1,5 ton altın “Değersiz Maden” kaydıyla (ki bununla ilgili Gana’da açılan soruşturmada iki kişi tutuklandı) uçağa yüklendi ve uçak yükünü alır almaz havalandı.

altin

Uçak 1 Ocak 2013 tarihinde sis nedeniyle ve de yakıt ikmali yapmak için Atatürk Hava Limanı’na iniş yaptı. Uçağın “değersiz maden” bildirimi ile diğer evraklarından şüphelenildi ve uçakta arama yapıldı. Arama sonucunda uçakta 1,5 ton 22 ayar değerinde altın olduğu ortaya çıktı. Bu olayla ilgili soruşturma sürerken birk anda uçaktan 300 kilo civarında altının eksildiği anlaşıldı. Altının İstanbul’daki muhatapları, kendilerinin aldığını, kalanın da Dubai’ye gönderileceğini bildirdiler.

Altın yüklü uçakla ilgili soruşturma sürerken Reza Zarrab devreye girip Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ı aradı. Çağlayan, uçağın yoluna devam etmesi için gerekeni yapacağını söyledi ve 17 gün sonra uçak yalnızca park parası ve geç bildirim cezası ödeyerek herkesin şaşkın bakışları altında Atatürk Hava Limanı’ndan havalandı.

Şu an bu uçakla ilgili soruşturma Gümrük başta olmak üzere muhatap şirketler nezdinde de Büyük Yolsuzluk operasyonundan bağımsız sürdürülüyor.

Gana’ya dönelim. Uçağın havalanmasının ve Türkiye’de altınların ortaya çıkmasının ardından hükümet geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Hala sır olan uçakla ilgili “altın almaya geldi” diye bildirimde bulunulmasına rağmen son dakikada bildirimin “değersiz maden”e dönüştürülmesi ile ilgili soruşturma açıldı, iki gümrük görevlisi tutuklandı.

peterkofi1

Ardından Omanye Madencilik şirketi didik didik edildi. Şirketin bir evden yönetildiği belirlendi. Şirketin ortaklarından Peter Kofi Bedzra tutuklandı. Soruşturmayı yürüten Ganalı bir yetkili bu sırada “Bunlar mı altın ihraç edecek. Kıçlarına giymeye donları yok” diye açıklama yaptı.

Bu arada çok ilginç bir gelişme yaşandı. Omanye Madencilik şirketi yetkilileri, mahkemeye başvurarak sattıkları altınlarla ilgili Vahid Moradi Moghaddam ve şirketinin altınların karşılığın olan 45,5 Milyon doları ödemediğini belirterek suç duyurusunda bulundu. Yetkili mahkeme şikayeti haklı buldu ve konuyla ilgili hem Türkiye hem de Dubai ile yazışmalarda bulundu, ancak sonuç alınamadı.

..ve birkaç ay sonra da Omanye şirketinin tutuklanan ortağı Peter Kofi Bedzra’nın kalp krizinden askeri hastanede öldüğü bildirildi.

İşin Türkiye boyutu da çok ilginç. JÖNTÜRK’e bilgi veren bir kaynak, uçakta bulunan 1,5 ton altının Atatürk Hava Limanı’ndayken boşaltıldığını ve uçağın Dubai’ye boş gittiğini söyledi.

Özetle hem altınların parası hem de altınlar birilerinin cebine uçtu.

Tabii bu buharlaşma birilerinin (uluslararası düzeyde) dikkatini çekti ve düğmeye basıldı…

YOLSUZLUK DOSYASI /// Halkbank Genel Müdürü : Ayakkabı kutusunda ki para İmam Hatip’e gönderilecekti.

Büyük Yolsuzluk ve Rüşvet operasyonu kapsamında yürütülen soruşturma sonucu tutuklanmasına karar verilen Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’nın, evinde ayakkabı kutularında bulunan 4,5 milyon dolarla ilgili olarak kendisini sorgulayan savcıya, “Evimden çıkan 4.5 milyon doların tamamı bağışlardan toplanan paralardır. Bu paralar Makedonya’da Balkan Üniversitesi ve Osmancık’da İmam Hatip Lisesi’nin yapımında kullanılacaktır. Yardımsever insanlardan toplanan paralardı ve bunları oralara gönderecektim” dediği öğrenildi.

Soruşturma dosyasında Süleyman Soylu ile ilgili olarak şu ifadelere yer verilmişti:

suleymanaslanrusvet1

suleymanaslanrusvet2

Süleyman Aslan’ın aldığı rüşvetlerle ilgili olarak teknik takip ekibinin kameralarına yansıyan ve evine bırakılan kutularla ilgili görüntüler de şöyleydi:

suleymanaslanrusvet3

suleymanaslanrusvet4

suleymanaslanrusvet5

suleymanaslanrusvet6

YOLSUZLUK DOSYASI : Yolsuzluk operasyonunun bir numaralı şüpheli si Reza Zarrab’ın ifadesi (Neler var neler) !

rezazarrab1

Ses sanatçısı Ebru Gündeş’in de eşi olan Reza Zarrab, Savcılık ifadesinde bakın neler söylüyor (Bu ifadeye rağmen tutuklanarak cezaevine konuldu):

2012 yılında 20 milyar TL’lik altın ihracatı yaptığımı tahmin ediyorum. Aşağı yukarı rakam bu şekildedir. Zaten altın işini yapan biriyim. Müşterimiz bana telefon açtı ve Gana’dan 1.5 ton ithal altını Türkiye’ye gönderebileceğini söyledi. Ben önce buna ihtimal vermedim. Ancak güvendiğim bir müşterim olduğu için kabul ettim. Bugün yapılan savunmalardan birisi Duru Döviz isimli işyerinin bana ait olduğunu söyledi. Fakat buranın mülkiyeti bana aittir. Söz konusu şirket orada kiracıdır. Ben de bu müşterimin Duru Dövize yönlendirdim. Çünkü Duru Döviz’in ithalat yetkisi vardır. Altın borsasına kayıtlı olduğu içindir. Evraklar hazır dediler. Müşterimi ikaz ettim. Müşterimin ismi B.Z.’dir. Zaten benim her gün 1 ton altın ihracatım oluyordu.

ULS Hava Yolları ile bu altınlar Türkiye’ye geldi. Evraklarda eksiklik olduğu bana bildirilince Rüçhan Bey isimli yanımda çalışan kişi genelde Çin’deki işleri takip eder. O sıralarda da Türkiye’ye gelmişti. Kendisi bizim altın ihracat işimizle ilgilenen birisi olduğu için bu konuyla ilgilenmesini istedim. O da bunu araştırdığında konşimento ve manifesto ve airwaybe isimli belgeler olmadığını öğrenmiş çok teferruatını bilmiyorum. Birkaç sonra bana ulaştılar. Evrak Gana’dan gelmemiş. ULS Taşımacılık bu evrakları getirmemiş ayrıca gelen belgelerde de uçaktaki eşyanın kıymetli maden yerine değersiz maden olarak yazıldığını öğrendiğimiz üzerine Duru Döviz’den bu mailin kendisine ait olmadığına ve herhangi bir hak talep edilmeyeceğine dair Duru Döviz’den noter belgesi istendi. Sahibi de bu belgeyi alıp teslim etti. Altın ihracatı ve ithalatında herhangi bir KDV ve vergi yoktur. Böyle bir durumda nasıl kaçakçılık olur.

Halkbank ile yapamaz duruma gelince

Temmuz 2013 tarihine kadar altın ticareti serbest idi. Ancak Amerikan ambargosu nedeni ile bu ticareti bu tarihten sonra Halkbank yolu ile yapamaz duruma geldik. Biz de bu ticareti gıda ticareti yolu ile yaptık.

Sahtecilik yapmadım

Tüm işlerimizi hukuka uygun bir şekilde yaptık. Herhangi bir sahtecilik işine girmedik. Alıcı ve gönderici bellidir. Kayıtlar da bellidir. 1986 yılından beri Türkiye’deyim.

Türk vatandaşlığına 2006′da geçtim

Türkiye vatandaşlığına 2006 veya 2007 yılında geçtim. Eniştem ve ablam da Türk vatandaşıdır. Bir tek ağabeyim geçmemişti. Ben ağabeyimin Türk vatandaşlığına geçmesi için yol yordamı öğrenmek amacıyla bakan Muammer Bey’den sordum. O da bana yasal yolları izah etti. Normal prosedür ile Türk vatandaşlığına geçti. Bunun karşılığında hiçbir menfaat söz konusu değildir. Hatta vatandaşlık işlemi normal süresi gereken süreçten çok daha uzun sürdü. Bakanlar Kurulu’nun hepsinin onayının da gerektiği de dikkatinize sunuyorum. Hatta son imza olarak Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın da imzası gerekiyor. Tapeleri kesmişler, asıl lazım olanları koymamışlar.

Emniyet Müdür Yardımcısı da rüşvet istedi

Ben bir emniyet müdür yardımcısından tehdit aldım. Bu kişi O.İ.’dir. Kendisi benden 1 milyon dolar para talep ediyordu. Gayrettepe’ye gittim. Suç duyurusunda bulundum. Maalesef bu konular tapelere girmemiştir. Hala bu konuda suç duyurusu devam ediyor. Normal prosedür gereği disipline sevk edilmiş kimseye bunun için bedel ödemedim. Talepte bulunmadım. Suçlamayı kabul etmiyorum. Hatta bugüne kadar görevden ihraç edilmemesine hayretle izliyorum.

Sarkuysan

Sarkuysan A.Ş.’de hisse senedim vardı. Genel kurul yapılacaktı. A.M. isimli kişi bana “Usulsüz şeyler var gel yönetime girelim” dedi. Ben de araştırdığımda o dönemki başkanın 40 yıllık başkan olduğunu ve de istediği şekilde asıl komiserlerin gelmediği halde yönlendirme yaptığını öğrenince ben de sayın bakanla sadece usule uygun olarak komiserin gelmesi için ricada bulundum. Bundan ne tür suç var anlayamadım. Herhangi bir rüşvet vermedim.

Yeni Şafak benden 1 milyon dolar istedi

Emniyet şeridi kullanmak için hiçbir yere başvurmadım. Aldığım tehditlerden şirketimin yapmış olduğu cirolardan dolayı İstanbul Valiliği’ne koruma talebinde bulundum. Uygun görüldü ve verildi. bir gün Yeni şafak Gazetesi’nden beni aradılar. İran’a 87 milyar Euro ihracat yaptığım ve kara para akladığımı sorduklarında bu konuda yorum yapmayacağımı, avukatlarımın buna cevap vereceğini söyledim. Avukat H.K. isimli kişi bana bu haberin metnini getirdi ve de Yeni şafak Gazetesi’nde ekonomi yazarı olduğunu söyledi. Soyadının K. olması lazım. Eğer bu parayı yani 1 milyon doları vermezsem bu haberi yayınlayacaklarını söylediler. Buna dair elimde ses kayıtları da mevcuttur. Mahkemeye sunabilirim. Telefon görüşmeleri de mevcuttur. El konulan telefonumda bu kayıt şu anda mevcuttur. İncelenebilir.

Yeni Şafak ve Bugün

Çok ilginçtir ki bana ait tapelerde bu haberlerin arkasında O.İ.’nin olduğunu ve kendi konuşmaları olduğu ortadadır. Bunlar tape kayıtlarında vardır. Yeni Şafak’ta konuşmuş. Sonra Bugün Gazetesi’nde konuşmuş. Bunlar bahsi geçen telefonda kayıtlıdır. Daha doğrusu telefonda benden 1 milyon dolar isteme hususu kayıtlıdır. Diğerleri ise tapelere yansıyan kayıtlarda bellidir.

Maliye Bakanı beni İçişleri Bakanı’na gönderdi

Bu hususu bu kişi bakanlıkların isimleri de yazılarında zikrettiklerinde Ankara’ya gittiklerinde bakan Mehmet Şimşek Bey’le görüştüm. Hatta bir fotokopisini de sayın bakanımız Mehmet Şimşek’e bıraktım. O da bana polisi ilgilendiren bir mevzu olduğu için İçişleri Bakanlığı’na git dedi.

Elimdeki şantaj kaydını Muammer Güler’e dinlettim

Ben de İçişleri Bakanımız Muammer Güler Bey’e durumu izah ettim. Kaydı dinlettirdim. Takdirine bıraktım. Sonucunda ne oldu bilemiyorum. Kendilerinin Yeni Şafak Gazetesi’ni arayıp aramadıklarını bilemiyorum.

Egemen Bağış’a da bazı belgeler verdim

Hatta aynı konuyla ilgili belgelerin yani haber belgesinin suretinin ve ses kaydını Egemen Bağış Bey’e de verdim. Hatta hatırlamadığım diğer kişilere de vermiş olabilirim.

Barış Güler’e para verdim, ama o başkasının parasıydı

Şimdiki hava işlemlerimin kolaylaşması için kimseye para vermedim. Bu suçlamayı kabul etmiyorum. Çünkü Çin’deki şirketler bana ait değil. Ben sadece Çin’deki şirketlerin müşterisiyim. Oradaki işlemlerin nezareti içinde Rüçhan Bayar beyi daha fazla para kazanıp borçlarını ödeyebilmesi için Çin’e yönlendirdim. Rüçhan orada işlerinin başındadır. Rüçhan bana bağlı olarak çalışıyor. Kendisi de oradaki işlemlerden para alıyor. Benim okuduğunuz adli ve istihbari çalışma yapılıp yapılmadığı konusundaki sorunuzla ilgili hiçbir bilgim yoktur. Bunlar için Muammer Güler bey’e veya oğlu Barış Güler’e herhangi bir para vermedim. Rüçhan Bey’in elde ettiği primlerden bana 200 bin dolar para verdi. Bunların da kayıtları tape kayıtlarında vardır. Bunu Barış Güler beyefendiye verdim. Çünkü Rüçhan Bey’in Barış Bey’e borcu vardı. Daha önce Barış Bey bu konuyla alakalı olarak benimle görüştü. Rüçhan Bey’le konuştuktan sonra Barış Bey ile görüştüm. Teyidini aldıktan sonra bu şekilde davrandım. Tape kayıtlarında da bu konu bellidir. Hatta tape kayıtlarında okunur ise bütün borçlarını bu şekilde yavaş yavaş ödemesini tavsiye ettim.

Çağlayan’a rüşvet vermedim

İran’ın Türkiye’deki rezervlerinin altın ihracatı yöntemi ile çıkarılmasına yol verilmesi karşılığında Halk Bankası’ndaki İran parasını 0.05’ini rüşvet olarak Zafer Çağlayan’a ödenmesi hususu söz konusu değildir. Biz sadece Halk Bankası’nın resmi komisyonlarını ödüyorduk. Zaten Zafer Çağlayan’ın Halk Bankası ile ilgilisi yoktur. Tüm bankalar Bakan Ali Babacan’a bağlıdır. Bu konuyla alakalı kimseye rüşvet ödemedim. Gıda ve ilaç ticareti amacıyla da rüşvet ödemesi yapmadım. 6 Temmuz 2013 tarihine kadar altın ticareti serbest idi. Benim dışımda bu işi yapan birçok kimse vardı. Sadece Halk Bankası’nın almış olduğu resmi komisyonlar vardır. Bunun dışında kimseye rüşvet veya komisyon vermedim.

Halk Bankası’nı araştırmanız halinde benden çok daha fazla miktarda ilaç ve gıda ticaretini İran ile yapan kişi ve şirketlerin olduğunu göreceksiniz. Bu durum bana verilmiş herhangi bir herhangi bir imtiyaz değildir. Uçaktaki altını Gana’ya geri gönderilmesi olayıyla ilgili hiç kimseye para ödemesi yapmadım. Sayın bakanımı normal resmi telefondan aradım. Durumu izah ettim. Bunun menşeine iade edilmesi hususunda yardımcı olup olamayacağını sordum. Onur Bey de tapeler incelendiğinde Dubai’ye değil de geldiği ülkeye geri gönderilmesi talebinde bulunduğu görülecektir. Ekonomi Bakanı’nın özel kalemleri benim şahsi menfaatlerim için herhangi bir iş yapmamışlardır. Ben Zafer Çağlayan’a hiç para vermedim. Benim birebir tabir edilen herhangi bir telefonum yoktur. Üç tane telefonum var. Üçüne de savcılık el koydu. Evimdeki aramada da herhangi bir telefon bulunamadı. Ben Onur Bey’i hiçbir zaman sekreterim olarak kullanmadım. Bu haddim değildir. Bu ekonomi bakanımızın özel kalem müdürüdür. Sadece bakanımızla görüşme ihtiyacı olduğunda randevu ayarlaması için yapmış olduğum görüşmelerdir. İran’da Credit İnstitiut isimli bir banka vardır. Bu bankanın Dubai de CAG isimli bankaya bağlı bir şirket vardır. Sorduğunuz bu harflerin Zafer Çağlayan ile hiçbir alakası yoktur. Süleyman Aslan isimli sayın genel müdürüme de herhangi bir rüşvet, komisyon vermedim. Zafer Çağlayan için söylediklerim sayın genel müdürüm içinde geçerlidir. İran ile Türkiye ticareti için çok emek veren bir insandır.

Okul için bağışta bulundum

Ben birçok hayır kuruluşlarına bağışta bulunuyorum. Kendisine bir okul yaptırmak istediğimi söyledim. Kendisinin okuduğu Çorum Osmancık İmam Hatip Lisesi’ni yaptırabileceğimi söyledi. Kendisi benden birkaç gün süre istedi. Bununla ilgili araştırma ve inceleme yapacağını söyledi. Gerekli girişimlerdi bulundu. İnşallah Allah nasip ederse bu okulu da yaptıracağız. Yine kendisinin bahsettiği gibi Balkan Üniversitesi’ne destek amacı ile bağışta bulundum. 500 bin Euro’yu kendi hesabımdan gönderdim. Bu bütün resmi kayıtlarım da vardır. 1 milyon Euro’da kendisine yollaması için verdim. Çünkü biz ikincisini yolladığımız zaman iade oldu. Yoksa ben kendim yollardım. Ben hiç kimseye komisyon ödemedim. Süleyman Aslan’a da bir ödeme yapmadım. Ben Egemen Bağış’a da ağabeyimin Türk vatandaşlığına geçmesi için ve diğer işlemler için komisyon veya rüşvet vermiş değilim. Bu suçlamaları da samimi bulmuyorum. Neredeyse bütün kabineye kişi başı 500 bin verdiğimi iddia edecekler. Zafer Çağlayan bey bir keresinde bizim eve gelmişti. Evde yeni aldığımız piyanoyu görünce merak etti sordu. Ben kendisine Umut beyin telefonunu verdim. O da yerini söylemiş. Ödemeleri de kendileri yapmışlar. Benim ödemem söz konusu değildir.

“Bende tümör var”

Benim böbrek üstümde tümörüm vardır. Kanser teşhisi konuldu. Bu 4 günlük süreç içerisinde Haseki’ye sevk edildim. 4 gün içinde bunun 1 cm büyüdüğü anlaşıldı. Benim buna acilen müdahale ettirip kemoterapi sürecine başlamam gerekiyor. Bununla alakalı da bütün raporlarım var. Haseki’de de teşhisi konuldu.”

TAKİYYECİ POLİTİKACI Şamil Tayyar : Birileri Erdoğan’sız bir Tür kiye istiyor

halk-bank-bakan-cocuk-operasyon.jpg

Şamil Tayyar: Birileri Erdoğan’sız bir Türkiye istiyor

Şamil Tayyar, uluslararası istihbarat örgütleriyle bağlantılı bazı odakların yeni bir plan geliştirdiğini savundu.

AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, iş adamlarından bakan çocuklarına uzanan yolsuzluk operasyonunu, iki milletvekilinin istifası ve AK Parti ile cemaat kavgasına ilişkin Beyaz TV’de konuştu:

"TÜRKİYE’YE AYAR VERMEK İSTİYORLAR"

"Yeni bir küresel denklem oluşuyor. Bu denklemde Türkiye ağırlık kazanmak istiyor. Ancak küresel aktörler, Türkiye’nin yeni rolünden ve taleplerinden rahatsız. Onun için Türkiye’ye ayar vermek istiyorlar. 2014 yılında yapılacak mahalli seçimler ve cumhurbaşkanlığı seçimleri kritik gözüküyor."

"ERDOĞAN’SIZ BİR TÜRKİYE İSTENİYOR"

"Erdoğan’sız bir Türkiye hayal edenler, hem yerel seçimlerde hem de cumhurbaşkanlığı seçiminde AK Parti’nin kaybetmesini hedefliyor. Bu amaçla bir süredir, iç içe girmiş birbiriyle ilintili oyunlar sahneleniyor."

"Sayın Erdoğan’ı, cumhurbaşkanlığı adaylığı fikrinden vazgeçirmeye ve başbakanlık koltuğundan edinceye kadar bu kaosu sürdürmeye çalışacaklarını düşünüyorum."

BUNLAR DİZ ÇÖKTÜRME HAMLELERİ"

"Gezi olayları, dershane bağlamında çıkartılan ‘diz çöktürme’ girişimleri, bu son operasyon, Başbakan’a ve AK Parti’ye yönelik stratejik hamlelerdir."

"Meselenin, AK Parti ve cemaat kavgasına indirgenmesi sorunun büyüklüğünü görmemizi engeller. Cemaatin gerçek anlamda AK Parti ile hiçbir problemi olmadığını düşünüyorum. Ancak, uluslararası istihbarat örgütleriyle bağlantılı bazı odaklar cemaat ve hükümete siyasi rota çizmeye çalışıyorlar."

İstanbul’da başlatılan operasyonda Halkbank’ın da hedef alınması , operasyonun kodları hakkında ipuçları mı veriyor ?

halk-bank-bakan-cocuk-operasyon-polis-akp.jpg

İstanbul’da başlatılan operasyonda Halkbank’ın da hedef alınması, operasyonun kodları hakkında ipuçları mı veriyor?

İstanbul’da dün başlayan operasyonun izlerine aylar önce medyaya yansıyan haberlerde görmek mümkün.

Bir gazetede yayımlanan haberde ABD Kongresi Temsilciler Meclisi’nin Halkbank’ın İran ile olan ticari ilişkilerinden duyduğu rahatsızlık dile getirilmişti.

HALKBANK’A EL ATIN

Haberde İsrail lobisi AIPAC’ın Türkiye aleyhine kampanya başlatarak İran ile ticarette aracı olarak suçladıkları Halkbank’ı hedef aldıkları, bu amaçla da ABD Dışişleri Bakanı Jhon Kerry ve Hazine Bakanı Jack Lew’a mektup göndererek, "Sizden Halkbank’ın İran’a altın transfer edilmesindeki işlemleri ele almanızı istiyoruz" dedikleri belirtildi.

MOSSAD PARMAĞI

Türkiye’nin İran’dan petrol alıp karşılığını Halkbank üzerinden altın olarak ödemesinden rahatsız olan İsrail’in bu konuda soruşturma başlatılması için uzun süredir baskı yaptığı ileri sürüldü. MOSSAD’ın soruşturma açılması için İstanbul Adliyesi’nde devreye girdiği iddia edildi.

KOMPLO TEORİLERİ /// ERGÜN DİLER : Kumpas

halk-bank-operasyon-yolsuzluk-rusvet-akp-bakan.jpg

Kumpas!

"Türkiye kendi haline bırakılmayacak kadar önemli ve değerli bir ülkedir" diye çok yazdım! "Türkiye Türkler’indir" dense de ne yazık ki hiç olmamıştı!
Ne kadar gözyaşı ve kan akıtsak da ülke sadece kağıt üzerinde bizimdi!
Bunu bilmedik!

Gerçeklerle yüzleşmeden yıllarımızı geçirdik! Asla ve kat’a önümüze çıkan isimlerin kimlere çalıştığını, kimler için yaşadığını öğrenemedik!

Burası Kurtlar Vadisi Türkiye idi!
Bu vadinin en büyük sırrı büyük yalanlarıydı!
Her köşede, her alanda ipi dışarıda olan insanlar vardı!
Kocaman bir millet sadece kandırılıyordu!

Tarih yazan bu toprakların çocukları oyuncak haline getiriliyordu!
Kişiliksiz, kimliksiz bir robota dönüştürülüyordu!
Ülke elden giderken bile yan yana olamıyorduk! Birbirimizi suçluyor günün sonunda ayağımızın altındaki halı çekiliyordu!
İşte şimdi tam bu durum ile başbaşayız! Oynanması geç bile kalan FİNALE doğru hızla ilerliyoruz! Hep yazdığım gibi yer İSTANBUL!
Maç burada olacak!

Bir yanda Türk devleti, bir yanda ise ülkenin gerçek sahibi olan MUSEVİ BARONLAR! Tabii yanlarında bizim BOĞAZ sakinleri de hazır bulunuyor!

Anlayacağınız herkese karşı tek başımızayız!
Göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız!

Birileri üzülecek ama maalesef olması gereken bu! Keşke başka bir çıkış yolu olsaydı! Keşke herkes ülkenin büyüklüğünden kendine düşen payı almaya razı olsaydı!
Keşke herkes aynı yöne kürek çekseydi! Ama olmadı!
Olamazdı!
Bu vadinin kuralı buydu!
Bu kuralları da ne yazık ki TÜRKLER koymamıştı!
Neler oluyor peki?

Bakın! Aklınıza kim geliyorsa alt alta yazın!

Yerli ve yabancı BARONLAR ile arkalarındaki KRALİÇE, Türkiye’de Tayyip Erdoğan diye birini görmek istemiyor!

İsminin anılması tansiyonunu hoplatıyor! Bütün sorunlarımızın arkasındaki temel GERÇEK bu!
İngiltere hiçbir zaman Ankara’ya doğrudan saldırmadı!
İstiklal Savaşı’nda bile!
Daima araya tampon aldı! Bu çoğu zaman Amerika, bazen Avrupa, bazen de İsrail oldu!

Aradaki ilişkilerin SON DURAĞI Buckingham olduğu için aslında içeriyi karıştıran Londra’ydı!
Ama bizler bunu görecek devlet adamı yetiştirmekte zorlandığımız için bu mücadele 200 yıl sürdü!

Londra’nın gösterdiği her noktayı DÜŞMAN tanımlamasına sokarken Kraliçe hiç aklımıza gelmedi! Bu onların akıllı olmalarından kaynaklanıyordu!

Para, basın, iletişim, madenler, petrol, altın ve elmas gibi çok önemli enstrümanlar onların elindeydi! Bizler sağa sola karavana atarken onlar hem burada hem başka yerlerde PARAYI götürüyorlardı!

Daima PARANIN peşinden gider, istedikleri sonucu alırlardı! PARA hem algıların hem de güvenin oluşmasında büyük katalizördü!
Son operasyondaki amaç da AK Parti’nin "AK"ıyla ekonomik "GÜVEN"i hedef almıştır! Hukuk işini yaparken haliyle bunları düşünmez ve görmez.

Dosyadakilere bakar! Gereğini yapar. Sözümüz yok!

Amma BARONLAR böyle düşünmez! Onlar ülkeyi MİLLİ çizgiye kim çekmeye çalışırsa hedef alırlar!

Hatırlayın Hakan Fidan’ın isminin MİT Müsteşarı olarak anıldığı günleri! Başta İsrail basını olmak üzere Musevi Baronların elindeki dünya medyası hep bir ağızdan "Türk istihbaratının başına bir İran yanlısı geçti!" şeklinde manşetler attı!

Bizim TESADÜF diye geçiştirdiğimiz olaylar Londra’da AKIL olarak kabul ediliyordu! Hakan Fidan belki Türkiye’nin CARİ AÇIĞINI kapatmak adına bir takım eylemlerde bulunmuştu! Bilemiyorum!

Ama İRAN’ın petrol ve altın trafiğini logosunda 33. DERECE Mason işareti olan İngiliz HSCB ve Standart Chartered Bank yönetiyordu! Tablo böyleyken hiçbir BARON ya da İsrail devletinden biri çıkıp itiraz etmiyordu!

Kağıt üzerinde İran abluka altındaydı! İngiltere’nin hiç ilişkisi yoktu! Gerçekte ise İran’ın dev kuruluşu BANK SEDERAT’la her türlü ilişki mübahtı!

İşte Hakan Fidan, Dışişleri ve Halk Bankası muhtemelen bu akışı Türkiye’ye çevirdi!

Ülkenin en büyük yaralarından birini kapatmak için yapılması elzem hareketlerden biri yapılmış ve suyun İstanbul’a akması sağlanmıştı!
Gelen-giden paranın haddi hesabı belli değildi!

Merkez Bankası ve onun Başkanı Erdem Başçı sırf bu yüzden hedef oluyordu! New York’ta BARONLAR 20 milyon dolar dağıtıp "Gidin Türkler’in elindeki paranın miktarını öğrenin!" diyordu!

Hoş, öğrenmeye kalkan 13 kişi tutuklanıp hapsi boyluyordu!

İran’ın parası, altını ve petrolü Türkiye üzerinden alıcı buluyordu!
Hindistan bunlardan sadece biriydi! Halkbank bu iş için devredeydi! Ayrıca KÜRT petrolü de dünya ile AKDENİZ’de buluşacak ve alım-satımın parası yine HALKBANK’a akacaktı!

Bu BARONLAR için ciddi tehditti!

Bölgede Türkler’in oyun kurmaya başlaması onlar için ÖLÜMDÜ!
Dengelerin değişmesi demekti!

Bunu göze alamazlardı! Amerika’daki MUSEVİ lobisi ayağa kalktı!
Kaldırıldı! Kemal Bey maiyetini alıp kapı kapı dolaştı!
"Erdoğan’ın rotasından sapmayacağım. Bize de şans verin! İnanmıyorsanız Sayın Derviş’i de yanımıza KONTROLÖR olarak koyun!" dedi!
Bu teklif birileri için cazipti!

Türkiye bölgedeki rolünden kopmayacak ama paralar BARONLARIN bankasına akacaktı!

Bu projeye onay veren çok oldu!
CHP ve The Kemal’s, GÜVENOYU aldı!

Türkiye’nin küçük olması, büyümemesi kimin umurundaydı!
Eller birleşince Kemal Bey atlayıp Türkiye’ye geldi! Ekonomi hakkında bildiklerini CHP’yle paylaşmaya başladı!
Start verilmişti!

Erdoğan gidecek, değişen CHP koltuğa oturacaktı!
Kürtler de, MHP de sessiz kalacaktı!
Çünkü Erdoğan fazla MİLLİYDİ!

OYUN BU ARKADAŞLAR!

Kıssadan hisse; İnançlı bir TÜRK dünyayı değiştirebiliyor!
Sorun buna izin verecek misiniz, vermeyecek misiniz!
Güç sizde!
Gerisi BOŞ!

ERGÜN DİLER

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: