Günlük arşivler: Aralık 18, 2013

ZİHİN YAŞINIZI ÖLÇTÜRMEYİ HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ ? BUYRUN O ZAMAN TESTE :)

WEB LİNK :

http://www.mbti123.com/mental/tr/

VİDEO : Facebook Yetenek Sizsiniz Virüsü Nasıl Silinir ??

VİDEO LİNK :

ŞEHİT BABASI RÖPORTAJDA UTANCINDAN AYAKKABISINI SAKLADI AMA UTANMASI GEREKEN O DEĞİL AKP’DİR

RÖPORTAJDA ŞEHİT YILDIRIM KUZUCULARIN BABASI UTANCINDAN AYAKKABILARINI SAKLIYORDU.

ASIL UTANMASI GEREKENLER SEN VE ALEN DEĞİL SENİ YOKLUKLUKLARLA İMKANSIZLIKLARLA BAŞBAŞA BIRAKANLARDIR.

ÖZEL BÜRO

CEMAAT – AKP SAVAŞLARI /// KURTULUŞ TAYİZ : Eski Türkiye’nin kirli ittifakı

KURTULUŞ TAYİZ

kurtulus.tayiz

Cemaat ile Ergenekon arasındaki çizginin hangi arada belirsizleştiğini, ortadan kalktığını ve kirli bir ittifaka dönüştüğünü doğrusu çok merak ediyorum. Bu yakınlaşmayı gözlerden bu kadar nasıl uzak tutabildiler? Bir anda nasıl kol kola Türkiye sahnesine çıkabildiler? Ortak düşman olarak Erdoğan’ı belleyip, ortak mücadele yapmaya başladılar.

Demek ki aylardır Erdoğan’a karşı bir ağızdan, bağırış çağırış içinde çıkardıkları gürültünün amacı alttan alta kurdukları bu ilişkiyi, yakınlaşmayı gizlemekmiş.
Cemaat şimdi eski Türkiye’nin güçleriyle birlikte AK Parti Hükümeti’ne karşı savaş cephesi açmış durumda.

Cemaatin, geçmişte savaştığı güçlerle yan yana gelmesi tuhaf gelebilir ama anlaşılmaz değil. Eski devlete karşı savaşta bütün operasyon kabiliyetini kullandı, bütün güçlerini seferber etti. Ancak bunu tasfiye etmeye çalıştığı eski devletin yerini tutmak için gerçekleştirdi.

Cemaat eski devletin mağduruydu ama bu mağduriyetine karşılık olarak yeni devletin derin gücünün kendi denetimine verilmesini talep etti. Gelişmelerin bundan farklı bir seyri olabilir miydi, diye düşünüyorum. Galiba Cemaatin bu noktaya gelmesi kaçınılmazdı; askeri vesayeti tasfiye edip, bu uğurda sarf ettiği çabanın karşılığı olarak sivil siyasetin üzerinde güç, konum talebini tercih etti. Demokratik olmayan yapısı ve dünya görüşü onu bu noktaya sürükledi. Tabii Cemaat sadece yerli bir dinamik değil, uluslararası bağlantıları, ilişkileri ve angajmanları olan dış bir dinamik.

Bu bağlantılarından bağımsız bir değerlendirme eksik olur.

“Yolsuzluk operasyonu” adı altında dün başlayan operasyonlar da hükümete karşı başlattıkları siyasi savaşın bir parçası. Cemaat siyasal iktidara karşı başlattığı siyasi savaşa yolsuzluklar üzerinden meşruiyet üretmeye çalışıyor. Bunu eski Türkiye güçleriyle, bürokrasi içindeki Ergenekon’la ortaklaşa yapıyor.

Erdoğan’a karşı Ergenekon’la ittifak yolunu seçtiler. Zihniyet olarak iki taraf da eski Türkiye’ye ait güçler zaten, bu anlamda ittifak etmeleri şaşırtıcı değil.

Bundan sonraki süreçte cemaat ve eski Türkiye’nin statükocu güçleri blok halinde Erdoğan’a saldırmaya devam edecekler. Daha sert taktikleri de deneyebilirler.

AK Parti’yi ve iktidarı destekleyen çevreleri ve kamuoyunu, Erdoğan’ın devrilebileceğine inandırmak istiyorlar. Bu hissi yerleştirmeye çalışıyorlar.

Başarabileceklerini sanmıyorum; çünkü Erdoğan gücünü Yeni Türkiye’den alıyor. Onu ayakta tutan, güçlü kılan, Türkiye’nin yeni dinamikleri. Askeri vesayeti kabul etmeyen Türkiye, Cemaat vesayetini asla kabul etmeyecektir.

İŞTE SİCİL KAYDIM

Cemaat (Taraf) ve Ergenekon (Oda TV) ortaklığıyla hakkımda karalama kampanyası başlatıldı. Cemaatin sosyal medyadaki açık neferleri, gizli ordusu ise hızla bunu yaymaya başladı. Medya tava adlı internet sitesi de yalan ve iftira dolu bu kampanyanın ortağı oldu. Sabıka dosyamda tecavüz sanığı olduğumu (tabii sadece sicilimde değil, hayatımda da olmayan bir şeyi) ortaya attılar.

Bu iğrenç suçlamayı yapan Taraf, Oda TV ve Medya Tava hakkında dava açıyorum. Olmayan paramla tuttuğum avukatım, işlemlerini tamamladıktan sonra (yarın veya sonraki gün) başvurusunu yapacak.

PKK’dan yattığım kamuoyunda zaten malum. Bunu hiç gizlemedim. Ama bu iddialar karşısında adli sicil kaydımı yayımlıyorum. Bu iftira sahiplerini de (ıslak imzalı belge olmasına da gerek yok, fotokopisi de olur) hakkımdaki bu iğrenç suçlamanın dayandığı belgeleri yayınlamaya davet ediyorum

FAİLİ MEÇHULLER DAVASI /// Eski Jandarma İstihbarat Astsubayı Hüseyin Oğuz : ’15 kişinin ölü m emrini Albay Hatipoğlu verdi’

Eski Jandarma İstihbarat Astsubayı Hüseyin Oğuz, ‘Lice olayları’na ilişkin ifade verdi. Oğuz ifadesinde, dönemin Jandarma Alay Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu’nun 15 kişinin ölüm emrini bizzat verdiğini söyledi.

Zamanaşımına bir gün kala tekrar açılan Diyarbakır ’ın Lice ilçesinde 22 Eki 1993’te Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın ile sivillerin öldürülmesi olayıyla ilgili davada gizi tanık olarak ifade veren eski Jandarma İstihbarat Astsubayı Hüseyin Oğuz, bu kez açık kimliği ile ifade verdi. Karaburun Asliye Ceza Mahkemesi’de ifade veren Oğuz 16 Ocak’ta görülecek dava öncesi yeni iddialarıda bulundu. Oğuz ifadesinde Lice olayları davasında sanık olan dönemin Jandarma Alay Komutanı Albay Eşref Hatiploğlu’nun faili mechullerin emrini verdiğini iddia etti. Oğuz ifadesinde bölgede JİTEM Grup Komutanı Aytekin Özen’i işaret ederek “O dönemde JİTEM’in faili meçhul işlemlerini gerçekleştiren Celil kod adlı Aytekin Özen ile direk görüşüp talimatları veren kişilerden biri de Eşref Hatipoğlu’dur”dedi.

Albay Eşref Hatipoğlu’nun, HEP Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın’ın kaçırılıp JİTEM ile beraber öldürülmesi olayında, Aytekin Özen’e talimat verdiğini ve Vedat Aydın’ın Aytekin Özen’in kontrolünde Ergani Maden’de işkenceyle öldürüldüğünü öne sürdü. Bu olaylardan sonra 6 kişinin ateş edilerek öldürüldüğünü anlatan eski Astsubay Hüseyin Oğuz, “Bu olayda talimatı Eşref Hatipoğlu verdi” dedi. 6 kişinin öldürülmesi olayının faillerinin saldırıdan sonra Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı’na kaçtıklarını anlatan Oğuz ifadesinde şunları söyledi: “Eşref Hatipoğlu’nun JİTEM’in kuruluşunda söz sahibi olan kişilerle çok yakın ilişki içerisinde olduğunu biliyorum. Eşref Hatipoğlu Diyarbakır İl Jandarma Komutanı olmasına rağmen, JİTEM grup komutanlığı ile birlikte hareket ederek eylemleri birlikte gerçekleştirdiler.”

Okkan suikastı da aynı ekibin işi

Lice olayları davasını yürüten Savcı Osman Coşkun’un talebiyle verdiği ifadede Oğuz, Gaffar Okkan cinayetiyle ilgili de yeni iddialarda bulundu. Oğuz ifadesinde “İtirafçı Muhsin Gül’ün emniyet tarafından sorgulanmasından sonra olayların JİTEM ve jandarma komutanı Eşref Hatipoğlu’nun bilgisi dahilinde olduğunun ortaya çıkması üzerine Muhsin Gül JİTEM tarafından ortadan kaldırılmıştır” dedi. Gül’ün öldürülmesinin Gaffar Okkan tarafından öğrenilmesi üzerine, Okkan’a suikast düzenlendiğini anlatan Oğuz, Hatipoğlu ile ilgili iddialarını şöyle sürdürdü: “Avukat Mustafa Özer’in aracının bombalanmasında ilk defa C4 kullanılmıştır. Kullanılan Celil kod adlı Aytekin Özen’dir. Ona talimatı veren Eşref Hatipoğlu’dur.” Hatipoğlu’nun 13.5 kilo C4’ün JİTEM’de olduğunu bildiğini anlatan Hüseyin Oğuz, bildiklerini mahkemede de anlatacağını söyledi.

TEKNİK TAKİP : Yasadışı dinleme

İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak‘ın yerine Engin Dinç atanır atanmaz, bir çalışma başlattı. Daire’nin envanterinde gözükmesine rağmen bulunamayan bazı teknik malzemelerin izinin sürülmesi için müfettiş talep etti. Gazetelere, eski ekibin, kişileri dinlemeye yarayan birtakım araçları beraberinde götürdüğü haberleri yansıdı. Bu cihazların kendilerini mobil telefon şebekesine, "baz istasyonu" olarak tanıtma özelliğinden söz ediliyor; iletişim söz konusu cihazlar üzerinden geçiyor; aynı zamanda "sanal baz istasyonu"ndan gönderilen sinyallerle, akıllı telefonların mikrofonu verici hale getirilip ortam dinlemesi de yapılabiliyor.

Benzer iddiaları, Emniyet Genel Müdür yardımcısı Emin Aslan, TBMM Yasadışı Dinlemeleri Araştırma Komisyonu’nda dile getirmişti (Nisan 2013). Aslan, Komisyon’a, Emniyet, MİT ve Jandarma’da yüksek teknolojiye sahip "sahte baz istasyonu" diye de adlandırılan dinleme cihazlarının bulunduğunu söylemişti. Dinleme birimlerinde kullanılan cihazların 2 yıldır örtülü ödenekten karşılandığını ve envantere kaydedilmediğini de ileri sürmüştü.

Bence yapılması gereken, MİT’in, Emniyet’in ya da Jandarma’nın bu yasadışı araçlara sahip olup olmadığı hususunun bir an önce araştırılmasıdır. "Yasadışı" diyorum, çünkü 2005’te çıkan kanundan sonra, dinlemeler, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) denetiminde gerçekleşiyor. Sahte bir isimle ya da izin almadan, haklı gerekçe göstermeden dinleme yapılırsa, TİB bunu engelleyebiliyor. Sahte baz istasyonu gibi çalışan ve çok ileri teknolojiye sahip olan cihazlar, doğrudan dinleme yapabildiğinden TİB’in denetimini aşıyor.

Demek istediğim şu: Engin Dinç, "Eski istihbaratçılar araçları yüklenip götürdüler" şeklinde bir tartışma başlatmak yerine, gerçekten örtülü ödenekten bu şekilde araçlar alındı mı? Bunlar envantere kayıtlı mı, değil mi? Kayıtlı değilse zaten "kaybolduğu" söylenemez. Ve kişiler beraberinde götürsün ya da götürmesin zaten "yasadışı bir uygulama" söz konusudur. Aynı araştırma, MİT’te de yapılmalıdır.

TEKNİK TAKİP : Bulgaristan’da bir yılda dinlemeye alınan vatandaş sayısı yarıya indi

SOFYA (AA) – Bulgaristan’da son bir yıl içinde güvenlik birimlerince dinlemeye alınan vatandaşların sayısının 2100 civarına gerilediği bildirildi.

İçişleri Bakanı Tsvetlin Yovçev, bakanlığının altı aylık faaliyet raporunu açıkladı. Geçen bir yılda dinlemeye alınan vatandaşların sayısında büyük azalma olduğunu belirten Yovçev, 2012 yılında ülke genelinde dinlenenlerin sayısının 5000 olduğunu, bu yıl için ise rakamın henüz 2100 civarında bulunduğunu söyledi.

Dinlemelerdeki azalmanın teknik takip ve ortam dinlemeyi düzenleyen Özel İstihbarat Araçları Yasası’nda yapılan değişikliğe bağlı olduğunu kaydeden Yovçev, aynı zamanda da dinlemelerin yasalar çerçevesinde yapılmalarının sağlandığını vurguladı.

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: