Günlük arşivler: Aralık 14, 2013

FİŞLEME DOSYASI /// ESKİ SAVCI GÜLTEKİN AVCI : Ceddiniz bunu mu öğretti ?

Gültekin AVCI

gavci

Bursa Kadısı Dursun Fakih…

Devlet-i Aliyye‘nin kuruluş yıllarında, şahsiyet ve liyakatine uygun bir görev almış, kâmil ve yüksek ahlâk sahibi bir zattır.

Dönemin istihbarat şefi, halk arasında çıkan fitne, fesat ve yalanlar hakkında Dursun Fakih’e bilgi arz eder.

İstihbarat şefinin takdim ettiği bilgiler arasında Dursun Fakih’e suikast plânları da var.

Dursun Fakih ile istihbarat şefi arasında geçen konuşma, adaletle topluma bakışın, sosyal hayatta huzur ve barışı sağlamadaki hayati önemini nakşeder zihinlere:

İstihbarat şefi: Anlattığım şeyler, binbir ok olmuş, Dursun Fakih’i yüreğinden vurmak üzere doğrultulmuş.

Dursun Fakih: Anlattıkların akıl ve mantık yoluyla doğru. Gelgelelim görmedin sen bu anlattıklarını, kendi kulağınla duymadın. Gördün mü gözlerinle, duydun mu öz kulağınla? Bu sözleri, suçladığın Ali’nin yaydığını görüp, ağzından işittin mi?

İstihbarat şefi: Hayır! Ne gördüm ne de işittim. Ama bunun böyle olduğunu sanıyorum, biliyorum ve inanıyorum.

Dursun Fakih: Sanmakla, bilmekle, inanmakla hüküm verilmez. Bunlar delil olamaz.

İstihbarat şefi: Haber aldım, ben bu adamlarıma inanırım.

Dursun Fakih: Adamlarını dinlemek ve onların delillerini görmek gerekir.

İstihbarat şefi: Hüküm istemiyorum, sadece ne yapmam lâzım yol göster.

Dursun Fakih: Göstereceğim yol bir suçsuzu ölüme götürecekse, günahını nasıl öderim?

İstihbarat şefi: Benim yerimde başka birisi olsa çıldırırdı. ‘Devlet’ dedim, ‘Devlet elden gidecek.’
Devleti yıkmak için uğraşanları adalet terazisinde tartmak gerek…

Dursun Fakih: Devlet devletse, insan da insandır. Suçu görülmeli. Belli olmalı. Suçlu dediğin kimse de ‘bu işi devlet için yapıyorum’ derse?

İstihbarat şefi: Ama sen, Dursun Fakih! Okun varacağı yer sensin. Canını sokakta mı buldun sen?

Dursun Fakih: Ben devlet değilim. Dursun Fakih’in canı da devlet değil. Ölürsem hesabımı suçludan devlet sorar. Ama ben ölmeyeyim diye ortaya, devlete suçlu çıkaramam. Allah, hepimizin taksiratını affetsin.

Dursun Fakih’in bu hikmet dolu kati sözleri üzerine, istihbarat şefi huzuru terk eder.

Görüldüğü üzere, içinde Allah ve kul hakkının mesuliyetini hissedenler, mevcut kanunlar ve kurallar onun emrinde olsa bile, işin hakikatini katiyetle görmeden insanların istikballeriyle oynamıyorlar.

Dursun Fakih, şahsının haksızlığa ve ölüme maruz kalmasını kabul ediyor da bir başkasına haksızlık etmekten kaçınıyor, korkuyor.

Kendi manevi bahçenize ne ekiyorsanız, muhataplarınızın hal ve tavırlarında onu biçersiniz.

Millet damgalanıyor

Bugünse suç yelpazeleriyle geçmişten bugüne zerrece ilgisi bulunmayan Nakşiler, Süleyman H. Tunahan Hazretleri’nin talebeleri, Hizmet Camiası, MİT belgelerinde "tehdit" olarak tespit edilip "irticai yıkıcı faaliyetler" olarak yaftalanmış.

Ne idüğü belirsiz/hukuksuz istihbari fişlerle millet damgalanıyor.

Hakikatte fişlere mahkûm yönetimle millet parçalanıyor, yaralanıyor.

Ceddiniz bunu mu öğretti?
Allah rızası için yola çıkanların umudu, hamisi ve vekili de Allah’tır.

Bu iş milletvekilliğine benzemez efendiler!
Suçu ve cürmü olmayan insanları haksızca zan altında bırakıyorsanız, bilin ki Allah da sizi zan altında bırakır.

Ya bu dünyada ya da çok daha elimdir ki ötelerde.
Lakin ben şu ahir zamanda hiçbir yöneticiden Dursun Fakih’in derinlik ve hassasiyetini beklemiyorum.

Şahsi mektubunu yazarken devletin mumunu söndüren Halife Ömer B. Abdülaziz’in yüksek ruhunu…

Yuları boşanan devesini içi boş yem torbasıyla aldatıp yakalamaya çalışan adamın, hayvanı aldatan bu halinin bile sözüne itibar etmemek için kâfi olduğunu düşünen Buhari hassasiyetini…

Yönetimin zulmüne ve siyasetine alet olma korkusuyla başkadılık teklifini ısrarla reddeden, bu reddedişin azabını da şehadetine kadar yönetimden çeken İmam-ı Azam ruhaniyetini…

Zenbilli Ali Cemali Efendi’nin sert ikazları karşısında boynunu büken, krallara taç alıp taç veren Cihan Sultanı haşin Yavuz’un geri adım atışını…

Mısır’ın fethini müteakip Ordu-yu Hümayûn’la İstanbul’a dönen ve halkın alkış ve nümayişine muhatap olup gurura kapılmamak için geceleyin şehre giren bu hakanın asaletini…

Babası Yavuz’dan yadigâr Sadrazam Piri Mehmet Paşa huzura girince ayaklarını toplamak zorunda kalan muhteşem Süleyman’ın mahcubiyetini…

Asla görmem ve beklemem bugünün yöneticilerinden.

Beklediğim tek şey hiç olmazsa asgari seviyede hukuka uymaktır.

Kendi yaptığınız kanunlara bile uysanız, Diyojen’in İskender’den olan yegâne arzusu gerçekleşecektir.

Allah rızası için binbir meşakkatle meçhullere yelken açan serdengeçtilerin ve suçsuz mütedeyyinlerin, bir gün "Yarabbi bak kullarına neyi reva görürler" deme ihtimalleri bile, hesap edilemeyecek kesrette kul hakkının Hakk katında tahakkuku demektir.

Şehidin üstünden bile kalkmayan bir kul hakkı vebali vaka iken, milyonlarca kul hakkının hesabını vermek nice hazin nice elimdir..

SURİYE DOSYASI : Suriye’ye kurulan büyük tuzağın detayları

Geçtiğimiz ağustos ayında Guta bölgesinde Suriye ordusunun sarin gazı kullandığı iddiaları üzerine neredeyse askeri bir operasyonun eşiğine gelinmişti. Aradan geçen zaman bunun nasıl bir komplo olduğuna dair belgeleri de ortaya koyuyor.

London Review of Boooks’da, Seymoor Hersh imzasıyla çıkan bir yazıda, sarin gazının Suriye ordusu tarafından değil Nusra Cephesi tarafından kullanıldığı ve bu konuda Amerikan yetkililerin önüne gerekli istihbaratın konulduğu anlatılıyor.

Yazıda çok önemli bilgiler var. Amerikan ve İsrail istihbaratının Suriye’nin kimyasal cephaneliklerinin bulunduğu yerlere gizli bir sensör sistemi yerleştirdiği ve sarin gazı harekeliliği olması halinde bu sistemin alarm verdiği anlatılıyor. Oysa Guta saldırısı öncesi böyle bir alarm alınmamış!

Yani sarin gazı Suriye askerince kullanılmamış.

Seymour Hersh’in yazısında şu bilgilere yer veriliyor:

“Bu sonbahar Barack Obama, 21 Ağustos’ta Şam yakınında Doğu Guta’daki kimyasal saldırıdan Beşşar Esad’ın sorumlu olduğunu savunmaya çalışırken tüm hikâyeyi anlatmıyordu. Bazen önemli istihbaratı atladı, bazen varsayımları olgu gibi sundu. En önemlisi, Amerikan istihbarat servislerinin malumu olan bir şeyi itiraf etmezlik yaptı: Roket saldırısında kullanılan sarin sinir gazına Suriye iç savaşında erişimi olan tek taraf Suriye ordusu değil. Kimyasal saldırıdan önceki aylarda, Amerikan istihbarat servisleri bir dizi çok gizli rapor hazırlamış -bunların doruk noktasını kara istilası öncesinin planlama belgesi olan Operasyonlar Talimatı oluşturuyordu- ve Kaide bağlantılı el Nusra Cephesi’nin sarin üretim mekanizmasında ustalaşıp mebzul miktarda imal kabiliyetine sahip olduğu aktarılmıştı. Kimyasal saldırı gerçekleştiğinde, Nusra’nın da zanlı olması gerekirdi, ama Obama yönetimi Esad’a olası saldırıyı haklı gösterecek şekilde işine gelen istihbaratı tercih etti.

Oysa üst düzey bir istihbarat danışmanı, CIA’nın en geç mayıs sonunda, ABD ve BM’nin terör örgütü addettiği Nusra’nın sarin çalışmalarıyla ilgili Obama yönetimine brifing verdiğini ve Kaide’nin kolu Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) sarin üretimi biliminden anladığına dair alarm veren raporlar gönderdiğini anlattı.

O dönemde Nusra, Doğu Guta dahil Şam civarında faaldi. Yaz ortasında yayımlanan bir istihbarat belgesi, eskiden Irak ordusunda görevli olup Suriye’ye taşınan ve Doğu Guta’da faaliyet gösteren kimyasal silah uzmanı Ziyad Tarık Ahmed’e geniş yer ayırıyordu. Irak’ta hardal gazı üretmiş ve sarinin hem yapımı hem kullanımına müdahil olmuş Tarık, ‘Nusra’nın adamı’ diye niteleniyordu ve Amerikan ordusunun üst düzey hedefleri arasında yer alıyordu.

Nusra’nın sinir gazı kabiliyetine dair öğrenilenlerin toparlandığı, geniş çaplı, çok gizli niteliğindeki dört sayfalık telgraf, 20 Temmuz’da Savunma İstihbarat Ajansı (DIA) Başkan Yardımcısı David R. Shedd’e iletildi. ‘Operasyonlar Talimatı’nda da, CIA ve DIA başta olmak üzere, teknik analistlere dayanılarak, isyancı güçlerin sarin üretebildiği ve kimyasal tesisleri korumak için konuşlandırılabilecek Amerikan güçlerine sarinle saldırma kabiliyetinin olduğu dile getirildi. (…)

ABD’nin Suriye’ye füze saldırısı düzenlemesi planı asla kamuoyunun desteğini kazanmadı ve Obama, hızla çark edip, Rusya ve BM’nin Suriye’nin kimyasal silahlarının imhası planına sarıldı. (…) Obama’nın geri adım atması pek çok komutana rahat nefes aldırdı. (…) İronik olan şu ki, Esad’ın kimyasal silah stoku tamamen imha edildikten sonra, Suriye’de sarine erişebilecek tek güç olarak Nusra ve İslamcı müttefikleri kalacak. Sarin, savaşta eşi benzeri olmayan stratejik bir silah. Daha müzakere edecek çok şey olabilir.”

Bu yazıdan anlaşılıyor ki Nusra Cephesi gibi terör grupları sarin gazı üretme kabiliyetine ulaşmış durumdalar.

Türkiye bugüne kadar bu çeteleri destekledi.

Asıl sorun bu çetelerin sarin gazı üretme noktasına gelmesinde Türkiye’nin bilgisinin olup olmadığı.

Suriye’ye bir askeri operasyon yapılsın diye çetelerin kullandığı bu sarin gazı katliamında dış ülke desteğinin olup olmadığı önümüzdeki günlerin vahim tartışma konusu.

Sonuç: Guta saldırısında, Rusya’nın baştan beri savunduğu “sarin gazını Suriye kullanmadı tezi” doğruydu. Suriye, tuzağa düşürülmek istendi. Tuzak boşa gitti.

Suriye’nin kimyasal gaz üretim kapasitesi bitirildi ama Nusra cephesi gibi örgütler tüm hızıyla ürerim yapıyor.

Bu da hem bölgenin hem de Türkiye’nin başına bela demek.

İSTİHBARAT /// CHP : Tüm fişlemeler imha edilsin, fişleme yapana hapis cezası verilsin

CHP: MGK ve MİT dâhil güvenlik ve istihbarat kuruluşlarında fişlemeyle ilgili tüm genelge-yönerge ve talimat vb. düzenlemeler ayıklansın

CHP’nin verdiği kanun teklifinde, fişlemeye dayalı tüm arşiv kayıtlarının iki ay içinde imha edilmesi, bunu yapmayanlara da 8 yıla kadar hapis verilmesi istendi.

Anamuhalefet partisi CHP, fişleme tartışmalarına, hazırladığı kanun teklifiyle cevap verdi.

Taraf gazetesinden Adnan Keskin’in haberine göre, Meclis’e kanun teklifi sunan CHP, fişlemelere dayalı tüm arşiv kayıtlarının iki ay içinde imha edilmesini ve aykırı davrananlara sekiz yıla kadar hapis cezası verilmesini istedi. Teklifte, MGK ve MİT dâhil güvenlik ve istihbarat kuruluşlarında fişlemeyle ilgili tüm genelge-yönerge ve talimat vb. düzenlemelerin ayıklanması, yasadışı fişlemelere dayalı tüm işlemlerin iptal edilerek geri alınması, fişlemeden kaynaklı oluşan zararların ise bunu yapan kurum ve kişilere rücu edilmesine ilişkin düzenlemeler yer aldı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu tarafından verilen "Kişinin açık rızası olmaksızın elde edilen ve arşivlenen kişisel verilerin imha edilmesi" hakkındaki kanun teklifinin gerekçesinde, 12 Eylül 2010 tarihinde Anayasa’ya eklenen hükümlerin gerektirdiği kanunun çıkarılmadığı belirtildi. Hukuka aykırı fişlemelerin hâlen devam ettiği belirtilen teklifte, şu düzenlemelere yer verildi: "Kişinin açık rızası olmaksızın; siyasi, felsefi veya dini görüşleri, ırki kökenleri, ahlaki eğilimleri, cinsel yaşamları, sağlık durumları, sendikal bağlantıları ve benzer kişisel verileri herhangi bir şekilde elde edilemez, kaydedilemez, arşivlenemez, açıklanamaz, üçüncü kişilere aktarılamaz ve hiçbir şekilde kullanılamaz.

Tüm arşive iki ayda imha

Devletin güvenlik ve istihbarat birimleri ile diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kişilerin açık rızası olmaksızın elde edilen kişisel verilere ait tümkayıtlar ve arşiv, her türlü kopyalarıyla birlikte bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç iki ay içinde imha edilir. Devletin güvenlik ve istihbarat birimleri ile diğer kamu kurumve kuruluşları tarafından hukuka aykırı şekilde kişisel veri elde etmek amacıyla yayımlanmış bulunan tüm genelge, yönerge, yazılı emir ve benzeri düzenlemeler ile bunlara dayanılarak yapılan idari işlemler geçersizdir. Bu şekilde elde edilen veriler hiçbir idari işlemin dayanağı olarak kabul edilmez.

Sekiz yıla kadar hapis

Bu Kanunun 1. ve 2. maddelerinde getirilen hükümleri ihlal edenler, Türk Ceza Kanunu’nun 136 ve 137.maddelerine göre cezalandırılır. (Bumaddeler dört yıl, kamu görevlileri için ise sekiz yıla kadar hapis öngörüyor.)

Yapan ödesin

Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, arşivlenmesi veya herhangi bir şekilde kullanılması nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti’nin AİHMtarafından tazminata mahkûmedilmesi hâlinde ödenecek tazminat, ödeme tarihinden itibaren iki ay içinde ilgili kamu görevlilerine, bu görevlilerin kimliğinin tespit edilememesi veya bulunamaması hâlinde ilgili idarenin en üst idari amirine rücu edilir."

MİZAH : Zürafalarla Kahvaltı Yapabildiğiniz Dünyanın En Konsept Oteli

Kahvaltınızı odanıza mı isterdiniz? Yoksa salonda zürafalarla birlikte mi yaparsınız?

Kenya’nın Nairobi şehrinde yer alan bu otel…

gevis-getiren-tatli-zurafa

Dünyanın en tatlı konuklarını ağırlıyor: Zürafalar

zurafalarla-kahvalti-yapilan-otel

Otelin yer aldığı ormanda yaşayan zürafalar, yıllardır otelin konukları olan komşularını ziyaret etmeyi adet haline getirmiş

otel-gece-yakin-cekim-zurafa

Özellikle kahvaltılara eşlik etmeyi çok seven bu tatlılıklar insanlarla vakit geçirmeyi de çok seviyormuş

Giraffe Manor

Öyle ki otelin konukları her bir zürafanın kendine has karakteristik özellikleri olduğunu keşfetmiş

Misty morning at Giraffe Manor

Mesela bazıları siz kahvaltınızı bitirmeden masanıza gelmezken…

zurafa-kahve-kahvalti

Bazıları da kapınızı çalabilecek kadar arkadaş canlısıymış

hosgeldin-zurafa

Otelin tüm dünyada duyulmasını sağlayan bu arkadaşlar haliyle otelin adını da koymuş: Zürafa Otel

cocugun-findigina-uzanan-ac-zurafa

MİZAH : Hobi Olarak Yapılmaması Gereken 14 Meslek

‘Ben sana yapma demiyorum hobi olarak yine yap’ sözünü bugün için reddediyoruz. Bazı meslekler var ki kesinlikle hobi olarak yapılmaması gerekiyor. İşin kötü yanı bu mesleklerin bize kafayı yedirecek sayıda gönüllüsü bulunuyor.

Yakın çevreniz üstünde yapacağınız yarım saatlik bir gözlemle bize hak vereceksiniz. Bu gözlemin ardından içinizde arkadaş çevrenizdeki bazı insanları terlikle kovalamak, ıslak mendille ensesine vurmak, Zippo gazını eline döküp ateşe vermek gibi hissiyatlar uyanırsa şaşırmayın. Haklısınız.

Kompresör ustalığı: “Şuradan bir Kadıköy uzatır mısınız?”

dolmus-yolculuk
Hayatında en az bir kere dolmuşa binmiş olanlar ne demek istediğimizi anlamışlardır. Evet, arkamızdaki çivi parmaklı kompresör ustasından bahsediyoruz. Lafta “… uzatır mısınız lütfen?” şeklindeki sunumuyla nezaketten kırılacakmış gibi görünen bu arkadaş, o omzu oyar oyar.

Türkoloji uzmanlığı: “O kelime bir kere öyle söylenmiyor”

de-ayri-yazilir
Her aktivitede, her arkadaş grubunda bu grammer nazilerine yer vardır. Tamam kabul ‘şarz’a ‘şarj’ diyelim, de’leri da’ları ayıralım elbet ama anca iki yılda bir cümle içinde geçirilen kelimeyi düzeltmek zorunda mısın arkadaşım? Hayır orada bir şey anlatıyoruz, sakla dilbilgini köşelere. Bilemedin git öğretmen ol, kitap yaz falan.

Dedektiflik: “Sen neden kaşar yemiyorsun ya?, Domatesi neden sevmiyorsun?”

sen-neden-kasar-yemiyorsun
Polis Koleji’ni 2 puanla kaçırmış bu arkadaşlar, bazı temel yiyecekleri tüm insanlığın sevdiğini düşünürler ve bunun kökenine inebilmek için Sherlock Holmes kesilirler. Birilerin acilen bu arkadaşlara herkesin domates sevmek zorunda olmadığını, yoğurtun da yenmeyebileceğini ve hatta insan hak ve özgürlüklerini anlatmasını esefle istiyoruz.

Gurme: “Çaya üç şeker atılır mıymış hiç, şerbet yaptın, çayın tadını alamıcan”

cay-uc-sekerli-icilmez
Çay üzerine İngiltere’de master yapmış, Karaköy’deki çay kafelerinin (bkz: Dem Karaköy) tüm menülerini denemiş bu arkadaşlar, çayın şekersiz içilecek bir şey olduğuna kanaat getirmiş; en kötü yarım şeker atılabilmesine olanak tanımışlardır. Tamam sakiniz: Arkadaşlar çay şekerli de şekersiz de güzel, bizce çayı paylaşabiliriz.

Web Developer: “Pazar günü Adalar’a gidiyoruz NET”, “Onu bir daha kesinlikle aramam NET”

sus-web-developer
Bir ‘net’ furyasıdır aldı başını gidiyor. Saygıdeğer bazı arkadaşlarımız web developer’mış da sürekli internetle uğraşıyormuş gibi kurdukları her cümlenin sonuna ‘net’ getirerek işi sağlama alıyor. “hede hödö NET, bada budu NET”. Tabii her seferinde çok da anlamlı olmuyor. En naif halimizle “Hani dur desek” diyoruz.

Cazgır: -spoiler “Olum dayanamıcam sölicem: Bu hafta Robb Stark ölüyor” spoiler-

robb-stark-olecek-
Cazgır, Kırkpınar Güreşleri’nde pehlivanların adlarını, kazananı ve kaybedeni izleyenlere duyuran kişidir. Bazı arkadaşlar da izledikleri dizi ve filmler adına fahri cazgırlığa soyunmuştur. Diziyi önce izlemiştir ve illaki olanı biteni anlatacaktır. Hafazanallah anlatmasa ‘hık’ der gider.

PR Uzmanlığı: Profil resmi, kapak fotoğrafı, masaüstü fotoğrafı dahil her yere kendi fotoğrafını koymak

ahmed-angel-facebook
Aslında bu arkadaşlar kendine PR uzmanıdır. Ofisteki masamız, odamızdaki duvar dışında fotoğraf koymadıkları pek fazla yer kalmamıştır. Kendilerinden birkaç fotoğraf rica ederek, bu eksikliği de giderebiliriz.

Ev hanımlığı: “Abi ye şunu bak çok seveceksin, vallahi hatırım için”

zorla-yemek-yedirmek-gif
Bu arkadaşlar altın gününe ev sahipliği yapan ev hanımı gibi “Vallahi olmaz” anlayışını düstur edinmişlerdir. Aslında çok güzel adamlardır, paylaşımcılardır. Ancak sizin o yiyeceği ya da içeceği gerçekten denemek istemiyor oluşunuzu biraz göz ardı ederler.

Ordinaryüs profesör: “Bak o bir kere öle yapılmaz, ver göstereyim”

cok-cahilsin-keske-uzmani
Bilgisayar kitlenmiştir, alt tarafı reset atacaksınızdır; bu arkadaşlar daha düğmeye basmadan “O öle yapılmaz” deyip atlarlar. Kumandaya pil takacaksınızdır size şans tanımazlar. Kendilerine “İzafiyet teorisini açıklamıyorum, bir deneyeyim en azından” demekte yarar vardır.

Kişisel gelişim koçluğu: “Kendine çok iyi bakıyosun, beni arıyosun, geç kalmıosun…”

kisisel-gelisim-uzmani
Karmalarından mıdır, enerjilerinden midir bilinmez bu arkadaşlar, etrafına sürekli iyi niyetli direktifler verirler ve emir kipini hayali bir soru işaretiyle kullanmaya bayılırlar. Fahri bir kişisel gelişim koçluğu söz konusudur. Aşırı dozda maruz kalınmadığı sürece derin yaralar bırakmazlar.

Yardımcı yönetmen asistanlığı: “Kanka gel bak gel ne izleticem”

fikrasina-gulunmeyen-adam
Ofiste, üniversitede, yurtta kısacası her yerde bu arkadaşlardan en az bir tane bulunur. O izlediği komikli videoyu illa size de izletecektir. Hani anlatınca komik olmayan karikatürler vardır ya işte bu videolar da izlenince aynı muameleye maruz kalır. İzninizle küçük bir duyuru yapalım: Arkadaşlar siz izleyin ve gülün biz mutlu oluyoruz öyle olunca. Bizi çağırmasanız da olur.

Kantar: “Ya gel senin canın cinin ne, kaç kilosun zaten ötmez asansör”

asansor-tokat-gif
Ya da “Arkaya 4 kişi sığarsınız Sedef yer kaplamaz zaten” gibi öldürücü tespitleriyle hayatımızda yer alan bu arkadaşlar, bir kişinin karakteristik özelliklerini tekrar tekrar sunmayı çok severler. Dolayısıyla arada sırada patavat problemi yaşayıp, vurucu bir sessizliğe neden olan gaflarda bulunabilirler.

Sabah programı sunuculuğu: “Hoşgeldin prenses”, “Naber güzellik”, “Tatlıııım nasıl gidiyor?”

ece-erken-sabah-programi
Sabah programına koysan prime time reyting’i getirecek bu arkadaşlar, sürekli bir iltifat arayışıyla, sürekli bir benzetme iç güdüsüyle hareket eder. ‘Prenses, güzellik, bal, canısı’ gibi sözcükler de ağızlarından eksik olmaz. Çoğunlukla samimi durmayan bu kelimeleri yakıştıranlara selam söylüyor, kulakta kekremsi bir tını bırakanlara da “Demeseniz daha güzel” selamını yolluyoruz.

Gezelim Gömelim bonusu: Ana yemek gelmeden salatayı, mezeyi gömmek

mehmet-yasin-bonusu
Lokantaya gidilir, ana yemek gelmeden salata ve meze gelir. Buraya kadar her şey güzeldir. Ancak karşımızdaki arkadaşta bir hızlanma başlar. Çünkü o arkadaştır ki daha ana yemek gelmeden salatayı, mezeyi gömecektir. Ona afiyet bize geçmişler olsundur.

İRAN DOSYASI : Hükümetin Yasağına Rağmen Modayı Takip Eden İranl ı Kadınlar

İranlı kadınların giyim kuşamları hakkında erkekler kadar kadınlar da söz sahibi olduğunda aşağıdaki fotoğraflar çıkıyor ortaya.

Selam size yaratıcı ve cesur insanlar.

Bildiğiniz üzere İran’da şer-i hukuk geçerli ve kadınların giyimleri yasalarla belirlenmiş durumda

iran-kadin-elbise

‘Toplumsal Güvenliği Yükseltme Projesi’ kapsamında oluşturulan, halk arasından seçilen ahlak polisleri…

iran-kadin-marilyn-monroe

Sokakta yasalara uygun yani kapalı giyinmeyen kadınları göz altına alabiliyor

iran-kadin-moda-blogger

Bu durum da haliyle moda sektörünün ilerlemesine ve kadınların giyim özgürlüğüne engel oluyor

iran-kadin-yasak

Ancak İranlı kadınlar, yasağa karşı yaratıcı bir duruş ortaya koyuyorlar

iranli-kadinlar-moda

Oldukça modern çizgiler içeren kıyafetleri tercih ediyorlar ve…

iranli-kadinlar-yasaga-karsi-giyimleri

Bu seçimlerinde de hükümetin eline koz verecek hiçbir dekolte ya da ‘açıklık’ bulundurmuyorlar

iranli-kadinlar-yasak

Böylece hükümete ya da ahlak polislerine diyecek hiçbir şey bırakmıyorlar

kadin-iphone-pantolon-iran

Kendilerine buradan saygılarımızı iletiyoruz.

iran-canta-kadin-siyah-ayakkabi

SANAT DÜNYASI : Maalesef Uçak Kazalarıyla Hayatını Yitiren 10 Ef sane Rock İnsanı

Rock starlar iki şeyden muzdariptir.

İlki “27 yaş sendromu“dur. Zira Jimi’den Janis’e, Jim Morrison’dan Robert Johnson’a 28’i görmek onlarca müzisyen için mümkün olmamıştır.

İkinci önemli sorunsal ise uçaklardır. Rock yıldızlarının eceli olma konusunda listenin iki numarasında lanet olası tayyareler var.

Patsy Kline

Country müziğinin efsanevi şarkıcısı Patsy Kline, 5 Mart 1963’te uçağının Tennessee yakınlarına düşmesi sonucu hayatını kaybetti. 31 yaşındaydı. Willie Nelson hala her konserinde onun ‘Crazy’ şarkısını söylemeden edemez…

Ricky Nelson

Develer tellal pireler berber iken, Ricky Martin ya da Biber Justin’den çok önceki zamanlarda ‘Bebek Yüzlü Star’ açığını Elvis’le birlikte o dolduruyordu. Önce uzun soluklu bir televizyon dizisiyle meşhur oldu, sonra Elvis’i bile kıskandıracak hitleri ardı ardına sıraladı. Uçağı 1985’te Dallas’ta düştüğünde 45 yaşındaydı. Travelin’ Man en büyük hit’i oldu…

Jim Reeves

Country müziğinin ‘Centilmen’ lakaplı şarkıcısı. Ölümünden hemen önce kaydettiği ‘I Can’t Stop Loving You’ en tanınmış şarkısıdır. Nashville’in gurur duyduğu sound’un en önemli temsilcilerindendir. Kendi kullandığı uçak Tennessee’de düştüğünde 41 yaşındaydı.

John Denver

En ünlü şarkısı ‘Leavin On a Jet Plane’ olan bir adamın bu dünyayı kendi modifiye ettiği uçakta ‘leave’ etmesi hayli ironik. 70’lerdeki imajı ve romantik akustik parçalarıyla kız babalarının kızlarını gönül rahatlığıyla emanet edebileceği ilk rock star oldu. Kendi kullandığı uçak Kaliforniya’da 1997’te düştüğünde 53 yaşındaydı.

Randy Rhoads

Önce Quiet Riot ile iki efsanevi metal albümü çıkardı, ardından da Black Sabbath gazisi Ozzy Osbourne’un ilk iki albümünde (Blizzard of Oz, Diary of a Mad Man) döktürerek Ozzy’nin tek başına var olabileceğine bizi inandırdı. Her metal severin evinde Ozzy’nin ona adadığı double konser albümü ‘Tribute’ baş köşededir. Crazy Train, Mr. Crowley ve Dee ise dinlemelere fezadır. 82’de uçağı düştüğünde sadece 26 yaşındaydı.

Otis Redding

‘Soul’ denince akla ilk gelen isimdir o. Efsanevi Stax stüdyolarında müthiş gitarist Steve ‘Colonel’ Cropper ve dünyanın en baba basçısı Donald ‘Duck’ Dunn ile (her ikisini de Blues Brothers filminden hatırlarsınız) soul’u soul yapan şarkıları yarattılar. ‘Sitting on the Dock of the Bay’i ölümünden üç gün önce kaydetti. Ardından sisli bir gecede, biz ona şükranlarımızı sunamadan Wisconsin’e doğru uçtu, 26 yaşındaydı…

Jim Croce

Pala bıyığı ve müthiş gülümsemesiyle içten içe hep dayım olmasını arzuladığım ağır abi. Sahnede sadece iki gitarla (kendi ve akustik gitar dehası kader ortağı Maurice Muehleisen) harikalar yarattı. Kamyon şoförlüğü dahil her işe bulaştı ve Springsteen gibi sıradan insanların sıradan insanlık durumları ile ilgili muzip şarkılar yazdı. Bir gün bir bar kavgası sahnesi filme çekecek olursam, sountrack’in bir numaralı adayı. Öldüğünde 30 yaşındaydı.

Stevie Ray Vaughan

Albert King ve Jimi kırması Teksas atı. On yıl boyunca ‘blues’ hipodromunda herkesin tek geçtiği isim. Ağabeyi Jimmie’den gitarı öğrendi, okulu 17’sinde bıraktı ve Trio’su Double Trouble ile (enfes Otis Rush şarkısına bir gönderme) gitar tellerini bir başka türlü titretti. Eddie Van Halen’ın Michael Jackson’un Beat It’ine yaptığının aynını David Bowie için Let’s Dance’te yaptı. Bindiği helikopter 1990’da, o 35 yaşındayken düştüğünde, bize de ardından ağlamak düştü. Sıradaki parça Life Without You. Dinleyin, siz de ağlayın…

Buddy Holly, Richie Valens, The Big Bopper

Tayyare ölümlerinin ‘Threesome’ı. Don McLean’in American Pie şarkısında betimlediği biçimiyle ‘Müziğin Öldüğü Gün’. Elbette Big Bopper ve bize La Bamba’yı hediye eden Richie Valens’ın ölümleri de trajikti. Ama sınıf arkadaşınız bile olabilecek biçimde doğal, bu da yetmezmiş gibi gözlüklü ilk rock’n roll yıldızı olan Buddy Holly’nin ölümü herkesi bir başka türlü üzdü. Buddy, ne Elvis gibi kalça hareketleriyle, ne de Little Richard gibi çılgın çığlıklarla zirveye ulaşmıştı. İki dakikalık muhteşem besteler ve şarkı sözleri onun alametifarikasıydı. Elvis Costello’dan Paul McCartney’e onlarca ismin ilham perisi oldu.

Ronnie Van Zant – Steve Gaines (Lynyrd Skynyrd)

Peşinen şunu söyleyeyim, bu herifler ırkçı falan değil, tamam mı kardeşim? Uzun saçlıların belalısı lise beden hocasının adını gruba taşıyan (Leonard Skinner) bu sert abiler önce Free Bird ve Sweet Home Alabama gibi ikonik şarkıları kaydettiler. Üç gitardan oluşan bir riff cehennemi yarattılar. Sonra da tam Steve Gaines gibi bir gitar dehasını gruba dahil etmişken bok varmış gibi düşen bir uçakta terk-i diyar eylediler. Hızlı yaşadılar, genç öldüler. Grubun çoğu mucizevi bir şekilde sağ kaldı ve müziğe devam etti. Ama tılsım Ronnie idi. Freddie’siz Queen misali. (P.S: Ey Paul Rodgers’tan Bohemian Rhapsody dinleyenler, yatacak yeriniz yok!) Uçuşa hazırsanız alın size Free Bird…

Bonus

Cameron Crowe’un rock starların uçak kazası tribini ti’ye aldığı Almost Famous’dan bu sahne de listenin bonus’u olsun.

MİZAH : 34 Yıl Boyunca Noel Baba’nın Kucağına Oturan Rahatsız Ka rdeşler

Uzun zamandır söylenegeldiği üzere Noel Baba aslında Türk. Yani Türk olmasa bile Antalya çıkışlı. Ancak aynı baklava, Türk kahvesi, yaprak sarma ve benzer şeylerde olduğu gibi Noel Baba da bizim dışımızda herkes tarafından sahiplenilmiş durumda. Buna bir dur diyelim.

Ama bugün konumuz bu değil.

Konumuz iki rahatsız kardeşin tam 34 yıl boyunca Noel Baba’nın kucağına oturup, fotoğraf çektirmiş olmaları. Bıkmadan usanmadan, çoluk çocuğa karışmış olmalarına rağmen. Zaten ilk zamanlarda son derece normal gözüken fotoğraf çektirme işlemi günümüzde doğru yaklaştığımızda garip bir hal alıyor. Koca koca adamlar inatla Noel Baba’nın kucağında.

Kendilerine buradan selamlarımızı gönderiyoruz. Biz olmasaydık Noel Baba da olmazdı, o fotoğraflar da çekilemezdi. Lütfen.

1980

noel-baba-ile-fotograf-cektiren-iki-kardes

1981

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-2

1982

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-3

1983

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-4

1984

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-5

1985

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-6

1986

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-7

1987

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-8

1988

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-9

1989

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-10

1990

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-11

1991

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-12

1992

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-13

1993

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-14

1994

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-15

1995

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-16

1996

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-17

1997

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-18

1998

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-19

1999

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-20

2000

koca-koca-adamlar-noel-baba-ile-fotograf

2001

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-22

2002

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-23

2003

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-24

2004

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-25

2005

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-26

2006

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-27

2007

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-28

2008

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-29

2009

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-30

2010

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-31

2011

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-32

2012

two-brothers-annual-santa-photos-34-years-33

2013

noel-baba-ile-fotograf-cektirmek

UYANIK GİRİŞİMCİ : WhatsApp Üzerinden 1 TL’ye Matematik Sorusu Ç özen Gerçek Girişimci

Bir iletişim aracı olan WhatsApp denince aklınıza aslında ne gelir? Doğru bildiniz, WhatsApp deyince az önce aklınızdan geçenler gelir. WhatsApp’ten yürürsünüz.

İbrahim Ataş ise WhatsApp’i farklı bir şekilde kullanıyor.

Son zamanların havalı lafı olan “girişimcilik” farklı alanlarda ve farklı boyutlarda gerçekleşebilir. İbrahim Ataş’ın WhatsApp üzerinden ücreti karşılığında matematik sorusu çözmesi ise benim için gerçek girişimciliktir.

Ataş mevzuya çok hızlı giriyor ve ihtiyacınız neyse hemen ona dikkat çekiyor

ibrahim-atas-11

Ardından kullanıcı ile empati kuruyor ve tekrar ihtiyaca vurgu yapıyor

ibrahim-atas-22

Ataş’ın paketleri son derece kolay anlaşılır ve net, soru başına 1 TL

ibrahim-atas-33

Ve kolayca paket satın alın diye de yapılması gerekenleri basit bir şekilde sıralıyor

ibrahim-atas-44

Ataş ayrıca WhatsApp üzerinden çözdüğü bir problemi örnek olarak gösteriyor ve karşısındakine güven aşılıyor

ibrahim-atas-55

Şimdi durun ve düşünün. Her gün kullandığınız akıllı telefon uygulamaları başta olmak üzere herhangi bir teknolojiyi böyle basit bir yöntemle de olsa business’a çevirmeyi hiç düşündünüz mü? Ataş düşünmüş çünkü onun ruhu girişimci.

Sitesine ulaşmak isteyenleri şöyle alalım: WhatsAPP ile Matematik Sorularınız Çözülür

Ataş’ın ogrensen.com adresindeki videolu konu anlatımı sitesine de mutlaka göz atın. Olay sadece WhatsApp değil: ogrensen.com

Saygılar.

GENELKURMAY : Askerler, Çin ile yapılan füze pazarlığında gö rüşlerinin alınmadığından şikayetçi

genelkurmay1

Rahatsızlık şu aylardır tartışılan Çin’in kazandığı uzun menzilli füze savunma sistemi ihalesiyle ilgili. ÖZEL BÜRO’nun edindiği bilgilere göre, Genelkurmay, daha henüz söz konusu ihaleye ilişkin atılmış bir imza olmamasına rağmen Çin füzeleri konusunda görüşünün alınmadığından şikayetçi. Nitekim askerlerin bu rahatsızlığı, Fransız istihbarat raporlarına da yansımış durumda.

Bilindiği üzre Türkiye’nin uzun menzilli füze savunma sistemi için açılan ihaleyi Çin’in CPMIEC firmasının (ABD’nin kara listesinde) 3.4 milyar dolarlık teklif ve ortak üretim taahhüdü ile kazandığı açıklanmıştı. Daha sonra ise özellikle ABD’den gelen baskılar üzerine ihaleye katılan ve Çinlilerinin teklifinin altında kalan ABD’li Lockheed Martin-Raytheon firması ile Fransız-İtalyan ortaklığı Eurosam’ın Ocak 2014 sonuna kadar yeni teklif verebilecekleri duyurulmuştu.

Buna karşın hem ABD’de hem Avrupa’da Erdoğan’ın ihale konusunda geri adım atmayacağı görüşü hakim. Nitekim Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da geçtiğimiz günlerde Çinli firma ile görüşmelere başlandığını ve ABD’nin kaygısı olan “NATO Savunam sistemlerine entegrasyonu sorunu”nun Türkiye’nin sisteme yapacağı katkılarla giderileceğini söyleyerek bu yöndeki görüşlerin daha da güçlenmesine neden oldu.

cinfuze

Genelkurmay’ın rahatsızlığı ihalenin başından bu yana devre dışı bırakılmasından kaynaklanıyor. Askerler, AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın söz konusu ihaleye ilişkin tüm kararları kimseye danışmadan aldıkları görüşünde.

Nitekim Fransız istihbaratı için hazırlanan bir raporda da bu konuya işaret ediliyor ve “İhale tamamen Erdoğan-Yılmaz ikilisinin eseri. Kimseye danışmadan ve Çin ile Türkiye arasındaki bazı sorunların giderilmesine yönelik olarak bir tür ‘tazminat’ niteliğinde ihale Çin’e verildi. ABD’nin tüm baskılarına rağmen Erdoğan bu konuda geri adım atmayı düşünmüyor. Nitekim, Cumhurbaşkanı François Hollande de ocak ayında Türkiye’ye yapacağı ziyarette bu konuyu gündeme getirmeyi düşünmüyor” deniliyor.

Durumun resmi budur.

Neler olacağını bekleyelim görelim…

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: