Günlük arşivler: Aralık 11, 2013

MEDYA DOSYASI : Danimarka basınının ‘devlet sırrı’ ile imtihanı

Türkiye’de 2004 yılı Milli Güvenlik Kurulu kararları ve daha sonrasında gerçekleştirilen bazı fişleme belgelerinin Taraf Gazetesi tarafından yayımlanmasının akabinde başlayan ‘gizli belge’ ve ‘devlet sırrı’ tartışmaları dinmek bilmiyor.

Başbakanlık, Milli İstihbarat Teşkilatı ve MGK ortak bir şikâyette bulunarak Taraf’a dava açarken ulusal ve uluslararası bütün medya kuruluşları söz konusu davanın basın özgürlüğünün açık bir şekilde ihlal edilmesi anlamına geldiğini savunuyor. Benzer tartışmalar geçmişte Avrupa’nın değişik ülkelerinde de yaşandı. Onlardan birini emsal teşkil etmesi açısından paylaşmak istiyorum:Danimarka Ordusu Özel Harekât Birimi’nde görev yapan Thomas Rathsack istifa ederek 2009 yılında ‘Avcı’ “Jæger – i Krig med Eliten” isimli bir kitap yazmıştı.

Kitapta Danimarka ordusunun 2002 yılından bu yana Irak ve Afganistan ve Bosna’da gerçekleştirdiği askerî operasyonlar anlatılıyordu. Henüz basılmadan kitaptan haberdar olan Danimarka Genelkurmay Başkanlığı “hâlihazırda Afganistan’da görev yapan Danimarka askerlerinin hayatını tehlikeye atacağı” iddiasıyla kitabın basılmasının yasaklanmasını istedi. Bunun için önce Savunma Bakanlığı’na ardından da Başbakanlık’a çeşitli uyarılar gönderildi. Savunma Bakanlığı bu uyarılar nedeniyle kitabın basılmasını engellemek için ‘devlet sırrını ifşa etmek ve ülke güvenliğini tehlikeye atmak’ suçlarından yayınevine dava açtı. Bununla da yetinmeyen dönemin Genelkurmay Başkanı Tim Sloth Jørgensen, bütün ulusal gazetelerin genel yayın editörlerine mektup yazarak kitapla ilgili haber yapılmamasını istedi. Bu arada o yıllarda başbakanlık koltuğunda oturan Lars Lökke Rasmussen de sık sık yaptığı açıklamalarda kitabı ve yayınevini sert bir dille eleştiriyordu. Yayınevi ciddi bir baskı altındaydı ve kitabın yazarı Thomas Rathsack, aldığı ölüm tehditleri dolayısıyla polis korumasına alınmıştı.

Bu arada hiç beklenmedik bir şey oldu. Genelkurmay Başkanı’nın mektubundan sadece 1 gün sonra (16 Eylül 2009) ülkenin önde gelen gazetelerinden Politiken -ki bu hâlihazırda Danimarka’da hakaret karikatürlerini yayımladıkları için özür dileyen tek gazetedir- ücretsiz bir ek çıkararak söz konusu kitabın tamamını yayımladı. Genelkurmay Başkanlığı’nın yasaklanmasını istediği kitap bir anda gazetenin 120 bin abonesine dağıtılmış oldu. Herkes şoke olmuştu. Kimse böyle bir hareket beklemiyordu. Başbakan Rasmussen yaptığı açıklamada Politiken Gazetesi’ni ve yönetimini sert bir dille eleştirdi ve mahkeme kararını beklemeden kitabı yayımlamanın suç olduğunu savundu. O yıllarda Politiken Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Tøger Seidenfaden, aynı gün gazetede “Neden kitabı bastık?” başlıklı bir yazı yayımladı. Yazıda özetle şunlar ifade ediliyordu:‘‘… Politiken’in de aralarında olduğu Danimarka basını, ordu ile yakın bir işbirliği içinde çalışıyor. Danimarkalı askerlerin hayatını tehlikeye atabilecek durumlara karşı alınan önlemlerin hepsini anlayışla karşılıyor ve kabul ediyoruz.

Böylesine iyi bir ilişki içerisindeyken Genelkurmay Başkanlığı’nın çok geniş anlamda ulusal çıkarlara ters kabul ettiği yayınları durdurmak istemesi oldukça üzüntü verici. Söz konusu kitapla ilgili olan budur. Genelkurmay, yayıncılara karşı bir yasaklama getirmeye hazırlıyor. Açılan dava sonucunda mahkemenin vereceği karar tam da bununla ilgili…’’‘‘Biz mahkemenin Genelkurmay’a basın özgürlüğüne ve vatandaşların bilgi edinme hakkına bu kadar açıktan tecavüz etme hakkı vereceğine inanmıyoruz. Genelkurmay yetkilileri bunu uygun bulmasalar da halkın bilgi alma özgürlüğünü garanti altına almak ve bu hakkın altını bir kere daha çizmek için söz konusu kitabın tamamını bugün gazetemizde yayımlamaya karar verdik. Bu savaş halinde de olsa böyledir. Biz tıpkı Danimarkalı askerlerin devletimizin onlara verdiği görevi yerine getirirken yaptığı gibi sadece işimizi yaptığımıza inanıyoruz.’’Neticede ne mi oldu? 5 Ekim 2009’da Danimarka Savunma Bakanlığı’nın açtığı dava Kopenhag Şehir Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme Başkanı, Genelkurmay’ın yasaklama talebini reddederek söz konusu kitabın basılmasına izin verdi. Politiken Gazetesi kitabı yayımladığı için herhangi bir cezaya muhatap olmadığı gibi Genelkurmay Başkanı Tim Sloth Jørgensen ve bazı Savunma Bakanlığı yetkilileri de görevinden istifa etmek zorunda kaldı.

ERGENEKON DAVASI : Ergenekon’da skandal

Mustafa Balbay için tahliye kararı veren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, Aydınlık yazarı Deniz Yıldırım’ın tahliye talebini değerlendirmemesi tepki çekti. Emekli Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Atilla Hekimoğlu, kişi özgürlüğü ile ilgili kararın muallakta bırakılamayacağını vurguladı.

CHP Milletvekili Mustafa Balbay’ı tahliye eden Ergenekon hakimlerinin hukuk skandalları tepki çekmeye devam ediyor. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tutuklulukta 5. yıla giren Aydınlık yazarı Deniz Yıldırım’ın tahliye talebini "dosya bizden çıktı" gerekçesiyle işleme koymayarak bir skandala imza attı.

Eski Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Atilla Hekimoğlu, "özgürlüğün muallakta bırakılabilecek bir hak olmadığını vurguladı.

Hekimoğlu, mahkemenin dosya elindeyken tahliye talebini değerlendirmemesini hukuksuzluk olarak tanımladı.

Ergenekon hakimleri, Deniz Yıldırım’a "dosyadan el çektik" yanıtını verdi ancak dosya henüz Yargıtay’a gönderilmedi.

Özel Görevli 13. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararını tamamlayana kadar da dosya Silivri’de kalacak.

Bu süreçte tahliye taleplerinin değerlendirilmemesi Ergenekon tutukluluların aylarca tahliye talebinde bile bulunamaması anlamına geliyor.

ulusalkanal.com.tr

VİDEO LİNK :

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=4_RNlW3COOI

ERGENEKON DAVASI : Dava mutfağında askerler var

CHP Cezaevi İnceleme Komisyonu üyeleri Veli Ağbaba, Özgür Özel ve Nurettin Demir’in yanı sıra İzmir Milletvekili Rıza Türmen, 9 Aralık Pazartesi günü Silivri, Hasdal ve Hadımköy cezaevlerinde çoğunluğu emekli orgeneral olan Balyoz ve Ergenekon hükümlüsü askerler ve bazı sivil mahkûmlarla görüştü.

Vekiller, özellikle amirallerin, “Hiçbir imzamız olmadan 5 bin küsur yıl ceza yedik. Komutanların orduevinden uzaklaştırılmalarının nedeni bizi savunmaları. Cezaevine ilk girdiğimizde herkes birbiri hakkında ‘Bir şey yapmışlar mı acaba’ diye düşündü. Sonra baktık ki hepimiz aynıyız” dediklerini anlattı. Mahkûm askerlerin son gelişmelerle ilgili sözleri şöyle:

YALMAN KORKUYOR

Bilgin Balanlı: Polis tespit tutanağı iddianame oldu. Hâkimler ve savcılar sadece görüntüde var. Arkada bir mutfak var, her şey o mutfakta hazırlanıyor. O mutfakta siyasetçi, polis var, muhtemelen asker de var. Genelkurmay’ın orduevi yasağı ilkel ve çocukça. Kendi özel mekanı değil ki, görüşüne aykırı insanları almıyor. Zaman bizi haklı çıkaracak. Onların da suçsuz olduğunu biliyoruz ama Genelkurmay Başkanı sadece kendi öğrencilerini kurtardı. Aytaç Yalman paranoya içinde, hakkındaki 2004 tarihli soruşturmadan korkuyor.

‘AZINLIK RAPORU’ GİBİ

İlker Başbuğ: Suçlamaların nedenleri mahkeme kararında bile yok. 4 ay geçti, gerekçeli karar ortada yok. Karara göre gerekçe yazmaya çalışıyorlar. Benim dönemimde kullanılan bir site yok. Hâkim ‘Siteleri kapattınız çünkü mecbur kaldınız. Kapatmasaydınız suç işleyebilecektiniz’ diyor. Aynı Azınlık Raporu filmindeki gibi. Suçu işlemeden önce suçlu olma ihtimaline bakıp niyet okumaya çalışıyorlar. İnternet Andıcı ile İrticayla Mücadele Eylem Planı karıştırılıyor. İrticayla Mücadele Eylem Planı diye bir şey yoktur. 2004 MGK kararı İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın dayanağı değildir. Ancak İnternet Andıcı’na dayanak olabilir.

SAVAŞ PLANI HAİNLİK OLMADI

Dursun Çiçek: Asıl sorun siyasidir. Suçlamaları Genelkurmay’a yöneltebilmek için beni suçladılar. İlker Paşa’ya ulaşmak için bana yapılan suçlamalar bir basamaktı. 2004’teki MGK kararı bu davaları bitirir.

Tuncer Kılınç: Neden tutuksuz yargılandığımı bilmiyorum. Hiçbir kanıt olmadan 13 yıl 2 ay ceza aldım. Terör örgütü üyesi olmaktan gözaltına aldılar. Eve gelen savcı ‘Silahın var mı’ diye sormadı. 3 silahım var.

Feyyaz Öğütçü: Yunanistan ile savaş planıyla ilgili her türlü detay ortaya saçıldı. Asıl bu vatan hainliği. Esas casusluk, bu planı ortaya dökmekti.

Tuncay Özkan: Mehmet Baransu MGK kararını yayınlıyor, bu gazeteciliktir. Yunanistan ile savaş planı iddianamelerin ekinde yayınlanıyor, vatan hainliği olmuyor. Devletin sırlarını savcı, polis, yargıç açıklayınca vatan hainliği olmuyor, gazeteci açıklayınca vatan hainliği oluyor.

Hasan Iğsız: Baransu’nun söyledikleri mahkemede de söylendi. Duymak istemeyenler duymadı. Bu, davanın hukuksuz olduğunu bir kez daha gösterdi.

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Cemaat neden istihbarat örgütü kurar ?

Ömür Çelikdönmez

A Haber’de yayınlanan Mehmet Ali Önel yönetimindeki ’60 Dakika’ programına konuk olan Gazeteci-Yazar Ahmet Taşgetiren; Fetullah Gülen’in ünlü birine kaset komplosunu önlediğine yönelik açıklamasına da değindi ve "Hem hükümetin hem de hizmet camiasının yara almamasını istiyorum. Sizin hassasiyetlerinizi hissetmeyen insanlar sizi pirincin içindeki taş gibi görüyorlar. Ben de onu köşemde yazdım. Hizmet camiası, kaset ile ilgili bir takım olaylar yaşanacağı zaman bazen istihbarat alabiliyor.” dedi.

Aklım karıştı doğrusu. Hocafendi’nin herkul.org’da yayımlanan konuşmasını izlediğimde şaşkınlığım tavan yaptı. Şu anda zirvedeki bir siyasetçinin yıllar öncesinde bir alüfte (ilk kez duydum cehaletim için özür diliyorum) yani hafif meşreb, yosma bir bayanla buluşmaya gideceğini kendisine telefonla haber verdiklerini, hemen Amerika’dan İstanbul’u arayarak, aşüfte pardon alüfte kadınla buluşmaya gidecek siyasinin de tanıdığı olan ortak bir dostu arayarak söz konusu siyasiye bir komplo kurulmuş olabileceğini hem de masivadan uzak durması gerektiğini söylediğini belirtti. Hatta kim olduğuna dair imada bulunmaktan kaçınmadı ve bugünlerde dershane konusunda üst perdeden homurdanan birisi olduğunu söyledi. Kimdi acaba?

Aslında cemaat yaralı aslan gibi ve çok tehlikeli. Emniyet içindeki kadrolarının tasfiye edilmiş olması, eskisi gibi istihbarat akışını mümkün kılmadığından şimdilik yeni bilgi kaynakları bulununcaya kadar arşivde zor günler için biriktirilen şantaj amaçlı görüntü, ses kaydı ve haberlerle iktidarı zayıf noktalarından vurmaya çalıştığı izlenimi ediliyor. Aslında cemaat ile iktidar partisi arasında patlak veren çatışmanın cemaat içindeki güç savaşından kaynakladığı da konuşuluyor.

Bu iddiaya göre; "Hanefi Avcı’nın, Nedim Şener’in ve Ahmet Şık’ın tutuklanmasının tek sebebi var. O da Gülen Cemaati içinde uzun zamandır yaşandığı bilinen iç çatışma! Aslında Avcı da Gülen Cemaati’nin eski bir üyesi, polis teşkilatında, yıllar önce cemaat yapılanması başlatan meşhur Kemalettin Özdemir’in sağ kolu. Çatışmanın çıkma sebebi ise birkaç yıl önce Özdemir’in yerine, camiada ‘Kozanlı Ömer’ olarak bilinen Osman Hilmi Özdil’in getirilmesidir. Özdil, Özdemir’e bağlı ekibi pasifize etti. Bunların arasında Avcı da vardı. Hatta Sabri Uzun ve Emin Aslan. İşte bu ekip Özdemir’den yana tavır koydu. http://www.acikistihbarat.com’da yer alan bu iddianın devamında; Sn. Başbakan’ın, dershanelerin kapatılması konusuna bu kadar yoğunlaşmasının tek nedeninin; cemaat’in en temel insan kaynağının, dershanelerden karşılanıldığı konusunun Sn. Başbakan’a, Kemalettin Özdemir tarafından ısrarla ifade edilmesi olduğu belirtiliyor.

Barla’da zorunlu ikamete mecbur bırakılan Bediüzzaman Said Nursi’nin ilk talebelerinden Hulusi Yahyagil merhumun, Eğirdir Dağ Talimgâh Okulunda Yüzbaşı rütbesiyle askerlere gayri nizami harp eğitimi verdiği biliniyor. Bugün Eğirdir’de dağ komando eğitimi alan Libyalılar var, Somalililer var, vs. vs. Üstadın kendisinin de Milis Albayı olduğu kayıtlı. Yani bakıldığında Risalei Nur hareketinin askeri bir disipline sahip olduğu görülür. Hatta risalelerde bazı misaller hep askeri terimlerle veya askerlik üzerinden verilir. Demek istediğim o ki aynı gelenekten gelen Fethullah Gülen Hocaefendi cemaati, sadece Emniyette değil devletin bütün kurumlarında Türk Silahlı Kuvvetlerinden Milli İstihbarat Teşkilatına kadar aklınıza gelebilecek bütün kurumlarda kök salmış bir hareket. Kolay kolay geriletilemez, korkutulamaz, söküp atılamaz. Cemaat çok fazla zorlanırsa yeraltına iner, yani su üstüne fazla çıkmadan alttan alta hizmetlerini yürütür. Ama aklımın almadığı hangi Nakşi-Kadiri-Rüfai-Halveti-Mevlevi ya da Bektaşi tarikatının istihbaratı var? Bir cemaat neden istihbarat örgütü kurar, çalıştırır?

omurcelikdonmez

SURİYE DOSYASI : Alman istihbaratının radikal İslam korkusu

İstihbarat birimleri, Suriye’deki iç savaştan Almanya’ya dönen 50 kişiyi izlediklerini açıkladı.

Almanya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Jens Teschke, "Suriye’de savaştıktan sonra geri dönen yaklaşık 50 kişi var. Bunların arasında 17’si aktif bir şekilde çatışmalara katılmış olanlar. Bunları izliyoruz" dedi.

Federal Basın Merkezi’nde gazetecilerin sorularını yanıtlayan İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Teschke, Suriye’ye savaşmaya giden Alman vatandaşlarının istihbarat ve güvenlik birimleri tarafından izlendiğini söyledi.

“Kesin olmayan rakamlara göre 200’den fazla Alman vatandaşı Suriye’ye gitti. Yaklaşık sayı 230. Bir artış eğilimi var" diyen Teschke, "Suriye’de savaştıktan sonra geri dönen yaklaşık 50 kişi var. Bunların arasında 17’si aktif bir şekilde çatışmalara katılmış olanlar. Bunları izliyoruz. Bu kişilerin Almanya’da herhangi bir saldırı planı içinde olabilecek kadar radikalleştikleri yönünde henüz bir işaret yok" ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Jens Teschke, Suriye’de savaşıp Almanya’ya dönen 17 kişi hakkında daha ayrıntılı bilgi olup olmadığı sorusuna ise "Bunların bir bölümü, sonradan Müslüman olmuş Almanlar. Suriye’ye gitmiş, burada aktif olarak çatışmalara girmiş ve geri gelmiş kişiler. Şimdi tümüyle normal bir yaşam mı sürüyorlar ben bilmiyorum. Ama eyalet istihbarat teşkilatları ve duruma göre Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı ile bunları izliyor ve neler yaptıklarını biliyoruz" yanıtını verdi.

MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ /// İsmet Büyükataman : “Mit, Hükûmete Mhp’li İş Ad amını Fişleyerek Yardımcı Oluyor”

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, Milli İstihbarat Teşkilatını (MİT) sert sözlerle eleştirerek "Ne acıdır ki Teşkilata hükmeden güç, bölücülere karşı bu kadar hoşgörü, sevgi ve sempatiyle yaklaşırken hükûmete de MHP’li iş adamını fişleyerek yardımcı.

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, Milli İstihbarat Teşkilatını (MİT) sert sözlerle eleştirerek "Ne acıdır ki Teşkilata hükmeden güç, bölücülere karşı bu kadar hoşgörü, sevgi ve sempatiyle yaklaşırken hükûmete de MHP’li iş adamını fişleyerek yardımcı olacak zamanı da bulabilmektedir." dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda 2014 yılı bütçe tasarısı görüşülmeye başlandı. MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, siyasi, ekonomik ve askerî ilişkilerin gelişmesiyle yıllar geçtikçe devletlerin ve ülkelerin güvenliğinin sağlanmasında istihbaratın ne kadar önemli olduğunun tartışmasız bir şekilde kabul edilmeye başlandığını ifade etti.

Hele de bu ülke ateşten bir coğrafyayla çevrili bulunan dış düşmanların ve onların içteki taşeronları tarafından sürekli tehdit altında olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti gibi bir devletse istihbaratın çok daha önemli hâle geldiğini belirten Büyükataman, "Bu, dün de böyleydi bugün de böyledir ve gelecekte de böyle olacaktır.

Geçmişinde şanlı kahramanlıkları barındıran MİT, büyük Türk milletine hizmet için var olduğu ifade edilen, görev ve yetkileri bu amaçla belirlenmiş olan bir teşkilat olarak tanımlanmıştır. Peki, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetlerinin devlet kurumlarına yönelik uyguladıkları siyasileştirme ve işlevsizleştirme operasyonundan kendine düşen payı alan Millî İstihbarat Teşkilatı bu çerçevede acaba ne gibi faaliyetlere girişmiştir?" diye konuştu.

"MİT MÜSTEŞARI, BAŞBAKANIN İSTİHBARAT YAVERİ DURUMUNA DÜŞMÜŞTÜR"

Elbette istihbaratın bir ülkenin güvenliği için önemi göz önüne alındığında bu bütçenin normal karşılanabileceğini dile getiren Büyükataman, şöyle devam etti: "Ama sayın Müsteşarın Teşkilatı götürdüğü yön ve düşürdüğü durum hatırlanınca insan ‘Bu paraya yazık mı oluyor?’ diye düşünüyor. Yüce Türk milletine hizmet için kurulan, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü için vazife görmesi icap eden MİT, ne yazık ki ülkemizde bölücülerle yapılan AKP pazarlıklarında görev ifa etmektedir. Oslo’da sergilenen rezilliklerin başaktörü bugün ne yazık ki MİT Müsteşarı olarak görev yapmaktadır.

Süleyman Askerî gibi kahramanların kutsal makamını işgal eden bu zihniyet, bölücülerle kucaklaşmakta, PKK açılımında aktif rol almaktadır. Ne acıdır ki Teşkilata hükmeden güç, bölücülere karşı bu kadar hoşgörü, sevgi ve sempatiyle yaklaşırken Hükûmete de MHP’li iş adamını fişleyerek yardımcı olacak zamanı da bulabilmektedir. Millî İstihbarat Teşkilatımız âdeta AKP’nin istihbarat örgütü, Sayın Müsteşar da âdeta Sayın Başbakanın istihbarat yaveri durumuna düşmüştür. Sayın Müsteşara yüce Türk milletine hizmet etmekle mesul Millî İstihbarat Teşkilatının Müsteşarı olduğunu hatırlatmakta fayda mülahaza ediyoruz.

Bölücü teröristler tarafından ‘bizim’ diye anılacak kadar samimi ilişkiler kurmuş olan bu zihniyetin ülkemizin ve devletimizin geleceği açısından acilen ortadan kaldırılması elzemdir. AKP’nin baskıcı, özel hayata müdahale edici siyaseti devam ettikçe MİT’in de bütçesinin artmaya devam edeceği görülmektedir. Bizim temennimiz milletimizin hizmetinde kullanılması gereken bütçenin MİT’in teknik ve insani gücünün geliştirilmesi yönünde kullanılmasıdır." CİHAN

Haberimport: İsmet Büyükataman Mit, Hükûmete Mhpli İş Adamını Fişleyerek Yardımcı Oluyor haberi

GÜMRÜKLER DOSYASI : Abd-Türkiye Gümrük İdarelerinden İşbirliği

İki ülke gümrük idareleri istihbarattan risk analinize, teknik bilgi toplamadan sahte belge tespitine kadar çeşitli alanlarda işbirliği yapacak- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarı Altunyaldız:- "İstihbarat ve kapasite geliştirme eğitimi, elektronik ve teknik bilgi toplamaya yönelik eğitim programı, yolcu ve risk analizi eğitim programları düzenlenmesi suretiyle karşılıklı bilgi alışverişi yapılması müspet sonuçlar doğuracak. Bununla birlikte sahte belgelerin tespitine yönelik işbirliğine de açığız"- "Önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek periyodik görüşmeler, mevcut ilişkilere ivme kazandıracak"- Amerikan Gümrük ve Sınır Koruma İdaresi Başkan Yardımcısı McAleenan:- "Sınıraşan suçlarla mücadele kapsamında uluslararası kara para aklama ve benzeri konularda işbirliği yapılması gerekiyor"

HÜSEYİN KARATEPE – Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarı Ziya Altunyaldız, ABD ile çeşitli başlıklar altında işbirliği programları gerçekleştireceklerini belirterek, "İstihbarat ve kapasite geliştirme eğitimi, elektronik ve teknik bilgi toplamaya yönelik eğitim programı, yolcu ve risk analizi eğitim programları düzenlenmesi suretiyle karşılıklı bilgi alışverişi yapılması müspet sonuçlar doğuracak. Bununla birlikte sahte belgelerin tespitine yönelik işbirliğine de açığız" dedi.

Konuya ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulunan Müsteşar Altunyaldız, Türkiye ve ABD ilişkilerinin zengin ve köklü bir tarihe sahip olduğunu ifade ederek, iki ülke ilişkilerinin dostane çerçevede uzun yıllardır sürdüğünü ve gümrük idareleri arasındaki işbirliğinin giderek güçlendiğini belirtti. Bu çerçevede, Amerikan Gümrük ve Sınır Koruma İdaresi’nden üst düzey yetkililerinden oluşan bir heyetin, Türkiye’ye ziyaret gerçekleştirdiğini bildiren Altunyaldız, görüşmede iki ülke arasındaki dostluk ilişkilerinin yanısıra ivme kazanan ticari ilişkilerin de gündeme geldiğini kaydetti.

Konuk heyete yetkilendirilmiş yükümlü ve Terörizme Karşı Gümrük-Ticaret Ortaklığı programlarının karşılıklı tanınmasına yönelik anlaşma müzakerelerine bir an önce başlanması taleplerinin iletildiğini bildiren Altunyaldız, bu alanlarda AB ve ABD başta olmak üzere 8 ülkeyle müzakere sürecine başlamak üzere oldukları bilgisini verdi.

Fikri sınai mülkiyet haklarının hem iş dünyası, hem de tüketiciler için önemli olduğuna dikkati çeken Altunyaldız, bakanlık olarak korsan ve sahte eşya ile mücadele konusuna özel önem verildiğini ifade etti. Öte yandan, bu hakların ihlalinin önlenmesine yönelik işbirliği projelerinden memnuniyet duyacaklarını vurgulayan Altunyaldız, bunun uzun vadede her iki taraf açısından faydalı olacağını söyledi.

ABD’nin risk analiz sistemlerini incelediklerini ve bu alanda karşılıklı işbirliği çalışmalarına hız verilmesini istediklerini belirten Altunyaldız, "İstihbarat ve kapasite geliştirme eğitimi, elektronik ve teknik bilgi toplamaya yönelik eğitim programı, yolcu ve risk analizi eğitim programları düzenlenmesi suretiyle karşılıklı bilgi alışverişi yapılmasının müspet sonuçlar doğuracak. Bununla birlikte sahte belgelerin tespitine yönelik işbirliğine de açığız" diye konuştu.

Taleplerinin ABD tarafınca da olumlu karşılandığını ifade eden Altunyaldız, önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek periyodik görüşmelerin mevcut ilişkilere ivme kazandıracağına işaret etti.

Mayıs ayında gerçekleştirdiği ziyaret esnasında ABD’nin risk analizindeki sistem ve analiz yapısını yerinde inceledikleri belirten Altunyaldız, işbirliği çalışmalarına hız kazandırılması gerektiğini ifade etti.

Amerikan Gümrük ve Sınır Koruma İdaresi Başkan Yardımcısı Kevin McAleenan da Türkiye ile karşılıklı tanıma anlaşmasının imzalanmasından büyük memnuniyet duyacaklarını belirterek, bu konuda teknik görüşmelere en kısa sürede geçilmesi gerektiğini ifade etti. McAleenan, "Türkiye’nin ilk karşılıklı tanıma anlaşmasını ABD ile imzalamasından memnuniyet duyacağız" dedi.

Sınıraşan suçlarla mücadele kapsamında uluslararası kara para aklama ve benzeri konularda işbirliği yapılması gerektiğini vurgulayan ​McAleenan, bu alanda bilgi değişimi faaliyetlerine başlanmasından da memnuniyet duyacaklarını dile getirdi.

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: