Günlük arşivler: Aralık 7, 2013

TEKNOLOJİ : Şifreler hakkında Gerçekler /// OKUNMASINI TAVSİYE E DİYORUZ ///

Hayatımızın, özellikle de dijital hayatımızın en önemli ve rahatsız edici şeylerinden biridir şifreler. Bilgisayarınızı mı açacaksınız? Lütfen şifre giriniz. Facebook mu güncelleyeceksiniz? Şifre! Banka hesabınıza mı erişeceksiniz? Şifre gerekli!

Peki ama iyi bir şifreyi nasıl bulacaksınız? Daha doğrusu iyi şifre nasıl olmalı? Şifreleri nasıl hatırlayacaksınız?

Her gün kendimizi sistemlere tanıtmak için şifreler kullanıyoruz. Bu şifre, sadece bizim tarafımızdan bilinen ve sisteme sadece bizim girmemizi sağlayan bir anahtar oluyor. Facebook, Twitter, posta sağlayıcınız, bankanız ve şifre kullandığınız diğer her yer şifrenizi bir sır olarak saklıyor ve 3. şahıslarla paylaşmıyor. Peki özelinizin sır olarak kaldığından ve ona dokunulmadığından nasıl emin olacaksınız?

Şimdi bir de soruya, sizin özel bilgilerinizin peşinde olan bir "siyah şapkalı hacker" gözünden bakalım. Diyelim ki banka hesabınıza erişeceksiniz ve hacker da sizin şifrenizin peşinde, şifrenizi nasıl ele geçirecek?

Hackerlar şifreleri nasıl çalıyor?

İlk ve en kolay yol, şifrenizi yazarken sizi izlerler. Şifrenizin kolay ya da zor olmasının hacker için hiçbir önemi yoktur, sadece şifreyi girmenizi izler. Peki ama bir hacker sizi nasıl "izler"?

Mart ayında, RSA (ABD Savunma Departmanı’nın kullandığı SecurID sisteminin üreticisi) hack’lendi. Birisi iç sistemlere ve ağlara sızdı ve SecurID’ye ait iki-faktör tanımlama anahtarını çaldı. Birkaç ay sonra bu sefer de Lockheed Martin’i hack’leme girişimleri gerçekleşti. Nasıl mı? Basit, phishing (oltalama) ataklarıyla.

RSA’ın alt birim çalışanlarına, sanki firmadan geliyormuş gibi 2011 Geliştirme Planı başlığında bir excel dosyası gönderdiler. Dosya içinde saklı, 0-gün (zero-day) açıklarından yararlanan bir Flash dosyası vardı. Excel dosyası açıldığı anda zararlılar bilgisayara yüklendi ve bilgisayarda bir arka kapı açtılar, bu sayede hackerlar bilgisayarlara ve oradan da ağa erişim sağlamış oldu.

İşte bu andan sonra hacker kontrolü ele alır ve sisteminize keylogger yükleyerek, yazdığınız her şeyi görebilir ve kaydedebilir. Ve eğer sistem şifrenizi ele geçirirse, Sistem Hesap Yöneticisini, Ophcrack gibi programlarla kırabilir ve işte tüm şifreleriniz artık saldırganın elinde…

Bir diğer hızrsılık yöntemi daha…

Bir başka yöntem ise – ki en çok kullanılan yöntemdir – ilk aşamada algoritmalar kullanarak şifreler yaratmak ve bu şifreleri sistemde deneyerek doğruyu bulmak… Buna "brute force attack" (tam güç saldırı) adı veriliyor. Sistemlerin bu saldırıya karşı savunma taktikleri var. Genellikle şifrenizi üst üste yanlış girdiğiniz zaman hesabınız kilitlenir veya bazen hatalı şifre girdiğinizde, giriş ekranı gecikmeli olarak karşınıza getirilir ve böylece üst üste denemeler çok uzun süre alır. Bilmenizde fayda var; Windows 7’li bilgisayarlarda, otomatik hesap kilitlemesi varsayılan olarak gelmez. Ve bu dosyalarınızı, özellikle de şifrelerinizin saklandığı dosyaları çalmak isteyen hackerlar’ın işini çok daha kolay hale getirir.

Aslında online koruyucular (kısıtlı şifre deneme hakkı, gecikmeli sayfalar gibi) artık pek işe yaramıyorlar, hackerlar buldukları açıklar sayesinde istedikleri kadar şifreyi bu engellere takılmadan sistemde deneyebiliyorlar. İşte tam bu sırada niçin güçlü bir şifre kullanmamız gerektiği sorusunun cevabı da ortaya çıkıyor.

Numaralardaki güç…

Yeni bir hesap açtığımızda bizden bir şifre belirlememiz istenir ve genellikle şifremizin ne kadar güçlü olduğunu gösteren, bize yardımcı olan bir ekran bulunur. Bu yardımcı ekran, şifrenin uzunluğuna, büyük – küçük harf, numara ve sembol kullanıp kullanmadığımıza göre bize yol gösterir.

Şifrelerin gücü entropi ile ölçülür; yani içerdiği bit miktarı… Yüksek bit miktarına sahip, fazla entropili şifrelerin kırılması daha zordur.

Entropi, bir olayın öngörülebilmesinin ölçütüdür. Mesela bir bozuk parayı fırlattığınızda kesinlikle yazı ya da tura geleceğini bilemezsiniz. Yani bu işlem maksimum entropiye sahiptir. Fakat bir yazı okurken sırada gelecek olan şeyleri tahmin edebilirsiniz ve çeşitli yargılarda bulunabilirsiniz; A harfi Z harfinden daha çok görünür gibi…

Tahminen şu anda okuduğunu bu yazının entropisi karakter (8bit) başına 1 ile 1.5 bit arasındadır. Yani entropi, bir mesajın gerçek anlamını kaybetmeden ne kadar sıkıştırılabilir olduğudur. Bir yazıyı yaklaşık yüzde 80 oranında kayıpsız sıkıştırabiliriz, bu da bize yazının entropisini verir.

Şifre entropisi

Örneğin ATM’lerde kullandığımız PIN’leri ele alalım; yani sadece rakam kullanabildiğimiz şifreleri… Her karakter 0-9 arasında bir rakam olmak zorunda. Bilgisayar ortamında şifrelerin gücü, boyutuyla yani bit miktarıyla ölçülür. ASCII karakter setinde, her karakter teoride 8 bit alan kaplar fakat çoğu bit sıkıştırılarak "sayının esas niteliği" bozulmadan göz ardı edilebilir. Mesela, 0 için 0000 veya 1 için 0001 gösterimi kullanılabilir. Bu durumda karakter başına gerçek boyut 3.3 bit olur. Ve her rakamı farklı rastgele 4 rakamlı bir şifre ortalama 13bit boyutunda olur.

Yani 4 rakamlı bir PIN’i tahmin etmek bir bozuk parayı üst üste 13 kere yazı ya da tura atmakla eşdeğer şansta. Ufak bir hesaplamayla 2^13=8.192 farklı yolu olduğunu görüyoruz bunun. Bunca farklı kombinasyon arasından doğru şifreyi bulmak zor gözüküyor.

Şimdi tekrar hacker’ın bakış açısından bakalım. Çeşitli şifre yaratma programları saniyede bir milyon şifre yaratıp deneyebiliyor. Bir milyon yaklaşık 2^20 ediyor, yani hacker saniyede 20bit veri deneyebiliyor. 13 bitlik PIN’imiz bir saniyeden daha kısa sürede hacker’ın eline geçti bile…

Önlemler var ama yeterli mi?

Neyse ki buna karşı alınan çeşitli önlemler var, mesela şifrenizi 3 kere üst üste yanlış girdiğinizde sistem kitleniyor. Yeterli mi dersiniz? Bir senede yaklaşık 2^25 saniye var. Yani bu koşullarda hacker yılda 45 bit veri deneyebilir. Yani 45bit boyutundaki şifreniz bile ancak 1 yıl için güvenli sayılır. Şifreye eklenen her bit, şifreyi kırma süresini 2 kat artırır, yani 50 bitlik bir şifreyi kırmak 32 sene sürer diye düşünebiliriz. Fakat şifre kırma hızı 2 katına çıkarsa, zamanı da yarıya düşer. Yani daha hızlı bir program kullanan hacker karşısında yine başladığımız yere dönmüş oluruz.

PIN’lerin yapısı ve sağlamlığı hakkında bilgi sahibi olduk. Şifreleri oluştururken başka karakter setlerinden de yararlanabiliriz. Örneğin bir zamanlar kablosuz modemlerimizin güvenliğini sağlayan WEP şifrelerini ele alalım. A-F arası harflerden oluşan bu şifre 10 karakter içeriyordu. Her karakter 4 bit boyutunda ve 10 karakterden oluştuğu için 40 bitlik bir şifremiz oluyor. Brute force attack (tam güç saldırı) ile 2^20 saniyede (toplam 11 gün) şifre kırılabilir. Gerçi WEP’in başka güvenlik zaafları da olduğu için brute force attack’a pratikte ihtiyaç duyulmaz.

Ne kadar karışık, o kadar iyi

Bir de tüm alfabe harflerinden oluşan şifreler var. İngiliz alfabesinde 26 harf var ve her karakter 4.7 bit alan kaplıyor. Senelik -bir sene boyunca kırılmayacak- bir şifre istiyoruz. Eğer büyük – küçük harf ve rakam kullanacak olursak toplamda 62 karakterlik setimiz oluyor ve 8 karakterli rastgele bir şifre yeterli oluyor. Eğer noktalama ve özel işaretleri de katarsak bu bize fazladan 16 karakter katıyor ve 7 karaterli bir şifre yeterli oluyor.

Tabi şifre ne kadar karışık olursa hatırlamak da o kadar zorlaşıyor. Bunun üstesinden gelmek için "rastgele gözüken" şifreler seçebilirsiniz. Mesela 2.000 kelimeden oluşan bir tablo düşünün, senelik bir şifre yaratmak için kaç tane kelimeyi ard arda dizmeniz gerekir? Şaşırtıcı ama cevap 4. Ortalama 7 harften oluşan 4 kelime 28 karakterlik bir şifre yapar. Sıralı ve mantıklı 4 kelimeyi hatırlamak rakamları hatırlamaktan çok daha kolaydır.

Yazıyı okuduktan sonra şifrenizi değiştirmeyi ve mümkünse her 6 ayda bir şifre değiştirmeyi düşünmeye başlamış olmalısınız. Umarız bunu sağlamayı başarmışımdır

PROGRAM TAVSİYESİ : Skype’dan Ücretsiz Bir Aylık Sınırsız Çağr ı

Cep telefonlarına ve sabit hatlara ücretsiz çağrı

Dünya genelinde ücretsiz bir aylık sınırsız çağrı fırsatından yararlanın (ederi 10,49 €), arkadaşlarınız ve ailenizle teması kesmeyin.

Sabit hatlara ve cep telefonlarına çağrı yapabileceğiniz ülkeler: Kanada, Çin, Guam, Hong Kong SAR, Porto Riko, Singapur, Tayland, Amerika Birleşik Devletleri.

Yalnızca sabit hatlara çağrı yapabileceğiniz ülkeler: Andora, Arjantin, Avustralya, Avusturya, Belçika, Brezilya, Brunei, Bulgaristan, Şili, Kolombiya, Kosta Rika, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, Guadeloupe, Macaristan, İzlanda, Endonezya (Cakarta), İrlanda, İsrail, İtalya, Japonya, Kore, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Malezya, Malta, Meksika, Fas, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, Panama, Paraguay, Peru, Polonya, Portekiz, Romanya, Rusya, Slovakya, Slovenya, Güney Afrika, İspanya, İsveç, İsviçre, Tayvan, Türkiye, Birleşik Krallık, Venezuela

Buradan ulaşabilirsiniz.

KOMPLO TEORİLERİ /// COUNCIL ON FOREIGN RELATIONS (CFR) NEDİR ? NE İŞ YAPAR ?

VİDEO LİNK :

SANAT DÜNYASI : Münir Nurettin’in Ne Büyük Sanatçı Olduğunu Hatı rlatan 17 Eser

20. yüzyılın başında, Klasik Türk Müziği’nin seyrini değiştirecek o efsane doğdu: Münir Nurettin Selçuk. Sadece klasik müzik özelinde değil müzik adına yaptıklarıyla hem bu topraklara hem de dünyaya damgasını vuran gerçek sanatçılardan biri. Tarzı, üretimi, tavrı ve oluşturduğu ekolle bu dev isme bir saygı duruşunda bulunalım ve onun hayatından bazı notları ve iz bırakan eserlerinden bir kısmını sizlerle paylaşalım istedik. Kendinizi şapkalı harflerin bol olduğu zarif günlere yapacağınız bu naif müzikal yolculuğa hazırlayın.

Sana Dün Bir Tepeden Baktım Aziz İstanbul

(Hicaz) Güfte: Yahya Kemâl Beyatlı
Sarıyer doğumlu olan sanatçı, hem kelimenin tam anlamıyla bir İstanbul Beyefendisi, hem de bir İstanbul aşığıydı. Eserlerine bu aşkı öyle bir yedirmiştir ki her nerede dinlerseniz dinleyin sizi şu an tanıdığınız trafikli, kalabalık, karmakarışık bu şehirden alır ve Beyoğlu’na sadece şık kostümlerle çıkılan, kibarlığın bir artı özellik değil yaşam tarzı olduğu, o hep nostaljisi yapılan İstanbul’a götürür. Yüzünüzde de şarkı bitince gerçek hayata dönmenin verdiği buruk bir tebessüm kalır.

Gül Yüzünde Göreli Zülf-i Semen Say Gönül

(Rast) Güfte: Ahmet Paşa
Klasik Türk Müziği konusundaki hakimiyeti ve Paris’te aldığı ses eğitimiyle özgün bir ses tekniği eğitimi görmüş ilk Türk Müziği ses sanatçısı olan Münir Nurettin, Türk Müziği tarihinde tek başına konser verme geleneğini getirmiş ve solist icrâsını bu müziğe kazandırmıştır. Konserlerine frakla çıkar ve koronun da yer yer katılımıyla birlikte ancak solo olarak repertuvardaki eserleri okurdu. Hem geleneksel, hem daha modern eserler bestelemiş, sayısını kestiremeyeceğimiz kadar eseri de müthiş icrâsıyla yorumlamıştır.

Çepçevre Bahar İçinde Bir Yer Gördük

(Muhayyer) Güfte: Yahya Kemâl Beyatlı
1920′lerde ilk iki bestesini yapmış, ancak ardından 20 yıl süreyle hiç beste yapmamıştır. 1920′lerin sonuna doğru klasik üslûbu modern anlayışla birleştirdiği sıra dışı tavrıyla ilk plaklarını kaydetmiştir. 1940-1941 yıllarında beste çalışmalarına tekrar başlayan üstat, 30 yıldan fazla bir süre İstanbul Belediye Konservatuarı İcrâ Heyeti’nde görev almış ve şeflik yapmış, nice ses sanatçısının yetişmesinde büyük katkısı olmuştur.

Dönülmez Akşamın Ufkundayız Vakit Çok Geç

(Segâh) Güfte: Yahya Kemâl Beyatlı
Bir başka dev isim Yahya Kemâl ile çok fazla ortaklık etmiş, onun şiirlerini besteleriyle taçlandırmıştır. En bilinen eserlerinin çoğunu bu şiirlerin besteleri oluşturur. Farklı formlarda bestelediği bu şiirler şairi de etkilemiş, şairin beğenisini kazanmak üstadı daha da heyecanlandırmıştır. İki İstanbul aşığının yollarının kesişmesi böylelikle bize nice güzellikler kazandırmıştır.

Âheste Çek Kürekleri Mehtâb Uyanmasın

(Uşşak) Güfte: Yahya Kemâl Beyatlı
Üstadın efsaneleri arasında şahit olanların anlata anlata bitiremediği, şahit olamayanlara da kahrolmaktan başka seçenek bırakmayan bir konser vardır, 1964 Kadıköy Konseri. Üstat, bahsi geçen konserdeki eserlerin birinde geçen “o daha genç yaşında, benimse geçti çağım” sözlerini, kayıttaki sesinden anlaşılacağı üzere gülümseyerek “o daha genç yaşında, benimse geçmedi çağım” şeklinde değiştirmiş ve o dönemlerde parlayan Zeki Müren’e de çok zarif bir gönderme yapmıştır, kimseyi ezmeden yerini hatırlatmıştır.

Sen Şarkı Söylediğin Zaman

(Sultânîyegâh) Güfte: İsmet Bozdağ
Üstadın sesini anlatıyor herhalde dedirten şiirlerden biri de İsmet Bozdağ’a aittir ki Münir Nurettin yine pek zarif bir besteyle taçlandırmıştır bu şiiri. “Sen şarkı söylediğin zaman, mevsimler değişir gibi kımıldardı içim, dudaklarında doğardı şafaklar ve güneşler…” diye başlayan şiir, “Sen şarkı söylediğin zaman, ne kadar gençti dünya ve ne güzeldi.” diye devam eder, sevenleri için bu şarkı söyleyen ses Münir Nurettin’den başkası değildir.

Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın

(Kürdîlihicazkâr) Güfte: Ümit Yaşar Oğuzcan
Tüm dünyada müzik çevrelerinde ilgi gören sanatçı 1981 senesinde vefat etmiş, bizi ve müziği kör kuyularda merdivensiz bırakmıştır, mezarı Aşiyan Mezarlığı’nda aşık olduğu şehir İstanbul’u ve Boğaz’ı seyre devam eder. Böylelikle Klasik Türk Müziği’nin 20. yüzyıldaki en büyük temsilcisi de başka diyarlara göçmüştür. Kabir komşuları kimseyi şaşırtmayacağı üzere Yahya Kemâl Beyatlı ve Ahmet Hamdi Tanpınar’dır. Muhabbetleri sonsuzlukta devam ediyor belli ki.

Aşıka Bağdat Sorulmaz

(Mâhur) Güfte: Vecdi Bingöl
Kendisine sorulan “Hayatınızda, şöyle sahiden âşık oldunuz mu hiç?” sorusuna gülerek verdiği cevap ise şu şekildedir:
“Bu sorunuzu, aşk hakkındaki düşüncelerimi söylemekle cevaplandırabileceğim. ‘Aşksız meşk olmaz’ derler. Bilhassa bir müzisyen için aşk, güzel bir şeydir. Yalnız bu aşkı, tek bir şahıs üzerinde toplamak, kanaatimce pek doğru olmasa gerek. Zira bütün vasıfları ile derli toplu bir aşka, bilhassa bu zamanda, tesadüf etmek hemen hemen imkânsız oluyor. Ben, bugünkü aşkı namaz kılarken kafasından günlük hâdiseleri geçiren zoraki dindarların ibadetine benzetiyorum. Bu bakımdan, ilâhî bir duygu olan aşkın, bir şahsa değil, fakat bütün tabiata ve bütün güzel ve iyi şeylere teşmil ettirilmesi lâzım geldiği kanaatindeyim. Zira, çok defa, emsalsiz diye vasıflandırdığımız bir fâni, küçük bir hareketiyle, kristalize olmuş o güzel hislerimizi birden bire tuzla buz ediyor. Halbuki san’ata ve tabiata olan lâhutî aşk insanı hiç olmazsa sukutu hayale uğratmıyor.”

Hatırla Mazi-i Mes’udu Sen de Benim Gibi Yan

(Nihavend)
Bir de oğlu Timur Selçuk’un da anlattığı -ki o da bambaşka bir müzikal dehadır- Mustafa Kemal’in Münir Nurettin’e küsüş öyküsü vardır ki değinmeden geçmek olmaz. Bir toplantı esnasında üstadın söylediği bir şarkıya Mustafa Kemal de eşlik etmeye başlayınca “Ya siz söyleyin ya da bırakın ben söyleyeyim.” cümlesini patlatıvermiş ve bu cümlenin ağırlığıyla 2 yıl kadar araları limoni kalmıştır. Mustafa Kemal’in trenin camında Münir Nurettin plaklarını attığı dönem de bu iki yıllık aralığa denk gelir herhalde. Sonradan Mustafa Kemal de yaptığına pişman olduğunu belirtmiştir.

Kandilli Yüzerken Uykularda

(Nihavend) Güfte: Yahya Kemâl Beyatlı
Yahya Kemâl’in üstatla ilgili verdiği bir açıklama ise şöyledir: “Münir Nurettin’in en üstün meziyeti, son iki yüzyıl içinde Itrî’den Zekâi Dede’ye kadar, Millî Musıkî’nin kâr, beste, semai, nakış, durak ve sair şekillerinde, en halis eserlerini mükemmel bir ifade ile tegannî etmeyi bilmek olmuştur. Bu meziyet Tanburî Cemil’in eşsiz dehasını hatırlatır. O’nun sazla ifade ettiğini, Münir Nurettin sesi ile ifade etmiştir. Bu sanatın sırrı, eski bestelere derin bir vukuf ve şaşmaz bir bigi ile nüfuz etmek ise de, ondan fazla olarak, Millî Musıkî dehamızın, yer yer, ne tarzda tecelli ettiğini duymak ve tam bir ifade ile çalmak yahut okumaktır. Bu meziyet milletin nadir insanlara nefh ettiği bir mevhibedir. Bu devirde yaşayan ihtiyar, orta yaşlı, genç vatandaşlar eski musıkimizin bestelerini Münir Nurettin’den dinledikleri için talihlidirler…”

Ne Doğan Güne Hükmüm Geçer Ne Halden Anlayan Bulunur

(Mahur) Güfte: Cahit Sıtkı Tarancı, Solist: Timur Selçuk
Bu kez Timur Selçuk, babasının eserini söylüyor. Timur Selçuk, Münir Nurettin’le ilgili bilgilerimizin çoğunun kaynağıdır aslında. İstanbul’a yeni döndüğü zamanlarda Münir Nurettin’in bir konserinde salonun kısmen boş olması üzerine babasına sorar: “Paris’te verdiğin konserleri düşününce bu salondaki boşluğu bir türlü anlayamıyorum, nerede dinleyicilerin?” Üstadın etkileyici cevabı şöyledir: “Oğlum, beni aradıkları gün, onlar da beni bulamayacaklar.”

Saçının Telleri Göğsünde Perîşân Yaraşır

(Sultânîyegâh) Güfte: Faruk Nâfiz Çamlıbel
Bir diğer enteresan hikaye ise şu şekilde gelişir. Timur Selçuk babasının eşyaları arasında bir şeyler ararken bir davet mektubuna denk gelir. Mektup Paris Opearsı’nın, kendi bünyesinde tenor olması için Münir Nurettin’e gayet yüksek bir meblağ önerdiği teklif mektubudur. Bunun üzerine Timur Selçuk babasına: “Babacığım size zamanında böyle teklifler yapmışlar neden kabul etmediniz?” diye sorar. Üstat cevaplar: “O zaman kim Münir Nurettin olacaktı oğlum?”

Yok Başka Yerin Lûtfu Ne Yazdan Ne de Kıştan

(Nihavend) Güfte: Behçet Kemâl Çağlar
Rauf Tamer 29 Nisan 1981 tarihli Tercüman Gazetesi’nde şöyle bir anekdot anlatır: “Delikanlılık günlerimiz, Kalamış şarkısıyla süslüydü… Bir tatlı huzur almak için ara sıra, Münir Nurettin’in, Kalamış’a gelip gittiğini duyardık. Belki bir yakıştırmaydı… Ama, Kalamışlı arkadaşlar buna çok inanmışlardı. Hatta, nesilden nesile geçecek bir olayı anlatır dururlardı. Belki bu da bir yakıştırmaydı, olsun, olay ‘emsalsiz bir ses’in, halk arasındaki değerini vurguluyor ve Münir Nurettin’i daha o tarihte gönüllere oturtuyordu… İşitmişsinizdir: Güya, mehtapta, sandaldan bir enfes gazel duyulur da, sahildekilerden biri, kendini tutamayıp denize doğru bağırır: “Nur ol! Münir Nurettin misin be birader, nesin?” Halbuki gerçekten o’dur. Münir Nurettin’in ta kendisidir…”

Zil Şal ve Gül Bu Bahçede Raksın Bütün Hızı

(Kürdîlihicazkâr) Güfte:Yahya Kemâl Beyatlı
Arçil ve Şota ikilisi gibi her karşılaştığınızda size güzel bir şeyler vaat eden efsane bir ikili Münir Nurettin Selçuk ve Yahya Kemâl Beyatlı. Başka hangi usta yazdığı şiirin ritminde sizi Endülüs’e götürebilir ve oranın tüm canlılığını yaşatabilir ya da hangi bestekâr bu satırları kulakta Endülüs’ten bir tat bırakacak duygularla besteleyebilir ki?

Söyle Sevgili

(Uşşak) Güfte: Vecdi Bingöl
Objektif olmaktan ister istemez bizi uzaklaştıracak, doğrudan hayran bırakacak bir karakter Münir Nurettin Selçuk, eleştirmeyi haddimize bulmadığımız dev isimlerden. Şarkıları, söyleyişteki tavrı, duruşu, ne canınızı sıkacak kadar didaktik ve monoton, ne yaptığı hareketlerle sesini gözünüze/kulağınıza sokacak kadar şovenist. Tam anlamıyla damakta müthiş bir tat bırakan, “baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş”.

Bonus: Kanatları Gümüş Yavru Bir Kuş

(Nihavend) Beste: Mesud Cemil, Güfte: Nâzım Hikmet
Listedeki diğer eserlerin aksine bu bir Münir Nurettin bestesi değil, ancak öyle bir kadro, öyle güçlü ve zarif bir iş ki paylaşmadan geçemedik. Nâzım Hikmet’in sözleri, Mesud Cemil tarafından bestelenip düzenleniyor ve Münir Nurettin bu eseri seslendiriyor. Bu üçlünün çılgınlığını şöyle bir başka müzikal ekibe benzetebiliriz: Murathan Mungan’ın yazdığı bir şiiri Sezen Aksu besteliyor, Onno Tunç düzenliyor ve Sertab Erener söylüyor. Bilmem anlatabildik mi?

Bonus 2: Martılar Ah Eder Çırparlar Kanat

(Nihavend) Beste: Mesud Cemil, Güfte: Nâzım Hikmet
Tıpkı yukarıdaki eser gibi aynı kadronun elinden çıkan bir diğer eser! Vaktiyle bir film müziği olması için bestelenen bu şarkılar bir şekilde yasaklanıyor ve daha yeni yeni gün yüzüne çıkabiliyorlar ne yazık ki. Dinletmeyenler utansın diyelim ve büyük üstadın anısına gerçekleştirdiğimiz saygı duruşuna burada son verelim. Rahat! Ceketlerinizin düğmesini çözebilirsiniz.

MİZAH : İzledikten Sonra Yemek Yeme Garantili 17 Lezzetli Film S ahnesi

Televizyonda geceyarısı denk gelinen sucuk reklamından hallice, izlediğimiz filmde bir yemek sahnesi görünsün, “O ne içiyorsa aynısından istiyorum” deriz. Heyecanla buzdolabına koşarız ama hayır. Naçizane dolaptaki hiçbir şey sahnedeki über yemek kadar güzel olamaz. Bunda oyuncunun payı tartışılmaz tabii. Şerefsizler öyle güzel rol yapıyorlar ki yedikleri yemek ister istemez bambaşka bir boyuta taşınıyor. Biz de izlendiğinde Sezercik moduna girmemize sebep olan o sahneleri toparladık. Siz izleyin sizin de canınız çeksin diye. Hep biz mi çile çekelim?

Pulp Fiction – Big Kahuna Burger

pulp-fiction-big-kahuna-burger
“Hamburgerin nassı emmioğlu? Bi ıssırık versene.” Devamı için .

Matrix – Biftek

matrix-steak-eating-scene
İddia ederiz ki insanlık tarihi boyunca pişirilen hiçbir biftek bu kadar sulu ve kırmızı olamadı. Devamı için .

Marie Antoinette – Pasta

mariecakes
“Ekmek yoksa pasta yesinler” dedin de o pastaları bize yedirmedin, kendin götürdün be Marie gülüm… Devamı için .

Inglourious Basterds – Kremalı Strudel

inglorious-basterds-strudel
Shosanna kızımız korkudan muhtelif yerlerinden üç buçuk atadursun, Hans Landa intikamın en tatlı halini yemek üzereydi. Devamı için .

Chocolat – Tabii ki çikolata

chocolat-film-cikolata
Sonra sen git Ramazan Bayramı’ndan kalan bayat çikolatalara gömül. Azıcık aşım, ağız sulu başım diyenler için .

Eat Pray Love – Spagetti

eat-pray-love-spagetti
Julia canım, sana birini bulalım. Devamı için .

Harold And Kumar Go To White Castle – Hamburger

harold-and-kumar-go-to-white-castle-burgers-560x330
Bunun bir girişi, bir de çıkışı var. Homini gırtlaklığın devamı için .

The Great Outdoors – Acayip boyutlu biftek

great-outdoors-biftek
Yine hiçbir bifteğin bu kadar güzel olamayacağını iddia ettiğimiz bir biftek. Yarasın demekten başka ne gelir elden? İzlemek belki. .

The Breakfast Club – Şekerli Sandviç

breakfast-club-sandwich
Allison’ın şekerden, envai çeşit mısır gevreğinden hazırladığı sandviç de maalesef biz yapsak olmaz kategorisine giriyor. Devamı için .

Garfield – Lazanya

garfield-lazanya
Evde ana baba yokken yapmayı denemediyseniz çocukluğunuzda ciddi bir eksiklik var demektir. Devamını gerçek bir kediden izlemek için .

Goodfellas – Hapishane spesiyali

goodfellas-sarimsak
Bu sarımsaklar, bu domates sosu… Bu .

Elf – Şekerli spagetti

elf-spagetti
Ne demişti Elf? “Dört çeşit besin grubu vardır: Şeker, şekerleme, şurup, mısır şekeri.” Deliliğin devamı için .

Blues Brothers – Yemek yeme sanatı

BluesBrothers(1)
Sofrayı da kuran kaldırsın. Videoyu izlemek isteyen tıklasın.

Çocukluk Bonusu 1: Cookie Monster

giphy
Hanımeller ile avunduk bir çocukluk boyunca.

Çocukluk bonusu 2: Ninja Turtles

pizza-eating
Ançüez aşağı ançüez yukarı. O zamanlar ne olduğunu bilmediğimiz bu malzemeden yapılan pizza az salya akıtmadık şüphesiz. Sonra büyüyüp ançüezin ne menem bir şey olduğunu öğrenince iş değişti tabii.

Çocukluk bonusu 3: Teletubbies

Dipsy_toast
Al sana bir travma daha. Bir ömür ekmek arası peynir domatesle muhatap olmuş bir nesile yedir tubby toast’unu! Çor çocuk ne bilsin? Bisküvi yiyemiyorlar daha doğru düzgün. Sonra bu çocuk neden evde olmayan her şeyi istiyor.

Olmazsa olmaz bonusu: Perihan Savaş ile hayatında ilk kez yemek yiyormuşçasına taze fasulye yemek

perihan savas
Sezercik’in bütün filmleri boyunca “Bi gün ben de yicem” modunda olmasının sebebi Perihan Savaş’tır aslında. O nasıl fasulye yemektir arkadaş? Dil damak kalmadı. Ayı gibi video için buraya

ERGENEKON DAVASI /// MUSTAFA BALBAY : ‘Annem börekleri hazırlasın’

Balbay’ın baba evinde umutlu bekleyiş sürüyor

Ergenekon Davası nedeniyle 5 yılı aşkın süredir tutuklu bulunan ve Anayasa Mahkemesi’nin ‘Uzun tutukluluk hak ihlalidir’ kararının ardından tahliyesi gündeme gelen CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın baba evinde umutlu bekleyiş sürüyor. Oğlunun avukatı aracılığıyla kendisine haber gönderdiğini belirten anne Melek Balbay, “Mustafa’m ‘Annem haşhaşlı börekleri hazırlasın’ demiş. O yeter ki gelsin, börekleri hazırlarım” dedi.

Ergenekon davasından Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın Anayasa Mahkemesi’nin kararının ardından tahliyesinin gündeme gelmesi, Aydın’ın Nazilli İlçesi’ndeki baba evinde de sevinçle karşılandı. Sabırsızlıkla evlatlarına kavuşacakları anı bekleyen Fevzi Balbay ile Melek Balbay, zamanlarını televizyon karşısında haber kanallarını izleyerek geçiriyor. Mustafa Balbay’ın 5 yıldır suçsuz yere hapis yattığını söyleyen Balbay çifti, çocuklarının bir an önce serbest bırakılmasını istedi.

Baba Balbay, “Oğlum, Ergenekon davasından suçlu bulunmadı, ele geçirilen CD’lerin de sahte olduğu açıklandı. Şimdi Mustafa’yı hükümeti çalıştırmamakla suçluyorlar. Ancak biz umudumuzu kaybetmedik, son gelişen olaylar karşısında daha da umutlandık” diye konuştu.

Anne Melek Balbay ise oğlu Mustafa Balbay’ın avukatı aracılığıyla kendisine haber gönderdiğini belirtip, “Mustafa’m ‘Annem haşhaşlı börekleri hazırlasın’ demiş. O yeter ki gelsin, börekleri hazırlarım” dedi.

ADLİ DOSYA : CHP’li vekillerin Sincan Cezaevi notları

CHP’li milletvekilleri Veli Ağbaba, Özgür Özel, Nurettin Demir ve Muharrem Işık önceki gün Sincan Cezaevi’nde tutuklu ve hükümlülerle yaptıkları görüşmeleri not haline çevirerek duyurdu.

‘Ergenekon Davası’ tutuklusu CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, kendisini ziyaret eden CHP Cezaevi İnceleme Komisyonu üyesi milletvekillerine, Anayasa Mahkemesi kararına karşın hala tutuklu bulunması nedeniyle tepkisini aktararak, “Artık ben bugünden sonra her türlü hukuka rağmen tutukluyum. Anayasa Mahkemesi kararına uymayacaklarsa acaba neye uyacaklar” dedi. RedHack operasyonu kapsamında tutuklanan Taylan Kulaçoğlu da “intikam almak” için tutuklandığını savunurken, ‘17 Haziran’ adlı örgütün lideri olmaktan cezaevinde bulunan Sarp Kuray, “Ben nasıl bir örgüt lideriyim ki, başka üyem yok. Bizim gibi solcuların ölülerini seviyor bu memleket” dedi.

CHP’li milletvekilleri Veli Ağbaba, Özgür Özel, Nurettin Demir ve Muharrem Işık önceki gün Sincan Cezaevi’nde tutuklu ve hükümlülerle yaptıkları görüşmeleri not haline çevirerek duyurdu. Komisyonun, aralarında CHP’li milletvekili Mustafa Balbay’ın da bulunduğu isimlerle yaptığı görüşmelerin notları özetle şöyle:

HER TÜRLÜ HUKUKA RAĞMEN TUTUKLUYUM

CHP Milletvekili Balbay: Anayasa Mahkemesi’nin kararına karşı tutukluluğumun ikinci günündeyim. Anayasa Mahkemesi’nin kararına uymayacaklarsa acaba neye uyacaklar. Artık ben bugünden sonra her türlü hukuka rağmen tutukluyum. 2004’ten beri Türkiye ’de var olan gerilimi yazıyorum. O dönemler bana karşı çıkılıyor, her şey sütliman deniliyordu. Ancak son dönemde ortaya çıkan belgeler yazdıklarımın gerçek olduğunu ortaya koyuyor. Anayasa Mahkemesi, milletvekilliği yapsın diyor. Sizler bir rapor hazırladınız. Tutuklu milletvekilleri raporu. Dünyadan ve Türkiye’den örnekler vardı raporda. Bizim dışımızda cezaevindeyken tutuklu olarak seçilen herkes tahliye oldu. Seçilip de içeride kalan sadece biziz, bu bile bizim ne kadar haksızlığa uğradığımızın kanıtıdır.

ÜYEM YOK ÖRGÜT LİDERİYİM

Sarp Kuray (16 Haziran örgütü hükümlüsü): Gerçek olan şu, bu ülkede yaşamak zor. Bizim gibi solcuların ölülerini seviyor bu memleket. 1971’de ölseydim Deniz Gezmiş gibi posterim asılırdı. Bu ülkede yurtseverleri sevmiyorlar, yurtseverlerin ölüsünü seviyorlar. 16 Haziran örgütünün lideri olmakla tutukladılar, iki şahit gösterdiler, normalde davanın düşmesi gerekiyordu. Ben nasıl bir örgüt lideriyim ki, başka üyem yok. AİHM karar verdi, bu şahitliklerle bu cezayı veremezsin dedi ama mahkeme AİHM’i dinlemiyor, şahitler böyle bir talimat almadım demelerine rağmen yine aynı cezayı aldım.

İNTİKAM ALINACAK ADAM ARIYORLAR

Taylan Kulaçoğlu: RedHack tutuklusu. Oto hırsızlarıyla aynı koğuşta kalıyorum. Televizyonum yok burada. (CHP Komisyonu olarak Kulaçoğlu’nu biz televizyon alma kararı verdik) Polis hacklendiği için bir suçlu arıyor, kendilerini kurtarmaya çalışıyor. Ortada suç var bu nedenle suçlu yaratmaya çalışıyorlar. Beni tutuklayabilecekleri hiçbir suç unsuru yok. Aylardır izlendiğimi, takip edildiğimi fark ediyordum, orta düzeyde bilgisayar biliyorum. Hiçbir şekilde suçlanma gerekçem yok. Kaçma şüphem olduğu için bir kez daha gözaltına alınıp, tutuklandım. Kaçma şüphem olsaydı, Meclise sizin yanınıza gelmezdim. Hacklendikleri için karizmaları çizilmiş, intikam alınacak adam arıyorlar.

NEVRUZ’A KATILDIĞIM İÇİN HAYATIM KARARDI

Ali Sayan (1989 doğumlu. Cezaevine 2007 yılında girmiş): ODTÜ’de öğrenciydik. Yokluk içinde ODTA felsefeyi kazanmıştım. Nevruz’a katıldığım için hayatım karardı, onun için tutuklandım şimdi AKP Nevruz’u resmi olarak kutluyor, sizler kanun teklifi verdiniz. Bu saatten sonra Nevruz’u bayram yapmanın kime ne faydası var, bana bir faydası yok.

KALP KRİZİ GEÇİRDİM HASTANEYE İKİ SAAT SONRA GÖTÜRDÜLER

Mehmet Yalçın: Bir yıl önce kalp krizi geçirdim iki saat sonra hastaneye götürdüler. 2,5 yıldan beri kimseyi görmedim, imkansızlıktan dolayı ailem gelemiyor. Buraya Midyat’tan sürgün edilerek getirildim.

TELEFONDA TEKMİL UYGULAMASI VAR

Abdülhamit Babak: 1993’ten beri cezaevindeyim. Telefonda tekmil uygulaması var. Disiplin cezası başımızda kılıç gibi sallanıyor. Televizyonlarda Hayat TV ve İMC TV’yi izlemek için başvurmamıza rağmen izin vermiyorlar.

BİRAZ DAHA AĞIRLAŞ ÖYLE…

Yasin Demir (Hizbullah hükümlüsü) : Ankara Numune’ye tedavi için gittiğimizde tedavi yapıyor, rapor veriyor, infaz hakimliğinin kararıyla gittiğimizde ise aynı raporu vermiyor. Hasta raporu almak Ankara Numune’de çok zor. Hasta koğuşları çok kötü. 2005’te interserum tedavisi oldum, ikincisini yapmıyor, önleyici tedavi olmak istiyorum, izin vermiyorlar. Bana diyorlar ki, ‘Biraz daha ağırlaşman lazım, ondan sonra tedavi olursun.

Erol Zavar (1969 doğumlu. Odak dergisi yazarı): Keyfi olarak hücre arkadaşlarım değiştiriliyor. Mehmet Soner’i keyfi olarak başka koğuşa aldılar. Belim, boynum tutmuyor. Arkadaşım benim işlerimi görüyordu, bana yardımcı oluyordu, şimdi kendi işimi yapabilecek durumda değilim. Mesane kanseriyim.

Mikdat Algül (Mersin Ulus gazetesi ve Mezitli FM sahibi): Adana Ağır Ceza’da silahlı suç örgütü lideri olmakla suçlandım. Hem İç-Cephe örgütü, hem Ergenekon’un Mersin yapılandırma sorumlusu, hem Ergenekon lobi faaliyeti, hem de Ergenekon’un finansal destekçisi olarak ceza aldım. Türk İntikam Birliği Teşkilatı’yla (TİBT)ilişkilendiriyorlar. İnternet üzerinden onlarla röportaj yapmıştım, Sabah gazetesi de yaptı. Röportajı ırkçı bulduğum için yayınlamadım, beni liderlikle suçluyorlar. Ben sanki örgüt CEOsuyum aynı CEO gibiyim, birkaç örgütü aynı anda yönetebiliyorum demek ki. Farklı alanlarda faaliyet gösteren örgütlerin CEO’su gibi hissediyorum kendimi. İç Cephe örgütünün lideriyim ama örgütün üyesi yok, yargılanan yok, benim yanımda çalışanları da örgütle ilişkilendirmeye çalışıyorlar. (Radikal)

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: