ORTADOĞU DOSYASI : Batı, İran üzerinden Ortadoğu’yu şekillendiriyor

Ger-gevşet stratejisini ustalıkla oynayan İran, nükleer anlaşması sayesinde hem ekonomik sıkıntısını giderecek hem de Ortadoğu’daki nüfuz alanını genişletecek. Bölgede başlatılan yeniden dizayn süreci Ankara’nın aleyhine işleyecek.

İran, 10 yıl aradan sonra ilk kez bir uluslararası anlaşmaya imza attı! İşin mimarı haziran ayında seçilen Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani. Çiçeği burnundaki liderin Batılı ülkelere dönük diplomatik açılımı ilk meyvesini verdi. BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimî üyesi ve Almanya temsilcileriyle (P5+1) İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya gelen İranlı diplomatlar, nükleer krizini masada çözme konusunda anlaşmaya vardı. Dört gün süren müzakere sonucunda imzalanan 6 aylık ön anlaşma, Tahran’ın nükleer programına ciddi sınırlama getiriyor. Karşılığında da yıllardır süren yaptırımları hafifletiyor. ABD’nin açıkladığı ön anlaşma maddeleri uyarınca nükleer tesisler denetime açılacak. Uranyum zenginleştirme faaliyeti sınırlandırılacak. Yüzde 20 oranında zenginleştirilen uranyum stoku azaltılacak. Karşılığında Tahran’a 7 milyar dolarlık ekonomik rahatlama sağlanacak. Kısmi petrol satışına izin verilecek. Kısacası nükleer çalışmasını asgariye indirmesi karşılığında maddi kıskacı esnetilecek. İran da tam bunu arzu ediyordu. Batı dünyasının uyguladığı yaptırımlar belini büktü zira. Yaptırımlar sebebiyle 2012’den beri 130 milyar dolar zarara uğradığı tahmin ediliyor. Dolayısıyla ekonomisi dibe vurma noktasına gelen İran’ın Batı ile anlaşmaktan başka çıkar yolu da yoktu.

Ön anlaşmanın perde arkasını, Türkiye ve Ortadoğu’ya dönük jeopolitik etkisini İran uzmanı, Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) Danışmanı Arif Keskin ile konuştuk. Güney Azerbaycan’ın (İran) Muğan ilçesinde dünyaya gelen Keskin, lisans eğitimini Tebriz Üniversitesi’nde, yüksek lisans ve doktorasını da Ankara Üniversitesi’nde tamamladı. İran üzerine 100’den fazla makaleye imza atan Keskin uzun yıllardır Türkiye’de yaşıyor.

-Batı ile İran nükleer konusunda ilk kez anlaşmıyor! Kaçıncı mutabakat bu?

Bu hususta diplomasi 2002’de başladı. O günden bu yana taraflar onlarca kez bir araya geldi. Üç cumhurbaşkanı, dört başmüzakereci farklı söylem ve stratejilerle sorunu yönetti. Ancak her seferinde anlaşmalar akim kaldı.

-Neden?

İran rejimi bu denli köşeye sıkışmış ve anlaşmaya muhtaç durumda değildi. Batılılar da bunu biliyorlar ve buna göre adım atıyorlar.

-Ön anlaşmanın sağlanmasında Washington’un savaş istememesi etkili mi?

Mutabakata varılmasında Obama’nın sorunu diplomasi yoluyla çözme tavrı, ABD’nin ekonomik sıkıntısı, kötü Irak ve Afganistan tecrübeleri de etkili.

-İki taraf da ön anlaşmayı ‘zafer’ olarak yorumladı. Gerçekte kim kazandı?

Geri adım atan İran oldu. Zira rejimin uçuruma gittiğini gördüler. Zararı en aza indirmek için masaya oturdular. İran bu anlaşmayı kabul etmeseydi altından kalkamayacağı sorunlarla yüzleşecekti. Attığı imzayla iç ve dış kıskaçlardan kurtuldu. Rahat bir nefes aldı. Rejimin ömrü uzadı.

-‘İç ve dış kıskaçlardan’ kastınız ne?

İran rejimi çok ciddi hayati sorunlarla karşı karşıya. Öncelikle toplumda demokratikleşme isteği, baskısı var. Öyle ki rejim içi ihtilaflar çatışmaya dönüştü son zamanda. Ayrıca ekonomisi battı, para birimi değer kaybetti, işsizlik arttı. Birçok sektör iflasın eşiğine geldi. AB ve ABD’nin ortak hareket etmesi İran’ın belini büktü. Petrolünü satamadı, küresel ticari ilişkileri sarsıldı.

-Ambargolara meydan okuyordu! Neden direnemedi?

Rusya ve Çin’den beklediği desteği alamadı. Moskova-Pekin ilişkileri ne nükleer buhranından sıyrılmasında ne de ekonomik krizi atlatmasında fayda sağladı. Ayrıca Suriye krizinde açıktan Esed rejimini desteklemesi Tahran’ı yordu, zayıflattı. Günün sonunda Tahran, Rusya ve Çin’e dayanarak Batı’ya meydan okuyamayacağını gördü. Vitrine ılımlı bir lider çıkarıp dış politikada açılıma gitme kararı aldı. Anlaşma bu tavrın meyvesi.

-Ön anlaşma ile hedeflerine ulaştı mı?

Eski Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani, İran’ın ön anlaşma ile ‘kıskaçtan kurtulduğunu’ söylüyor. Tahran’ın önceliği maruz kaldığı ekonomik krizden kurtulmaktı. Ayrıca 2009’dan sonra bozulan rejim içi harmoniyi yeniden kurmak istiyordu. İran dinî lideri Ayetullah Hamaney yaşadığı meşruiyet krizini aşmaya çalışıyordu. Arap Baharı ile kaybettiği nüfuz alanlarını geri almak istiyordu. ABD ile ilişkileri dengeye çekip Batı ittifakını bölmek istiyordu. Yeniden petrol ve enerji pazarında yerini almak istiyordu. Ön anlaşma bunların bir kısmını İran’a verdi.

-İran anlaşmaya ne kadar sadık kalacak?

Sadık kalıp kalmayacağı belirsiz! Nükleerleşme ihtirası 1950’lere, Şah Pehlevi dönemine kadar uzanıyor. Bu doğrultuda bazen çalışmaları yavaşlatıyor, bazen de hızlandırıyor. Ancak hiçbir zaman nükleerleşme isteğinden vazgeçmedi. Bugün geri çekilse de yarın yeniden başlamayacağı garanti edilemez! Nitekim 1979 Devrimi sonrası durdurulan nükleer çalışmalar bir yıl sonra patlak veren İran-Irak Savaşı ile yeniden başlatıldı.

-İran kalıcı anlaşmaya ulaşılsa da nükleer çalışmalarını gizli yürütebilir mi?

Nükleer ihtirasından kökten vazgeçtiğini düşünmeyin! Uygun ortamı bulduğunda sürece geri dönecektir. Ayrıca çalışmalarını gizli de yürütebilir!

-Ön anlaşmada ağır müeyyideler var. İran halkı tezahuratlarla karşıladıkları diplomatlarının bunlara imza koyduğunu biliyor mu?

Tahran yönetimi dünden bugüne nükleer diplomasisini halktan gizler. Gerçekleri asla halka söylemez. Hatta uzun yıllar devletin nükleer siyaseti aleyhinde konuşmak bile yasaklanmıştı. Çünkü halk rejimin saldırgan nükleer diplomasisini beğenmiyordu. Bugün de ne alınıp ne verildiğini pek bilmiyor. Hükümet ön anlaşmayı ‘nükleer zaferi’ olarak sunuyor. Ancak halkın ana kaygısı dibe vuran ekonomi.

-Anlaşma jeopolitik açıdan Ortadoğu’yu nasıl etkiler?

Ortadoğu jeopolitik dengelerini altüst edecek. Suudi Arabistan başta olmak üzere Sünni Arap devletleri devre dışı bırakılıyor. Türkiye’nin etkinliği sınırlandırılıyor. İran eksenli yeni körfez güvenlik sistemi oluşturuluyor. Irak ve Afganistan başta olmak üzere bölgedeki İran etkinliği meşrulaştırılıyor. İran’ın küresel pozisyonu tahkim ediliyor. İran merkezli yeni petrol denklemi-politik denklem oluşuyor. İran üzerinden Şii-Sünni çatışması alevlendiriliyor. Bu tablodan İran’ın önünün bilinçli olarak açıldığı anlaşılıyor.

-Türkiye’nin manevra alanı nasıl daraltılıyor?

İran’ın bölgesel etkinliği artırılırsa Türkiye’nin manevra alanı otomatikman sınırlanır. İlk işaretler Suriye krizinde ortaya çıktı. Batı-İran anlaşması Suriye rejimi ile lideri Beşşar Esed’in ömrünü uzattı, umut verdi. Anlaşma ayrıca Türkiye’yi Suriye krizinde İran’a daha fazla muhtaç bırakıyor. Suudi Arabistan başta olmak üzere Sünni Arap devletlerini İsrail’e doğru ittiği gözüküyor. Mısır-Türkiye ilişkisinin koptuğu dönemde, diplomatik geçmişi olmayan İran-Mısır ekseninde olumlu mesajların dolaşması çok anlamlı!

-Türk hükümeti mutlu görünüyor ama!

Anlaşmanın Türkiye’ye hem olumlu hem de olumsuz yansımaları olacak. Olumlu sonuçları kısa vadeli ve ikili ilişki çerçevesinde anlam ifade ediyor. Zira anlaşma Türkiye-İran ekonomik ilişkilerine katkı sağlayacak. Ancak bu katkıyı abartmamak gerek. Çünkü ikili ilişkilerdeki sorunlu faktörler varlığını koruyor. Son tahlilde nükleer silahlı İran, Türkiye’ye dönük açık bir tehdittir.

-Jeopolitik açıdan Türkiye kaybediyor o zaman…

Batı’nın İran’ı öne çıkartma istediğinin, ona oyun-etkinlik alanı açtığı görülüyor. Ön anlaşma ile İran’ın bölgesel-küresel konumu güçlenecek. Paralelinde Türkiye’nin sahadaki etkinliği azaltılıyor. Oyun alanı daraltılıyor. Kısacası Batı, İran üzerinden bu anlaşma ile Ortadoğu’ya yeniden şekil veriyor. Ortadoğu güç dengesini yeniden kurguluyor. Anlaşılan o ki Türkiye biraz daha dışa itiliyor.

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: