İRAN DOSYASI : Nükleer anlaşma İran’ın siyasi etkisini artıracak

Batı ile İran arasındaki nükleer anlaşma, Batı’nın Ortadoğu’da Tahran’ın önünü açtığını gösteriyor. Türkiye bölgede yalnızlaşırken; İran, Batı’nın da tercihiyle yıldızlaştırılıyor.

1979 İslam devriminden önce İran’daki nükleer çalışmalar Batı desteğinde yürümekteydi. Ancak devrim sonrası ilişkiler bozuldu ve nükleer, Batı ile İran arasındaki en gerilimli konu oldu. 34 yıl sonra şu günlerde Batı ile İran arasında önemli gelişmeler yaşanıyor. BM Güvenlik Konseyi’nin 5 üyesi ve Almanya (P5+1), İran ile nükleer programın sınırlandırılması ve İran’a uygulanan ambargonun hafifletilmesi konusunda 6 ay sonra kalıcı hâle dönüşecek bir ön anlaşmaya vardı. Böylece İran, petrol ihracının engellenmesinden ve ekonomik ambargolardan büyük oranda kurtulacak, ekonomik ve siyasi açıdan daha güçlü hâle gelecek.

Bu anlaşma sonucu İran’la bir silahlı çatışma riskinin azalacağı ve muhtemel savaştan kaçınılmış olacağı ileriye sürülmesine rağmen kanaatimizce durum çok da öyle değil. Öncelikle İran’la zaten bir yönüyle silahlı çatışma var ve bu çatışma hep İran lehine sonuçlandı. Batı, İran’ın Ortadoğu’da kullandığı silahlı gücü dile getirmediği gibi, tehdit olarak da algıladı. Ama İran dün Irak’ta, bugün de Suriye’de silahlı güçlerin desteğinde doğrudan Batı’ya karşı değilse de İran muhaliflerine karşı savaşıyor ve ciddi siyasi sonuçlar, önemli askerî başarılar elde ediyor. Hâlen İran, en seçme birlikleri olan Devrim Muhafızları Ordusu’yla bizzat Hizbullah ve Esed üzerinden dolaylı şekilde Batı’yla ve müttefikleriyle savaşıyor. İlginç bir şekilde Batı, Irak’ta ve Suriye’de İran’ın bu silahlı mücadelesini görmezden geldi, bölgede mevzi kazanmasına göz yumdu. Öte yandan İran’ın asıl hedefi hiçbir zaman İsrail’le ve Batı’yla savaşmak olmadı. Söylem bazında gerilim yüksek tutulsa ve karşılıklı restleşmeler olsa da hiçbir dönemde İran-İsrail veya Batı-İran çatışması ciddiye binmedi. Ancak bu gerilim söylemi Ortadoğu’da ve İslam coğrafyasında İran’a büyük kredi kazandırdı, “İsrail’e ve ABD’ye kafa tutan bir ülke” olarak onu kahramanlaştırdı. İran da bu krediyi fiilî kazanımlara dönüştürmeyi bildi.

İran-ABD ilişkileri ne kadar çatışmaya, ne kadar örtülü işbirliğine dayanıyor karışıktır. İsrail ve ABD’nin başı çektiği bir dizi ülke yıllardır İran’la gerilim içinde ve diplomatik ilişkilerden uzak. Ama 11 Eylül sonrası Batı’nın her hareketinin İran’a alan açması ve İran’ı siyaseten güçlendirmesi dikkatlerden kaçmıyor. Batı, Irak’a müdahale etti ve orayı altın tepside İran’a hediye etti. Suriye’de bir yangın başlattı, Türkiye’yi bu yangında kullandı, öne çıkarttı; muhaliflere destek verdirdi. Ama bugün anlaşılmaktadır ki ABD bir süredir İran’la görüşmektedir ve bazı mutabakatlara varmıştır. ABD’nin Suriye’deki isteksizliğinin ve Esed’le kimyasal konusunda anlaşmasının gizli görüşmelerden kaynaklandığı görülmekte. Halkının yeni savaş istememesi ABD’nin Suriye’ye müdahale etmemesinde, Esed’i devirmekten vazgeçmesinde ne kadar etkilidir bilinmez; ancak bunlarda ABD-İran görüşmelerinin etkili olduğu çok açıktır. Zira ABD/Batı’nın muhaliflere kayıtsız kalmasıyla görüşmeler arasında paralellik vardır.

Batı ve İsrail, İran’ın nükleer gücünü problem etti, nükleer silah üretmesinden hep endişe duydu. Zira bu durum Ortadoğu’daki sadık müttefiki İsrail için tehditti. Ama Batı, İran merkezli Şii yayılmacılığını, Şii hilalini ve İran’ın Şii kartı üzerinden siyasi nüfuzunu artırmasını hiç problem etmedi. Aksine her hareketiyle İran’ın siyasi gücünü, Şii dünya üzerindeki liderliğini ve Müslümanlar üzerindeki etkinliğini artırmasına katkıda bulundu. İran’ın ise gelinen noktada sert güçle etkin olmaktan ve ambargolara maruz kalmaktan vazgeçip soft güç kaynaklarına yönelmeyi hedeflediği anlaşılıyor. Son 10 yıldır Şiilik enstrümanını dış politikada çok etkin kullanan, ekonomik ve beşerî kaynaklarını önemli oranda Şii yayılmacılığına tahsis eden İran, artık daha büyük imkânlara sahip olacak ve Şii yayılmacılığı hedefleri için çok daha etkili çalışmalar ortaya koyarak İslam coğrafyasındaki siyasi-ekonomik, kültürel ağırlığını artıracaktır.

Gelinen nokta itibariyle Batı’nın Ortadoğu’da İran’ın önünü açtığı söylenebilir. Türkiye bölgede yalnızlaşırken, İran Batı’nın da tercihiyle yıldızlaştırılıyor mu?

Etiketlendi:, , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: