Günlük arşivler: Kasım 24, 2013

SURİYE DOSYASI : Teröristler Şam’daki Filistin Yarmouk Kampından Çıkmayı Kabul Etti !

Şam’da bulunan 100.000 nüfuslu Filistinli mültecilerin kaldığı Yarmouk(Yermük) kampında nihai uzlaşı sağlandı. El Kaide ve ÖSO Teröristleri olaylar başladığından beri kampın %25’ini ellerinde tutuyorlardı. Buna mukabil Filistin Halk Kurtuluş Cephesi ve Suriye Ordusu kampın büyük bir bölümünü ellerinde bulunduruyorlardı.

n00251081-b.jpg

Dün yapılan açıklamada ; Filistin Büyükelçisi Enver Abdul Hadi’nin gruplar arasında arabulucuk yaptığı ve teröristlerin kampın dışına çıkmasında anlaşma sağlandığı açıklandı. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi de yayınladığı bildiride; teröristlere kampı terk etmek için 72 saat süre verdiklerini bildirdi.

Yapılan anlaşmaya göre teröristlerin terkettiği bölgelere sağlık,eğitim,enformasyon gibi devlet kurum ve kuruluşları geri yerleşecek, kampın eksiklerini gözlemlemek ve genel güvenliği sağlamak için Filistin Halk Kurtuluş Cephesi görevine devam edecek. Kampın stratejik noktalarında ve giriş çıkışlarında ise Esad yanlısı Suriyeli halk komiteleri görev yapacak.


Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın yardımcısı Enver Abdul Hadi ; amaçlarının Filistinlileri çatışma ortamından uzak tutmak ve onları müreffeh bir hayata tabi tutmak olduğunu açıkladı.


Kampta uzun zamandır yapılan sağduyulu eylem ve protestoların bugünlere gelmesinde büyük yardımı bulunduğunu açıklayan Enver Abdul Hadi ; Buradaki Filistinli yurttaşların büyük bir kısmı çatışmaya taraf olmak istemiyor ve ayırt etmeksizin tüm Suriyelileri kardeş görüyorlar açıklaması yaptı.


Kampın boşaltılması ile ilgili ayrıntıları gelişmeler oldukça bildireceğiz.

İRAN DOSYASI : İran’ın Nükleer Enerji Anlaşması ile İlgili Tüm A yrıntılar İçin Tıklayın !

İran ile 6 büyük dünya gücünün(P5+1), Cenevre saatiyle, Pazar günü sabah 3 gibi çok erken saatlerinde ulaştığı anlaşma ile, İran nükleer programının önemli kısımlarını dondurmaya söz verirken, Batı da geçici olarak İran’a karşı koyduğu bazı ambargoları hafifletecek.

Önümüzdeki 6 ay boyunca, İran’ın nükleer programının dondurulması, ve nükleer faaliyet tesislerinin geriye döndürülmesi için uğraşı verilecek.

Beyaz Saray’ın yayınladığı bildiriye göre, toplamda İran yaklaşık 7 milyar dolarlık bir mali ambargodan kurtulmuş olacak. Ve bu kolaylıklar önümüzdeki 6 ay için geçerli olacak. Eğer İran, verdiği sözleri yerine getirmezse, bu kolaylıklar da duracak.

Yapılan anlaşmanın maddeleri, Beyaz Saray tarafından açıklandı:

İran:

– %5 üzerindeki uranyum zenginleştirmesinin durduracak ve %5 üzerinde zenginleştirmeye yarayacak teknik bağlantıların ortadan kaldıracak.
– %20 zenginleştirmeye yakın uranyumunu etkisiz hale getirecek.
– Yeni santrifuj inşa etmeyi durduracak.
– Yeni uranyum zenginleştirme tesisleri inşa etmeyecek
– Arak reaktörünü inşa etmeyecek
– Arak reaktörü için yakıt üretimini ve reaktöre yönelik diğer faaliyetleri durduracak
– Uluslararası Atom Enerji Kurumu (IAEA) müfettişlerine Natanz ve Fordow reaktörlerine günlük denetleme imkanı verecek.
– IAEA müteffitişlerine santrifüj kurma tesislerine ulaşım imkanı verecek.
IAEA’ya İran tarafından verilen bu sözlerin doğrulanma adımları için İran ve P5+1 ortak Komisyon kuracak.

İran’ın verdiği bu sözlere karşılık P5+1 şu kolaylıkları sağlayacak:

– Önümüzdeki 6 ay boyunca nükleer programla ilgili yeni ambargolar getirilmeyecek.
– Altın ve diğer bazı değerli metaller, İran’ın oto sektörü ve petro-kimya endüstrisiyle ilgili olarak bazı ambargoların kaldırılması.
– İran havayolları ile ilgili bazı ambargoların kaldırılması.
– İran’ın petrollerinin alımı ile ilgili bazı kolaylıklar sağlayarak, şu anki azaltılmış seviyede devamının sürmesi.
– 400 milyon dolarlık devlet bursu yardım programının transferinin sağlanması.
– İnsani yardım transaksiyonlara kolaylık sağlanması

VALİ HÜSEYİN AVNİ COŞ’U KARİKATÜRİZE ETTİLER :)))))))))))

AK PARTİ DOSYASI /// : İşte Kanıtlar : Suriyeli Mültecilere TC K imliği Verilip Seçmen Yapıldılar !

393a796cc68a51d7_636x350.jpg

24298bebbec145fd_636x350.jpg

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, İstanbul ziyaretleri sırasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kaçak Afgan işçileri çalıştırdığını tespit ettiklerini ettiklerini söyledi. Kaçak işçileri fotoğraflayan Tekin, Suriyeli göçmenlerin de vatandaşlığa geçirilerek seçmen yapıldığını belgeledi.

Konuyla ilgili açıklama yapan Tekin, Kentsel dönüşüm bölgelerinden Kadıköy Fikirtepe’de inceleme yaparken karşılaştığı işçilerle selamlaşıp konuşmak istediğinde işçilerin yabancı olduğunu farkettiğini belirterek:

"İşçilerin yanına gittiğimizde yanımızda gazeteci arkadaşlarımız da vardı. İşçilerin Türkçe bilmediğini anlayınca zor da olsa nereleri olduklarını sorduk ve Afgan olduklarını öğrendik. Devletin kollarından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, savaştan, zulümden, yoksulluktan kaçan Afgan gençleri yok pahasına hem de kaçak çalıştıklarını tespit ettik.

Yetkililere sorsanız taşeron firma gibi bir kılıf uydurabilirler ama bu onların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kamu hizmetini kaçak göçmenlerle veriyorlar.

Bir kamu kurumunun yani devletin kaçak işçi çalıştırdığını düşünebiliyor musunuz. Böyle nizam, böyle hukuk böyle misafirperverlik mi olur.? Anadolu yüzyıllar boyu zulümlerden kaçanların sığındığı toprakların adıdır. Ama şimdiye kadar bunun üzerinden böyle kirli siyaset yapılmamış, sığınmacılar böyle kullanılmamıştı" diye konuştu.

"SEÇİMLERDE OY KULLANACAKLAR"

AKP iktidarının göçmenlerle ilgili politikasının sadece emek sömürüsüyle kalmadığını savunan Tekin, hükümetin Suriyeli sığınmacılara oy kullandıracağını savundu. Partisinin milletvekillerince defalarca soru önergesi verildiğini ama sorularına yanıt alamadıklarını söyleyen Tekin sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz sorduk cevap vermediler ama sonunda tespit ettik. Suriye’de yaşanan savaştan kaçan Suriyeli göçmenler vatandaş yapılarak, çeşitli illerde seçmen yapıldı. İşte belgesini de bulduk. Mersin’in Akdeniz İlçesi’nde yaşayan Halep doğumlu, Mohamad M. 12.08.2013 tarihinde vatandaş yapılmış. İkamet ettiği adreste aynı soyadı taşıyan bir kadın sığınmacıyla birlikte 3 kişi daha oy kullanacak. Bunların da belgeleri elimizde.

Şimdi yeniden soruyorum:

Vaktiyle savaşlardan kaçarak Türkiye’ye sığınan Çeçenlere, Kuzeyden gelen Kürtler’e vatandaşlık vermeyen devlet, AKP hükümeti eliyle Suriyeli sığınmacılara bir kaç ay içinde hem de seçimlere aylar kala nasıl vatandaşlık verdi, onları nasıl seçmen yaptı?

Bütün yanlışlarına kılıf bulmakta mahir olan AKP hükümeti bu hukuksuzluğu nasıl meşrulaştıracak? Şimdiye kadar kaç sığınmacıya vatandaşlıkla birlikte seçme seçilme hakkı verildi? Vatandaşlık alan sığınmacılar hangi illere dağıtıldı?"

MAGAZİN DOSYASI : 14 Adımda Cahili İçin Bağımsız Filmlere Giriş Rehberi

Herkesin bilmediği filmler, kıyıda köşede kalmış filmler.

Hollywood’a tepki olarak doğmuş Indie kafasına sahip filmler.

“O filmi çok seviyorum çünkü herkes bilmiyor” denilen filmler.

Posteri zeytin yapraklı festival isimlerinden geçilmeyen filmler.

Konsept tanıdık geldi mi? Film endüstrisinin yaramaz çocuğu alternatif/bağımsız filmleri sizin için utanmadan tek tek izledik, hepsinde illa ki var olan elementleri birleştirdik, “Hangisinden başlasam ki, Beş Yüz Days of Summer da çok mainstream oldu artık” diyenlerin kaçınması gereken klişeleri bir araya topladık. İndie gününüz kutlu, günleriniz bağımsız olsun.

Saç boyam Loreal`den, marjinalliğim ezelden

blue-is-the-warmest-color-trailer-08162013-172813
Hollywood’tan bağımsıza giden yol taşlı değil renklidir, bilakis saçlıdır sevgili okur, bunu sakın unutmayınız. O saç rengi herkesinden farklı olur, mavi olur, mor olur.

Bayrak taşıyanları: Run Lola Run, Ghost World, Blue Is The Warmest Color, SLC Punk, Only Lovers Left Alive.

Nefes vererek küvete kafa sokan arayış insanları

Requiem for a dream _bath tub
Banyo yaparken küvetin içine kafayı slow motion gömmek depresif karakter için olmazsa olmaz. Hayatın anlamını bulmak için pis suya kafa gömüp nefes tutmaca oynamaktan daha iyi bir yol olabilir mi? Alt metinli ana rahmi çağrışımı için biçilmiş kaftan olan küvetler bağımsız filmlerin “Şair burada nereye sesleniyoooor?” dedirtmeli sembolik yapısına da cuk diye oturuyor.

Bayrak taşıyanları: The Runaways, Requiem for A Dream, Gummo.

Arama kriterleri: “kanserli” film, “ağlamalı” film

50-50-3
Amansız hastalıkları kullanarak duygularımızla oynamayı pek bir sever bağımsız piyasa. Kanserli karakterle kansersiz karakter arasındaki 7 farkla beraber bir de aşkı buldurtan bu mutsuz seyirler bizi hüzünlere gark etse, odalarda ışıksız bıraksa da vazgeçemiyoruz bir türlü.

Bayrak taşıyanları: 50/50, Restless, Now Is Good, The Squid & The Whale, The Sessions.

Tom Waits ile kahve sigara keyfi

coffee_and_cigarettes_by_heyfuckyou
Jim Jarmusch abimizden gelsin:”Bağımlılığı olmayan yazar yazar değildir, şişe dibi gözlük takmayan bizden değildir.” Nevrotik bağımsız film karakterinin eline ne de yakışır kupa kupa kahveler, paket paket sigaralar… Eski tip daktilosunun başında bir yandan hızlı hızlı bir şeyler yazarken diğer yandan asice elini saçlarının arasından geçirip sigarasına abanan karakter, sözümüz sana: “Ay kimisi sigara içmeden akciğer kanseri oluyor, kimisi de 40 yıl içiyor hiçbir şey olmuyor!”

Bayrak taşıyanları: On The Road, Drugstore Cowboy, Kill Your Darlings, Coffee And Cigarettes

Rahatsız, sorunlu kişilikler

garden-state-wallpaper
Bağımsız filmler ortayaş krizini ya da hayatı boyunca bir bok olamamasına rağmen “Bu adam özel.” dedirtmeyi başaran karakterleri çok sever, üç filmden birinde de böyle bir karakter mutlaka vardır. 30 yaşına gelmiş ama hala büyüyememiş, depresyonun kralını yaşayan karakter baba ocağına döner, geçmişini hatırlar da hatırlar, sonra radikal kararlar alır ve çeker gider. Çoğunlukla fobileri veya başka bir psikolojik rahatsızlıkları vardır.

Bayrak taşıyanları: Garden State, Young Adult, Cyrus, Lymelife, Norman, Donnie Darko (bak bu da mainstream oldu, iyi mi), Vincent Wants To Sea, The Darjeeling Limited, Little Miss Sunshine.

Yalnızlık zor azizim

thepuffychair2005limiteoq7
Evdeki koltuğu yaşam biçimi olarak benimseyerek bir nevi eve donüş sendromunu evden ayrılmadan yaşayan karakterler de empatinin bam teline vuran ayrı konulardan. “Boş oturanı allah sevmez, kalk bulaşık yıka!” neslinin ürünleri olarak böyle koltuk sevdasına tutulmanın imkansız olduğu bizler için biraz uzak bir konsept olsa da, alternatif sinemanın favorilerinden biri, orası kesin.

Bayrak taşıyanları: Jeff, Who Lives At Home, The Puffy Chair.

Madde bağımlılığı

requiem-for-a-dream-20090904022358574_640w
Sar ordan bi cuğara babacım! Yeraltı kültürünün parasızlık ve sanat arayışıyla beraber ayrılmaz kankası olan uyuşturucu kullanımı çoğu bağımsız filmin bağrına taş gibi oturmuştur, kolay kolay da kalkacağa benzemez. Darren Aronofsky başkandan gelsin: “Rekuem for e dırim!”, “Rekuyim for a…” Amelie ile beraber tüm zamanların en çok farklı telaffuz edilme şekline sahip olma ödülünü de kapmış olan film ibretlik olma özelliğini taşıyor (artık mainstream’in dibi olmuştur, o ayrı). Marijuana içen bir Seth Rogen ise şüphesiz ki bağımsız filmlerdeki “kafa kanka” tiplemesini en iyi ve en çok yansıtan isim.

Bayrak taşıyanları: 50/50, Knocked Up, Requiem for A Dream, Drugstore Cowboy, On The Road, 99 Francs, Adaptation, American Beauty, Dazed And Confused.

Hatasız kul olmaz

quirky-fashion-film-welcome-dollhouse--large-msg-133063310007
Hollywood’un paket programla hazırlanmış robotik kusursuzlukta karakterlerin aksine bağımsız filmlerdeki karakterler daha bir bizdendir, izlerken Bakkal Osman Abi’yle ya da üst kattaki Nermin Teyze ile empati kurmanız kuvvetle muhtemeldir.

Bayrak taşıyanları: Welcome To The Dollhouse, Frances Ha, Norman.

Buluğ çağındayım, kimse anlamıyor beniğ

napoleon-dynamite
`Ben dünyaya karşı` egosuyla tavan patlatabilecek ergenler de alternatif piyasanın ekmeğini en çok yediği temalardan. Lisedeki yalnız ergen bir zamanlar hepimizin olduğu şey olduğundan da seyircinin daha ilk dakikada kalbini kazanır. Büyüyüp kızların kalbini salaklığıyla kazanmadan önce lisede nasıldı acaba diyorsanız izlemeniz gerekenlerdir bunlar.

Bayrak taşıyanları: Norman, Napoleon Dynamite, Superbad, Scott Pilgrim vs. The World, Nick&Nora’s Infinite Playlist.

Ana gibi yar olmaz

Little-Miss-Sunshine (1)
“Çocukla çocuk olduk.” havasında mükemmel aileler, genellikle çocuklarının özgürce yaşayarak öğrenmesi taraftarı olup bu açıdan hippi bir bakış açısına sahiptirler. Çocukları için her şeyi yapabilecek kapasitede olan bu aileler bazen bu amacı yerine getirmek için fazla ileriye giderler. Çok fazla.

Bayrak taşıyanları: Little Miss Sunshine, The Royal Tenenbaums, Juno, Easy A, The King of Summer.

Burası Kaybedenler Kulübü

michael_cera_cover
Michael Cera ve Jesse Eisenberg’in başkanlığını yaptığı kulüp bağımsız film piyasasına asla kapanmayacak bir kapı açtı: eli cebinde, şüpheci, sakar, kimsenin onu anlamadığını düşünen, garip ama anlamadığınız bir şekilde yine de tatlı olmayı beceren asıl oğlan karakteri. Bizde olsa “Eziktir ezik.” tepkisini alnının ortasına yiyecek oğlan Amerikan indie film piyasasının başucu karakteri gibi bir şey. Gördüğünüz yerde dövmeyin, bir tokat atsanız yeterli olur. Pek bir kırılgan oluyorlar zira.

Bayrak taşıyanları: Beş Yüz Days of Summer, Juno, Adventureland, Away We Go, Garden State, The Art of Getting By.

Ağza sıçırtan film müziği

Akustik, sakin, gitarlı, kolay akılda kalan ve dinlediğinizde çekiçle kafanıza vurulmuş etkisi yapan şarkıları duyduğunuz an bir bağımsız filmin içindesiniz. Amerikan indie film piyasası Death Cab For Cutie’yi çok sever, bu grup bu filmler için biçilmiş kaftandır.

Bayrak taşıyanları: Her bağımsız film.

Aklı havada puantiyeli kız

zooeeey
Kafasında kurdelesi, çiçekli elbiseleri, aşırı tatlılığı, bazen bisikleti, Pollyanna misali sinir bozucu iyimserlikleriyle bizi sinir eden, “manic pixie dream girl” kategorisine giren bu kızlar çoğunlukla tatlı tatlı giyinmelerine rağmen gerektiğinde tam birer cadı olup arkanızdan pusu kurarlar, sakar salak asıl oğlanda oğlanların kendilerinde göremedikleri şeyleri görürler, suratlarına “Sende bu var şu var bahçesi var bağı var.” derler, oğlanları şıp diye kendilerine aşık ederler. Sonra da çoğunlukla terk edip giderler.

Bayrak taşıyanları: Amelie (zzzt, mainstream!), Beş Yüz, Garden State, Almost Famous, Elizabethtown, Juno, Ruby Sparks.

Sonuncusu ve en önemlisi: KIYAFET

royal tenenbaums

tumblr_mi25yyWNjm1rtknhto1_r1_1280
Vintage kazaklar, salaş tişörtler, eski kotlar, ilginç kombinasyonlar olmadan asla bir filmi bağımsız olarak tanımlayamayız. Özenilmemiş fakat yine de kült haline gelmeyi başarmış ikonik kıyafetler bir bağımsız filmin kesinlikle olmazsa olmazı.

Bayrak taşıyanları: Her bağımsız film.

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ /// BAYRAM COŞKUN : Dershaneniz batsın !

1. Bir buçuk milyon müslümanın ölümüne, onbinlerce kadının namusunun kirletilmesine neden olan Irak işgaline beraber destek verdiler.

2. Avrupa Birliği talepleri doğrultusunda başta Kıbrıs olmak üzere bir çok milli meselede geri dönüşü imkansız tavizleri beraber verdiler.

3. Lozan’ı devre dışı bırakarak azınlıklara beraber taviz verdiler.

4. Bir Vatikan ve Büyük Ortadoğu Projesi olan dinlerarası diyalog safsatasına beraber destek oldular.

5. Yaklaşık 50 bin kilise evini beraber açtılar, yüzlerce kiliseyi beraber restore ettiler.

6. Ordunun başına örülen çorabı beraber geçirdiler.

7. PKK hâmisi Barzani’yi beraber büyüp Kürdistan (!) lideri yaptılar.

8. Vatan topraklarını beraber yabancılara sattılar.

9. Ülkenin ne kadar gelir getiren kurumu varsa beraber babalar gibi sattılar

10. Mısır’ın, Libya’nın, Suriye’nin yağmalanmasına neden olan haçlı- siyonist projesine beraber destek oldular.

11. Zinayı ve domuz etinin satışını beraber yasak olmaktan çıkardılar.

12. Gazze’de ölüm kusan İsrail ile siyasi, ekonomik ve askeri ilişkileri beraber zirveye çıkardılar.

13. Ülkenin iç ve dış borcunu beraberce 3’e, 4’e katladılar.

Daha neler neler, say say bitmez…

11 yılın günahı bu, hangi birini yazalım, kısa süre içinde bu kadarı aklımıza geliyor.

* * *

Netice itibarıyla beraber yürüdüler bu yollarda, beraber büyüdüler ve beraber semirdiler bu yollarda.

Şimdi işin içine rant ve başka başka siyasi hesaplar girdi. Biri diğerinin kârhanesi olan dersaneleri kapatmak istiyor, diğer basıyor yaygarayı.

Valla ne diyelim yukarıda sadece bir bölümünü verdiğimiz ortak icraatler konusunda tam bir uyum içinde olanlar rant kavgasında düştü.

Bize bu durumda "dershaneniz batsın" demekten başka bir şey kalmıyor.

* * *

ABD- İsrail yapımı gizli koalisyon çatırdarken yaşananları büyük bir ibretle izliyoruz. Bakalım daha neler olacak.

Bu kayıkçı kavgası bana isot tarlası fıkrasını hatırlatıyor. Fıkra şöyle:

Fransızlar Urfa’ya girmiş. Ağa’ya gidip diyorlar ki:

"Ağam Fransızlar Urfa’ya girdi"

Ağa diyor ki: "Boşver oğlum."

Sonra tekrar ağaya gidip diyorlar ki:

"Ağam kapılarımıza dayandılar."

Ağa yine, "Boşver oğlum" diyor.

Sonra tekrar gidip diyorlar ki.

"Ağam Fransızlar sizin İsot tarlasına girdi."

Ağa diyor ki:

"Kalkın oğlum bugün namus günüdür."

YANDAŞ MEDYA : Mısır ile 1925’te başlayan kriz

ataturk-misir.jpg

Türkiye gazetesi yazarı Yıldıray Oğur bugünkü köşesinde Mısır ile 1925’te başlayan krizin şimdiye kadar yaşanan diplomatik krizlerin neler olduğunu yazdı. Oğur Atatürk’ün Mısır büyükelçisinin fesini nasıl garsonla aldırdığını ve bunun akabinde yaşanana krizi de gözler önüne serdi.

İşte Yıldıray Oğur’un o köşe yazısı:

Cumhuriyetin 9. Yıl kutlamaları. Ankara Palas’ta Atatürk’ün verdiği resepsiyonda 200’ü aşkın seçkin davetli arasında Ankara’daki elçiler de var. Onların arasında Gazi’nin gözleri, başında 7 yıl önce devrimle devirdiği fes olan Mısır büyükelçisi Abdülmelik Hamza Bey’in üzerinde. Yemek bitip baloya geçilirken olanları o gece baloda olan Fransa Büyükelçisi Kont de Chambrun’den dinleyelim:"İki yüz kişilik davetliler arasında Mısır Elçisi’nin fesi gösterişle sırıtıyordu. Cumhurbaşkanı, arada bir, sezdirmeden fese alaycı bir göz atıyordu. Zavallı meslektaşım bunun farkına varmadı. Ama Gazi, sürükleyici müziğin temposuna ayak uydurarak masadan kalkınca Mısırlının yanından geçti ve geçerken bir kedi mırıltısını andıran usulca bir sesle kendisine bir şeyler söyledi, onun omzunu okşadı. Kendisini kucaklıyor sanmıştık ki bir de ne görelim, bir garson fesi gümüş bir tepside hızlı adımlarla götürüyordu. Tepsinin ardından bakakaldık!"

ATATÜRK’TEN MISIR KRALINA FIRÇA

İngiliz Büyükelçisi Sir George Clerk’in başkentine geçtiği telgrafa göre Atatürk elçiye ‘Kralınıza söyleyiniz, ben Mustafa Kemal, size bu akşam fesinizi çıkarmanız talimatını verdim’ demiş ve başından aldığı fesi garsona uzatmıştı. Şoka giren elçi salonu hemen terk etti. Olay bir hafta sonra İngiliz basınına düştü. "Bir Fes yüzünden Mısır ve Türkiye savaşın eşiğine geldi" başlıklarıyla. Kral Fuad’ın Ankara’ya verdirdiği nota, İngilizlerin araya girmesi, üstü kapalı özürlerle kriz zorlukla tatlıya bağlandı.

KAHİRE KEMALİST REJİMDEN KAÇANLARIN SIĞINAĞI OLMUŞTU

Bu ilk kriz değildi ama. Devrimlere, halifeliğin, saltanatın kalkmasına karşı en sert eleştiriler Mısır’dan ve Mısır medyasından gelmiş, Kahire Kemalist rejimden kaçanların sığınağı olmuştu. Şehzade Abdulkerim’in Kahire’ye gelip Halifeliğini ilan edeceği haberlerine kızan Atatürk Kral Fuad’ın doğum gününü kutlamayınca Kral memurlarının Türk elçiliğine gitmesini yasaklamıştı. İlk sefir krizinin patladığı tarih 1925’ti. Mısır’daki Türklerin mallarıyla ilgili mahkemeler üzerine çıkan bir ihtilafı çözmek için Kral’dan randevu alan Türkiye’nin Kahire Büyükelçisi Muhittin Paşa saatlerce bekletilince kızıp, kapıyı çarparak sarayı terk etmişti. Kriz büyümeden mesele çözüldü.

ATATÜRK’Ü AFYON SATICISI OLARAK GÖSTERMİŞLERDİ

1930’da Mısır’da yarım milyona varan bağımlıya afyonun Türkiye’den geldiği, devletin buna göz yumduğu tartışmalarıyla başlayan gerilim ise El Keşkül adlı mizah dergisinde Atatürk’ü afyon satıcısı olarak gösteren bir karikatürle yeniden kopma noktasına geldi. Kahire, Ankara’yı "Bu mizah dergisi ama" diyerek zor yatıştırdı.

BÜYÜKELÇİDEN NASIR’A AYAR

Kral’la bir türlü iyi olmayan ilişkiler, 1952’de onu deviren, hem de "Atatürk’ün devrimlerini kendime örnek aldım" diyen Albay Abdülnasır döneminde de düzelmedi. Şansızlık bu ya Türkiye’nin Kahire Büyükelçisi Hulusi Fuad Tugay, darbeyle devrilen Kral Faruk’un kuzeni Prenses Emine ile evliydi. Darbeden sonra bütün kraliyet ailesiyle birlikte Prenses’in de mallarına, mülklerine genç subaylar el koydu. Gazeteler her gün Prenses ve onun elçi eşine hakaretler yayınlamaya başladı. Büyükelçi her yerde darbe hükümetini eleştirmekteydi. Ankara elçiyi değiştirmekte geç kaldı. 2 Ocak 1954 akşamı Kahire Operası’ndaki temsilin ardından olanlar oldu. Darbenin liderlerinden Cemal Abdülnasır operada diplomatlar için bir kokteyle veriyordu. Elçilerin elini tek tek sıkmaya başladı. Sıra Türkiye Büyükelçisi Hulusi Fuad’a geldi. O gün gazetelerde yine eşi ve kendisi aleyhinde hakaretlere kızmış olan Hulusi Fuad elini uzatmadı ve Nasır’a ağzına geleni söyledi: "Ben sadece centilmenlerin elini sıkarım. Sen Mısır’ı felakete sürükledin, eşimin menkul ve gayrimenkullerini neden vermiyorsun "

Salonu terk eden Nasır, Türkiye Büyükeçisi’ni persona non grata ilan etti ülkeyi terk etmek için 48 saat süre verdi. Havaalanına giden elçinin bavulları iç çamaşırlarına varıncaya dek arandı, o haldeki fotoğrafları Mısır gazetelerinde yayınlandı.

BAYAR’DAN TİCARET BAKANINA HAKARET

Türkiye’nin Kahire Büyükelçiliği 1962 yılına kadar kapalı kaldı. 1958’de Menderes’in ilişkileri iyileştirmek için attığı adımlar ise İzmir Enternasyonal Fuarı’na davet edilen Mısır Ticaret Bakanı’nı kabul eden Cumhurbaşkanı Bayar’a takıldı. Bayar, bakana sebepsiz yere Türk Kemalizminin resmi Arap görüşünü aktarıp, şöyle dedi: "Siz nankör bir milletsiniz. Türklerin İslam alemine yaptığı bunca hizmetlere karşı Araplar bir fırsatını gözleyip daima ihanet etmişlerdir"

EN HAYIRLI KRİZ 2013’TE YAŞANAN

Kursakta kalmış emperyal kibir fena bir şey. Bir de üstüne Araplar hakkında klişe Kemalizm binince. Bugün Mısır’la ilişkilerin oğlu İbrahim’in komutasındaki ordusunu İstanbul’u almaya gönderen, Kütahya’ya kadar da gelen Mehmet Ali Paşa döneminden daha iyi olduğu kesin. 2013 yılındaki kanlı darbeden sonra Başbakan Erdoğan’ın darbe eleştirilerine kızan general Sisi’nin Türkiye Büyükelçisi’ni ülkeden gönderme kararı ise bu 100 yıllık çalkantılı diplomatik tarihin gurur duyacağımız ilk krizi. Persona non gratanın böylesine can kurban

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: