Günlük arşivler: Kasım 22, 2013

TEKNOLOJİ : ‘Türkiye İnternet Özgürlüğünde 58. Sırada’

Web kurucusu Sir Tim Berners-Lee, "artan denetleme ve sansür dalgası"nın internetin demokratik özünü tehdit ettiğini söyledi.

Lee uyarısını, World Wide Web Vakfı’nın dünya çapında sansürü izleme amacıyla hazırladığı yıllık web endeksi raporunu açıklarken yaptı.

Raporda, endeksteki ülkelerin yüzde 30’unda siyasi içerikli muhtevanın bloke edildiği veya filtrelendiği ifade ediliyor.

Ancak bu ülkelerin yüzde 94’ünde, hükümetlerin interneti engelleme girişimlerinin yeterince izlenmediğine dikkat çekiliyor.

Rapor, devletlerin internet trafiğini gözetlemesi konusunda mevcut yasal çerçevenin acilen gözden geçirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Lee, "Bu yılın web endeksinin en önemli bulgusu, dünyanın her yerinde web ile sosyal medyanın, insanları örgütlenmeye, eyleme geçmeye ve yanlışları açığa çıkarmaya teşvik ettiğinin görülmesidir." dedi.

İsveç birinci

Bazı hükümetlerin bu durumdan rahatsız olduğunu ifade eden Lee, "artan denetleme ve sansür dalgasının demokrasinin geleceğini tehdit ettiğini" söyledi.

Lee, "Mahremiyet ve fikir özgürlüğüne dair temel haklarımızı korumak için bugün cesur adımlar atılması gerekiyor." dedi.

WWW Vakfı’nın hazırladığı rapor, webin sosyal ve siyasal etkileri bakımından 81 ülkeyi sıralıyor.

Yıllık web endeksinin ilk sıralarında İsveç, Norveç, İngiltere, ABD ve Yeni Zelanda yer alıyor.

Rapor, incelenen ülkelerin yüzde 80’inde web ve sosyal medyanın birçok konuda kamuoyunu harekete geçirmede etkili olduğunu ortaya koydu.

Ülkelerin zenginliği ile endeksteki yeri arasında doğru bir orantı olmadığı görüldü. Filipinler, dünyanın en zengin ülkesi Katar’dan 10 sıra üstte bulunurken, 10 Sahra-altı Afrika ülkesi de Suudi Arabistan ve dünyanın üçüncü en zengin ülkesi İsviçre’nin önünde yer aldı.

Türkiye’de internet

Endekste Türkiye Gana, Hindistan ve Çin’in ardından 58. sırada yer aldı. Gelir sıralamasındaki yeri ile web endeksindeki sıra arasındaki fark bakımından ise Türkiye; Katar, Suudi Arabistan, BAE, Botswana ve Singapur’un ardından beşinci sırayı aldı.

Raporda Türkiye ile ilgili şu bilgilere yer verildi:

"Gezi Parkı protestoları sırasında, dünyada lokasyonu belli tvitlerin yüzde 90’ı Türkiye kaynaklı ve yüzde 88’i Türkçe oldu. Oysa 2011’deki Mısır ayaklanması sırasında en fazla RT’lenen tvitlerin sadece yüzde 30’u Mısır’dan geliyordu. Türkler ayrıca yerel medyanın konuya yeterince yer vermediği düşüncesiyle #BugünTelevizyonlariKapat etiketini kullanmak gibi yöntemlerle başta Twitter olmak üzere sosyal medyayı kullandı."

TAYYİP’İN DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ :))))))

EMNİYET DOSYASI : Kürdistan’da Kardeş Kavgası Çıkaracak Kirli Oyun Deşifre Oldu !

Takva Eğitim ve Okuma Salonu’ndan Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi ile ilgili korkunç iddia.

Kürt illerinde son günlerde artış gösteren molotoflu ve silahlı saldırılara ışık tutacak derecede çok vahim iddialarda bulunuldu.

Devlete bağlı bazı istihbarat teşkilatlarının Kürt illerini karıştırmak istediği, uzun süredir devam eden güvenli ortamdan rahatsızlık duydukları, bölgeyi tekrar doksanların karanlık günlerine götürmek istedikleri az çok tahmin edilebiliyordu. Ancak bugün yapılan bir basın açıklamasında ortaya atılan iddialar bu kadarına da pes dedirtti.

İddiaya göre, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi, hem İslami dernek ve STK’ların hem de PKK’ye yakın olan grupların içerisine ajanlar yerleştirdi. Bu ajanlar üzerinden her iki tarafa da molotof, ses bombası, el yapımı bombalar yine polis tarafından devletin imkanları kullanılarak hazırlatıldı ve iki tarafa da verildi. Burada İslami kesim ile PKK karşı karşıya getirilmek istendi. Bu amaçla, Takva Eğitim ve Okuma Salonu’na bir muhbir yerleştirdi. Bu muhbir üzerinden molotoflu saldırılar tertiplenmek istendi ve tıpkı doksanlarda yapıldığı gibi Kürdistan’da faaliyetlerini sürdüren gruplar, karşı karşıya getirilmeye çalışıldı.

Takva Eğitim ve Okuma Salonu, çirkin tezgâhı yaptığı basın açıklamasıyla afişe etti. Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti önünde yapılan basın açıklamasına Özgür-Der Diyarbakır Şubesi ve Dicle Fırat Diyalog Grubu da destek verdi. Polisin oynamak istediği komplo hakkında detaylı bilgi paylaşan Takva Eğitim ve Okuma Salonu Başkanı Nihat Turan, ayrıca suç duyurusunda da bulunduklarını kaydetti.

Hükümet molotoflu saldırıları aydınlatmalı!

İslami kesim ile PKK’yi karşı karşıya getirmeyi hedefleyen komployla ilgili olarak Özgür-Der Diyarbakır Şubesi’nden İkram Filiz de kısa bir konuşma yaptı. Çözüm süreciyle birlikte yaşanan ateşkesle beraber bölgeden oluşan barış havasından rahatsız olanların varlığına işaret eden Filiz, buradaki Ergenekon’un hala aktif olduğuna dikkat çekti. Afişe edilen komplonun son günlerde meydana gelen-getirilmek istenen olaylar hakkında yeterince açıklayıcı olduğunun altını çizen Filiz, hükümeti bu olayların üzerine gitmeye ve aydınlatmaya çağırdı. Filiz, halkın artık olgunlaştığını ve bu gibi provokasyona gelmeyeceğini de sözlerine ekledi.

“İslami kesim ile PKK karşı karşıya getirilmek istendi"

Grup adına basın açıklamasını Nihat Turan okudu. Devlet içerisindeki gizli bir elin istikrarı bozmaya, fitne ve düşmanlığı en hasis oyun ve tuzaklarla yaymaya çalıştığını örneklerle açıklayan Turan, "Toplumun huzurunu devlet imkanlarını kullanarak bozmaya çalışan, suç olan eylemleri organize eden, tefrikacılık çıkarmak için muhbirlik ispiyon işlerini yürüten, toplumsal grupların arasını bozmak için her türlü suçu işleyen ve işletmeye çalışan Diyarbakır Polis Okulu İstihbarat Daireleri ve bu dairelerin devlet imkanlarını kullanarak gayri resmi çalıştırdıkları kişilerin eli ile bölge insanlarını ve toplumun tamamını, özel olarak biz İslami kesimi ve PKK’yi karşı karşıya getirmeye çalıştıkları deşifre olmuştur.” diye konuştu.

“Aramıza muhbir yerleştirildi”

Turan, oynanmak istenen çirkin oyunla ilgili olarak ellerinde olduğunu ileri sürdüğü onlarca delilden bir kaçını maddeler halinde şu şekilde sıraladı:

1. 2008’den beri polis tarafından kullanılmakta olunan, bir sene üç ay başka bir İslami grubun içerisinde kalmış (Polis yanında) A.S kod adlı şahsın Takva Eğitim ve Okuma Salonuna iki ay önce casusluk, suç işlemek ve işletmek için zemin hazırlığında bulunduğunu tespit ettik. Bu kişi ile yapılan görüşmede bu şahsın polisin zoru ile tehditleri ile bu işe girdiğini ve vicdan azabı çektiğini manen bundan rahatsız olduğunu söylemiştir. Bu şahsın gayri resmi işi sonlandırmak için Diyarbakır Barosuna başvurarak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu , elimizde buluna suç duyurusu dilekçesi ile kamuoyuna duyuruyoruz.

“Polis molotof ve ses bombası attırdı”

2- Polis devlet imkânlarını kullanarak molotof, ses bombası, el yapımı bombaları muhbir ve casuslara yaptırarak hedef edindikleri gurupların iş yerlerine veya dershane salonlarına gizliden bıraktırılarak ve kuran kursları bahçelerine keleş gibi uzun namlulu silahlan gömerek veya özel mülkiyetlerden casuslar yolu ile anahtar temini yapıp elektrik prizlerine dinleme cihazları yerleştirmek ile gayri kanuni suçlar işlemektedirler.( Bu davranışın, toplumu potansiyel suçlu olarak görmekten başka bir izahatı yoktur…)

"Emniyet bahçemize keleş gömmeye çalıştı"

Bunun en bariz örneği bizim kuran kursu ve kreş için kiraladığımız Villanın anahtarını casus aracılığı ile ele geçiren Diyarbakır polis okulu istihbarat dairesi mensupları, izinsiz bir şekilde eve girip elektrik prizlerine dinleme cihazları yerleştirmeye kalkıştılar… Aynı şekilde son anda farkına vardığımızdan dolayı vazgeçmek ve ya ertelemek zorunda kaldıkları bahçeye keleş silahlarını gömme işlerini de ortaya çıkarttık. Bu iş Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığına bildirilmiş ve suç duyurusunda bulunulmuştur.

"Hem bize hem de PKK’lilere infaz listesi verildi"

3- Bizim içimize polis tarafından gönderilen casuslar aynı şekilde PKK içerisine de sızdırılıp Guruplar arasında çatışma zemini oluşturmaya çalıştılar. Bunun delillerinden biri: PKK elemanlarının adresleri, isimleri ve yaptıkları işler bize bildirilerek, bizim bilgileri de aynı şekilde onlara bildirmeye çalıştılar.

“PKK-BDP’lilere saldırmamızı istediler”

4- Bize PKK/BDP’yi hedef almak, aynı şekilde onların bizi hedef alması için provakatif eylemler yaptırılmak istendi. Bazı kişilere polis tarafından el yapımı bombalar verilmek istendi. Ancak bu kişiler işi kabul etmeyince suç ortaya çıkmış oldu. Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığına bu konu hakkında bilgi verilmiştir.

“PKK ile birlikte çalışan polis…”

5- PKK dağ kadrosu ile birlikte çalışan polis H. (Diyarbakır polis okulu istihbarat dairesi görevlisi (bu isim kod olabilir ancak şahsı bilfiil tanıyan kişiler vardır.) Bu kişi ve başkaları dağ kadrosuna kamplarda eğitim vermişlerdir. Bu münasebetle dağ kadrosundan olan kişilere polis bizim hakkımızda bilgi ulaştırmıştır. "ZİYA" kod adlı PKK Lice bölge sorumlusuna bizimle ilgili bilgi verilmiştir. Bu bilgilerin PKK’ye verildiği Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığına bildirilmiştir"

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusu!

Takva Eğitim ve Okuma Salonu Sözcüsü Nihat Turan vicdan azabı çekerek Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusu dilekçesi veren A.S kodlu kişinin dilekçesinde yazdıklarını da okudu, dilekçede şu ifadeler yer aldı:

"Suç: Toplumsal barışı bozmaya matuf, devletin imkânlarıyla suç olan eylemleri teşvik etmek, organize etmek, muhbirleştirme ve muhbirlere kanun dışı, ceza hukuku bakımından suç sayılan eylemlerde bulunmak. Kriminal grupların eylemlerine maddi ve manevi destek sağlamak.

Şüpheliler: Diyarbakır Polis Okulu’ndan 2. istihbarat Daire Başkanlığı

2008’de PKK çevresinden bazılarına tesadüfen tanıştım. Emniyet’ten bunu öğrenen bazıları, Emniyet adına çalışmam için bana teklifte bulundu. Faydalı olacağına inanarak kabul ettim. Süreç içerisinde kanunsuz işler bana yaptırıldı. Bana para verilerek, Emniyetin görevli polisleri tarafından Molotof, ses bombası alınması, hazırlanması talimatı aldım. Beş defa bu iş bana yaptırıldı. Sonra, 2012’de ise İslami gruplara yönlendirildim. Bu iş bana zorla yaptırıldı. Hatta bir defasında bir grubun ders yaptığı ortama keleş tabir edilen silahı saklamamı istediler, Yapmadım. Bu olaydan sonra Diyarbakır Barosu’na müracaat ettim ve savcılığınıza geldim.

Polisin yaptırdığı çirkin işler:

Bana yaptıran kanunsuz işler: 1. Molotof ve ses bombası için gençlere ve çocuklara para vermemi sağladılar. 2. İslami bir grubun Kur’an Kursu olarak kullandığı bahçeye silah saklamamı istediler. 3. Kur’an Kurslarının kapılarının anahtarlarını temin etmemi istediler ve yaptırdılar. 4. Ensar Market olayını muhbir olarak önceden haber vermeme rağmen engellemediler. Bu ve benzeri olaylardan sonra onlarla çalışmamayı kararlaştırdım. Beni çalışmam ve kanunsuz işler için tehdit etmeye devam ediyorlar. Emniyetteki bu şahıslar: Diyarbakır Polis Okulu 2. istihbarat Daire Başkanlığında (uğradığım yer) görevli (mustear-kod adları da olabilir) H., A., T., N. ve Y isimli kilerle çalışıyordum, bunları tanıyorum.

"Emniyetin bana bir kötülük yapıp, örgütlerin üzerine atacağını düşünüyorum"

Bugün bile beni arayan Y isimli şahıs (Tel; 0 5xxxxxxx) ısrarla beni arayarak, tedirgin etmektedir. Bunlarla görüşmek istemiyor ve devletten tedbir istiyorum. Beni kanunsuz ilerde kullanan kişi ve görevlilerden şikayetçiyim. Bendeki malumat daha fazladır. Savcı beye daha detaylı bilgi vermek istiyorum. Emniyetin bana bir kötülük yapıp, örgütlerin üzerine atacağını düşünüyorum. Yapmadıkları şey değildir. 18 Kasım 2013"

Kaynak: http://www.haberdiyarbakir.com/kurdistanda-kardes-kavgasi-cikaracak-kirli-oyun-desifre-oldu-61135h/#ixzz2lQ8pwjgt

EMNİYET DOSYASI /// Korkunç İddia : Polis taraflara infaz listesi vermiş

Takva Eğitim ve Okuma Salonu Sözcüsü Nihat Turan: "Bize PKK/BDP’yi hedef almak, aynı şekilde onların bizi hedef alması için provokatif eylemler yaptırılmak istendi…

Takva Eğitim ve Okuma Salonu Sözcüsü Nihat Turan: "Bize PKK/BDP’yi hedef almak, aynı şekilde onların bizi hedef alması için provokatif eylemler yaptırılmak istendi… Adresleri, isimleri ve yaptıkları işler bize bildirildi…"

Takva Eğitim ve Okuma Salonu Sözcüsü Nihat Turan, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi’nin sızdırdığı ajanlarıyla dini gruplar ile PKK’ye yakın kesimleri karşı karşıya getirmek istediğini söyledi. Turan, çözülen bir ajanın anlatımlarını ve savcılığa başvurusunu da paylaştı.

Takva Eğitim ve Okuma Salonu Sözcüsü Nihat Turan, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde basın açıklaması yaptı. Turan, Diyarbakır Polis Okulu İstihbarat Daireleri ve bu dairelerin devlet imkanlarını kullanarak gayri resmi çalıştırdıkları kişilerin eli ile bölge insanlarını ve toplumun tamamını, özel olarak biz İslami kesimi ve PKK’yi karşı karşıya getirmeye çalıştıkları deşifre olmuştur” dedi.

Turan, delillerini şöyle sıraladı:

* 2008’den beri polis tarafından kullanılmakta olunan, bir sene üç ay başka bir İslami grubun içerisinde kalmış (Polis yanında) A.S kod adlı şahsın Takva Eğitim ve Okuma Salonuna iki ay önce casusluk, suç işlemek ve işletmek için zemin hazırlığında bulunduğunu tespit ettik. Bu kişi ile yapılan görüşmede bu şahsın polisin zoru, tehditleri ile bu işe girdiğini ve vicdan azabı çektiğini, bundan rahatsız olduğunu söylemiştir. Bu şahsın gayri resmi işi sonlandırmak için Diyarbakır Barosu’na başvurarak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu, elimizde buluna suç duyurusu dilekçesi ile kamuoyuna duyuruyoruz.

* Polis devlet imkanlarını kullanarak molotof, ses bombası, el yapımı bombaları muhbir ve casuslara yaptırarak hedef edindikleri gurupların iş yerlerine veya dershane salonlarına gizliden bıraktırılarak ve Kur’an kursları bahçelerine Keleş gibi uzun namlulu silahları gömerek veya özel mülkiyetlerden casuslar yolu ile anahtar temini yapıp elektrik prizlerine dinleme cihazları yerleştirerek, suç işliyor. Kur’an kursu ve kreş için kiraladığımız villanın anahtarını casus aracılığı ile ele geçiren Diyarbakır Polis Okulu İstihbarat Dairesi mensupları, izinsiz bir şekilde eve girip elektrik prizlerine dinleme cihazları yerleştirmeye kalkıştılar… Aynı şekilde son anda farkına vardığımızdan dolayı vazgeçmek veya ertelemek zorunda kaldıkları bahçeye Keleş silahlarını gömme girişimlerini de ortaya çıkardık. Bu iş Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’na bildirilmiş ve suç duyurusunda bulunulmuştur.

* Bizim içimize polis tarafından gönderilen casuslar aynı şekilde PKK içerisine de sızdırılıp gruplar arasında çatışma zemini oluşturmaya çalıştılar. Bunun delillerinden biri: PKK elemanlarının adresleri, isimleri ve yaptıkları işler bize bildirilerek, bizim bilgileri de aynı şekilde onlara bildirmeye çalıştılar.

* Bize PKK/BDP’yi hedef almak, aynı şekilde onların bizi hedef alması için provokatif eylemler yaptırılmak istendi. Bazı kişilere polis tarafından el yapımı bombalar verilmek istendi. Ancak bu kişiler işi kabul etmeyince suç ortaya çıkmış oldu. Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’na bu konu hakkında bilgi verilmiştir.

Takva Eğitim ve Okuma Salonu Sözcüsü Nihat Turan, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe veren A.S. kodlu kişinin dilekçesinde yazdıklarını da okudu. A.S., dilekçesinde nasıl ajanlaştırılıp iki tarafa da sızdığını; ortak ve tanık olduğu faaliyetleri anlatıyor. (anf)

Kaynak: http://www.haberdiyarbakir.com/korkunc-iddia-polis-taraflara-infaz-listesi-vermis-61136h/#ixzz2lQ8DBkbN

MEDYA DOSYASI : Doğu Perinçek yine niye hedef yapıldı ??

Bugün gazetesinin Doğu Perinçek ile ilgili yaptığı bir habere İşçi Partisinden cevap geldi.

Habere göre, Aydınlık’ta olduğu yıllarda, dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı’yla görüşen Çandar, o randevuda geçenleri şöyle aktardı:

"(…)Sadece Türkiye Cumhuriyeti Emniyet İstihbarat Başkanı nezdinde (Doğu Perinçek) nedir, kimdir? Onu merak ettiğim için soruyorum’ dedim. Kayıtsız ve kendinden gayet emin bir tavırla, ‘JİTEM’in sözleşmeli personeli’ cevabını verdi. ‘Anlamadım’ dedim, bir daha söylesin de, doğru duyduğuma emin olayım diye. ‘Tekrar edeyim’ dedi, ‘üç kelime; JİTEM’in sözleşmeli personeli!’”

İşçi Partisi Genel Sekreteri Serhan Bolluk, 20 Kasım 2013 tarihli Bugün gazetesinde çıkan bu habere şu açıklamayla yanıt verdi:

"20 Kasım 2013 tarihli Bugün gazetesinde, Genel Başkanımız Sayın Doğu Perinçek’e karşı, yeni bir yalan daha piyasaya sürülmüştür. Yalan için CIA ve Pentagon ilişkileri ile övünen Cengiz Çandar kullanılmıştır.

Yalan için, Çandar’la o günlerin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun arasında geçtiği iddia edilen bir konuşma uydurulmuştur.

Sayın Perinçek hakkında, yıllardır yapılan yalan haberler devam etmektedir. Ancak, her kaldırdıkları taş yalancıların ayağına düşmüştür.

Bu son yalan da aynı akıbete uğramıştır. Çandar’ın o dönemde sıkı fıkı olduğunu, aralarında güven duygusu oluştuğunu söylediği Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, bugün ODA TV’ye yaptığı açıklamada Çandar’ın uydurduğunu ortaya koymuş, “böyle bir söz söylemediğini, bunun çok basit ve ağır bir laf olacağını” belirtmiştir.

Peki bu iftiralar neden manşetlere çekilmektedir?

Çünkü, Sayın Doğu Perinçek milyonları ayağa kaldıran ve Atatürk’te birleştiren, Türkiye düşmanlarının yüreğine korku salan İşçi Partisi’nin lideridir.

Çünkü Perinçek, Haziran’da ayağa kalkan Türkiye halkının önünde yürüyen Partinin lideridir.

Çünkü Doğu Perinçek, Türküyle-Kürdüyle bütün milleti birleştirip Türkiye’nin önüne Atatürk Devrimlerini koyan Partinin liderdir.

Çünkü Perinçek, Türkiye’nin bölünmesinin önündeki biricik engel ve onların Bölünme Anayasa’sını tarihin çöplüğüne atan biricik Partinin, İşçi Partisi’nin lideridir.

Onun için, Sayın Genel Başkanımızın CIA ve MOSSAD görevlileri tarafından karalanmak istenmesi doğaldır.

Milletimiz gerçekleri görmektedir. Hiçbir yalan ve psikolojik savaş İşçi Partisi’nin çığ gibi büyümesini engelleyemeyecektir.

CIA ajanı yalancılar ve iftiracılar ve onları kullananlar halktan gerekli yanıtı alacağı gibi, yargı önünde de hesap vermekten kurtulamayacaklardır."

Odatv.com

TEKNİK TAKİP : ‘Koordineli hakim’ olayında yeni perde: MİT’ten sonra Emniyet

MİT’in gazetecileri sahte isimlerle dinlenmesine izin veren hakimlerden Oktay Acar’ın 4 Kasım 2009 tarihli MİT’le ilgili kararından sadece üç gün sonra, İstanbul İstihbarat Şubesi’nin Hanefi Avcı’yı "İbrahim Sağlam" sahte adıyla takibe almasına imza attığı ortaya çıktı.

Eski İstanbul özel yetkili mahkemelerindeki ‘telekulak skandalı’ büyüyor. MİT, 30 Ekim 2008’den 4 Kasım 2009 tarihleri arasında Taraf yazarları ve Prof. Mehmet Altan’ı dinlemişti. Bu kararlara, o tarihte İstanbul 11 ve 14. Ağır Ceza Mahkemeleri’nde görev yapan Oktay Acar, Metin Özçelik ve Yakup Hakan Günay adlı eski özel yetkili hakimler imza atmıştı.

MİT’in 4 Kasım 2009 tarihli talebine onay veren Hakim Acar’ın bu karardan sadece üç gün sonra, bu kez İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi’nin Hanefi Avcı ve arkadaşı Nejdet Kılıç’ın telefonlarını “sahte isimlerle” dinletme kararını da imzaladığı ortaya çıktı.

Hakim Acar’ın imzaladığı evrakta; sadece IMEİ numaraları üzerinden Avcı’nın T.Ç. adlı bir üniversiteli adına aldığı telefonunun “İbrahim Sağlam” adıyla, Kılıç’ın ise “Necip Kalan” adıyla üç ay dinlenmesine imkan verildiği anlaşılıyor. Avcı, Devrimci Karargah Davası’ndan ötürü Yargıtay’a sunduğu temyiz dilekçesinde; dinlendiğini fark etmesi üzerine 22 Ocak 2010’da bu işleme son verildiğini, aynı tarihten itibaren Kılıç’ın gerçek adıyla takip edildiğini vurguluyor.

Sahte isimle dinlemenin peşini bırakmayan Avcı, dönemin istihbarattan sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer ve İstihbarat Şube Müdürü Erol Demirhan hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. 1 Kasım 2011’de kovuşturmaya yer olmadığına hükmedildi. Avcı da karara itiraz etti. Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesi , itiraz üzerine kararı kaldırdı ve iki polis şefi hakkında iddianame hazırlanmasını istedi. Eski özel yetkili savcılardan Adnan Çimen, usul gereği dava açması beklenirken ikinci kez kovuşturmaya yer olmadığına hükmetti. Avcı bu karara da itiraz etti. Avcı’nın, o tarihteki şikayeti üzerine Hakim Oktay Acar ise Devrimci Karargah Davası’nın görüldüğü mahkemeden çekilmiş, ardından özel yetkili hakimlik görevinden ayrılmıştı.

FETULLAH GÜLEN DOSYASI : Dershaneler savaşının iç yüzü

Başbakan Erdoğan ve F Tipi örgüt arasındaki ‘dershaneler’ savaşının ardında ‘dosya pazarlığı’nın yattığı iddia ediliyor

Başbakan Tayyip Erdoğan ile F Tipi örgüt arasında yaşanan “dershaneler” savaşının arkasında “dosya pazarlığı” olduğu öne sürüldü. Hükümetin F tipi örgütün elindeki arşivlerden endişeli olduğu, seçim öncesinde bu arşivin ortaya çıkmaması için F tipi örgüt açısından “kritik” önemdeki dershaneleri gündeme getirdiği bildirildi. Erdoğan’ın dershaneler konusunda “geri dönüş yok” tavrının da Erdoğan ve çevresi açısından “yakacak arşiv”le bağlantılı olduğu vurgulandı.
Aydınlık AKP ve F tipi örgüt arasındaki kavganın asıl nedenini araştırdı. AKP ve F tipi örgüt arasındaki kavgaya yakından şahit olan resmi ve siyasi kaynaklar, AKP’nin iktidara gelmesinden sonra yaklaşık 8-9 yıl istihbarat tekelinin F tipi örgütte olduğunu dikkat çektiler. Bu süre zarfında F tipi örgütün Başbakan Erdoğan ve yakın çevresini denetim altına almak amacıyla “önemli ve el yakacak” bir arşiv oluşturduklarını ifade ettiler. Kaynaklar bugüne gelen süreci şöyle özetlediler:

Hanefi Avcı ve sonrası

AKP iktidara geldikten sonra F tipi örgüt esas olarak üç kurumda yoğunlaştı. Emniyet, yargı, TSK. Özellikle emniyet istihbarat çok önemli. Ülke çapında en etkin istihbarat, emniyet istihbaratı. Önce emniyet istihbaratı teknik olarak kuvvetlendirildi. AKP öncesinde ve sonrasında halen cezaevinde olan Hanefi Avcı da görevde bulunduğu dönemde bu konuda önemli rol oynadı. Avcı daha sonra F tipi örgütle yolunu ayırdı. Yaşananlara müdahale etmeye kalkınca başına gelmeyen kalmadı. Yazdığı kitabın sonundaki yaklaşık yüz sayfalık bölüm her şeyi açıklıyor.

Başbakanlık koruması bile F Tipi’nin kontrolündeydi

Başbakan Erdoğan’ın koruma ekibi bile F Tipi örgütün elindeydi. Sık sık “suikast” senaryoları üreterek Başbakanın güvenini sağladılar ve Başbakanlığa yerleştiler. Durum o hale geldi ki F tipi örgütten olmayanlar Başbakanlık koruma ekibine yaklaştırılmadı. Bu arada Erdoğan ve yakın çevresi hakkında önemli bir arşiv oluştu.

Başbakan geç kaldı

Başbakan durumu anladığında geç kalmıştı. O kadar malzeme verildi ki kıpırdayacak hal kalmadı. Daha sonra olaya müdahale edildi. Ekibin başındaki kişi mecburen, fazla konuşmasın diye bir ile emniyet müdürü yapıldı. Hatırlayın görevden alınan ekip masalarını boşaltırken silahlı baskına uğramıştı. Hem de çocuğunun gözü önünde. ‘Belge kaçırıyordu’ dendi. Bu olay bile yaşananların boyutunun göstergesi. Başbakanın odaları tamamen söküldü, böcek arandı.

Erdoğan’ı yakacak arşiv

F Tipi örgüt emniyete kayıtlı ve kayıtsız dinleme ve izleme araçlarıyla çok geniş bir arşiv oluşturdu. Erdoğan ve yakın çevresini hedef alan bu arşiv için “Erdoğan’ı ve yakın çevresini yakacak arşiv” vurgusu yapılıyor. Bu arşivin nerede saklandığı sır. Seçim öncesi parça parça ortaya çıkmasından endişe ediliyor.

Dershane kavgası ‘dosya’lar için Erdoğan ve yakın çevresi F tipi örgütün elindeki dosyaları etkisiz kılmak için dershaneler konusunu gündeme getirdi. Erdoğan ve çevresi dershanelerin F tipi örgüt için ne anlama geldiğini biliyor. Bu aynı zamanda örgütün diğer alanlarına da “dokunma” anlamına geliyor.

Cemaat Emniyet’in arşivini çaldı

AKP’ye yakınlığıyla bilinen Star gazetesi 29 Haziran 2013 tarihli manşetiyle Fethullah Gülen Cemaati’ni Emniyet İstihbaratı’nın arşivini çalmakla suçlamıştı. Dün “Emniyet arşivi klonlandı mı?” manşetiyle çıkan Star, sadece istihbarat arşivinde bulunabilecek bilgi ve belgelerin basına nasıl yansıdığını gündeme getirdi. Gazete, “İstihbarat uzmanları servis edilen bilgilerin sadece Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’nın arşivinde bulunabileceğine dikkat çekerken sorumsuz kullanımın milli güvenlik sorununa yol açabileceğini belirtiyorlar” dedikten sonra sorumluları da işaret eden ifadeler kullanıyor.

Bir süre önce Emniyet İstihabarat Daire Başkanlığı’nda üst düzey yönetimin görevden alınarak yeni atamalar yapıldığı hatırlatılıyor. Emniyet İstihbarat’taki F-Tipi yapının etkinliği bilinen bir gerçek. Son olarak Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) gizli görüşmeler ve fişlemeleriyle ilgili gizli bilgilerin ve MİT Kanun Taslağı’ndaki değişikliğe ilişkin haberlerin Taraf gazetesinde yayınlanmasına da dikkat çeken Star, bilgilerin servis yoluyla ulaştırıldığını vurguladı.

Aydınlık

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: