Günlük arşivler: Kasım 19, 2013

İRAN DOSYASI : IRAK’TA 12 MASUM MAHKUM DAHA İDAM EDİLDİ

İRAN ANALİZ / Nuri Maliki başkanlığındaki Irak hükümeti terör suçlamasıyla 12 sivil mahkumu daha idam etti. Uluslararası Af Örgütü’nün yayınladığı 2013 yılı Irak’taki insan hakları ihlalleri raporunda, suçları kesin şekilde deliller, şahitler ve mahkeme süreciyle tespit edilip kararlaştırılmamasına, Cumhurbaşkanının ve yardımcısının imzalarının bulunmamasına rağmen idam edilen, tamamı Sünnilerden oluşan masum yüzlerce mahkumun varlığına dair bilgiler güncelliğini koruyor.

Şii bakanın kontrolündeki Adalet Bakanlığı kaynakları ise sözde terör suçlamasından ötürü 12 mahkumun Pazar günü akşamı idam edildiğini, birisi yabancı olmak üzere tamamının erkek olduğunu öne sürdü. 2013 yılında zirve noktasına ulaşan idam cezalarında geçtiğimiz hafta 42 olmak üzere bu yıl 144 masumun idam edildiğine dair resmi açıklama yapıldı. Bunun dışında şüpheli ölümler ve hakkında bilgi alınamayıp hastalandığı, işkence nedeniyle hayatını kaybettiği belirtilen çok sayıda mahkum da bulunuyor. Resmi istatistiklere göre 2010 yılında 18 kişi, 2011 yılında 67 kişi, 2012 yılında 123 kişi Şii yönetimin kararı gereceğince idam edildi.

TEKNOLOJİ : Yahoo şirket içi tüm verilerini şifreleyecek

Arama motoru ve internet hizmetleri devi Yahoo, şirket içi tüm verilerini şifreleme kararı aldı.

Yahoo’nun bu kararını, ABD Ulusal Güvenlik Dairesi’nin (NSA) casusluk faaliyetlerine karşı alacağı belirtildi.

Yahoo CEO’su Marissa Mayer, dün şirketin Tumblr sayfasından yeni gizlilik projesi hakkında açıklamada bulundu. Mayer, Mart 2014 sonu itibariyle Yahoo sunucularındaki tüm verinin şifreleneceğini açıkladı.

Verilerin 2048-bit SSL (Güvenli Giriş Katmanı) ile korunacağını belirten Mayer, kullanıcıların bilgisayarlarıyla Yahoo sunucuları arasında akan verilerini şifreleme opsiyonu bulunacağını ifade etti.

Açıklamaya göre, 2014’ün ilk çeyreğinin sonuyla beraber, tüm Yahoo hizmetleri şifreli hale gelecek.

NSA’nın neden olduğu küresel çaptaki dinleme ve casusluk skandalında birçok teknoloji şirketiyle beraber veri güvenliği tartışmalara neden olan Yahoo, alacağı önlemle kullanıcılarına güven vermek istiyor. Şirket, Ekim ayında yaptığı açıklamada e-posta programının SSL şifreleme altına alınabileceğini belirtmişti.

The Verge sitesinin haberine göre, Mayer açıklamasında ‘NSA’nın Yahoo veri merkezlerine erişimine izin verilmediğini’ tekrar vurguladı. Mayer, “Yahoo, NSA veya diğer bir federal kuruma sunucularına erişim hakkı hiçbir zaman sunmamıştır” dedi.

SUÇ DOSYASI : Google Ve Microsoft’tan Çocuk Pornosu Önlemi

Bu kapsamda yasadışı unsur içeren yüz binden fazla arama terimi ile ilgili sonuç bulunmayacak ve çocuk istismarı içeriğinin yasadışı olduğuna dair uyarı yapılacak.

İngiltere Başbakanı David Cameron, yeni uygulamayı olumlu karşıladı fakat yasal olarak da yeni düzenlemelerin getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Çocuk koruma uzmanları ise sakıncalı içeriğin büyük kısmının görünmeyen ağlar üzerinde olduğuna işaret ediyor.

Temmuz ayında Cameron, internet arama trafiğinin yüzde 95’ini oluşturan Google ve Microsoft’un arama motoru olan Bing’i yasal olmayan içeriğe ulaşılmasını önlemek için adım atmaya çağırmıştı.

İki şirket yeni bir yazılım sayesinde çocuk istismarı içeren aramaları engelleyecek.

İngiliz Gazetesi Daily Mail için konu ile ilgili bir yazı kaleme alan Google İcra Kurulu Başkanı Eric Schmidt, yeni değişikliklerin yüz bin üzerinde çocuk istismarı içeriği olan aramayı önleyeceğini belirtti.

Önce İngiltere’de başlayacak kısıtlamaların 6 ay içinde 158 farklı dile uygulanarak küresel bir etki yaratılması planlanıyor.

‘Önlemler yeterli değil’

Çocuk Sömürüsü ve İnternet Koruma Merkezi’nin eski başkanı Jim Gamble BBC yaptığı açıklamada değişikliklerin çocukları pedofiliden korumada yeterli olmayacağını söyledi.

Gamble, “çocuk istismarı içerikli sitelere ulaşmak isteyen kullanıcılar zaten Google’da arama yapmıyor. İnternetin karanlık köşelerine giderek belli sitelerde arıyorlar” dedi

Gamble’a göre daha iyi bir çözüm yolu 1,5 milyon pound harcamayla, her polis bölgesi için 12 çocuk koruma uzmanı ve 12 koordinatör işe alarak internet suçlularını yakalayıncaya kadar izlerini sürmek.

Haziran ayında yayınlanan Çocuk Sömürüsü ve İnternet Koruma Merkezi raporu da şifreli ve diğer korunaklı yöntemler sayesinde çocuk istismarı içeren sitelerin nasıl iz bırakmadan içeriğini paylaştığını ortaya koymuştu.

PROGRAM TAVSİYESİ : ÜCRETSİZ E-POSTA UYGULAMASI /// Mozilla Thun derbird

[​IMG]

Thunderbird, kurulumu ve özelleştirmesi kolay, ücretsiz bir e-posta uygulamasıdır. Harika özellikleri de cabası!

Buradan ulaşabilirsiniz.

PROGRAM TAVSİYESİ : Revo Uninstaller Freeware

Revo Uninstaller sistemde kaldıramadığınız veya kaldırmak istediğiniz uygulamaları kayıt defteri kısayollar dahil tüm kalıntılarıyla birlikte sistemden kaldırmanıza olanarak veren ücretsiz bir yazılımdır.

Özellikleri

  • Gerçek Zamanlı kurulum monitör
  • Kayıtlar Veritabanı
  • Kurulum günlüklerini yönet
  • Kalanlar için gelişmiş tarama
  • Zorla Kaldır
  • Hızlı Çoklu Kaldır
  • Multi-Level yedekleme sistemi
  • Hunter Modu
  • Önemsiz Dosya Temizleyicisi
  • Windows araçları
  • Autorun Müdürü
  • Tarayıcılar Temizleyici
  • MS Office Temizleyici
  • Windows Cleaner
  • Kanıt Remover
  • Kurtarılamayan Sil
  • Tam 64-bit desteği

Buradan ulaşabilirsiniz.

PROGRAM TAVSİYESİ : Navicat Lite (Ücretsiz Çoklu Veritabanı Yönetici)

Navicat Lite kadar kolay veritabanı birden fazla türlü veritabanı yönetimi yapmak tek bir uygulama, içinde aynı anda MySQL, SQL Server, SQLite, PostgreSQL ve Oracle veritabanlarına bağlanmak için izin veren bir çok bağlantıları Veritabanı Yönetim aracıdır. MySQL, SQL Server, SQLite, PostgreSQL ve Oracle sunucularına çoklu bağlantı desteği. Farklı sunucular arasında veri aktarımı destekler. Belirlenen SQL formatında bir metin dosyasına veri aktarırken destekler.

Buradan ulaşabilirsiniz.

PROGRAM TAVSİYESİ : TuneUp Utilities 2014 Kampanyası (6 Aylık)

[​IMG]

TuneUp Utilities 2014 ürünü için 6 aylık kampanya bulunuyor.

Windows 8.1 / 8/7 / Vista / XP 32 | 64-bit desteği bulunuyor.

Buradan ulaşabilirsiniz.

AK PARTİ DOSYASI /// Hasan Karakaya : Hükümet-Cemaat gerilimi, M esele, sadece dersane mi ?

Zaman zaman “Cemaat mensubu” arkadaşlar ararlar ve o günlerin “kritik konu”ları hakkında derler ki; “Abi, sen bir Akil Adam’sın… Herhangi bir tarafı kayırmak yerine, haklı bulduğunun yanında yer al, diğer tarafı da ikaz et… Aramızda hakem ol… Kantarın topuzunu kim kaçırıyor ise, uyar.”

Ben de bunu yapıyor ve merak ediyorum, “dersaneler” üzerinden yürütülen “kavga”da kim haklı, kim haksız?.. Ve problem, sadece “dersane”lerle mi sınırlı?.. Dahası; dersaneler “İslâmi bir mesele” midir ki, Fethullah Hocaefendi bu konuya “müdahil” oldu ve “Hükümeti itham edici ifadeler” sarfetti?..

Öyle ya;

“28 Şubat süreci”nde, “İslâm’ın emri” olan “başörtüsü” için “furuat” diyen bir Hocaefendi, bugün “ticari” bir konu olan “dersaneler” meselesinde, niye bu kadar üzülüyor, kendisini sevenlere niye “hacet namazı” kılma çağrısında bulunacak kadar celalleniyor?..

EĞİTİM, DERSANE DEMEK Mİ?

Efendim, olayı biliyorsunuz…

Milli Eğitim Bakanlığı, “dersaneler”le ilgili bir “düzenleme” yapmak ve durumları müsait olanları “özel okula dönüştürmek” gibi bir çalışma yürütüyor…

İşte bu çalışma, önceki günkü Zaman gazetesinin manşetinde, “Eğitime büyük darbe” başlığı ile verildi.

Ne yalan söyleyeyim, Zaman’ın, haberi bu şekilde sunmasını yadırgadım…

Öyle ya;

“Eğitim” demek, “dersane” demek midir?.. Eğitimde “esas” olan, “asıl” olan “okul”lar değil midir?.. “Dersane”lerle ilgili düzenleme yapmak niye “eğitime darbe” olsun ki?..

Ne yani;

“Dersaneler” olmadan önce “eğitim” yok muydu?.. Bu, bazı “Atatürkçü geçinenler” ve “Atatürk’ten geçinenler”in; “Atatürk olmasaydı, biz de olmazdık” demesi kadar abes bir mantıktır!..

“Eğitim”in var olabilmesi madem ki “dersane”lere bağlıdır, o zaman kapatalım “okul”ları, yurdun dört bir tarafını “dersane”lerle donatalım…

Uzun lâfın kısası;

“Dersane”ler olmadan önce de “okul”lar vardı ve okullar, “eğitim” için “tek şart” değilse de, “görmezden gelinecek bir şart” da değildir!..

Hâl böyleyken;

Önce Zaman’ın, sonra da Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, bu “ticari” konuyu, bir “ölüm-kalım meselesi” olarak görmesi ve bu konu üzerinden “Hükümet’le kavga”yı göze alması anlaşılır şey değildir.

“Dersane dernekleri”nin hop oturup-hop kalkmalarını anlarım… Nihayetinde, işin içinde “cukka” var…

Ama, Fethullah Hocaefendi’nin, “Hükümet’le karşı karşıya gelme” pahasına, “tutuklu generaller” için “Yaşlı-başlı adamların orada hesap verdiğini görünce benim ciğerim yanıyor” derken; “Hükümet’in dersaneleri kapatacağı iddiaları” üzerine “Sabır çok önemli… Firavun aleyhinizde ise, Karun aleyhinizde ise, isabetli bir yolda yürüyorsunuz demektir” şeklinde konuşması ne anlama gelir, yorumunu sizlere bırakıyorum…

Ekran+Resmi+2013-11-16+22.33.03.png

“HOCA” OLARAK SEVERİZ AMA!

Açık ve net söyleyeyim;

“Fethullah Gülen Hocaefendi’yi sevenler, onu “Hoca” olduğu için seviyorlar… Hocaefendi’nin “siyasi ve ticari bir figür” olarak ortaya çıkması, en başta “Hocaefendi’nin imajı”na zarar verir!..

“Dersanelerin kapatılması” diye bir şey yok ama, velev ki böyle bir çalışma var; peki bu, bir “ölüm-kalım meselesi” midir?.. “İslâmi bir kişiliği” olan Hocaefendi’nin, “ticari ve siyasi” konularda sürekli açıklamalar yapması, ne kadar doğrudur?.. Bu “çıkış”ları, kendisine duyulan “muhabbet”i artırır mı, azaltır mı?..

Uzun lâfın kısası;

Fethulah Hocaefendi’nin, bir “Hoca” olarak “dini konular”la değil de, “siyasi ve ticari konulardaki tartışmalar”la gündeme gelmesi veya getirilmesi, “Hocaefendi’nin yıpranması”na yol açar ki, ben de buna üzülürüm…
Üzülmekle kalmaz, eleştiririm!..

ÖZEL SOHBETİ KİM SIZDIRDI?

Daha önce de dediğim gibi;

Mesele, sadece “dersaneler”le sınırlı kalsa yine iyi… Ama, problem “daha derinlerde” gibi geliyor bana…

Hayır, “eski meseleler”e girmeyeceğim…

Ama, “Bülent Arınç’ın sitemi”ne, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da “üzülmesine” yol açan şu “son olay” üzerinde biraz durmak istiyorum…

Olayı, az-çok biliyorsunuz…

AK Parti, 15 gün önce, yani 1-2-3 Kasım tarihlerinde Kızılcahamam’da “kamp”a girdi… Burada; “istişare”ler yapıldı, sorusu olanlara cevaplar verildi… “Toplantının basına açık bölümü” olduğu gibi, “basına kapalı bölümleri” de oldu… Basına kapalı bölümlerde, daha çok “parti içi konular”, daha doğrusu “aile içi konular” konuşuldu… Çoğu, “özel” konulardı ve bunları “kamuoyunun bilmesi” gerekmiyordu…

Ne var ki; o toplantıda bulunup da, “aile içi sohbet”i duyan bir veya birkaç AK Parti milletvekili, resmen ve alenen “köstebek” gibi hareket etti ve toplantıda konuşulan “kızlı-erkekli öğrenci evleri” meselesini Zaman’a ve “onlara yakın” gazetecilere “sızdırdı!”

Evet, sızdırdı!..

Ama, yine de, “Zaman ve diğer iki gazete”de çıkan haber, aslında hiç kimsenin dikkatini çekmemişti.

ETİKÇİ-TETİKÇİ!

Ne var ki;

Zaman’ın 4 Kasım günü verdiği haber, ertesi günkü, yani 5 Kasım günkü Taraf’ta, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafı da kullanılarak; “Öğrenci evine girdi, ortalık karıştı” şeklinde sunulunca, ortalık gerçekten karıştı.

Ama, bitmedi…

“Etikçi” görünenlerin “tetikçi”liğine soyunan Taraf, 6 Kasım günü de şu manşeti verdi:

“Başbakan artık anayasal sınırı aştı.”

Yine bitmedi..

“Etikçilerin tetikçiliği”ni devam ettiren Taraf, bu defa da, Ergun Özbudun’un sözlerini manşete taşıyarak; yine Erdoğan’ı hedef aldı ve “Yüzde 100 yaşam tarzına müdahale” başlığını kullandı.

Daha fazlasına girmiyorum… Ama merak ediyorum; “aile içi sohbet”i Zaman gazetesine “servis” eden “köstebek” veya “köstebekler” acaba, Taraf’ı da arayıp; “Tavşana kaç, tazıya tut” taktiğiyle, “Saldır Co” talimatı mı verdiler?..

Sadece merak ediyorum…

CİHAN DA DEVREDE!

Merak ettiğim bir husus da şu:

Tamam, Taraf gazetesinin Zaman veya “cemaat”le “organik bir bağı” yok ama Cihan Haber Ajansı’nın var…
Cihan Haber Ajansı, 12 Kasım 2013 tarihinde ve saat 09.40’ta; “Din İşleri Yüksek Kurulu: Mesken hakkı dokunulmazdır” başlıklı bir haber geçti… “Erdoğan’ı hedef alan haber”in ayrıntısı özetle şöyleydi:

“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın öğrenci evlerinin denetimi konusunda yaptığı açıklamaya Diyanet fetva vermedi. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, İslam hukukuna göre kişinin mesken hakkının olduğunu ve dokunulmazlığının bulunduğunu bildirdi.”

Sonradan anlaşıldı ki;

“Diyanet’in fetvası”nın, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sözleri ile hiçbir ilgisi yoktur…

Din İşleri Yüksek Kurulu’nun verdiği fetva; bir vatandaşın “İslam hukukuna göre devletin ev denetleme yetkisi var mıdır?” sorusuna verdiği cevaptan başka bir şey değildir.

Ama, Cihan Haber Ajansı, her ne hikmetse, “Diyanet fetvası”nı Başbakan Erdoğan’la ilişkilendirmiş ve böylece, herhalde “kavgada tuzum bulunsun” demek istemiştir!..

NEREDE HOŞGÖRÜ?

Söyleyin Allah aşkına;

Hükümet’i “ard niyetli” olmakla itham eden insanların bu “çarpıtma”larının “iyi niyetle” bağdaşır bir yanı var mıdır?..

Sözün özü;

Herkesin bildiği ve gördüğü gibi, “Hükümet” ile “Cemaat” arasında “maalesef” bir “kavga” vardır ve bu kavga, çeşitli vesilelerle ortaya çıkmaktadır… Bu kavga, elbette “her iki tarafı” da yıpratır… Ama, şu da bilinmeli: “Tutuklu komutanlara üzülmek”, hiç kimseye yarar sağlamaz!..

Ve ayrıca; onlara “hoşgörü” gösterilirken, Hükümet’e yönelik bu “hiddet” niye diye sorulur.

Öyle zannediyorum ki; bu mesele, sadece “dersane” meselesi değil…

Siz hâlâ anlamadınız mı?..

Diyarbakır’daki “tarihi buluşma”ya, kim neden karşı?

Hem, “komşularla sıfır sorun” politikası uygulayan Hükümet’e; “komşularla sıfır barış” diye yükleneceksin, hem de bugün Diyarbakır’da buluşacak olan Tayyip Erdoğan ve Mesut Barzani’nin görüşmesine karşı çıkacak ya da “Barzani’nin kendini kullandırttığını” iddia edeceksin!..

Söylesene arkadaş, sen kimden yanasın?..

“Çözüm Süreci’nin devamı”ndan, yani “barış”tan yana mı, “savaş lobi-leri”nden yana mısın?..

Erdoğan’ın Barzani ile görüşecek olması, bir “boyun eğme” değil, tam aksine “Türkiye’nin kendine güveni”nin işaretidir.

Bu “buluşma”yı “çözüm sürecine destek” olarak değil de; bir “seçim yatırımı” olarak görmek, sadece ve sadece “paranoya”dır, “hedef saptırma”dır, “komplo teorisi”dir… Daha da açıkçası, “kıskançlık”tır!..

Söyleyin Allah aşkına, Kürt sanatçı Şivan Perver’in “37 yıllık hasret”inin bitip, “toprağı ile buluşacak” olması da mı bir “seçim yatırımı”dır?..

Kıskanmayın n’oolur,

Çalışın, sizin de olur!..

Hasan Karakaya

MEDYA DOSYASI /// Ersoy Dede : Ertuğrul Özkök’ün Yaşamsal Terci hleri

317_b.jpg

Ertuğrul Özkök’ün Yaşamsal Tercihleri

Ertuğrul Özkök Budist Tapınağı’na çıkmış.. Huşu içinde dua ediyor.. Kimsenin tercihine karışacak değilim. Ama Umre’yi turistik gezi gibi gören yazılar yazarken, koskoca Ertuğrul Özkök’ün, garip bir takım şişman adam heykellerinin altında kırmızı çarşafın altına giydiği parmak arası terlikle dua etmesi, biraz ilginç geldi..

ATEİZM’İN KAÇIŞI BUDİZM

Budizm özellikle Hollywood eliyle din gibi yutturulsa da, bir çeşit yaşam felsefesidir.. Yaşam derken, yaşadığımız anı düşünmeyin. Yaşamdan kastettiğim, bugünkü mevcut dünyevi yaşamı da içine alan bir varoluş teorisidir.. Aslı astarı olmasa da özellikle dinî bir takım hassasiyetleri olmayan ama boşlukta sallandıkları gün “ben şimdi ne halt edeceğim?” diye soran insanların koşarak sığındıkları bir öğretidir.. İşlerine gelir.. Çünkü acı tarifi sınırlıdır.. İşlerine gelir, çünkü çok sevdikleri bu hayata tekrar tekrar gelebileceklerini anlatır o dinin öğreticileri kendilerine.. Paniğe kapılınca Cehennem Ateşi’nde yanmaktan başka bir seçenek olduğuna inanırlar..

ÖLÜM KORKUSU SARINCA!

Aslında belki de başka bir psikolojinin ürünü.. Ülke TV Genel Yayın Yönetmeni Hasan Öztürk, daha iki ay evvel, bir Özkök yazısı okuduktan hemen sonra, kafasını kaldırmış; “bak buraya yazıyorum. Bu adamı ya Himalayalar’da bir Budist Tapınağı’nda göreceğiz ya da…” diye devam eden bir analiz yapmıştı.. (ya da’dan sonrasını belki kendi yazmak ister, ben sürprizi bozmayayım) Başka bir psikolojiden kasıt burada belki de varoluşsal bir sorun. Çocukluğundan beri yanlış kodlandıysa, 60 yaşından sonra ölüm vakti yaklaştığında ne yapacağını bilememek bundan olsa gerek.. Yazısına başlık olarak seçtiği “16 Kere Doğmuş” sözü de böyle bir kaygıdan ileri gelmiyor mu?.. “…Demek ki yeniden doğabileceğiz.. Teknemize binmek için son birkaç yılımız değil.. Yıllanmış şaraplarımızı yeniden içebileceğiz.. Şu adam 16 kere geldiyse dünyaya, ben koskoca Ertuğrul Özkök, kim bilir kaç kere daha geleceğim.. Bir dahaki gelişimde Hürriyet’i değil direkt Washington Post’u yöneteceğim….” Ah bilse ki, 28 Şubat’taki günahlar öyle Budist Tapınakları’nda el açıp yalvarmayla gitmez.. Ah keşke günahlarına günahlar eklemese.. Arakan’da sadece Müslüman diye cayır cayır çocukları yakan, kollarını bacaklarını kesen vahşi katilleri, “Barışçıl Ejder” diye pazarlayıp daha fazla günaha girmese keşke.. Sevdiğimden söylüyorum. Yoksa bana ne.

LÜTFEN ŞUNU DA YAZIN SAYIN ÖZKÖK

Daha vakit var.. Ertuğrul Özkök bu tapınak izlenimlerini dizi yazı olarak yazıyor.. Belki bir köşe de, Budizm’in Müslüman katliamına ayırırsa, o zaman çok övündüğü “Türkiye’yi ben çok iyi okuyorum” savını desteklemiş olur.. Zira bu haliyle bırakırsa, ancak ve ancak Müslüman mahallesinde salyangoz satmış olur.. O günler çok tartıştık da şimdi üzerinden bir yıla yakın vakit geçti, unutmuş olabilirsiniz.. Arakan diye bir yer var orada bizden uzakta.. Rakhine.. Bangladeş ve Burma arasında kalmış, sınır olmuş bir bölge. 8.yüzyılda Arap tüccarlar sayesinde İslâm ile tanışmış olan Arakan, birkaç yüzyıl sonra tümden bu dini benimsemiş ve “Arakan İslâm Krallığı”nı kurmuş.. Bu tarihten itibaren ise gün yüzü görmemişler.. Önce Burma’nın işgali ve ardından Budistlerin Müslümanlara sistemli saldırıları başlamış. Meseleye dahil olan İngilizler bölgeyi işgal edip kendilerince dizayn etmişler. 120 yıl süren İngiliz İşgali sonrası zulüm kaldığı yerden devam etti.. İlk ve en büyük katliamlardan birine Arakan 1942’de sahne oluyor. O günden bu güne, (evet sizin bu yazıyı okumakta olduğunuz bugüne) kadar katliamlar dur durak bilmeksizin devam ediyor.. Müslüman çocuklar aç ve susuz bırakılıyor. Şanslı olanları diri diri ateşe atılarak öldürülüyor. Daha şanssız olanları ölemiyor bile.. Sizin şu “Barışçıl Ejder” var ya, o yapıyor işte.. Bunu da yazar mısınız lütfen. Teşekkürler. Kalın sağlıcakla.

Ersoy Dede

AK PARTİ DOSYASI /// Ersoy Dede : Bu ismi not edin bir kenara

317_b.jpg

Seçim sathı-mailindeyiz ya, bu süreçte, zaman zaman bu sütunda, dikkatimi çeken bazı isimleri anlatacağım size.. Bunun bu seçimle de ilgisi yok. Biz bu aday adaylığı vesilesiyle tanıyalım da, yıllar sonra arşivden çıkarır; “bak hangi yollardan geçmiş” deriz.. Şöyle söyleyeyim.. 1999-2000 yıllarında Recep Tayyip Erdoğan yazmak kolay.. Hatta 1994’te bile.. Fakat var mı, 1986’daki ara seçimde milletvekili adayı, 1989’da da Beyoğlu Belediye Başkan adayı olan Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili yazı? Ben bu aday adaylığı sürecine öyle bakıyorum işte..

FISILTI GAZETESİ FENA ÇALIŞIYOR

Şişli’den Ak Parti’nin aday adaylarından biri ile tanıştım geçenlerde.. Hakkında çok şey duymuştum, bizzat tanışmak istedim, öyle söyleyeyim.. Mansur Topçuoğlu.. Şişli’deki bazı muhtarlardan, Osmanbey’deki gömlekçi Hilmi Abi’ye kadar.. Sabah namazını Gülbağ’daki Osman Sağnak Camii’nde kılan yaşlı bir adamdan, Feriköy’deki Surp Vartanants Kilisesi bahçesinde rastladığım Ermeni Amca’ya kadar… Kuştepe’de kağıt toplayan çocuktan, Nişantaşı’ndaki kafelere takılan gençlere kadar.. O kadar çok kişiden duydum ki adını.. Kalktım yanına, görev yaptığı Haliç Üniversitesi’ne gittim ben de.. Böylesi bir halkla ilişkiler çalışmasını nasıl yaptığını anlamak için.. Okulun bahçesinde bir banka çöktük. Çocuklardan biri karton bardakta iki çay getirdi.

Sanki mütevelli heyeti başkanına değil de ortak ders aldıkları sınıf arkadaşına getirir gibi.. Aradaki duvarı paramparça etmiş Mansur Topçuoğlu.. O kadar ki, biraz sonra; “hadi artık bize biraz müsaade edin, özel bir şey konuşmamız gerekiyor” demek zorunda hissetti kendini.. İyi bir şey mi? Bilemedim vallahi.. Neyse şu “halkla ilişkiler” meselesini anlamaya çalışıyordum, birkaç cümleden sonra çözdüm.. Adam halkla ilişkiler çalışması adına hiçbir şey yapmamış.. Zaten ne olduysa o yüzden olmuş.. Çağan Irmak’ın “Babam ve Oğlum” filmi gibi.. Bilenler bilmeyenlere anlatmış, efsane gibi yayılmış adamın ismi..

MUHAFAZAKÂR SARIGÜL

Enteresan bir adam Mansur Topçuoğlu.. İlk kanaât şu; Şişli’nin havasından mı suyundan bilinmez, Mustafa Sarıgül’ün muhafazakâr olanı.. İlk soru Sarıgül ile ilgili kuşkusuz.. Çok yüksek oylar aldığını hatırlatıyorum Topçuoğlu’na; “keşke yeniden Şişli’den aday olsaydı. Ben her hâl ve şartta kazanırım da, rakibim Sarıgül olsa oylarımı arttırırdım” diyor.. Ve ekliyor; “Sarıgül ucuz yırttı. Mecburen Topbaş’a karşı yenilecek. Burada olsaydı da bana yenilseydi, isterdim”.. Mansur Topçuoğlu’nun üzerine apar-topar kitaplar falan yazılmasını gerektirecek, üretilmiş, eklemlenmiş bir hikayeye ihtiyacı yok..

Ziyadesiyle acı, dram, mücadele var zaten özgeçmişinde.. Ortaokulda ayakkabı boyacılığı yapan, üniversitede depozitolu şişe toplayıp satan bir genç adam var ortada. Yalvarsan daha çarpıcı bir hikaye yazamazsın zaten.. Bir de Topçuoğlu bildiğin yeni Türkiye.. Arap asıllı bir Mardinli, Diyarbakır’da Kürt kültürüyle yetişmiş, bir Laz kızıyla evli ve İstanbul’da Türk kültürüyle yaşıyor.. Her yanıyla 2023 vizyonu anlayacağınız.. Konuşmanın bir yerinde, “Evrensel Ak Parti değerleri ve sistematik olarak bunların Dünya’ya taşınması” dediğini not almışım.. Eve gelince internetten arattım, neymiş bu “Evrensel Ak Parti Değerleri” diye. Bundan sonra sıklıkla duyacağımızı zannettiğim bu sözü daha evvel kullanan bir Ak Partiliye rastlamadım..

SÜRPRİZ OLMAZ

Listeler açıklandığında Mansur Topçuoğlu’nun Şişli’de aday olduğunu görmek benim için sürpriz olmayacak. Ve eğer o aday olacaksa, adaylığın ilan edilmesiyle seçim bitmiş kabul edilebilir gibi geliyor.. Nasip.. Kalın sağlıcakla.

Ersoy Dede

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: