Günlük arşivler: Kasım 17, 2013

YANDAŞ MEDYADAN ATATÜRK’E YENİ BİR SALDIRI /// ATATÜRK’ÜN ÇAKMAS I VAR İDDİALARI /// TEPKİNİ GÖSTER ///

YANDAŞ MEDYA NE YAPACAĞINI ŞAŞIRDI.

ATATÜRK İÇİN ŞİMDİ BAKIN NE İDDİALAR ORTAYA ATTILAR ?

YAZI AŞAĞIDA …

***

YOSSİ KOHEN KİMDİR? GERÇEK ATATÜRK ŞEHİT Mİ OLDU?

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk hakkında ortaya atılan bir iddia var ki ezberleri alt üst edecek cinsten. İddiaya göre gerçek Atatürk Trablusgarp savaşında şehit oldu ve yerine yahudi bir iş adamı geçirildi. Bu iddia birçok blogda ve sosyal paylaşım sitelerinde çığ gibi yayınlanıyor. İddianın doğru olup olmadığı ile ilgili uzmanlardan şimdiye kadar bir açıklama ve görüş gelmedi. İddiayı ortaya atanlar Atatürk’ün Trablusgarp’ta çekilen fotoğraflarla daha sonra çekilen fotoğraflar arasındaki farklılığa dikkat çekiyorlar. Fakat iki fotoğraf dikkatlice incelendiğinde bir fark görünmüyor. İddiayı ortaya atanların amacı kafalarda soru işaretlerine sebep olurken iddia çığ gibi yayılmaya devam ediyor.

İŞTE O İDDİA VE O BLOG YAZISI:

Son yüzyılımızın en büyük aldatmacası olan ve altı asırlık tarihimizi de propaganda çöplüğüne gömen bir muamma söz konusu. Bağımsız tarih bilimine duyulan saygı ve cesur tarihçilerimiz sayesinde tarihi gerçekler tozlu raflardan indirilip gözler önüne seriliyor neyse ki.

Öncelikle ezber bozan yazılarıyla bu sorumluluğun başını çeken ‘Yalan Yazan Tarih Utansın ? Extra Versiyon’ adlı sayfanın paylaşımlarından bazı paragraflar verelim.

“Mustafa Kemal Atatürk diye bir kişilik dünyaya gelmemiştir. Bize fotoğraflarda, görüntülerde gösterilen şahsiyet, Yahudi bir iş adamı Yossi Kohen’dir. Gerçek Mustafa Kemal, 1911′de Trablusgarp’ta şehit oldu.”

“Tarihi bir hakikat daha.. Ünlü İtalyan lider Benito Mussolini Güneydoğulu Şafii Müslümandı!

Kemalistler, Benito Mussolini için yıllardır bize “İtalyan Faşist Lideri”, “İtalyan milliyetçisi” olarak tanıttı. Ancak bu tanımlama kattiyen yalandır. Hakikat ise Mussolini’nin Şafii Müslüman olmasıdır. Ayrıca kökeni de Güneydoğu Mardin’dir. Asıl adı Musa El İni’dir.

Merhum başbakan Erbakan, Musa El İni’yi örnek almış, onun el işaretlerini yapmış, Partisine de “Fazilet Partisi” adı vererek onun mirasını yaşatmıştır.”

“Atari kahramanı Süper Mario Kemalistti.

Yıllardır 80′li ve 90′lı yılların çocuklarının bilinçaltına Kemalizmi enjekte etmek için Kemalistler ateri oyunlarına kadar girdiler. Bunun en önemlisi Süper Mario’dur.

Resimden de anlaşıldığı gibi, Süper Mario şapka takan birisiydi. Ayrıca bir dönem Mustafa Kemal’in bıraktığı gibi İttihatçı Bıyığına da sahipti. Ateri adı bile Kemalizmi simgeler. Adı üzerinde AT+ERİ. Yani Atın üzerinde Asker. Bilirsiniz Mustafa Kemal’in böyle bir fotoğrafı da var.

Zaten Süper Mario’nun Ateş atması da buna delalettir. Sürekli ateş saçıyordu. Ateşi kimler saçar? Cinler, şeytanlar. Kemalistler de şeytani olduğuna göre, bu konuda her hangi bir kuşku kalmıyor

Marion’nun M’si şapkasında da var. O da Mustafa Kemal’in “M”sini simgeler.

….

“Yıl 1945. Hem Almanya’yı hem de Türkiye’yi yöneten İsmet İnönü,

Dünya’da 50 milyon insanın ölmesine yol açan savaş çıkarmış, Almanya’daki Araplara, Almanya’nın has yerlisi olan Alman Kürtlerine Soykırım yapmıştır ve kendini Dünya’ya “Adolf Hitler” olarak tanıtmıştır.” “Temel Reis çizgi filmi sakal bırakanları itici ve kötü göstermek için Kemalistler tarafından yayına sokuldu.”

“Einstein, atom bombasını Kemalistlerin talimatıyla icat etti. Atom Bombası’nın asıl adı ATAM Bombası’dır. Ancak bu Batı diline ATOM diye geçmiştir. Mustafa Kemal’in de, Türk milletine “ATAM” dedirttiğini biliriz.”

Verebileceğimiz örnekler bu şekilde. Elbette çok sağlam bir mizah, ustaca bir ironi ve yazınsan bir zekânın ürünü bu yazılar. Dinci diye niteleyeceğimiz sayfalardaki uydurma tarihi bilgilere ve bu bilgilere inanarak kendilerine ideoloji edinen yarım akıllı kişilere nazire yapmak amaçlı yapılan bu paylaşımlar farklı bir açığımızı daha çıkarıyor gün yüzüne. Atatürkçü olanları bile rahatsız edecek şekilde Kemalizmi kör haliyle benimsemiş, tabudan öte zihinlerde bir dini ritüel haline getirmiş Kemalist gençler (!), ciddi anlamda mizah örneği olan bu paylaşımları ciddiye alıp ‘gerçekleri saptırıyorsunuz’ tarzı hakaret dolu cümlelerle müdahalelere başladı. Yine aynı kör zihniyetler muhafazakâr kesimi ‘koyun’ olmakla, okumamakla, bir şey bilmeden ahkâm kesmekle veya her söylenene kendi aklını kullanmadan kabullenmekle suçlarlar. Ama bu sayfa bize gösteriyor ki aynı cahil güruh, Atatürkçülüğü mutaassıp bir ideoloji olarak benimseyen, çağdaş diye adlandırdığımız kesim içerisinde de var.

Evet, bu absürt mizah sayfasının paylaşımlarını gerçek zannedip Atatürk’ü karalayan dinci tayfalar da var. Bu sayfayla tanışmama vesile olan da, Atatürk’ün aslında Yossi Kohen adlı bir Yahudi olduğunu salyalarını akıtarak anlatmaya çalışan bir tanıdığın vesilesiyle oldu. ‘Bana beş dakika ver bu safsatanın kaynağını bulayım sana’ diyerek gerçeğin kendisine beş dakikada ulaştığımda, hoş bir mizahla karşılaştığımda, neden her şeye aptalca inanan kişiler beş dakikasını işin aslını öğrenmeye ayırmaz diye de düşündüm.

Okumuyoruz, bilgi edinmiyoruz, sağlıklı düşünmeyi ve bir düşünceyi savunmayı bilmiyoruz. Kişisel görüşümüzü şövalyevari savunuyoruz. Ve cehaletin, aslında eğitim imkânlarından yoksun, sosyal ve ekonomik konularda kalkınamamış bölgelerin kaderi ve bölge çocuklarının alınyazısı olmaktan çok, düşünce olarak kendi beyinlerinin içine hapsolmuş ve dünyayı at gözlükleriyle seyreden insanların zihinlerinde olduğunu görüyoruz.

Son olarak; bir işin içerisinde mizah yoksa o işin içerisinde hiçbir şey yok demektir.

Not: Bu yazı http://santiyedeyiz.blogspot.com/ ‘da yayımlanmıştır.

yalan yazan tarih utansın – https://www.facebook.com/yytutansinex?fref=ts

YOSSİ KOHEN KİMDİR?

24 Şubat 1871′de Almanya/Munich’te İngiliz asıllı Yahudi bir ailenin ikinci çocuğu doğmuştur ve tıpkı Arabistanlı Lawrence gibi İngilizler tarafından yetiştirilmiştir. 17 yaşında iken İngilteye giderek burada politika ve İslam toplumunu yıkmak hususunda eğitim almıştır. İngilizlerin büyük İslam imparatorluğu Osmanlı Devleti’ni yıkmak ve ABD’yi (ALLAH’ın Birleşik Devletleri) İngilizleştirmek maksatlarına büyük katkısı dokunmuştur.

1892′de İngiltere’de babasının adını verdiği CHARLIE’NİN ÇİKOLATA FABRİKASI adında bir fabrika açarak iş dünyasına atılmış ve kısa sürede bir servet kazanmıştır. 1911 senesinde Osmanlı’nın büyük subaylarından olan ve padişah Vahidettin Han’a yakınlığıyla bilinen Mustafa Kemal Paşa şehadete erince ONUN YERİNE GEÇMESİ İÇİN İNGİLİZLER TARAFINDAN GÖNDERİLMİŞTİR.

Üzerine konduğu itibar vesilesi ile Mason planlarını bir bir uygulamaya geçirmiştir ve işgal kuvvetlerine karşı direnen Vahidettin Han Hazretlerine büyük bir komplo kurarak onun yerine geçmiştir. Osmanlı İmparatorluğunu yıkıp Cumhuriyet’i kurmuş ve tarihi gerçekleri çarpıtmaya, başta ABD(ALLAH’ın Birleşik Devletleri) olmak üzere pek çok Türk-İslam ülkesini yozlaştırmaya başlamıştır. Kamalizm illetini doruk noktasına çıkarmıştır. Ecdadımızın sarfettiği mübarek cümleleri kendi söylemiş gibi yazdırmıştır. Bunun en başında Yavuz Sultan Selim Han Hazretleri ile aya çıkan dünyanın ilk astronotu KAPAKÇI HÜSEYİN EFENDİ’NİN “İSTİKBAL GÖKLERDEDİR.” sözü gelmektedir.

Adolf Hitler olarak bildiğimiz İsmet İnönü sayesinde de doğduğu Alman topraklarına da Kamalizmi yaymış ve savaş çıkarttırmıştır. Resimde görüldüğü gibi aslında gerçek Mustafa Kemal’e benzememektedir, bir defa sünnet-i sakalı yoktur.

1-GERÇEK MUSTAFA KEMAL 1.74 BOYUNDAYDI, YOSSİ KOHEN 1.68

2-GERÇEK MUSTAFA KEMAL MİSVAK KULLANIRDI, YOSSİ KOHEN RAKI İLE GARGARA YAPARDI

3- GERÇEK MUSTAFA KEMAL GÜLMEZ, DANS ETMEZDİ. YOSSİ KOHEN SÜREKLİ GÜLÜYOR, EFE OYNUYOR, VALS YAPIYOR, TWİST YAPIYOR.

4- RESİMDE GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ GERÇEK MUSTAFA KEMAL’İN GÖZLER BİRAZ ÇEKİK. YOSSİ KOHEN’İN İSE FEL-FECİR OKUYOR, CİN GİBİ. PARAYA OLAN AŞKI PARANIN ÜZERİNE KENDİ GÜLEN RESMİNİ BASTIRMASINDAN BELLİDİR.

Haberin Linki : http://www.ahaber.com/yossi-kohen-kimdir-gercek-ataturk-sehit-mi-oldu-32168

HACKER DOSYASI : Hacker Kimdir ?

Bir insanın hacker olabilmesi için hazırlanmış kriterler, tanımlanmış yetenekler veya şartlar yoktur. Hacker’lığın doğasında kritere sebep olacak yarım ya da tamamlanmış, dikkate alınmaya değer hiçbir olgu yoktur. Temel olan kişisel hacker özelliği, hacker’ların meraklı ve bilgiye susamış olmalarıdır. Bunda ve diğer ilkelerde, örneğin sınırsız bir bilgiye erişimde, alt yapıyı oluşturmada hacker kendi inançlarını oluşturur.

Anlıyoruz ki, her hacker kendinden daha tecrübeli bir hacker’ın yol göstermesi doğrultusunda yardım alacaktır. Ki, bu hacker göz önünde ya da başka bir yerde olabilir. Bu hacker’lığın doğasıdır. Konuya geçmeden önce gerekli yerleri vurgulamak istiyorum:

1. Hiç kimse size hacker olmayı öğretemez. Sadece sen kendi kendine gerekli olan becerilerini keşfedersin. Sadece kendin yeteneklerini geliştirebilir ve ufkunu genişletebilirsin. Hiç kimse bunu senin için yapamaz. Gerçek bir hacker olmanın anlamı bilgileri, kendinin en iyi olduğunu varsayarak keşfetmektir. "Hacker içgüdüsü" ne sahip olmadan hayatta kalmanız mümkün değildir. Burada, Türkiye’de, üzülerek söylüyorum ki çok şanssızız. Ama umarım ki güzel bir şekilde değişecek bunlar. Ve hepimiz için güzel günler gelecek..

2. Hiçbir şey yaklaşımlara tercüman olamaz. Her şeyi en iyi şekilde araştırmalı ve öğrenmeli. Bazıları ticaretin hileli yollarını kullanmakta. Asıl yaklaşımlar insanların beyinlerinde kopar. Bilgi ticaretinde en iyiyi ele geçirmek için gereğinden çok "how to" okumalı ve asıl cevherin insanın hayal gücünde ve kendi doğasında olduğunu unutmamalıyız.

3. Hack beyninin bir parçasıdır. Uzun bir hayat deneyimi gibidir. Gece uçuşu gibi değildir. Hack sanatı, asla teknoloji ve elektronik sistemlerle kısıtlanmayacaktır. Senin yaklaşımın, koruyuculuğun sebeplerini anlamak, tarif edilemeyecek olgular bulmak ve her şeyin imkanlı olduğuna inanmaktır.

Bugün "hacker" terimi bilgisayar toplumunda tanınmış, okur yazar, belli bir seviyenin üzerinde bilgiye sahip, bilgisayarları kolayca ele geçirebilen, teknoloji ile ilgilenen insanlar için kullanılıyor. Bu gerçekten de kelimenin anlamıdır zaten. Okuduğum bir yazıdan alıntı yapmak istiyorum:

"Sayılı çalışmalar "hacker" terimi arıtmak içindir (orijinal onurlu kimliğine kavuşturmak için). Bu söz bazı "boş" diye nitelendirdiğimiz kişiler tarafından eleştirildi. Yine de ben "hacker" terimini gururu ve onuru temsil etmek için kullanıyorum. Ve bu text’i başından sonuna kadar okuyan bilgili insanlar için de..
Bir hacker aşağıda saydığım özelliklere sahip olandır:

+ Bir kişiyi "hacker" olarak adlandırabilmemiz için o kişinin "bilgi" ile arasında çok özel bir iletişim olmalı, bilgisayar alanında üstün olmalı ve bu kişi üstünlüğünü kanıtlayacak büyük yeteneklere sahip olmalıdır.

+ Hacker öyle bir insandır ki, yerinden oynamayacak azme ve bilgiye susamışlığı vardır. Ve bunu emin olduğu yolda doğru bir şekilde istikrarlı olarak kullanır.

+ Onlar hevesle programlama yaparlar (saplantı derecesinde). Programlama hakkında teoriler kurarlar. Programlama dillerini bilirler, geniş ölçüde UNIX’in ve diğer işletim sistemlerinin içini dışını bilerek çalışırlar.

+ Onların güçlü ve yıkılmayacak hırsları vardır ve detayları keşfetmekten, programlanabilir sistemlerin karanlık alanlarında olmaktan hoşlanırlar. Yeteneklerini nasıl geliştireceklerini bilirler, küçük bazen gerekli olacak bilgileri öğrenen birçok kullanıcıya karşı. Bu deneylerin yapılışında daha ortaya çıkmamış özellikleri ima eder. Kontrolün sinirini ve geri dönülmezliğin bulunmayacağını belirtir (Bu daha önce olumlu yollarda kullanıldı ve kullanılabilir, ama kötü niyetli olarak da kullanıldı ve sorumluluk kabul edilmeyen bir yol).

+ Üstesinden gelinen yaratıcılığın entellektüelliğinden hoşlanırlar ya da tanımlanabilir limitlerinden ve tüm sistemin yeteneklerini ne yapabileceğini görmekte heveslidirler.

+ Bunlar aktif olarak internet’i içerirler ve TCP/IP uyarlamalarını ve protokollerini tamamen anlamış firmalarla yanyana durarak güvenliği konu ederler.

+ Bir sistemi kırmak bir hacker için heyecan vericidir. Bu, yapılanlara karşı meydan okumadır. Sistemi içerinden keşfetmek hacker’a hoşnutluk verir. Daha config edilmemiş hareketlilikleri görmek, bug’ları, işletim sisteminin içindeki boşlukları ve o anda o makineye istediklerini yapabileceklerini düşünmek hacker’a inanılmaz duygular yaşatır. Artık sistemde meydan okuma bitmiştir ve sıra başarıyla kırma olayına gelir.

+ Sistemde bulunan hacker’ların, sistemde onların loglarını temizleyecek olan, logların kenarındaki herhangi bir datayı değiştirmeleri hacker ahlakına karşıdır. Onların, kötü niyetli bazı cracker’lar gibi bu dataları yok etmek için arzu ya da ihtiyaçları yoktur. Onlar o sistemde, sistemi keşfetmek ve daha çok bilgi öğrenmek için vardır.

Bu yolda başkaları tarafından "hacker" olarak tarif edilmek, başkaları tarafından normal bir insan olarak tarif edilmekten daha iyidir. Hacker’lar kendilerini bir şeyin seçkin kişisi olarak dikkate alırlar (yeteneğe dayatılmış liderlik gibi). Ve yeni gelenlere gurur ve şefkatle "hoşgeldin" derler. Ama yeni gelenler için bu belki de bir ego tatminidir, kendisini "hacker" olarak kabul ettirmek istediği için. Bu belki de kendisini kabul ettirmek için uğraş vermiş bilgisayar kullanıcılarının özelliğidir, "hacker olmak". Yine de gerekli bir yol gösterici olmadan bu "özentiler" sorumsuz bir şekilde, yıkıcı bir biçimde onların yeni bilgilerini kullanma yolunda cezbettirilebilir.

Her ne kadar "hacker" terimi bilgisayar kullanıcıları için uygulansa da, orijinal olarak onuru ima eder (gösterilenin üstünde olmak gibi). Medya zaman zaman bu tanımı çarpıttı ve ona onursuz bir kişilik yakıştırdı."

Başka alanlarda olduğu gibi, insanlar ilgi duydukları özel alanlarda uzmanlaşma eğilimi içerisindedirler. Hacker’lar bunlardan farklı değildir. İnternetin evrensel ticaretinin başlangıcında TCP/IP protokol suite’nin bilgilerini elde etmek için bir takım kullanıcılar vardı. Bazı insanlar onlara "TCP/IP hacker’ları" diye başvurdular.

Bugün bu farklılık seyrek olsa da TCP/IP’yi internetin ayrılmaz bir parçası yaptı. Hacker’lar muhtemelen içinde bulundakları farklı konumlara ve tercih ettikleri işletim sistemlerine göre sınıflandırılırlar (UNIX Hacker, NT Hacker, Novell Hacker vb…). Her ne kadar hacker’lar bir işletim sisteminin sınırlılığında kalmak istemeseler de..

Öyleyse hack nedir?

Bunu birisi şöyle tanımlayabilir:

"Kullanma yetkisi olmayan bir sisteme erişim" Bu, işletim sistemin açığı tarafından ya da sadece hakkı olmayan bir dosyaya ya da dizine erişim hakkı yaratmak için doğru kullanıcı tanımlamalarını ve password kombinasyonunu tahmin etmekte kullanılmış olabilir.

Yukarıda bahsedilenlerden çok daha fazlası var. Bunu resimle göstermek soru sordurabilir:

"İlk olarak, neden başkasının bilgisayar sisteminde kanuna aykırı olarak bir erişime sahip olmak istiyorsun? Güvenlik sistemini test etmek için mi? Güvenlik yöneticisinin yasadığı erişimlerini önlemedeki yeteneğini test etmek için mi? Yoksa, elektronik düzende saklanan bilgileri elde etmek için mi?"

Ne olursa olsun durum şöyle olabilir: Amaç sistemin en geniş yerinden en sınırlı yerine kadar kişileri önlemek ve ortalama kullanıcının yeteneklerine karşı üstün çıkmaktır.

Birçok yazar, yeni başlayanlar için hack bilgileri hakkında UNIX işletim sistemini önerir. Bu yaklaşım yirmi yılı aşkın bir süreyi izledi. 1969’dan beri UNIX işletim sistemi hala hacker topluluğu için en gözde hedef olduğunu hatırlatır işletim sistemleri arasında.

Aşağıda "hack öğrenmek" isteyen insanlara rehberlik edeceğine inandığım satırları sunuyorum:

1. Linux işletim sisteminin bir kopyasını elde edin. Bunu ücretsiz olarak sağlayabilirsiniz. Tıklayın. Tercihen full versiyonu PC’nize kurun.

2. Mümkün olduğu kadar çok okuyun. Bu "hacker" olmak için en önemli kuraldır. Yeryüzünde hiçbir bilginin tek başına parçası yoktur, böyle bir şey hiçbir zaman hiçbir yerde varolmadı, yazılmadı. İşte bu meydan okuyuş bunu ortaya çıkarmak içindir.

3. Manual on-line yardım dosyaları herhangi bir UNIX sisteminde bulunur. Okuyun.

4. Çok az insan internet özelliklerinin nasıl olduğunu anlar. Eski bir özdeyiş şöyle der: "Araba kullanmayı öğrenmeden önce motor düzeninin nasıl çalıştığını öğren. Çünkü bozulduktan sonra sana yardım edecek olan odur" Aynı şey insanların internet’e girişlerinde de söz konusudur. Internette yorumlardaki istekleri okuyun, firewall’ları öğrenin ve diğer internet güvenlik ürünleri ulaşılabilirdir, araştırın.

5. Sabır ve hedef belirleme. Herhangi bir sisteme girmeye çabalamadan önce, işletim sistemi hakkında elinizde bilgi olması lazım. Ve sonra bilinir ki bug’lar, fixes’lar burada birleşmiş. Bu sisteme dokunmadan önce onun hakkında bilgi almak yararlı olur. Bir sistemin içine işleyen istenilen bilgiyi ele geçirmek için çok çeşitli yollar vardır.

6. Herşeyi planlamak. Sağlıklı bir hack yapmak için direk dalış yapmadan önce asla baştan çıkmamalısınız, sistemde tökezleyebileceğiniz yerleri düşünmelisiniz. İlk önce hedefinizi hazırlayın. Uğruna sisteme erişebildiğiniz ve bunu başardığınız şey nedir? Hazır konudayken, bir uyarı yapayım. Tecrübesiz hacker’lar asla güvenmedikleri biri tarafından tavsiye edilen sisteme girmek için çaba göstermezler. O sisteme sizden önce kimin girip ne yaptığını bilemeyebilirsiniz. Bunu mutlaka elde edeceksiniz ve sizden önce sisteme girmiş olan bu cracker’ların kötü niyetlerini ve verdikleri zararları ayıplayacaksınız.

7. Hack, yukarılarda uçacak, görülebilir etkileri sersemletecek, kodları kıracak cazibeli bir şey değildir filmlerde yapıldığı gibi. Eğer bu ses etkisiyse ve elektronik dataların transferini temsil ediyorsa bu sizi hacker olmaya yönlendirecek ve sonra işte yanlış yerdesiniz demek olacak.

8. Eğer "kartlarla uğraşma" ile ilgili iseniz, ya da bu şekilde sahte aktivitelerle, bundan sonraki yeriniz hapis olacaktır! That is NOT what true hacking is all about!!! Hollywood’un "hack" kavramını ticarileştirdiğinden beri ahlak sistemindeki değişimler ve ahlak değerlendirmeleri meydana çıktı. Böylece bu internetteki alt hacker kültürünün derinliklerine kadar işledi. Bu açıkça herhangi birisinin IRC’de #hack kanallarını ziyaret etmesinin nedeni durumuna geldi. Bu kültür bir çeşit teenage-punk gençliği tarafından hakimiyet altına alındı, stereo tiplerinin gerçek hack hareketleri ilgisi kalmadı (gerçek duygularda).

9. Hack bilgi sistemlerini sorumsuzca kullanmak uğruna bir özür değildir. Evet, "hack" in anlamı sisteme yetkiniz olmadan giriş yapmaktır. Evet, o imkanların izinsiz kullanımıdır… Fakat o sana ASLA sistemdeki hehangi bir datayı yok etmek, tahrip etmek için yetki vermez. Hack toplumu, standartlarında ve ahlak

kurallarında sağlam olan gerçek toplumları sever.

Sonuç olarak eğer hala "hacker" olmak istiyorsanız bu yükümlülükleri üzerinize almalı ve bu beklentilerle yaşamayı öğrenmeye adapta olmalısınız. Bunların dışında bulunan bir sürü "hacker" var. Seçim sizin…..

Yabancı Forumdan Alıntıdır.

VİDEO : Yapay Zekada Gelinen Son Nokta

VİDEO LİNK :

ARAŞTIRMA DOSYASI : 2014’e Hazırlanan Avrupa Birliği

Avrupa Birliği (AB) 2014 yılı Yıllık Büyüme Raporu’nu yayınlayarak 2014 yılını meşgul edecek yeni bir gündem oluşturmuştur. Bu raporla birlikte AB tarihinde ilk defa bu yıl, bütçeler henüz daha ulusal parlamentolara sunulmadan Avrupa Komisyonu’na sunulmuştur. Böylelikle daha uygulamaya geçilmeden Komisyon gerekli gördüğü bazı üyelere uyarılarda bulunmuş ve 2014 yılının ekonomik gündemi şimdiden oluşturulmaya başlanmıştır. Bu çalışmada da Avrupa Komisyonu’nun 2014 Yıllık Büyüme Raporu açıklamaları esas alınarak, Avrupa’yı bekleyen gelişmeler ve AB’nin genel durumu ele alınacaktır.

2014 AB bütçe hedeflerine uyamayan devletlerin Komisyonun bu açıklamaları dahilinde bütçelerini kendi parlamentolarına sunmadan önce yeniden gözden geçirmeleri beklenmektedir. Genel olarak, ekonomik krizdeki Avrupa Birliği, üyelerinden bütçede dengeye ulaşılana kadar bütçe açığı ve kamu borçlarını düşürmelerini beklemektedir. Ekonomisinde özellikle borçlarını düşürmek suretiyle iyileşme görülen ülkelere sağlanan hoşgörü ise İtalya’ya bu alanda başarılı olamadığı gerekçe gösterilerek sağlanmamıştır. Bu bağlamda İspanya ve İtalya’nın 2014 yılı için sunmuş oldukları bütçe taslakları AB hedeflerini karşılamayacağı endişelerinden dolayı Komisyon tarafından şimdiden uyarılmışlardır.

Bu bakımdan Komisyon’un birliğin üçüncü büyük ekonomisine dahi anlayış göstermediği dikkat çekmiş ve bu hususta Yunanistan ve İspanya gibi kredi vermekten öte kredi alan ülkeleri endişelendirmektedir. İspanya’nın 2014 yılı için planlanan bütçe taslağı ile 2016’dan önce Avrupa Birliği’nin mali politikalarını karşılayamayacağı endişeleri bildirilmiştir ("at risk of non-compliance”). Buna karşın, Hollanda ilerlemesiyle göz doldurmuş ve Fransız hükümetinin gayretleri dikkat çekmiştir. Fransa’nın Avrupa’daki ekonomik krizden en çok etkilenen ülkelerden biri olarak Komisyon’un deyimiyle “sınırlı bir ilerleme” (limited progres) de olsa bütçe açığını gayrisafi yurtiçi hâsılasının %3’ünün altına düşürdüğü gözlerden kaçmamıştır.[1]

Beklentiler ekonomik krizle mücadelesine devam eden Avrupa ekonomisini yakın zamanda olası deflasyon ve fiyat düşüşleri tehdit edeceği yönündedir. Bu risklerin önünün alınamaması durumunda ise sorunların büyüyeceği söylenebilecektir. Zira tüketicinin birikimini yastık altı etmesi, para akışının zayıflaması ve olası borç krizleri Avrupa başta olmak üzere küresel ekonomiyi tehdit etmektedir. Avrupa Merkez Bankası’nın geçen hafta faiz oranlarını düşürmesi deflasyon beklentisinin doğruluğunu vurgulamaktadır. Bu nedenle, Avrupa Merkez Bankası’nın yılsonuna kadar Euro Bölgesi bankalarının denetimini üstlenebilmesi için planın acilen tamamlanması gerekmektedir.

Açıklamalarda dikkat çeken diğer husus ise Lüksemburg, Finlandiya, Avusturya, Belçika, Hırvatistan, Estonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, İtalya, Litvanya, Lüksemburg, Malta, Hollanda, Polonya, Slovakya, Slovenya ve İspanya’nın bütçe beklentilerini karşılamama olasılıkları nedeniyle takip edilecek ülkeler listesinde yer almalarıdır.

Avrupa Birliği’nin karar alma mekanizmasını yavaşlatan milli irade unsuru bu görüşmelerde de etkili olmuş ve maliye bakanları ortak bir çözüm kararına varamamışlardır. Birliğin lokomotifi görevindeki Almanya, Avrupa Komisyonu’nun sunduğu taslakta önerilen temel maddelerin kabul edilemez olduğunu yinelemiştir. Böylelikle 28 üye ülkenin milli çıkarlarının ortak bir çözüme varılmansa engel oluşu sürecin uzayacağına ve AB’nin manevra alanını daralttığı yönündeki tartışmaları alevleneceğe benzemektedir. Bunun üzerine Avrupa Merkez Bankası’nın, planın bu yılın sonuna kadar tamamlaması çağrısı başta Almanya ve hedefleri yerine getirememe olasılığı olan üyeler olmak üzere, Komisyon üzerinde güçlü bir baskı oluşturacaktır.

Tüm bunların yanında, Euro Bölgesi’nde Yunanistan, İspanya, İtalya gibi birçok ülkede ekonomik kriz hızla sürerken, Almanya’nın dış ticaret fazlası vermeye devam etmesi dikkatlerden kaçmamıştır. Almanya’nın bu başarısının ardındaki en büyük sebeplerden birisi de ekonomisinin, krizdeki Avrupalı diğer birçok ülkeden daha istikrarlı ve güvenilir olmasıdır. Üye ülkelerin dış ticaret fazlasının yüzde altıdan fazla olmaması gerekirken Almanya AB’nin bu kuralını 2006’dan bu yana ihlal etmektedir.[2] Bu nedenle, Brüksel hükümeti yeni bir hükümet kurma çabasındaki Almanya’nın dış ticaretini incelemeye almıştır.

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in liderliğinde oluşması planlanan yeni koalisyon hükümetininse atacağı adımlar üzerindeki tartışmalar devam etmektedir. Deutsche Bank ekonomistlerinden Dr. Heiko Peters, Avrupa Komisyonu’nun Almanya’ya iç talebi güçlendirmesi ve ücretlerde artış sağlamasını önereceği ihtimalleri üzerinde durmaktadır. 22 Eylül genel seçimlerinden sonra Almanya gündeminden düşmeyen asgari ücret ve vergi artışı tartışmaları Almanya’nın krizle mücadelede kemer sıkmaktan yorulduğunu gösterdiği şeklinde yorumlanabilir. Almanya Başbakan’ı Angela Merkel’in tasarruf politikalarını krizle mücadele için uygun bulmayan Sosyal Demokratlarla (SPD) kurulması muhtemel koalisyon ile Almanya’nın yeni ekonomi politikaları ve ekonomik krizle mücadele hem Almanya’da kurulacak koalisyon hükümetinin hem de AB’nin gündemini oldukça meşgul edeceğe benzemektedir.

Dikkat çeken diğer bir nokta ise bazı üyelerin vatandaşlık kurallarını kolaylaştırma yoluna gitmesidir. Vize kolaylığı uygulamalarıyla vatandaşlık şartlarında değişiklik yaparak yatırım şartları ve ücret karşılığı pasaport sunan ülkeler hem kendi ekonomilerine canlılık kazandırmaya çalışırken hem de Avrupa’ya dolaylı olarak yatırım çekmektedirler. Vize kolaylığı sağlayan ülkelerde yeni düzenlemelerle ilgili toplumsal birtakım tepkiler oluşsa da bu düzenlemelerin başka üyelerce de devam ettirileceği beklentileri yüksektir. Bununla birlikte, üyelerin vize uygulamalarında kamuoyuna ‘kolaylıklar’ olarak yansıyan ücretlendirmelerin en çarpıcı yanı ise, zaman zaman ‘elit kulübü’ olarak eleştirilen birliğin ‘zenginler kulübü’ olma yolunda ilerlediği yolundaki yeni söylentilerdir.

Zira Malta’nın vatandaşlık ilanında ‘sadece saygın vatandaşların kabul edileceğinin (only highly respectable clients will be admitted)[3] yer alması eleştirilere adeta davetiye çıkarmıştır. Malta hükümetinin belirlemiş olduğu 650 bin Euroluk vatandaşlık ücreti ülkede şimdiden büyük tepki görmüş olsa da, özellikle Komisyonun bu hususta yaptırımının olmayacağı hususundaki açıklamalarından sonra geri dönüş yapmayacağı beklenmektedir. Aynı çerçeveden bakıldığında Kıbrıs’ın ekonomik krizde üç milyondan fazla para kaybeden yabancı yatırımcılarına sunduğu vatandaşlık hakkı da hem yatırımcı hem de Avrupa için kazançlı bir sonuç doğurmaktadır.

Benzer uygulamaların Macaristan, İspanya, Fransa, Kıbrıs gibi üye ülkelerde hızla devam ettiği gözlemlenmektedir. Bu bağlamda AB istatistik kurumu Eurostat’ın verileri en büyük yeni Avrupalıların Fas ve Türk olduğunu göstermiş ve Fransa, İspanya ve Almanya en çok yeni vatandaş edinen Avrupa üyeleri olmuştur.[4] Komisyon sözcülerinden Michael Cercone’nin vatandaşlık kurallarını belirlemede devletlerin özgür olduğunu ve müdahaleye kapalı bir alan olduğunu vurgulaması benzer düzenlemelerinin başka üyelerden de gelme beklentilerini kuvvetlendirmektedir.[5] Bu durumun bir yarış halini almasını önlemek üzere, ekonomik krizden atlatıldığında ya da daha olumlu ilerlemeler yaşandığında ortak bir karar alınmasını gerektireceği öngörüsünde bulunmak mümkündür.[6]

Euro Bölgesi

Euro bölgesinin genel durumunda iyileşme gözlemlenmektedir. Fakat aynı iyileşme ülke bazında ele alındığında farklı sonuçlar doğurmakta ve Almanya gibi bazı ülkelerin krizle mücadelede daha ileri oldukları görülürken İspanya gibi bazı ülkelerinse bu ilerlemeyi yakalayamadığı ortaya çıkmaktadır. Almanya’nın ekonomik krizdeki diğer üyelerin arasında yıldızının parlamasıyla dış ticarette yaptığı ataklar, zaten başarılı bir ekonomiye sahip olan Almanya’yı daha da kuvvetlendirecektir. Bu noktada iki farklı görüş üzerinde durmak mümkündür: Güçlenen Almanya’nın birliğin lokomotifi olarak devam etmesi Almanya’daki Avrupa’yı ayakta tutmak için hep daha çok çalışmak zorunda kalmak algısını körükleyeceğinden Almanya’daki yeni koalisyonun gergin bir dönemden geçeceğine işaret etmektedir. Bu durumda da geçmişte, Yunanistan gibi, bazı ülkelere karşı sert bir üslup takınan Almanya’nın Komisyon’da biraz daha fazla otoriter ve gergin olacağı ve bunun da zaman zaman diplomatik gerilimlere sebep olacağı öngörüsünde bulunmak yersiz olmayacaktır. Bu bakımdan AB birlikteliğinin ekonomik krizle birlikte zarar gördüğü görüşü çerçevesinde Almanya’nın oynadığı rolün belirleyiciliği artmış olacaktır. Zira Almanya’nın huzuru ve huzursuzluğu birliğin huzurunu etkileyecek en önemli unsurlardan biri olacaktır.

Diğer yandan, Almanya’nın AB kurallarının dışına çıkarak gösterdiği bu ilerleyişin önünün alınmasının gerektiği görüşü de meşru gerekçelerden kuvvet alınarak ileri sürülebilecektir. Bu durumda da birliğin bekasına yarar mı yoksa zarar mı verildiğinin iyi tahlil edilmesi gerekmektedir: Almanya’nın güçlenmesini bireysel anlamda değerlendirerek sadece devletin kendisinin güçlenmesi mi yoksa bu gücün birliğe yansıyacağı yani AB’nin kuvvetlenmesi olarak mı yorumlandığı dikkatle incelenmelidir. Zira bireysel olarak Almanya’nın kuvvetleneceği algısından hareket eden bazı kesimler Komisyonun Almanya’nın bu ilerlemesine müdahale etmesi gerektiğini ileri sürebileceklerdir. Öte yandan bu ilerleyişi Avrupa’nın iyiliği için önemli bulanlar, olası müdahaleye karşı çıkarak AB kurallarını görmezden gelecekler ve Almanya’nın AB üzerindeki olası otoritesinin önünü açacaklardır.

Değerlendirme

Komisyonun bazen üyelerdeki ilerlemeyi dikkate alarak kurallarında şeffaf olabileceği ve Avrupa’nın içinde bulunduğu ekonomik çıkmazda Almanya’nın durdurulmasının ne derece anlamlı kalacağı dikkate alındığında ise; şimdilik bu ilerleyişin hem birlik hem de Almanya için olumlu olduğu gerekçesiyle olası bir müdahalenin çok uzak bir tarihte olabileceğini söylemek yerinde olacaktır. Hâlihazırda Almanya’nın ekonomik ilerleyişi vize kolaylıkları gibi yeni çıkışlar bulmaya çalışan Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu bir durumdur.

Bunlara rağmen müdahale kararı alınmasının mevcut şartlarda oldukça zor olduğunu söylemek mümkündür. Zira Alman ekonomisinin rekabet gücünün ve ürün kalitesinin yüksek olması bir yana, gelen yatırımcıya dur demesi de akılcı gözükmemektedir. Bu nedenle Komisyon’un Almanya’ya dur demekten ziyade Almanya’nın dış ticaretini harekete geçiren etmenlerin başında gelen geride kalan üyelerin sorunlarını çözmesi daha rasyonel ve faydalı olacaktır. Avrupa’nın en sıkıntılı sorunlarının başında gelen genç istihdamı sorununa yönelmesi ve bu alanda yeni reformların yapılması bu bakımdan ivedilik arz etmektedir. Özellikle Avrupalı çevre ülkelerde yapılacak kurumsal reformlar bu soruna çözüm oluşturacakken Alman ekonomisinin desteğine ihtiyaç duyulacaktır.

Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde Komisyon’un bu kararları ve üyelerin bireysel adımları Avrupa içinde bazı rahatsızlıklara sebebiyet verebilir. Bu bakımdan aşırı sağı yakından incelemek ve takip etmek gerekmektedir. Euro’nun Avrupa’yı zayıflan bir olgu olduğu görüşündeki eleştirilere en büyük cevap yapılacak başarılı reformlar olacaktır. Zira ekonomik krizde içe dönen ve bireysel hareket eden ülkelerin Birliğin bu mücadelesinde dayanışmayı tekrar merkezine alıp yeniden birlik gibi olması gerekecektir. Bunun da bir hayli zaman ve sabır gerektirdiğinin altı bir kez daha çizilmelidir. Aksi takdirde, zengin yeni Avrupalıların şimdi cazip görerek yöneldikleri Avrupa vatandaşlığı cazibesini kaçıracaktır

Üzerinde durulması gereken bir diğer önemli husus ise maliye bakanlarının görüşmelerinde ortak çözüm için bir karara varılamamasının sıradanlığı olmuştur. Bu durum AB üyeleri olmak üzere kimse için şaşırtıcı olmamış ve AB karşıtı sağ görüşlülere eleştirmeleri için fırsat tanımıştır. Zira Hollanda’dan Geert Wilders’in Hürriyet Partisi (PVV) ve Fransa’dan Fransız Milliyetçi Cephesi’nin Parlamento seçimlerinde birleşme kararı almaları, bazı çekinceleri harekete geçirmektedir.[7] Bu iki aşırı sağ partinin birleşerek Avrupa’da İslam karşıtlığı ve aşırı milliyetçiliğin yayılmasına öncülük edecekleri; bazı ülkelerde, yabancı uyruklu (Fransa’da olduğu gibi, demokratik olarak seçilmiş olsalar bile) vatandaşlara karşı artan hoşgörüsüzlük vize kolaylıklarıyla ilerleme kaydetmeye çalışan AB’yi zorlayacağa benzemektedir. Hem farklı ırklara kapalı bir anlayışın gelişeceği hem de Avrupa Birliği’nin yapısal olarak reddedileceği öngörülmektedir. Zira aşırı sağın tabanının genişlediği de dikkate alındığında bu sadece Avrupa Birliği’nin kurumsal işleyişini daha da yavaşlatmakla kalmayacak, Avrupa’da toplumsal huzursuzluklara ve hak ihlallerine kapı aralayacaktır. Sonuç olarak, ilerleyen dönemlerde AB’nin sadece krizle değil, içerideki aşırı sağın muhalefetiyle zorlu bir mücadeleye gireceği ve bu mücadelede yıpranması kaçınılmaz görünmektedir.

PROGRAM TAVSİYESİ : Auslogics Disk Defrag

Kompakt ve hızlı birleştirici 11.000.000
dünya çapında kullanıcısı var. Diskinizdeki dosyaları birleştirme ve yeniden düzenleyerek bilgisayarınızın performansını artıracaktır.

  • Bütünleştirir (dosyaları ve boş alanı)
  • Arka planda sessizce çalışabilir
  • Diskin hızlı kısmına sistem dosyalarını taşır
  • Tek bir dosya veya klasör birleştirme olabilir
  • Kesinlikle ev kullanıcıları için ücretsiz

Buradan ulaşabilirsiniz.

PROGRAM TAVSİYESİ : Cyberfox 25.0.1

Cyberfox 25.0.1 yayınlandı.

Yenilikler ve düzeltmeler:

– "about:healthreport" performansını artırmak için, kaldırıldı. (Mozilla’nın Veri Raporlama Son Bölümü).
– Boş kara kutu eklentileri üzerinde gri kutu görüntüleri, düzeltildi.
– about: preferences altına tüm seçenekleri görüntüle, eklendi.
– Firefox 25.0.1 ile gelen düzeltmeler ve yenilikler, eklendi.

Cyberfox 25.0.1 Intel

Cyberfox 25.0.1 AMD

MUSTAFA SARIGÜL DOSYASI : Deniz Baykal 8 yıl önce Sarıgül’ü suçlamıştı

CHP’nin 2005 yılındaki kongresinde Deniz Baykal’ın Sarıgül’e yüklendiği görüntüler dün gece Beyaz TV’deki Dinamit programında yayınlandı.

Beyaz TV’de yayınlanan moderatörlüğünü Latif Şimşek‘in üstlendiği Dinamit adlı programda eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal‘ın Mustafa Sarıgül hakkındaki yolsuzluk dosyaları tartışıldı. Programda o gün yaşananlar kesit kesit izleyicilere izletildi.

İşte o görüntüler:

VİDEOYU BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

%d blogcu bunu beğendi: